Harun Yahya

Endonezya’da İdam Cezası Bir Kere Daha Yürürlükte




Güneydoğu Pasifik’te yer alan ve yıl boyunca sıcak bir iklime sahip olan Endonezya birçok turist için de ilgi çekici bir ülkedir. Binlerce adanın birleşimiyle oluşan benzersiz görünümüyle, dünyanın en güzel dördüncü ülkesi olarak kabul edilmiştir. Endonezya halkının %87’si Müslümandır ve dünyanın en büyük Müslüman nüfusuna sahip ülkesidir.

Endonezya’ya dikkatleri çeken başka bir konu ise, Japonya, Vietnam, Çin ve birkaç diğer ülke ile birlikte en ağır ceza yasalarına sahip ülkeler arasında yer almasıdır. Bu yasalar, uyuşturucu, cinayet ve terör gibi suçlarda idam cezası hükmünü kapsamakta ve ülkedeki yabancılar dahi bundan muaf tutulmamaktadır. Nitekim 2015 yılı altı kişinin idam edilmesi ile başlamıştır.

Bu altı kişi, bir Endonezyalı ile birlikte beş farklı ülkeden yabancı uyruklu kişilerden oluşuyordu. Uluslararası tüm çabalara hatta Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff ve Hollanda Başbakanı Mark Rutte’in Endonezya Cumhurbaşkanı Jokowi Widodo’dan özel ricada bulunmalarına rağmen, af talepleri reddedildi ve infaz gerçekleştirildi.

Güneydoğu Asya’nın en büyük uyuşturucu pazarı haline gelen Endonezya’da uyuşturucu tacirlerinin önüne geçilmesi amacıyla, Cumhurbaşkanı Jokowi idam cezasına çarptırılan uyuşturucu tüccarlarına karşı hiçbir merhamet gösterilmeyeceğini açıkladı. Başkanlık yarışı sırasında kararlı bir tutum sergilememekle itham edilen Jokowi’nin, aldığı ağır eleştirilerden ötürü bu şekilde hareket ettiği düşünülmektedir.  Ne var ki bu tavrı, “insan haklarını koruyacağı” yönünde verdiği sözün tutarlılığıyla ilgili endişeleri arttırmıştır.

Genel olarak Endonezyalılar, insan haklarını ve demokrasi ilkelerini el üstünde tutan laik insanlar olarak bilinir. Pew Araştırma Merkezi tarafından Amerika’da yürütülen bir araştırma Endonezya’daki Müslümanların %61’inin demokrasiden yana olduğunu göstermektedir ki bu doğru olandır, demokrasi İslam’ın özünde vardır. Allah bir ayette dinde zorlama yapılmaması gerektiği yönünde şu şekilde uyarmıştır:

“Dinde zorlama (ve baskı) yoktur…” (Bakara Suresi, 256)

Kuran’da Müslüman olmayanlarla da özenli şekilde ilgilenilmesi gerektiği bildirilir ve onlara kendi dinlerine göre ibadet yapma hakkı tanınır. İslam, kişilerin düşmanları da dahil olmak üzere herkese adil muamele edilmesi demektir.

Nitekim, Vahşi bin Harb, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in amcası ve önde gelen Müslümanlardan olan Hamza bin Abdülmuttalîb’i şehit etmesiyle bilinmektedir. Fakat sonradan Vahşi bin Harb Müslüman olur ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in en kıymetli sahabelerinden biri olarak tarihe geçer. Hz. Muhammed (s.a.v) onun pişmanlığını dile getirmesini kabul etmiş, hatalarını düzeltmesi için ona bir fırsat vermiş ve İslam’ı anlatmıştır.

Kuran, bize her zaman affetmemizi, doğru olanı öğretmemizi ve karşı taraf anlattıklarımıza uymuyorsa müdahale etmemek gerektiğini öğütler. İslam bir insanın canını almayı yasaklar. Kuran’a göre bir insanın hayatına son verilmesi tüm insanların hayatına son vermek gibidir. Bu şekilde bir uygulama kişinin yaptıklarını düzeltmesi, hatalarını telafi etmesi fırsatını yok eder.

Yaşam hakkı insanoğlunun doğuştan gelen en temel hakkıdır. Tüm dinlerin temel öğretilerinde  ve evrensel yasalarda bu yer alır. Nitekim, yaşam hakkı olmadıktan sonra tüm diğer haklar ve özgürlükler anlamsızdır.  İdam cezası, uluslararası anlaşmalara ve beyanlara göre de en korkunç insan hakları ihlalidir. İdam cezasından yana olanlar, bu yolun ağır suçlara karşı caydırıcı olması ve sosyal düzeni sağlaması amacıyla en etkin yol olduğunu iddia edebilmektedirler ancak, devletin cezalandırma hakkı bir insanın hayatına son vermeyi içermemelidir.

İdam cezası cinayettir ve devletin kendi eliyle işlediği bir cinayetten farksızdır. İşlenilen suç her ne olursa olsun, bir insanın ölüm cezasına çarptırılması kabul edilemez, bu zalimce ve ilkelcedir. Ceza kişileri disipline etmek amacıyla kullanılır.  Yanlış bir davranışta bulunsa dahi birinin hayatını almak, onun kendini düzeltme ve topluma yeniden kazandırılma ihtimalini ortadan kaldırır.

Ölüm cezasına çarptırılanların arasında eğitimden ve ıslahtan yararlanabilecek olanlar olabilir. Unutulmamalıdır ki, insanoğlu hata yapabilir ve herkes kendini eğitme ve tövbe etme hakkına sahiptir. Kötü eylemleri olanların cezalandırılması içinse ömür boyu hapis alternatifi her zaman bulunmaktadır.

Şüphesiz, uyuşturucu ticareti yapan suç örgütlerinin faaliyetlerine izin verilemez ve verdikleri zarar göz ardı edilemez. Endonezya ajansı, her gün 40 ile 50 insanın yasa dışı ilaç kullanımı nedeniyle öldüğünü ortaya koymuştur. Ancak bu gibi uluslararası uyuşturucu örgütlerini engellemek için örgüt üyelerini öldürmek uygun bir yöntem değildir. Öncelikle uyuşturucu örgütlerinin gücünü kesmek ve oluşturdukları tehdidi azaltmak için yurt içi ve yurt dışındaki uyuşturucu örgütlerini hedef alan doğru yasaların yürürlüğe konması gerekmektedir. İkinci olarak ise, gencinden yaşlısına suçlular da dahil olmak üzere, toplumun eğitilmesi öncelikli devlet  politikası olmalıdır. Bu doğrultuda, Endonezya’nın da topluma gerçek Kuran ahlakını öğretmesi gerekir.

İslam’ın hükümleri inananları Allah’ın rızasını kazanmak için en iyi şekilde davranmaya yöneltir. Müslümanların en önemli özelliklerinden birisi de affedici ve merhametli olmalarıdır. Kuran’da savaş esirlerine dahi, karşılık beklemeksizin iyi bakılması gerektiği emredilir. Müslümanlar bu şekilde dini rehber edinirler ve hidayeti bulabilmek için çaba gösterirler.

Endonezya hükümeti de, gelecekteki davalarda ve cezaların öngörülmesinde Kuran’da anlatılan bu üstün ahlak özelliklerini de göz önünde bulundurmalıdır. Aksi takdirde bu hata, Endonezya’nın son yıllarda zahmetle inşa edilen demokratik imajını da lekeleyecektir.

Endonezya unutmamalıdır ki, huzurlu ve sağlıklı toplumlar korku üzerine inşa edilemez. Toplumsal huzuru sağlamak için İslam’ın sıcak, sevgi dolu ve merhametli yaklaşımı hakim olmalıdır. İnsanların affedici ve yardımsever olmaları için tek yol budur.  

Adnan Oktar'ın The Malaysian Insider’da yayınlanan makalesi:

http://www.themalaysianinsider.com/sideviews/article/death-penalty-in-indonesia-once-again-on-scene-harun-yahya

Masaüstü Görünümü