Harun Yahya

Pakistan’ın Kurtuluşu Bağnazlıktan Kurtuluşuna Bağlı




Yeni yılın ilk günlerinde Güney Asya’dan arka arkaya iki saldırı haberi geldi. Silahlı militanların hedefinde, Pakistan sınırı yakınlarındaki Hindistan’a ait bir hava üssü ve Afganistan’ın Mezar-ı Şerif kentindeki Hindistan Konsolosluğu vardı. Bu iki terör eylemi Hindistan’a yönelik olmakla beraber gözlerin daha ziyade Pakistan’a çevrilmesine yol açtı. Zira olaylarla ilgili ilk bulgular Pakistan merkezli radikal bir örgütü işaret ediyordu.

Eylemlerin zamanlaması dikkat çekiciydi şüphesiz. Hatırlanacağı gibi, 2015’in son ayları Pakistan ve Hindistan arasında iyi ilişkilerin kurulmaya başladığı bir dönem olmuştu. Her iki ülkenin başbakanları, dışişleri bakanları ve milli güvenlik danışmanları çeşitli vesilelerle bir araya gelmişler; iki büyük komşu ülke arasındaki kronik sorunlara ilişkin samimi bir işbirliği başlatma kararı almışlardı. Radikal militanların, bilerek veya bilmeyerek, aslında iki ülke ilişkilerini hedef aldığı anlaşılıyordu. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif de, saldırıların ardından, Hindistan ve Pakistan arasında barışı sağlamak için ciddi adımlar atıldığında, teröristlerin süreci sabote etmeye çalıştığını söyledi.

Her iki eylemde de militanlar amaçlarına ulaşamadan etkisiz hale getirildiler. Dolayısıyla Güney Asya’yı kaplayabilecek yeni bir karışıklık engellenmiş oldu. Ancak böyle bir tehlike geçmiş değil, aksine hala çok büyük bir tehdit olarak duruyor. İşte bu nedenle geçmişten iyi ders almak, radikal terörün gerçek kökenini doğru anlamak, ve aynı hataları tekrarlamadan sorunu çözmek gerekiyor.

Pakistan topraklarında irili ufaklı çeşitli terör örgütlerinin varlığını halen sürdürdüğü bilinen bir gerçek. Bu topraklarda radikal teröre ve şiddete zemin hazırlayan radikal bir ideoloji mevcut. İşte bu yanlış ideolojiyi doğuran ve besleyen, bazı Pakistanlı yetkililerin sandığı gibi Amerikan veya Hindistan gizli servisleri değil, uluslararası güçler de değil. Sorunun kökeni dışarıda değil, aksine tam içinde Pakistan toplumunun sosyal-siyasal-kurumsal yapılarında yer alıyor.

Günümüz dünyasında Pakistan’ın aşırılık ve terör kavramları ile neredeyse birlikte anılmasına neden olan başlıca iki neden var: Pakistan derin devleti ve İslam adına ortaya çıkan koyu bağnazlık.

Çoğu ülke gibi Pakistan’ın da dış politikada sorunları var. Bunlar diplomasi ile yani barışçıl yöntemlerle, sevgiyle, uzlaşmayla çözülebilecek sorunlar. Ne var ki Pakistan derin devleti, diplomasi yerine terörü bir dış politika aracı olarak kullanmaya devam ediyor ve çözümün önünde hala ciddi bir engel olarak duruyor.

Şüphesiz Pakistan derin devleti büyük bir hata yapıyor; ülkesini ve milletini gerçekten seviyorsa, terörü gizlice destekleyerek Pakistan’a acı, sefalet ve karışıklıktan başka bir şey getirmediğini ve getirmeyeceğini anlaması gerekiyor.

Pakistan derin devleti kabul etmeli ki bazı radikal grupların silahlı eylemleri desteklediğinde benzer acılar tekrarlanacak: Aynı Allah’a, aynı dine, aynı peygamberlere iman edenler birbirini katledecekler. Sorunların çözümünü sevgi, kardeşlik ve dostluk ile değil silahlar ve bombalar ile arayacaklar. Sevgisizlik, çatışma, zulüm ve karanlık her yeri kaplayacak.

Derin devlet mensupları kuruntu ve korkuları adına yaptıklarıyla adeta bindikleri dalı kesiyorlar. Eğer bölgede barış yoksa, Pakistan’da da barış olmaz. Sonuç olarak, Pakistan halkı büyük acılar ve sıkıntılar çekmeye devam eder; özlem duydukları huzur, istikrar, barış ve refahtan yoksun yaşamak zorunda kalır.

Pakistan’ı boydan boya kaplayan karanlığın asıl temeli ise koyu bağnazlıktır. Bir İslam devleti olan Pakistan, gerçek İslami ve Kurani değerler etrafında birleşip bütünleşemiyorsa, sevgi, huzur ve kardeşlik içinde yaşayamıyorsa, hurafeleri ve bir kısım gelenekleri esas alıyorsa bunun nedeni bağnazlıktır.

Pakistanlı öğrenciler genellikle medreseler veya devlet okullarında eğitim görüyorlar. Ülkede yaklaşık otuz bin medrese ve 1.5 milyon medrese öğrencisinin olduğu tahmin ediliyor. Medreseler özellikle fakir ailelerin çocuklarına ücretsiz dini eğitim ve konaklama imkanı sağlıyor. Ne var ki bunların önemli bölümü resmi müfredattan ve Kuran’a dayalı bir eğitimden uzak, ağırlıklı olarak hurafelere dayalı bir din eğitimi veriyor. Bazıları devlet bilgisi ve kontrolü dışında faaliyet gösteriyor veya finans kaynakları belirsiz. En önemlisi ise, öğrenciler İslam dini adı altında, yedi yaşından itibaren bağnaz, sevgisiz, nefret içeren bilgiler ediniyor; mezun olduklarında ise din görevlileri olarak bunları topluma anlatmaya başlıyorlar. Elbette böylesine yanlış bir eğitim, İslam adına ortaya çıkan radikallere rahatlıkla asker devşirme imkanı sağlıyor.

Şüphesiz şiddet ve terör yanlıları sadece medreselerden gelmiyor. Devlete ait eğitim kurumları da fanatik bakış açısına sahip genç beyinler üretebiliyor. Kuran’da asla yeri olmayan, Kuran’a tamamen aykırı fikirler resmi müfredatın içine de bulaşmış durumda.

Pakistan’ı bağnazlık ve terör bataklığından kurtarmak için tek bir yol var o da gerçek İslam’a dayalı bir eğitim. Pakistan okulları nefret söylemlerine bir an önce son vermeli, İslam’ın sevgi, dostluk, şefkat, merhamet mesajlarını öğretmeli. Pakistan medreseleri ve okulları İslam dininin katıksız haliyle ve Kuran ahlakıyla eğitim veren yerler olmalı, sevgi insanları yetiştirmeli. Milyarlarca dolarlık dış yardımın küçük bir bölümü bu operasyonu finanse etmeye yeter.

Terörle mücadelede askeri operasyonlar, Pakistan için, asla çözüm olmaz. Çünkü etkisiz hale getirilen bir hücrenin yerine hemen diğerleri gelir, öldürülen her militanının yerini kin ve intikam ile yanıp tutuşan yeni militanlar alır. Radikal örgütlerin, bağnaz bir ideolojisi, yanlış bir fikri var. İslam’ın temel kitaplarında sözde İslam adına anlatılan hurafeler nedeniyle bu haldeler. Kuran’a tamamen aykırı ve yanlış inançlarla hareket ediyorlar. Militanı değil, onun beynindeki sapkın ideolojiyi, yani beynindeki şeytanı öldürmek gerekiyor. Dolayısıyla, gerçek kurtuluş yalnızca Kuran’ı temel alan bir eğitim ile mümkün olur. İslam’ın katıksız haliyle, Kuran ile yapılacak bir eğitim dışında kesinlikle çözüm yok. 

Adnan Oktar'ın Diplomacy Pakistan'da yayınlanan makalesi:

http://www.diplomacypakistan.com/main-front/pakistans-salvation-depends-on-liberation-from-fanaticism/

Masaüstü Görünümü