Harun Yahya

Trump'ın seyahat kısıtlamaları konusunda İslami bir bakış açısı



Terörün dünyanın her yanına yayılmasıyla gelişen korku atmosferi  günlük yaşamı kaçınılmaz şekilde etkiliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın 7 İslam ülkesinin vatandaşlarına 90 gün boyunca ülkeye giriş yasağı getirmesi, çıkardığı ‘Seyahat Yasağı Kararnamesi’ ile tüm mülteci programını 120 günlüğüne durdurması ve Suriyeli mültecilerin ülkeye girişini süresiz olarak yasaklaması bunun sonuçlarındandır.

Trump'ın seyahat yasağına dünyadan tepki yağdı

Trump’ın vize yasağı kararı ile dünyanın pek çok bölgesi sadece İslami çevrelerin değil, diğer tüm inanç ve düşünceye sahip insanların protestolarına sahne oldu. Seyahat yasağı bir yandan Amerika içinde ve dışında milyonları tahrik etti, diğer yandan da hava limanlarının ne yapacaklarını bilemeyen mağdur insanlarla dolup taşmasına neden oldu. Amerikan hastanelerinde sağlık hizmeti almak veya ülkede eğitim görmek için gelenler de sıkıntılı günler yaşadılar. Bu da kargaşanın süratli bir şekilde artmasına zemin hazırladı.

Kısa süre önce ise Bush döneminde atanan, Seattle kentinden federal bir yargıç, Başkan Trump'ın getirdiği bu vize yasağını geçici olarak durdurma kararı aldı.

Başkan Trump'ın kararnamesine göre, Hristiyan mültecilerin Amerika'ya girişleri için ayrıcalık tanınmıştı. Ancak birçok Hristiyan bu şekilde bir ayrıcalık uygulanarak en çok yardıma ihtiyacı olanların zor durumda bırakılması kararından huzursuz olmuşlardı. Hatta Hristiyan liderler Başkan Trump'a bir mektup yazarak Müslümanlar için duydukları endişelerini dile getirmişlerdi.

Şu bir gerçektir ki, bu seyahat yasağı ne Trump'a ne de Amerika'ya bir fayda sağlamayacaktır. Bilakis bölgede Amerikan karşıtlığı oluşturarak IŞİD ve benzeri terör örgütlerine katılımın artmasına sebep olabilecektir. Başkan Trump önceki hükümetlerin uygulamalarının aksine, İslami ülkelerle daha yakın ilişkiler içerisinde olmalıdır. Bu, diğer ülkelere de örnek teşkil edecek yeni bir dönemin başlangıcına vesile olacaktır.

Trump'ın seçim kampanyası boyunca kullandığı üsluba sadık kalmak istemesini anlayabiliriz, ancak yasaklar terörü sonlandırmada bir çözüm getirmeyecektir. Adı geçen 7 ülkenin vatandaşlarının 90 gün boyunca ülkeye sokulmaması stratejisi pratikte de pek uygulanabilir bir karar değildir. Bu karar geri çekilmediği sürece ülkeler arasındaki soğukluk gitgide artacaktır. Bunun dışında da, hali hazırda Amerikan halkı arasındaki uyuşmazlık da giderek artabilecektir.

Kendisi de dindar olan Trump, diğer inançlara karşı değildir

Müslümanlar olarak, Donald Trump'ın 2016 Amerikan Başkanlık Seçimlerindeki zaferinden memnuniyet duymaktayız. Çünkü Amerika son birkaç on yıldır ahlaki bir çöküntü yaşamaktaydı. Trump'ın başkanlığı Amerikan toplumunu ahlaki açıdan eski günlerine götürebilir, uzun zamandır özlemini çektikleri barış ortamını, refah ve bolluğu geri getirebilir.

Ulusal Dua Kahvaltısı'nda konuşan Trump, "... hepimiz Yaratıcımız'a imanda ve O'nun nezdinde eşit olduğumuz bilinciyle bir araya geldik. Bizler sadece et, kemik ve kandan oluşmuyoruz. Bizler ruh sahibi insanlarız" açıklamasında bulundu. Bu sözler onun, diğer dinlere mensup insanlar arasında bir ayrım gözetmediğini, herkese saygı duyduğunu ifade etmesinin de bir yoluydu. Dolayısıyla Trump’ın karşıtlığının İslam'a değil, radikalizme olduğu açık bir gerçektir.

Gerçekten de, bir dinin veya bir inanç sisteminin vermek istediği mesaj kimi zaman takipçileri tarafından çarpıtılabiliyor. Örneğin IŞİD, El-Kaide veya benzeri gruplar İslam’ın temsilcisi oldukları iddiasıyla ortaya çıkarlar, ama savunduklarının çoğu Kuran’a uygun değildir. Aynı şekilde Haçlılar da gerçek birer Hıristiyan olarak görülemezler. Çünkü radikal akımlar, hurafe ve dogmalarla hareket ederler ve Allah’ın bildirdiklerine tam olarak uymazlar.

Diğerlerine de yardım eli uzatmak

Tüm hak kitaplarda ihtiyaç içinde olana yardım eli uzatmak tavsiye edilir. Kuran ve İncil zulümden kaçan ve onlara yardım eli uzatan imanlı insanların örnekleriyle doludur. Örneğin İncil’de Mısır'da eziyet gören Musevilerin özgürlük yolundaki mücadeleleri çok detaylı anlatılır. Kuran’da Kehf Ehlinin zulümden kaçışı, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve ashabının Mekke'den Medine'ye göç etmek durumunda kaldığında nasıl nezaketle karşılanıp, ağırlandıkları örnek verilir. Aynı şekilde, bugünün Etiyopya ve Eritresi olan Hristiyan krallığı Habeşistan'da Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve sahabelerine gösterilen konukseverlik de bu konuda örnek alınacak davranışlardandır.

"Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." (Nisa Suresi, 36)

Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, çünkü kapım her zaman yolculara açıktı. (Eyüp 31: 32)

Ülkenizde sizinle birlikte yaşayan bir yabancıya kötü davranmayın.  Ona sizden biriymiş gibi davranacak ve onu kendiniz kadar seveceksiniz. Çünkü siz de Mısır’da yabancıydınız. (Levililer 19: 33-34)

İslam ülkeleri Trump'ı desteklemeliler

Amerika'da diplomatik meselelerde fikrine başvurulan danışmanların bazısı sevgisiz ve hoşgörüsüz olabilir. Fakat bilinmelidir ki diplomasi sadece sevgi atmosferinde gelişir.

Geçmişte, Müslümanlara ve İslam ülkelerine karşı duyulan nefret Amerika'ya hiçbir zaman fayda sağlamamış ve hiçbir zaman da sağlamayacaktır. Müslümanlar arasında bağnaz zihniyete sahip bazı gruplar olsa da, sevgiyi, barışı savunan, insan hayatına değer veren çok sayıda Müslüman vardır. Ve bu kişiler Amerikan halkını da sevmektedirler.

Eğer Trump, kararnamede bir fikir değişikliğine gider de teröre karşı daha akla yatkın bir çözüm bulursa, yüksek ihtimalle dünya çapında tüm Müslümanların desteğini kazanacaktır. Sözde İslam adına hareket eden IŞİD ve benzeri terör örgütlerinin kökü kurutulmak isteniyorsa, Müslümanların desteği Trump için son derece önemlidir. İslam ülkelerinin kanaat önderlerinden görüş alarak işbirliği yapmaya açık olması mükemmel olacaktır. Kararnamede adı geçenler dahil, söz konusu bu ülkelerle sağlam ve iyi ilişkiler içerisinde olmak Amerika'nın çıkarları açısından da çok hayırlı ve akılcı olacaktır.

Hristiyanlar, Museviler ve Müslümanlar arasında bağnaz düşünceden kaynaklanan tarihi problemlere, önyargılara, yanlış anlaşmalara, tartışmalara ve ihtilaflara son vermek, huzur ve barış arayışı içinde olanlar için yerinde bir karar olacaktır. Biliyoruz ki Trump'ın büyük Amerika için geniş hayalleri var. Çabalarını, bu dinlerin mensuplarını Allah'sız ideolojilere ve dejenerasyona karşı ilmi çalışma yürütmek için bir araya getirmek, savaş ve çatışmaları sonlandırmak, dünyaya özellikle de çatışmanın merkezi olan Ortadoğu'ya refah, bereket, barış getirmek için kullanması çok güzel olacaktır.

Adnan Oktar'ın Christian Media Magazine'de yayınlanan makalesi:

http://christianmediamagazine.com/an-islamic-view-on-trumps-travel-ban/

Masaüstü Görünümü