Harun Yahya

Türkiye Bundan Sonra Ne Yapmalı?



Türkiye, 16 Nisan günü önemli bir referandumu geride bıraktı. EVET oylarının %51.4 oranına ulaşması ile, Türkiye'de yeni Anayasa kabul edildi. Bu karara göre Anayasa'daki 18 madde değiştiriliyor ve Cumhurbaşkanı'nın yetkileri yeniden düzenleniyor. Ülke, yetkileri genişletilmiş partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş yapıyor. Başbakanlık kaldırılıyor ve Bakanlar Kurulu'nu atama yetkisi Cumhurbaşkanı'na veriliyor.

Anayasa değişikliği, yasama, yürütme ve yargı konusunda da bazı değişimler içeriyor. Milletvekili sayısı 600'e yükseliyor. Alınan EVET sonucu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yakın bir zamanda partisine dönmesini sağlayacak. Yeni sistemle ilgili düzenlemeler de, eğer erken seçim gerçekleşmezse, 3 Kasım 2019'da eşzamanlı yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerle birlikte yürürlüğe girecek.

%51.4, özellikle iktidar partisinin beklediği kadar büyük bir zafer değil kuşkusuz. Bugünlerde Türkiye'de özellikle bu konu ve Türkiye'nin geri kalan %50'si konuşuluyor. Yapılan değerlendirmelere göre, sandıktan tatmin edici bir EVET çıkmaması, özellikle iktidar partisi cephesinde bir özeleştiriye gidilmesini zorunlu kılmış durumda. Bu özeleştiri önemli, keza, yeni Anayasa'nın Türkiye'nin HAYIR diyen %50'sine de hitap etmesi zorunluluk arz ediyor.

Sandıktan çıkan sonuç, büyük metropollerin HAYIR dediğini ortaya koydu. Özellikle İstanbul, Ankara ve Antalya gibi büyük şehirlerin belediye başkanlığına sahip olan AKP için bu sonuç, kuşkusuz özenle değerlendiriliyor. Büyük kentler dahil 33 şehirde HAYIR'ın kazanması ve bu şehirlerin özellikle kıyı kesimlerini oluşturması, bu referandumu değerlendirirken AKP'nin özellikle dikkate alması gereken nokta. Yine söz konusu referandumda, Türkiye ekonomisinin dinamosu olan 30 büyük şehrin 17'sinde HAYIR çıktı. Başbakan ve AKP'nin, bütün bu sonuçları değerlendirerek bir yol haritası belirlediği ise gelen bilgiler arasında.

Bu yol haritası önemli ve mutlaka farklı söylemler ve eylemlerle başlamalı. AKP'nin, bundan 15 yıl önce, Türkiye'de yıllarca ezilmiş konumdaki dindarlara sahip çıkarak yola çıkması Türkiye'ye nefes aldırmış ve geçmişte dindarlara söz hakkı vermeyen anti-demokratik sistemi ortadan kaldırmıştı. Gelinen şu aşamada ise artık Türkiye'nin özellikle büyük şehirlerinde ve kıyı bölgelerinde yaşayan laik kesime de hitap eden yeni bir politika şart görünüyor. Hükümetin politikası bu yönde olmamasına karşın, söz konusu kesimin bir süredir kendisini dışlanmış hissettiğini görmemek mümkün değil. Bunun sağlanması için ise, Türkiye'nin bağnazlara geçit vermeyecek güçte demokratik bir ülke olduğunun hükümet tarafından iyice vurgulanması ve modernlik, kalite ve sanat konusunda atılımlar yapılması önem taşımaktadır. Türkiye, hükümet nezdinde kalite ve sanata sahip çıkılan bir ülke haline gelmelidir. Şu bir gerçektir ki, sanat kaybolursa, kalite yok olur. O zaman insanların heyecanı, yaşama coşkusu zayıflayabilir ve bu, söz konusu toplumlara daima mutsuzluk getirir.

Bu konu, başta dindarların savunması gereken bir konudur. Çünkü kalite ve sanat ile din iç içedir. Bunu saptırmaya çalışan bir kısım bağnazlar, kutsal dinimizin sanat ve kaliteyi haram kıldığını iddia ederek, korkunç bir zihniyeti tırlaşmaya çalışmışlardır. Türkiye'deki laik kesimin korkusu budur ve bunda haksız değillerdir. Kuşkusuz söz konusu bağnaz zihniyete Türk hükümeti de karşıdır; ama halkımız doyurucu eylemlerle kendilerine daha ciddi sahip çıkılmasını beklemektedir.

İdari sistemde yapılan değişiklikler, kuşkusuz ülkenin tümünü ilgilendiren bir konudur. Dolayısıyla, yeni Anayasa'nın ülkenin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmesini sağlayacak özenli bir çalışma yapılması şarttır. Bunun başlıca yolu, farklı hayat şekilleri üzerinden yapılan propagandaların sonlandırılmasıdır. Bunun için iktidara her zamankinden daha fazla görev düşüyor.

Halkın büyük bir kısmının federasyon korkusu ise tam anlamıyla sona ermiş değil. İktidar partisi, bu korkuyu yeterince tanıyor. Nitekim başkanlık sistemi Türkiye'de ilk dillendirildiğinde, anketler sadece %25-30 oranında bir desteğe işaret ediyordu. Şu an iktidara destek veren muhalefet partisi MHP ise, o dönemde AKP'yi ciddi şekilde eleştiriyordu. Sistem, başkanlıktan partili cumhurbaşkanlığına dönüştürülüp, Anayasa'da federasyon ihtimali ortadan kaldırılınca, yeni Anayasa'ya destek arttı. Fakat referandumdan sadece iki gün önce, cumhurbaşkanı danışmanı gibi üst düzeylerden federasyon vurgusunun gelmesi, AKP'nin tatmin edici bir sonuç elde edememesinin en önemli etmenlerinden biri. Dolayısıyla, AKP'nin bundan sonraki güzergahında, federasyon konusuna asla izin verilmeyeceğini daha güçlü vurgulaması gerekli görünüyor.

Şunu her zaman hatırlamak gerek: Türkiye'nin güneyindeki iki ülke, Suriye ve Irak, adeta bir ateş çukuru haline getirildi. Kuzeyde Ukrayna ve Karadeniz, istikrarsızlığını muhafaza ediyor. NATO, II. Dünya Savaşı sonrasında tekrar açık şekilde taraf durumuna geldi. Bütün bunlar olurken, Soğuk Savaş'ı tekrar canlandırmaya çalışan bazı kesimler, Akdeniz ve Karadeniz'i adeta bir donanma denizi haline getirmeyi planlıyorlar.

Dolayısıyla şu anda Türkiye, özellikle Müslüman dünyasının selameti için istikrarlı olmak zorundadır. İstikrar, bir ülkenin boyunduruktan kurtulması ve halkın çoğunluğuna hitap edebilmesi ile mümkün olur. Başkalarına bağımlı olmayan ülkelerin mutlu halkları, o ülkeye güç veren en önemli etmendir. İşte bu nedenle Türkiye, tüm zorlamalara, baskılara, darbelere, anlaşmazlıklara rağmen güçlü varlığı ile ayakta kalmak zorundadır. Bu da ancak, her kesimi kucaklayıcı yeni politikalarla mümkün olacaktır.

Bütün bunların ötesinde vurgulanması gereken nokta, söz konusu kararın Türk halkı açısından bir irade gösterisi olduğu gerçeğidir. Çünkü sandıktan çıkan karar, üzerimize baskı uygulamaya çalışan tüm Batılı ülkelerin tek taraflı tavrına karşı bir itiraz görünümündedir. Muhtemelen bir kısım Batı'nın Türkiye'deki gelişmelerden rahatsız olması da, seçmen üzerinde artık etkili olamadıklarını görmelerinden dolayıdır.

Adnan Oktar'ın The Daily Star'da yayınlanan makalesi:

http://www.dailystar.com.lb/Opinion/Commentary/2017/Apr-27/403495-what-turkey-should-do-now-the-need-for-stability.ashx

Masaüstü Görünümü