Harun Yahya

Türk referandumunda herkes kazandı



Türk milleti Anayasa değişikliğini oylamak üzere 16 Nisan'da bir kez daha sandığa gitti. Katılım oranının yüksek olması ve referandum gününün sakin geçmesi, ülkenin demokrasiye bakış açısının anlaşılması bakımından önemlidir. Tüm dünya kampanya döneminden itibaren nefesini tutarak referandumu takip etti. Batı'da birtakım çevreler referandumu sanki Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile otokratik bir sisteme gidiyormuş gibi değerlendiriyorlardı. Ancak, endişeleri temelsizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan neden bir diktatör değildir? 

Türkiye’deki muhalifler ve Batı'da bazı çevreler, Türkiye’de anayasa değişikliği kararının tartışılmaya başlandığı günlerden bu yana ülkede "tek adam" hakimiyeti yaşanacağına dair endişelerini dile getirmekteydiler. Oysa yeni anayasaya değişikliği böyle bir duruma imkan tanımıyor. Kaldı ki bir ülkeyi birbiriyle çatışarak çıkmaza sokacak yirmi kişinin yönetmesi yerine akıllı tek bir kişinin yönetmesi daha makul olduğu aşikar.

Türk milleti, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hizmetlerine 2002'de iktidara gelmesinden bu yana, hatta daha önce İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemden itibaren tanık olmuştur. Millet Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iktidarda olduğu yıllar boyunca yanlış bir şey yapmadığını, kendisini tamamen ülkesine adadığını, ülkeye servet ve yarar getirdiğini görmüştür. Belediye Başkanlığı döneminde ve sonrasında yeni ulaşım yolları inşa etme görevinin yanı sıra pek çok sokağı çiçekler ve ağaçlarla donatarak şehirleri güzelleştirmekle kalmadı aynı zamanda en son teknolojileri kullanarak modern metropolitlere dönüştürdü. Tüm borçları ödeyerek Türkiye'yi IMF’ye bağımlılıktan kurtarmış olması ve gerek yurtiçi gerekse yurtdışından gelen yoğun baskıya rağmen istikrarlı bir ekonomi oluşturması önemlidir. Tüm bunların yanında AK Parti politikalarının ülkedeki dindar insanlara nefes aldırdığı kaçınılmaz bir gerçektir.

Neden ‘evet’ dedim?

Anayasanın değişen maddeleri üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptım ve bunları derinlemesine değerlendirip anayasa uzmanlarıyla görüştüm. "Hayır" diyenlerin kendi bakış açılarına göre makul gerekçeleri var. Ancak Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Ülkemiz daha önce benzeri yaşanmamış kanlı bir darbe girişimi atlattı. Tanklar soğukkanlılıkla sivillerin üzerine sürüldü, havadan halkın üzerine ateş açıldı ve demokrasiyi canı pahasına savunan Türk halkı çok sayıda şehit ve gazi verdi. Aynı günlerde Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu kesiminde PKK terörüne karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin amansız mücadelesi devam ediyordu. Ülke içinde durum böyle iken, güney sınırımızdaki Suriye’de yaşanan çatışmalara halen bir çözüm bulunamadı. Aynı durum her gün onlarca sivilin hayatını kaybettiği, bombaların, çatışmaların son bulmadığı Irak için de geçerli. Bölgede 'istikrarlı bir Türkiye'nin varlığı oldukça hayati. Türkiye içten ve dıştan bunca yoğun baskıya maruz iken, daha fazla kargaşaya “HAYIR” demek için “EVET” oyu vermeye karar verdim. Böyle zor bir ortamda mevcut şartları değerlendirerek, geniş düşünmek Türkiye ve Türk milleti için doğru olanı istemek oldukça önemli.

Federatif bir sistem kırmızı çizgimizdir

Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne geçiş tartışmaları başladığında Cumhurbaşkanı Erdoğan farklı farklı teklifler getirmişti. Bunların tümüne karşı durdum çünkü tüm bu sistemler Türkiye'nin parçalanmasına yol açabilecek federatif bir sisteme açıktı. AK Parti önce Amerikan modeli bir başkanlık sistemi önerdi, daha sonra Meksika modeli ve sonrasında da farklı başka modeller... Bunların tamamı Türkiye için yanlış tercihlerdi çünkü eyaletlerden oluşacak federal bir yönetim sistemi Türk halkının kırmızı çizgisidir. Yapılan tartışmalar neticesinde varılan müzakerede “Partili Cumhurbaşkanlığı” adıyla Türkiye’nin üniter yapısını güvence altına alan bir sistem önerildi. MHP lideri Sn. Devlet Bahçeli de bu yeni sistemi destekledi. Onun, Partili Cumhurbaşkanlığı’na onay vermesi oldukça önemli çünkü kendisi Türkiye'nin birliğini ve bütünlüğünü koruma konusunda oldukça titiz, dürüst, samimi bir siyasi liderdir. Türkiye'nin bütünlüğüne tehdit oluşturacak herhangi bir düşünceyi hiç bir zaman desteklememiş ve bölücü terör örgütü PKK'ya karşı her zaman kararlı bir duruş sergilemiştir.

Referandumdan sonra Türkiye'yi ne beklemektedir?

Türkiye'nin geleceği konusunda iyimserim ve her türlü zorluğa rağmen Türkiye'nin büyümeye devam edeceğine inanıyorum. Türkiye İslam dünyası için manevi bir lider ve bir rol model olacaktır. İslam ahlakıyla yoğrulmuş Türk halkı dostluğa, fedakarlığa, sevgiye, kardeşliğe açık bir millettir. Bu nedenle Türkiye’nin liderliğinde bilimde, sanatta, estetikte, kadınların dilediği gibi özgür yaşamasında Türkiye’nin İslam dünyasına örnek olacağından kuşkum yok.

Dünyadaki birçok ülkeye örnek teşkil ederek demokrasi testini bir kez daha geçen Milletimi kutluyorum. Bu referandumda kaybeden taraf yoktur. Binali Yıldırım’ın seçim sonrası yaptığı şu konuşmasında da belirttiği gibi ne yönde oy kullanılmış olunursa olunsun kazanan Türk milletinin bütünüdür:

"Hepimiz kardeşiz, tek vücut, tek bir milletiz... Teşekkürler Türkiye, teşekkürler aziz milletim... Millet son sözü söyledi ve "Evet" dedi."

Adnan Oktar'ın Arab Times & Riyadh Vision'da yayınlanan makalesi:

http://www.arabtimesonline.com/news/everyone-wins-turk-referendum/

http://www.riyadhvision.com.sa/2017/04/29/everyone-wins-turk-referendum/


Masaüstü Görünümü