Harun Yahya

Meksika’daki “Emperyal Başkanlık” Sistemi




Meksika Birleşik Devletleri, uyuşturucu kaçakçılığı denilince akla ilk gelen ülkelerden birisi. Dünya kamuoyunda ülkenin adı uyuşturucu kartelleri, cinayetler, adam kaçırmalar, hırsızlık, gasp, rüşvet ve silah kaçakçılığı gibi suçlarla anılır durumda.

Uyuşturucu mafyasının, idareye ve siyasi aygıtlara çok güçlü bir şekilde sızmasından dolayı Meksika, Kolombiya ve Peru gibi ülkeler Amerikalılar tarafından “Narko-demokrasi” olarak adlandırılıyor. Bu ülkelerde karteller için “gölge iktidarlar” tanımı yapılıyor.

UYUŞTURUCU KARTELLERİ EYALETLERİ ELE GEÇİRMİŞ DURUMDA

31 eyalet ve bir federal bölgeden oluşan Meksika’da neredeyse her eyalet uyuşturucu kartellerinin elinde. Birçok eyalette de uyuşturucu kartellerinin güç savaşları var.

Ülkedeki uyuşturucu kartellerinin emrinde yaklaşık 200 bin kişi çalışıyor. Aynı zamanda Amerika’dan silah kaçakçılığı da yapan bu karteller ülkede dehşet saçmaya devam ediyor. Meksika mafyasının, diğer ülke mafyalarından bir farkı, zırhlı araçlara, helikopterlere, ordu içinden generallere, kendi silahlı birliklerine sahip olması. Ülkemizdeki bölücü terör örgütü PKK gibi bu karteller de eyaletlerde kendi mahkemeleri, kendi vergilendirme sistemlerini kurmuşlar. Devlet içinde devlet olmuşlar.

ABD, İngiltere ve Avrupa ülkelerini de kapsayacak şekilde uyuşturucu ticareti yapan Sinola Karteli en büyük uyuşturucu şebekelerinden birisi. Meksika’da 17 eyalette faaliyet gösteren kartelin sadece 2008-2012 yılları arasında, Chihuahua eyaletinin ABD sınırındaki Juarez kentini ele geçirmek için öldürdüğü insan sayısı 10 bin. Şehir bu yüzden “dünyanın cinayet başkenti” olarak anılıyor. Yine, 11 eyalette faaliyet gösteren Zeta Karteli ise 1999 yılında askerlerin rütbelerini bırakarak uyuşturucu işine girmesiyle kuruluyor. Kartel, ABD hükümeti tarafından “Meksika’daki teknolojik olarak en gelişmiş, sofistike ve tehlikeli kartel” olarak nitelendiriliyor. Meksika, böyle irili ufaklı onlarca suç şebekesinin kontrolü altında. Bu gücün arkasında hiç şüphesiz siyasetçiler, yargı, medya ve askerler de yerini almış durumda. IŞİD’in vahşi şiddet yöntemi olan kafa kesme dünya çapında büyük yankı uyandırırken, Meksikalı uyuşturucu kartellerinin gözdağı vermek için uyguladıkları kafa kesme, kafa derisi yüzme gibi acımasız şiddet eylemleri dünya kamuoyunda artık yer dahi almıyor.

Meksika, Eylül 2014’te de 43 öğrencinin kaçırılması ve ardından Kasım ayında öldürülmesiyle dünya kamuoyunda yine geniş bir şekilde yer aldı. Guerrero eyaletinin Igula kentinden geçerken mola veren öğrencilerin önce göz altına alınması, ardından da bu öğrencilerin eyalet belediye başkanının eşi tarafından uyuşturucu karteline teslim ettirildiği iddiaları da önemli bir makamdan, Meksika Başsavcılığı’ndan geldi. İddianameye göre, eyaletin ‘first lady’si her ay düzenli şekilde rüşvet verdiği uyuşturucu kartelinden, kendisini protestoya geldiğini düşündüğü öğrencilere yönelik bir ders verilmesini istedi. Sonuç, 43 öğrenci katledildi. Yoğun protestolar ülke çapına yayılınca yetkililer önce 22 polisi, ardından da Belediye Başkanı Abarca’yı gözaltına aldı.

Bu ve benzeri olaylar, ayrı kongre ve anayasalara ait eyalet yönetimlerinin denetimdeki zorluğunu da ortaya koyuyor. Eyaletlerde seçimle başa gelen valiler de 6 yıl boyunca görevde kalıyor. Bu da uyuşturucu kartellerinin işine yarayan bir durum. Devlet kurumlarını ele geçiren mafya için güçlü yöneticileri kullanmak çok önemli bir yöntem olmuş durumda.

Bir yandan yetkileri geniş valiler, diğer yandan eyaletler içinde özerk belediyeler ülkede her zaman sorun yaratabiliyor. Örneğin, ülkenin güneyindeki Oaxaca eyaleti, 1995 yılından beri öğretmen sendikalarının başını çektiği isyanlarla karşı karşıya. Eyaletin 570 belediyesinden 418 tanesi özerk yaşıyor. Bu durum, eyalet genelinde halkın kendi kendini yönetme isteğini ortaya çıkardığı için isyanlar başlamış durumda. 2006’da isyanları iyice arttıran şey, yeni valinin bölgeyi turizme uygun hale dönüştürmek için baskıcı politikalar kullanması. Vali protestoları yasaklıyor, ancak bu tutum protestoları daha da arttırıyor.

Meksika’nın sorunlu bölgelerinden birisi de, silahlı Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun buluğundu en fakir eyalet olan Chiapas. Bağımsızlık isteyecek güçleri olmadığından daha fazla imtiyaz ve özerklik için mücadele veriyorlar. 1994 yılında ayaklanma başlattılar. Dönem dönem birçok belediyeyi işgal ettiler. 1996 yılında Meksika Devleti bu hareketi tanıyarak onlarla anlaşma yaptı.

MEKSİKA’DA ŞİDDET ÖNLENEMİYOR

BBC’nin verdiği “Meksika’da suç ve şiddet” konulu araştırma rakamlarına göre, sadece 2013 yılında tahmin edilen adam kaçırma vakalarının toplamı 123,470. Aynı araştırmaya göre ülkedeki suç olaylarının %94’ü hakkında soruşturma açılmamış. 2006 yılından bu yana ‘kaybolan’ insanların resmi verilere göre toplamı 22,322. Bu rakama, 2006-2012 yılları arasında Başkan Calderon tarafından başlatılan uyuşturucu kartellerine yönelik mücadelede ölen insanların rakamı olan 70 bini de eklemek gerekiyor. En az bir üyesinin suç olayına maruz kaldığı hane sayısı 10,7 milyon.[1]

MEKSİKA’DA  “EMPERYAL BAŞKANLIK SİSTEMİ” VAR

Meksika’da ABD’den çok daha geniş yetkilere sahip bir başkanlık sistemi söz konusu. Başbakan ve başkan yardımcısı yok. Sadece bir kez bu göreve gelen başkanlar 6 yıl boyunca bu görevinden alınamıyor. Tek turlu seçim sistemiyle en çok oyu alan kişinin başkan seçilmesi sistemin en zayıf yönlerinden biri.

Temmuz 2012’de yapılan seçimleri %38 oyla kazanan Enrique Pena Nieto kazandı. Halkın %62’sinin oyunu alamamasına rağmen 6 yıl boyunca yürütme yetkisi sadece Nieto’da olacak. Başkanın bakanları, Anayasa Mahkemesi yargıçlarını, başsavcıyı, emniyet genel müdürünü ve kuvvet komutanlarını büyükelçileri atama yetkisine sahip olduğunu düşünürsek durumun vahameti iyice gözler önüne seriliyor. Başkanın yetkileri bununla da sınırlı değil. Meclisin kabul ettiği yasaları hatta bütçeyi veto edebiliyor, meclise yasa tasarısı sunabiliyor. Amerikan Başkanlarında olmayan meclise yasa tasarısı sunma yetkisi Meksika Başkanı’nda var. Ayrıca, partisinin vekillerini ve kendisinden sonra gelecek halefini, yani başkan adayını da seçebiliyor. Uluslararası anlaşmaları müzakere edebiliyor.

Washington, DC merkezli araştırma kurumu Center for Economic and Policy Research’ün de şaibeli dediği 2006 yılındaki seçimler hakkında halkın %36’sı seçimlerin hileli olduğunu düşünürken, 2012 seçimleri için de bu oran yine pek değişmemiş durumda. Hemen hemen her seçimde uyuşturucu kara parasının kampanyalarda kullanıldığı yönünde karşılıklı suçlamalar yapılıyor.

Hatta eski Meksika Devlet Başkanı Carlos Salinas döneminde (1988-1994) iktidarın seçim kampanyalarının finansmanını uyuşturucu baronları üstleniyor. O dönem için Meksika Başsavcılığı, 30 milyar $ kara paranın borsa ve özelleştirmeler üzerinden aklandığını belirtiyor. Sonraki Başkan Ernosta Zedilla, 1996 yılında yaptığı bir açıklamada, “Hükümette yer alan bazı kişiler, uyuşturucu kaçakçılarının çıkarlarına hizmet etmiş olabilirler” açıklaması yapıyor.

Zengin 10-12 ailenin uyuşturucu kartelleri içinde olduğu ve ekonomiyi elinde tuttuğu Meksika’da, güçlü destek isteyen siyasiler de zamanla bu sisteme dahil olabiliyor.

Bir de bu ortamda tek turlu seçim yapılıyor olması ve başkana verilen aşırı yetkiler Meksika’daki sistemi bir “Emperyal Başkanlık” haline getiriyor.

Human Rights Watch örgütünden Jose Miguel Vivanco, Meksika’daki insan hakları ihlallerini “Adalet mekanizmasının çalışmaması” olarak yorumluyor. Ülkedeki ‘faili meçhuller’in siyasal ve toplumsal yaşama yön veren bir ‘şiddet aracı’ olarak kullanıldığı yine örgütün raporlarında yer alıyor. Vivanco, “Yargı yavaş çalıştığından yolsuzluk, baskı ve gözdağına açık bir hal alıyor. İhlaller örtülüyor. İşkence ve faili meçhuller bu sebeplerle alıp başını gidiyor” şeklindeki açıklamalarıyla Meksika’yı özetlemiş de oluyor. Yargı ve güvenlik güçlerinin başında da Başkanın bulunması ‘güçler ayrılığı’ yerine ‘güçler yapışıklığı’ meydana getiriyor ve ülkedeki başkanlık sistemini demokratik bir rejim olmaktan çıkarıyor.

MEKSİKA’DA GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ

Meksika, ekonomik gelişmelerden daha çok orta ve üst sınıfın faydalandığı ülkelerden birisi. İhracatının üçte ikisini Amerika’ya yapıyor. Petrol üretiminde dünya yedincisi ve on birinci petrol ihracatçısı. Buna rağmen, 1994 krizinin ardından 1995’te özel bankaları çökme noktasına gelmiştir. Amerika bu bankaları kurtarma karşılığında Meksika’nın ekonomik politikalarında veto gücünü elde etmiştir. Turizmde ve bakır başta olmak üzere doğal kaynaklarda da zengin bir ülke olmasına rağmen Meksika’da kişi başına düşen milli gelir 14 bin $ seviyesindedir.

Ülkede gelir dağılımındaki eşitsizlik, ülke genelinde uyuşturucu kartellerinin kara parası ile iyice artmaktadır. Meksika kartellerinin sadece Amerika’ya olan yıllık cirosunun 6,5 milyar $ olduğu tahmin edilmektedir. Amerika’daki uyuşturucu piyasasının %60’lık bölümü Meksika’dan sağlanmaktadır.

BAŞKANLIK SİSTEMİ ÇÖZÜM DEĞİL

Hepsi de başkanlık sistemi içinde yönetilen Meksika, Arjantin, Kolombiya, Brezilya gibi ülkeler suçla mücadeleyi sadece mafyayla mücadele olarak algılamakta ve sonuçta başarısız olmaktadır. Sivrisinekle mücadele ancak bataklığın kurutulmasıyla mümkündür. Bu da öncelikle toplumun eğitimi ve bilinçlendirilmesi, ardından uyuşturucu mafyasının dünya çapındaki organizasyonlarına karşı uluslararası bir mücadele yürütülmesi ile olacaktır. Bu mücadelede de halkın tümünün yöneticilerin arkasında olması lazımdır. Sevgi politikaları bu kenetlenmeyi sağlayacak tek seçenektir.

Diğer taraftan, ülkenin narko-demokrasi veya emperyal başkanlık sistemlerinden kurtulup çok daha ileri seviyede bir demokrasiyi benimsemesi ve çoğulculuğu esas alması toplumdaki kırılmaları önleyecektir. Toplumdaki her görüşün yasama ve yürütme erkleri tarafından savunuluyor olması ülkedeki huzuru artıracaktır. Aksi takdirde yöneticilere olan güvensizliğin uzun yıllar boyu giderilemez olduğu algısı, toplumu rahatsız edecektir.




[1] Meksika’da Suç ve Şiddet, BBC Türkçe, https://www.youtube.com/watch?v=OR15LaXe37E



Adnan Oktar'ın Jefferson Corner'da yayınlanan makalesi:

http://www.jeffersoncorner.com/the-narco-democracy-system-in-mexico/

Masaüstü Görünümü