Harun Yahya

Türkiye’nin Oy Sandığı ile Randevusu




7 Haziran, Türkiye’nin demokratik tarihindeki en önemli seçimlerinden birine damga vurdu. Hem Türkiye hem uluslararası arenada her gazeteci, yorumcu ve politikacı bu genel seçimin sonuçlarıyla ilgili tahminlerde bulundu. Her parti temsilcileri oy kazanabilmek için aylar boyunca çeşitli TV kanallarında göründüler, mitingler düzenlediler ve ülkenin çeşitli bölgelerinde vatandaşlarla bir araya geldiler. Özel şirketler son güne kadar anketler düzenledi.

Seçim günü geldi geçti ve bugün bazı sorular cevap buldu, ama hala bazı belirsizlikler var. Seçimi özetlemek gerekirse seçmenlerin oy verme oranı %86 oldu ki bu, Amerika’da 2012 başkanlık seçimlerindeki %58,2 ve İngiltere’de 2015 Mayıs ayında genel seçimlerde oy kullanan İngiliz vatandaşlarının %66 seviyesindeki oranlarıyla kıyaslandığında oldukça başarılı bir oran. Kadınlar Mecliste 96 sandalye alarak, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Mecliste ilk kez %18’lik bir oran yakalamış oldular. Bu durum Türk Parlamentosunun tarihteki en kucaklayıcı meclis haline geldiğini, farklı inançlar ve etnik gruplardan adayları barındırmasıyla da göstermiştir. Dört Hıristiyan ve iki Yezidi milletvekili Mecliste yemin edecekler. Ayrıca 25. Mecliste tanınmış çeşitli gazeteci ve pek çok akademisyenle de karşılaşacak olmamız başka bir başarı işareti.

AK Parti oyların %40,8’ini aldı ki bu hükümet kurmak için yeterli olmasa da nüfusun hala önemli bir oranı. İktidardaki 13. yılında AK Parti ilk kez tek başına hükümet kurma çoğunluğunu kaybetmiş bulunuyor. Bu sonucun başlıca nedeni oy verenlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son zamanlarda savunduğu başkanlık sistemini desteklememeleri. Bu yeni model vatandaşlarda hükümet partisinin oylarında bir düşüşe neden olan haklı bir tereddüt meydana getirdi.

Başkanlık Sistemi ve Türkiye için Sonuçları

Başkanlık Sisteminin Türkiye için uygun bir sistem olmamasının nedeni federasyon tipi bir sistem getirmesidir. Pek çok ülkede federasyon sistemi geçerli yönetim şekli olsa da, komünist, terörist PKK örgütüyle mücadele etmesinden dolayı bu Türkiye için büyük bir tehlikedir. PKK’nın amacı Türkiye’nin güney doğusunu ayırarak komünist özerk bir devlet kurmaktır. Türkiye’nin PKK’ya karşı yıllardır verdiği mücadelenin bedeli ağır olmuştur ve yaklaşık 40.000 Türk askeri şehit edilmiştir. PKK büyük Türk ordusuna karşı savaş kazanmanın olası olmadığını fark ettiğinden, artık Türk topraklarını bölme niyetini açık olarak gösteremiyor, ne var ki bu komünist terörist örgütün amacına ulaşmasına olanak verecek bir başkanlık sisteminden faydalanmayı amaçlıyor. Bir başkanlık sistemi her bir eyaletin kendi seçimlerini kendisinin yapmasına, yerel yöneticilerini seçmesine ve nihai olarak federal bölgelerin bağımsızlık talep ederek Türkiye devletinin birliğini tehlikeye atacak yerel yasalar çıkartmasına olanak verecektir. Türk ulusu böyle bir riski asla kabul etmez ve şehitlerimizin kanıyla sulanmış topraklarımızın bir karışından asla vazgeçmez.

Oylar Ekonomiyi Nasıl Etkileyecek

AK Partinin politik istikrar ve ekonomik reformlar sayesinde görev süresi içinde ekonomik olarak kayda değer gelişmeler yaptığını belirtmek önemlidir. AK Parti dönemindeki ekonomik gelişmeleri analiz edecek olursak, kişi başına gelirin üçe katlandığını ve GSMH’daki artış kolaylıkla görülecektir.  Türkiye 2008’deki küresel ekonomik krizden sadece kısmen etkilenmiş ve 2009’un son çeyreğinden itibaren başlayarak büyümeyi sürdüren az sayıdaki ülkeden biri olmuştur. Türkiye 1994’e kadar düşük yabancı yatırım seviyeleri gösterirken, 2006’dan sonra yabancı yatırım 20 milyar USD’ye yükselmiş ve bu oran artamaya devam ederek 2012’de olumlu bir seviyeye ulaşmıştır. Para piyasalarının 2015 seçimlerine gösterdiği sert tepki ve döviz kuru artarken borsanın değer kaybetmesi şaşırtıcı değil. Merkez Bankasının yerinde adımları ile döviz dengesi sağlanmak üzere. Ekonomideki, özellikle ihracattaki bazı meselelerin nedeni, ülkenin Türkiye ekonomisinde doğal olarak geçici bir durgunluğa neden olan çatışma bölgeleriyle çevrili olmasıdır. ABD merkezli Standard & Poors seçimlerden sonra yaptığı yazılı açıklamayla Türkiye’nin BB+ olan kredi notunu değiştirmemiştir ki bu en iyi senaryoyla Türkiye’nin GSYH’nın %3’ün üstüne gerileyeceği, dış borç rakamlarının dengeleneceği ve maliye politikasının sıkı olacağına işaret etmektedir. Yabancı yatırımcıların Türkiye’den bekledikleri şey mevcut makro-ekonomik politikalarda kayma olması ve Merkez Bankasıyla uyumlu bir ilişki içinde olmasıdır. Politik alandaki mevcut belirsizlik nedeniyle bir koalisyon hükümeti kurulana kadar dalgalanmaların devam etmesi beklenmektedir.

Komşular ve Müttefiklerle Yeni bir Başlangıç

Uluslararası alanda, Türkiye komşuları ve Batıyla ilişkilerinde karşı karşıya olduğu zorlukların farkındadır. Türkiye dünyanın en hayati bölgesinde bir anahtar figür olduğundan, tüm dünya Türkiye’nin geçirdiği politik süreci yakından takip etmektedir. AK Parti 45 gün içinde bir koalisyon kurmak zorundadır aksi takdirde yeni bir erken seçim yolda olacak. Yabancı politika yorumcuları yeni hükümet kurulduğunda Türkiye’nin müttefikleriyle ilişkilerinde bir kayma olacağı görüşündeler. Bu, komşularla, ABD, NATO ve AB ile yeni bir başlangıç için iyi bir fırsat olacaktır.

Bu Seçim Bize Ne Öğretti?

Ülkemizin refahı için politikacılarımız kendi kişisel düşüncelerini bir yana bırakmalı, PKK gibi bir komünist terörist örgüt tehlikesini yok ederek, ayrılıkçılara karşı mücadelede birlikte hareket etmek için makul bir koalisyon hükümeti kurmalı, istikrarlı politikalar ve ekonomi anlamında ülkeyi ileri götürmelidirler. Türkiye’nin hem yurtiçinde hem uluslararası olarak değişmeye ihtiyacı var. Yeni bir hükümet yapıcı ve dostça eleştirilere açık olmalıdır. Türkiye’nin daha kaliteli, sadık, liberal, her seviyeden vatandaşı kucaklayan kapsayıcı bir hükümete ihtiyacı var. Bunların tümü sadece sevgi, dayanışma, anlayış ve merhametle başarılabilir.

Adnan Oktar'ın Tehran Times'da yayınlanan makalesi:

http://www.tehrantimes.com/index_View.asp?code=247437

Masaüstü Görünümü