Harun Yahya

Fikir ve İnanç Özgürlüğüne En Üst Düzeyde Sahip Çıkan Kuran'dır



İnsanların temel hak ve özgürlükleri, modern anayasaların, kanunların ve bildirgelerin esasını oluşturur. İnanç ve düşünce özgürlüğü de bunlardandır. Bu özgürlüklerin yaşanabilme düzeyi, bugün Batı ve Doğu toplumları arasındaki uygarlık ve gelişmişlik farkını göstermesi bakımından da somut bir ölçü olarak kabul edilir.

Kimi Batı toplumlarındaki genel algı, özellikle Ortadoğu ve İslam ülkelerinde fikir ve inanç özgürlüklerinin ciddi anlamda kısıtlandığı yönündedir. İslam inancının ve İslami kurallara göre yaşamanın insanlara zorla dayatıldığı, aksine davrananların şiddetli baskı, tehdit, yaptırım ve cezalarla karşı karşıya kaldığı kanısı da yaygındır.

Ne yazık ki bu tespitler, hepsi için olmasa da birçok İslam ülkesi ve toplumu için belli ölçülerde doğrudur. Ancak bu iddialarda doğru olmayan yön, söz konusu çarpıklığın sorumlusu olarak haksız bir biçimde İslam dininin gösterilmesidir.

Önyargı ve bilgisizlikten kaynaklanan bu tür eleştiri ve iddialar, çoğu zaman İslam'ın tek ve gerçek kaynağının Kuran olduğu göz önüne alınmadan öne sürülür. İnsanların ve toplumların hatalı anlayış ve uygulamaları, din alimi olarak benimsenmiş bazı kişilerin Kuran'la çelişen yorum ve izahları, Kuran dışı kaynaklar, Peygamber adına uydurulan asılsız rivayetler de bunlara delil gösterilir.

Oysa yalnızca Kuran'ı referans aldığımızda, İslam dininin bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm uygarlıklardan, felsefe ve ideolojilerden çok daha ileri bir özgürlük anlayışına sahip olduğunu görürüz. Kuran'ın tarif ettiği özgürlük kavramının sınırları, gelişmiş ve modern toplumların benimsediği ölçülerin çok ötesindedir.

Bütün dinlerin mensuplarının inanç, düşünce, ibadet hak ve özgürlükleri Kuran'da güvence altına alınmış, aksine her türlü tutum yasaklanmıştır. Eğer, bugün birçok anlama çekilen "laiklik" kavramını, "din, inanç ve ibadet özgürlüklerine saygı gösterilmesi" anlamıyla kabul edersek, bu bakış açısının Kuran'a hakim bir düşünce olduğu da hemen görülecektir.

Kuran'ın, "(De ki:) Ben sizin taptıklarınıza tapacak değilim. Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim bana." (Kafirun Suresi, 4-6) ayetleri İslam'daki inanç özgürlüğünü en özlü biçimde ifade eder. Bu özgürlük Hıristiyanlık'tan Musevilik'e bütün dinleri hatta Budizm'den ateizme kadar bütün inanç sistemlerini ve inançsızlığı da kapsar.

Aynı şekilde, "Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi..." (Hac Suresi, 40) ayetiyle yalnızca Müslümanların değil diğer dinlerin ibadet yerleri de Allah tarafından korumaya alınır.

İslam'ı kabul etmeye, onun kurallarını uygulamaya da insanların hiçbir şekilde zorlanamayacağı Kuran'da kesin bir üslupla bildirilir. "Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk sapıklıktan apaçık ayrılmıştır..." (Bakara Suresi, 256); "Sen onların üzerinde bir zorba değilsin, şu halde Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver." (Kaf Suresi, 45); "Öyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın?" (Yunus Suresi, 99); "Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin." (Gaşiye Suresi, 21-26) ayetleri bu konuyla ilgili pek çok ayetten sadece birkaçıdır. Ancak, bu birkaç ayet dahi Kuran'da yasakçılık, baskı, şiddet, terör şöyle dursun inanç ve ibadetlere müdahale konusunda en küçük bir zorlamaya dahi izin verilmediğinin açık kanıtıdır.

Bu nedenle, İslam diniyle ilgili bir konuda muhatap alınması gereken mevcut hatalı uygulamalar, yorumlar ya da farklı kaynaklar değil, bu dinin tek geçerli kaynağı Kuran olmalıdır. Bunun yanısıra birçok insanın farkında olmadığı gerçek ise “Özgür” kabul edilen kimi ülkelerin aslında o kadar da özgür olmadıklarıdır.  

Medeniyetin beşiği sayılan ABD ve Avrupa’daki birçok ülkede insan hak ve özgürlükleri, devletler ve toplumlar tarafından üretilen sayısız kanun ve kurallarla zincirlenmiş durumdadır. Buralarda kendilerini özgür sanan insanlar aslında binlerce yaptırım, sınır, yasak, uydurma ahlak kuralı, sokak kanunu ya da toplum baskısı altında ezilmektedir.

1950'lerden itibaren göçmenlerin Avrupa'ya gelmesiyle birlikte artan, farklı kültür ve inançlara tahammül edemeyen aşırı sağcı-ırkçı zihniyet günümüzde oldukça tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır. Bu mantıktaki siyasi partiler İslamofobi propagandalarıyla en yüksek oyları almaktadır. ABD ve Avrupa'dan gelen, masum, kendi halinde Müslümanlara yönelik saldırı ve cinayetlerin, cami kundaklamalarının haberleri her geçen gün artmaktadır. Örneğin 2016 ABD Başkanlık seçimi yarışlarında oy toplama kaygısıyla sarf edilen, “Müslümanların sınır dışı edilmesi ve ülkeye sokulmaması” benzeri tehditler milyonlarca Amerikan vatandaşı tarafından destek görmektedir.

Bununla birlikte Batı’daki birçok ülke, halihazırda Myanmar'daki, Doğu Türkistan'daki, yakın geçmişte ise Bosna'daki utanç verici inanç katliamlarına sessiz kalmıştır. İnanç ve düşünce özgürlüğü konusunda diğer toplumları her fırsatta eleştiren ve kınayan Batı medeniyetindeki bazı ülkelerin içinde bulunduğu durum aslında açıktır.

Diğer yandan, özel hayatların her an takip altında olduğu, resmi ideoloji dışında her türlü fikir, düşünce ve inancın yasaklanıp, aksini yapanların acımasızca cezalandırıldığı Kuzey Kore benzeri, dinsiz komünist sistemlerde insanların hak ve özgürlüklerinin nasıl ayaklar altına alındığı da tarihi bir gerçektir.

Oysa Kuran, bu tür baskı, yasak ve despotlukları 1400 yıl önce kaldırmış, yalnızca fikir ve düşünce değil tüm insan hak ve özgürlüklerini en kapsamlı biçimde teminat altına almıştır. İnananların kişisel olarak Allah'a karşı sorumlu oldukları helal ve haramlar dışında, Kuran'daki sınırlı sayıdaki sosyal kural ve yasak da insanların hak ve özgürlüklerini korumak, bu özgürlüklerin suistimalini, başkalarının hak ve özgürlüklerini çiğneyecek, insanlara zarar ya da rahatsızlık verecek boyutlara varmasını önlemek ve toplum düzenini sağlamak için konmuştur. Bunların hiçbir baskı ve kısıtlama amacı yoktur.

Her devirde olduğu ve olacağı gibi günümüzde de Kuran'ın getirdiği sistem bütün medeniyetlerin, ideolojilerin, felsefelerin ve siyasi düzenlerin kat kat üzerinde güzelliktedir. Yalnızca Müslümanların değil tüm insanlığın mutluluğu da insana en çok değer veren bu sistemin yaygın olarak benimsenmesine ve yaşanmasına bağlıdır.

Adnan Oktar'ın New Straits Times & Jefferson Corner & Morocco World News'de yayınlanan makalesi:

http://www.nst.com.my/news/2016/10/182860/quran-protects-rights-freedoms

http://www.jeffersoncorner.com/the-quran-protects-rights-freedoms/

https://www.moroccoworldnews.com/2016/12/204586/quran-freedom-thought/




Masaüstü Görünümü