Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (8 Nisan 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Aşkım ruhum bir tanem Hocamızın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk sefalar bulduk. Sizler de hoş geldiniz.

Yukarıda Mısır Parlamentosundan değerli kardeşlerimiz vardı, onlarla konuştum, coşkuyla aşkla İttihad-ı İslam’ı istiyorlar, maşaAllah. AK Partili değerli bir kardeşimiz geldi, Kürt asıllı çok efendi. Diyorum ya, Kürtler çok efendidir, çok nezaketlidir. Görülmemiş bir tevazu, ben görmedim yani çok nadir olur. Görülmemiş bir nezaket, son derece mazlum çok asil bir insan, maşaAllah, çok değerli bir insan Allah ömrünü uzun etsin. AK Partide de güzel, önemli hizmetler veren bir kardeşimiz. Güvenilen bir insan, Allah ömrünü uzun etsin. Konuştuk, Kürt kardeşlerimizden falan. Bir yerde “Ben Kürdüm” demiş. ‘Estağfirullah’ demişler, böyle şaşa şaka yapıyorsun herhalde gibisinden. Rezalete bak. Tabii estağfirullah demesi güzel de ‘haşa’ diyormuş. Böyle ahmak, böyle aptal insanların ahlaksızca baskıları sonucunda, Kürt kardeşlerimizin bir çoğu rencide oldu. Aptala bak sen. Kürt olmak onurdur. Nefis ahlaklı çok şahane insanlar. Üstadımız başta olmak üzere, Mevlana Halid başta olmak üzere, Selahattin Eyyubi’ler başta olmak üzere dünya tatlısı insanlar, çok efendidirler. Görseniz nezaketini, hayret edersiniz. An an, saniye saniye nefis ahlakı, maşaAllah. Hep öyledir aşiretler, Kürt aşiretleri hep öyledir, çok çok efendidirler. Türkiye’nin süsü onlar, güzelliği. Allah onlara zulmedenleri, ahirette Cenab-ı Allah kendi şanına uygun cezalandırsın. Ne zulüm yaptılar Allah vermesin. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün çakalları ayrı. Mesela, “siz tarihte devlet kuramamışsınız” diyor. Devleti Allah kurar. Devlet kurar da adam ahlaksız olur, kansız, cibilliyetsiz olur. Devlet kurmak bir üstünlük bir asalet mi? Bir çok yerde devlet kuranlar oldu ama zulüm ve acımasızlıkla şan buldular. Bir çok millet de devlet kuramamıştır. Ama çok masumdur, güzel ahlaklıdır. O onları aşağılamaz ki. Dolayısıyla Kürt kardeşlerimize daha çok sahip çıkılması lazım. Bütün mesele burada yani. Onların onurlarını çok kırdılar, gururlarını çok kırdılar. Bir büyüklük hissiyle onlara yaklaştılar. “Biz sizi idare ederiz, siz kimsiniz” falan gibi. Allah’ın kulu. Sen kimsin? Sen de Allah’ın kulusun. Sen kim oluyorsun büyükleniyorsun, azamet yapıyorsun? Onun için Kürt kardeşlerimizle böyle, Allah onlara inşaAllah Başbakanlık nasip etsin. İftihar ederiz çok güzel olur. Devletin kurumlarında olsunlar. O, rencide olan yönlerini düzeltinceye kadar yoğun bir gayret gerekiyor. Çok üzdüler onları, çok çok rencide ettiler. Canlarım benim çok fazla şehit edilenler oldu. Ucu bucağı yok. Kürtlere karşı büyüklenenleri telin edelim, ahlaklarını eleştirelim Kürt kardeşlerimize karşı kendini büyük görenleri. Hepimiz Allah’ın kuluyuz. Sen delirdin mi adam? Hepimiz Hz. Adem (a.s) ile Havva’dan geliyoruz. Ne büyükleniyorsun? Hepimiz dokuz ay on gün içerisinde annemizde oluşuyoruz, çocuk olarak dünyaya geliyoruz. Hepimiz mezarda kemik haline geliyoruz. Neden büyükleniyorsun? Eğer derin şefkatle, sevgiyle, muhabbetle bu kardeşlerimizin örselenen kalplerini iyice tamir edersek, Kürt kardeşlerimizle hiçbir sorun olmaz. Büyüklenme onların çok canını yakar. Gururlu insanlar. Büyüklenmeyi kaldıralım, yani biz büyüğüz kafasını. Kardeşim, ne gerek var? Bunu en güzel tedavi eden metotlardan birisi de Kürt Başbakandır. Israrla Kürt Başbakan. Askerde de mesela keşke hepsi hava, kara, deniz hepsi Kürt olsa, maşaAllah. Ki, o imaj tamamen ortadan kalsın. Gerçi çok oldu da daha da yoğunlaşabilir. Yoksa bizim Cumhurbaşkanımız da Kürt’tü, Başbakan da Kürt’tü zamanında. Bu algıyı daha da pekiştirirsek, bir güzellik olacak. İttihad-ı İslam, meseleyi kökten halledecek şey bu. Sevgi, muhabbet ve İttihad-ı İslam.

Mısırlı kardeşlerimiz geldi dünya tatlısılar, maşaAllah, mesela esmer, nurlu. Acayip efendiler. Çok mühim mevkideler ama acayip mütevaziler. “Hocam” dediler, “çocukluğumuzdan, gençliğimizden beri Harun Yahya, başka bir şey okumadık” diyorlar. “Biz sizi tanımıyorduk Harun Yahya” diyor. “Biz büyük salonda toplardık üniversite gençlerini film olarak, lisede de okulda, o filmleri seyrederdik” diyor. “Onlarla yetiştik” diyor, maşaAllah. Mesela hiç bilmediğim bir şey. Mısır’da. Sonra parlamentoya girmişler, yönetici olmuşlar, parti kurmuşlar. Ama “sizin kitaplarınızla yetiştik Hocam” diyor, maşaAllah.

Bugün güzel bir toplantı olmuş, AK Parti Milletvekilleri de vardı, başka MHP’den de Milletvekilleri ağabeylerimiz vardı, ANAP’tan Milletvekillerinden vardı, güzel bir İttihad-ı İslam sohbeti olmuş, inşaAllah.

Yarın da misafirlerimi yayına çıkartmaya çalışacağım, Allah nasip ederse. Ne güzel insanlar Ürdünlüler öyle. Çok şahane oluyor o Kürt aşiret reisleri. Çok efendi oluyorlar, acayip terbiyeli, güzel ahlaklı, mazlum oluyorlar. Kürt kardeşlerimiz, çocuklar, gençler çok efendidirler Kürtler. Küçük çocuklar mesela çok şeker olur onlar. Bütün mesele iyi tanıtıp, o sevgiyi iyi yaşatmak, o muhabbeti iyi yaşatmak. Öyle olduğunda, konu hallolur. Düşünüyorum da hakikaten bizim çocukluğumuzda “Rum” dedin mi bir irkilirdik. Hakaret gibiydi. “Seni Rum seni” derlerdi hakarette. “Seni Ermeni kılıklı seni” derlerdi. Aşağılama sözüydü. Mesela sınıfta bir çocuk “Kürdüm” dediğinde, kasılır kalırdı bir çok adam böyle. Yani “nasıl açıklanacak” falan gibi. Hatta bazı dangalaklar Kürt dendiğinde, PKK’lı anlıyor. Bu çok korkunç bir şey, çok büyük bir ahlaksızlık. Ne alaka kardeşim? Nur gibi insanlar, canlarımız. Bir de bu uzun süre içerisinde, bin küsur sene içerisinde kaynaştık. Ailesinde kanında Kürt olmayan yoktur Türkiye’de. Tabii, genetik kontrol yapsan bir tane yoktur. Kanında Türk kanı olmayan da bir tane Kürt bulamazsın. Laz kanı olmayan bir kişi bulamazsın. Kaynaşmışlar. Bin küsur sene bu, az bir zaman değil ki bu. Kaç evlilik olmuştur, kaç yüz evlilik kaç nesil geçti ondan ona, ondan ona. Çünkü kanında Kürt kanı olan, Laz kanı olan bir gelin alıyorlar, bir başkasına gelin oluyor, o kan geçmiş oluyor. Otomatik, haberi bile olmuyor. Öteki onu alıyor bu sefer dört genetik birden, mesela Türk, Laz, Çerkez ve Zaza mesela genetik özellikleri evleniyor bir başkasına geçiyor bu sefer, böyle. Bizim milletimiz böyledir. Bizim milletimizde saf genetik ırk bulamazsın. Bulsan da en fazla Hz. Nuh (a.s)’a dayanır. Başka bir yere gelemezsin. En en sonra Hz. Adem (a.s)’a dayanır, başka bir şey olmaz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İngiltere’nin eski Başbakanlarından Margaret Teacher 87 yaşında hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet eylesin. Müslüman mıydı? Hıristiyan mıydı? İnşaAllah, imanla ölmüştür. Demir Leydi deniyordu. Arjantin’de falan bir şeyler olmuştu. Bir ada vardı, orayı feth etme girişimi oldu. Arjantin, İngiltere’yi falan geldi kattı birbirine. O zaman işte Demir Leydi ortaya çıkmıştı. Ne gereksiz mesela küçük bir kara parçası. Onun için olay çıkmıştı, hatırladığım kadarıyla kan akmıştı. Ne gerek var? Akılla, barışla, makul yolla. Denemeye ne gerek var? Belli ki, orada kaybedeceksin, olay çıkartmaya ne gerek var, kabadayılık yapmaya ne gerek var. Sen de gel o da gelsin nihayet küçük bir kara parçası. İngilizler de otursun en de otur, hep beraber kardeşçe kullanın ne fark eder yani?

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sayın Başbakan Erdoğan; “Dünyanın bir çok yerinde büyük bir sefalet ve açlık yaşandığını” belirterek bu duruma kimsenin duyarsız olmaması gerektiğini şu sözlerle dile getirdi: “Biz sadece gövde taşıyan, gövdesi üzerinde kafa, kafanın içinde beyin taşıyan fizyolojik varlıklar değiliz. Biz kalp, ruh ve vicdan taşıyoruz. Dünyada öyle bir kalkınma stratejisi hakim ki, bir bölgenin refahı maalesef diğer ülkenin sefaletine dayanıyor. Birilerinin zaferi birilerinin yenilgisiyle mümkün olmuş Böyle bir çağda bana ne başkasından deme lüksüne hiç kimse sahip değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Güzel. Müslüman’ca konuşmuş, vicdanlıca konuşmuş, Kuran ağzıyla, Kuran sözüyle konuşmuş, doğru söylüyor. İttihad-ı İslam olmayınca, böyle felaketler oluyor. Vampir sistemi. Başkasının kanını emip, onu öldürüp, onunla yaşıyor. Çok korkunç, haramdır bu. Tayyip Hocam da, İttihad-ı İslam’ın inşaAllah sancaktarı olur. Hükümetin bu güzelliğine, inşaAllah vesile eder. Güzel şeyler bekliyoruz Tayip Hocam’dan. Ama tabii Tayip Hocam da bir insandır. “Hadi Tayyip Hocam sen hallet biz seyrediyoruz” olmaz. Destek olmak, yardımcı olmak lazım. Moral destek vermek lazım, her yönden yardımcı olmak lazım. Tabanda İttihad-ı İslam’ı anlatmak, Kuran mucizelerini anlatmak, Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini anlatmak, birlik beraberlik ruhunu anlatmak. Ama tabii ben hükümetin yanlış gördüğüm bir yönü de olduğunda, eleştiririm. Tayyip Hocam da nihayet insandır, hata yapabilir, eleştirebiliriz, mümin kardeşim olarak eleştiririm, kendi bildiğim kadarıyla. O da bizleri isterse eleştirebilir. Tayyip Hocam alimdir. Yalnız kendine bakmıyor biraz, bu konuda biz Tayyip Hocam’ı eleştiriyoruz. Ben dedim ki, Cumartesi Pazarları tatil yapsın, yapmıyor tatil. Halbuki tatil yapsa iyi olur. Haftada iki gün dinlense, evinde imzalasın çok acil bir şey varsa. Çok fazla Bakanı var, Müsteşarı var, Genel Müdürler var onlar yapsınlar. Her yere koşması bilmiyorum yani. Hayır var tabii de. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, şimdi seçim gezileri başlıyor. Kasaba kasaba gezecekmiş Başbakanımız 2014 Mart’a kadar.

ADNAN OKTAR: Tamam, gezsin de dinlenerek, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, haberin devamında Sayın Başbakan Erdoğan konuşmasında başkanlık sistemine değindi. “Bürokratik oligarşinin belini başkanlık sistemi çok daha rahat kırar. Olay orada çok farklı şekilde gelişir. Karar lama çok daha seri noktaya gelebilir. Peki başkanlık sistemine karşısınız. Gelin o zaman partili başkanlık sistemini yapalım dedik, yani Cumhurbaşkanlığı partili olsun. Niye? Cumhurbaşkanlarının da zayıf olması doğru değil. Eğer partisi arkasında durur onu güçlü kılarsa, onun da karar lama noktasında gücü çok daha farklı olacaktır” dedi.

ADNAN OKTAR: O nasıl bir şey bilmiyorum. Partili oluyor zaten adı konmamış oluyor, söylememiş oluyor. Yani şimdi Abdullah Gül Hocam hangi partidendir herhalde malumdur yani bilmiyorum, söylemeye gerek var mı? Sayın Cumhurbaşkanımız çok sevimli ben onu çok seviyorum, maşaAllah. Pratik oluyorsa, iyi oluyorsa, vatanın milletin hayrına oluyorsa, biz bir şey demeyiz ama bizim çekindiğimiz, yani Kürt kardeşlerimizin küskünlüğü sonucunda, içlerinde bir öfke oluşup Allah esirgesin, bir kısmının hani böyle “biz ayrılalım ben öfkeliyim, ben küskünüm” demesi durumu var. O küskünlüklerini bir halledersek, kalplerindeki o küskünlüğü, o burkuntuyu, kırgınlığı giderirsek, sorun yok. Gelsin Başbakanlık yapsın kardeşlerimiz iftihar ederiz. Zaten bizim bir hırsımız, bir şeyimiz yok ki ne fark eder? Her dönem gelsinler. Hani diyorlar ya “Güneydoğu’da Kürt yönetici olsun.” Irk anlamında diyorlarsa zaten ayıp yapar. Kim derse desin ayıp yapar. Kürt olması üstün olmasını gerektirmez ki. Türk olması da üstün olmasını gerektirmez. Güzel ahlaklı olması mesele. Laz olur, nur gibidir gelir sana vali olur. Çerkez olur, nur gibidir gelir sana vali olur. Mühim olan güzel ahlaklı olması. Irkına göre, yani şu ırktan gelsin bizi yönetsinler, bu yanlış. Ama adam Türk ırkını üstün kılarak “ben efendiyim, siz kölesiniz” diyorsa, onun terbiyesizliğindendir. Onu kaile almaya gerek yok. Hars anlamında Türklüğü savunuyorsa, bu güzel. Çünkü har anlamında demek, İslam’ın ruhunun aynısı. “Bütün bu memleketin insanlarını ben Türk olarak addediyorum” diyor. Yani Müslüman milletimizin bir ferdi. Türk-Müslüman aynı. O verilmiş güzel bir isim oluyor. Yoksa orada genetik bir ırk, kod vurgusu yok. “Bu bölgedeki herkese isim verelim” diyorsun sen. Ne? Türk. Ne güzel, güzel bir isim. Zaten Allah o simi vermiş. Niye değiştirmeye kalkıyorsun ismi? Almış o ismi, güzel bir isim. Mesela Türkiye’ye de Allah bir isim vermiş Türkiye diye, ne güzel. Ne diyeceksin? İngilizce bir isim mi koyacaksın? Tamam işte, oturup kargaşaya gerek yok. Kırgınlık varsa, küskünlük varsa o ayrı, o tamir edilir. O mesele değil. Eğer gurur meselesi yaptıysan, niye Kürt başbakan olmuyor diye tedirgin oluyorsan, iftiharla gelsin Kürt kardeşlerimiz Başbakana olsun. Kimsenin böyle bir üstünlük iddiası yok. Biz demiyoruz ki sürekli Türk ırkından, yani genetik anlamda gelsin Türk Başbakan olsun kim diyor onu? Böyle bir iddiamız yok bizim. Mesela Tayyip Hocam Gürcü, genetik olarak Türk değil. Ama Hars anlamında Türk. Bundan bu kadar tedirgin olmaya, bu kadar rahatsız olmaya gerek yok. Zamanında Türklüğü çirkin kullananlar olmuş olabilir, onlar onların suçu. Sen onları onlara bırak. Ne oturup onu gündeme getiriyorsun? Türklüğü faşist kafayla değerlendirdiyse adam, genetik anlamda değerlendirdiyse onun anormalliğindendir. Oturup onu ne kaile alıyorsunuz? O çok küçük azınlık olabilir öyle bir şey. En fazla topla topla yüz kişi çıkmaz Türkiye’de öyle bir kafada adam, cins adam. Oturup onları gündem yapmanın bir alemi yok.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la, İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Öcalan’ın mesajını götürmek için Kandil’e gitmişlerdi. Bugün Kandil’den yanıt geldi; “Öcalan’a gönderilen mektupta, geri çekilme kararının yakında uygulanmaya başlanacağı ve silahlı güçlerin dönmesi için talimat çıkartılacağının ifade edildiği” belirtildi.

ADNAN OKTAR: Benim anlamadığım; tamam gidiyor da, mesela PKK’lılar gittiler farz edelim, Güney Kürdistan diye tabir ettikleri o Irak’ın güney kısmına. Fakat bu insanlar Marksist. Yanlış bilgiyle yönlendirilmiş ve Darwinist, materyalist eğitilmişler. Şimdi onlar gidecekler, beş vakit namazında bir çoğu, Barzani’nin ekibi. Barzani de öyle benim bildiğim Nakşibendi ve beş vakit namazında bir insan. Şimdi onlarla gidip Darwinist, materyalist propagandaya başlayacaklar, onların da kafasını çevirmeye kalkacaklar. Onların da nevri bozulur bu sefer. Onun için onları eğitmek çok hayati konu. Eğitsek, gidiyorsa gitsin. Ama eğitmeden göndermek, kafası zehirli adamın hasta. Hasta göndereceksin. Hastalığını tedavi etmek mesele. O da anti-Darwinist, anti-materyalist eğitimle olur. Gayet de kolay bu. Zor bir şey değil, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyetlerinden var Hocam. Dün İstanbul Mecidiyeköy’de yaklaşık 400 tane broşür dağıtmış bazı kardeşlerimiz. Bir de güzel kedi resmi çekmişler. “İyi ki hayatımızdasınız Hocam” diyorlar kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Milliyet Gazete’sinden Aslı Aydın Taşbaş, hep hükümet aleyhine yazılar yazan sol görüşlü bir yazardı. Ancak ilk defa bugün, Türkiye’nin bölgede lider olma ve büyüme yönünde bir gidişata sahip olduğunu görmeye başladığını belirten bir yazı yazdı; “Büyük Türkiye bölgede lider ideali gerçek olur mu bilmiyorum. Ama ben ilk defa gelecek hakkında olumlu düşünmeye başladım. Bilmiyorum başıma bahar mı vurdu ama ben bugünlerde gelecek konusunda iyimserim” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: Bu sözü güzel. Öbürlerini bilmem ama bu sözü güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetlerinden yine şöyle bir mesaj var: “Saygılar. Geçen hafta Samsun’da düzenlenen konferansta Dr. Arif Aslan Hocamız ve A9 Kanlından kardeşlerimizle tanıştık. Sizleri kutluyorum. Bu yararlı işlerinizden dolayı minnettarım” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, hazirun da çok mübarek insanlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İstanbul’dan bazı kardeşlerimiz Şişli’de faaliyet yapmışlar. Şöyle bir bilgi yazmışlar: “Çok çok çok yakışıklı bir tanem Hocam. Bugün bir arkadaşımla Şişli’de broşür dağıttım. Çok ama çok tatlı kediler de vardı, resimleri gönderiyorum” demiş.

ADNAN OKTAR: Bir göreyim kedileri önce. Ama hakikaten şekermiş. Şimdi bu kedinin benim olmaması çok acayip bir olay. MaşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: BDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Öcalan’ın Nevruz mesajında yer alan “’İslam kardeşliği’ vurgusunun tersten anlaşılması gerektiğini” belirterek, şöyle söyledi: “Dinin birleştirici olduğu gerçek olsa Arap dünyası birbiriyle bu kadar çok çatışıyor olmazdı. Bence Öcalan’ın bu konuda yaptığı atıf şununla ilgili; her zaman kendi dindarlığını öne çıkaran bir kitleye ve ona dayanarak siyaset bir heyete, bundan önceki bin yılda sizin yanınızdaydık, bize bunları niye ettiniz sorusunu tersten soruyor. Öcalan’ın PKK’nın da, BDP’nin de gelecek toplum tahayyülünde, dinin birinci rol oynadığını hiç düşünmüyorum” demiş.

ADNAN OKTAR: Yok yok. Kürt kardeşlerimiz çok dindardır. BDP’nin tabanı da çok dindardır, haberi yok Ertuğrul Kürkçü’nün. Kürt kardeşlerimiz baya dindardır. Orada vakit namazları, mesela sabah namazları, öğle namazları Cuma namazı gibi kılınıyor. Çok kalabalık binlerce kişi toplanıp kılar. Güneydoğu’nun özelliği o hep dindardırlar. Meleler vardır, alim hocalar, her yerde vardır meleler, çok sevilir halk arasında. Kürt kardeşlerimiz dinsiz yaşayamaz. İttihad-ı İslam dedin mi onların ciğeri coşar, içleri açılır. Hiç birinde ırkçı kafa yoktur. Hele komünizmi asla kabul etmezler. Abdullah Öcalan’ın sözünü pozitif yorumlasın. Hatta bence Abdullah Öcalan namazlarını da kılıyordur. Ben söyleyeyim yani. Tabii, bence nadim olmuştur. Tövbe etmiştir. Allah tövbesini kabul eder, etmez o ayrı mesele. Ama Firavun’a bile tövbe açıktır. Nemrut’a bile tövbe açıktır. Tövbeye davet edilir, Kuran’a davet edilir. Suçu varsa ayrı, o suçunun cezasını çeker. Ama, işte “sen suç işledin, cinayet işledin tövbe edemezsin” olmaz. Tövbeye davet var. Olur mu öyle şey? İsterse, bir milyon kişinin şahadetine vesile olmuş olsa bile, tövbeye davet edilecek insan. Bazıları diyor ki “niye tövbeye davet ediyorsun?” Sen Müslüman mısın, nasıl bir insansın sen? Deli misin sen? O zaman kimler tövbeye davet ediliyor? Kim tövbeye davet edilmiyor? Nasıl, bunun ölçüsü ne? Allah ölçü koymamış. Ne kadar günah işlerse işlesin, tövbeye davet edilir. İslam’a, Kuran’a davet edilir. Bence İttihad-ı İslam’la ilgili tespiti doğru. Samimi olarak İttihad-ı İslam’ı istediğini düşünüyorum Abdullah Öcalan’ın. Başka çözümü yok çünkü. Güneydoğu’da komünizmin olmayacağını bilir o. Ertuğrul Kürkçü bunu nasıl anlayamıyor? Güneydoğu’da bir avuç Kürt komünist partisi olacak, orada bir komünist devlet kurulacak. Olacak iş mi bu? Bilmiyorum onun görüşü ne de. Mesela olmuş olsa Allah vermesin böyle bir şey olmuş olacak. Bunu hangi Kürde sen kabul ettirebilirsin? Hangi benim canıma kabul ettirebilirsin? Git Diyarbakır’da sor, “delirdin mi sen” derler. “Ne diyorsunuz, burada bir komünist bir hükümet kursak, komünist bir devlet kursak, ayırsak ne diyorsunuz?” dese, asla ve kesinlikle kabul etmezler. Canı pahasına kabul etmez. Ama “İttihad-ı İslam’a ne diyorsun” dersen, boylu boyunca sana sarılır. Abdullah Öcalan’ın da bu gerçeği görmüş olduğunu düşünüyorum. Ertuğrul Kürkçü’ye de kitap gönderelim, inşaAllah. Baya kültürlüdür Ertuğrul Kürkçü çok okur ama tek yanlı okumuş. Hep tek yanlı. Karşı görüşü, hak olan görüşü incelememiş. Olmaz. Ona bir koli kitap gönderelim Ertuğrul Kürkçü’ye. Yaratılış Atlası’nın 1. ve 4. cildini gönderelim. Bizim kitaplardan seçmece gönderelim, onları bir okusun. Mesela Ertuğrul Kürkçü tavrını bir değiştirse, çok büyük olay olur. İttihad-ı İslam’ı savunuyorum dese, yer yerinden oynar, çok çok güzel olur. Millet, o zaman onu çok takdir eder. Kürt kardeşlerimiz de çok takdir ederler. Ne yapsınlar onun Marksistliğini? Acayip tedirgin olurlar. Marksizm’de aile yok. Kürt kardeşlerim aileye çok düşkündürler. Komünizm aileyi kabul etmiyor. Ahlakı kabul etmez. Kürt kardeşlerim ahlakına çok düşkündür. Dini kabul etmez Komünizm. Kürt kardeşlerimiz için din hayattır. Din hayatın kendidir. Onun için Ertuğrul Kürkçü akılcı davransın, samimi olsun, 71’lerin gözüyle bakmasın. 2013’lerin gözüyle baksın. 71’ler bitti. 2013’lerin gözüyle baksın gurur yapacak bir şey yok. Eğer samimiyse ki samimi olduğunu düşünüyorum. İttihad-ı İslam’a dönsün, Kuran’a dönsün. Yobazlığa değil, bağnazlığa değil. Kuran Müslümanlığından, sahabe Müslümanlığından bahsediyorum. Demokrat, sevecen, sevgi dolu, affedici, kucaklayıcı, sanata bilime açık, laik yapıda. Laikliği Kuran ortaya koymuştur. Laiklik sonradan ortaya çıktı. Laikliği ortaya koyan Cenab-ı Allah’tır. Bak ne diyor Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım: “Sizin diniz size bizim dinimiz bize” diyor. Ben senin dinine karışmayayım, sen de benim dinime karışma diyor. Müdahale etmem senin dinine diyor. Ve Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım: “Dinde zorlama yoktur” diyor. Demokrasinin hası buradaki açıklama ve laikliğinde hası. Kısa ve özlü. Laiklik için adamlar ciltlerle kitap yazıyor, Allah iki satırda bitirmiş, iki satırda. Ondan gerisini bizim kalbimize, vicdanımıza bırakmış Cenab-ı Allah. Ertuğrul Kürkçü’nün yapacağı, yeni bir görüş, yeni bir bakış. Kendini yenilesin. Madem devrimci yeni bir devrim yapsın işte ruhunda. Marksist, fanatik, bağnaz ölmüş düşünceyi terk etsin; diri, tatlı, sevecen, sevgi dolu İttihad-ı İslam’ı savunsun, modern İslam’ı savunsun, bağnazlığa karşı da mücadele etsin, bir aydın olarak çok etkili olur. Kürt kardeşlerimiz o zaman onu bağrına basar. Öbür türlü Marksist Ertuğrul Kürkçü’den, çok tedirgin olurlar. “Ben aileyi kaldıracağım” diyeceksin, eli ayağı boşanır Kürt kardeşlerimizin bir duysa. Sırf onu duysa bitti yani. Hakaret olarak kabul eder. “Aileyi kabul etmiyorum, ahlakı kabul etmiyorum” diyeceksin, Marksizm’in özelliği bu, “dini kabul etmiyorum” diyeceksin sen Güneydoğulu kardeşimi mahvettin demektir Allah esirgesin. Mahvetmiş olursun, manen moral olarak çökertmiş olursun. Aman ha, aman ha.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, PKK hakkında şöyle bira açıklama yaptı: “Çok açık ve net olarak söylüyoruz, başta PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan olmak üzere bütün PKK’lılar ‘biz nedamet getiriyoruz, pişmanlık duyuyoruz. Bugüne kadar yanlış yaptık, şu anda bundan vazgeçiyoruz, tövbe ediyoruz. Ve hiçbir şey beklemeden, hiç bir şey talep etmeden, hiçbir şartımız olmadan silahları bırakıyoruz. Ve kendimizi Türk milletinin insafına, adaletine teslim ediyoruz’ mu diyor? Vicdanlı adalet duygusu, af duygusu yüksek bir milletiz. Süreç böyleyse, bu millet bu sürece sırtını dönmez, gözlerini kapamaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Bakın, Destici Hocam benim aylardır söylediğimi şimdi veciz bir şekilde ifade etmiş, maşaAllah. Yalnız Türk milleti deyince onu yanlış anlayabilir Kürt kardeşlerimiz. Onu Hocamız biraz şerh ederse iyi olur. Zaten o anlamda demiyor ama öyle anlayan çok olabilir. Yani kavim olarak Orta Asya’dan gelmiş saf Türk kavmi, ırk olarak bize teslim olun, aman verin anlamında alırlar. Öyle değil. Türk milleti ne demek biliyor musunuz? Kürtler, Çerkezler, Zazalar, Türkler bu toprak içindeki herkes tatlı millet, bu güzel milletin şefkatine, merhametine kendinizi teslim edin diyor. Yani, Allah’tan korkan, Allah’ı seven bu insanlara kendinizi teslim edin diyor. Kast ettiği, bu.

DİDEM ÜRER: Hürriyet Gazetesi Yazarı Yalçın Bayer; “Üzerinde 16 Türk devletini temsilen 16 yıldızın bulunduğu Cumhurbaşkanlığı forsunu tartışmaya açmak gerektiğini” söylemiş. Çünkü güya bu forsun “tamamen uydurma olduğunu, 16 devlet telakkisinin bizim milli ülkümüzde büyüklük düşüncemizde tarihi gerçeklere de şiddetle aykırı olduğunu” iddia etmiş. “Şimdiye kadar 16 büyük Türk devleti kurulduğu hakkındaki kararı kimin verdiği belli değildir. Tarih bilgilerinin konusu olan bu konu için ciddi bir kurultayın toplanması gerekirdi” demiş. Ve “bizim bir yıkılıp bir kurulan devlerin değil, birbirini takip eden tek bir devletin milleti olduğumuzu ve bu forsun tamamen hayali olduğu” yorumunda bulunmuş.

ADNAN OKTAR: Ne gereksiz şeylerin üstünde duruyorlar Allah aşkına. Niye olmasın? Uygurlar var, Peçenekler var, Uzlar var hepsi var, Selçuklular hepsi doğru. Tarihte devletler kurmuş Selçuklular, Müslüman bir devlettir. Selçuklu demek saf Türk ırkı mı? Selçuklular içinde Kürtler de vardı, Çerkezler de vardı, Lazlar da vardı bir millettiler, bir topluluk. Güzel insanların bu bölgede oluşturduğu devletler bunlar. Ve Türk milleti diyoruz bunlara, yani bir isim gerekir. Türk milleti diyoruz. İsimsiz millet olur mu? Bu alerji çok yersiz ve çok ayıp. Nerede görülmüş böyle bir şey? Saf Alman olmadığı gibi, saf Türk de olmaz. Almanya’ya Almanya diyoruz. Orada hiç tereddüt yok adamlarda. Bu ne diyoruz? Alman diyor. Bir araştırıyoruz, adamın babası Norveç’ten gelmiş, dedesi Afrika’dan gelmiş ama Alman diyorsun adama. Türk deyince niye rahatsız oluyorsun. Yani kavim derken, orada genetik kod söylenmediğine göre, genetik bir özellik söylenmediğine göre sorun yok. Selçuklular mesela son derece insancıl, böyle güzel insanların ruhunun hakim olduğu bir devletti. Çok sevgi doluydu Selçuklular. Her ırktan insan vardı her ırktan. Onlar diyor muydu ki, Türk genetik ırk üstüne kurduk devleti mi dedi Selçuklular. Adı üstünde Selçuklu. Öyle bir iddiaları olmadı ki. Hepsi bir araya gelmişler, bir devlet kurmuşlar. Ama bir isim vermek gerekirse, bir isim verilmesi gerekir; biz Türk milleti diyoruz. İsimsiz millet olur mu? Bir de bu çıktı. “Millet olalım ama ismimiz olmasın” diyorlar. Olmaz öyle şey. Genetik iddia olmadıktan sonra, genetik üstünlük iddiası olmadıktan sonra konu kapanmıştır zaten. Kökten bitiyor. Bunu uzatmanın bir alemi yok ki, değil mi? Orada risk bu. Adam genetik anlamda bir hırs gösteriyor mu göstermiyor mu? Büyüklük peşinde mi değil mi? Değilse bitti, tartışma da kapanmıştır. Bunu uzatmaya ne gerek var? Hiç kimse genetik anlamda bir Türk üstünlüğünden bahsetmiyor Türkiye’de. Çıkmaz mı? Çıkar. Yani cins insan çıkar her zaman, bakarısın bir yerlerden bir kuytulardan çıkar. Kaç tane? Elli kişi, yüz kişi. Kardeşim ayıp, oturup günden olur mu? Tımarhaneye de gitsen hasta insanlar bulursun. Başka yere de gitsen hasta insan bulursun, şaşacak ne var bunda? O da bir hastalıktır, tedavi edersin, eğitirsin. Yanlış eğitilmiştir. O saplantı değil ki. Faşist kafada olduğunu düşünelim, onu ikna etmek zor mu? Mutlaka insani bir yönü vardır konuşursun. “Ne yapıyorsun sen Allah aşkına, aklını başına al, makul düşün” dersin. “Doğru” der, konu kapanır, inşaAllah. Evet.

TC’nin kaldırılması! Daha öce Kürt kardeşlerimiz ezdikleri için TC, bayrak, onlarda biraz alerji meydana getirdi, çok yıldırdılar. Mesela adam işkence yapıyorlar, suratına bayrak tutarak işkence yapıyorlar. İstiklal Marşı okutuyorlar, döverek İstiklal Marşı okutuyorlar. İstiklal Marşı aşkla okunur, bayrak aşkla sevilir. Niçin böyle sadistlik yapıyorsun? Peki adamlar öyle psikopatlık yaptı diye bayrağa tavır almanın alemi ne? Türklük sözüne tavır almanın alemi ne? Bir millet olarak mutlaka bir ismimiz olması gerekiyor. Her milletin bir ismi var. Bizim bu Anadolu’daki bu güzel topluluğumuzun ismi, güzel milletin ismi, bir isim olarak Türk milleti. Rahtsız olacak bir şey yok bunda. Mesela benim adım Adnan. Ben niye değiştireyim adımı? Allah bana bu ismi vermiş, niye değiştireyim? Türk milleti deyince de, o da onun ismi. Niye değiştirelim? Şimdi uçaktan indik, “nereye geldik” diye adam soruyor. Biz de diyeceğiz ki “nereye geldiğimizi bilmiyoruz bir ülke ama adı yok” mu diyeceğiz? Türkiye’ye geldik diyeceğiz. Meşhur adı Türkiye diye bütün dünya biliyor işte. Tekrara söylüyorum; genetik anlamda bir ırk iddiası olmadıktan sonra, Türkiye ve Türklük sözünde, hiçbir sakınca yok. Dinle, imanla, Kuran’la, akılla, vicdanla çelişen hiçbir şey yok. Gayet temiz, gayet makul ve güzel bir söz. Ve hakikaten de bizim Anadolu’daki halkımız çok tatlılar. Kürdü de güzel, Laz’ı da güzel, hakikaten güzel ahlaklı insanlar. Ahlak olarak üstünler, ben bunu söylüyorum üstünler, güzel ahlaklılar iftihar ederiz.

DİDEM ÜRER: Hocam, AK Parti’nin anayasadan “Türk milleti kavramını çıkartıyor” dedikleri iddia da doğru değil. Şöyle bir anayasa girişi önermiş AK Parti: “Herkesin insan haysiyetinden kaynaklanan evrensel hak ve hürriyetlere sahip olduğu inancıyla her türlü ayrımcılığı reddeden, kültürel zenginliğimizin kaynağı olan etnik ve dini farklılıklarımıza saygı duyarak, müşterek tarihimiz ve değerlerimiz etrafında birlikte yaşama arzusuyla hareket eden biz Türk milleti, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayanan bu anayasayı egemen irademizin ifadesi olarak kabul ve ilan ederiz.”

ADNAN OKTAR: Ne var burada? Ayıp, çok abartıyorlar. Yok işte “Türklük gidiyor” diye. Bir de Tayyip Hocam baya aklı başında bir insan. Bakanlar da baya aklı başında insanlar. Böyle çok anormal insanlarmış gibi görenler ver. Çok ayıp yapıyorlar. Ama bakın, rencide olmuş insanlar var. Onların gönlünü alan bir üslup var burada. İnsanları kardeşlerimizi çok ezmişler. Bizleri de ezdiler, bir çok insanı ezdiler. Rencide olan bu insanları, yeniden o travmadan kurtaracak bir üslup, o öfkeden kurtaracak bir üslup gerekiyor. Türkiye ismi de çok güzel dolu dolu, böyle coşkulu bir isim Türkiye, güzel. Acayip olan bir şey yok. Ama demokrasiye hızla dönelim, insan hakları geliştirilsin, şefkat, merhamet geliştirilsin. Her şey güzel olsun. Allah sevgisi kalplerimizde coşkun bir muhabbete dönüşsün, inşaAllah. İnsanları sevelim, hayvanları sevelim, bitkileri sevelim.

Kapıda laleler var çok şekerler. Her gün geldiğimde bakıyorum, ne tatlılar onlar öyle. Karanfiller açmış böyle rengarenk nefesim kesiliyor. Allah’ın hikmeti, ne kadar şaşacak şey pırıl pırıl. Yağmur yağıyor çamurun içinde yine pırıl pırıl, gıcır gıcırlar. Sanki her gün banyo yapmışlar gibi. Biz her gün yıkanıyoruz. Ben günde iki üç kere yıkanıyorum, insan ancak öyle kendini idare edebiliyor. Bunların banyosu da yok, gıcır gıcır. Kedilerin köpeklerin de yok. Mesela şu ufacık civcivler, pırıl pırıl birde mis gibi kokuyorlar.

“Mehdi, ortaya çıktığı zaman genç bir yüze sahip olacak. Otuz ya da kırk yaşlarında görünecektir. Allah, kudretinin belli olması için, zaman onu etkilemeyecektir.” Yani genellikle dinç kalacak, inşaAllah Hz. Mehdi (a.s), mübarek. Talebelerinde de oluyor, inşaAllah. Onun için bizim çocuklara bakıyorum hep, dinç ve gençler, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün gelen Mısır parlamentosundan olan misafirlerimiz size kitaplarınızla büyüdüğünü söylediğinde şu şekilde bir ifadesi olmuş arkadaşlarımıza; "kendisini tanıdığım zamanla şu an arasında yüzünde hiçbir değişiklik yok, hiç değişmemiş, maşaAllah" demiş.

ADNAN OKTAR: Allah, Allah, maşaAllah.

Efendim, biraz mehter müziği dinleyelim, devam edelim.

VTR- Mehter Marşı

CEYLAN ÖZBUDAK: Aşkla sevdiğim güzel Hocamın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetlerinden okumaya devam etmek istiyorum, Orhan kardeşimiz yazmış; "Cuma günü Maltepe Doğuşkent'te 1000 adet broşür dağıtımı yaptım. Canım Hocamın dualarına muhtacım. Hocamı çok ama çok seviyorum ellerinden saygı ve sevgiyle öperim" diyor ve sevgilerini iletiyor size, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bende onun ellerinden öpüyorum, maşaAllah. Çok şeker. Allah bunlara ne kadar güzel. Hayret, Allah bunlara ne kadar güzel kader veriyor, maşaAllah. Çok güzelmiş kedi de maşaAllah, elhamdülillah. Pamuk yığını gibi. Allah, Tahir ismiyle tecelli ediyor. Ne kadar titiz hayvanlar. Temizleniyor, temizleniyor, temizleniyor, bir türlü sakinleşmiyor, yine temizleniyor. Aferin kardeşimize, güzel. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün Urfa'dan bir bayan kardeşimizde on adet doktora kitap dağıtmış. Bir de şirin bir kuzuya rastlamış, onunda resmini çekmiş.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah, çok güzel. O da hakikaten çok tatlıymış. Tam hakkıyla kuzu. Allah imanını artırsın, hidayet versin. Nurunu artırsın. Ne güzel, ne güzel insan, maşaAllah. Doktorlar sanatsaldır, daha bir ayrıdır onlar. İşin doğrusu daha güzel insanlar, daha şefkatlidirler. Sanatçıların özelliğidir o. Bir de doktorlar, maşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugünkü misafirlerimizin görüşmeden resmi vardı, eğer isterseniz.

ADNAN OKTAR: Göreyim. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: İsimleri okuyorum Hocam soldan sağa; En soldaki Beyefendi Dr. Abdul Mawgoud R. Dardery, Özgürlük Ve Adalet Partisi Dış İlişkiler Sözcüsü. 2. Saad Abdelmaogoud Ahmed, Özgürlük Ve Adalet Partisi Kurucu Üyesi Luksor Bölgesi Eğitim Ve Sivil Toplum Sorumlusu. 3. olan kişi de Mohamed Abdelsalam Mahmoud Elsanousy Özgürlük Ve Adalet Partisi Kurucu Üyesi Luksor Bölgesi Yönetimi Genel Komitesi Turizm Ve Yerel Kalkınmadan Sorumlu Kişisi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mısır evin bir odası olacak, Ürdün bir odası olacak, İsrail bir odası olacak, Ermenistan bir odası olacak, hep birlikte bir evde kardeşçe yaşayacağız, bir aile olarak, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Mümtazer Türköne, MHP hakkında bir açıklama yaptı: “Kürt sorunu çözülürse MHP diye bir parti geriye kalmaz. Var olması için MHP'nin Kürt sorunu dışında başka politikalar üretmesi lazım. Baktığımızda, şu anda mitinglerde konuştukları tek konu; terör veya Kürt sorunu. MHP süreci engelleyen, durduran, sabote eden, yolundan saptıran aktör rolünü benimsedi. MHP'nin siyaseti, Kürt antipatisinden ibaret” dedi.

ADNAN OKTAR: Niye? MHP'li kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimizi bayağı severler. Çok fazla, yüzlerce, binlerce Kürt vardır MHP'nin içerisinde. Böyle bir söz yanlış. Çünkü biz MHP'yi tanıyoruz. Ayrıca MHP'nin tek amacı bu değil ki. Böyle bir iddiası da yok MHP'nin. MHP'nin bakış açısı Kürt kardeşlerimize, şefkat, merhamet ve sevgiyledir. Üstünlük iddiası da yoktur. Yani "genetik üstünlük var Türklerde" demiyor ki. Kürt, Türk, Çerkez hepimiz Türk'üz diyor, Türk milletiyiz diyor MHP. Ayrıca MHP'nin en önemli iddiası; Türk-İslam Birliği iddiasıdır. Yani İttihad-ı İslam, bütün Müslüman aleminin birleşmesi, Türklük aleminin birleşmesi. Türklük alemi zaten hep Müslüman’dır. Dolayısı ile ifade yanlış, Türköne'nin üslubu yanlış. MHP, var olmasında fayda olan bir parti. Büyük Birlik Partisi, var olmasında faydalı olan bir parti. Saadet'te öyledir. Saadet'in pek sesi çıkmıyor ama “basın pek konuşmaları yaymıyor” diyorlar. Bize söylesinler biz yayalım. Getirsinler buraya konuşayım ben anlatayım, inşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimizin size mesajı var; "Canımız Muhammed Adnan Aslan Hocam, öncelikle o güzel ellerinizden öpüyoruz ve sizi çok ama çok seviyoruz. Bugün Kadıköy Fikirtepe'de Roman mahallesindeki Roman kardeşlerimizle Kuran sohbeti yaptık ve size olan sevgimizi hep dile getirdik, inşaAllah. Sohbette bulunanlar; Erkan, eniştesi Hayati, Selahattin, Muhammed ve Erol. Roman kardeşlerimiz, Türk-İslam Birliği'nin kurulmasını canı gönülden istiyorlar ve sizi çok seviyorlar. Yüce Allah, en kısa sürede Türk-İslam Birliği'ni yaratsın inşaAllah" demişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah hepsini nurlandırsın, Allah her yerlerini nur kılsın, sofralarını mübarek etsin. Allah keyiflerini, neşelerini artırsın. Ne güzel sohbet, ne güzel kardeşlik, ne güzel masa, ne güzel Allah'tan onlara ikram. Allah hepsine iyilik, bereket, bolluk, neşe ve sevinç versin. Cennette de Allah kardeş etsin, Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin Cenab-ı Allah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam bir bayan kardeşimiz de size şöyle yazmış; “çocuklarımla birlikte Pazar yerinde 150 adet A9 broşürü dağıttık. Sizin vesilenizle insanlara bakış açımız değişti. Mübarek ellerinizden öpüyoruz, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Allah onlara çok fazla sevap versin. Cennet kuzusu yapsın onları.

Şimdi ben bu çocuklara bayıldım ben bunlara çok özür diliyorum ama bir sıradan bir daha bir göreyim baştan. Şunun keyfine bak sen şunun keyfine. Neşesi, tatlılığına bak. Bak bak bak köfteye bak. Renklere bak sen. Şu patilerin tatlılığına bak sen. Kıyafet de muhteşem. Öbür ekibi göreyim. Allah Allah ne tatlılar bunlar böyle, maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin, Cenab-ı Allah hepsini Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a kuzu gibi talebe yapsın. Kuzulara benziyorlar çünkü.

Şimdi ne yapalım? Kimi dinleyelim?

DİDEM ÜRER: Ahmet Akgündüz’ün hatalarını belki dinleyebiliriz Hocam.

ADNAN OKTAR: Ahmet Akgündüz Hocayı, evet dinleyelim.

VTR-Ahmet Akgündüz Hocanın Gösterdiği Şeceredeki Hatalar.

BERİL KONCAGÜL: Güzeller güzeli, canımın içiyle devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Erdemli’den kardeşlerimiz, Suriyeli muhacir dostlarıyla İttihad-ı İslam ve ahir zaman üzerine sohbet yapmışlar, sizin kitaplarınızı okumuşlar Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel sohbet ortamı, ne güzel ev, ne güzel insanlar. Allah nurlarını arttırsın. Çok hoş, işte bu Anadolu’nun kendine has güzelliği, orada bir nuraniyet, bir sıcaklık var. Dünyanın hiçbir yerinde onu bulamazsın. MaşaAllah, Allah ömürlerini uzun etsin. Çok güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam minik hayranınız var, Şevval, size sevgilerini iletiyor ve sizden dualarınızı istiyor. Sizi çok seviyormuş.

ADNAN OKTAR: Allah Allah hayrettir, her biri birbirinden güzel oluyor. Canım benim nasıl güzelmiş o. Kedisi de kendisi gibi. O da çok tatlı, kendisi de çok tatlı. Kıyafeti de çok güzel olmuş. Allah ona hidayet versin, sağlık, bereket ve uzun ömür versin, İttihad-ı İslam’a, Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin Cenab-ı Allah. Cennet kuzusu olsun, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Mehmet Şevket Eygi Hocamız, “Tüm İslami grupların, vakıfların, cemaatlerin bir federasyon çatısı altında bir araya gelmesi” çağrısında bulundu; “Zamanımızda böyle bir birleşme için gereken hürriyet, imkan ve fırsat fazlasıyla vardır” dedi.  Federasyon önerisi için katılım şartlarını da açıklayan Hocamız, Nur talebelerine özel olarak seslendi; “Üstad Bediüzzaman Hazretleri itikatta ve fıkıhta bir ehl-i sünnet büyüğü idi. Bu yoldan sapmayan bütün Nurcu gruplar federasyona dahil olmalıdır” teklifinde bulundu.

ADNAN OKTAR: Müslüman cemaatler bir araya gelsin.

DİDEM ÜRER: Toplansın, bir araya gelsin.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, Hocamız da, biz de yıllardan beri bunu tekrar ediyoruz ama işte vakti gelmeyince, Cenab-ı Allah nasip etmiyor. “Vakti tamam” diyor değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şeyhimiz, Sultanımız, dünyanın en tatlı Şeyhi, dünyalar güzeli Şeyhimiz, Şeyhin şah Şeyh Nazım Kıbrıs-i el-Hakkani Hazretleri’nin tansiyon mükemmel. Nabzı da iyi. Meşhur devriyesine çıkmış. Deniz tarafına ve dağ tarafına gitmişler. Allah ona uzun ömür, sağlık, selamet versin.

Şeyh Ahmet Yasin Hocamız’ın kısa bir konuşması vardı. Var mı o? O kardeşinin sağlığa kavuşmasını anlatıyor, selam gönderiyor. Seyredelim onu.

VTR- Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri’nin 27 Mart 2013 Tarihli Almanya Sohbetinden

ADNAN OKTAR: Şeyh Ahmet Yasin Hocam dünya iyisidir, maşaAllah. Çok asil insan. Son derece mütevazi, mazlum, değergan, imanlı, seyyid, gerçek anlamda efendi bir insan, Allah ömrünü uzun etsin, maşaAllah.

Diyor ki Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. Nisa Suresi, 173. “büyüklenenler” büyüklenenler, enaniyet yapan, ırkıyla, parasıyla, zenginliğiyle, büyüklenenler, “onları acıklı bir azapla azaplandıracaktır” Allah. “Acıklı bir azap.” Haram büyüklenmek. İnsan haddini bilecek, mazlum olacak, Allah’a teslim olacak. Biz Allah’ın kuluyuz. Aynı anneden babadan geliyoruz. Büyüklenme olmaz. Özellikle genetik anlamda ırkıyla övünmek çok çok anormal bir hareket.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Urfa’yı ziyarete gelen İbrahim Tatlıses, burada yapımı başlanan ve Ortadoğu’nun en büyük camisi olması planlanan caminin inşaat demirini bağladıktan sonra, şöyle bir açıklama yaptı: “Mezara giderken önce imanın sağlam olacak, imanın bütün olacak. İmanın sağlamlaşmadığı zaman Allah katına gitmek sana kısmet değildir. Önce imanlı olacaksın, vicdanlı olacaksın, adaletli olacaksın. Allah’ın huzuruna adaletin, vicdanın, imanın olmadan gitme” demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İnşaAllah, eski neşesine kavuşur. Hakikaten mazlum, mütevazi bir insan, sevgi dolu bir insan ve gerçek sanatçı, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, hayırlısıyla. Güzel konuşmuş.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hasan Celal Güzel Hocamız; “Başbakan’ın vatansever bir insan olduğunu ve Başbakan’ımıza güvendiğini” belirterek, “Türk Milleti kelimesinin anayasadan çıkarılması, Güneydoğu’ya özerklik verilmesi ya da ana dilde eğitim uygulanması gibi hiçbir tavizin verileceğini zannetmiyorum” dedi. “Ancak herhangi bir şekilde bunun aksi bir uygulama olursa, önce vatan, önce millet deriz. Ben de gerekirse vatan için silahımı alır, dağa çıkarım. Üç paralık peşmerge bunu yapıyorsa, ben vatan için neden yapmayayım? Vatanı kimseye vermem, vazgeçmem. Dedem yapmış, atalarım yapmış, ben de savaşırım” dedi.

ADNAN OKTAR: Demek ki, hakikaten ciddi bir tedirginlik var. Yani bu insan normalde çok şefkatli, çok halim bir insan. Demek ki, canı burnuna gelmiş, sıkılmış yani. Bu endişeleri izale edecek konuşmaları hükümet daha sık yapsın. Bu tedirginliklerini üzerlerinden alalım. Çünkü hakikaten milletimiz, Allah esirgesin yani bir bölünme, vatanın, milletin elden gitmesi, dininin, imanın elden gitmesi gibi konularda yapacak tek şey vardır; Allah için canını vermek. Başka bir şey kalmaz. Onun için, vatanın milletin selameti için bu konuları pekiştirecek konuşmalar yapıp, aksi konuşanların da konuşmalarını izale edecek konuşmalar yaparak, ferahlık veren, gönülleri rahatlatan bir üslupta çok büyük fayda var.

Didem Hocam, ümmet-i Muhammed uykusuz kalmasın. Kardeşlerimiz yatsınlar, yarın görüşelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü