Harun Yahya

Amerika - Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa



8 Kasım’da Amerikan halkı 45. başkanını seçti. Böylece tüm dünyanın ilgiyle izlediği bir yıllık zorlu kampanya dönemi  sona ermiş oldu. Seçim sonuçlarının dünyanın hemen hemen her ülkesini etkileyecek olması seçimin tüm dünya tarafından yakından takip edilmesine neden oldu. ABD ile son zamanlarda gerginleşen ilişkileri nedeniyle Türkiye için de seçim sonuçları oldukça önem taşıyordu.  

Amerikan halkı 2008 yılında Obama’yı seçerken artık ülkelerinde birşeylerin değişeceği umudunu taşıyordu çünkü Obama’nın seçim kampanyası tamamen “değişim” üzerine idi. Ne var ki bir kaç istisna dışında değişen hiç bir şey olmadı. Obama II. Dünya Savaşından beri yönetime gelen kişilerden herhangi biri oldu; uyguladığı politikalar önceki yönetimlerle büyük çapta benzerlik gösteriyordu. Obama göreve ilk geldiğinde Türkiye ABD ilişkilerini geliştirme konusunda umutluydu. Obama’nın Türkiye’ye resmi ziyareti bu umudu daha da güçlendiren bir faktör oldu. Türkiye-ABD ilişkileri Obama’nın başkanlığının ilk yıllarında gelişmiş olsa da daha sonra ABD’nin bölgede şahin politikalar izlemesi ve PKK’nın Suriye kolu olan PYD’ye askeri destek sağlaması nedeniyle gerilim daha da arttı.



Ana akım medyanın Hillary Clinton’a sağladığı güçlü desteğe rağmen Amerika halkı yeni başkanları olarak Trump’ı seçti. Obama yönetiminden sonra artık geleceğe daha umutla bakıyorlar. Bu durum Amerikan halkının güçlü iradesine işaret ederken temel değerlerine geri dönmeye ne kadar istekli olduğunu da gösterdi. Trump iktidara yürürken Amerika’yı ön plana alacağını, dünyanın çeşitli çatışma bölgelerine müdahale etmekten çok kendi insanına odaklanacağını vaad etmişti. Halk Clinton’ı seçmeleri durumunda şu anki yönetimle aynı politikaları izleyeceğini ve değişim taleplerini karşılamayacağını biliyordu. ABD ve dünyanın yeni yönetimde nelerle karşılaşacağını öngörmek için her ne kadar erken olsa da, Trump’ın ABD’nin yerleşik düzeninden farklı bir başkan portresi sergileyeceği ortada. Sonuç olarak Trump dönemi dünya çapında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.

Kabul konuşmasında ortaya koyduğu dış ilişkilerdeki olumlu bakış açısı ve birleşik Amerika söylemi, seçim sonrası konuşmaları ve danışmanlarının yorumları, Trump’ın başkanlığı boyunca izleyeceği yönetim konusunda bazı ipuçları vermektedir. Bu nedenle Trump’ın başkan seçilmesini hem Türkiye hem de tüm Ortadoğu açısından ele almak istiyorum.

ABD’de seçim sonrası meydana gelen protestalarla Gezi Parkı protestoları

İstanbul’da önce barışçıl ve çevre-dostu protestolarla 2013 yılında başlayan Gezi parkı olayları sonrasında bir ayaklanma şeklini alarak Türkiye’nin pek çok şehrine yayıldı. Türkiye’nin demokratik haklarına karşı yapılan bu ayaklanmaların nihai amacı seçilmiş Cumhurbaşkanını devirmekti. Aynı şekilde ABD’deki Trump-karşıtı hareketler en az 10 büyük eyalette hemen seçimin ardından başladı. Trump seçim sonrasında CBS televizyonuna verdiği bir röportajda protestocuların kendisini iyi tanımadığını, bu kişilerin ülkede düzeni bozmak isteyen bir takım profesyonellerce yönlendirildiğini belirtti. Gerçekten de Trump haklıydı; daha sonra bu protestoların George Soros’un moveon.org hareketince düzenlendiği ve söz konusu odağın ülke çapında 200 yerde patlak veren karışıklıkları organize ettiği ortaya çıkacaktı. Trump protestoculara korkmamalarını, Amerika’ya değerlerini geri kazandıracağını söyledi. Ayrıca Trump, seçimi Clinton’ın kazanması durumunda kendi seçmenleri böyle bir protesto eylemi gerçekleştirseydi herkesin bu durumu kınayacağını, dolayısıyla bir çifte standart durumunun söz konusu olduğunu belirtti.

İnsanlar sokaklara çıktığında nereye gideceklerini, ne yapacaklarını bilemezler; onları yönlendirip talimat verecek kişilere ihtiyaç vardır. Gezi Parkı olaylarında olan buydu. Aynı durum başkanlık seçiminden sonra ABD’de de söz konusu oldu. Ayrıca Türkiye’de basın ve sosyal medyada kullanılan dezenformasyon tekniklerinin bir benzeri ABD’deki sokak protestaları sırasında da uygulamaya geçirildi. Örneğin Venezuella’daki ayaklanmaya ait fotoğraflar medyada Los Angeles’da gerçekleşiyor gibi gösteriliyordu. Bu bağlamda protestocuların sağ duyuyla hareket etmeleri, provakotörlerin kışkırtmalarına gelmemeleri, öncelikle ülkelerinin refahını düşünmeleri son derece önemli.

ABD-Rusya ilişkileri ve Türkiye üzerindeki etkileri

Kötüleşen ABD-Rusya ilişkilerini düzeltmek isteyen Trump başkanlık koltuğuna geçtiğinde büyük ihtimalle bu yönde çalışmalar yapacaktır. Rus medyasında yer alan olumlu mesajlar ve Rus parlementosunun Trump’ın zaferini alkışlarla karşılaması bu konuda Rusya’nın da istekli olduğunu gösteriyor. Ayrıca Trump’ın ilk resmi ziyaretini Moskova’ya yapması bekleniyor. Amerika’nın Rusya ile ortak bir zemin oluşturması Suriye ve Irak’daki krize çözüm bulmak için bir fırsat olacaktır. Türkiye ile Rusya’nın son zamanlarda ilişkilerini düzeltmesiyle iki ülke arasında büyük enerji ve ticaret anlaşmalarına imza atılmaya başlandı. Şimdi de stratejik ortak olma yolundalar. Bölgedeki krizin son bulması  ABD’nin PYD’deye destek vermesi gibi bir çok yan etkinin ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Krizin sona ermesi durumunda ABD’nin şimdi olduğu gibi PYD’ye destek vermesi gerekmeyecek, bu da ABD-Türkiye ilişkilerinde bir dönüm noktası olacaktır. Türkiye’nin PKK konusunda hassas olduğu nokta bu terör örgütünün son 40 yıldır bölgede Kuzey Kore stili bir devlet kurma isteği. Şimdi de örgüt bu hedefe Suriye’deki iç savaşı kullanarak ulaşmaya çalışıyor, ABD tarafından terör örgütü olarak tanınmayan PYD adı altında Suriye’de terör faaliyetlerini sürdürüyor. PKK’nın ABD desteğiyle kurduğu sözde bir Komunist Kürt devleti eninde sonunda tüm Ortadoğu, Kafkaslar, Avrupa ve özellikle Türkiye’ye kapı aralayacak, tüm dünya için bir kabusa dönecektir.

Bu yeni dönemde Türkiye’nin görevi

Bugün dünyanın dostane bir Amerika’ya her zamankinden daha çok ihtiyacı var. Amerika ile sadece menfaate dayalı bağlar kaldırılıp bir kenara atılmalıdır. Dünya kaynakları hem Doğu hem de Batıyı müreffeh kılacak kadar fazla. Ortadoğu’daki stratejik jeopolitik konumu ile Türkiye’nin ABD’nin önemli bir müttefiği olduğu şüphe götürmez bir gerçek. Yeni ABD yönetiminin bölgeye barış getirecek en uygun politikaları benimsemesinde Türkiye’nin rolü büyük olabilir. İki ülkenin birbirini karşılıklı olarak anlaması için resmi ve resmi olmayan seviyelerde yoğun bir ziyaret trafiği gerçekleştirilmeli, iki ülke arasında daha sağlam ilişkiler kurulmalıdır. Çalışkan bir iş adamı olarak kendini kanıtlamış olan Trump, şimdi de Amerikalıların kaybolmuş değerlerini geri kazandıracak, Amerikan rüyasını canlandırmaya çalışacak. Türkiye ve Rusya’nın Trump’ın yanında yer  almasıyla bu ittifaktan gelecek olumlu sonuçlar kısa sürede görülecektir.

Adnan Oktar'ın The Daily Star & Jefferson Corner'da yayınlanan makalesi:

https://www.dailystar.com.lb/Opinion/Commentary/2016/Dec-14/385254-trump-turning-the-page-in-the-us-turkey-relationship.ashx

http://www.jeffersoncorner.com/trump-turning-the-page-in-the-u-s-turkey-relationship/


Masaüstü Görünümü