Harun Yahya

Amerika'nın vize kısıtlaması teröristleri durdurabilecek mi?



Hemen hemen herkes Başkan Trump'ın ilk 100 gününde neler yapacağını merak ediyor. Dünya basınında ve tartışma programlarında bu konuda sürekli yorumlar yapılıyor. Yemin töreninin ardından Başkan Trump çeşitli kararnamelere imza atarak görevine başladı. Bu kararnamelerden bir tanesi de yedi Müslüman ülkeye vize kısıtlaması getirilmesini içeriyor. Bu kısıtlama en çok eleştirilen ve tartışılan kararname oldu. Amerikan halkı bir taraftan kararnameyi protesto etmek için sokaklara akın ederken, diğer taraftan Avrupalı liderler ve Cumhuriyetçi meclis üyelerinden birbiri ardına kınama mesajları geliyor

Toplumlarla köprü kurmak yerine Amerikan karşıtlığının artmasına sebep olacağı iddiasıyla, Başkan Trump'ın kendi kabinesinden, hatta Dışişleri Bakanlığından 100'den fazla kişi kararnameye karşı muhalif bir bildiri yayınladı. Bunun yanısıra 16 eyalet savcısı da söz konusu kararnamenin hukuk dışı olduğunu belirten ortak bir bildiriye imza attılar. Son olarak da federal temyiz mahkemesi, seyahat yasağının yürürlüğe girmesini engelledi. Netice itibarıyla, Başkan Trump geçen Perşembe gerçekleştirilen bir basın toplantısında, yönetiminin kararnameyi gözden geçirdikten sonra önümüzdeki hafta tekrar yayınlamayı planladığını ifade etti.

Bu hamleyi Başkan Trump açısından değerlendirmek açısından, başkanlık seçimleri boyunca dile getirdiği Amerikan halkının güvenliği vurgusunu hatırlamakta fayda var. Hükümet, tüm dünyayı etkisi altına alan terör eylemlerine karşı bir takım güvenlik uygulamalarını yürürlüğe koyana kadar, Başkan Trump bir takım sert tedbirler alıyor. Ne var ki bu karar hem ülke içinde hem de ülke dışında beklenmedik tepkilere neden oldu. Muhtemelen seçim kampanyası sırasında verdiği sözlerden geri adım atmak istemeyen Donald Trump’ın bu karardan zarar gören kişilerin haklı eleştirilerine ve fikirlerine kulak vermesi gerekmektedir. Kararnameyi bir yönüyle iptal etmesi sözlerini tutmayacağı anlamına gelmeyecektir. Tam tersine, Amerikan halkının yanı sıra karardan ciddi olarak etkilenen Müslümanların da güvenini kazanmasına vesile olacaktır. Örneğin, ABD hükümetinin kararname üzerinde bazı değişiklikler yaparak yeşil kart sahibi yolcuları uygulamadan muaf tutmaları sağ duyulu bir adımdı. Ayrıca ayaklanmaların çapı genişledikçe, Trump medyayı asılsız haberlerinden dolayı kınayarak yazılı bir açıklama yayınlamış ve bununMüslümanlara yönelik bir yasak değil, geçici bir seyahat kısıtlaması olduğunu beyan etmiştir. Buna ek olarak Suriye’deki durumdanzarar gören insanlar için duyduğu şefkat ve merhameti şu cümlelerle ifade etmiştir: "Suriye'deki insanlık dışı krizden etkilenen tüm insanlar için muazzam hisler içerisindeyim... Önceliğim her zaman ülkeme hizmet olacaktır ancak bir başkan olarak, zorluk içinde olanlara yardım etmenin yollarını da bulacağım."

Hiç şüphesiz bu hamle Trump yönetiminin daha ilk günlerinde yıpranmasına ve gereksiz bir takım tepkilere maruz kalmasına sebep oldu. Trump, kararını savunur nitelikte açıklamalar yapıyor ancak ülkeye girişlerin ertelenmesi için belirlenen süre, düzenlemelerin yürürlüğe konmasına kadar geçecek vakit düşünüldüğünde oldukça uzun. Bu sürenin en fazla 15-20 güne indirilmesi yerinde bir karar olacaktır. Ayrıca daha özenli ve iyi organize edilmiş bir güvenlik uygulamasıyla terör tehdidi rahatlıkla başa çıkılabilir bir düzeye indirilebilir.

Söz konusu kararname kapsamında Suriyeli mültecilerin ülkeye girişlerine izin verilmezken diğer mültecilerin girişi sadece geçici bir süre için askıya alınmış durumda. Bu nedenle, ülkeye girişleri esnasında halihazırda doktor, psikolog ve polis memurları tarafından  sıkı bir denetimden geçirilen mülteciler için bu karar mutlaka yeniden gözden geçirilmelidir. Söz konusu görevliler sığınma talebinde bulunan Suriyelilerin herhangi bir terör örgütü ile bağlantılarının olup olmadığını rahatlıkla teşhis edebilirler.

Amerikan Dışişleri Bakanlığında üst düzey yönetici olan Anne Richard, Kasım 2015'te Sınır Güvenliği Komitesi'ne verdiği ifadede, ülkeye giriş yapan tüm Suriyeli mültecilerinUlusal Terörle Mücadele Merkezi, FBI, İç Güvenlik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon tarafından mercek altına alındığını ifade etti. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, çok kapsamlı olarak incelemeye alınan mültecilerin soruşturma süreci ancak 2 sene hatta daha uzun bir sürede tamamlanabiliniyor.

Başkan Trump'ın ülkeye giriş yasağı kararnamesinde Hristiyan mültecileri Müslümanlardan ayırarak istisna uygulaması Hristiyan toplumunun büyük bir kısmı tarafından da hoş karşılanmadı. Birçok Hristiyan lider, yardıma en çok ihtiyacı olan insanlara yasak getirilerek kapıların kapatılmasını kınadılar. Bu ayrımcılığı kınayan Hristiyan liderlerden Piskopos Joe S. Vásquez "Dini inançları ne olursa olsun herkese yardım eli uzatmamız gerektiğine inanıyoruz" açıklamasında bulundu.

Terörizm geçici yasaklamalar yada sınırlara örülen duvarlarla engellenemez. Amerikalıları seven ve tüm diğer inançlara saygı duyan Müslümanlar çoğunlukta. Dünyanın Amerika'dan beklentisi, terörizme karşı önlem alırken terörle ilgili olmayan kişilere karşı duyarlı davranması. Amerika'daki terör olayları ile ilgili istatistiklerine baktığımızda, mültecilerle bağlantılı olayların çok nadir olduğunu görüyoruz:

Mültecilerin sebep olduğu olaylar nedeniyle ölüm vakasının yaşandığı tek olay 11 Eylül’dür. Bunun dışında, Amerika'da meydana gelen mülteci kaynaklı terör saldırıları yok denecek kadar azdır. 11 Eylül olaylarındaki ölümleri de sayarsak, 1 yıl içinde, mültecilerin dahil olduğu terör saldırılarında bir Amerikalı'nın öldürülme ihtimali 3.6 milyon insan içinde 1 oranındadır.

Cato Enstitüsü'nün verileri oldukça çarpıcı: 1975 ile 2015 yılları arasında ABD topraklarında meydana gelen hiç bir terör olayında kararnamede adı geçen 7 Müslüman ülkeden herhangi bir yabancı terörist yer almamaktadır. Unutulmaması gerekir ki, Amerika Birleşik Devletlerinde toplum ile tam olarak kaynaşmış, orta-sınıf, iyi eğitimli, 3.3 milyon Müslüman yaşamaktadır. Bu kişiler öğretmen, memur, doktor, siyasetçi gibi çok farklı mesleklere sahip. Pentagon'a göre 2012 itibariyle Amerikan ordusunda 3600 Müslüman aktif görevdeler. ABD hükümeti terörizmle mücadelede katı tedbirler almak yerine ana kaynağı olan ideolojisine yönelirse çok daha etkili sonuçlar elde edecektir. Bu doğrultuda, Amerikan hükümeti ve samimi Müslümanların ittifak halinde acil olarak bir eğitim kampanyası başlatmaları gerekmektedir. Amerika'nın Müslüman dini liderler, terörizmin ideolojisinin yanlışlığını anlatabilen akademisyenler ve insanlığın faziletine inanan insanlarla ortak hareket etmesi gerekmektedir. Böyle birliktelikler hem Trump'ın kadrosuna fayda sağlayacak hem de evrensel terör tehdidini bertaraf edecektir.

Adnan Oktar'ın Pravda'da yayınlanan makalesi:

http://www.pravdareport.com/world/americas/24-02-2017/136942-usa_visa_restriction-0/

Masaüstü Görünümü