Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Nisan 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BEYZA BAYRAKTAR: Yakışıklı Hocamın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Önce Şeyhimizden bahsedeyim. Şeyhimiz Sultanımız Şeyhin Şah Sultanımız Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani Hazretleri, devriyesine çıkmış, çok şeker. Şeyhimizin cemaatinin içinde olup da, Şeyhimize haset eden aptallar var, ben onlara hayret ediyorum. Hem cemaatinin içinde, hem Şeyhimize haset ediyor. Oğluna Mehmet Efendiye de haset edenler var. Çok mübarek, kuzu gibi insan Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri, maşaAllah. Şeyhimiz onu halifesi tayin etti, maşaAllah. Fakat cemaatinin içerisinde olup, Şeyh Nazım Hocamızı sevdiğini söyleyip, hem de hayin nefret eden ahmaklar, aptalların üsluplarından konuşmalarından görüyoruz. Allah hidayet versin. Hidayet vermezse Cenab-ı Allah helak etsin, Şeyhimize muhalif olanları, kalben gizlice nefret eden alçakları.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Şırnak’ın Cizre ilçesinde, dün gece öğrencilerin kaldığı yurda kimliği belirsiz on beş kişilik maskeli bir grup tarafından Molotof ve havai fişekli saldırı düzenlendi. Ölen ya da yaralananın olmadığı saldırıda, maddi hasar oluştu.

ADNAN OKTAR: Artık devlet güçlü, bundan sonra bu tip münasebetsizliklere kimse kanmaz. Yol açıldı, milletimiz selamet yoluna doğru hızla gidecek inşaAllah, İttihad- İslam’ın kapıları sonuna kadar açık, baya güzel gelişmeler var, baya iyi gelişmeler var, daha da devam edecek, ne dediysek olacak, Hz. Mehdi (a.s) çıkacak, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı da göreceğiz. Allah’ın hikmetine bakın, Bediüzzaman’ın talebesi olduğunu söylüyor adam, “Nur talebesiyim” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ı önlemekle görevli adam. Bütün hayatını, Hz. Mehdi (a.s)’ı engellemekle uğraşıyor. Bütün hayatını Hz. Mehdi (a.s)’ı durdurmaya adamış. Fakat “Bediüzzaman’ın talebesiyim” diyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelmesine adamış kendini. “Nur talebesiyim” diyor. Bu da, Cenab-ı Allah’ın yarattığı harikalardan bir tanesidir, çok şaşırtıcı. Bakın Nur talebesi, Hz. Mehdi (a.s)’ın manevi askeri olması gerekiyor bunların, manevi talebesi olması gerekiyor, var gücüyle Hz. Mehdi (a.s)’a hizmet etmesi gerekirken, Mehdiyet’i engellemeyi ana konu olarak hayatına derc etmiş, ana konu haline gelmiş. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı koskoca adamlar, ne yapsak da Hz. İsa Mesih (a.s)’ın gelişini engellesek diye çırpınıyorlar böyle.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sibel Eraslan’ın da içinde bulunduğu akil insanlardan bir grup Malatya’da konuşma yapmak üzere bir toplantı düzenlediler. Bu duruma tepki gösteren, sayıları bini geçen MHP’li çok büyün bir kalabalık, Malatya’da parti binasının önünde toplandı. Türk bayraklarıyla tekbir getirerek, akil insanların şehirde böyle çalışma yapmalarını protesto ettiler.

ADNAN OKTAR: Sibel Eraslan, ne anlatacak önce bir köşesinde yazsın, herkes okusun. Gizlice ne anlatıyor? Gizli anlatmaya ne gerek var, yazsın köşesinde önce, eğer güzel bir şeyse, biz buradan duyuralım. Ama kötü bir şey söyleyecekse, ayıp. Hayırlı bir şeyse, iyi bir şeyse, gizli anlatmaya ne gerek var? Gazetende madde madde yaz, biz baya iyi anlarız. Yani bizim kavrayamayacağımız derecede karmaşık ne anlatacaksın sen? Bu biraz garip. Bu bir gazetede yazıyordu. Yaz işte köşende, dersin ki “beş maddede açıklayacağım size.” Lafı hiç uzatmaya gerek yok. Tak tak sayarsın. Ama kötü bir şey söyleyeceksen, gizlice kimse duymadan anlatacağım diyorsan, bu olmaz, çok ayıp. Çok ayıp, hem de günah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam son günlerde, hemen her gün bir üniversitede olaylar çıkmaya başladı, bugünde İstanbul Üniversitesi’nde, maskeli ellerinde sopalar olan sol bir grup yine öğrencilere saldırdı ve polisle maskeli grup arasında çatışma çıktı.

ADNAN OKTAR: Polis biraz bu konuda daha atak davranmalı bence, yani demokrasi var diye, çok elastiki davranıyorlar. Bir anarşiye karışan öğrenci, çok büyük suç işlemiş olur, çok garip bir şey yapmış olur. Daha köklü, daha kararlı önlemlerle durdurulsun. Yani defalarca aynı şeyi denemeleri olmaz.

DİDEM ÜRER: Ahmet Türk; “Bir toplumun dilinden ve kimliğinden kopması halinde şahsiyetini kaybedeceğini” iddia etti. “Ey Türk kardeşlerim, bizi de iyi anlayın. Biz, sizin kültürünüzü ve dilinizi inkar edersek, siz bize nasıl bakarsınız? Bizde kendi türkümüzü, şarkımızı söylemek istiyoruz” dedi. “Bizle bin yıllık geçmişiniz olan kardeş bir halkız, ancak siz bizi ezerek ve sindirerek yöneteceğinizi söylüyorsunuz, yanlışlık burada” dedi.

ADNAN OKTAR: Amma abartıyorsun Ahmet Türk Hocam. Ne alakası var? Kürtçe biz gayet güzel şarkılar dinliyoruz, Kürt kardeşlerimizin kültürü de çok hoşumuza gidiyor, Laz kardeşlerimizin kemençesi de çok hoşumuza gidiyor, Lazca konuşmaları da hoşumuza gidiyor, Kürtçe konuşma duyduğumuzda, o da hoşumuza gidiyor. Lorkeler şunlar bunlar. Ne alaka, bununla ilgili nerede engel çıkmış? Varsa söyleyin, hemen hukukla, kanunla engelleyelim. Olmayan bir şeyi söylüyorsun. Yani zorlama izahlar bunlar. Kürtlük, onur verici güzel bir şeydir, Lazlık da öyle onurdur, güzelliktir. Toplumuna, hepsine birden daha önce Osmanlı deniyordu. Daha önce Selçuklu deniyordu. Şimdi de Türkiye deniyor. Bunu bu kadar abartmanın bir alemi yok ki. Güzel bir isim, şık bir isim “Türk.” Daha öncede Osmanlıyız diyorduk. Memleketin neresi dendiğinde, Osmanlı İmparatorluğu diyorduk. Şimdi de Türkiye Cumhuriyeti diyoruz. Bu kadar zorlama izahlara gerek yok. Kimse Kürt kardeşlerimize karşı tavır almıyor. Bediüzzaman Kürt, biz iftihar ediyoruz. Selahattin Eyyubi Kürt, Mevlana Halid Bağdadi Hazretleri Kürt, iftihar ediyoruz. Olmayan bir şeyi, varmış gibi göstermek, ayıp.

Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam birde Ahmet Türk, Dicle Üniversitesi’nde, Peygamberimiz (s.a.v)’in Kutlu Doğum Haftasında yapılan saldırıların provokasyon olduğunu söyledi. “Bizi Müslümanlığa karşı gibi göstermek istiyorlar, ancak biz herkesten daha çok Müslüman’ız. Peygamberimiz (s.a.v)’e de, dinimize de sonsuz saygımız vardır. Biz kutsal doğum haftasına, kutsal doğum gününe karşı değiliz, asla asla” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Özellikle söyledim Hocamız diye, dindar olduğunu biliyorum. Çok efendi, terbiyeli bir insan, saygı duyduğumuz, değer verdiğimiz bir insan. Sayın Ahmet Türk’ün çok çilelerden, çok acılardan geçtiğini de biliyoruz. Hürmetli, nezaketli, efendi bir insan olduğunu da biliyoruz, yani kıymetli Kürt kardeşimiz. Onur duyuyoruz Kürt olmasıyla da. Hiçbir şekilde de, hiçbir yerde de sorun çıkmaz. Kürt olmak onurdur, bir güzelliktir. Sükselidir, güzeldir. Ama millet olarak sorulduğumuzda, ben mesela hem Arap asıllıyım aynı zamanda, hem Türk asıllıyım. Sorulduğunda Türk’üm diyorum, bunu bu kadar abartacak ne var? Osmanlı döneminde olsaydı, Osmanlıyım diyecektim. Türkiye Cumhuriyeti dönemindeyim, Türk’üm diyorum. Bu kadar rahatsız edici bir üslupmuş gibi, rahatsız edici bir düşünceymiş gibi sunulması çok yanlış. Osmanlı döneminde olsaydık ne yapacaktık? Aynısı. Adam tutturacaktı, mesela ben Osmanlı değilim diyecek. Osmanlı kimdir diyecek. Olur mu öyle şey? Bir isim konmuş,  güzel bir insan, Osman Bey’den kaynaklanan bir isimle, güzel bir isim oluşmuş, benimsenmiş Osmanlı İmparatorluğu denmiş, tabirlerle Osmanlı demiş. Selçuklularda mesela çok güzel, Selçuklu denmiş. Hiçbir şekilde böyle bir şeyi ben sezmiyorum ve görmüyorum. Varsayalım, başta ben rahatsız olurum, böyle bir şey olmaz. Zorlama izahlara gerek yok. Demokrasi gelişsin. Ne kadar? Alabildiğine gelişsin. Özgürlükler alabildiğine gelişsin. Hukuk otursun, güzelleşsin, hukuktaki eksiklik, noksan noktalar düzeltilsin. Bunların hepsi çok güzel. Aslında Selahattin Demirtaş, o da çok efendi çocuk. Bakıyorum, çok nezaketli, terbiyeli, Sayın Ahmet Türk’te öyle, çok terbiyeli. Bir şey yok, biz Müslümanlığınızdan asla şüphe etmiyoruz. Mesela Selahattin Demirtaş belli, nur gibi Müslüman evladı. Ben, Abdullah Öcalan’ın bile namaz kıldığını düşünüyorum. Bir bildiğim var ki, söylüyorum. Ama hata yapmıştır, yanlış yapmıştır, günaha girmiştir, herkes hatasının karşılığını ödemekle mükelleftir. Ben işkence yapılsın da demiyorum. Mesela televizyon verilmiş, gerçekten sevindim ben. Çünkü eza edilmesinden rahatsız olurum. Acı çektirilmesinden rahatsız olurum. Hakketmediği bir şey neden yapılsın? Diğer mahkumlara ne yapılıyorsa, aynısı ona olsun. Ben ceza evine girdim, bana televizyon verdiler, biz televizyon seyrettik orada. Mesela deseler ki Abdullah Öcalan’a vermiyoruz, adam düşünür, suçu nedir diye. Çünkü kanunda düzenleme olması lazım. Kanunda böyle bir şey yoksa, hangi haklardan biz yararlanıyorsak, onunda yararlanması lazım. Yani ekstra eziyet olmaz. Bu günah olur. Asıl tabii karşılığı ahrettedir. Onun için tevbe etsin, nedamet getirsin, Kuran okusun dedim, İslam’ı öğrensin. Benim gördüğüm, İslam’a yatkınlığı oluşmuş, İttihad-ı İslam’a karşı isteği de oluşmuş. Yani bu konuşmalar boşa gitmemiş, güzel olmuş. Kimse onlara dinsiz kimse demiyor. Olabilir aralarında dinsiz olan ama benim bu saydığım insanlar arasında dinsiz olmadığını görüyorum. Efendi, hakikaten terbiyeli insanlar. Kürt kardeşlerimizin genel ekseriyeti öyledir. Ama bir kısmı sinirli saldırgan tipler var ama öbürleri seziliyor, anlaşılıyor. Mesela geçenlerde buraya gelen Ak Partili bir kardeşimiz, o çok çok efendi bir insan, acayip nezaketli. Geçenlerde de anlattım, hayret ettim yani. Nezakette en ufak bir açık vermiyor. Ne güzel, Türkiye’nin süsü benim Kürt kardeşlerim. Gayet efendi insanlar, ben onlarla neden pasaporta, vizeyle görüşeyim? Mardin’e gideceğim, pasaportla gideceğim! Bir bu eksikti, Allah esirgesin. Böyle bir şeyi istemiyorum. PKK gölgesi de olsun istemiyorum. Eğer onları ezen, onlara tepeden bakan varsa, Allah onlara hidayet versin, hidayet vermiyorsa helak etsin, Allah yerin dibine batırsın. Kürt olduğu için, kardeşlerimize karşı kalbinde buğz duyan varsa, çok ahlaksız, karaktersiz, namussuz, şerefsizin tekidir. Tabii ki en başta hidayet isterim ama hidayet vermiyorsa, Allah helak etsin. Çok aşağılık adamlar demektir. Benim Üstad’ım Kürt en başta, nur gibi benim Üstad’ım. Eskiden, bu doğru, böyle bir şey vardı, böyle bir bela vardı. Bu bir şekilde gitti. Nedenlerini söylemeyeyim ama gitti. İnsanlar aydınlandı, internet, radyo, televizyon birçok şey, herkes elini vicdanına koydu, bu korkunç kafadan kurtuldular. Benim çocukluğumda hakikaten Kür denildiğinde, bambaşka bir imaj oluşuyor. Ama sonradan bu, değişti. Fiilen de görüyoruz, çok terbiyeli, efendi insanlar. Onun için böyle bir tedirginlik duymasınlar, öyle bir şey yok.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, 6-10 Nisan tarihleri arasında Konya Kent Plaza da fosil sergisi yapıldı. Burası Konya’nın en büyük alışveriş merkezi ve binlerce Konyalı sergiyi gezdi, maşaAllah. “Bilimin her yerde insanlara doğru anlatılmasını ve herkesin bu tarz sergilere gereken ilgiyi göstermesi gerektiğini” söyledi gelenler. Sergideki arkadaşlar; Bahar, Ahmet, Şule, Ayşe, Samet ve Seher.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Komünist arkadaşlar neden ilgi göstermiyorlar, ben anlamıyorum. Fosil ziyafetine davet ediyoruz. Bir kurabiyeden ısıracak, bir fosilden ısıracak, üstüne çay. Kardeşim, bilimin gerçeğin önünde duramazlar. Dürüst olacaklar. Hakikaten mahcup oldular, hakikaten yanlış yola girmişler, hakikaten koskoca delikanlıları küçük düşürdüler. Yani Marksizm’in kökenine indiklerinde, Darwinizmin güçlü bir şey olduğunu düşündüler, baktılar ki, çok büyük aldatmaca ve oyun. O aldatılmışlık çok canlarını yaktı, çok utandılar. Yani onun gerilimi içindeler. Onun için o fosilleri ısırmalar, ondan kaynaklanıyor. Olmuş, sizi aldatmışlar işte bir kere, yani bu kadar şoka girmenin alemi yok. Olabilir, insan yanlış yola girmiş olabilir. Doğrusunu gördünüz, ne güzel Allah var, ne güzel sonsuz güç olan Allah var. Ne güzel sonsuz akıl olan Allah var. Ne güzel bizleri seviyor, ne güzel sevgiyi yaratmış, ne güzel sevilecek şeyleri yaratmış. Tavşanları yaratmış, mesela çok güzel kadınlar yaratmış. En çok hoşuma giden o, kadınlar. Çok nefis varlıklar, ne büyük nimet olarak sunmuş. Ve kadınları sevme hissi vermiş, ne güzel, hayranlıkla seveceğimiz gibi. Mesela aşık olacak derecede seviyoruz, ne güzel. Çocukları çok güzel yaratmış, insan doyamıyor, ısırası geliyor. Tavşanlar, kediler, köpekler, kuzular, sincaplar, aman Allah’ım, hepsi nefis. Giderken kapıda çiçekler var, her birine durup bakıyorum. Rengarenk çiçek, böyle kaynıyor. O kadar da tatlı ki, şekerler, bahar olduğu için körpe körpe çıkıyorlar, ne güzel. Kaos olacağına, kabus olacağına, düzen intizam olmuş ve ne güzel Allah var. Sevinin daha ne istiyorsunuz? Sizin dediğiniz gibi olsa, ölürsünüz ızdıraptan, Allah esirgesin. Yinede aklınızın bir köşesinde iman olduğu için yaşıyorsunuz, ey komünist arkadaşlar. Gerçekten, hakikaten imansız olsanız, onu kaldıramazsınız siz. Kalbinizin bir köşesinde iman yattığı için, ayakta kalabiliyorlar. Gerçek anlamda imansız insan delirir, mahvolur, çıldırır, yerlere atar kendini. Ölür, dayanamaz, bünyesi kaldırmaz. Zaten kitaplarında hep dine karşı konuşuyorlar. Çünkü inandığı için, ondan kurtulmaya çalışıyor. Kardeşim din var işte. Yobazlığa karşısın. Çok doğru yoldasın. Yobazlığa karşı seninle yan yanayım. Hakikaten büyük bir tehlikedir, hakikaten iblisin bir oyunudur yobazlık, bu doğru. Çok büyük bir pisliktir, bu doğru. Ama sen ne yapıyorsun, bu sefer de, komple dinsiz oldum diyorsun. Yanlış yapıyorsun. Allah var, din doğru, hem de nur gibi Allah var, elhamdülillah, sonsuz akıl olarak, ne güzel. Bakın sonsuz akıl, ucu bucağı yok. Biz sadece bir kısmını görüyoruz, Allah’ın uygun gördüğü kısmını görürüz.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetleriyle devam edeceğim, inşaAllah. “Bugün Ankara Çiğdem Mahallesi’nde 1.100 adet Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmış kardeşlerimiz. Size sevgi ve saygılarını iletiyorlar. “Yaşasın Türk İslam Birliği” yazmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aslanlarıma. Allah her yerlerini nur kılsın. Türk İslam Birliği. Türki devletlerin birleşmesi makul, onda acayip bir şey yok. Hepsi Müslüman zaten. İslam ülkeleri hem güzel, hem de insanları güzeldir. Fas, Tunus, Cezayir, rüya gibi yerler. Hemen birleşelim. Mısır’dan buraya geldiler, hoşlarına gitti. İsrail’i de aramıza alalım dedim, önce İsrail’e karşıydılar, hemen akılları yattı. Sevgi olduğunda, hemen kavradı. İsrail’in olduğu yerde dinsiz bir devlet olsaydı, Allah’sız-Kitap’sız bir devlet olsaydı, Allah’ı, dini tanımıyorlar, Marksist, mesela Kuzey Kore gibi. O mu iyi, Allah’ı çok seven, Peygamber soyundan ehl-i Kitap insanların olması mı iyi? Tabii ki onların olması iyi. Kuran’da Allah bahsediyor “oradalar” diyor, onlar orada, bir mucize. Ne güzel Musevilerden bahsediyor ve Musevi insanlar var orada. Allah’ı çok seviyorlar, ne güzel. Dindar bir toplum ve gittikçe dindarlaşıyorlar. İftihar edin. Niye gitsin adamlar oradan? Dursunlar kardeşim. Niye gitsinler? Allah, Kuran’da, onların yerleri orası, orada olacaklar diyor. Bırak yaşasınlar. Hatta aç sınırlarını, daha da rahat yaşasınlar, her yerde yaşasınlar. Ne korkutuyorsun? Ne tedirgin ediyorsun, niçin üzüyorsun? Yanlış yoldaysa, kolay kardeşim, koskoca İslam alemi var, uyarısın, anlatırsın. Tevrat’la anlatırsın. Tevrat’ta komşusuna güzel davranma emri var. On emirden bir tanesidir. Komşusuna güzel davranacak.

DİDEM ÜRER: Gebze’deki kardeşlerimiz, 4 Nisan günü broşür dağıtımı yapmışlar. “Canımız bir tanemiz Hocamızın dualarını bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şu melek gibi ufaklıların candan gayretleri çok güzel. Canlarım benim. Bu ufaklıklar hep melek hükmünde bunlar. Masum oluyorlar, sübyan, maşaAllah. Annemizde çok nurlu, maşaAllah. Bakın çocuklardaki elleri yüzlerindeki temizliği, annemizdekini görüyor musunuz? Allah şevklerini arttırsın, maşaAllah, çok güzel. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ali kardeşimiz şöyle yazmış; Merhaba Hocam, dün kardeşlerimizle birlikte, Osmaniye Toprakkale İlçesi Kütüphanesi’ne Yaratılış Atlası, Toprakkale Belediye’sine Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabı ve Toprakkale Kaymakamlığı’na Türk İslam Birliği’ne çağrı kitabını hediye ettik” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah her yerlerini nur kılsın, Hz. İsa (a.s)’a, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe eylesin Cenab-ı Allah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimizin notu var size; “Allah aşkıyla sevdiğim Seyyid Muhammed Adnan Hocam, bugün kız kardeşlerim ve çocuklarımla, Bahçelievler ve Bağcılar civarında, 1500 tane A9 Tv broşürü, 9 kitap, 4 tane İlmi Mercek Dergisi dağıtımı yaptık. Daha sonra Kadriye kardeşimizin evinde sohbetimizi yaptık. Dualarınızı bekliyoruz Hocam. Allah gücünüze güç, kuvvetinize kuvvet versin, nurunuzu arttırsın, inşaAllah” diyor.

ADNAN OKTAR: Benim canlarımın bir özelliği var, ancak geçinecek durumdalar ama Allah aşkıyla görüyor musunuz, sabahtan akşama kadar Allah için, ellerine geçen o az paralarıyla, az imkanlarıyla, imanın coşkusuyla, son gücüne kadar gayret ediyorlar, maşaAllah. Cenab-ı Allah onlara nur gibi bir sofra indirmiş, Hz. Meryem gibiler. Hepsi çok güzeller, elhamdülillah tertemizler. İmanın nuruyla, Allah onları nurlandırsın, her yerlerini nur kılsın, üzerlerindeki Allah, felaketi alsın, hastalığı alsın. Allah yolunda hizmet eden her insanın üstünden Cenab-ı Allah, felaketi alsın, hastane parası yapmasınlar, Allah’ın dinine hizmet parası yapsınlar. Rabbimiz, üzerlerinden her türlü sıkıntıyı alsın, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Irak’ın Bağdat ve Diyala kentlerinde, bugün Cuma namazı sırasında düzenlenen bombalı saldırıda, 14 kişi hayatını kaybetti, 32 kişide yaralandı.

ADNAN OKTAR: Aptallığa bakın. Müslümanlığı bombalayıp eline ne geçecek? Aptal herifler. Tam şeytan kafası. Şiiler nur gibidir, çok tatlılardır, Allah sevgisi çok güçlüdür onlarda. Vahhabiler, son derece takvadırlar. Aleviler, Bektaşiler, Allah aşkıyla coşmuş insanlar. Sünniler de nur gibi Müslüman, tertemiz hepsi. Ne istiyorsunuz birbirinizden? İlla şeytana uyacak. İşte bakın, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhur etmemesi, bu belaların böyle kol gibi her yerden akmasına sebep oluyor. Bela kol kol akıyor. Bizde inşaAllah Cenab-ı Allah’tan, Hz. Mehdi (a.s)’ı istiyoruz, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı istiyoruz. Ya Rabbi zahir et, Ya Rabbi zahir et, Ya Rabbi zahir et, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın o güzel gözlerini öpmeyi bizlere Cenab-ı Allah bizlere nasip etsin. Onunda gözleri gri Hz. İsa Mesih (a.s)’ın ve bakışları çok keskin. Rüyamda gördüğüm gibiyse, şahane, çok çok güzel. Ama rüyada görmediğim gibiyse, yine şahane, her halükarda şahane, çünkü peygamberler çok güzel olur.

DİDEM ÜRER: Bir hadis okumak istiyorum Hocam. “Allah’ın elçisi (s.a.v) dedi ki; “Ehl-i beytimden, Mehdi zamanında yaşama imkanı bulanlar ne kadar kısmetliler. Mehdi’nin çıkışından önce ona inananlar, Mehdi’nin arkadaşlarını sevenler ve Mehdi’nin düşmanlarından uzak duranlar mübarek olsun. Bu insanlar, benim en yakınlarım ve hesap günü dostlarım olacaklar. Bana göre Allah’ın en saygın varlıkları olacaklar” diyor Peygamberimiz (s.a.v).

ADNAN OKTAR: Bakın Şia’nın güzelliği, Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili bütün hadisleri titiz saklamışlar. Sünnilikte, o pek yok. Yani ehl-i beyt ile ilgili bilgiler, Şia’da daha çoktur. Şia o yönüyle mübarektir, o yönüyle güzeldir. Sünniliğinde tabii kendine has çok güzel yönleri var. Ama Şia’ya da Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a sahip çıkma, Hz. Mehdi (a.s)’ı çok sevme gücü vermiş Cenab-ı Allah. Onlar daha çok sevmişler Hz. Mehdi (a.s)’ı. Cenab-ı Allah öyle bir muhabbet vermiş, hadisleri de çok titiz saklamışlar, mübarek olsun, maşaAllah çok güzel olmuş.

Genç kızlar evde, istedikleri gibi süslensinler, istedikleri gibi güzel olsunlar ama dışarıda binbir türlü insan oluyor, orada da tabii bir derli topluluk, gerekirse çarşaf giyerek, gerekirse başörtü giyerek, gerekirse uzak durarak, hiç gitmeyerek, kendilerini hıfz edecekler, inşaAllah. Ama çok güvenilir bir yerse, o ayrı mesele, o ayrı.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam bir kardeşimiz yazmış; “Hocam hayırlı geceler. Sizinle görüşmeye geliyoruz, inşaAllah. Resimlerde gördüğünüz köftelerde, Hocamızı görmek için can atıyorlar. Hayırlı programlar, hayırlı Cumalar Seyyid Hocam, Allah’a emanet olun” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzeller, ben hayret ediyorum, ağız burun hepsinde hokka gibi, maşaAllah. Allah sağlık, sıhhat versin, maşaAllah, elhamdülillah.

VTR-Ahmet Akgündüz’ün Gösterdiği Şeceredeki Çelişkiler ve Yanlışlar.

AYLİN KOCAMAN: Aşkım, ruhumla yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetlerinden devam ediyorum. Hilal kardeşimiz yazmış; “Canım Hocam, iş yerimde yanımdan ayrılmayıp, bana poz veren bir kedi vardı. Yerlerde yuvarlanan diğerini de yolda gördüm, resmini sizlere göndermek istedim” diyor.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, baya güzel. Hayret nerede buluyorlar böyle kedileri? Bunlar benim olması lazım, maşaAllah. Baya süslü, çok güzeller.

Didem Hocam, dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Hocam Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki; “Daha sonra Mehdi (a.s) doğacaktır ki, onun (Ali’nin) soyundan gelecektir. Mehdi (a.s) aracılığıyla, Allah yalanları ortadan kaldıracaktır. Mehdi (a.s) aracılığıyla Allah zorlukları kaldıracaktır. Boyunlarınızdan esaretin utancını kaldıracaktır diyor” Peygamberimiz (s.a.v.).

ADNAN OKTAR: “Esaretin utancını.” Bakın, çok mühim bir şey. Çünkü İslam alemi esir konumda şuan. “Esaretin utancını kaldıracaktır” diyor. Çok güzel, maşaAllah, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Azerbaycan’daki kardeşlerimizin faaliyetleri devam ediyor. Bir kardeşimiz şöyle bilgi gönderdi; “Azerbaycan’ın Yevlax ve Mingeçevir şehirlerinde kitap ve cd dağıtımı yaptım. Valilere, Kuran Bilime Yol Gösterir, Kuran Mucizeleri, Darwin Teorisinin Geçersizliği kitap ve cdlerinden hediye ettim. Bunun dışında, bu şehirlerdeki enstitülere, ortaokul ve liselere, teknikom başkanlarına, hastanelere, kütüphanelere, idman komplekslerine, otellere, kültür merkezlerine, mescidlere, müzelere de Hocamızın birçok kitap ve cdsinden hediye ettim. Toplam 200 kitap, 340 cd, 130’a yakın broşür dağıtımı yaptım. Saygı değer, hürmetli Hocamıza yürek dolu sevgilerimi iletiyor ve ellerinden öpüyorum” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan’ın koçyiğitlerine bak sen. Azerbaycan’ın aslanlarına bak sen. MaşaAllah, ne güzel çalışma, ne güzel faaliyetler. Ben o güzelleri bir yakından göreyim bakayım. MaşaAllah, hepsi birbirinden güzel, maşaAllah. Allah hepsinin ömrünü uzun etsin, sağlık, sıhhat, afiyet versin. Koçyiğitlere de Allah cehd, gayret, iyilik, güzellik, bereket, bolluk versin. Bütün milletimize, hepsine, inşaAllah.

Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Belkıs kardeşimiz de; “bu sevimli kedileri görünce resmini çekip, sizinle paylaşmak istedim” diye, gönderdi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim güzel kedi kaynıyor memleket, maşaAllah. Bir de bahar da geldi, tam keyifleri yerinde, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İsrail, Doğu Akdeniz bölgesinde ekonomik bölgesinde bulunan bir buçuk trilyon metreküplük, doğalgaz rezervi için, İsrail Türkiye arasına bir boru hattı yapılmasını önerdi. Ayrıca “bu ekonomik ortaklığın, bölgesel sorunların çözümü konusunda da bir adım olacağı” yönünde açıklama yaptı.

ADNAN OKTAR: Bir petrolü bulsunlar da, boru işi kolay. Yani daha dereyi görmeden paçayı sıvamak olmaz, değil mi? İnşaAllah.

Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, özellikle mafyaya ve yargıda rüşvet karşılığı tutuklu tahliye eden Ağır Ceza Mahkemesi başkanları, avukat ve bürokratlara yönelik operasyonlarıyla süper savcı olarak adlandırılan Samsun Cumhuriyet Savcısı Murat Gök, lojmanında ölü bulundu. Henüz ölüm nedeniyle ilgili kesin bir açıklama yapılmadı, ancak vefatının şüpheli olduğu belirtildi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim çok titiz araştırsınlar. Yani böyle şeyler çok rahatsızlık verici. Bir de böyle mühim insanlar tek başına yaşıyor, ben bunu anlamıyorum. Kapısında bir polis bekletsin. Bu kadar hizmet etmiş bir insana, bir tane polis, değil mi? Yani anlayamıyorum. Hiç alakası bir yerde, bir odanın içerisinde, tek başına. Kardeşim sen bu kadar operasyon yapmışsın, bu kadar olayların içine girmişsin. Hiç olmasa bir akraban falan birisi başında olsun. Tek başına yaşanır mı kardeşim? Tek yaşamak çok tehlikelidir, çok risklidir. Peygamberimiz (s.a.v.) diyor, “mutlaka yola çıkarken, mutlaka arkadaşınız olsun” diyor. En az üç kişi, en az iki kişi” değil mi? “Hatta birini de” diyor,  “kendinize lider seçin. İmam seçin, o şekilde gidin” diyor. Yalnız yaşamak süper tehlikeli. Bir genç kız içinde. Mesela genç kızlar var, tek başına yaşıyorlar. Yalnızlık Allah’a mahsus. Bir arkadaşın olsun hiç olmazsa yanında.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, çok güzel bir hadis var. Şöyle bildiriyor Peygamberimiz (s.a.v.); “Bir gün Allah’ın elçisi (s.a.v.) sahabelerinin yanında iki kez şöyle söyledi. ‘Allah’ım bana kardeşlerimi göster. Çevresinde olan sahabeler ona sordu. Bir senin kardeşlerin değil miyiz ey Allah’ın elçisi? O şöyle cevapladı: Hayır siz hepiniz sahabelerimsiniz. Kardeşlerim ahir zamanda geleceklerdir. Onlar beni görmeden bana inanacaklar. Allah bana onların babalarının isimlerini annelerinden doğmadan önce bildirmiştir. Onların her biri için imanlarını korumak, gecenin karanlığında dikenlerin üzerinde yürümekten veya ellerinde kor tutmaktan daha zor olacaktır. Onlar karanlıkta kandil olacaklar. Yüce Allah onları bozgunculuktan ve kötülükten kurtaracak.”

ADNAN OKTAR: “Karanlıkta kandil.” MaşaAllah. Kandil de bir işaret var demek ki, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hepar lideri Osman Pamukoğlu, PKK hakkında bir açıklama yaptı Hocam.

ADNAN OKTAR: Osman Paşa, Osman Paşa.

DİDEM ÜRER: “’PKK silahları bırakıp gitsinler’ diyorlar. Bırakıp giden adamlar zaten geri gelecek. Silahını alsan ne olur almasan ne olur? PKK türkiye’den çekilmez. Gidecek olsa bile belli unsurlarını, çekirdek kadrosunu burada bırakır. Ayrıca giden bir gecede dönebilir. Kış koşulları başladığında PKK Kuzey Irak’a gider. Şimdiye kadar Irak’a giderken PKK’yı bulmuşlar mı ki, şimdi bulacaklar?” dedi.

ADNAN OKTAR: Orada hükümetin kastı “işte PKK sorunu son buldu” onu demek istiyor. Hakikaten iyi, hayırlı birşey de düşünüyor olabilirler. Bu kadar suizan etmeye gerek yok, değil mi? Dese ki, “PKK anarşiden vazgeçti, terörden vazgeçti.” İnsanlar tedirgin olur. Adamlar duruyor burada, nasıl böyle bir şey olacak falan? Ve Başbakan ne diyecek? “Bak gittiler, terör de durdu.”Eğer anarşi, terör de olmazsa, yüzde seksen, doksan oy alır, Allahualem. Çok acayip bir şey olur yani. En az yüzde doksan oy alır. 2023’te olur, 2027’de olur, 2035’te olur. Yani sürekli başta kalır, Allahualem. Yani hakikaten dediği doğru çıkarsa, muazzam bir olay olur. Yani o vurguyu yapmak için düşürülmüş gibi görünüyor. Benim anladığım bu. Ama tabii ki rehavete kapılmayız. PKK gitti, tamam. Öyle birşey yok. Daha yeni başlıyor mücadele. Asıl bundan sonra.

Osman Paşa’ya, bir Osman Paşa Marşı dinletelim de, hocamızı sırf eleştirdik gibi oldu şimdi de, fakat bir içi açılsın. Dinleyelim, inşaAllah.

VTR-Mehter Marşı

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da kardeşlerimiz dün Kızılay’da Yaşayan Fosiller broşürleri dağıttılar. “Nur ala nur Hocamızın ellerinden öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Kızılay’ın güzellerine bak sen, aslanlarına bak, maşaAllah. Allah şevklerini arttırsın. Çok modern ve çok kaliteli, çok şekerler, maşaAllah. Allah doğru yoldan ayırmasın. Hepsine hidayet, sağlık, sıhhat versin. Sağlıklı, sıhhatli olduğunda, faaliyetlerine de bol vakit olur, inşaAllah. Allah onları zor imtihanlarla imtihan etmesin, inşaAllah. Hep kolaylık, iyilik, güzellik versin, maşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle bildiriyor: “Mehdi (a.s) çıktığında, ona emekleyerek dahi olsa katılmak için acele etmelisiniz. Allah’ın izniyle sanki rükun ve makam arasında ona yeni bir anlaşma üzerine biat edildiğini görüyor gibiyim” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.).

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Zaman, mekan kalkınca, görür tabii. Zaten kendi torunu olduğu için detay detay hep, o kadar dikkatli ki Resulullah (s.a.v.), maşaAllah. “Yanağında ben var” diyor. Benler vücudunun iki tarafında Hz. Mehdi (a.s)’ın. İki sağında, iki solunda. Birisi kalp hizasında sırtında. Kalp hizasında, Allah öyle mühürlemiş. Yanağındaki ben yine solunda. Yani mühürde solda sırtındaki ben yani sırtındaki mühür solunda. Yanağındaki ben de solunda. Bak iki tane. İki tane de sağında var. Sağ bacağında ve sağ göğsünde “yaprak büyüklüğünde” diyor, Peygamberimiz (s.a.v.). Mersin ağacının yaprağı gibi böyle büyükçe el ayası gibi neredeyse. El ayasının yarısı kadar. “Büyükçe bir ben” diyor, “sağ göğsünde vardır.” Bir de sağ ayağında. Demek ki dikkati çekecek bir ben ki, öyle herhangi bir ben değil ki detay vermiş. Bir de “alnında bir iz var” diyor, Resulullah (s.a.v.). Yakından bakmış demek ki, maşaAllah. “Alnında da bir iz var” diyor, maşaAllah. “Alnında, kaş çatma çizgisi tek” diyor. Bak dikkate bak, maşaAllah. Hepsini anlatmış tek tek. Anlatmadığı birşey kalmamış.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, hafta sonu misafiriniz olarak Mısırlı Özgürlük ve Adalet Partisi’nden gelen heyetin başkanı olan Dr. Dardery, size bir teşekkür notu gönderdi; “İstanbul’a yaptığımız bu unutulmaz ziyeret için hepinize teşekkür edecek kelime bulamıyorum. Olağanüstü şekilde ağırladığınız, program ve delegasyonumuza gösterdiğiniz ilgi ve sağladığınız konfor dolayısıyla da, ayrıca çok teşekkür ederim. Bu bağlantımızı tüm dünyaya yayılana kadar geliştirelim. Çok fazla sevgi, ilgi ve dostluk gösterdiniz. Bizi rahat ettirmek için uğraşan tüm kardeşlerimize özel selamlarımızı iletin” diyor.

ADNAN OKTAR: İftihar ederiz. Allah bizleri vesile ediyor. Allah onlara sevgi gösteren. Bizleri vesile etti. Cenab-ı Allah kardeş edecek İslam alemini. Başlatıyor işte. Bir oradan Cenab-ı Allah, bir buradan, bir oradan, bir buradan, bir de bakacağız ki, fidan koskoca çınar ağacına dönüşmüş, maşaAllah. Sevgisiz hiçbir şey olmaz. Sevgi olmadan hiçbir şeyin anlamı yok. İlla ki sevgi. Allah sevgisinden kaynaklanan sevgi. Ruhumuz hep aç yaratılmış, hep sevgiden hoşlanacak şekilde yaratmış bizi Cenab-ı Allah, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hatice kardeşimiz şöyle yazdı: “Canım Hocam, Konya’dan ev sohbetimiz, inşaAllah. Canım Hocamın ellerinden öpüyoruz. Dualarını bekliyoruz” diyor. Bunlar da fosil sergisinden, Konya’daki görüntüler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Konya’nın nuranileri. Şu güzelliğe bak. Şu evin hoşluğuna bak. Şu evdeki berekete bak. Şu nurani varlıklara bak. Bak orada bir boşluk var. Orada da biri var demek ki, maşaAllah. Tamamıyla hazır demek ki, maşaAllah. İyi, Allah hepsine sağlık, sıhhat versin, varsa dertleri, Allah üzerlerinden alsın. Benim canlarım sadece, Allah yoluna para harcayacak şekilde olsun. Allah hiçbir zaman için fuzuli para harcatmasın, hastaneye para harcatmasın. Hep İslam’a, Kuran’a, hizmete para harcatsın, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam kedi bulamadıkları için size bu güzel kuşun resmini göndermişler.

ADNAN OKTAR: Daha ne olsun. Ne güzel. Darwin ne diyor? “Tavuskuşunu gördükçe tepem atıyor” diyor. Ne atacak? Sevin, iftihar et. Çünkü dinsizliğe darbe ya, daral gelmiş. İftihar et. Ya Rabbi ne güzel yaratmışsın desene? Ağzın mı yamulacak yani?

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir de bu resimler vardı Hocam.

ADNAN OKTAR: Bu çete bunlar mahallede. Anarşist çeteler. Of of süt kovasına dalmışlar. Şunları bir yakalayıp, üçünü birden bir sevecen şöyle. Popolarına vura vura böyle.

DİDEM ÜRER: Hocam, Raif kardeşimizin de size mesajı var; “Canım Hocam ellerinizden öpüyoruz. Bursa konferansımıza, Sakarya’dan katılan aslanların resimleri, inşaAllah bunlar” diyor. “Ahmet Akif, Muhammed Talha ve Yasin.”

ADNAN OKTAR: Bak, bak isimlerin güzelliğine bak, sevimliliğe bak, tatlılığa bak, ekibin şekerliğine bak. Bir de ahbap da olmuşlar. Kardeşim bu ne tatlılıktır bunlar, ne şekerliktir bunlar. Bunlar hepsi badem şekeri, bayram şekeri.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, “İmam-ı Caferi Sadık’a soruldu. Mehdi (a.s) doğmuş mudur? Dedi ki: ‘Hayır. Eğer Mehdi (a.s)’ın zamanında doğmuş olsaydım, hayatımın her gününü Mehdi (a.s)’a hizmet ederek geçirirdim’” dedi, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Mübareğe bak, güzel söze bak, aşka bak. Allah aşkının insanı nasıl güzelleştirdiğine bak, maşaAllah.

Evet.

DİDEM ÜRER: Yeniçağ Gazetesi yazarı Sadi Somuncuoğlu, geçtiğimiz günlerde özerkliğin, ayrı dilde eğitimin, PKKlılara genel affın, etnik ırk temeline dayalı bir anayasa yapmanın tehlikeleri üzerinde durmuş. Ve bunların ülkeyi bölünmeye doğru götüreceğini belirten bir yazı yazmış. Somuncuoğlu Osmanlının “egemenlik aynen iffet ve namus gibidir. Tecezzi yani bölünmeyi kabul etmez. Ortağı da olmaz” sözünü hatırlatmış.

ADNAN OKTAR: Güzel söylemiş. Sadi Somuncuoğlu, eskiden beri ülkücü olanlardandır. Yoksa hani ülkücülüğü bıraktı anlamında değil. Çok sağlamdır, maşaAllah. Hatta bir ara cumhurbaşkanı olması mevzu bahisti, bazı olaylar oldu, delikanlı, kabadayı bir ağabeyimiz vardı. İsmini tam hatırlamıyorum, bir olaylar vardı. Sonra bir şekilde durdu. Ama bir hayır vardır. Allah ömrünü uzun etsin, vatanını, milletini seven insandır, Sadi Somuncuoğlu, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir bayan kardeşimiz bugün Ambarlı’da broşür dağıtmış. “Hocamız, sevdiğimize, doğru sözlümüze sevgilerimizi iletiyoruz. Dualarını bekliyoruz. Onu Allah için çok çok seviyoruz” yazmış.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, güzelliğe bak sen, güzelliğe bak. Canımın içi Allah seni korusun. Güzelliğini kat kat arttırsın. Seni hep iyilerle beraber olmayı nasip etsin. Hayr, bereket versin. Bak arkadaşları da çok şeker. Şunun hart diye ben bir burnunu bir ısırsam. Allahualem bayağı doymuş bu. Yani sosisler falan baksana etrafa seriliyor artık yani. Bu son aşama Allahualem kalmış onlar. Yoksa bu normalde böyle poz veremez. Bunlara iki dilim falan yeter. Fazla aramazlar. İki dilim, inşaAllah. Dağıtsınlar, iki ona, iki ona. Birer dilim mesela kaşar şöyle birer dilim versen yeter. Bunlar kalenderdir. Öyle birşeyleri yok. Yalnız susayacakları şekilde yiyecek verirlerse bazen, o su olayı çok önemli geçen gün söyledim. Belediyeye biz dilekçe verelim. Betondan su kapları yapsınlar küçük küçük, değil mi? Ne olacak, beş dakika çeşmeden, oradaki hortumla uzaktan su döküp, yenileyecek ara ara. Kuşların çok ihtiyaçları oluyor, köpeklerin ihtiyacı oluyor, kedilerin ihtiyacı oluyor. Hayvanlar nereden bulsun. Kötü kötü kedi suları var, gidip onları içiyorlar. Cadde kenarlarında, orada, burada olur. Gelsin hayvanlar içsin oradan. Onlar doldurmazsa biz doldururuz. Betondan öyle lüks birşeye de gerek yok. Su kapları rica edelim belediye başkanından, yapsın bir yerlere. İki bin, üç bin adet. Yani o rahatlıklarını görelim o hayvanların, inşaAllah.

Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ali kardeşimiz kızlarının resmini göndermiş. “MaşaAllah, inşaAllah ve sübhanAllah kelimelerini dillerinden düşürmüyorlar. Sizi çok seviyorlar ve dua istiyoruz” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Bugün ben ne yapacağım buna ben? Yanaştır bakayım şunu. Allah Allah tatlılığa bak. Şimdi şu ufaklığı bir kere annesi şu yanaklarından bir çünkü çok dikkat çekiyor. Bir hafiften bir ısırsın. Canım benim ablası da çok güze. Bir acayip nurlu ve çok çok güzeller. Yani normalin üzerinde güzeller, maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin. Sağlıkla, bereketle, inşaAllah. Hz. Mehdi (a.s)’a, İttihad-ı İslam’a hizmetçi kılsın Cenab-ı Allah, Hz. İsa Mesih (a.s)’a.

Mübarek Hz. İsa Mesih (a.s) konusunda, eğer biraz hızlı davranırsak, kararlı davranırsak, daha çabuk işaretle ışık alabiliriz. Nereye kadar gizlenecek? Ben bir yerlerden haberini alırım onun. Bana çok haber gelsin. Allahualem siyaset yönde faaliyet yapıyor ama ne usta gizlenmedir, maşaAllah. Hz. Mehdi (a.s) öyle değildir. Hz. Mehdi (a.s) zahirdir. Zahir, aşıkarhane ve galibhane. Bakın Bediüzzaman diyor ki: “aşikarane ve galibane mücadelesi. Ama 1506’dan sonra gizli ve mağlubiyet içerisinde vazifey-i tenviriyesine yapmaya devam ederler” diyor. 1506’dan itibaren Hz. Mehdi (a.s) talebeleri, ufaklar, şimdinin ufakları o devirde devam ediyor köfteler. Ama “gizli ve mağlubiyet içerisinde” diyor, Bediüzzaman. 1506’dan sonra artık mağlubiyet başlıyor. Baş edemiyorlar artık ondan sonra.

Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam bir hadis, “Müminlerin emri Ali (r.a.) mimberden şöyle söyledi: Zamanın imamı Mehdi (a.s)’ın zuhurundan önce, kalpler buraya ve oraya dönmeye başlar. Bir kısmı bereketli, bir kısmı çoraktır. O zaman kötü niyetliler helak olacak, ortadan kaybolanlar kaybolacak ve iman edenler kalacak. Onlar ne az olacak. 300 veya biraz daha fazla. Bedir Savaşı’nda Peygamber (s.a.v.) ile birlikte savaşan bir grup melek, Mehdi (a.s) ve talebeleriyle birlikte mücadele edecek.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, yerler boş değil. Çevremiz boş değil. O evler boş değil, maşaAllah. Üç yüz, Kehf Suresi’nde geçer üç yüz. Orada özellikle o rakam veriliyor. “Dokuz yıl da ilave oldu” diyor. Üç yüz dokuz. Üç eksik var. Dört eksik var; Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Hızır (a.s) bir de Cebrail (a.s), inşaAllah. Çünkü sürekli yanında Hz. Mehdi (a.s)’in, Cebrail (a.s), maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hürriyet Gazetesi’nden İsmet Berkan; “Türkiye’nin batısı başta olmak üzere pek çok Türk’ün eskiden beri bu ülkenin sahibini kendisi olarak gördüğünü” ve –haşa- “Kürtlerden üstün oldukları yönünde bir inanca sahip olduklarını” iddia etti. “Şu anda her ne kadar ‘ölürüz de bir Kürt’ün Türkle eşit olduğunu görmek istemeyiz’ diyen birçok Türk olsa da, zamanla bu eşitlik fikrine herkezin alışacağına ancak bu işin zor olacağını” öne sürdü.

ADNAN OKTAR: Böyle bir iddiada kim var kardeşim? Bana söyle, dümdüz gideyim. Kim var öyle bir şey? Öyle bir insan yok Türkiye’de. Nasıl böyle birşeyi iddiada bulunabilir? Kürt, Türk, Laz, Çerkez hepsi Allah’ın kulu. Nasıl birbirine eşit olmaz? Hepsi birbirine eşit. Ama millet olarak, biz Türk Milletiyiz. Otuz kere söyledim. Daha önce de Osmanlı’ydık, Selçuklu’yduk. İsmimiz vardı. Şu an ki ismimiz Türk Milleti’dir. Buraya da Türkiye deniyor. Irk üstünlüğü anlamında değil. Türk dendiğinde, bütün unsurlar, seksen unsur birden, seksen ayrı millet birden Türk’tür. Adı, o. Birbirimizi seviyoruz. Bu milletin örf ve ananesi, hepsi bir. Kürt kardeşlerimize karşı da derin sevgimiz ve saygımız var. Lazlar mesela çok mübarek, muhterem ve çok vatansever insanlardır. İffetine, namusuna, dinine imanına çok düşkün insanlardır. Canımız gibi seviyoruz. Ne Lazistan Türkiye’nin ismi ne şey. İsmi konmuş, Türkiye. İcat çıkartmasınlar.

Didem Hocam buyur.

DİDEM ÜRER: “Allah’ın elçisi (s.a.v.)’in müminlerin emiri Ali (r.a.)’a şöyle söylediği nakledilmiştir. ‘Ey Ali, bilmelisinki zamanın sonunda olanları Mehdi (a.s) talebelerinin imanı müthiş ve eminliği büyük olacak. Onların arasında peygamber olmayacak, fakat bunun yerine beyaz üzerindeki siyah gibi net delillere inanacaklar.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah, demek ki öyle bir açıklama yapacaklar ki, öyle deliller ortaya koyacaklar ki, mesela Darwinizmle ilgili farz edelim, fosilleri ortaya koyacaklar. Konu bitecek. Proteinin yapısını ortaya koyacaklar. Konu bitecek, maşaAllah. Biz de, Hz. Mehdi (a.s) öncüsü olduğumuz için bizde de o zuhurat oluyor, inşaAllah.

Evet, buyrun.

DİDEM ÜRER: Taha Akyol yazısında; “Akil insanların yapacağı çalışmanın veya şuan atılan adımların dışında, PKK’nın kökünü kazımak için, kimsenin bir öneri getirmediğini” vurgulayan bir yazı yazdı. “Bu yüzden şu an oldukça güçlenmiş olan PKK’ya karşı yapılacak tek şeyin, teröristlere silah bıraktırıp, siyasetin içine çekmek olduğunu” iddia etti. “Şiddet işe yaramadığına göre, bundan başka yol yok” yorumunda bulundu.

ADNAN OKTAR: “Siyasetin içine çekmek.” Siyasetin içine çekiyorsun da, sen onunla demagojiyle baş edemezsin ki. İlimle, irfanla, değil mi, bilgiyle, sanatla, ikna ederek baş edebilirsin. Siyasette, demagoji çıkar. Ama Darwinizm, materyalizmi çökertirsen, Marksist düşünceyi eleştirerek çökertirsen, bu ne ile olur? İlimle, irfanla olur. Samimiyetle ve sevgiyle olur.

Allah Allah, ümmet-i Muhammed coşmuş, maşaAllah. Herkesin isminin başında bir T.C. var. Kimse, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldıramaz. Cumhuriyet kelimesini kimse ortadan kaldıramaz, Türk kelimesini kimse ortadan kaldıramaz. Kardeşlerimizin gönlü rahat olsun, hükümetin de öyle bir niyeti yok. Olmaz da zaten niye yapsın öyle birşey?

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hüseyin Gülerce Hocamız; “CHP’nin Silivri’de mahkeme kapılarına dayandığı, Ergenekonda yargılananları milletvekili adayı yaptığı ve yargıyı tehtit ettiği müddetçe, asla iktidar olamayacağını” belirtti. “CHP’nin hala darbeden yararlanan bir yapıyı koruduğunu” belirterek, “CHP eğer yeni döneme ve çağa ayak uydurması ve eski zihniyetin terk edilmesi gerektiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: CHP asıl yapacağı; Darwinizme-materyalizme tavır alması, İttihad-ı İslam’ı savunması. Onunla yüzde yetmiş netice alır. Yoksa o tip şeyler yani o kadar önemli bir konu olmaz yani insanlar o kadar etkilenmez. Asıl insanları etkileyecek olan, odur. Yoksa CHP şunu yapmazsa bunu yapmazsa iktidar olur, öyle bir konu yok. Darwinizme-materyalizme karşı tavır alırsa, İttihad-ı İslam’ı savunursa başarılı olur.

Şeyh Nazım Hocam önce bir mehter müziği ister. Şeyh Nazım Hocam’ın mehter en beğendiği müzik türü söyleyeyim, inşaAllah. Önce bir mehter dinleyelim sonra devam, inşaAllah.

VTR-Mehter Marşı

BEYZA BAYRAKTAR: Hocamın sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah, buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gebze’den kardeşlerimiz, şöyle yazdılar; “Çok değerli, nur yüzlü Hocamız, kardeşlerimizle Cuma akşamı bir araya gelip Kuran’dan ayetler ve Hocamızın Güzel Sohbete Uymanın Önemi adlı kitabından bölümler okuduk. Ayrıca çalışmalarımız hakkında istişare yaptık” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım, meclis ne güzel meclis, ne güzel bir ev, ne ruhaniyetli, ne nurlular. Cennet kuzuları da oraya gelmişler, bakayım onlara şöyle teker teker çok şeker hepsi. Allah Allah ne güzeller, maşaAllah, nur gibi hepsi, çok güzel. Allah şevklerini arttırsın, çok güzel. Böyle iman meclisleri, Kuran meclisleri, sohbet meclisleri hiç boş olmaz, meleklerin en çok sevdiği meclisler, toplanır onlarda dinlerler, maşaAllah. Allah bereket versin, iyilik güzellik versin, eve bir nur çökmüş, maşaAllah. Allah üstlerinden dertleri belaları kaldırsın, cennet kuzuları da oraya gelmişler baksana, bir tane iki tane de değil, maşaAllah.

Evet, Didem hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz Diyabakır’da bir lisenin kütüphanesine kitap hediye etmişler Hocam.

ADNAN OKTAR: Oraya artık herhalde deccal yan kapıdan bile giremez. Baya güzel olmuş, aferin ellerine sağlık canlarımın. Nurlu koç yiğitlerim benim, maşaAllah. Özellikle Güneydoğu’da bu tarz faaliyetler, çok çok daha makbul, çok çok daha güzel. Allah hidayet versin, hepsine sağlık, sıhhat, iyilik, bereket, bolluk versin, her yerlerini nur kılsın, damarlarına kadar, inşaAllah.

Evet, Didem hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir hadis okumak istiyorum inşaAllah; “Müminlerin Emri Ali (r.a) bir hutbesinde şöyle demiştir; “Dikkat edin suhulet (kolaylık) servettir. Mehdi (a.s) sizin için neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilir. Mehdi (a.s) sizden şer hükümleri verenleri çekip alacak, tehlikelerinizi kesecek, adaletsiz hüküm verenleri azledecek ve dünyayı sahtekarlardan, samimiyetsizlerden manen temizleyecektir.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah, hadisin güzelliğine bakın, ahir zamanı ne güzel anlatıyor, ne güzel müjdeler veriyor, maşaAllah, elhamdülillah. Resulullah (s.a.v)’in her sözü, hikmetle, hayırla, ilhamla Cenab-ı Allah vahyediyor kalbine, maşaAllah.

Ümmet-i Muhammed yarın işe gidecek, yani bütün Ümmet-i Muhammed’de ayakta ama Allah hepsine sağlık, sıhhat, afiyet, dinçlik versin Cenab-ı Allah, güç kuvvet versin ki, İslam’a, Kuran’a hizmet edebilsinler. Allah bitkinlikten korusun onları, kalplerine ferahlık versin, iman neşesiyle Allah onları dinç etsin, inşaAllah. İman neşesi adrenalindir, müthiş etki eder, maşaAllah. Allah işlerine güzelliği, bereketi, bolluğu bol bol serpsin. Evleri ne güzel, sohbetleri ne güzel. O evleri çocuklar nasıl şenlendiriyor, nasıl süslüyorlar, melek gibi, maşaAllah.

Bu akşam bu kadar olsun, yarın devam edelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü