Harun Yahya

Milenyum Kuşağını Kazanmak Geleceği Kazanmaktır



Şu an henüz çok ön planda olmasa da yakın gelecekte bugünkü neslin her alandaki sorumluluklarını üstlenmesi bekleniyor. Dünya toplumunun oldukça geniş bir bölümünü oluşturuyor. Hatta, sayı bakımından bazı ülke nüfusları içinde ilk sırada. ABD'de 80 milyon üyesiyle ülkenin tarihindeki en yüksek sayıya sahip yaş grubu: Popüler adıyla "milenyum kuşağı".

2000 yılında yayınlanan ve bu konudaki en önemli kaynaklardan biri olan "Millenials Rising"in yazarları Neil Howe ve William Strauss aynı zamanda bu kuşağın isim babası sayılıyor. Howe ve Strauss bu sosyal grubu 1982-2004 yılları arasında doğanlar olarak tanımlıyor.

Milenyum kuşağının en önemli ortak özelliklerinden biri doğdukları andan itibaren internet, bilgisayar, akıllı telefonlar ve her türlü ileri teknolojiyle içiçe büyümüş olmaları. Sosyal ve psikolojik gelişimlerinde, kişilik yapılarında bu modern teknolojik ortamın belirleyici rolü oldukça yüksek.

Çeşitli kaynaklara göre, milenyum jenerasyonunun çoğunluğuna ait bazı çarpıcı ortak özellikler şöyle :

İnsanlarla bağlantıda olmaya aşırı düşkünler. Öyle ki % 83'ü cep telefonlarıyla birlikte uyuyor. 1 saat içinde en az bir kere akıllı telefonlarına bakıyorlar. Günde ortalama 88 mesaj alıp gönderiyorlar. Konuşmaktan ise aynı derecede hoşlanmıyorlar.

% 55'i sosyal medyaya en az bir veya daha fazla selfi göndermiş. Adeta YouTube, Facebook, Instagram ve Pinterest'te yaşıyorlar. Diğer nesillere göre en yüksek Facebook arkadaşı sayısına sahipler. Ünlü birinin onları Twitter'da takip etmesi, Facebook'da paylaşımlarının beğenilmesi onlar için çok önemli bir gündem.

Bilgisayar programlarına, işletim sistemlerine, yeni teknolojik cihaz ve sistemlere kolay ve hızlı uyum sağlayabiliyorlar. Bilgisayar temelli işleri diğer kuşaklara göre daha rahat yapabiliyorlar.

Her konuda güncel olmak, anı yakalamak en büyük hedefleri. Her şeyin en son versiyonuna sahip olmak, her şeyden ilk haberleri olmak, bir haberi ilk yayan olmak, yeni bir trend başlatmak, başkalarının taklit edecekleri sansasyonel şeyleri ilk ortaya atan olmak en büyük tutkuları.

Görüldüğü gibi, milenyum kuşağı teknik beceri, zeka, yeni teknolojilere hızlı adapte olma bakımından diğer jenerasyonlardan oldukça önde. Ancak, kişilik yapısı, davranış özellikleri ve ahlaki değerler bakımından aynı şeyi söylemek zor.

Öyle ki bazı uzmanlar, kişilik özellikleri bakımından milenyum gençliğini gelmiş geçmiş en kötü jenerasyon olarak sınıflandırıyor. Gerçekten de bu jenerasyonun büyük bölümü aşırı derecede kendini beğenmiş, bencil, her durumda kendini haklı gören, karşısındakinin düşüncelerine önem vermeyen, geçimsiz, agresif, sürekli haklar iddia eden ancak bu hakları kazanma konusunda hiçbir gayreti olmayan, sorumsuz , tüm bunlara rağmen de kendini çok önemli gören kimselerden oluşuyor.

Time dergisi, Mayıs 2013'te kapak konusu yaptığı milenyum kuşağını "Ben Ben Ben Jenerasyonu" olarak tanımlıyor. Dergideki aynı başlıklı, Joel Stein imzalı makalede, Amerikan lise öğrencileri arasındaki aşırı kendini beğenmişlik duygusunun (narsizm) 2009'da, 1980'lere göre %58 oranında artış gösterdiği belirtiliyor.

Milenyum gençliğinin büyük bölümü sosyal ilişkilerinde çok zayıf ve deneyimsiz. İnternette, sanal ortamlarda saatlerce bağlantı kurdukları kişilerle yüzyüze tanışmak, normal sosyal ilişkiler geliştirmek çoğunun aklına bile gelmiyor. Bir milenyumluya göre mahremiyet genellikle, çevrimiçi paylaşımlarını kimlerin görebileceğini sosyal medya ayarlarında düzenlemekten ibaret.

Clark Üniversitesi'nin 2012'de düzenlediği bir ankete göre, bu neslin gelişimleri kavruk ve yavaş ilerliyor. Diğer nesillere kıyasla çok daha hassas ve kırılgan, baskı ve eleştirilere karşı daha dayanıksızlar. Bu nedenle kendilerine "kartanesi nesli" de deniliyor. En küçük tetikleyici davranış, söz veya görüntü karşısında aşırı duygusal tepkiler verip ağlama krizlerine girebiliyor, kimi zaman histeri nöbetleri geçiriyorlar. Depresyona girmeye, hatta intihara çok eğilimliler.

Bazı okullar ve akademik kuruluşlar onların incinmelerini önlemek amacıyla "safe-space" (güvenli bölge), "trigger warnings" (tetikleyici uyarısı) gibi uygulamalar başlatıyor.

Pew Forum'un 2014'te yaptığı "Religious Landscape" (Dini Manzara) araştırması milenyum kuşağının diğer jenerasyona oranla daha düşük oranda dini yönlerinin olduğunu ortaya çıkardı.

Allah’ın haram kıldığı ve çirkin bir fiil olarak anlattığı homoseksüelliğin ve LGBT’nin ateşli bir destekçisi olan milenyum gençliği, politik açıdan bağlantısız olmayı, aykırı ve protest liderleri desteklemeyi tercih ediyor. Bu bakış açıları dolayısıyla 2008 ABD başkanlık seçimlerinde bu kesimin %60'ı homoseksüel evliliklerini yasallaştıran Barack Obama'yı destekledi.

Elbette buraya kadar anlattıklarımız milenyum kuşağının, geniş de olsa yalnızca belli bir bölümünü kapsıyor. Yoksa, bu kuşak içinde yukarıda saydığımız olumsuz özellikleri taşımayan, aklı başında, şuurlu, kişilikli, dengeli, tutarlı, olgun, ilkeli, ahlaklı, inançlı ve vicdanlı sayısız kaliteli insan olduğu da ayrı bir gerçek. Önemli olan ise tüm milenyum jenerasyonunu bu üstün kişilik ve kalite düzeyine taşıyabilmek.

Milenyum kuşağını, yalnızca çeşitli sektörlerde teknik yeteneklerinden faydalanıp ahlak, kişilik ve vicdan yönünden şimdiki hallerine bırakmak hem onlara hem kendimize hem de tüm dünyaya büyük bir ihanet olur. Zira yakın bir gelecekte dünyadaki pek çok konumu ve mevkiyi devralacak bu kuşağın bugün ihmal edilmesi yarın herkesin sorunu olacaktır.

Bu sorun yalnızca sosyolojik veya psikolojik bir araştırma konusu olarak görülmemeli, tüm dünyanın geleceğini ilgilendiren çok önemli ve aciliyetli bir konu olarak geniş çaplı ele alınmalıdır. Bu kuşağın birinci dereceden aciliyetli olarak imani ve ahlaki yönden gelişimini sağlamak için onların hoşuna gidecek, dikkatlerini çekecek ve onları teşvik edecek farklı eğitim politikaları oluşturulmalıdır. Bu anlamda, milenyum kuşağını kazanmak için hükümetlere, eğitim kurumlarına, düşünce kuruluşlarına, medyaya, akademisyenlere, din adamlarına, kanaat önderlerine ve bütün sorumluluk sahibi insanlara çok hayati görevler düşmektedir.

Adnan Oktar'ın New Straits Times & EKurd Daily & Jefferson Corner'da yayınlanan makalesi:

http://www.nst.com.my/news/2016/12/198931/winning-over-millennials

http://ekurd.net/winning-over-millennials-2016-12-23

http://www.jeffersoncorner.com/winning-over-the-millennials/




Masaüstü Görünümü