Harun Yahya

Donald Trump'ın Tehlikeli Söylemleri



Kasım 2016’da yapılacak başkanlık seçimleri için yarışan Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump, yaptığı bazı sevgisiz çıkışlarla büyük tepki toplamaya devam ediyor. Daha önce İskoçlar, İngilizler, Meksikalılar ve göçmenler hakkında aşağılayıcı ifadeler kullanması nedeniyle yoğun eleştiri alan Trump, “ABD’deki camileri kapatalım” açıklamalarıyla da kamuoyundan geniş çapta tepkilere maruz kalmıştı. Donald Trump’ın, bu sefer neredeyse tüm dünyadan tepki toplayan son açıklaması ise, “Müslümanlar için Amerika’nın kapılarını tamamen kapatalım” sözleri. Cumhuriyetçi Parti’nin bir başka başkan adayı olan Jeb Bush, Trump’ın sözlerini ağır bir şekilde eleştirenlerden sadece birisi.

Trump'ın kullandığı nefret dili terörizm propagandasına yarar

Konuyla ilgili Obama yönetiminden de Trump’a sert tepkiler geldi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Ben Rhodes’un, “Trump'ın sözlerinin, ABD’nin ulusal güvenliğine zarar verici” olduğunu belirttiği sözleri, konunun en önemli kısmına dikkat çekiyor. Rhodes, “IŞİD militanlarının, ABD’yi İslam ile savaştaymış gibi göstermeye çalıştığını” dile getirirek, Donald Trump’ın da, Müslümanlara karşı takındığı tavırla, IŞİD’in propagandasına en büyük desteği verdiğini ima etmiş oldu.

Luther Üniversitesi’nden Doç. Dr. Todd Green de "Donald Trump'ın kullandığı dil IŞİD’e bir hediye gibi. Bu tam da IŞİD’in Avrupa ve Batı dünyasında Müslümanların karşılaşmasını istediği bir durum ve Trump da IŞİD’in bu konuda vermek istediği mesajı doğruluyor" şeklindeki değerlendirmesiyle Trump’ın kullandığı dilin İŞİD’e yarayacağını dile getirenlerden.

Yine aynı şekilde, Eşit Adalet Girişimi adlı örgütün kurucusu ve yöneticisi olan Bryan Stevenson da Trump’in dilinin, toplumda şiddeti körükleyeceğine ve ABD’ye büyük zarar vereceği kanaatinde. Amerika’nın en bilinen İnsan Hakları avukatlarından biri olan Stevenson da CNN’e verdiği mülakat ile bu endişeyi çok net bir şekilde dile getirmiş:

“Donald Trump’ın söyledikleri bir nevi dini bağnazlık ve Amerikan siyasi hayatına tehlike arz eden bir durum. Bu tür söylemler 1940’larda Japon kökenli Amerikalıların toplama kamplarına konmasına neden olmuştu. Bu bir korku ve öfke siyaseti. Maalesef bu fikri benimseyecek çok kişi mevcut. ABD’de bir Başkan adayının böyle bir söylemde bulunmasını, sadece demokrasimize değil, istediğimiz adalet anlayışına da bir tehdit olarak görmeliyiz.

Bu bir nefret söylemi çünkü temelde tüm Müslümanları hedef alıyor, tüm Müslümanlar şüpheli olarak görülüyor. Sadece Müslümanlar değil, tüm Amerikalılar bunu bir tehdit olarak görmeli. Çünkü yüz yıllık ırkçı bir yobazlık,  Yahudilere karşı gösterilen fanatiklik bu söylemden kaynaklandı.”

Bu uyarılar çok hayati ve mutlaka önlem alınmalı.

Trump’ın sözleri teröre davetiye çıkarır

Siyasilerin, devlet şiddetini, adaletsizliği, nefreti ve aslında tam anlamıyla bir ‘devlet terörü’nü sorumsuzca savunuyor olması çok tehlikeli ve vahim sonuçların ortaya çıkmasına yol açar. “Şiddeti, bombalamayı, ayrımcılığı, adaletsizliği, despotluğu ve dünyayı adeta dev bir hapishaneye çevirmeyi savunmak” demek, teröristlerle aynı felsefeyi savunmak demektir.

Sözde İslam adına ortaya çıkan radikal görüşlü örgütler ve sol görüşlü terör örgütleri, eylemlerini devam ettirebilmek için, şiddeti savunan sembol düşmanlar bulma ve bunlar üzerinden propaganda yapma ihtiyacı içerisindedirler. Ancak sevginin ve merhametin hakim olduğu bir dünya düzeninde, teröristlerin propaganda malzemesi bulmasına imkan yoktur. İşte bu yüzden, her şeyden önce terörizmin, “Devletlerin terörüne, faşizmine, adaletsizliğine karşı, sadece aynı şekilde terörle ve şiddetle karşılık verilerek sonuç alınabilir” felsefesi mutlaka boşa çıkarılmalıdır. Bu yapılmayıp bir de üstüne, gaddar ve zalim bir dille, masum geniş kitlelere karşı şiddeti savunmak çok büyük bir hatadır. Bu sevgisiz ve kibirli üslup teröre davetiye çıkaracak, bu tür üslupları kullananlar ise, en başta kendileri teröristlerin bir numaralı hedefleri haline geleceklerdir.

Sayın Trump da, şiddeti ve terörü tahrik ederek en başta kendisini terörün hedefi haline getiren bu yanlış üslubunu bir an önce terk etmelidir. Güzellikle, huzurla ve sevgi içinde yaşamak varken, gereksiz bir nefret üslubuyla dünya üzerindeki tüm terör gruplarının terörü daha da meşru görmelerine neden olacak bir tavır içerisine girmek hiçbir şekilde akılcı bir tutum değildir.

Bu konuşmalardan dolayı özür dilenmesi, teröristlerle masum halkların bir tutulamayacağının önemle belirtilmesi, sevgi ve merhamet anlayışıyla, fikirle, ilimle dünya üzerinden terörün her türlüsünün kazınacağının açıklanması gerekir. Böyle pozitif ve akılcı bir üslup değişikliği yaptığı ve sevgi dilini kullandığı takdirde, Donald Trump herkesçe korunup kollanacak, karşısında onu hayatın her alanından silmeye çalışan muhalifleri de kalmayacaktır.

Nitekim şu an, nefret söylemleri nedeniyle Trump’ın İngiltere’ye girmesinin engellenmesi için büyük bir kampanya başlatılmıştır. Bu kadar muhalif kazanmak yerine, sevgiyle dost kazanmak, bunun için de doğrudan itidalli bir sevgi üslubuna geçmek, elbette ki Trump için en akılcı ve en doğru olan tavırdır.

Şiddeti savunmak, şiddeti ve isyanları körükler

Büyük bir dünya savaşı çıkartmayı amaçlayan sözler sarf etmek, her şeyden önce tüm dünyanın nefretini kazanmakla sonuçlanacaktır. Zenci, göçmen, Müslüman, Yahudi, Meksikalı, Afrikalı, Rus, Japon ya da bunlar gibi başka toplumlara yönelik düşmanlıkların körüklenmesi, başta Amerika olmak üzere tüm dünyada söndürülmesi zor bir ateşi körükleyecektir. İşler çığırından çıktığında ise kitle psikolojisinin cinnete sebep olabileceği çok açıktır. Bu durum, ABD başta olmak üzere dünya çapında siyahi vatandaşların, Müslümanların, göçmenlerin ayaklanmasına sebebiyet verecektir. İtidal ve kontrol bir kere kaybedildi mi, bu durumda da ortada ne ABD ne Fransa ve ne de huzurlu bir dünya kalacaktır. Böyle bir ortam ise, hiç kimsenin istemeyeceği sonuçları doğuracaktır.

Özgürlükler ülkesi ABD zenginlikleriyle güzel

Amerika’da 7 milyonun üzerinde Müslümanın yaşadığı tahmin ediliyor. Komedyen David Chapelle, Snoop Lion, Busta Rhymes, Muhammed Ali, Mike Tyson, Will Simith, Janet Jackson, Jermaine Jackson, Shaquille O’Neal, ünlü mankenlerden Iman, Ellen Bursytn, basketçi Rasheed Wallace, ünlü oyuncu Wesley Snipes, astronot Anuşe Ansari, cazcı Tony Jones, Nicole Queen, oyuncu Omar Regan, rap müzik sanatçısı Mos Def, hip hopçı Akon gibi birçok ünlü Amerikalı Müslüman var. Hukukçu olan Keith Ellison, aynı zamanda Amerikan Kongresi’ne seçilen ilk Müslüman. Barbara Muhammed Sharief, Florida Eyaleti’nin Broward bölgesine belediye başkanı seçildi. Amerikan Ordusu’nda 20 binin üzerinde Müslüman asker görev yapıyor. Bu insanlar ABD’nin hem asli unsurları, hem de büyük bir zenginliğidir.

Onlarca ulus ve birçok inançtan insanın, ortak ülküler, demokrasi ve özgürlük ilkeleriyle çok güçlü bir birlik oluşturduğu ABD, bu zenginliğini sevgiyi, şefkati, merhameti, iyiliği en yoğun şekilde kullanarak korumalıdır. Herkese potansiyel suçlu gözüyle bakarak yeni düşmanlar edinmek yerine, nefrete yol açan sapkın felsefelerin ilimle ve İncil’in, Tevrat’ın ve Kuran’ın sevgi diliyle ortadan kaldırılmasına çalışmak en doğru çözüm olacaktır.

Adnan Oktar'ın Jakarta Post & Straits Times & Pakistan News'de yayınlanan yazısı;

http://www.thejakartapost.com/news/2015/12/16/trump-s-dangerous-rhetoric-turns-serious.html

http://www.straitstimes.com/opinion/watching-donald-trump-warily

http://pk.shafaqna.com/EN/20066


Masaüstü Görünümü