Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (13 Nisan 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Aşkın ruhum bir tanem Hocamın güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Mümin cazibeli olur. Allah cennette de onları cazibeli yaratıyor. Çiçekler cazibelidir. Her şeyi Allah cazibeli yaratır. Yeter ki, imanlı olsun. İmansızsa, zulümat gelir üzerine.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, aralarında Murat Belge ve Etyen Mahçupyan gibi sol görüşlü gazeteci ve yazarların da bulunduğu akil insanlar heyetinden bir grup Diyarbakır’a gitti. Bir salonda halkla toplantı yapan grup, basını içeri almadı. Toplantıda yapılan konuşmalarda Başbakan’ın “eskiden Kürdistan eyaleti vardı” konuşmasının memnuniyet verici olduğu, Öcalan’ın yoldaşlarıyla iletişim kurmasını sağlanması, Öcalan’ın Türk halkına seslenmesinin koşullarının yaratılması gibi konular konuşulmuş. Akil insanlar heyeti “bu talepleri dinleyip, Başbakan’a iletmekle görevli olduklarını” söylemişler.

ADNAN OKTAR: İki tane fikir var. İnananlarla, inanmayanların ilmi mücadelesi var. Yani Allah taraftarlarıyla, Allah’a inanmayanların ilmi zeminde kültürel çatışması diyelim var. Konu çok açık karmaşık bir şey yok. “Arkadaşlar biz Marksist’iz, solcuyuz” diyorlar, “ateistiz, dine inanmıyoruz. Türkiye ve Türklük, bu lafları da duymak istemiyoruz” diyorlar, özetle. Güneydoğu’da biz bir Kürt devleti kurmak istiyoruz” diyorlar. Demagojiye gerek yok, net olan bu. Yöntem, stil olarak, onların yapması gereken; alabiliyorlarsa alırlar. Başka bir tavır olmaz, başka bir şey olmaz. Onu uzatmaya falan gerek yok. “Yaparız ederiz” bilmem ne. Niye uzatıyorsun? Elini tutan da yok, istiyorsan buyur gel. Ona göre sana devlet cevabını verir. Millet de cevabını verir. Biz, Güneydoğu’daki kardeşlerimizi seviyoruz. Kürt, Türk, Çerkez, Laz ayrımı da yapmıyoruz. Türkiye’de seksen ayrı kavim vardır Türkler dahil. Biz, bu kavimlerin tamamına Türk diyoruz. Ve bu kavimlerin toplu olduğu memlekete de Türkiye diyoruz. Konu bitmiştir. Anlaşıldı mı? Aklın yatmıyorsa, buyur kardeşim, istediğini deneyebilirsin. Adam diyor ki: “Dinini imanını senden alacağım. Vatanını milletini senden alacağım. Mukaddesatını senden alacağım. Senin onurunu kıracağım, gücünü kıracağım, şerefini kıracağım, darmadağın edeceğim, ne diyorsun?” diyor. O zaman biz de “gel de dene” deriz ne diyeceğiz? “Ama çok insan şehit olur” diyor. “Anneler gözyaşı döker” diyor. Yok. Çanakkale’de biz gözyaşı dökmedik. Mohaç’ta, diğer bütün savaşlarda gözyaşı dökmedik, bilakis mehterle coştuk. Biz çünkü imanla, Kuran’la bakıyoruz olaya. Bazı insanlar gözyaşı dökebilir, saygı duyarız. Bu sevdadan bu üsluptan vazgeçsinler. Olacak iş değil.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu akşam Kutlu Doğum Haftası’nın açılışı vardı. Sayın Başbakan, Sayın Bahçeli ve Sayın Kılıçdaroğlu çok güzel konuşmalar yaptılar. Hepsi de ayrı ayrı Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in sevgi dolu ruhuna değindiler. Irkçılığın haram olduğunu anlattı Sayın Devlet Bahçeli; “İslam alemi içine düştüğü karmaşadan ancak yanı başındaki rehberi doğru yorumlayarak çıkabilir” dedi. Kılıçdaroğlu; “Ehli Beyt’e selam olsun” diye konuşmasına başladı. Ve “Peygamberimiz (s.a.v) düşman da olsa, insan onurunun korunmasına özen göstermiştir” dedi. Sayın Başbakan ise Kevser Suresi’ni tefsir ederek, muhteşem bir konuşma yaptı. Peygamberimiz (s.a.v)’e soyu kesik diyenlerin ahlaksızlığına dikkat çekti ve Peygamberimiz (s.a.v)’in, Hasan’a, Hüseyin’e tüm çocukları olan sevgisini anlattı. Konuşmasının sonunda; “Bizim yegane rehberimiz vardır; Kuran’dır” dedi.

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v)’i, Allah Kevser’le müjdelerken, onun soyunun anlı şanlı zaferine işaret ediyor. Bu da Peygamberimiz (s.a.v)’in evlatlarından. “Evladım” diyor, “evladım Muhammed Mehdi.” Onun dünya hakimiyeti, Kevser Suresi’nde işaret edilen odur. Öncelikli olarak, işari manalarından birisi budur. Hz. Hasan (r.a)’a, Hz. Hüseyin (r.a)’a, Allah şahadeti uygun gördü. “Size dünyada bir siyesi hükümranlık, siyasi güç, bir saltanat vermeyeceğim” dedi Cenab-ı Allah. Ama, “senin soyundan” diyor Peygamberimiz (s.a.v)’e, “senin evladına dünya hakimiyeti vereceğim” diyor. Dünyanın en büyük hakimiyeti, bunun üzerine başka hakimiyet yok, son. “Gelmiş geçmiş en büyük hakimiyeti vereceğim” diyor. Şu an deccal, Mehdiyet’e karşı direniyor. Deccal, otuz koldan girdi şu an Anadolu’ya. Kimi işte, Türkiye’yi yıkmaya çalışıyor, kimi parçalamaya çalışıyor, kimi “Hz. Mehdi, (a.s) yok” diyor, kimi “Hz. İsa Mesih (a.s) yok” diyor. Bilerek veya bilmeyerek deccalin emrine girdiler. Kimi İttihad-ı İslam,’ı reddediyor. Farkında bile değil deccaliyetin emrine girdiğinin. Ama aklı başında Müslümanlar gereğini yapıyorlar. Zaman sürekli zaferlerle ilerliyor, inşaAllah.

Sayın Bahçeli çok güzel çok güzel konuşmuş. İddialara ne güzel cevap vermiş. “Irkçılık haramdır” diyor, bitti. Artık Sayın Bahçeli ve ülkücüleri eleştirecek bu üslubun, hiçbir gerekçesi olmadığını bir kere daha gördüler. “Irkçılık haramdır” dedikten sonra bir insana sen daha hala ırkçısın dersen, buna kimse inanmaz. Ne MHP, ne ülkücüler asla ırkçılığı kabul etmezler. Böyle bir yapı yok, kimse de inanmaz. Gayet aklı başında insanlar. Öyle bir şey niye yapsınlar? Ölçüp, biçip, tartıp gayet oturaklı konuşan, dengeli tutarlı insanlar. Sayın Bahçeli iyi yapmış böyle konuşmakla.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu da, sevgi hakkında bir konuşma yapmış; “Yaratılışın temelinin sevgi olduğunu” söylemiş. Ve “öyle olduğu içindir ki, bizim Peygamberimiz (s.a.v) sevgi peygamberidir, bizim dinimiz sevgi dinidir. Onun yolundan gidenler sevgide yarışırlar, nefrette değil. İyilikte yarışırlar, kötülükte değil. Merhamette yarışırlar, zalimlikte değil. Adalette yarışırlar, zulümde değil” diye konuştu. Ayrıca “sevgi olamayan bir gönülde, Allah’ın ruhu ve rahmeti tecelli etmez” şeklinde söylemiş.

ADNAN OKTAR: Çok çok güzel konuşmuş. Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konuşmasını her tarafa yaymak lazım. Çok güzel konuşmuş. Sayın Bahçeli’nin konuşması da çok iyi. Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşması da çok güzel. Bir rahmet yağmış oraya benim gördüğüm. Başbakanımız mükemmel konuşmuş. Sayın Bahçeli mükemmel konuşmuş. Sayın Kılıçdaroğlu mükemmel konuşmuş. Bu konuşmaları özetleyip yaymak lazım. Çok güzel.

Sayın Kılıçdaroğlu hakikaten sevgi insanı. Mesela Sayın Bahçeli de çok halimdir. MHP’yi de çok olgun, güzel bir çizgiye getirdi. Onun için kitle partisi oldu MHP. Eskiden küçüktü MHP. Bazen kazanamazdı bizim zamanımızda. Ama son zamanlarda o şeyi aştı. MHP’ye de böyle çok komplolar yapıldı, MHP’yi çökertmek için oyunlar oynandı. MaşaAllah, hiç umursamadılar. Öyle olması lazım. Komployu umursamak, çok anormal bir hareket olur. Ülkücü gençlik bu konuda yamandır. Oyuna gelmediler, maşaAllah.

Alperenler, canlarım benim, maşaAllah. Onlar konuşma yapmamış mı Destici Hocamız?

DİDEM ÜRER: Onunla ilgili bilgi gelmedi.

ADNAN OKTAR: Sayın Destici çok aklı başında, mübarek, muhterem bir insan. Basın pek itibar etmiyor, çok ayıp yapıyorlar. Prof. Mustafa Kamalak Hocamız, çok büyük bir kitlenin temsilcisi ve lideri. Bu ne biçim bir kafadır?

O ağabeylerimizin her konuşmasını bize göndersinler de, biz onları sürekli gündem yapalım. Tabii. Mutlaka konuşmuştur bak yok, duymuyoruz.

DİDEM ÜRER: Bu törene katılmamışlar ama muhtemelen dediğiniz gibi başka yerde konuşmaları olmuştur.

ADNAN OKTAR: Bir şekilde demeci olmuştur. Törene katılmamasının da bir sebebi vardır.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu’nun yine konuşmasında, “Peygamber Efendimiz (s.a.v) ahlakıyla ahlaklanmadıkça, ne yaparsanız yapın kurtuluş mümkün değildir” demiş. “Ben bir siyasetçiyim ve ahlak bunalımının bir toplumu nerelere savurabileceğini biliyorum. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v)’in ahlakının yerine koyulabilecek hiçbir şey yoktur. Hiçbir siyaset, hiçbir ideoloji, hiçbir program, o boşluğu dolduramaz” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, şu mübareğin güzelliğine bak, şu konuşmanın güzelliğine bak. Şu hikmete, şu inceliğe bak. Sayın Kılıçdaroğlu Başbakan olacak bu gidişle, maşaAllah. Çok güzel olmuş. Ama partide sahip çıksınlar Sayın Kılıçdaroğlu’na. İşte diyorlar, “durumu çok zayıf.” Bu çok ayıptır. Lidere çok sıkı sahip çıkılır. Lider dediğin, çok sıkı korunup kollanmalı. Laf-söz söyletmeyeceksin, muhafaza edeceksin, göğsünü siper edeceksin. Lider kolay olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu hakiki liderdir. Öyle zayıf bir insan değil, çok munis, efendi bir insan. Mazlum, dünya hırsı yok. Ama sahip çıkılmazsa, mağdur durumda kalır, zor durumda kalır. CHP gençliği çok sıkı koruyup kollasın. Mesela Deniz Baykal’la ilgili geçen sefer oraya gençlik çadır kurmuştu, “illaki genel başkanlığı bırakma” demişlerdi, üçüncü, dördüncü günü çadırları söküp gittiler. Diren, gidecekse de sonra gitsin. Niye apar-topar bırakıyorsunuz? Aylar sonra gitsin gidiyorsa. “Asla ve kesinlikle kabul etmiyorum” dersin. Niye kabul ediyorsunuz? Mesela “liderimizin hiçbir şekilde çekilmesini istemiyoruz” deyin. Çok sıkı bir tavır konmuş olsa, gitmez, çok güzçü tavır konmuş olsa, gitmez. İleride, mesela aylar sonra tabi bir ortamda kendi sözüyle çekilebilir. Ama bu tip sebeplerden değil. Orada bırakmayacaklardı. Şimdi de Sayın Kılıçdaroğlu’na ciddi sahip çıkılması lazım. Güzel böyle nur gibi liderler geliyor CHP’ye, bir rüzgardır alıp gidiyor. Sahip çıkın. Mesela CHP’liler çok seçkin, kaliteli güzel insanlar, bizim milletimizin bütün insanları gibi. Böyle vazife aşkıyla dolu. Mesela ne kadar güzel konuşmuş, ne kadar güzel konuşmuş, maşaAllah. “Aynı Atatürk gibi olsun” demiştik CHP’nin tavrı. Atatürk’ün konuşması fikri. Bakın, Atatürk’ün konuşmasının aynısı. Atatürk ne diyor rahmetli: “Peygamberimiz (s.a.v)’e her yönüyle, her veçhesiyle uymamız gerekiyor” diyor. Ne diyor? Aynısı, tıpatıp çok güzel. Böyle olduğunda, tamam, maşaAllah.

Lider, çok akıllı, çok efendi olmadıktan sonra, bir insan lider olmuyor Türkiye’de. Allah bir insanı lider yapıyorsa, hakikaten o muhteşem bir insan oluyor. Sayın Bahçeli öyle. Sayın Kılıçdaroğlu öyle. Tayyip Hocam öyle. Boş insanı Allah lider yapmıyor. Dolu insanlar hep, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir konferansımız oldu bugün. Ankara, İstanbul, Tokat, Çorum, Samsun Giresun, Kayseri, Bursa’dan sonra Osmaniye’de “PKK ve Terör Sorununun Çözümü” konulu konferansımız oldu, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Osmaniye delikanlı yatağıdır. Bütün Anadolu’muz gibi, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Konferansımız ve fosil sergimiz çok başarılı geçti, maşaAllah. Türk Ocakları Genel Sekreteri Sayın Prof. Dr. Orhan Kavuncu ve MHP Osmaniye Milletvekili ve İçişleri Komisyonu Üyesi Sayın Hasan Hüseyin Türkoğlu Bey konferansımıza video konferans yoluyla katıldılar. Türk Ocakları Başkanı Sayın Mehmet Çetinkaya, Arif Aslan Hocamız ve Onur Yıldız birer konuşma yaptılar. AK Parti Osmaniye Milletvekili Mehmet Kastal ve MHP Osmaniye Eski İl Başkanı Yener Tuncay Beyefendi konferansımıza dinleyici olarak katıldılar. Konferansta, sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınız dağıtıldı. Konferansı organize eden kardeşlerimiz; Serkan, Rukiye, Ali, Mustafa, Ali, Fatma ve Serdar.

ADNAN OKTAR: O zaman bunun üzerine Ceddin Deden dinlememiz gerekli. Yalnız kendi mehterimizden rica ediyoruz. Buyurun.

VTR-Mehter Marşı

TUĞBA BABUNA: Aşkım, ruhum, güzeller güzeli Hocamla yayınımıza devam ediyoruz. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Ülkücü gençler hiç fütur vermesinler hiçbir konuda. Doğru yoldalar. Allah hiçbir zaman için onları yoldan saptırmadı. Hiçbir zaman hiçbir sözden etkilenmesinler. Kalpleri demir gibi, imanları muhteşem, ahlakları çok güzel. Vatan millet aşkıyla yanıp tutuşan koç yiğit onlar, aslanlar. Sakın ne dedikodudan etkilensinler, ne sözden etkilensinler. Sayın Bahçeli’ye de çok iyi sahip çıksınlar, çok sevsinler, çok hürmet etsinler. Yanlış olan bir şey yok. Yanlış olan bir şey olduğunda biz zaten söylüyoruz, inşaAllah. Ülkücüler, vatan millet aşkını coşkuyla yaşayan Anadolu’nun sımsıcak delikanlılarıdır, insanlarıdır. Buram buram Anadolu kokar MHP, ülkücü gençler. Osmanlı kokar. Onun için fitne-fücur odakları MHP’yi yok etmek isteyebilir. Ülkücü gençliği yok etmek isteyebilir. EvelAllah çelikler, balistik çelik. Kıyamete kadar hiçbir şey olmaz Allah’ın izniyle gönülleri rahat olsun. Alperenler de öyle koç yiğitlerimiz.

Onların bir demeci vardı. Oku onu.

DİDEM ÜRER: Times Dergisi okurlarıyla Türkiye’de yılın siyasetçisi olarak BBP Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici’yi seçti.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok iyi.

DİDEM ÜRER: Sayın Destici’nin bir açıklaması vardı; “Türkiye’yi bölünmeye götürecek bir sürece karşı olduklarını” dile getirdi ve “eğer bir pazarlık yoksa bu süreç kamuoyuna anlatılır ve kamuoyu da bu sürece aklıselim şekilde yaklaşır. Biz de bu ülkede kim hangi etnik kökene sahip olursa oldun, hak kaybı söz konusuysa bizler de onların daima yanlarında olur ve mücadele ederiz. Endişe ve öngörülerimize birileri cevap vermeli” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mustafa Destici de tam böyle bir Osmanlı Paşası gibi. Son derece akıllı, yerli yerince konuşan, vicdanı merhameti de çok güzel ifade eden, ama milli menfaatlerde de aslan gibi olan değerli bir kardeşimiz, değerli büyüğümüz, çok güzel. Bu tarz haberler olduğunda hemen göndersinler hemen yayınlayalım. Mesela bak bundan haberimiz yoktu, söyledik Allah razı olsun, kardeşimiz hemen göndermiş. Haberi gönderen?

DİDEM ÜRER: O da, Genel Başkan Yardımcısı Sayın Kaptan Kartal.

ADNAN OKTAR: Kaptan Kartal kardeşimiz bize her zaman ağabeylerimizin, kardeşlerimizin böyle güzel sözlerini anında aktarsınlar. Medya yayınlamıyor olabilir ama bizim yüz binlerce takipçimiz var, internetten de, televizyonlardan da duymadık yer kalmaz, her yere duyururuz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Büyük Birlik Partisi Malatya Teşkilatının da bir duyuru ricası var; “20 Nisan saat 18:30’da Semazen, Mehteran şöleni ve Genel Başkanımızın katılacağı şahlanış gecesi olacak. Yer; Kongre ve Kültür Merkezi Malatya” diyorlar. Ve kardeşlerimizi davet etmemizi rica ediyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, benim koç yiğitlerim her zaman bize söylesinler, biz her zaman yanlarındayız. Basının göstermemesi hiç önemli değil. Yedi cetlerine duyururuz, evelAllah. Bize her zaman bildirsinler, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi de, Kutlu Doğum Haftasında yaptığı konuşmada: “Hz. Peygamber (s.a.v)’in sevginin peygamberi, şefkatin, muhabbetin peygamberi olduğunu” belirterek, “Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in hayatında, bırakınız bizim için, bırakınız bizim çocuklarımız için, başka dinlere mensup toplumların çocukları için bile bir tek olumsuz an, bir tek olumsuz sahne bulmak asla ve asla mümkün değildir. Kendi çocuklarımızı da, dünyadaki bütün çocukları da böyle bir örnek hayatı öğrenmekten mahrum etmemeliyiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel. Emine Annemize hürmetler ediyoruz, saygılarımızı sunuyoruz. Allah ondan razı olsun, Allah onun ömrünü uzun etsin, Sayın Başbakanımızın da, onun da üzerlerinden Allah felaketleri, sıkıntıları kaldırsın. Varsa dertleri sıkıntıları, onları da Allah izale edip gidersin. Darwinizmin, materyalizmin ortadan kaldırılması için, Milli Eğitim Bakanlığı’nın cesur girişimine ihtiyaç var. Paleontolojik delilleri Milli Eğitim Bakanlığı geçlere gösterecek, fosilleri. 500 milyon fosil var bulunmuş olan şu an. Yer altında trilyon hesabıyla. Sırf onları gençliğimize göstersek, sırf onları başka bir şeye gerek yok. Darwinizm, materyalizmin aleyhinde eleştiri yapmaya gerek yok. Sadece masanın üzerine dizeceğiz fosilleri, konu biter. Bu kadar açık. Hiç değişmemiş çünkü, çok net. Yani yediden yetmişe herkesin anlayacağı gibi.

Bu safsatayı bitirmede, Emine Annemiz siyasetçi değil, bir demeç verse yer yerinden oynar. Nurlu ağzından böyle bir şey duyalım. Darwinizme, materyalizme karşı olduğunu veciz bir dille anlatsın-ki, zaten karşı. Başbakan’ın hanımı, süper etkili olur. Aynı zamanda da Başbakanımızın da görüşü olmuş olur o. Başbakan belki söyleyemiyor olabilir siyasi konumundan dolayı ama annemiz rahatça söyleyebilir. “Paleontolojik deliller sergilensin” desin, “mikrobiyolojiyle ilgili detaylı bilgiler gençliğe verilsin. Bilimin bütün verileriyle Darwinizmin, materyalizmin safsata olduğu artık insanlara duyurulsun” diyebilir. Tabii annemiz kendi düşünüp çok veciz, kısa ve özlü yahut geniş de olabilir, bir açıklama yaparsa tarihe geçer, inşaAllah. Tabii Allah rızası için.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetlerinden devam edeceğim, inşaAllah. Almanya’dan Göknur kardeşimiz şöyle yazdı: “Hocam, ben de Almanya’da faaliyet yapıyorum. Bunu günlük yaşamımda sürekli hale getirdim. Bir yere giderken yolda broşür ve belgesel dağıtıyorum. Çevremdeki kişilere kitaplarınızdan hediye ediyorum. Dünkü faaliyetimde, Darwin teorisinin geçersizliğini anlatan 150 adet broşür dağıttım. Okuldan çıkan öğrencilere broşür ve belgesel hediye ettim. Ben çiçekleri çok seviyorum Hocam. Yolda birçok çiçek çeşitleri vardı, resimlerini çektim, maşaAllah. Son sınıf üniversite öğrencisiyim, dua eder misiniz? Bitirme tezimi en güzel şekilde bitireyim inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: Şimdi, bize öyle güzel bir ikramda bulundu ki, tamam biz hayvanları seviyoruz ama en çok insanları. Hayvanlar, çiçekler, bitkileri çok seviyoruz. Çok güzel bir ikram oldu. Yalnız ben onları bir hayli tatlı ve şeker buldum. Bir daha bakabilir miyim detaylı? İkisi de bal, şeker ve kaymaktan oluşmuşlar. İkisi de çok çok güzeller. Allah ömürlerini uzun etsin, sağlık, sıhhat versin. Allah onlara üzüntü, keder vermesin, zihin açıklığı versin. Okullarda başarılı olsunlar ki, İslam’a, Kuran’a güzel hizmet etsinler. Allah, bütün milletimize de ferahlık versin, suhulet versin. Deccal komitesini Cenab-ı Allah yerle bir etsin. Vatanımızı bölmek isteyenleri yerle bir etsin Cenab-ı Allah. İttihad-ı İslam’ı isteyenleri de, Allah aziz etsin, mübarek etsin, kalplerine ferahlık versin, üzerlerinden sıkıntıyı alsın. Deccal taraftarlarının da Allah kalplerini kilitlesin, kalplerini yaksın, Allah çok şiddetli sıkıntı versin. Başları derdine düşürsün. Vatanı milleti bölmek isteyenleri, Allah helak etsin. Mahvı perişan etsin. Mümkünse Allah hidayetle bunların düzelmesine imkan versin, hidayet olmuyorsa, Allah kahrı perişan etsin, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şanlıurfa’dan kardeşlerimizin faaliyetleri var. “Güzeller güzeli biricik canım Hocam. Dün, Şanlıurfa Devlet Hastanesi Başhekimi’ne Yaratılış Atlası verdik. Her gün bir polikliniğe bırakacağım, inşaAllah bundan sonra. Ayrıca Başhekim Yardımcısına, Hastane Müdürüne ve hastane doktorlarına 15 tane Hocamızın kitaplarından hediye ettik. Ellerinizden öpüyorum. Canım Hocam sizi Allah için çok ama çok seviyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Canım benim, maşaAllah, elhamdülillah. Allah şevkini artırsın, güzelliğini artırsın. Özellikle Güneydoğu’da bu tarz faaliyetler, çok mübarek tavırlar, çok güzel. Allah’ın beğeneceği, daha çok sevap alınacak gayretlerden. Bir cehd ama mübarek cehd, zor olan bir cehd. Allah yardımcıları olsun, çok güzel.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz yeni Rusça bir site hazırlamışlar Hocam. İsmi; taynayareliğiya.com. Türkçesi; Adamlık dini sitesi. Rusça baya güzel olmuş, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Allah onlara iyilik, güzellik, bereket, huzur nasip etsin. İşte her okuyanın sevabı ona da geçecek, ne güzel. Sebil çeşmesi gibi, ne güzel. Oturduğu yerde sevap almış olacak, ne güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, İzmir’den kardeşlerimizin bir mesajı var: “Aslanların aslanı canım Hocam. Bugün İzmir Konak’ta kitap ve broşür dağıtımı yaptık. İzmirli kardeşlerimizin size karşı olan sevgileri ve kitaplarınıza olan ilgileri çok iyiydi, maşaAllah. Çekebildiğimiz köpek ve kediciklerin resmini de yolladık. Yeşil gözlü, gül yüzlü canım mübareğimiz, Rabbim dünya ve ahirette sizden asla ayırmasın, inşaAllah. Sizi çok seviyoruz” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İzmir’in insanları çok güzeldir. Benim İzmir’e ayrı bir sevgim vardır. Kedileri bile tatlı, maşaAllah. Allah onlara bereket bolluk versin, Allah yolunda harcayacak imkan versin, fuzuli harcama yaptırmasın Cenab-ı Allah, bereketli harcama yaptırsın. Özellikle hastane parası yaptırmasın Cenab-ı Allah paralarını, böyle hayırlı işlere teksif ettirsin.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu akil insanlar heyeti başkanının bir sözü vardı. Okuyayım mı onu, başka bir habere mi geçeyim?

ADNAN OKTAR: Ne diyor kısa öz, özet.

DİDEM ÜRER: Yılmaz Ensaroğlu Diyarbakır’da şunu söylüyor: “Şu anda çözüm çabası olan iki taraf da ana aktörleriyle buradaki psikolojiye baktığımda, halkın psikolojik olarak tatmin edilmesi gerektiği görülüyor” diyor. “Taleplerde çok yoğun biçimde Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, koşulların iyileştirilmesi öne çıktı taleplerde” diyor.

ADNAN OKTAR: Koşulları iyileştirilsin, tabii, işkence mi görsün diyeceksin? Kimse istemez böyle bir şeyi. Televizyon verilsin mi, verilsin. İstediği kanalı seyretsin. Bahçesine çıksın gezinsin. Ama şehit anneleri her gün gidip, mezara gidiyor, elinde bir havlu canlarım akşama kadar siliyorlar o mezarı. Belli ki bu çok bunalmış, sıkılmış artık. Abdullah Öcalan’ı da bırakacaksın, mezarın kenarından geçecek! Mezarlara sürtünerek geçecek! Şimdi bunu vicdan kabul ediyorsa, bunu bana bir söylesin. Cezasını çekecek, şamataya gerek yok. Kimse işkence yapılsın demiyor. Kötü şartlarda mahkumiyetini çeksin demiyor. İnsani olan, devletin imkanlarıyla sağlanan ne varsa olsun. Ahbapları gidiyor, arkadaşları gidiyor konuşuyor, konuşsun. Diğer mahkumlarla da görüşsün, spor da yapsın, bahçeye çıksın. Ama onu vicdan kabul etmez, bırakma işini. Bu olmaz. Bir tane, iki tane değil. Azmettirmeyle cinayet aynıdır. Bizzat cinayetle azmettirme aynıdır. Türk Ceza kanununda da aynıdır. Ha öldürmüş, ha azmettirmişsin. Vur dedin mi, aynısı. Emrinde senin adam, git vur dediysen, ceza sana da çıkar. Bunu bıraksınlar. Mesela diyor ki “ben eski yerimde kalmak istiyorum” diyor Abdullah Öcalan, tamam eski yerinde kalsın. Onu oradan zorla çıkartmaya gerek yok. Televizyon, tamam seyretsin. Tövbe etsin, namazlarını kılsın, bilgisini artırsın, Allah’a sığınsın, o zaman Allah kalbine bir ferahlık verebilir. Öbür türlü sokakta da olsa içi yanacaktır, cezaevinde de olsa içi yanacaktır. Bir tövbe etsin, esaslı bir tövbe. Ama üslubundan gördüğümüz kadarıyla, tövbe istiğfar etmiş görünüyor. Namazlarını kılıyor gibi bir üslup hissettim. Gelen haberler de o yönde gibi. İttihad-ı İslam’ı istediği açık görülüyor. Mesela bunlar iyi, bunlar güzel. Ama öbür türlü bunlar çok tehlikeli şeyler. İşte, “çıksın, başımıza geçsin, bölünsün.” Sen kendini de yakacaksın, milleti de yakmaya kalkıyorsun. Ateşle oynuyorsun. Ne dediğini kulağın duyuyor mu senin? “Abdullah Öcalan çıksın” diyorsun, “Güneydoğu da bölünsün, gelsin başımıza lider olsun.” Al sana bir Kuzey Kore daha. Al sana bir Pol Pot rejimi daha. Çok tehlikeli gözü dönmüş komünist devlet olmuş olacak o zaman. Bir ucu İran’da, bir ucu Suriye’de, bir ucu Irak’ta, bir ucu Türkiye’de! Bütün dünyanın başına bela olur böyle bir yapı. Çok kan dökücü, çok can yakıcı komünist bir devlet. Ve oradaki Kürt kardeşlerimizin çekeceği acıyı düşünün. Hepsini askere alırlar. Atmış yaşındaki dedeleri bile askere alırlar o zaman komünist hükümet. Genç kızların hepsini askere alırlar. Tamamen askeri rejim olur. Kuzey Kore’den, Çin’den gelişmiş silahlar getireceklerdir, kendileri de silah fabrikası kurarlar. Yani çok gelişmiş silah sanayi oluştururlar. Çin olduğu gibi yatırım yapar, bizzat orada fabrika kurar. Türkiye diye bir şey kalmaz, kısa sürede biter, size söyleyeyim. Ne Ortadoğu kalır hiçbir şey kalmaz. Mahvederler her yeri. Amerika da can havliyle diyecek; “İşte biz kendimizi korumak için savaş durumundayız” diyecek, atacak atom bombasını, atacak hidrojen bombasını, dünyayı cehenneme çevirecek. Evanjeliklerin de dediği sonunda olmuş olacak, Armageddon oldu diyecekler. Bir avuç Evanjeliğin hırsı için, ortalığı kan denizine çevirmeye kalkıyorlar. Huzurlu güzel yaşıyoruz kardeşlerimizle. Demokrasi tam anlamıyla gelişsin, gelişiyor da. Başbakanımız zaten o yönde tavrı. En ileri demokrasi istiyorlar. Gayet güzel. Daha tamam, hukuk daha rayına oturmadı, demokrasi daha rayına oturmadı. Daha gittikçe gelişiyor. Şu an biz her şey düzeldi demiyoruz ki. Ama hükümete yardımcı olmak lazım. Sayın Başbakan’ın üstüne çökersen, hakaret edersen, nefret edersen, sürekli engellemeye kalkışırsan nasıl olsun, peki ne yapacaksın? Kim gelsin onu söyle? İkinci bir hükümet sözü de yok ortada. Hani o olmadı şu olur da demiyorlar. Kabus teklif ediliyor. Olmaz. Başbakan söylüyor: “Ben bölünmeye karşıyım.” Bitti. Adamlar istediğini söylesin. Konuşma hürriyeti var, konuşabilir. Ama ülkücü gençliği olsun, Alperenler olsun, Saadet gençliği olsun, dimdik ayakta olduklarını, kararlı olduklarını, vatan millet aşkıyla dolu olduklarını vurgulamada karalı bir üslupla, aşk dolu bir üslupla, muhabbet dolu bir üslupla devam ederlerse, deccal yürüyemez. Deccalin ayağını kilitlemiş olurlar. Hiçbir şey morallerini bozmasın, hiçbir sözden çekinmesinler. Yok basın şunu demiş. Desin kardeşim, istediğini desin. Havada takla atsın isterse, hiç bir şey olmaz. Bir de Sayın Bahçeli’ye iyi sahip çıksınlar. Çünkü o merhametli bir insan. Ama insan olarak onun da desteğe, şiddetli bir sahip çıkmaya ihtiyacı olur. Onu çok güçlü vurgulamak lazım. Vurguluyorlar tamam, ama birkaç kat daha. O zaman güzel olur. Sayın Destici’ye de mesela çok güçlü sahip çıkılsın. Yani liderlerin hepsi, Allah rızası için gayret ediyorlar. Her parti bizim için kıymetli. Mesela CHP çok kıymetli, çok önemli, milli birlik beraberlik için. MHP çok önemlidir, Büyük Birlik Partisi çok önemlidir, Saadet Partisi çok önemlidir. AK Parti de hükümette, şahane bir demokrasi ziyafeti çekiyor. Ve o yönde bir gelişme gösteriyor. Şu anki özgürlüğümüze bakın. Zorluklar olmuyor mu, oluyor. Önüne gelen dava açıyorlar, bilmem ne yapıyorlar falan. Ama her halükarda şuan hukuku derliyor yinede, inşaAllah. Mesela bu yeni bir hukukla ilgili çalışma yaptılar, yeni bir paketi bir şeyler, o da öyle ferahlatıcı gibi görünüyor. İnşaAllah hayır olacak. Ama fütur asla olmaz, çünkü Allah bizden yana. Cenab-ı Allah hep haktan yana. Bakın diyor ki Cenab-ı Allah, “eğer siz doğru yolda olursanız” Allah söz veriyor bak çok net, Cenab-ı Allah’ın hükmü açık. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer siz doğru yolda olursanız, kötüler size zarar veremez. Garanti veriyorum” diyor Cenab-ı Allah. “Hiçbir şekilde zarar veremezler” diyor. “Ben sizden yana olurum” diyor, Allah. Ve “sizden yana olacağım” diyor. Onun için gönülleri son derece rahat olsun kardeşlerimizin.

Dinleyelim Hocayı biraz, cevabı.

VTR-Mustafa Karaman Hocayı Risale-i Nurları Dürüst Tefsir Etmeye Davet Ediyoruz.

YASEMİN AYŞE KİRİS: Canımın içi, aşkım, bir tanemle devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Biz de, Didem Hocamızla devam ediyoruz.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin size bir notu var; “ Bugün Adapazarı’nda broşür dağıtıp, ev sohbeti yaptık. Aramıza yeni katılan kardeşlerimizle sayımız her gün artıyor. Ve Allah yolunda faaliyetlerimizi coşkuyla sürdürüyoruz, inşaAllah. Sizlerin dualarınızı bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çiçek bahçesi gibi. Kedileri de güzel, kendileri de çok güzel, maşaAllah. Ne güzel bir nur denizi olmuş, ne güzel nur deryası olmuş. Ne güzel, ne güzel tertemiz, maşaAllah. Allah şevklerini arttırsın. Allah hiç birine ızdırap, acı vermesin. Aralarına aldıkları kardeşlerinin de en çok üstünde duracakları şey; samimiyet, dürüstlük, efendi insan olacak, Allah’tan korkan insan olacak, samimi olacak. Herkesle öyle dost olsunlar, herkes. Alabildiğine samimi yani, samimi insan yalan söylemez, oyun oynamaz, dürüsttür, kardeşlerini sever, onları korur kollar, iffetine, haysiyetine titizdir. Sağlığına, sıhhatine dikkat eder, mutluluğuna, neşesine dikkat eder, kimsenin kalbini kırmaz, Müslüman, samimiyet içerisinde, öyle olarak kardeşlerine sevgiyle, muhabbetle değerlendirmeleri ibadet zaten. MaşaAllah, çok güzel.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam bir hadiste; “Allah’ın adıyla sizin istekle beklediğiniz Hz. Mehdi, siz ayırt edilene ve siz denemeden geçene kadar gelmeyecektir. Ve Ayet söyledi Şeytandan Allah’a sığınırım: “Yoksa siz içinizden mücadele edenleri ve Allah’tan ve Resul’ünden ve müminlerden başka sır dostu edinmeyenleri, Allah bilip ortaya çıkarmadan bırakılıvereceğinizi mi sandınız?” (Tevbe Suresi, 16)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Demek ki, güçlü bir imtihan müminin şiarı, maşaAllah.

Evet.

DİDEM ÜRER: MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Kutlu Doğum Haftası’nda yaptığı konuşmasında; “İnsanın insana derisinin rengi nedeniyle bir üstünlüğünün olamayacağını” ifade ederek “Yüce Rabbimiz’in yanında üstünlük derimizin rengine, kökenimizin ne olduğuna, nerede doğduğumuza ve nereli olduğumuza göre tayin edilmemiştir. Biliyoruz ki üstünlük ırka, mezhebe, soya göre belirlenmemiştir” dedi. “Yüce dergahta en değerli olanımız, Rabbimize karşı gelmekten en çok sakınanımızdır. Bu itibarla Kutlu dinimiz İslam’ın özünde kardeşlik, gerçek anlamıyla barış ve huzur içinde birlikte yaşama ülküsü vardır” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: Üslubun güzelliğine bak, konuşmanın güzelliğine bak, imanının güzelliğine bak. Bu lafın üzerine, Sayın Devlet Bahçeli’ye daha hala birisi laf söylerse, ben artık onun samimiyetine inanmam. Çok net ifadesi, gayet güzel. Allah’a teslim olmuş, Peygamber (s.a.v.)’e teslim olmuş, tam Kuran üslubuyla net açıklama yapmış. Bunun üstüne konuşulacak bir söz olmaz. Baya güzel, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan’da, Kuran’da ırkçılığın kesin olarak reddedildiğini belirterek şunları söyledi; “Kevser Suresi, ırkçılığın kesin reddidir. Kevser Suresi, asabiyetin reddidir. Her gün namazlarımızda okuduğumuz Kevser Suresi, soy üstünlüğü iddia edenlere, asalet taslayanlara, kendisini diğerinden üstün görenlere Rabbimizin verdiği kesin ihtardır” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hükümetin üstünde de bir nur var. Muhalefetin üstünde de bir nur var. Memleketin üstünde bir nur var. Bu Mehdiyet’in nuru işte, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nuru. Cenab-ı Allah nurunu yaymış. Mehdiyet’in zıl ve gölgesi bütün vatanı kaplamış, en görmeyen gözler bile bunu görüyorlar artık. Sözlerim demek ki doğruymuş. Bakın 4 yıl önce anlattığımda, hikaye anlatıyorum zannediyorlardı. Bakın İttihad-ı İslam’da doğruymuş, bu nurda doğruymuş, Mehdiyet’te doğruymuş maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam siz, polisin biber gazı kullanımında astım hastalarına, tansiyon ya da kalp hastalarına dikkat edilmesi konusuna değinmiştiniz. Önceki gün Samsun’da karşıt görüşlü üniversitelerin kavgasına müdahale eden polis, biber gazı kullanmadan önce astım, şeker, tansiyon ve kalbi olanların kenara çekilmesi için anons şeklinde uyarı yapmış. Ayrıca üniversitede olaylar dünde devam etmiş. Polis yine müdahale etmek zorunda kalmış.

ADNAN OKTAR: Bu güzel, önceden uyarmaları. Çünkü hakikaten bilmiyor bazen gençler, astımı var tavşan gibi olayların içine giriyor. Belli ki astım krizi tutacak, Allah esirgesin. Onun için, polisin o tavrı iyi. Öğrencilere yapılacak şey, Darwinizmin, materyalizmin geçersizliğini anlatmak. Tekrar tekrar söylüyorum, nerede Darwinist diyorlar, nerede materyalist? Polislere kim saldırıyor, bir sorun bakim, Darwin’e inanıyorlar mı inanmıyorlar mı? Hepsi Darwinist. Polise saldıranların hepsi Darwinist, materyalist. Peki nereden öğreniyor Darwinizmi materyalizmi? Devlet kitaplarından okuyor, öğreniyor, biyoloji kitabından, felsefe, sosyoloji, tarih kitapları dolu. Gösterdim kitapları geçen günlerde. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün bir kardeşimiz ve eşi Gebze’de çok sayıda A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Gebze. Gayretleri, şevkleri çok güzel. Allah onları hep iyi olan, hep güzel olan yolda görevlendirsin, istihdam etsin, inşaAllah.

Didem Hocam buyurun, siz bir şeyler söyleyin.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ayasofya Müzesi’nde, Hüsn-ü Hat Sergisinin açılısını yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Hocamız şunları söyledi; “İslam ülkelerinde hala zaruri ihtiyaçlarımızı karşılamakta sıkıntı yaşadığımız için, sanat ve estetiği ihmal ediyoruz. Müslümanların estetik duygusunun kaybolması kabul edilebilir bir şey değildir. Picasso, hat sanatını görünce ‘gerçek resim budur’ demekten kendini alamamıştır. Sanat en büyük Sanatkara ulaşma aracıdır” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, sanat, estetik ve kalite bir hayli ihmal ediliyor. Yani inşaAllah, Mehdiyet devrinde şahlanacak. Kalite, sanat, güzellik şahika noktasına ulaşacak, Allah’ın izniyle.

“Biz Adnan Hocamız’ı, Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Halifesi biliyoruz” diyor. Ben olsam olsam, Şeyhimizin ayağının tozu olurum. “Sultan Evliya Adil Hakkani’nin en az bir videosunu yayınlamanızı istiyorum Hocam” diyor. “Trakya vekili fakir Mustafa” diyor. MaşaAllah, emrin olur. Şeyhimizi zaten biz aşkla muhabbetle görmek istediğimize göre, Şeyhimizin güzel bir sohbetini alalım, inşaAllah.

VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri: “Bize Bağlanan Ne Kadar Genç Varsa, Allah’ın İzniyle Hz. Mehdi (a.s)’a Bağlanacaktır” Diyor.

ADNAN OKTAR: Görüyor musunuz dünyalar güzelini? Hz. Mehdi (a.s)’ın adresini vermiş, “İstanbul’da” diyor. “Ve bütün talebelerimi de emrine veriyorum” diyor. MaşaAllah. Biz de Şeyhimizin, Sultanımızın talebesi olduğumuza göre, bizi de Hz. Mehdi (a.s)’ın emrine verdi. Ben de Hz. Mehdi (a.s)’ın emrindeyim, sizler de emrindesiniz, maşaAllah, elhamdülillah. Emir büyük yerden gelince, başımızın üstüne maşaAllah. Nasıl tatlı üslup, nasıl şeker, ses tonu nasıl güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mardin Özel Harekat “Hocamıza Selam, Kutlu Doğum Haftası Kutlu olsun” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Özel Harekata buradan, derin sevgi ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz, Allah onları kahpe kurşunlardan korusun dedik, bakın koruyor Cenab-ı Allah, elhamdülillah. Allah ömürlerine bereket versin, Allah derin hidayet versin. “Hizbu’l galibun” diyor Allah, “Allah Hizbi galip olandır” diyor. Allah onları galip ve muzaffer etsin. Derin imanla, sevgiyle, muhabbetle oralarda güzel tebliğ yapmayı, İslam’ı Kuran’ı yöre ahalisine anlatarak, PKK’nın etkisini ortadan kaldırmayı Allah onlara nasip etsin. Allah, her yerlerini nur kılsın, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hasan Kamil Yılmaz, TRT TV kanalında, Peygamberimiz (s.a.v.) Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri öncesi, 12 Nisan günü yaptığı açıklamada; “Peygamberimiz (s.a.v.) önceki cahiliye döneminde, kadın köle gibiydi, alınıp satılan bir meta gibiydi. Peygamberimiz (s.a.v.) kadını yüceltti, güzelleştirdi, değer verdi” açıklamasında bulundu, “toplumda kadın daha değerli olmalı” şeklinde açıklamalarda bulundu. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel konuşmuş. Kutlu Doğum Haftası, Kutlu Doğum Senesi, Kutlu Doğum Yüzyılı, Kutlu Doğum Ömrü. Kıyamete kadar Kutlu Doğum Haftasıdır. Kutlu Doğum bitmez, her gün kutlanır. Sabahtan akşama kadar kutluyoruz, sabahtan akşama kadar Allah’a hamd ediyoruz, böyle güzel bir Peygamber (s.a.v.)’i bize gönderdiği için, bu kadar ahlakı yüce, bu kadar nurlu, bu kadar tatlı Peygamber (s.a.v) gönderdiği için. Benim güzel dedemi, güzel ahlaklı dedemi, bütün dünyaya Cenab-ı Allah, nur olarak gönderdi, elhamdülillah. Allah cennette, cennet sofralarında onunla yemek yemeyi, sohbet etmeyi, o güzel yüzüne bakmayı nasip etsin. O dünya tatlısını bütün ümmet orada kucaklayacak. Her gören kucaklayacak, her gören bağrına basacak. Yiğitlik, yamanlık, aslanlık dedemin vasfıydı, maşaAllah. Korkusuz olmak, bir tek Allah’tan korkmak. Öyle güç şartlarda mücadele verdi ki, polis yok, hukuk yok, kanun yok o devirde, vahşi insanlar var, bir avuç Müslüman’la bütün bölgeyi nura boğdu, Allah’ın dilemesiyle, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Galatasaray, Karabük deplasmanına giderken, seyahatin karayoluyla yapılması planlanıyormuş. Ancak seyahat programı Cuma namazının saatiyle denk gelince, oyuncular “karayoluyla seyahatin bu açıdan sıkıntı doğuracağını ve namazı kaçırmak istemediklerini” Fatih Terim’e bildirmişler. Bunun üzerine özel bir uçak tutulmuş ve takım Cuma namazı saatinden önce Zonguldak’a varıp, namazlarını kılıp ardından kampa girmişler.

ADNAN OKTAR: Koçlara bak, aslanlara bak. MaşaAllah, Allah her yerlerini nur kılsın. Ne güzel böyle takva olmaları, ne güzel böyle nurlu olmaları, ne güzel böyle titiz olmaları. Allah hepsinin ömrünü uzun etsin. Fenerbahçe, Beşiktaş’ta öyle, onlar da öyleler. Onların hepsi aslan, maşaAllah. Trabzonspor ve diğerleri de öyle hepsi, maşaAllah. Hepsi yamanlar, hepsi aslan.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da kardeşlerimizin faaliyeti vardı. Toplanıp ev sohbeti yapmışlar, Kuran’dan ve sizin kitaplarınızdan okumuşlar. “Güzeller güzeli hocamızın mübarek ellerinden öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Estağfirullah, ben onların ellerinden öpüyorum, maşaAllah. Evin güzelliğine bak, şu evde ki nura bak, şu insanların güzelliğine bak, maşaAllah, elhamdülillah. Çocuklar evin süsü, acayip güzel oluyor evde çocuk. Çok nurlu varlıklar. Bir de onlar masum oldukları için, çok bereketi olur. Evlerde çocuk bulunması çok büyük bir nimet. Masum melek gibi yani. Günahsız, ne güzel, günahsız bir insan var orada, maşaAllah elhamdülillah. Allah mübarek etsin, Allah böyle güzel sohbetler, güzel toplantılar nasip etsin onlara. Allah sayılarını arttırsın, bereketlerini arttırsın, bereket, iyilik her taraflarını sarsın, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, İstanbul’da da bayan kardeşlerimizin size mesajı var; “Canım, bir tanemiz, aslanlar aslanı Hocamızı çok seviyor, ellerinden öpüyor dualarını istiyoruz.” Bugün Ayazağa da Elif, Ayşegül, Tuğba, Sevde, Nuray ve Hilal kardeşlerimiz broşür ve kitap dağıtımı yapmışlar, inşaAllah.

ADNAN  OKTAR: MaşaAllah, Allah onlara iyilik güzellik versin. Şevkleri de güzel, neşeleri de güzel, maşaAllah. En hoşuma giden de, bir kısmının başı açık, bir kısmı dekolte, bir kısmı başı örtülü, hepsi kardeşler, birbirlerine karşı en ufak bir füturları, en ufak bir ters tavırları, sevgisizlikleri olmuyor, bilakis son derece birbirlerine karşı sevgi dolu, muhabbet dolu ve birbirlerine adeta, Allah aşkıyla aşıklar, ne kadar güzel, Allah şaşırtmasın. Hanım kardeşlerimize gösterttikleri koruma, özen, onların iffetlerine, sağlığına, sıhhatine gösterttikleri titizlik, ayrı bir ibadet olarak, ayrı bir sevap olarak, onlar için bir güzellik, maşaAllah elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Alperen Ocakları bir duyuru yapmışlar, ondan bir bölüm okuyabilir miyim?

ADNAN OKTAR: Efelerimi dinleyelim bakalım, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Kamuoyuna bir açıklama yapmışlar, şöyle diyorlar; “Yaşanan süreç, çok boyutlu ve çok faktörlüdür. İç çekişmelere karşılıklı zıtlıklara ve ırki terimlerin din kisvesinden sıyrılıp, üstün kılınıp ayrılıkçı federal yapılara kadar gidebilecek sorunlara gebe olduğu apaçıktır. Bu nedenle milletimiz tarihi, harsi, içtimai, coğrafi, iktisadi, ruhi, idari ve siyasi bütünleşme konusunda, en ideal ölçülerde bir çelik yumruk haline gelmelidir. Milletimiz, milli bütünlüğü koruyup geliştirdikçe ve barış içinde kalkınmasını tamamladıkça yine gelişmiş medeniyetler seviyesine çıkacaktır” diyorlar inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aslanlarımın ağzından nur akıyor. Allah hepsine hayır bereket versin, iyilik güzellik versin. Alperenlerin birbirine karşı muhabbeti, birbirini koruyup kollamaları, milletimize olan sevgileri, teveccühleri çok güzel. O mübarek veliden, onlara güzel miras bu. Allah yollarını açık etsin, hepsini çok seviyoruz.

Peki bu akşam bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü