Harun Yahya

Bölgenin güvenliğinin temel unsurlarından biri Irak Kürdistan Bölgesinin istikrarı




Irak’ı bugün içinde bulunduğu bataklığa çeken olay 11 Eylül sonrasındaki ABD müdahalesi oldu. Başta Kürtler olmak üzere, Saddam döneminde akıl almaz zulümlere maruz kalan Irak halkları için yeni bir dönem başladı. Rejim değişti, ülke değişti. Ülke, müdahale sonrasında demokrasi, huzur ve barış beklerken iç savaşların adresi oldu.

Irak’ta yaşanan güç savaşları bütün Ortadoğu’yu ilgilendiriyor. Dünyanın bütün aktörleri pozisyonlarını almış durumda. İran’ın bir süredir Irak ve Suriye üzerinde kurmaya çalıştığı hakimiyet, Rusya’nın Suriye hamlesi ve hemen ardından Irak Kürdistan bölgesinin kaynamaya başlaması bölgedeki son dikkat çekici gelişmeler oldu.

2003’te Erbil, Süleymaniye ve Duhok’u da içine alan bölgede Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni ilan eden Kürtler, bir süre öncesine kadar sosyal ve ekonomik açıdan hızla kalkınan bir süreç başlatmışlardı. Ancak Irak merkezi hükümetinin birbirini izleyen yanlış siyaseti bir yandan Kürtler için yeni imkanlar oluştururken bir yandan da bölgede IŞİD’in güçlenmesine zemin hazırladı. IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinin ardından başlayan savaş süreci ise Irak Kürdistan’ı için zor bir dönemin başlangıcı oldu. Bu süreçte IKBY’nin kendisini bu savaşın dışında tutabilmesi en akılcı strateji olabilirdi, ancak hem İran’ın hem Amerika’nın baskısı bunu mümkün kılmadı. 

Bugün IKBY yönetimi bir yandan Irak merkezi hükümetiyle iç ve dış politikada sorunlar yaşarken, bir yandan savaşın sebep olduğu sosyo-ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Suriyeli mültecilerin yaklaşık 1.5 milyonunu misafir eden Irak Kürdistan bölgesinin karşı karşıya kaldığı maddi sorunlar birçok devlet için dahi oldukça ağırken, henüz yeni yapısallaşmaya başlayan Irak Kürdistan’ı için çok daha zor. Ancak bu topraklar için, son günlerde yaşanan siyasi gerilim tüm bu ekonomik sıkıntılardan daha büyük bir tehlike arz ediyor. Geçmişlerinde brakuji (kardeşin kardeşi öldürmesi) gibi acı bir tecrübeye sahip Kuzey Irak Kürtleri’nin belki de her zamankinden daha fazla itidale ve sağduyuya sahip olmalarının gerektiği bir dönemden geçiliyor.

Sayın Mesud Barzani’nin başkanlık süresinin uzatılması tartışmalarıyla başlayan ve İran Konsolosu’nun parlamentodaki oturuma davet edilmesiyle dikkat çekici bir yönü ortaya çıkan siyasi gerilim, geçtiğimiz haftalarda Süleymaniye’de yaşanan protestolarda hiç istenmeyen bir hal aldı. Yolsuzluk iddiaları ve memurlarının maaşlarının ödenmemesi gibi sebeplerle başladığı öne sürülen gösteriler kısa süre içinde farklı bir çizgiye yöneldi. KDP ve çeşitli medya binalarının yakıldığı olaylarda maalesef içlerinde bir çocuğun da bulunduğu pek çok sivil hayatını kaybetti, 200’e yakın kişi yaralandı.

İçte ve dışta son derece hassas bir dönemden geçen Kuzey Irak bölgesi için kuşkusuz en son istenecek şey kardeşler arasında baş gösterebilecek yeni bir kavgadır. Olabilecek en kötü senaryolardan biri Erbil’de ayrı parlamento, Süleymaniye’de ayrı parlamento kurulması olur. Bu senaryonun geçmişte nasıl sorunlara sebep olduğu malumdur. Halkın bölgesel yönetimden taleplerinin olması, bu talepleri dile getirmek için demokratik bir hak olan gösteri haklarını kullanmaları kuşkusuz son derece doğaldır. Ancak unutmamak gerekir ki Ortadoğu coğrafyasında bu tip gösteriler kolaylıkla manipüle edilebilmektedir. Özellikle de şu an Irak’ta olduğu gibi Amerika, İngiltere, Almanya, İran, Rusya gibi çok sayıda ülkenin sadece kendi planını uygulamaya kilitlendiği karışık ortamlarda bu çok daha kolay olmaktadır.

Dindar, asil ve güzel bir kavim olan Kürtlerin, aşiretleri, bölgeleri, partileri ne olursa olsun, her şeyden önce birbirleriyle İslam kardeşi olduklarını unutmamaları önemlidir. Sayın Mesud Barzani sadece Irak Kürtleri için değil tüm Ortadoğu Kürtleri için çok kıymetli bir liderdir. Kürtler için yaptığı fedakarlıklar, gösterdiği asalet ve vicdan, bundan sonrasında yapacağı güzel hizmetlerin de en önemli garantisi ve güvencesidir. Sloganlar atarak içinde çocuklar olan parti binalarını yakmanın, hükümetin en önemli gelir kaynağı olan petrol borularına saldırılar düzenlemenin ise Kürtlere hizmeti amaçlamadığı açıktır. Yolsuzluk iddiaları, bölgesel yönetimin hızla üzerine gitmesi durumunda rahatlıkla çözüme kavuşturulabilecek konulardır. Uzlaşı içinde hareket edildiğinde çözüme kavuşacak konuları bahane ederek bir toplumu kutuplaştırmak ve ayrıştırmak ise söz konusu yolsuzluk iddialarından daha ağır bir durumdur. Özellikle de bölgede kendi gücünü tahakküm etmek isteyen yabancı güçlerin yönlendirmesine kapılarak bunu yapmak çok daha vahimdir.

Irak Kürdistan bölgesinin ekonomik sorunlarına kalıcı çözüm Irak merkezi hükümetiyle yapılacak görüşmelerle oluşacaktır. Türkiye hem bu çözümün oluşturulmasında hem de Kürt kardeşlerimizin bu zor süreci aşmasında her türlü desteği vermiştir, vermeye de devam edecektir. Unutmamak gerekir ki Ortadoğu bir yerinde huzursuzluk varken diğerinin güven bulmasının mümkün olmayacağı bir coğrafyadır. Ve bu coğrafyada yeni bir medeniyetin inşa edilmesi Türk, Kürt, Arap, Fars; tüm halkların İslam kardeşi olduğunu hatırlamasıyla başlayacaktır. 

Adnan Oktar'ın Ekurd Daily'de yayınlanan makalesi:

http://ekurd.net/stability-iraqi-kurdistan-pivotal-2015-11-04

Masaüstü Görünümü