Harun Yahya

Mültecilerle İlgili Başkanlık Kararnamesi Acilen Geri Çekilmeli



Başkan Trump, seçim öncesi vaat ve söylemlerini belli temel başlıklar üzerinde yoğunlaştırmıştı. Bu başlıklardan en çok öne çıkanlar göçmenler konusu, radikalizmle mücadele ve ABD'nin ekonomik çıkarlarını koruma amaçlı alınacak yeni uluslararası ticari tedbirlerdi.

Sayın Trump'ın bu ana gündem maddeleri arasında, iktidara geldikten sonra en hızlı biçimde devreye soktuğu uygulama, ABD'ye mültecilerin ve çeşitli Müslüman ülke vatandaşlarının girişini yasaklamak oldu. Trump karşıtı çevrelerce "Müslüman Yasağı" olarak adlandırılan Başkanlık Kararı'yla, ABD'nin mülteci kabul sistemi 120 gün süreyle askıya alındı; Suriye'den mülteci alımı programı süresiz olarak durduruldu; İran, Irak, Suriye, Libya, Yemen, Somali ve Sudan'dan oluşan 7 Müslüman ülke vatandaşlarının ABD'ye girişi 90 gün süreyle yasaklandı.

ABD içinde ve dışında pek çok eleştiri, tepki ve protestolara neden olan karar halen resmi vizesi hatta oturma izni bulunan birçok Müslümanın ağır mağduriyetine neden oldu. Bunların arasında, geçerli vizeleriyle ABD'de öğrenim gören, çalışan, orada yaşayan yakın ve akrabalarını ziyaret eden, kanser gibi hastalıklardan ötürü  tedavi görmeye gidenler de var. Öyle ki bunların birçoğu, karar alındığında uçakta ABD'ye doğru hiçbir şeyden habersiz yol alıyordu.

Karar, aynı zamanda çelişki ve belirsizlikleri de beraberinde getirdi. Örneğin, söz konusu 7 ülkeden birinin vatandaşı olduğu halde Fransa, Kanada, İngiltere gibi ülkelerden çifte pasaport sahibi olanlar da bu yasağa dahil edildi. Ancak, Gümrük ve Sınır Karakolu'nun talimatına göre, yasak olmayan ülkenin pasaportunu gösterenler giriş yapabilecekler. Diğer yandan, Homeland Security departmanı da süresiz oturma iznine sahip olup da ciddi tehdit oluşturmayanlara, tek tek değerlendirmek suretiyle izin verilebileceğini açıkladı. Ancak bu iznin çalışma ve öğrenci vizelerini kapsayıp kapsamadığı belirsizliğini koruyor.

Sonuçta, teröre karşı güvenlik tedbiri gerekçesiyle alınan bu kararın kendi halinde masum Müslümanları mağdur etme dışında ülke güvenliğine ve yeni hükümetin imajına bir fayda sağlayacağını söylemek oldukça zor.

Günümüzdeki terörist yapılanmaların son derece profesyonel ve teknolojik imkanlara sahip oldukları bir gerçek. Özellikle, çeşitli uluslararası istihbarat örgütleriyle içiçe oldukları da dikkate alındığında... Bir terörist, ABD'nin vize uygulamadığı 38 ülkeden biri adına düzenlenmiş sahte pasaport ve  belgelerle ülkeye giriş yapabilir. Her kılığa girebilir; Hıristiyan, Musevi, ateist, homoseksüel her türlü kimlik ve kişilik ardına gizlenebilir, bunlara ait pasaport ve belgeleri taşıyabilir.

Dahası, birçok terörist örgüt Batı ülkelerinde gerçekleştirdikleri eylemlerde o ülkelerin vatandaşları arasından devşirdikleri elemanları kullanıyor. Son dönemde Avrupa ya da ABD'de eylem yapan teröristlerin üzerinden Fransa, İngiltere, Belçika, ABD, vs. gibi ülkelerin pasaportları çıkıyor.

Örneğin, 13 Kasım 2015'te 132 kişinin hayatını kaybettiği Paris saldırılarının failleri Fransa ve Belçika pasaportları taşıyorlardı. 12 Haziran 2016'da ABD'nin Orlando şehrindeki eşcinsel kulübüne silahlı saldırıyı düzenleyen teröristin Afgan kökenli bir ABD vatandaşı olduğu ortaya çıktı. Daha da ilgici, Cato Enstitüsü'nün raporuna göre, 1975-2015 arasında ABD toprakları üzerinde Amerikalıların ölümüne neden olan eylemleri gerçekleştiren yabancı teröristler arasında, karardaki 7 ülkeden hiçbirinin vatandaşı yok.

Ayrıca, bu 7 ülkeden gelenler çok kapsamlı incelemelerden, psikolojik testlerden, mülakatlardan sonra, dünyanın en gelişmiş istihbarat ağları tarafından tüm geçmişleri, faaliyetleri, bağlantıları, çevreleri detaylı olarak araştırılarak vize ya da oturma izni almaya hak kazanmış belirli insanlar. Gerekli kriterlere uymayanlar, en küçük bir şüphe ihtimali olanlar zaten vize alamıyor. Bu nedenle, bu ülkelerden vize almaya çalışmak bir teröristin hiç başvurmayacağı yöntem.

Başkan Trump'ın dikkat çektiği radikalizm gerçekten de ABD, İslam ülkeleri ve tüm dünya için çok büyük bir tehdit. Ancak, belki de seçim vaatlerinin acilen uygulanması endişesiyle alınmış bu kararın söz konusu tehdide çözüm olacağını söyleyebilmek pek mümkün değil.

Aksine böyle bir uygulama, yalnızca yeni hükümetten rahatsızlık duyan derin unsurları sevindirir. Aleyhte en küçük bir açık yakalamak için pusuda bekleyen Trump karşıtı "derin" küresel kampanyanın provokatörlerine arayıp da bulamadıkları malzemeyi sunar. Nitekim, önceden Ortadoğu'daki Müslüman soykırımını tek kelimeyle dahi eleştirmeyen hatta destekleyen çevrelerin bugün sırf Trump aleyhtarlığı yapma adına Müslümanlara sözde sahip çıkmaları gözden kaçmıyor.

Ayrıca, bu tür politikaların öfke, nefret ve intikam hislerini körükleyerek ülkedeki 3.3 milyon Müslüman arasından kendi saflarına yeni elemanlar çekebilmek için fırsat kollayan radikal unsurları beslediğini de unutmamak gerekir.

Dolayısıyla, etkili ve gerçekçi olmaktan uzak olduğu kadar birçok olumsuzluğu da beraberinde getiren böyle hatalı ve gereksiz bir uygulamada ısrar etmemek en doğrusu. Bütünüyle geri adım atma imkanı yoksa da en azından mağduriyetleri kaldıracak, yasak sürelerini minimuma indirecek düzenlemelerin acilen yapılması gerekli.

Radikalizm İslam adına ortaya çıkan, ancak İslam'ın tek ve gerçek kaynağı olan Kuran'ın ruhuna ve öğretisine bütünüyle zıt, sapkın bir ideolojidir. Bu yüzden en başta, Kuran'a dayalı gerçek İslam'la radikalizmin arasını ayırmak çok önemlidir.

Sayın Trump, vaat ettiği gibi radikalizmi yok etmek istiyorsa bu ancak fikri ve bilimsel bir mücadele yöntemiyle yapılabilir. Zira, sapkın da olsa fikir ve ideolojiler, ancak karşıt ve doğru fikir ve ideolojilerle yok edilebilir. Önceden uygulanan hatalı şiddet politikalarının, askeri yöntemlerin terörü bitirmediği gibi, beklenenin aksine terörist oluşumlara çok daha geniş zemin ve taraftar sağladığı defalarca tecrübe edilmiştir.

Bu nedenle, ABD'deki ve dünyadaki Müslüman toplumu Kurani ve akli deliller ışığında İslam'ın gerçeği ve radikalizmin sapkınlığı hakkında bilinçlendirilmelidir. Dünya çapında geniş ve kapsamlı bir eğitim kampanyası sayesinde radikalizme en can alıcı darbe indirilecek ve bu sapkın ideolojiden beslenen terör belası en köklü biçimde yok edilecektir.

Adnan Oktar'ın Gulf Times & Jefferson Corner & News Today'de yayınlanan makalesi:

http://www.jeffersoncorner.com/travel-ban-not-a-solution-to-terror-threat/

http://www.newstoday.com.bd/index.php?option=details&news_id=2465631&date=2017-03-02




Masaüstü Görünümü