Harun Yahya

Muhalefet demokrasinin temel direğidir



15 Temmuz'da Türkiye'de yaşanan başarısız darbe girişimi, tüm ulusun iktidarıyla, muhalefetiyle tek vücut halinde kenetlenmesine vesile olan tarihi bir dönüm noktası oldu. Bu olay aynı zamanda, demokrasilerde muhalefet kavramının ne kadar önemli ve vazgeçilmez bir unsur olduğunu da ortaya koydu. Muhalefetin, yalnızca eleştiren, karşı çıkan, itiraz eden değil, aynı zamanda demokrasinin, hukukun ve adaletin yanında yer alan, doğruyu ve haklıyı tüm gücüyle destekleyen hayati bir kurum olduğunu gözler önüne serdi.

Söz konusu hain kalkışma esnasında, milletin her kesiminden vatandaşın canlarını ve mallarını ortaya koyarak demokrasiye ve seçilmiş hükümete sahip çıkması Türkiye yönetimini diktatörlükle itham edenlere de en güzel cevabı vermiş oldu. Normal şartlarda, demokrasinin gereği olarak, hükümetle ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sıklıkla karşıt fikirleri savunan iki büyük muhalefet partisi, CHP ve MHP'nin başkanları, darbe gecesi Sayın Cumhurbaşkanı'na, Sayın Başbakan'a, seçilmiş hükümete ve demokrasiye tam destek ve bağlılıklarını ifade ettiler. Krizin sonuna kadar da destek ve yardımlarını sürdürdüler.

Kalkışma girişimini takip eden günlerde yine muhalefet liderlerinin Cumhurbaşkanlığı külliyesinde Sayın Erdoğan'a yaptıkları destek ziyaretleri, ülkede demokrasiye verilen değerin önemli bir göstergesiydi. İstanbul, Yenikapı'da Cumhurbaşkanı'nın davetiyle gerçekleşen ve ana muhalefet partilerinin, liderleri ve yönetici kadrolarıyla hazır bulundukları demokrasi mitinginde, gerek iktidar gerekse muhalefet kanadından 5 milyona yakın insan birlik ve kardeşlik ruhu içinde bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın darbe girişimini izleyen günlerde, "Hiçbirimiz artık 15 Temmuz öncesi gibi davranamayız. En başta Cumhurbaşkanı olarak ben davranamam" sözlerinin ardından çok önemli bir gelişme yaşandı: 2014'teki bir toplantıda aralarında yaşanan gerginlik yüzünden o tarihten beri birbirlerine kırgın oldukları bilinen Sayın Erdoğan ve Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi.

Kabulün ardından Külliye'nin konferans salonunda kürsüye çıkan Feyzioğlu, 'Türkiye'nin muhtemel bir iç savaşın eşiğinden döndüğünü ve Cumhurbaşkanı'nın darbe girişiminin püskürtülmesinde çok önemli bir görev üstlendiğini' söyleyerek samimi destek ve birlik mesajları verdi.

Ana muhalefet partisi CHP kökenli Sayın Feyzioğlu ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın gösterdikleri bu asil ve medeni tavır, vatanın birlik ve bütünlüğünün, özgürlük ve demokrasinin tehlikede olduğu durumlarda, görüş ayrılıklarının, ihtilafların ve kırgınlıkların derhal bir kenara bırakılması gerektiğini gösteren güzel bir örnek oldu.

Son günlerde yaşanan bu olumlu ve güzel gelişmeler, Türkiye'de olduğu kadar tüm medeni ve demokratik ülkelerde de özlenen görüntülerdir. Günlük siyasette iktidarı kıyasıya eleştiren ve eleştirmesi gereken muhalefet, milletin ali menfaatleri söz konusu olduğunda, fitne ve kargaşa durumlarında iktidarın en büyük destekçisi, aynı zamanda meşruiyetinin de en önemli savunucusu olduğunu göstermiştir. Aksi takdirde, muhalefetin olmadığı anti-demokratik toplumlarda, diktatörlüklerde, totaliter başkanlık sistemlerinde iktidarların darbe girişimlerinden sağlam çıktığı durumlar çok nadirdir. Bu gerçeği bize tarih göstermiştir.

Elbette demokrasilerde iktidarı belirleyen halk çoğunluğudur. Ancak bu durum, seçilmiş iktidarın hiçbir zaman hata yapmayan, eksiksiz ve kusursuz bir yapı olduğu anlamına gelmez. Bu da muhalefetin gerekliliğini ve önemini ortaya koyan bir durumdur. Özgür ve demokratik toplumlarda güçlü muhalefetin varlığı temel dayanak noktalarından biridir. Muhalefet doğrudan sapmaları, aşırılıkları önleyen hayati bir denge ve güvenlik mekanizması görevi görür.

Muhalefet, iktidarın açıklarını kapatması, gözünden kaçanlara dikkat çekmesi, hataları ve eksikleri ortaya koymasıyla iktidara büyük destek sağlar. İktidarın o açıkları, hataları ve eksikleri fark edip telafi etmesine vesile olur. Bu da iktidar açısından olumsuz bir şey değil, aksine çok önemli bir avantajdır.

Kaldı ki hiçbir yönetim sisteminde muhalefeti yok etmek mümkün değildir. Tek fark, anti-demokratik, totaliter ve baskıcı yönetimlerde yeraltında, gizli ve illegal olarak örgütlenen muhalefetin, demokrasilerde açık, meşru ve legal olmasıdır. Önemli olan, muhalefetin vazgeçilmez bir gerçek olduğunun bilincine vararak, muhalefetle birlikte meşru zeminde yaşama olgunluğuna erişebilmektir.

Demokrasi, iktidarla muhalefetin birbirlerini yok etme amacı gütmeden ve yok edilme endişesi duymadan yaşayabileceği ideal siyasi sistemdir. Ancak, bu sistemin en yüksek verimde işleyebilmesi için de iktidarın muhalefete önem vermesi, haklı gördüğü konularda muhalefetin öneri ve eleştirilerini dikkate alıp uygulaması, 'muhalefetin her dediğinin aksini yapmak gerekir' gibi bir saplantısı olmaması gerekir.

Öte yandan muhalefet de, ülkenin ve vatandaşların fayda ve menfaatlerinin gözetilmesi bakımından çok önemli bir konumda bulunduğunu unutmamalı, bunun bilinciyle hareket etmelidir. Bu amaçla, itiraz ve eleştirilerini yıpratma amaçlı demagojiler üzerine değil, gerçeklere, somut verilere ve araştırmalara dayalı, dürüst, akılcı ve vicdani bir zemine oturtmaya özen göstermelidir. Eleştiri ve üslup yıkıcı değil yapıcı olmalıdır.

Muhalefetin iktidarın doğru, yanlış her yaptığını yerden yere vurması ve salt iktidarı devirmek üzerine kurulu tek düze ve samimiyetsiz politikalar izlemesi son derece yanlış bir zihniyettir. Tam aksine, muhalefetin iktidara yönelik eleştirilerinde yapıcı ve geliştirici olması, hak, adalet ve doğruluk esasları üzerinden hareket etmesi, gerektiğinde doğruları desteklemeyi ve alkışlamayı bilmesi de çok önemlidir. Bu dürüst ve samimi tutumu seçmeninin de diğer vatandaşların da takdir edeceğini unutmamalıdır.

Sonuçta, ister iktidarda ister muhalefette olsun politikacılar, toplumun fayda, huzur, güven, barış, sevinç ve refahını sağlayacak doğrular etrafında birleşmeyi ve birbirlerini bu doğrulara ulaşmada desteklemeyi en önemli asli görev saymalıdır. Özgür, sesi gür çıkan dürüst ve vicdanlı bir muhalefet de bu yolda her zaman iktidarın en büyük destekçisi ve güvencesi olacaktır.

Adnan Oktar'ın Gulf Times'da yayınlanan makalesi:

http://www.gulf-times.com/story/510703/Opposition-is-the-key-pillar-of-democracy

Masaüstü Görünümü