Harun Yahya

Türkiye’de hükümet nasıl şekillenecek?




Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2002 yılından bu yana girdiği her genel seçimde tek başına hükümeti kuracak parlamento çoğunluğunu elde etti.

Kendisini “müslüman demokrat” bir parti olarak tanımlayan AKP, bu 13 yıllık süreçte yapılan her seçimde bir öncekinden daha yüksek oy alarak oylarını sürekli artırdı ve bu yükselişin zirve yaptığı 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, partinin kurucusu  Recep Tayyip Erdoğan’ı % 52’lik oranla Cumhurbaşkanı yaptı.

Ancak bu istikrarlı yükseliş 7 Haziran 2015 seçimlerinde bozuldu. Yüksek bir katılımla gerçekleşen genel seçimlerde AKP % 41 oy oranında kaldı. Sosyal demokrat çizgideki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) % 25’lik oyunu korurken, milliyetçi çizgideki Milliyetçi Hareket Partisi % 18 oy aldı.

Bu sonuçların Türk siyasetinde çok önemli etkileri oldu ki bunların başında AKP’nin tek başına hükümet kurmak için gerekli olan parlamento çoğunluğunu kaybetmesi geliyor. Toplam 258 milletvekili çıkaran AKP, tek başına hükümet kurmak için gerekli olan 275 sandalyeye ulaşamadı. Oysaki bir önceki parlomentoda 300’den fazla sandalyeye sahipti.

AKP’nin çoğunluğu kaybetmesi siyasetin önüne 2 alternatif getirdi. Ya bir koalisyon hükümeti kurulacak ya da seçimler yenilenecek.

Kamuoyu anketleri seçimlerin yenilenmesi durumunda oy oranlarında önemli bir değişiklik olmayacağını gösteriyor. Seçimden bu yana geçen 1 aylık sürede oy dağılımını değiştirecek fevkaladelikte hiçbir gelişme olmadı. Aynı oy oranlarıyla gidilecek yeni  bir seçimden farklı bir sonuç beklemek gerçekçi değil.

Kaldı ki uzun ve yorucu bir seçim döneminden geçerek parlamentoya girmeye hak kazanan yeni milletvekilleri seçimleri yenileme konusunda hiç de istekli değiller. Nitekim 2015 seçimleriyle parlamentoya girmeye hak kazanan 4 siyasi partinin hepsi erken seçime soğuk baktıklarını açıkladılar. Dolayısıyla şu anda Türkiye’de bir erken seçimin, bunun ancak “kaçınılmaz bir yol” olması halinde gündeme geleceği görülüyor.  

Koalisyon alternatiflerini doğru değerlendirebilmek için önce seçim sonuçlarını doğru okumak gerekiyor. AK Parti % 41 ile birinci parti olarak çıktı ama bir evvelki seçime göre % 8 oy kaybetti. Yapılan anketlerden ve parti yöneticilerinin açıklamalarından AKP’nin oy kaybetmesinin temel sebebinin “ülkenin bölünmesi tehlikesi” olduğu anlaşılıyor.

AKP’nin seçim kampanyasına hakim olan “Türkiye’nin parlamenter sistemini başkanlık sistemine çevireceğiz” vaadinin hayata geçmesi halinde ülkenin federasyonlara bölüneceğini anlayan 2 milyon civarında AKP seçmeni, üniter devlet anlayışına bağlı olan MHP’ye oy verdi ve Türkiye’nin sistem değiştirmesinin ve bölünmesinin önünü kapadı.

AKP’nin bir diğer kaybı da Kürt kökenli vatandaşların yaşadığı güneydoğu illerinde oldu. “Çözüm süreci” adı altında bölgenin PKK ve uzantılarına teslim edilmesi büyük oy kayıpları getirdi. Bölgedeki sandıkların çoğu silah tehdidi altında kaldı. PKK’nın şehir örgütlenmeleri olan KCK ve YDG-H sandık sandık oyları takip ederek HDP dışında oy çıkmasını tehditle engelledi. Öyle ki birçok sandıktan HDP’ye % 100, hatta bazı bazı köylerde seçmen sayısından fazla oy çıktı. Doğal ve özgür bir seçmen iradesini yansıtmadığı apaçık olan böyle bir tablonun tehdidin ürünü olduğu çok açık.

Tehdit sadece seçim sürecinde değil, seçim öncesinde de bölgeye hakimdi. Nitekim seçimden önce PKK bölgede mahkemeler kurdu, yol kesip kimlik kontrolü yaptı, şantiye bastı, vergi adı altında haraç topladı, gençleri dağa kaçırdı, korucuları ve askerleri şehit etti. “Burada devlet yok ben varım” mesajını her gün tekrar tekrar vurguladı. Bu tablo bölge halkını korkuttu ve hür iradeleri ile oy vermelerini engelledi.

AKP’nin oy kaybetmesinin yukarıda özetlediğim ana sebepleri, Türkiye’de kurulacak koalisyonun başarılı ve uzun ömürlü olmasının da ana formülünü bize gösteriyor. Buna göre, kurulacak koalisyon hükümetinin Türkiye’nin bölünmesine yol açabilecek adımlar atmaması gerekiyor. Bu hükümetin parlamenter sistemi koruması ve güneydoğuda kamu düzenini yeniden sağlaması gerekiyor.

Seçmen tercihlerinin sonucu olan bu basit formül kanımca Türkiye’nin çıkarlarına da tam uyuyor. Çünkü parlamenter demokrasiyle yönetilen, bütünlüğü koruyan ve kamu düzenini sağlayan özgür ve güçlü bir Türkiye’nin neler yapabileceğini sanırım söylemeye gerek yok.

Bu formüle uyan yegane koalisyon modeli de AKP-MHP koalisyonu olarak görülüyor. AKP ve MHP birbirlerine çok yakın iki tabanı temsil ediyor. Türk halkının milliyetçi muhafazakar kesiminin oyları bu iki parti arasında dağılıyor. Zaten bu nedenledir ki her iki partinin seçmen tabanları koalisyonun bu iki parti arasında yapılmasını arzu ediyorlar.

Bu iki partinin ittifakı Türkiye’nin uzun zamandır başına bela olan PKK terör örgütüne bir son verecek potansiyeli temsil ediyor. MHP üniter devletçi çizgisi ile iktidarın üzerindeki federasyon baskısının etkisini frenleyecektir. Terör örgütüne karşı güçlü operasyonların yolu açılacaktır. Güneydoğu’da kaybolan devlet otaritesi yeniden tesis edilecek, bölgeye yeniden düzen ve kalıcı barış gelecektir. 

Adnan Oktar'ın Daily Mail'de yayınlanan makalesi:

http://dailymailnews.com/2015/07/23/what-shape-will-the-new-government-in-turkey-take/

Masaüstü Görünümü