Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (15 Nisan 2013; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Aşkım, ruhum, gözümün nuru Hocamızla sohbetimize devam ediyoruz. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Yayınlardaki anlatımlar muhteşem. Onlar hep ezberlenmesi gereken konular. Bayağı güzel.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika’nın Boston kentinde düzenlenen maratonda bitiş çizgisine yakın bölgede iki patlama meydana gelmiş. Patlamada 12 kişi hayatını kaybetmiş. 23 kişi de yaralanmış. Birde yine JFK Kütüphanesi’nde de patlama meydana gelmiş. Terör saldırısı olduğunu söylüyorlar. El-Kaide’den şüpheleniyorlarmış. Ama daha kimse üstlenmemiş.

ADNAN OKTAR: İşte yobazlığa karşı tedbir alınmıyor dünya çapında. Halbuki biz diyoruz; İttihad-ı İslam olsa, Hz. Mehdi (a.s) zuhur etse bu psikopatların kökü kazınır ve konu biter. Amerika,“tamam, olur” diyor ama hafiften alıyor, ağırdan alıyor. Herkes hafiften ve ağırdan alıyor ve konu uzuyor. Ve boş yere hem Müslümanların canı yanıyor hem Hristiyanların canı yanıyor hem kötü bir imaj oluşmuş oluyor. Ve boş yere de vakit kaybedilmiş oluyor. Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. İsa Mesih (a.s)’dır bu belayı durduracak. Adam bombalarla şunu yapar. Çünkü orada amaç, Müslümanları deccal ordusu olarak göstermek, Yecüc-Mecüc olarak göstermek. Hristiyan alemine diyorlar ki;“Bak, bunlar milleti kesiyor. Kadınları buçuk görüyorlar. ‘Kadınlar bir şey söylediğinde aksini yapın’ diyorlar. Nefret ediyorlar kadınlardan. İnsanlardan nefret ediyorlar. ‘Namaz kılmayanı öldürün, zekat vermeyeni öldürün, sakalını keseni öldürün’ diyorlar. Bunlar vahşet ordusu, vahşet dini bu din. Bunların kökünü kazımamız gerekiyor. Hadi birleşelim. Amerika, Avrupa, Çin, Rusya hep birlikte olalım, Müslümanların kökünü kazıyalım” diyorlar. Özetle bu. Şimdi bunun derdinde bir kısım Evanjelikler. Çünkü en başta, bir kere Müslümanları deccal ilan ettiler ya, deccale benzetmek içinde bunları kullanıyorlar. Boston’a da başsağlığı diliyoruz. Tabii, Allah bu felaketleri durdursun. Sevgiyi, barışı, kardeşliği dünyaya hakim etsin. Muhabbeti hakim etsin. Hz. Mehdi (a.s)’ı ve Hz. Mesih (a.s)’ı Cenab-ı Allah bizlere göstersin. Cenabı- Allah fitneyi yeryüzünden kaldırsın. İnsanların, Müslümanların da basiretini açsın. Daha hala şiddetten ve acımasızlıktan yana birçok Müslüman. Şiddeti ibadet olarak görüyorlar. Kan dökmeyi ibadet olarak görüyorlar. Kan dökmeye kalkarsa Avrupa ve Amerika, yapıyor, işte gördünüz; Irak’ta perişan oldunuz, Afganistan’da perişan oldunuz. Dünyanın her yerinde perişan oluyorsunuz. Olan çoluğa çocuğa oluyor. Bu it-kopuk takımı yine kadın, kız satıyor. Sigara satıyorlar. Uyuşturucu satıp, ahlaksızlık yapıp, yine bunlar devam ediyor. Mesela Irak’ta o savaşı kışkırtan it-kopuk takımı şimdi bütün gayrimeşru işleri Irak’ta yapıyorlar. Irak mafyasına hakimler. Onlara bir şey olmuyor. Garibanlara oluyor, zavallılara oluyor. Şimdi bu olayın arkasında ne olduğunu da bilmiyoruz. Muhtemelen El-Kaide diyecekler. Rezalet, kepazelik diz boyu artacak. Zaten bir İslamofobi denen bir olay geliştirdiler. Bunu kat kat arttıracaklar. Türkiye’yi, İsrail düşmanı yapmaya çalışıyorlar. Musevi düşmanı yapmaya çalışıyorlar bazı kişileri. Bu yönde teşvikler var. Hristiyanlara karşı nefret körükleniyor. Sonucunda büyük bir savaş istiyorlar, yani yeryüzünden İslam’ı kazıtacak bir savaş. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Deccal ordusunu etkisiz hale getireceğiz. Neyle? İlimle, irfanla, sevgiyle, akılla.

Elma ağacında on tane elma olursa, burukluk olur. Kiraz ağacında az kiraz olursa, burukluk olur. Dal bastı kiraz olacak, dal bastı.Böyle dallar aşağı sarkacak. Cenab-ı Allah da öyle yaratıyor. Bela ne kadar çoksa, müdahale ne kadar çoksa, sevap o kadar yükselir. Velayet o kadar yükselir. Cennet o kadar genişler. Bizde Cenab-ı Allah’tan imtihanlarından dolayı memnunuz. Hamd ediyoruz Cenab-ı Allah’a.MaşaAllah. Seyyid Battal Gazi’nin karşısında bir kişi olsaydı, biz ona Seyyid Battal Gazi demezdik, değil mi? Karşısında yüzlerce, binlerce kişi olduğu için biz ona Seyyid Battal Gazi diyoruz.Bizde naçizane ilimle, irfanla dümdüz gidiyoruz, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün de Kızılay konvoyuna yönelik saldırıda,bir Somali’nin öldüğü, üç Türk’ünde yaralandığı, El-Kaide bağlantılı radikal dinci El-Şebab militanlarının olayların arkasında olduğu iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Her şeyi şiddetle halletmeye çalışıyorlar. Çeşitli İslam ülkeleri var, fakir; mesela Fransa gitmiş oraya üs kurmuş. Halk sürünüyor. Çöplüklerde falan, kargalar iniyor, baykuşlar geliyor, rezalet paçadan akıyor. Halk onları ilgilendirmiyor. Onlar sadece oradaki ticaret, orayı sömürmenin peşindeler. Halk da nefret ediyor. Böyle ortamda da El-Kaide tarzı örgütler devreye girince hemen taraftar buluyor. Zaten Darwinist, materyalist eğitimde var. Dolaysıyla şiddet bir anda yükseliyor. Yani özetle,“illaki Hz. Mehdi (a.s)” diyor dünya, “illaki Hz. İsa Mesih (a.s)” diyor. Onun dışında çözüm yok.Onun dışında cehennem.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin bir faaliyeti vardı, onu okuyacağım, inşaAllah. “Bugün, Mersin Yıldırım Han Eğitim Kurumları’nda fosil sergisi yapıldı. Sergiyi yüzlerce öğrenci gezdi ve fosiller hakkında bilgi aldılar. Okuldaki hocalar fosillerin yaratılışı en net anlatan delillerden olduğunu söylediler. Bu tarz sergilerin bütün eğitim kurumlarında sergilenmesini istediler. Sergideki arkadaşlar Muharrem, Alican, Celal, Tevfik, Cevval, Ergün ve Çağlar.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Bunlar,kuzu bunlar; minik kuzu, tatlı kuzu. Şimdi o gerçekleri gördükten sonra bu çocuklar, artık ona sen Darwinizmi istediğin kadar anlat, sabahlara kadar anlat, bir daha dinlemez.Çünkü somut delil, net. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz geçtiğimiz günlerde MHP, Büyük Birlik Partisi ve Saadet Partisi’nin 33’er kişilik gruplar oluşturarak toplam 99 kişilik bir bilirkişi heyeti oluşturmasını ve ülkeyi gezmesini tavsiye etmiştiniz. Akil insanlar grubunda olan Hülya Koçyiğit, bugün aynı teklifi getirmiş. Diğer partilerinde aynı, akil adamlar gibi değil de, örneğin gönüllü adamlar, barışçıl insanlar adına bir heyet oluşturmaları gerekiyor. AK Parti’nin kurduğu akil insanlar heyetiyle muhalefet partilerinin kurduğu heyetler birlikte çalışmalı teklifinde bulunmuş.

ADNAN OKTAR: Güzel. Hülya Hanım neydi, akil ekibinde mi? Öyle demeyelim de,‘danışmanlar’ diyelim yahut ‘fikir adamları’ diyelim, ‘düşünce insanları’ diyelim yahut ‘bilirkişiler ekibi’.

DİDEM ÜRER: Dün Mehmet kardeşimiz,Alanya’daki Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinde A9 TV broşürlerinden dağıtmış. “Canımız, nurumuz, gül yüzlümüz, heybetli Hocamızın mübarek ellerinden öperim” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, ne güzel olmuş, ne güzel olmuş. Allah şevklerini arttırsın, çok iyi olmuş. Allah onlara çok sevap yazsın.

DİDEM ÜRER: Bodrum’da MHP Genel Başkan Yardımcısı ve pek çok MHP’linin katılımıyla bir Cem Evi açılışı yapıldı. Bir Alevi dedesinin duasıyla yapılan açılışta, Cem Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan Sayın Kılıçdaroğlu’na şöyle bir eleştiri getirdi: “CHP en çok Alevilerden oy alıyor ama Sayın Kılıçdaroğlu Alevi olduğunu söyleyemiyor. Alevi kanalı olarak bilindiği için bir gün gelip Cem TV’de bir programa konuk olmadı. CHP Alevilerle ilgili konuları yüksek sesle konuşmalı” dedi.

ADNAN OKTAR: Kılıçdaroğlu nur gibi Müslüman. Önce Müslüman ismi önemli; Alevi, Sünni, Şafi, o ayrı, ikinci aşama. Bana sordular mı, “ben Sünni’yim” demiyorum, “Müslüman’ım” diyorum. Muhterem CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu da, sorulduğunda,“ben Müslüman’ım” diyor. Doğru söylüyor. Ayrı, Alevi olabilir ama Müslüman. Ben de Sünni olabilirim ama Müslüman’ım. Ben hayatımda “Sünni’yim” demedim. Her zaman,“inancın ne?” denildiğinde,“Müslüman’ım” dedim, elhamdülillah. Bir Alevi kardeşimize de sorulduğunda,“elhamdülillah, Müslüman’ım” der. Alevi nedir? Hz. Ali (r.a)’ı çok seven anlamına geliyor. Ne güzel, ne güzel, değil mi? Ehl-i Beyt aşığı demektir. Güzel ahlaklı, sevecen, merhametli; sanattan, sevgiden, güzelliklerin her türünden zevk alan güzel insan; Alevi budur. Dolayısıyla “ben Alevi’yim” diye devreye girmiş olsa, o zaman Sünni der ki;“Benim hükmüm ne?” Kılıçdaroğlu doğru söylüyor, doğru yapıyor. Alevi’yi ve Sünni’yi eşit görüyor. Şii’yi eşit görüyor, Bektaşi’yi eşit görüyor. O zaman ne diyor? “Elhamdülillah, Müslüman’ım” diyor. Bitti. Çok güzel. Alevi’yi canı gibi bağrına basar, o ayrı mesele ama Sünni’yi de bağrına basar, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Son Yorum Haber Sitesi’nde sizin, “Emine annemiz Darwinizme karşı bir demeç verse, yer yerinden oynar” sözünüz haber yapıldı Hocam. Şu açıklamanıza yer verildi:“Sayın Başbakan belki söyleyemiyor olabilir, siyasi konumundan dolayı ama annemiz rahatça söyleyebilir. ‘Paleontolojik deliller sergilensin’ desin, ‘mikrobiyolojiyle ilgili detaylı bilgi gençliğe verilsin. Bilimin bütün verileriyle Darwinizmin, materyalizmin bir safsata olduğu artık insanlara duyurulsun’ diyebilir annemiz. Kendisi böyle bir açıklama yaparsa tarihe geçer. Tabii, Allah rızası için.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Son Yorum Haber… İyi, maşaAllah. O haber sitesi çok delikanlı bir site, maşaAllah.

“Merhaba Hocam, gerçek internet fiyatları bu resimdeki gibi. Sizin söylediğiniz internet ülkemizde var, ancak aşağıdaki ulaşılması zor fiyatlara sahip. Başbakanımızın ve hükümetimizin bu konuya el atması iyi olur. Resimde de görüldüğü gibi ülkemizde internette limit, kota ve adil kullanım olmak üzere üç adet sınırlama uygulanıyor.” Allah Allah! “Bu nedenle canım vatandaşlarım internetten düzgün yararlanamıyor. Sadece lafta internet kullanıyoruz Hocam.”Bu çok hayati bir konu, yani demokrasiden daha önde gelen bir şey bu; bilgi olmadan demokrasi olmaz ki. Cahil bir toplumda demokrasi olmaz, değil mi? Cahilliği ortadan kaldıralım. Tamam, aydın bizim milletimiz ama cahil olanları da var. Kota ne demek? Adamın elinden alıyorsun kitabı, yırtıyorsun; kotanın anlamı bu. Adam kütüphaneye giriyor, kapıda tutuyorsun adamı; “giremezsin.” Kitap okumasını, araştırmasını, dünyayı öğrenmesini engelleyen yanlış bir sistem. Bu limit, kota ve adil kullanım, bunların adaletle, adillikle alakası yok. Bunların hepsini kaldıralım. Eğer devlete bir yük getiriyorsa bu, vergi olarak bizden alsın devlet, hepimizden alsın. Nedir nihayet, internet kullanılacak. Hatta şehirlerde kablolu değil, havadan… Mesela Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de havadan; bütün büyük şehirlerde o şekilde internet uygulaması olsun. Amerika’da başladılar ona, yurtdışında. Türkiye’de de öyle olsun, kabloya falan gerek yok.

Hanımlar ilginç makyajlardan hoşlanırlar, güzel olur. O bir renktir, hayata renk katar. Monotonluk iyi değil. İşin doğrusu yakışır, güzel olur. Alışılmışın dışında makyajlar, alışılmışın dışında kıyafetler hoş, göz alıcı, gönül alıcı olur. Onu yaratan da Allah’tır. Güzelliği yaratan Allah’tır. Monotonluk, kalitesizlik güzel bir şey değil. Siz istiyorsunuz ki hanımlar bakımsız, perişan olsunlar; erkekler bakımsız, perişan olsunlar. İşte çeksin altına bir blue jean, üstüne de kötü tişört, saçı-kafayı da bir kazıttırsın, dışarıya çıksın. Ayağında bir lastik ayakkabı, atom forvet öyle gezinsin. Hanımları da öyle hale getiriyorsunuz, onları da erkekleştiriyorsunuz. Bir kalitesizlik, bir estetikten uzak yapı yayılmaya başlıyor; bu çok korkunç bir şey. Sırf yemek-içmekten hayat oluşmaz. İşte bir sandviç olsun, onu yesin; bulduğu yerde yatsın, uyusun. Böyle hayat mı olur? Ondan sonra insanlar intihar etmeye başlıyorlar. Hayatı güzel hale getirmek, hoş hale getirmek Müslüman’ın vazifesidir. Allah dünyayı cennete çevirmekle bizleri görevlendiriyor. Bahçeleri güzelleştireceğiz, insanları güzelleştireceğiz. Mesela çok bakımlı çıkarıyorlar çocukları, değil mi? Süslüyorlar onları, içimiz gidiyor. Başlarına mesela taç takıyorlar, bir şeyler yapıyorlar. Ayakkabıları süslü oluyor, elbiseleri süslü oluyor, ilginç kıyafetleri giydiriyorlar. Hoşumuza gidiyor. Gençler de öyle bakımlı olacaklar, genç kızlar da öyle bakımlı olacaklar. Evler bakımlı olacak, arabalar bakımlı olacak. Kalitesizlik, kir ve pislik bir memlekette yayılırsa; sanat, bilim, estetik, ruh ölür orada, Allah esirgesin. Güzel bir şey değil.Onun için güzelliği, estetiği sonuna kadar aramak,her yeri güzelleştirmek gerekir, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Havin kardeşimiz 500 adet broşür dağıtmış. Onun resimlerini göndermişti. oğlu Ahmet’le birlikte. Sizden dualarınızı bekliyorlarmış, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, acayip şekermiş o da. Allah onlara iyilik, güzellik versin; kalplerine ferahlık versin, sevgi versin,iyilik versin, gayret gücü versin Cenab-ı Allah.

DİDEM ÜRER: Hocam İçişleri Bakanımız Sayın Muammer Güler, Twitter’da genellikle Allah sevgisini vurgulayan güzel cümleler yazıyor. Şimdi de Müslümanların kardeşliğini dile getirmiş. Şöyle yazmış: “Her ne kadar farklı dillerde dua etsek de, aynı kıblede namaza duran kardeşleriz biz. Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin. Amin.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Amerika’daki maraton sırasındaki bombanın patlama anının görüntüleri vardı.

ADNAN OKTAR: İşte, Allah sevgisi olmayınca, insan sevgisi olmayınca; şefkat, merhamet olmayınca; o onu bombalıyor, o onu bombalıyor. Deccal kudurmuş şekilde şuan. Deccalin çünkü ana özelliği kan dökmek, acımasızlık ve şiddet. Amerika bir yandan kan döküyor, bunlar bir yandan kan döküyor, öbürleri bir yandan kan döküyor. Hepsi vampir gibi kan peşindeler. İttihad-ı İslam’la, sevgiyle, Mehdiyet’le bu kan duracaktır. Hz. Mehdi (a.s)’a Mehdi-ül dem denmesinin nedeni budur.

DİDEM ÜRER: Siz her zaman Kürt kardeşlerimizin onuruna çok düşkün, çok izzetli insanlar olduğunu belirtiyorsunuz. İddia edilen Ergenekon örgütünün kardeşlerimizin onuruna yönelik zulmü olduğunu ve bunun telafi edilmesi gerektiğini anlatıyorsunuz. Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Görmez de aynı ifadeleri kullanarak, Kürt kardeşlerimize hitaben; “Bu topraklarda istiyoruz ki onuru zedelenen hiçbir kardeşimiz kalmasın, yüreği buruk hiçbir insan kalmasın” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: Ama gizliden gizliye yine acımasızlık bazı yerlerde, bazı insanlar tarafından devam ettiriliyor. Bunlara çok dikkat etmek lazım.Sinsi oyunlara karşı çok dikkatli olmak lazım.

DİDEM ÜRER: Hocam, geçtiğimiz hafta Paris’te, Bilimsel Değişim Avrupa Konseyi tarafından düzenlenen toplantı sırasında, 3000 adet Fransızca Kuran Mucizeleri belgeseliniz ücretsiz olarak dağıtıldı. Geniş bir katılım olan toplantıda dağıtımı yapılan DVD’nize yoğun bir ilgi gösterildi. Ayrıca toplantı sırasında belgeselinizin yayını da yapıldı.

ADNAN OKTAR: İşte bak, ne güzel, bu Mehdiyet’in adım adım ilerlemesi. Mehdi talebeleri, bizler de, onlar da yoğun bir gayret içerisindeyiz. Ama kan gövdeyi götürüyor bir yandan da. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’sız yaşayamayacaklarını onlara gösterecek. Hz. İsa Mesih (a.s) olmadan yaşayamayacaklarını, Allah onlara gösterecek, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bahar kardeşimizin size mesajı vardı Hocam. Onu okuyacağım, inşaAllah. Dua etmenizi istiyorlar, inşaAllah. “Canımız, Sultanımız, Seyyid Muhammed Adnan Hocamız, Konya’daki faaliyetlerimizin son nefesimize kadar devam etmesi için dua istiyoruz sizden. Can damarımız, nurumuz, aşkımız Hocamız, seni çok seviyoruz. Bahar ve Ayşe” diyorlar kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Allah onlara bereket, iyilik, güzellik versin. Kuran’ı hakkıyla anlayıp, hakkıyla yaşamayı nasip etsin. Hz. Mehdi (a.s)’a,Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe olmalarını nasip etsin.

Demek ki hareketli büyük günlerin arifesindeyiz. 2013-2014 büyük olaylara gebe. Bu önümüzdeki günlerde bu tırmanış devam edecek. Ve insanlık Hz. Mehdi (a.s)’ı bulmaya mecbur olacak, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı bulmaya mecbur olacaklar, inşaAllah.

Tamam, bugün bu kadar yapalım sohbetimizi; yarın devam edelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü