Harun Yahya

HDP Üniter Parlamenter Sistemi Sonlandırmak İstiyor


Türkiye, Haziran 2015 seçimleri öncesinde yeni anayasa ve yeni siyasi yönetim biçimlerinin tartışıldığı bir dönem içerisine girdi. Birçok siyasi parti, seçim beyannamelerinde Türkiye’nin geleceğini etkileyecek teklifleri halkımıza sunuyor.

HDP de geçtiğimiz günlerde, başkanlık sisteminin tüm özelliklerini barındıran bir seçim beyannamesi açıkladı. Bu beyannamede yer alan;

“Türkiye’nin tamamının özerk bölgelere ayrılması”

“Valilerin halk tarafından seçilmesi”

“Yönetilen değil, kendi kendine yöneten sistemin getirilmesi”

“Çok resmi dilli sistem”

maddeleri hiç tartışmasız Türkiye’ye federatif/konfederatif bir yapıyı getirmeye yönelik talepler.

HDP “BAŞKANLIĞA KARŞIYIZ” DİYEREK BAŞKANLIK MODELİNİ SAVUNUYOR

“Türkiye’nin tamamının özerk bölgelere ayrılması” teklifi, ülkemizi kısa vadede bölgesel özerk devletçiklere ayıracak bir sistemin hedeflendiğini göstermektedir. Böyle bir yapıya geçildiği takdirde, artık üniter bir devletin varlığından söz etmenin imkanı kalmaz. Bu durum, ülkemizde de aynı İspanya, İtalya ve Belçika’da olduğu gibi merkezi otoriteyi tanımayan ve ayrılık isteyen devletçiklerin oluşmasına neden olacaktır.

Böyle bir bölünme, her şeyden önce, etrafı sürekli güçten düşerek, birlik ve bütünlüğünü kaybeden ülkelerle çevrili olan vatanımızın da gücünü kaybetmesi, –Allah korusun- birlik ve beraberliğini yitirmesi anlamına gelmektedir.

Plan: Türkiye’de farklı etnik kökenden gelen, ve birbirinden farklı siyasi görüşlere sahip insanlarımız arasındaki yüzyıllardır süregelen, anlayış ve sevgi ortamını ortadan kaldırmak, farklılıkları bir kültürel zenginlik olmaktan çıkararak düşmanlık vesilesi yapıp, ülkemizin 20-25’ten fazla özerk devlete bölünmesini sağlamaktır. Herkes bu plana karşı uyanık olmalıdır.

Bu bölgelerin valilerinin, yani bölgesel anlamda en üst düzey yöneticilerin halk tarafından seçilmesi de, adı konulmadan bir nevi federatif devletler modeline geçilmesine sebebiyet verecektir.

Avrupa’daki üniter devletlerde valinin halk tarafından seçilmesi durumu söz konusu değildir. Avrupa’da da valiler ve bölgesel yetkililer, tıpkı ülkemizde olduğu gibi merkezi otoriteler tarafından atanmaktadır. Yani bu yönetim şekli lanse edilenin aksine bir ileri demokrasi göstergesi değildir.

Mülki idareler, yerel yönetimler karşısında güçlü olduğunda ancak gerçek bir denge mekanizmasının varlığından söz edilebilir. Dolayısıyla, yerel yönetimler güçlendirilirken mülki idare birimlerinin gücünü azaltmak demek, devletin gücünü ayrılık isteyen bölgelerde sıfırlamaya kastetmek anlamına gelmektedir.

Diğer taraftan, bir başka maddede belirtilen “Gösteri yürüyüşleri üzerindeki baskıcı sistemi kaldırma” ifadesi de çok risklidir. PKK’nın silah baskısının olduğu bölgelerde, terör örgütüyle aynı ideolojiye sahip seçilmiş valiler olması demek, devletin değil, PKK’nın varlığını dikkate alması durumunu doğurabilir. Dolayısıyla bu ortam, kamu düzeninin terör örgütünün inisiyatifine bırakılması anlamına geleceği için çok tehlikelidir.

Aynı şekilde, farklı dilli bölgeler oluşturmak, farklı kültürlü, farklı yapılı bölgesel yönetimler oluşturmak demektir.

“Yönetilen değil, kendi kendini yöneten bir sistemin kabulü” de, üniter bir devletten, küçük devletçiklere bölünmek demektir. Yani bu teklif, merkezi otoritenin ortadan kaldırılarak yetkinin bölgesel yönetimlere dağıtılması anlamına gelir. Bölge meclislerinin kurulması da, bölgesel yönetimlerin inşasına yani federasyonların oluşmasına zemin hazırlamaktır. Sonuç olarak –Allah’ın izniyle kanun ve hukukla, hiç bir şekilde izin vermeyeceğimiz- tüm bu değişikliklerin olmasının istenmesi, üniter parlamenter sistemin çalışamaz hale gelip çökmesini hedeflemektir.

Dolayısıyla HDP’nin seçim beyannamesinden açıkça anlaşıldığı gibi,  “Başkanlık sistemine karşıyız, parlamenter sistemi güçlendirmek istiyoruz” açıklamaları gerçeği hiçbir şekilde yansıtmamaktadır.

PKK ve HDP’Lİ VEKİLLER FEDERATİF BAŞKANLIK SİSTEMİNİ SAVUNUYORLAR

PKK Terör Örgütü Elebaşı Öcalan: “Başkanlık sistemi düşünülebilir... Yalnız Başkanlık ABD’deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato. İkincisi, bir de halklar meclisi. Bunun adı demokratik meclis de olabilir. Bu da ABD’deki gibi temsilciler meclisi gibi olabilir...” (1)

HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani: “Başkanlık sistemine geçiş tartışmasını erteleme şansı kalmamıştır. Yeni demokratik anayasa ile yaparak başkanlık sistemine geçiş yapabiliriz. Bugün merkezin aşırı yetkilenmesi ile tıkanan bir sistem var.” (2)

HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan: "Dünyada gelişmiş demokrasilerde başkanlık sistemleri, federasyon yönetimlerinde geçerli oluyor. Amerika federasyon, İngiltere federasyon... Almanya, Belçika, İspanya... Hepsinde eyaletler var. Hatta Fransa'da Korsika Özerk Bölgesi var." (3)

HDP Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana: “Soruyorlar; diyorlar ki, 'siz başkanlık sistemini istiyor musunuz?' Benim için kimin başkan olup olmaması önemli değil. Bizim için, bu halkın bütün değerleri için, bütün farklılıkları için, o sistemin içeriği önemli. Bireyler ile uğraşırsak, mevcut sistemin yaptıklarını unutmuş olacağız. Bizim sorunumuz şahsiyetler ile bireyler ile değil. Bizim sorunumuz bizatihi bu sistemin kendisiyledir." (4)

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş: “AKP, yerel yönetimlerin yetkilerini arttırmak zorunda. Eğer Türkiye’de toplum ikna edilirse, ileride özerklik ve federasyona benzer modeller hayata geçirilebilir.” (5)

Görüldüğü üzere, hem PKK, hem de HDP federasyonlara dayalı bir başkanlık sistemini istemektedir. PKK’nın asıl hedefi federatif bir devlete kavuşmaktır. HDP ve PKK, başkanlık sistemini sadece federasyona yol açacağı için istemektedir. (6)

HDP’nin seçim beyannamesindeki diğer maddelerine de kısaca göz atarsak;

“Eline silah almak istemeyen her genç bu bu haktan (vicdani ret) yararlanacak. Askerlik yerine kamusal gönüllü hizmet yapılacak. Koruculuk sistemi kalkacak” maddeleri, ordusu zayıflatılmış, güvenlik kuvvetleri dağıtılmış bir Türkiye’ye,

Hiçbir çılgın projeye izin vermeyeceğiz.” maddesi zayıf, gelişmemiş ve kavruk bir yapıda kalması istenen “Eski Türkiye”nin geri getirileceğine,

“Güvenlik nedeniyle yapılan sınır barajları ve HES projeleri ile kentsel dönüşümün neden olduğu yeni zorla göç ettirme politikalarından vazgeçilecek. Ekolojik dengeye zarar veren tüm projeleri durduracağız.” maddeleri, PKK’nın geçiş yolları üzerine kurulan güvenlik barajları, kalekol ve bölgenin her noktasına ulaşımı kolaylaştırıcı havalimanı inşaatlarının durdurulacağına,

“Hasta tutsaklar HDP iktidara geldiği zaman serbest kalacak” maddesi, PKK’lı katillerin hastalık kisvesi altında, suçsuz ve tutsak olarak gösterilmeye çalışılabileceğine,

“Politik suçlar suç kategorisi olmaktan çıkacak.” maddesi, Öcalan ve PKK Terör Örgütü elebaşlarının affedilmesine yol açmaya,

“Hakikat komisyonları kurulacak. Tarihte halklara yapılan soykırım ve katliamlar karşısında, halklardan devlet adına özür dilenecek.” maddeleri, son 100 yılda Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerine atılı sözde katliam/soykırım gibi iftira ve suç isnatlarının delilsiz mesnetsiz bir şekilde kabulüne yarayacağına,

“Hükümetin grev erteleme yetkisi kaldırılacak.” Maddesi, yeni sokak kalkışmaları ve ihtilal denemelerinde en birincil metot olarak kullanılacağına,

“Zorunlu din dersleri kaldırılacak.” maddesi de maneviyatsız ve ülküsüz bir gençlik hedeflendiğine işaret etmektedir.

HATALI BİR SİYASİ REJİM TERCİHİ ÜLKEYİ BÖLER

Bölünme riski olan ülkeler için ‘siyasi rejim tercihi’ hayati bir öneme sahip. Günümüz dünyasında sevgi ve barışı savunan az sayıda insana karşılık savaşları, nefreti ve kötülükleri yaygınlaştırmaya çalışan çok güçlü organizasyonların varlığı herkesin malumu. Bu karanlık yapılar, bölücü ve yıkıcı felsefi akımlarla devletleri bölmeye çalışan terör örgütlerini de var güçleriyle destekliyorlar. Bunların karşısında da devletler dağılıp bölünmeden güçlü kalabilmek ve iç/dış barışı tesis edebilmek için büyük gayretler sarf ediyor.

Farklılıkları tek bir devlet çatısı altında toplamada en başarılı yönetim biçimi “Üniter Parlamenter Sistem”dir. Bu siyasi sistem, hem ileri demokrasi kriterleri taşıması, hem de güçlü sosyal devlet modeli olması açısından büyük üstünlüklere sahiptir.

Bununla birlikte, ayrı ayrı federal bölgesel yönetimlerden oluşan ülkelerin bazılarında birlik bütünlük sağlayacağı umuduyla başkanlık sistemine geçilmek istendi.  Ancak bu yönetim tarzı birliği sağlaması bir tarafa, ayrılık taleplerini perçinledi.

Mesela Avrupa’da, birçok yeni sistem arayışları, yeni model denemeleri yapılıyor. Bu şekilde, üniter parlamenter sistemi zayıflatarak başkanlık sisteminin bazı özelliklerini barındıran ara rejimlere geçiş yapan ülkeler oldu. Tüm bu hibrit rejimler ise birlik ve beraberliği sağlayacağına ayrılık fitnesini ateşledi.

Örnek vermek gerekirse, İspanya’da bölgesel özerk devletler birliğine, İtalya’da bölgeli devletler modeline, Belçika’da federatif parlamenter sisteme veya Fransa’da olduğu gibi yerel yönetimlerde güçlenmelere gitme denemeleri yapıldı. İngiltere bilindiği gibi birleşik bir krallık modeli içinde. Ancak tüm bu saydığımız ülkelerin hepsi bölünme tehlikesiyle karşı karşıya.

İSPANYA’DA AYRILIK RÜZGARLARI

9 Aralık 1931’de kurulan 2. İspanya Cumhuriyeti 17 otonom bölgeden oluşuyor. Bu özerk bölgeler birçok federasyondan daha fazla yetkiye sahip. 1978 Anayasası’yla İspanya bir “Bölgeli özerklikler devleti” oldu. Söz konusu anayasanın 2. maddesinde, “Anayasa, İspanyol ulusunun parçalanmaz birliğine, bütün İspanyolların ortak yurdunun bölünmezliğine dayanır; ulusu oluşturan milliyetlerin ve bölgelerin özerklik hakkını ve kendi aralarında dayanışmasını tanır ve güvence altına alır” ifadesi yer alsa da, bu İspanya’yı kurtarmaya yetmiyor. Ülke birliğe değil, bölünmeye doğru gidiyor. İspanya’nın en zengin iki bölgesi olan Bask ve Katalonya Özerk Bölgeleri ayrılık istiyor.

İTALYA’DA BÖLÜNME SESLERİ YÜKSELİYOR

İtalya ise, 1948 Anayasası’yla, beş özel statülü bölge, on beş de normal bölgeye ayrıldı. Ancak bu bölgelerin farklı felsefi görüşlerinden dolayı ayrılacaklarını düşünen İtalyan Devleti, 40 yıl boyunca gerçek bir özerklik sistemine geçiş yapmadı. Özellikle 1970 yılında kurulup 20 yıl boyunca yaklaşık 14 binin üzerinde şiddet  eylemi yapan Kızıl Tugaylar Terör Örgütü’nün varlığı devlete geri adım attırdı. Örgüt, 1978’de Başbakan Aldo Moro’yu kaçırıp öldürmüştü. Ülkemizdeki PKK Terör Örgütü gibi Marksist, Leninist felsefeye sahip olan Kızıl Tugaylar da devletin rejimini yıkmak, ülkeyi bölmek istiyordu. 1990’lardan sonra örgüt zayıfladı ancak İtalya’daki sevgisizlikten kaynaklanan ayrılıkçı yapı, özerklik yapısıyla de birleşince, kaçınılmaz olarak bölünmenin ortaya çıkmasına neden oluyor.

İtalya’daki mevcut bölge sistemi, üniter devlet yapısından bir sapma olarak görülüyor. Her ne kadar, bölgeler finansman açısından merkeze bağlı olsalar ve merkezi hükümetin bölgedeki temsilcileri bölge meclislerinin kararlarını veto etme yetkisine sahip olsalar da, İtalya bölünmeye doğru gidiyor. İtalya’nın özerk devletleri olan Veneto, Alto-Adige Trentino, Val d’Aosta, Frulli-Venezia, Sardunya ve Sicilya bölgeleri ayrılık istiyor.

FRANSA, İNGİLTERE VE BELÇİKA’DA ESEN AYRILIK RÜZGARLARI

Fransa, eski sömürgecilik ve faiz sistemiyle elde ettiği zenginliğiyle dünya üzerindeki önemli güçlerden biri. Ancak bu gücü bile ayrılıkçı hareketleri engellemesine yetmiyor. Fransa’ya bağlı Korsika Özerk Bölgesi’ndeki ayrılıkçılar yıllardır bağımsızlık kazanmak için mücadele ediyor. Fransa sınırları içindeki Bask ve Briton bölgeleri de ayrılık istiyor.

Birleşik Krallığa dahil olan İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda bölgeleri de ayrılık istiyor.

Belçika da aynı İtalya ve İspanya gibi üniter yapıdan özerk federal yapıya geçen bir başka ülke. “Federal Parlamenter” sisteme geçtikten sonra ülke neredeyse ikiye ayrıldı. Belçika, Avrupa’da bölünmeye en yakın ülkelerden biri. (7)

Dolayısıyla, ülkede sevgi, barış, kardeşliği kurma politikalarını ön plana alıp, üniter parlamenter sistem içerisinde kardeşçe yaşamayı sağlamak yerine, soğuk/teknik politikalarla ayrılmaları savunmak hiçbir ülkeye fayda getirmiyor.

SONUÇ

Etnik, dilsel, dinsel veya mezhepsel olarak farklı özelliklerdeki sosyal grupların barış içinde birlikte yaşamasını mümkün kılan tek seçenek “sevgi politikaları”nın hakim kılınmasıdır. Sevgi dili, farklılıkları aynı potada eritebilen tek güçtür.

Soğuk, sevgisiz ve şefkatsiz yaklaşımlarla aynı dil, din, mezhep ve kültüre sahip insanları dahi bir arada tutabilmenin bir imkanı yoktur. Gönül birliği ve ülkü birliği esası üzerine kurulu olmadan uygulanacak her siyasi sistem, devletleri hızlı bir şekilde parçalanmaya ve yok oluşa sürükleyecektir.

Ülkemiz Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Roman, Suriyeli, Rum ve daha birçok farklı etnik kökene sahip kardeşlerimizle, Alevi, Sünni, Şii, Süryani, Ermeni ve yine birçok farklı mezhep ve dine mensup kardeşlerimizin el ele vererek, geçmişin yaralarını sardığı, kardeşlik ve sevgi temelinde birbiriyle kucaklaştığı bir dönemdedir. “Tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek millet” ülküsü, devletimizin en önemli unsurudur.  Bin yıllık kardeşliği daha da fazla pekiştirerek Allah’ın izniyle çok daha güçlü bir Türkiye’yi oluşturacak olan inancımız, sahip olduğumuz “Yüksek İslam Ruhu”ndan kaynaklanmaktadır. Böyle zorlu bir dönemden geçerken “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi” saf bağlamaktan başka hiçbir seçeneğimiz yoktur.

Milletimiz özerklikle, kantonla, federasyonla, konfederasyonla, otonomiyle veya başka her ne isim altında olursa olsun bölünmelere asla izin vermeyecektir.

HDP’den beklentimiz etnik temelde ayrılıklar veya bölünmeyi değil, sevgiyi, birliği ve Allah için kardeşliği savunmalarıdır.

Kaynaklar:

1.   İşte İmralı görüşmesinin tutanaklarının tam metni!   http://t24.com.tr/haber/iste-imralidaki-gorusmenin-tutanaklari/224711&utm_source=twitter
2.   HDP'li Zozani: Parlamenter sistem işlemiyor, başkanlık sistemine geçilebilir http://t24.com.tr/haber/hdpli-zozani-parlamenter-sistem-islemiyor-baskanlik-sistemine-gecilebilir,263163?utm_medium=social&utm_content=sharebutton&utm_source=twitter
3.   Hasip Kaplan: Başkanlık federasyonlarda olur http://t24.com.tr/haber/hasip-kaplan-baskanlik-federasyonlarda-olur,287617?utm_medium=social&utm_content=sharebutton&utm_source=twitter
4.   Leyla Zana'dan Erdoğan'a başkanlık desteği http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/03/26/leyla-zanadan-erdogana-baskanlik-destegi
5.   Demirtaş: İleride Özerklik ve Federasyon Olabilir http://www.aktifhaber.com/demirtas-ileride-ozerklik-ve-federasyon-olabilir-774005h.htm
6.   PKK'nın başkanlık sistemini istemesinin sebepleri nelerdir? http://harunyahya.org/tr/Makaleler/200571/pkknin-baskanlik-sistemini-istemesinin-sebepleri#.VTllBdCLVP4.twitter
7.   Federasyon sistemi Türkiye'yi kesin olarak bölecektir http://harunyahya.org/tr/Makaleler/201845/federasyon-sistemi-tu%CC%88rkiyeyi-kesin-olarak#.VTlHyii8Hao.twitter

Masaüstü Görünümü