Harun Yahya

Türkiye’deki seçim sonuçları bize ne anlatıyor?




 


Türkiye, 1 Kasım Pazar günü gerçekleşen erken seçim sonuçları ile bir kez daha yerel ve uluslararası medyada ilgi odağı oldu. Siyaset tarihimizde bir ilk yaşanmış ve halk bu kadar kısa sürede yeniden oy vermek üzere sandıklara akın etmişti. Çıkan sonuç siyasi liderler de dahil herkesi oldukça şaşırttı ve AK Parti Türkiye siyaset tarihinde ilk defa dördüncü kere tek başına iktidarı elde eden parti oldu.

Daha önce pek çok anket yapıldı, çeşitli TV kanalları ve radyolarda tartışma programları gerçekleşti. Çoğunluk, ülkeyi kutuplaşmaktan arındıracak bir koalisyon hükümeti istiyordu. Medyada hiç kimse Haziran seçim sonuçlarından sonra tek başına iktidar olmayı başaracak bir partiden bahsedemiyordu. Türkiye’de seçim kampanyası esnasında yeniden iktidara gelmek için çok çalışan AK Parti üyeleri dışında bu seferki seçimlerin tek parti zaferiyle sonuçlanacağı beklentilerin dışındaydı.  Ancak anket sonuçları yanıldı ve seçmenler tek parti hükümetine “evet” oyu verdiler. Haziran seçimlerinden sonra partilerin birleşerek Türkiye’nin yönetimine bir katkı sağlayamayacaklarına şahit olan Türk vatandaşları istikrardan yana olduklarını ve koalisyon hükümeti tarafından yönetilmek istemediklerini gösterdiler. Ayrıca tek parti iktidarının Türkiye de vuku bulan terör saldırılarına daha etkili çözüm bulacağı da düşüncesi de sandıklara yansıdı. 

AK Parti’nin oyu neden arttı

AK Parti, oyların yüzde 49.34’ünü alarak 317 koltuk ile tek  başına iktidar oldu. AK Parti oylarının bu denli yükselmesinin başlıca sebebi partinin Türkiye’deki terörü yok edeceğine dair kararlı ve yapıcı bir rol üstlendiği konusunda halkı ikna edebilmiş olmasıdır. Terörü tamamen temizlemek için tüm bunlar yeterli olmasa bile açıkça gösterilen bir çabanın varlığı, on yıllardır terörden canı yanan Türk vatandaşları için sağlam bir başlangıç yapmak adına bir umut olmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaptığı son terör karşıtı operasyonlar, terör örgütlerinin baskısını ve tehdidini kısmen azalttı ve bundan dolayı Haziran seçimlerinde HDP’ye verilen oyların bir kısmı yeniden AK Parti’ye yöneldi.

AK Parti’ye verilen oyların artışını etkileyen diğer bir faktör de partinin Haziran seçimlerinde ön planda tuttuğu başkanlık sisteminden vazgeçtiğini hissettirmesidir. Türklerin çoğunluğu federal sistemi getireceği için bu sisteme karşıydı ve bundan dolayı bu fikir ülkede pek kabul görmemişti. Başkanlık sistemi pek çok ülkede kullanılmasına rağmen Türkiye’de büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Başkanlık sistemi tarafından kurulacak federal sistem Türkiye’nin üniter devlet yapısına hasar verebilir ve bağımsızlık isteyen farklı federal bölgelerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu yüzden AK Parti’nin yeniden başkanlık sistemi söylemiyle ortaya çıkmaması son derece önemlidir aksi halde bu durum partiye ciddi hasar verecektir.

Başbakan Sayın Davutoğlu’nun dürüst, alçak gönüllü, samimi kişiliği ve savunduğu manevi değerler yüzde 99’u Müslüman olan ve milli-manevi değerlerine çok önem veren Türk halkından oy almasının başlıca nedenleri arasındadır.

AK Parti seçim kampanyası sürecinde özellikle CHP ve MHP ile kıyaslandığında çok gayret etti. Başbakan Davutoğlu bizzat şehir şehir, köy köy dolaştı, halka hitaben konuşmalar yaptı, insanların sorunlarını ve isteklerini dinledi.  AK Parti üyeleri son seçimleri iyi değerlendirdi ve geçmişteki hatalarını telafi etmeye çalıştı. Buna ek olarak medyada çıkan uyarıların ve insanların eğilimlerinin de dikkate alınması oldukça faydalı oldu.

Türkiye’nin ekonomisi son zamanlarda düşüşte sayılmasa da bir durgunluk içindedir ve AK Parti’nin son seçim döneminde ekonomiyle ilgili yeni taahhütlerde bulunmuş olması oyların pozitif yönde kazanılmasını sağlamıştır.

Muhalefet partilerinin radikal oy kaybı

HDP ve MHP oyları önceki seçimlerle kıyasla radikal anlamda bir düşüş yaşadı. HDP’nin terör örgütleriyle olan ilişkisini kati bir dille reddedememesi  ve terör saldırılarından dolayı pek çok askerin, polis memurunun ve sivillerin hayatlarını kaybettiğini görmesine rağmen, terörü kınama eğiliminde olmaması partiye oy kaybettirmiştir. Mecliste HDP’nin varlığı önemlidir çünkü tüm farklılıkların temsil ediliyor olması demokrasinin bir gereğidir.

Haziran seçimleriyle kıyaslandığında Meclis’te 39 koltuk kaybeden MHP, yönetici parti vasfında olmasa da güçlü ideolojisi bulunan ve kuvvetli aksiyon yeteneğine sahip bir partidir. ANAP hükümeti döneminde yaşananın bir benzeri olarak, MHP’nin oylarının bazıları diğer sağ görüşlü partilere kaymıştır.

Ana muhalefet partisi olan CHP ise son seçimlerde negatif yönde etkilenmiş durumdadır. 26. dönem Meclis’te 134 koltuk elde eden CHP her ne kadar milletvekili sayısını arttırmış olsa da partinin lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu  sonuçların kendileri için bir başarı olmadığı değerlendirmesinde bulunmuştur. CHP’nin karşılaştığı bu olumsuz sonucun ana nedeni somut bir plan ortaya koyamaması ve Türkiye’nin içinde bulunduğu terör, ülkenin bölünmezliğinin tehdit altında olması gibi konulara odaklanmak yerine daha az önceliği bulunan konular üzerinde demeçler vermiş olmasıdır.

Daha iyi bir Türkiye için ne yapılmalı

Seçim başarısını elde eden AK Parti kendilerine oy vermeyen diğer vatandaşlarımızı da bağırlarına basmalıdır. Diğer türlü muhalefet partilerine oy veren vatandaşlarımız huzursuz olacaklardır. Başbakanımız tüm vatandaşlarımıza sevgi mesajları iletmeye devam etmelidir. Her vatandaşımızın eşit haklara sahip olduğu ve aynı şartlarda yaşamaları gerekliliği üzerine yoğunlaşmalıdır. Muhalefetin de barış ve güvenlik içinde olması için çaba harcamalıdır. Samimi sevgi ve merhamet ile bu suni tansiyon yatışacak ve AK Parti’ye oy vermeyen  herkesin kalbi kazanılacaktır.
Türkiye’deki herkesin birinci sınıf vatandaş olduğunun hissettirilmesi önemli bir ihtiyaçtır. Dünyanın en rahatlatıcı nimetlerinden olan sevgi insanların bir araya gelerek anlaşmasına vesile olacaktır.  Buna ek olarak AK Parti Hükümeti, Aleviler, Rumlar, Ermeniler ve Süryaniler gibi farklı inançlara sahip ve farklı etnik kökenden gelen herkesi kucaklamalı, tüm bu farklılıkların ülkemiz için birer güzellik olduğunu vurgulamalıdır. Her Türk vatandaşına kendilerine yüksek değer veren bir ülkede yaşamanın konforu mutlaka hissettirilmelidir.

 

Adnan Oktar'ın Tehran Times'da yayınlanan makalesi:

 

http://www.tehrantimes.com/index_View.asp?code=250604

Masaüstü Görünümü