Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (10 Nisan 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM ÜRER: Gözlerinin yeşiline ve derinliğine hayran olduğumuz canımız Hocamın hikmetli sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, Hocamızdan dinleyelim.

DİDEM ÜRER: Hocam, Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi’nde üç gün önce bir grup, kutlu doğum haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen Peygamber Efendimiz (s.a.v) konulu konferansla ilgili, bildiri ve afiş dağıtırken karşıt görüşlü öğrenci grubu arasında taşlı-sopalı kavga çıkmıştı. Çatışmalar üç gündür devam ediyor. Bugün son alarak bıçakla yaralanan üç öğrenciden birinin hayati tehlikesinin olduğu belirtildi. Diyarbakır Valisi yaptığı açıklamada; olaylarda 4 kişi yaralandığı 15 kişinin de gözaltına alındığını söyledi.

ADNAN OKTAR: İşte kardeşim, komünist tehlike var diyoruz, “nerede komünist tehlike” diyorlar. “Komünist mi kaldı memlekette” diyor. Kardeşim, ne o? Ülkücü gençlere saldıran kim? Sağcı gençlere saldıranlar kim? Komünistler. Çaka çaka dolu birçok üniversitede. Birçok üniversite, onların kontrolünde. “Darwinizm mi var, komünizm mi var?” diyor. Darwinizm, komünizm büyük bir tehlike olarak Güneydoğu’yu adeta yutmak üzere, nasıl inkar edersin? Aklınızı başınıza alın. İlmi mücadele. Tabii ki sopayla, değnekle değil. İlmi mücadele şart. Anti-Darwinist, anti-materyalist. Toplantılarla, konferanslarla, fosil sergileriyle yoğun olarak böyle bir faaliyet yapılması lazım.

DİDEM ÜRER: Mısırlı misafirlerimizin Sayın Valimiz Avni Mutlu Beyle olan görüşmelerini yayında detaylı olarak yorumlamıştınız. Görüşmeyle ilgili bazı detay bilgiler ve resimler vardı, uygun görürseniz. Misafirlerimiz, Sayın Vali İstanbul ile Luksor’un kardeş şehir olmasını talep eden bir mektup verdiler. Ayrıca Sayın Luksor Valisinin yazılı davetini kendisine ilettiler. Vali Beyden de, Luksor’da halka yönelik bir konuşma yapmasını talep ettiler. Valimiz de “her türlü yardımı seve seve yapacaklarını” belirtti. Hemen Vali Yardımcısını görevlendirdi. Ve Vali Bey, misafirlerimizi kapıya kadar giderek yolcu etti. “Biz sadece 75 milyon için değil tüm İslam alemi için çalışıyoruz” dedi. Daha sonra İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan Vekili Sayın Ahmet Selamet Bey’le de görüşüldü. Bu görüşme de çok sıcak ve sevgi dolu bir görüşme olmuş Hocam.

ADNAN OKTAR: AK Parti görünümünde üslubu, maşaAllah. İyi güzel. Ama o diğer Müslüman gruplarla da ittifak etmeleri, onu hızlandırmaları gerekir. Çünkü Selefiler de nur gibi Müslümanlar. Bekletmenin bir alemi yok. Kucaklaşıp, tek bir bütün olarak Mısır’ı güzelleştirmeleri gerekir. Eğer Mısır’ı kurtarmaya kalkarlarsa, Mısır batar. İttihad-ı İslam’ı isterlerse Mısır kurtulur. Mesela buraya gelip turizm amaçlı, ticaret amaçlı konuşup; “işte Mısır kurtulsun, Mısır iyi olsun.” O kimseyi ilgilendirmez. Biz de deriz ki o zaman; “Türkiye kurtulsun, Türkiye’nin turizmi artsın” deriz. O olmaz, o egoistlik olur. Ne yapacak? İttihad-ı İslam isteyecek. Adam seni niye zengin etmeye kalsın o zaman, sen İttihad-ı İslam istemiyorsan? Ne zoru var? Senin keyfin için, senin rahatın için adam işini gücünü bırakıp seninle uğraşacak. İranlı arkadaşlar da gelmişlerdi. Onlarla da turizm bilmem ne falan. Ne alaka kardeşim, turizm bizi ne ilgilendirir? İttihad-ı İslam. İttihad-ı İslam olduğunda, onun içinde turizm de var, ticaret de var, adalet de var, sevgi de var, merhamet de hepsi var. İttihad-ı İslam yoksa senin turizmin bizi ilgilendirmez. Ne yapıyorsan yap.

Didem Hocam seni dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Timetürk internet sitesinde “Adnan Oktar, Esad’a çıkış yolu gösterdi” başlıklı bir haber yayınlandı Hocam. Haberde Esad’a şu sözlerle seslendiğiniz belirtildi: “Bir video hazırla. Bu videoda Allah’a inandığını, İslam Birliği’ni istediğini, Hz. Mehdi (a.s)’ı beklediğini söyle. Kısa sürede Allah’ın izniyle üzerindeki belayı kaldıralım. Bunun garantisini ben veriyorum inşaAllah. Dediğim gibi, internette konuşmasını yayınlayabilir çekiniyorsa eğer. İsterse bizimle iletişime geçebilir” dediğiniz belirtildi.

ADNAN OKTAR: Ben, Esad’a en açık, en kolay yolu gösteriyorum, garanti de veriyorum, eğer komünist değilse, Suriye’yi komünist yapmaya kararlı değilse, Allah’sız kitapsız değilse, İttihad-ı İslam’ı istiyorsa, Hz. Mehdi (a.s)’a aşıksa bu gizlenir mi? Deli olmak lazım bunu gizlemek için. Şakır şakır söyle, bak sana söz veriyorum Allah’ın izniyle, üzerindeki belayı Allah’ın izniyle kaldıracağım. Ama söz vermiyor, daha hala bekliyor. Böyle hayati bir konuda beklenir mi? Bela bak başının üstünde geziniyor. Son aşamadalar. Bak üstüne çökecekler. Aklını başına al. Bir şey biliyorum ki, söylüyorum.

Bunun bir yakını yok mu haber göndersek?

DİDEM ÜRER: Bakalım Hocam bir araştıralım. Gurur yapacak bir şey yok. İki satır bir şey. Çık Youtube’a koy. Yasak mı? Yahut herhangi birinin Facebook’una koyabilir. Oradan yayılır insanlar görür. Ulusal kanalda da yayınlasın o da olur.

Nasıl olacak onlarla bağlantı mı kuracak?

DİDEM ÜRER: Normalde Hocam, kendi videoyu hazırlayıp kendisi bağımsız olarak başka biri aracılığıyla bir yere ulaştırabilir. Kendisinin ulaştırmasına gerek yok.

ADNAN OKTAR: Bir kaset, cd’yi göndersin.

DİDEM ÜRER: Bilinmeyen bir yerden postayla da gönderebilir.

ADNAN OKTAR: Gönderebilir. Ne fark eder yani? Youtube’a koysa zaten gayet kolay bir şey bu. Zor bir şey değil ki yani. Ama ulusal kanal, Maocu değil mi onlar?

DİDEM ÜRER: Allahualem, öyle diye biliyoruz.

ADNAN OKTAR: Aydınlıkçıların değil mi? Ben yanlış mı biliyorum?

DİDEM ÜRER: Buradaki, Türkiye’deki evet Aydınlıkçıların.

ADNAN OKTAR: Aydınlıkçılar benim bildiğim Maocu. Ne kafayla acaba şey yaptı?

DİDEM ÜRER: Özel bir mesaj veririz belki, onların yayınlamakta mahsur görmeyeceği.

ADNAN OKTAR: Onlar yayınlamaz öyle bir şeyi. Youtube’da yapsın.

DİDEM ÜRER: Hocam, Youtube çok mantıklı.

ADNAN OKTAR: Bütün dünyanın ulaşabileceği bir yer. Uzatılacak bir şey yok ki. Artık bu gün sayıyor yani ona söyleyeyim. Bu aralar iyice yoğunlaştı. Sonra da demedi demesin. Bak bütün gücümle söylüyorum. Yobazlığa karşı olduğunu söylesin, bağnazlığa, modern İslam’ı, İttihad-ı İslam’ı istediğini söyleyecek, Hz. Mehdi (a.s) aşkıyla yanıp tutuştuğunu söyleyecek, gerisine karışmasın. Bunu söylesin, gerisine karışmasın.

Timetürk mü? Nasıl bilinen bir site mi Timetürk?

DİDEM ÜRER: Evet, öyle Hocam.

Star Gazetesi’nden Ahmet Kekeç, Ertuğrul Kürçü’nün “İslam dini birleştirici unsur olamaz” sözlerine, “din birleştirici olmayacak da, Marksizm mi olacak” başlıklı bir yazıyla cevap verdi. “Ertuğrul Kürkçü’nün biraz tarih bilgisi öğrenmesi gerektiğini çünkü bilgisizliğinden böyle ön yargılı ve saçma açıklamalar yaptığını, bir de bu anlamsız açıklamalarına retorik gibi süslü laflar ekleyerek bilimsel bir görünüm vermeye çalıştığını” söyledi. “Bölgede Stalinist PKK hakimiyetini engelleyen tek gücün İslam olduğunu, Kürtleri ve Türkleri asırlardır kardeş yapan tek din de İslam dini olduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel söylemiş. Benim açıklamamın akabinde, böyle bir açıklama teyit edici mahiyette. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Ahmet Kekeç Selahattin Eyyubi’yi örnek vererek, “Türk ve Kürtlerin asırladır aynı idealler için can vermesinin, aynı bayrak altında birleşmesinin tek nedeninin ortak dünya görüşleri değil, ortak inançları yani İslam olduğunu” ifade etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ahmet Kekeç Hocamız sevdiğimiz bir insan, aklı başında bir insan. Çok efendi delikanlı çok efendi.

Sıcak çikolata cezaevinde tek içkimdi. Gayet mütevekkildim. Ne dosyalarla ilgilenirdim, ne bir şeyle ilgilendim. Güzel kanepenin yanına güzel bir yer yaptım. Sıcak çikolata aşağı, sıcak çikolata yukarı, inşaAllah. Bizi böyle leş gibi bir koğuşa verdiler. Normal koğuşumuz temizdi. Ama acayip leş gibi yani, simsiyah yerler. Kurum akıyor tepemizden, böyle bir yer. Üç dört saatin içerisinde nur gibi yaptım orayı, Allah’ın izniyle.

DİDEM ÜRER: Allah, elinize sağlık versin, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Oraya gardiyanlar geldi, “Hocam, en güzel koğuş, mükemmel” dediler. Ama hep onlar kader içerisinde olacak olaylar.

Şu milleti kafalamaya karşı sürekli kardeşlerimizi uyaralım. Müslümanları böyle iş adamı yapıp, kapitalist yapıp kendi aleminde yapmaya kalkıyorlar. Öyle olmaz. Biz, İttihad-ı İslam’ı istiyoruz. Müslümanlar birlik olacak, bu farz, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün polis günü. Polis Teşkilatının 168. yıldönümünü kutluyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aslanlarımız, koç yiğitlerimiz. MaşaAllah, Allah onları hıfz altına alsın, korusun, inşaAllah. Salık sıhhat versin. Son zamanlarda polislerimizde daha bir güzellik, daha bir iyilik var, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sağlık Bakanlığı’nın Adından T.C. ibaresinin çıkarılıyor söylentisiyle başlayan açıklamaya hem halktan, hem Milletvekillerinden tepki gelmişti. Sağlık Bakanımız Sayın Müezzinoğlu geri adım atarak, “T.C. ifadesini geri koyduklarını” açıkladı. Sayın Müezzinoğlu, “Sağlık Bakanlığı T.C.’yi kaldırdı iddialarının kendisini hem üzdüğünü hem de gerdiğini” söyledi. “Şimdi bütün bunları gördükten sonra merak etmeyin, bu ülkenin huzurunu bozdurmamak için buraya da T.C.’yi koyduracağız diyorum. Bitti. Bu ülke T.C.’siyle kimse oynayamaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Millet imanlı millet. Bediüzzaman diyor: “İmanlı millet ve kahraman ordu” diyor. “Kuran’ın ışığıyla hakikat hali göreceği bu dehşetli komitenin tahribatını tamire çalışacağı rivayetlerden anlaşılıyor” diyor. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün yapısını ta o zamanlar biliyor Bediüzzaman. Bediüzzaman’la da çok uğraştı Ergenekon. İddia edilen Ergenekon terör örgütü, Bediüzzaman’a hem suikastlar düzenledi hem çok ızdırap verdi. Hakaretler, baskılar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz şöyle mesaj göndermiş; “Bugün Güngören’de arkadaşımla birlikte 16 adet Hocamızın kitaplarından dağıttık. Daha sonra ev sohbeti yaptık. Hocamızın Kuran bilgisi kitabından ayetler okuduk. Canımız bir tanemiz Hocamız ellerinde öper, hayır dualarını bekleriz. Sevgiler.”

ADNAN OKTAR: Ben şu nura şu güzelliğe ne diyeyim, maşaAllah. Şu sofranın güzelliğine bak, şu insanların güzelliğine bak canlarım benim, maşaAllah. Çok hoşuma gitti. Allah kartından onara sofra indirmiş. O yedikleri içtikleri onlara sağlık sıhhat olsun. Allah üstlerinden dertleri alsın. MaşaAllah, nur gibiler.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hüseyin Gülece Hocamız; “BDP, KCK, PKK çizgisini üç aylık bir süre tanımalıyız” diyerek, MHP’nin bu çözüm sürecindeki sert tavrını eleştiren bir yazı yazdı. Öncelikle ölmek, vurmak kelimelerinin geçtiği kelimelere atıf yaparak Sayın Bahçeli’ye hitaben şunları söyledi: “Kime vuracaksın, kimi öldüreceksin? MHP’nin içinde hiç mi akil insan kalmadı. Milliyetçilik bu mudur? Bu illeti kardeş yapmak varken iç harp için davetiye çıkaran bir lidere aklı, vicdanı insafı ipotek etmek midir milliyetçilik?” yorumunda bulundu. Ayrıca “MHP’nin bu gerilim yaratan tavrının da iddia edilen Ergenekon terör örgütünün işine yaradığına” dair bir vurgu yaptı.

ADNAN OKTAR: Şimdi “MHP iç savaş istiyor.” İster mi? Asla. Vatanı milleti, aşkla coşkuyla ölümüne seven insanlar. Niye istesinler? Haklı endişeleri var. Adamlar açıkça söylüyorlar işte: “Akil adamlar gidecek, sizi ikna edecek” diyorlar. Hangi konuda bizi ikna edecekler, söylenmedi. Millet tedirgin. Bilmiyoruz ne isteneceğini. Bize ne anlatacaklar? Ama benim anladığım, yokladığım nezaketiyle “Güneydoğu’yu biz idare etmek istiyoruz” diyorlar. Ama, “Türkiye’yi de hep birlikte idare edelim” diyorlar. Konu bu, karmaşık bir şey yok. MHP böyle bir şeyden nefret eder tabii ki, asla kabul etmez. Ölümüne kabul etmez. Ölümü kabul eder, yine kabul etmez. MHP’nin demek istediği bu. Ben öldürürüm demiyor MHP. “Allah için ölürüm” diyor. “Şehit olurum” diyor. Polis olur, asker olur canını verir. O anlamda. Yoksa, “ben gayri meşru çeker adamları vururum” demiyor. MHP’nin tedirginliği, bütün milletin tedirginliği. Bunda şaşacak bir şey yok. MHP, tedbirli ve dikkatli olacaktır. Sayın Devlet Bahçeli son derece aklı başında bir insan. Her zaman aklı başında olan bir insan. Zaten onun için partinin başına getirildi. Deli dolu birisi değil. Ne yapacağı belli olmayan birisi de değil. Evinin kapısına adam silahla dayanırsa, insan ne der: “Ben çoluğumu çocuğumu kurtarmak için, ölümü göze alırım” der. Onun gibi bir ifade. MHP hiçbir zaman için “ben adam öldürürüm” demedi. “Allah yolunda ölürüz” dedi. Bütün milletin sözü bu. Bir tek MHP’nin sözü değil ki.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Avrupa ülkeleri teker teker iflasın eşiğine gelmeye başladılar, bildiğiniz gibi. Tarihte ilk defa ekonomik kriz Avrupa’da halkın yanında kraliyet ailelerini de zor duruma düşürmüş. İşsizlik durumunun yüzde yirmiyi geçtiği İspanya’da geçen hafta ilk defa bir kraliyet ailesi mensubu, eşinin yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle ifade verdi. Bankacılık krizinin patlak verdiği Lüksemburg’ta ise kraliyet ailesi zor günler geçiriyormuş. Dünyanın ikinci büyük finans merkezi olarak anılan Lüksemburg ise, iflasın eşiğine gelmiş.

ADNAN OKTAR: Allah sevgisi olmayınca, insanlar Allah’a karşı tavır aldıklarında, Allah rızkı, nimeti, güzelliği alır. Bunda şaşacak bir şey yok. Bela da yağmur gibi yağar. Mucize olarak oldu, bilmişlik yapıyorlardı, “dünyanın sahibi biziz” diyorlardı. Bakın, Allah diz çöktürüyor.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mardin Midyat’tan kardeşlerimiz, “Allah razı olsun” diyorlar polis günlerini kutladığınız için. “Fakat bir genç olarak Hocamıza gıpta ediyoruz görünümüne” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Onlar da koç yiğit, onlar da aslan. Çakı gibiler, maşaAllah. Polisimiz yamandır, aslandır.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir bayan arkadaşımız yazmış; “Bu minik misafir Enes, altı aylık canım yakışıklı Hocamın kitaplarını çok sevdi, bütün sayfalarına baktı, maşaAllah” diyor.

ADNAN OKTAR: Annesi onun koca yanaklarında şöyle bir ısırsın fazla canını yakmadan. Çok şeker minik burnu falan çok tatlı bir şey. Baya akıllı olacak, görünüşü o. Allah nurunu arıtırsın, salık sıhhat vesin, Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a Cenab-ı Allah talebe etsin. Gözümüz gönlümüz açılıyor, cennet kuzusu, maşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Mehmet Şevket Eygi Hocamız, kendisine göre Müslüman akil insanlar heyetinde olması gereken özellikleri sıralayan bir yazı yazdı; “Bu insanların her şeyden önce adil, hakkaniyetli, takva ve yüksek ahlak sahip olmaları gerektiğini belirtti. Kültürlü geniş ufuklu, zamanın liderine bağlanmış, hizipçi olmayan, ümmet ruhu taşıyan, dalkavukluk yapmayan sadece Allah rızası için çalışan faziletli kişiler olması gerektiğini söyledi. Ve işte böyle insanlardan heyet oluşturmak gerektiğini ifade etti.

ADNAN OKTAR: Mehmet Şevket Eygi Hocamız’ı çağırmamışlar mesela. Halbuki o, en başta çağırılması gereken adam, en başta çağırılması gereken akil insan. Böyle bir süreç var, selamette gitmesi için yardımcı olalım. Adam kan akıtmıyorsa, terör yoksa MHP’lisi de, CHP’lisi de, AK Parti herkes bunu takdir eder zaten. Kim ne der? Ama adam diyor ki: “Şimdi, bak ben bunu sana veriyorum, senden bir ücret talep edeceğim, hazır ol” diyor. Biz ücret istemiyoruz, ücret talebini istemiyoruz. Sadece anarşiyi terörü durduracak bu kadar. Başka bir şey yok.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ahmet Hakan; “PKK ile barış yapıldığı takdirde bunca şehidi neden verdiğimiz sorusu gündeme gelecek” dedi ve şunları söyledi: “Barışıyoruz, terörü sona erdiriyoruz. Çatışmasızlık başladı, şehit haberleri gelmiyor. Kanlı unsurlar çekiliyor hepsi mükemmel. Ama söyler misiniz bunca zamandır bunca genç boşuna mı öldü? Havada asılı duran bu sorunun bir yanıtı yok mu? Bunun cevabını kim verecek?” diyor. “Olacaksa, kimden istenecek cevap” diyor. “Bunun bir hesabı olmayacak mı?” diyor.

ADNAN OKTAR: Tamam, cevabını ben vereyim. Ahmet Hakan bu kadar kolay bir şeyin cevabını veremeyecek durumda değildir. PKK, tek yanlı saldırıyordu, devlet de kendini koruyordu. PKK diyor ki: “Ben saldırmayacağım.” Devlet de kendini korumuyor bu kadar basit. “Saldırmayacağım, vazgeçtim” diyor. Niye vazgeçtiğini bilmiyoruz. Ama bir ücret talebinde bulunursa, işte o zaman ortalık karışır. Yani bizden toprak talebinde bulunursa, cevabımız nettir. 75 milyon şehide de mal olsa, böyle bir şeye cevabımız reddir.

Özetle, bizim milletimiz imanlı millettir, güzel huyludur, sevecendir. Bizi kimse saf falan zannetmesin. Tahminlerinin çok üstünde akıllı ve uyanığız. Kafalamaya falan gelmeyiz. PKK çaktırmadan bize bir şeyler yaptıracağını düşünüyorsa, bu mümkün değil. Yılmış falan da değiliz. Hiç yani sıfır, öyle yılmamız da yok. Sakın öyle bir densizlikle kimse gelmesin. Barış, kardeşlik çok güzel şeyler. Savaş olmasın, çok güzel. Kavga olmasın, çok güzel. Terör olmasın, çok güzel. Bunu herkes istiyor zaten. Buna kimse karşı çıkmaz kardeşim. Deli olması lazım, böyle bir şey olur mu? Bunun için akil adama gerek yok ki. Halk savaşı isteyecek, kavgayı isteyecek, terörü isteyecek, akil adamlar da bizi yatıştıracak! Öyle bir şey yok. Akil adamın, bize ne anlatmak istediğine biz anlayalım. Akil adam bunun nesini diyor? “Anarşi duracak, siz de bizi destekleyin.” Herkes destekler zaten, öyle bir konu yok. Ama “Güneydoğu’yu bize verin!” Ama nasıl? “İşte dolaylı yoldan süslü laflarla” derseler, o zaman bu iş olmaz.

Didem Hocam dinliyorum seni.

DİDEM ÜRER: Hocam, “Fransa’nın siyasilerin ahlakını cezai yaptırımlarla düzelttiğine gayret etiğine” dair haberler çıktı gazetelerde. Fransa Başbakan’ı; “24 Nisan’da Bakanlar Kuruluna siyasi yaşamda ahlak başlıklı yeni yasa tasarısı sunacağını” açıkladı. “Yeni yasayla dolandırıcılık rüşvet ve yolsuzluk gibi suçlara karışan politikacılara ağır yaptırımlar uygulanacağı” belirtildi. “Ayrıca Milletvekilleri aynı anda başka iş yapmalarının da yasaklanacak ve Cumhurbaşkanı ve Başbakanlarda tam şeffaflık olması sağlanacak.”

ADNAN OKTAR: Bununla ahlakı düzenliyor! İmanla, Kuran’la, Allah korkusuyla yapacağına, yaptırımla, dehşet saçarak, böyle olmaz. İmanla olur, Kuran’la olur. Adam orada yapmaz başka türlü yapar. Yani suç işleyecekse, onun bir yolunu bulur. Onlar bir çözüm olmaz.

DİDEM ÜRER: Fatih Altaylı; “Sayın Devlet Bahçeli’nin son günlerde çok sertleştiğini ve bunu AK Parti ve CHP tabanından oy çalmak niyetiyle yaptığını” iddia etti. “Ortada, Öcalan’ın serbest kalması gibi bir durum yokken ya da genle af söz konusu değilken neden Sayın Bahçeli’nin bu kadar sert açıklamalar yaptığını merak ettiğini” belirtti. “Ve Sayın Bahçeli’nin olaylara bu kadar erken tepki vermemesi gerektiğini, çünkü halihazırda tehlikeli bir durum olmadığını, eğer yarın öbür gün gerçekten kabulü zor bir durum ortaya çıkarsa, o zaman Sayın Bahçeli’nin siyaseten gidecek daha ileri bir noktası kalmayacağını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ben de güzel bir şey söyleyecek zannettim. Çok çok mantıksız. Bir de tehlike kapıya dayanıncaya kadar niye beklesin Sayın Bahçeli? Sayın Bahçeli’ye akıl vermesi yersiz. Son ana kadar bekleyecek, olay olduktan sonra ortaya çıkacak Sayın bahçeli. Olmaz öyle şey. En başında uyarır milleti. Hükümete de endişelerini dile getirir. Gayet de makul yaptığı. “Siyaseten de yapacağı bir şey kalmaz” diyor. Siyaseten yapacağı şey niye kalmasın? Bizim millet olarak siyaseten yapacağımız bir şeyin kalmadığı durum nasıl olur? O, o zaman bizi tanımamış. Millet olarak bizi tanımamış. Zannettiği gibi değil. Sayın Bahçeli’nin de yapacağı çok şey var. Bizlerin de yapabileceğimiz çok şey var. Tabii ki vatan millet söz konusu olunca, titiz davranacaktır. Bunda şaşacak bir şey yok. Fakat hükümetin elinin güçlendirilmesi çok önemli. Hükümeti zayıflatacak bir çalışma doğru olmaz. Çünkü hükümet şu an gayet güzel gidiyor. Sözü de söz. “Ben vatanı böldürmem” diyor Başbakan. Açık konuşuyor, “tek devlet tek millet” diyor. Ama hükümetin arkasında durulmazsa, Başbakan’a destek sağlanmazsa, sadece muhalif bir tavırla güzel netice alınması diye bir konu olmaz. Var gücüyle hükümeti desteklemek akılcı harekettir bir insan için, ki Hükümetin eli güçlü olsun.

Emin Karakaya; “Her şey iyi güzel de, neden Mehdi ile ilgili konularda bu kadar takılıyorsunuz? İslam Birliği, kardeşlik hukuku tüm dünyada mahlukatın huzuru için yapılması gerekenler Kuran’ı Kerim’de yazılı. O bilgiye çağırmakta ısrar emeniz güzel. Ve biz de bu çağrıya lebbeyk diyoruz. Neden zayıf hadislerle dolu bu konuya bu kadar eğiliyorsunuz? Hadisler zayıf değil, bir kere bu yanlış. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davut, bunlar zayıf hadis kitapları mı? Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler, bu hadis kitaplarında. Bunu bir geçelim, zayıf hadis sözü doğru değil. Bizim Kuran’a iman etmemiz, Resulullah (s.a.v)’e tabi olmamız yetmez mi?” Tabii yeter. Resulullah (s.a.v) diyor zaten Mehdiyet’i. Resulullah (s.a.v)’e nasıl tabi oluyorsun sen? “Resulullah (s.a.v)’e uyalım” diyor, Resulullah (s.a.v) sana Hz. Mehdi (a.s)’a uy diyor sahih hadiste, sen de “uymuyorum” diyorsun. O zaman ne yapmış oluyorsun? Peygamber (s.a.v)’e uymamış oluyorsun. “Ben kendi kafama göre hareket edeceğim” diyorsun. “Allah-u Teala ‘onlara Kuran indirdik bu yetmiyor mu’ diye soruyor.” Tamam, Kuran yetiyor. Nur Suresi’nin 55. ayetinde ne diyor Cenab-ı Allah: “İslam’ı dünyaya hakim edeceğim” diyor. Ve “içinizden emir sahiplerine de itaat edin” diyor. Ve “Müslümanlar başına bir lider tayin etsin” diyor Cenab-ı Allah, lider. Müslümanların başına bir lider tayin edilmesi farz mı? Farz. Kuran’da bu var mı? Var. Emin Hocam, İttihad-ı İslam farz, bu konuda anlaştık, bir. Müslümanların başına bir lider farz, bu konuda da anlaştık. Kuran’ın hükmü bu. Sen bunu yaptığında ne yapmış oluyorsun biliyor musun? Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olmuş oluyorsun. O tabi olduğun kişi, Hz. Mehdi (a.s) işte. Tabi olacağın kişinin ismi Hz. Mehdi (a.s)’dır. Ve sahih hadis kitaplarında belirtilen de budur. Yanlışsa yanlış de, söyleyeyim. Bak kısa, özlü anlattım sana Emin Hocam. Haklı değil miyim? Müminlere Kuran neyi emrediyor Cenab-ı Allah; “Müminlerin hepsi tek bir ümmet olsun” diyor. Bir tane. “Bölünmeyin” diyor Allah, “haram” diyor bak Kuran. Müslümanlar paramparça mı? Paramparça. Bütün olacak. Ve “Müslümanların başında bir lider olsun” diyor Allah. Bu da farz. Bunu yaptığında sen ortaya çıkan ne? İttihad-ı İslam ve başında bir lider. Bu liderin adı ne? Hz. Mehdi (a.s). Diyorsun ki, “Resulullah (s.a.v)’e uyalım, sahih hadis kitaplarına uyalım” diyorsun. Buhari, Müslim, Tirmizi, İbni Mace, Sünen-i Nesai, Sünen-i Davut. Hepsinde Hz. Mehdi (a.s) hak, vacip derecesinde. Tevatür-ü manevi derecesinde, sahih hadis. Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafi mezheplerinde Hz. Mehdi (a.s) hak, Şii mezhebinde hak, Vahabilikte hak, Bektaşilikte, Alevilikte hak. İtikadi konu. Şia da itikat konusu, akaid konusu. Ne diyorsun Emin Hocam? Doğruyuz. Yanlışsam, yanlış de.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Alanya’dan Mehmet kardeşimiz bugün İskele’de A9 TV broşürü dağıtmış. Ayrıca Mahmut Efendi Hazretleri’nin talebeleriyle de karşılaşmışlar dağıtım sırasında ve sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: Bakayım. MaşaAllah, Allah şevklerini artırsın. Herhalde onlar da Mahmut Hocam’ın talebelerinden anladığım kadarıyla, maşaAllah. İyi çok güzel.

“Canım biricik Hocam. Ben altı yaşıma girdim ve sizden dua bekliyorum. Artık büyüdüm, ellerini öpemeye gelebilir miyim? Seni seven Narican.” Şu nuruna bak şunun tatlılığına. MaşaAllah, Allah sana daha da sağlık, sıhhat, iyilik, güzellik, bereket, bolluk versin. Nurunu artırsın. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin.

“Canım nurum bir tanecik aslan Hocam. Kızım Esila ile buradayız. Sizi ekranda görünce kızım sizi öpmeye başladı. Sizi çok özlemiş, maşaAllah. Hocam, benden fotoğrafını çekip size göndermemi istedi. Sizi çok ama çok seviyoruz aşkım Hocam” diyor. Annesi şunun minik burnundan bir ısırsın hafifçe. Bir de kollarından bir ısırsın, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Akil insanlar heyetinin ardından, Diyanet İşleri Başkanlığı Kutlu Doğum Haftası için 81 şehre uzman göndererek, İslam’ın teröre bakış açısını, İslamiyet’te haksız yere kan akıtmanın haram olduğunu, ayet ve hadislerle anlatma kararı almış. Ayrıca Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimiz’in insana, insanın onuruna ve haysiyetine verdiği değer de, bu uzmanlar tarafından illerde anlatılacakmış.

ADNAN OKTAR: Yalnız, şimdi uzman oraya gittiğinde diyecekler ki, orada ki Marksist, Leninist tipler komünistler, PKK’lılar; “Hocam” diyecekler, “sen böyle diyorsun ama önce olayın bir kökenine inelim, kainat nasıl yaratıldı” diyecekler, “Allah yarattı” diyecek. “Peki devletin kitaplarında tesadüfi bir patlama sonucunda kainatın olduğu söyleniyor ne diyorsun” diyecekler. “Bütün üniversitelerde, liselerde bu kitap okutuluyor, yanlış mı bu?” diyecekler. Diyanet İşleri Başkanı diyecek ki “yanlış bu” diyecek. “Milli Eğitim Bakanlığı’na mı uyalım, Diyanete mi uyalım hangisine uyalım?” diyecek o zaman. “Kendi aranızda bir anlaşın” der o zaman adam. “İnsan nasıl yaratıldı” diyecek. Diyecek ki ‘Hz. Adem (a.s)’dan.’ “Biyoloji kitaplarında tesadüfler sonucu, maymuna benzer bir varlıktan insan oluştuğu yazıyor, hangisine inanalım?” diyecek. Diyanet İşleri Başkanı diyecek ki; ‘Bana inananın.’ O da diyecek ki; “Milli Eğitim Bakanlığı böyle demiyor” diyecek. “Siz bu konuda anlaşın önce” diyecektir. Kökeninden başlamak lazım Peygamberimiz (s.a.v)’i anlatırsa adam, “en büyük devrimciydi Peygamber” diyor adam, yani “devrimciydi” diyor peygamber. Onu peygamber olarak almıyor, “o akıllı bir insandı, ortaya çıktı” diyor hâşâ, “insanlığa güzel öğütler söyledi” diyor. Yani vahiyle hareket ettiğine inanmıyorlar. Dolayısıyla Peygamberimiz (s.a.v)’in teröre anarşiye karşı olması, onları ilgilendirmez, bir komünisti ilgilendirmez. Güneydoğu”daki sorun; Darwinist, materyalist eğitimdir. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı’nın anlatacağı konuları Güneydoğudaki insanlar bilmiyor mu? Kuran”ın barışı, kardeşliği savunduğunu herkes bilir. Yani çok ince detaylı bilinmeyecek yeni sırlar anlatmayacak ki Diyanet İşleri Başkanlığı. Kimsenin bilmediği yeni sırları mı öğretecek? Kuran’da zaten anlatılır. “Günahtır” der insan öldürmek haramdır. Herkes bilir bunu insan öldürmenin haram olduğunu herkes bilir ve barışın, kardeşliğin esas olduğu söylenir Kuran”da. Git anlat komünistlere Güneydoğudaki PKK’ya anlat. Gülerler, camii hocaları gitse alay ederler PKK’lılar onlarla. Çünkü donanımları yok, Darwinist, materyalist düşünceye karşı verecek cevapları yok. Marksizm’i eleştirecek bilgiye sahip değiller. Onun için Diyanet İşleri Başkanlığı, Marksizm’i eleştirecek bilgiye sahip olması, Darwinizmi, materyalizmi eleştirecek bilgiye sahip olması lazım. Paleontolojiden anlaması lazım, fosilleri de onlara göstermeleri gerekiyor, kromozomların yapısını onlara göstermeleri gerekir. Yoksa camii hocalarından yahut bazı dindar dedeleri görevlendirmekle hiçbir netice alınmaz. Diyanetin 70 binin üstünde camisi var, her yerde gece gündüz vaaz veriyorlar, Cuma hutbeleri var dinliyor. PKK”lılar da Cuma hutbelerine katılıyor, hatta kendileri Cuma hutbesi veriyorlar. Yani oradan etki alınabilecek bir yol olmaz. Oradan netice alamazlar. Doğrudan Darwinizmin, materyalizmin eleştirilmesi lazım. “Fen ve felsefenin tasallutuyla” diyor Bediüzzaman, “her şeyden önce felsefeyi ve maddiyyün fikrini” yani Darwinizmi ve materyalizmi “tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır” diyor Hz. Hz. Mehdi (a.s)’ın birinci vazifesi. Hz. Hz. Mehdi (a.s)’ın vazifesini yapacak Diyanet, bunun dışında yol olmaz. 100 yıldan beri anlatıyor hocalar zaten bu konuyu ilk defa mı biz duyacağız? Diyanet ilk defa mı halka anlatacak? Yani şimdi şöyle olması lazım, Güneydoğu halkı bilmiyor cinayetin haram olduğunu, adam öldürmenin haram olduğunu bilmiyor, terörün haram olduğunu bilmiyorlar, ilk defa gidip hocalar bunu anlatacak. Yani bu mantıklı bir şey değil ki. İlk defa değil yani Güneydoğu çok dindardır herkes biliyor ama PKK’ya ideolojik olarak cevap veremiyorlar. PKK’yla hiç tartışan birini gördünüz mü şu ana kadar? Yani televizyon kanallarında, ideolojik bir tartışma yapan gördünüz mü? Yok. Ancak kanallar, Darwinistleri çıkartıp Darwinizm propagandası yapıyorlar, tek yanlı bize cevap vermeye çalışıyorlar. Zaten Darwinistlerin hali perişan, zaten mağlup olmuşlar, yapılan anketlerle görülüyor, yüzde 95’i halkın Darwinizme inanmıyor, daha hala çırpınıyorlar. Ama PKK’da Darwinizm hakim. Güneydoğuda PKK’nın ideolojisi Darwinizm’dir, materyalizmdir. Hepsi de Darwinist materyalist PKK’lıların. Dolayısıyla, o konunun halledilmesi gerekiyor. Yoksa hepsi biliyor, namaz kılmayı da biliyor PKK’lılar, hatta namazla alay ediyorlar, göstertiyorlar televizyonda var. Onlar Peygamber (s.a.v)’in sözünü dinlemiyor ki, Lenin’in sözünü dinliyor. Lenin ne diyor; “Asın, kesin, doğrayın” diyor. O bir filmimiz vardı yayınlayın Lenin”in sözleri var. Diyanet onlara cevap versin. Darwinizmi materyalizmi çökerterek, Marksizm’i çökerterek bilimsel mücadeleyle netice alabilir. Yoksa Peygamberimiz (s.a.v)’in sözlerini herkes biliyor. Felsefenin çökertilmesi lazım, Darwinizmin materyalizmin çökertilmesi lazım. Bu da, bilim ve felsefeyle olur. Bu açık bunu Bediüzzaman da söylüyor. Seyredelim.

VTR- Komünizmin Vazgeçilmeyen İçgüdüsü Terör

BERİL KONCAGÜL: Gördüğüm en cazibeli insanla devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

DİDEM ÜRER: “Ahir zaman aslanlarından olan canımız Hocamız, Diyarbakırlı kardeşleriniz olarak burada 16.000 adet A9 Tv broşürü dağıttık. Canım Hocam, ayrıca Ergani ve Dicle ilçemizde 3.000 A9 Tv broşürü dağıtan kardeşlerimizin de size sevgileri var. Orada faaliyete katılan kardeşlerimizin isimleri; Özgür, Sevim, Mizgin, Nermin, Rezan, Halime, Hakan, Hasan, Dilan, Gülbahar, Özcan, Kübra. Sizleri Allah aşkıyla çok seven kardeşleriniz olarak, nur ellerinizden hürmetle öperiz” diyor Abidin kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Bakın, benim kardeşlerimin hepsi Kürt, Diyarbakırlı hepsi can, benim başımın tacı, bende onların hizmetçisiyim. Ellerinden öpüyorum onların, aferin benim canlarıma, maşaAllah, Diyarbakır”ın Mardin”in aslanları. MaşaAllah, çok güzel olmuş.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kubilay kardeşimiz de sizden dua istiyordu, resimlerini göndermişti. “Yayınlar mısınız?” diye rica etmiş.

ADNAN OKTAR: Aslan Kubilay. Kubilay, şimdi seni yayınlarsak, çok yakışıklı olduğun için, ortalık birbirine karışır fazla bu riske girmeyelim ama seni çok seviyoruz. Allah sana hidayet versin sağlık sıhhat versin ilmini arttırsın inşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry; “Ortadoğu barış süreci için kritik olduğu gerekçesiyle, Ankara Tel Aviv ilişkilerini, tekrardan tam kapsamlı olarak eski şekline gelmesini istediklerini” dile getirdi. Kerry; “Ancak bu Amerika’nın koşullarını belirleyeceği, şartlarını belirleyeceği bir süreç değil, Sayın Başbakan’ın burada nasıl bir zaman çizelgesi olacak bilmiyoruz, ama ne olursa olsun buna saygı duyacağız biz bu ilişkiyi görmek istiyoruz, çünkü bu ilişki Ortadoğu’daki istikrar için önemli” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: İsrail’le Türkiye birleşmesi lazım, Mısır, İsrail, Türkiye, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, güvenlik güçleri tarafından suça karışmadıkları tespit edilen 618 örgüt üyesinin evlerine dönüşü için çalışma başlatıldı. Polis ve jandarma, ailelerle irtibat kurarak çocuklarını dönüş için ikna etmeye çalışırken, dönenler hiçbir yargılamaya tabii tutulmadan evlerine gönderilecekmiş. Eyleme katılan teröristler içinse, Kuzey Irak’ta yerleşik hayata geçiş sağlanacak, yabancı uyruklu olanlar ise ülkelerine yollanacakmış.

ADNAN OKTAR: Yani bu pek çözüm değil ama hayırlısı. Fikri eğitim, fikri düzenleme hatalarını, ilmi olarak ikna ederek onlara anlatmak varken, “hadi eve git annenin çorbasını iç, orada düzelirsin” hiç mantıklı değil. Ama yine hayır vardır her şeyde, inşaAllah.

Biraz Şeyhimizi dinleyelim, dünya tatlısı Şeyhimizi. Şeyhimizle ilgili de açıklayacağım, konuşacağım, inşaAllah.

VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri: “Bize Bağlanan Ne Kadar Genç Varsa, Allah’ın İzniyle Hz. Hz. Mehdi (a.s)’a Bağlanacaktır” Diyor.

LEYLA KÜRŞAT: Aşkım, ruhum Hocamla sohbetimize devam ediyoruz, inşaAllah, buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Dediler ki: “Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz.” Mutsuz olan insanların aklına zarar geliyor. İmana karşı kapalı hale geliyorlar. Neşesiz insanlar. Onun için bazı tipler de, devamlı Müslümanların ağlamasını istiyor. Diyorlar ki, “ağlayın bol bol ağlayın.” Ayette ne diyor bak; “Mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi.”  Şeytandan Allah’a sığınırım, Müminun Suresi (106). “Dediler ki: Rabbimiz, mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi, biz sapan bir topluluk imişiz” diyorlar. Ehli küfür mutsuz oluyor, mutsuzluğu imansızlığına vesile oluyor, imansızlığı da mutsuzluğuna. Yani kilitlenmiş bir sistem var. Onun için diyor ki Cenab-ı Allah onlar için, “az gülsünler, çok ağlasınlar” diyor. Bazı Müslüman kardeşlerimiz ne diyor Müslümanlara, “sakın gülmeyin, bol bol ağlayın” diyor. Ayet ne diyor; “az gülsünler çok ağlasınlar” diyor. Müslüman bazı kardeşlerimiz de, onların çok ağlamasını istiyor. Allah, küfrün vasfı olarak onu söylüyor. Müslüman’ı neden ağlatıyorsun, neden mutsuzluğa çekiyorsun. Müslüman mutlu olsun, neşeli olsun, sevinçli olsun. Allah Müslümanların mutlu olmasını istiyor. Yüzlerinde iman sevinci iman parıltısı vardır diyor ayette. “Nimetin parıltılı sevincini görürsün yüzlerinde” diyor, cennette. Allah, sevinci beğeniyor. “Mutsuzluğumuz bize karşı üstün geldi.” Demek ki, mutsuzluk imansızlığı çekiyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hülya Avşar, barış için gösterilen çabaları destek verdiğini belirterek, “her gece Allah’a dua ediyorum, askerlerimiz evlerine sağ salim kavuşsun, silahlar kalksın diye bunu da bir adım olarak görüyorum” şeklinde bir açıklama yaptı. Ayrıca “Başbakanımıza yaptığı doğru işler konusunda destek vermek gerektiğini” vurgulayarak, “yıllardan beri bir gün bir muhalefet, Sayın Başbakanın işlerini takdir etti mi? Ben hiç hatırlamıyorum bugüne kadar. Sayın Başbakanımızda bunda çok doğru diyeni görmediğim için muhalefet yaratmak için konuşulan şeyler beni çok mutlu etmiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Hülya Avşar, benim söylediklerimi dolaylı yoldan söylemiş.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Görevdeyken terörle mücadelede önemli görevlerde bulunan emekli Albay Doçent Doktor Atilla Sandıklı, Türk askerinin merhamet anlayışına örnek olması için televizyonda bir anısını anlattı; “Çok sayıda terörist ele geçirmiştik. Yaralılarını hastaneye getirdik. Diğerlerini de gece geç vakit olduğu için, Cudi’nin en yüksek tepesinde beraber oturuyorduk. Saat 1’e doğru askerime ‘bir şeyler var mı yiyecek?’ diye sorduğumda, ‘yok komutanım, teröristlere verdik’ dedi. ‘Neden verdiniz?’ dediğimde, ‘komutanım üç günlük açmışlar’ dedi. ‘Ben de sabahtan beri açım’ deyince, ‘ama onlar üç günlük açmışlar’ diye tekrarladı. Ben de gittim askerlerimi alnından öptüm” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kumandanı da, öyle askeri de öyle, Türk askerinin özelliği, odur, dünyada tekdir. Şefkatte merhamette, adalette adil olmada, tam tipik Mehmetçik. Mehmetçik dedin mi nedir; çok bereketlidir asker, bereketiyle gezer. Nereye gitse uğur getirir, bereket getirir. Cezaevinde de gelirlerdi, acayip seviyordum ben onları, sevinçle geliyorlardı. MaşaAllah, o çıkış noktasında hepsine sevgi gösterirdim. Ne yapıyorsunuz, yemeniz içmeniz yerinde mi diye. ‘Elhamdülillah Hocam, Allah’a çok şükür’ diyorlardı. Çok şekerdir Mehmetçik maşaAllah, çok aslandır onlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İsrail heyeti Perşembe günü Türkiye’ye gelerek, Mavi Marmara’da izleyeceği yol haritasını Türk yetkililerle konuşacaktı. Ancak saldırı sırasında Mavi Marmara da bulunan kişilerin bazı konulardaki itirazları, ziyaretin 22 Nisan tarihine ertelenmesine yol açtı. İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırıda bulunanlara, “Gazze’ye abluka tamamen kalkmadan, tazminat konusunun masaya yatırılmasına taraftar olmadıklarını” açıkladı. Ayrıca bugün İsrail savunma kuvvetleri kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail dün akşam Gazze’den atılan üç roket nedeniyle, Kerem Şalom sınır kapısını süresiz olarak kapatma kararı almış.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan, hiçbir şekilde ne barış olur, ne rahatlık olur, ne denge sağlanır. Ve denge de sağlanamadı, yüzyıldan beri yapamıyorlar. İlla ki Hz. Mehdi (a.s). Çünkü Resulullah (s.a.v.), bu şekilde bildiriyor. Allah’ın sistemi bu.

Emin Hocamız, “zaten bu değil midir?” diyor. “Elbette bu çağrıya semi’na ve ateyna”  deriz.  Fakat bu kadar önemli konuda, Mehdi konusunda Kuran, neden açık ve net bir şey bildirmemiştir?” Bildirseydi Hz. Mehdi (a.s)’ı, aklın ihtiyarı kalkar ve Mehdiyet’i engellerler. Mehdi, şu zamanda çıkacak derse Kuran, engellemeye çalışırlar. Cenab-ı Allah, Adetullah’ı hâkim kılmış, öyle mükemmel bir sistem kurmuş ki, Mehdiyet gözlerinin önünde cayır cayır faaliyet yapacak, göz göze bakacaklar, yüz yüze bakacaklar, fakat Hz. Mehdi (a.s)’ı anlayamayacaklar. Mevlana da diyor; “Karşındadır Mehdi, fakat anlayamayacak. Çarşılarda gezer” diyor Peygamberimiz (s.a.v) “Mehdi (a.s) insanları görür, fakat insanlar Mehdi’yi göremezler” diyor. Bediüzzaman da diyor ki; “İmanın nuruyla, belki o eşhası ahir zaman tanınabilir” diyor imanın nuruyla. Kuran’ın açıkça bildirmemesi, Allah’ın sonsuz aklının bir tecellisidir. İsa Mesih (a.s)’da da kapalı bir üslup kullanmıştır Kuran, kapalı bir üslup kullanmıştır, Hz. Mehdi (a.s)”da da öyle.

“Hayatın her noktasına işaret eden Kuran, neden bir kelime de olsa, Mehdilikle ilgili ifade kullanmamıştır.” Bir kelime değil de, binlerce kelime kullanmıştır ama dikkatlice bakarsan. Hızır Kıssası, baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Kehf Suresi, baştan sona Mehdiyet’e ayrılmıştır, Süleyman Kıssası Mehdiyet’i anlatır, Zülkarneyn, doğrudan Mehdiyet’i anlatır. Nur Suresi’nin 55. ayeti ve bir çok ayet dünya hakimiyetini anlatıyor ve “Ya Rabbi bize bir lider gönder, bize bir baş gönder” diyor insanlar, ayet. Ne demek? Hz. Mehdi (a.s) özlemi işte bu, Hz. Mehdi (a.s) talebi. Peygamber demiyor bakın, “bize bir lider gönder” diyor, ayet. Ve müminlerin başlarına bir lider seçmesi farz, Kuran ayeti bunlar. İttihad-ı İslam farz, bu da Kuran ayeti İttihad-ı İslam’la Kuran ayetini bir araya getirdiğinde, meydana gelen olay nedir? Mehdilik’tir. Müslümanların başına ilk geçecek olan kişi, Hz. Mehdi (a.s)’dır. Nereden anlıyoruz? Kütüb-i Sitte’nin tamamından anlıyoruz. Kuran açık açık anlatmış Hızır Kıssasıyla, Kehf Suresi’yle. Önce küçük sayıda gençler oluşuyor, ufak sayıda, gizleniyorlar, çağlarında deccal var, sonra Hızır Kıssası, Hızır (a.s)’la karşılaşma, sonra dünya hakimiyeti anlatılıyor, safha safha. Bakan, anlar. İmanın nuruyla anlayacaksın. Allah diyor; “Düşünenler için bunda ayetler vardır” diyor. Düşünmeyenler için demiyor, Kuran’ı okuyanlar için demiyor Allah, “Kuran’ı düşünen için” diyor. Okumak ayrı, düşünmek ayrı. Okursan göremezsin düşünürsen görürsün. “Derin derin düşünmezler mi?” diyor Allah. Düşünürsen, bulursun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mevlana”nın bir sözünü okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: “Her devirde Peygamber yerine bir veli vardır. Bu sınama kıyamete kadar daimidir. Ey yol arayan Hz. Mehdi’de o dur, Hadi’de, hem gizlidir, hem senin karşında oturmakta.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O zaman, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bir film seyredelim.

VTR- Bediüzzaman Hazretleri, Risale-i Nur”un Farklı Yerlerinde, Defalarca Hz. Hz. Mehdi (a.s)”ın Hicri 1400”lerde Görev Yapacağını Söylemiştir.

CEYLAN ÖZBUDAK: Sevgili Hocamızın sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Zamanın izafi olması ne kadar acayip. Bakın Cenab-ı Allah diyor ki, Müminun Suresi 112’de- “Dedi ki: “Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?” Bir insan bize sorsa, biz deriz ki, mesela 50-60 sene kaldık veya 70-80, ne kadarsa denir. 113-“Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık” diyor. Yani  uyuma miktarı kadar. Bir gün, en fazla 24 saattir diyor. Yani uyuyup, uyandığını zannediyor. Samimi kanaatini söylüyor. Öyle gibi his meydana geliyor. Bakın binlerce sene geçiyor, yüzlerce sene geçiyor fark edemiyor. 115-“Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” diyor Allah. Adam diyor ya; “Allah var ama din yok” diyor. “Boş amaçla yaratıldı” diyor. Allah “siz öyle mi zannetmiştiniz” diyor, “boş amaç mı”? Çünkü ne kadar detaylar var. Kalem yaratılıyor, fincan yaratılıyor, yazılar yaratılıyor, Kuran yaratılıyor, bilgisayar yaratılıyor. Bu niye yaratıldı? diyoruz. “Hiç” diyor adam “boş amaçsız yaratıldı. Hiç bir amacı yok” diyor. Böyle psikopatça bir cevap verilince, karşılığı da ona göre oluyor tabi. Bu kadar bir insanın deli olması mümkün değil. Değil mi? Ama bilgisizliğinden, dar düşündüğünden, bazı insanlar bunu söyleyebilir. Ama açık bir şuurla bu söylenecek bir söz değil bu. Çok anormal bir hareket. 116-“Hak melik olan Allah pek Yücedir, O’ndan başka ilah yoktur; Kerim olan Arş’ın Rabbidir."  Bakın, Allah’tan başka hiçbir kanıtı Allah kabul etmediğini 117. ayetinde söylüyor. Müminun Suresi 117, “hiçbir kanıtı kabul etmem” diyor. “Geçerli kesin bir kanıt (burhan)ı olmaksızın başka bir İlah’a taparsa” yani Darwinizme, materyalizme inanırsa, “artık onun hesabı Rabbinin katındadır. Şüphesiz inkar edenler kurtuluşa eremezler” diyor Allah. Dünya kurtuluşa erebildi mi Darwinist materyalist olarak? Eremedi. Ne oldu? Helak oldular. Bütün Avrupa battı. Her yer battı. İslam alemi mahvoldu Darwinizmle. Ne diyor Allah?  “Şüphesiz inkar edenler kurtuluşa eremezler.” Darwinizmle Allah’ı inkar ettiler. 118-“Ve de ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.” Müslüman’ın dualarından bir dua bu; “Rabbim, bağışla ve merhamet et.” Müslüman bunu söyleyecek. “Merhamet edenlerin en hayırlısısın” Cenab-ı Allah’a söyleniyor. Ne güzel dua Müminun 118.

Didem Hocam dinliyorum seni.

DİDEM ÜRER: Sayın Başbakan, CHP ve MHP’ye yönelik şöyle bir açıklama yaptı; “Ben, MHP’ye gönül veren kardeşlerime sesleniyorum. Biliyorum ki, onlar başlarında böyle bir genel başkan olmasından dolayı rahatsızlar. Ama gereken dersi de onlar bu tür bir genel başkana vermeleri lazım. MHP kaba muhalefet, CHP de muayyin muhalefet konumuna terfi ettiler. Bu kafayla gittikleri müddetçe, her ikisi de müzmin muhalefet, müebbet muhalefet sıfatlarından sıyrılamayacaklar” dedi.

ADNAN OKTAR: Cenab-ı Allah işte kaderde Ak Parti’yi iktidar yapıyor, Mehdiyet’e hizmet etmesi için. Ama muhalefetin de tabii bileyici, toparlayıcı yönleri var, dış dünyaya Amerika’ya mesaj veren yönleri var. Dolayısıyla, hükümeti dolaylı yoldan güçlendirmiş oluyorlar. Onların muhalefetiyle hükümet güçlenmiş olur. Zahirde şer gibi görünüyor ama batında, hak. Doğru olmuş oluyor. Bütün herkes sessiz kalsa, bu çok tehlikeli olur. Böyle bir muhalefetle, hükümetin eli güçlenmiş olur.

Uykusuz bırakmayalım kardeşlerimizi, gidelim. Hadi selam, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Aleyküm Selam, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü