Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (16 Nisan 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

DİDEM RAHVANCI: Güzel Seyyidimle yayınımıza başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk, sefa bulduk.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, geçtiğimiz günlerde 37 kişinin yaşamını yitirdiği 6.1 büyüklüğündeki depremle sarsılan İran’da, bugün 7.8 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. İran devlet televizyonu; “depremde en az 40 kişinin hayatını kaybettiğini, 850 kişinin de yaralandığını, 1000’den fazla evin yıkıldığını” bildirdi.

ADNAN OKTAR: Allah vermesin, tabii orada büyük bir deprem olmuş, çok büyük bir deprem. Resulullah (s.a.v.) Muhbir-i Sadık, ne derse doğru çıkıyor, 1400 yıl öncesinden bu depremlerin, bu sıklığını, bu şiddetini harika tarzda haber vermiş. Hayrettir, yani tam tarihinde, tam zamanında, tam dediği gibi zuhur ediyor ve kader akmaya devam ediyor. “Evlatlarımdan Muhammed Mehdi (a.s) çıkana kadar, bu depremler, bu felaketler devam edecek” diyor. Sık sık Allah kendini hatırlatıyor.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan, yeni anayasadan Türk milleti ifadesinin çıkarılacağı ifadeleri için “tamamen uydurma, Türklük anayasadan çıkartılamaz” diyerek, Türk ifadesini sizin açıkladığınız şekilde açıkladı. Şöyle söyledi; “Bizim anayasa önerimiz çözüm sürecinde yaşanan kafa karışıklığını giderecek nitelikte. Türk milleti bir ırkı değil, vatandaşlığı tanımlıyor. Türklük, başka etnik kökenleri inkar eden değil, bütün etnik kökenleri kucaklayan bir kavram olarak bizim anayasa metnimizde yer alacak” dedi.

ADNAN OKTAR: İşte bu kadar. Buna daha hala karşı çıkan varsa, samimiyetsizliğinden karşı çıkar. Gayet makul insancıl olanı budur, Atatürk’ün de açıkladığı Türklük kavramı budur. ‘Türküm diyen herkes, Türk’tür’ diyor. Türk vatan sınırları içerisinde, ne güzel. O kadar.

Didem Hocam, ben sizi dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sayın Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’da, Fazıl Say kararı için “Mahkemeler, ifade hürriyetinin teminatıdır. Öyle de olması lazımdır. Ancak, insanlar konuşurken başkalarına hakaret etme, küfür etme, onların inandığı değerleri aşağılama hakkı ya da özgürlüğü yoktur. Fazıl Say söylediği sözlerin, toplumun önemli kesiminin kabul ettiği değerlere hakaret ve aşağılama olduğu için ceza aldı. Düşünceyi ifade etmek ayrı bir şey, başkalarının inancına hakaret etmek, küfür etmek ayrı bir şey. Bunları birbirinden ayırmak lazım” dedi.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Başbakanımız; “Şehit ve gazi yakınlarına hak ettikleri değeri daha fazla verebilmek için, onları ekonomik olarak rahat ettirecek yeni düzenlemeler yaptıklarını” açıkladı. Hem gazi, hem şehit yakınlarına ayrıca TSK’da görevli olan diğer güvenlik mensuplarından hayatlarını kaybedenlerin yakınlarına yeni iş imkanları sağlanıyormuş. Ayrıca evladı askerde olan ve maddi yetersizlik içinde olan, ihtiyaç sahibi ailelere, ayda 250 lira yardım yapılması kararlaştırılmış. Askerimizin annesinin hesabına veya evliyse eşinin hesabına bu para yatırılacakmış.

ADNAN OKTAR: Çok şekerler, hakikaten o 250 lira ile geçinirler de, çok tatlılar. Bence benim kanaatim yani hakikaten fakirseler yani 250 lira az, yani 1000 lira, en az 1000 lira ancak yani. Çünkü fakirse bir oğlu var onu bakan zaten o da gitmiş. Çocuk dursa, belki 2000 lira kazanacak, mağdur olmuş oluyor. Helal olsun yani biz onun parasını karşılarız. Vergi olarak devlet bizden istesin, biz ödeyelim, inşaAllah.
Evet.

DİDEM ÜRER: İstanbul’dan kardeşlerimiz 14 Nisan günü Fikirtepe’de 1000 adet A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Fikirtepe, delikanlı yatağıdır Fikir Tepe. Hepsi de koç yiğit maşaAllah. Aferin benim canlarıma.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ayşegül kardeşimizin size mesajı var; “Canımın içi, güzel aşkımın güzel tecellisi Sultanımız. Geçen yaz Erzincan’da oğlumla birlikte 500’e yakın A9 broşürü ve 50’ye yakın kitap dağıttık. Oğlum sizi çok seviyor, fotoğrafları göndermedim diye bana küstü, inşaAllah” diyor “başarırız inşaAllah” demiş kardeşimiz internetten “Siz bize Rabbimiz’den gönderilen bir nimetsiniz, şükürler olsun” diyor.

ADNAN OKTAR: Zaten resim gelmiş, sorun yok. Bir görelim şu köfteyi yakından bakayım. Çok yakışıklıymış, çok şekermiş. Ne kadar güzel, Allah onu bağlık bahçelikte, güzel yeşillik yerde yaşatıyor. Çok güzel, Allah ömürlerini uzun etsin, sağlık, sıhhat, afiyet, bereket versin. MaşaAllah, bu resmi de yaklaştır onu da göreyim. MaşaAllah, çok güzel, Allah selamet versin, yardımcı olsun Cenabı- Allah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz bu akşam Ankara Cebeci’de 900 broşür, 19 kitap ve 9 cd dağıtmışlar, “aslan Hocamızın nur ellerinden öpüyoruz, duasına talibiz” yazmışlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi, Ankara Cebeci orada delikanlı doludur yani. Böyle bir sıradan gidiyorlar, bir şey var bugün. Cebeci semti, Mamak, Topraklık ondan sonra Çin Çin bağları, hep delikanlı kaynar oralar, maşaAllah. En ünlü kabadayılar, delikanlılar. İlçeleri de öyledir Ankara’nın, hep bütün milletimiz öyledir yani, hep yiğittir, koç yiğittir, maşaAllah. İyi aferin, çok güzel. Aferin Cebeci Ankara’nın eski semtlerinden, ahalisi de güzel insanlardır. İyi olmuş, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Azerbaycanlı bir kardeşimiz şu mesajı yolladı; “Aslanlar aslanı canım Hocam. Ben Azerbaycan’ın Gence şehrindenim. Sizi en küçüğümüz de, en büyüğümüz de çok seviyor Hocam. Allah sizleri korusun. Ablamın çocuğunun resmini yolluyorum. Sizden dua istiyoruz inşaAllah” demiş.

ADNAN OKTAR: Kardeşim ben bunu yerim, ben bunu kıtır kıtır yerim. Kollara bak sen yumuk yumuk. MaşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin, sağlık versin. Ama baklava gibi bir şey bu çıtır çıtır yer annesi bunu. MaşaAllah.

Kardeşlerimiz, Mehdiyet’in zıl ve gölgesinde oldukları için, Cenab-ı Allah onlara tarif edilmeyen bir şevk, tarif edilmeyen bir heyecan veriyor. Özel himmetle hareket ediyorlar. Cenab-ı Allah yönlendiriyor kaderin sevkiyle, o tarif edilemeyen heyecan, meleklerin onların kalbine kuvvet vermesiyle oluyor, inşaAllah. Cenabı- Allah onları vesile ediyor. Binlerce melek Anadolu’ya yayılmış durumda, dağılmış durumdalar. Ehl-i İman’a sürekli yardım ediyorlar, maşaAllah.

‘Şimdi’ diyor Bediüzzaman “ Mehdî gibi eşhasın hakkındaki rivâyâtın ihtilâfâtı ve sırrı şudur ki: E-hâdisi tefsir edenler, metn-i ehâdisi tefsirlerine ve istinbatlarına tatbik etmişler.”

DİDEM ÜRER: Emsal kardeşimiz, oğlunun resmini gönderdi. ‘Canım Hocamı çok sevdiğimi ve o nurlu ellerinden öptüğümü Hocamıza iletirseniz çok mutlu olurum’ diyor.

ADNAN OKTAR: Bu ne şeker, ne mazlummuş bu, ne efendiymiş abisinin canıymış o. Allah ona uzun ömür versin. Çok mazlumlar, bunlar geleceğin Hz. Mehdi (a.s) talebeleri, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri, Cenab-ı Allah bunların vaktini çok güzel yapmış. İslam’ın en şaşalı dönemlerini görecekler. Dünya hakimiyetini görecekler, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, bazı kardeşlerimiz de geçtiğimiz günlerde Küçükyalı’da 800 adet broşür dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Didem Hocam, sen neler anlatacaksın bana başka?

DİDEM ÜRER: Hocam var yine, daha devam ediyorum. Uşak’tan kardeşlerimiz faaliyetleri ile ilgili bilgi gönderdiler; “Canımız, nurumuz, yakışıklı, heybetli, bakmaya doyamadığımız nur yüzlümüz. Bugün Uşak’ta sizin değerli eserlerinizden Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Mehdi (a.s) ve İttihad-ı İslam ve Nurculuk kitabınızı, Belediye Başkanı Kalem Müdürüne, Mevlana Tarikatı Derneği’ne, Kanal 3’ün Genel Yayın Müdürüne, esnaflara, doktorlara, avukatlara, öğretmenlere hediye ettik. Canım Hocam, hürmetle, sevgiyle ellerinizden öpüyoruz. Çalışmaya katılan kardeşlerimiz; Enes, Nermin ve Hanife.”

ADNAN OKTAR: Ben bunları kıtır kıtır yiyeceğim, kulaklarını ısıracağım ben bunların. Hepsi ayrı şeker, bayağı tatlılar. MaşaAllah hepsi de çok güzeller bayağı nurlular, aslan hepsi, maşaAllah. Allah kalplerine ferahlık, inşirah, nur versin, çok çok güzel. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam belki kısa bir ara verirsek, kardeşlerimizin faaliyetleri var gelen, onları düzenleyeyim.

ADNAN OKTAR: Tamam, inşaAllah.

VTR-Evrimci Sahtekarlığı: Domuz Dişinden Hayali Adam Oluşturmak

ELİF KIRAL: Canım, nurum, bir tanem Hocamla yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Emine kardeşimiz ev sohbeti yapıp birlikte yemek yemişler, pasta kesmişler, onun resimlerini göndermiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, işte bu Anadolu’nun sıcaklığı, Türkiye’nin güzelliği. Bunun dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Bu sebeple buralarda bir bereket, bir güzellik, bir rahmet olur. Bütün Anadolu’da vardır. Yani tarif edemeyeceğim bir güzellik, hoş sohbetlik, tevazu, sevecenlik, tatlılık, iyi niyet. Anadolu’ya gidenler vardır, görenler vardır, hep öyledir maşaAllah. Allah katından onlara güzel bir sofra indirmiş. O çocuklar da melek hükmünde çünkü masumlar. MaşaAllah, Allah her yerlerini nur kılsın. Üzerlerinden hastalıkları alsın Cenab-ı Allah, müminlere duamız bu, Cenab-ı Allah onlara hastane parası yaptırmasın, harcatmasın. O parayı Cenab-ı Allah, İslam'a, Kuran’a hizmete harcattırsın onlara. Cimrilikten Allah Müslümanları mahfuz buyursun, korusun. İnşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam kardeşimizin size mesajı var; “Canım Hocam, Erzurum’dan kardeşlerimiz ben Mubin, Mehmet, Murat, Abdullah, Çetin ve Ömer birlikte toplanıp sohbet ettik. Yapacağımız faaliyetlerden ve önümüzde ki fosil sergisinden konuştuk. Çok güzel bir geceydi inşaAllah, Hocamız bizi görür ve dua ederse çok seviniriz, inşaAllah” demiş.

ADNAN OKTAR: Aslanlara bak aslanlara, bunlar koç yiğit, ahir zaman aslanları, Ashab-ı Kehf gibiler, maşaAllah. Allah onlara sağlık, sıhhat, bereket versin. Nur versin, güçlü akıl, güçlü iman, dava heyecanı versin Cenab-ı Allah ve samimiyet. En büyük nimet samimiyettir. Cenab-ı Allah diyor ki ayette, şeytandan Allah’a sığınırım: “Sadece ve sadece” diyor Allah “samimi olan kullarım kurtulur” bir tek ölçü vermiş o kadar. Samimiyse zaten Kuran’ı da anlar, Kuran’ın hükmünü de anlar, Allah’ı çok sever, Kuran’ı çok sever, Sahabeyi sever, herkesi sever. Tevazusu, ahlakı, her şeyi mükemmel olur. Bütün mesele samimiyettedir. Çünkü ilhamla, Allah ona hissettirir yanlış olan şeyleri, doğruyu da görür.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Abidin kardeşimiz, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde 600 adet broşür dağıtmışlar. Fakat fotoğraf yollayamamışlar, size sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Diyarbakır, önemli maşaAllah. Çermik, ne güzel. İnşaAllah, Allah oralara gitmeyi, orada kardeşlerimizle muhabbet etmeyi, eğlenmeyi, sohbeti, Risale-i Nur okumayı, Kuran okumayı nasip eder Allah, birlikte namaz kılmayı.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam bir kardeşimiz de şöyle yazdı: “Evimin karşısında bir anne köpek ve 8 yavrusu var. Bu görüntüyü bana yaratan Allah’a şükrediyorum. Hocamızın öğrettiği sevgi ve merhametle sevebildiğime de çok çok şükrediyorum. O bizim nimetimiz, nurumuz, yakışıklımız maşaAllah” demiş.

ADNAN OKTAR: Ekip ama büyümüşler bunlar koca delikanlı köpek olmuşlar. Kocaman olmuşlar, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, herkes “küresel ısınma olacak kuraklık başlayacak” dediğinde, siz böyle bir şey olmayacağını, yağışların yeniden başlayacağını Kuran ve hadislere dayanarak açıklamıştınız. Son gelen haberlere göre dün Antalya’da sağanak yağışla birlikte gökyüzünü kaplayan karabulutlar nedeniyle, kent öğle saatlerinde karanlığa bürünmüş. Antalya’da caddeler, sokaklar nehre dönmüş, her yer sular altında kalmış. Kaş’a ise yumurta büyüklüğünde dolu yağmış. Metrekareye 75 kilo yağışın beklendiği Antalya’da yetkililer, ani sel ve su baskını, heyelan, yıldırım düşmesine karşı uyarıda bulunmuşlar.

ADNAN OKTAR: Evet, Allah kendini her türlü hatırlatıyor. Tabii anlayana, bilene, anlamak isteyene. İnşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu, dün yayınlanan faaliyet raporunda “ülke bütünlüğünün parçalanmasına yönelik tehditlerin içte ve dışta artan yoğunlukta güç kazanma çabası karşısında, iç güvenliğin sağlanması ve korunması öncelik kazanmıştır” ifadelerini kullandı. İnternet sitelerinde bu açıklama; “Jandarma Komutanından şok çıkış” başlığıyla verildi. Ve bir uyarı niteliğinde olduğu yorumu yapıldı.

ADNAN OKTAR: Yani iç güvenlikte, dış güvenlikte önemli. Paşamız ne demek istedi acaba?

DİDEM ÜRER: Herhalde bölücülüğe karşı olarak mı söylüyor?

ADNAN OKTAR: Ama zaten dış destekli o. İçte ve dışta demesi lazımdı. Ama paşamız herhalde derli toplu bir şey olsun diye böyle demiş, anladığım kadarıyla. İçte ve dışta iyi güzel duyarlılığı olacak tabii, o da bir vatandaştır, görüşünü belli edecek vatansever bir insan olarak. Bir riski dile getirmesi gerekir, niye sussun tabii ki söylesin, güzel olmuş, inşaAllah.

Didem Sultan Hocamız buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Allah razı olsun Hocam, inşaAllah.

Merhum Turgut Özal’ın ölümüne ilişkin, Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianame, yani Sayın Özal’ın bir suikast sonucu öldürüldüğüne dair iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamenin tek sanığı olan Levent Ersöz hakkında, müebbet hapis cezası talep ediliyor. Özal’a suikast davası iddianamesi, davanın zaman aşımına bir gün kala kabul edildi.

ADNAN OKTAR: Savcıya helal olsun, yetiştirmiş, maşaAllah. Ama tabii bizim için mahkeme sonucunda, Yargıtay’ın onayıyla alınan karar esastır. Onun dışında şahıslar bizim için masum hükmündedir. Evet.

DİDEM ÜRER: İngiltere’nin Kuzeyindeki bir şehirde hem finansal, hem de fiziki çöküntünün eşiğine gelen bir Sinagogun yardımına, komşusu Müslüman toplumu yetişti. Sadece 30 kişilik küçük bir Yahudi cemaati bulunan Sinagogun bulunduğu bölgede, işyeri sahibi olan Müslümanlar, aralarında para toplayarak, Sinagogu tamir ettirdi ve maddi olarak destekleyerek kapanmasını engelledi. İngiliz parlamentosu web sitesinden de şehrin Müslüman topluluğunu kutlayan bir yazı yayınlandı.

ADNAN OKTAR: Kuran’da var, kiliseler, havralar ve camiiler Müslümanlarca korunacak, yani yıkılması şu bu, ona engel olacak Müslüman, olmaz açık hüküm var.

Memleketimiz, tabii ki bir deccal saldırısı altında. Deccal heyula gibi milletimizin üstüne çöktü, illaki sizi parçalayacağım diyor, hırlıya hırlıya etrafımızda dolanıyor şu an deccal, Türkiye’yi bölmek ve parçalamak için. Asla müsaade etmeyiz. Ama hükümetin tavrını da ben işin doğrusu samimi buluyorum. Başbakanımız baya uyanık, akıllı bir insan. Hükümet üyeleri de öyle. Ama yoğun dikkatle hükümetin yanında olarak tabii, hükümeti destekleyerek. Yıkıcı değil, yapıcı, olumlu yönde yaklaşarak, bölücülüğe karşı ilmi, akılcı yoğun mücadele. Biz konuştukça, deccal eriyor. Biz konuştukça, bölücüler eriyor. Tuzun suda erimesi gibi eriyorlar. Her konuşmamız, onlarca takip ediyor. Deccaliyet çok titiz takip ediyor bizi. Her konuşmamızda, biraz daha, biraz daha, biraz daha çöküyor çöküyor çöküyor, bir süre sonra ayaklarımızın altında deccaliyet kaybolacak. Allah dedikçe kayboluyor, peygamber dedikçe kayboluyor, Ya Hak dedikçe kayboluyor, ilimle irfanla tabii, ilimle irfanla aynı zamanda, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Birgün Gazetesi; “YÖK tarafından 4 Mayıs 2013 tarihinde 1. Evrim Sorgulanıyor adlı kongre düzenleneceğini ve kongreye katılacak olan isimlerin hemen hemen tamamının, akıllı tasarım ve yaratılışı savunan isimler olduğunu” söylemiş. Bu nedenle bu kongrede evrimin değil, bilimin sorgulanacağı iddiasında bulunmuş.

ADNAN OKTAR: Paleontolojik delillere saldıran siz değil misiniz? Moleküler biyolojiye aldıran siz değil misiniz? Fosilleri paramparça kırmaya kalkan siz değil misiniz? Bilimsel delillere tahammül edemeyen siz değil misiniz? Nerenin bilimin sorgulanması? Bilimin açığa çıkması, bilimin kendini göstermesi mevzubahis orada. Bilimden korkuyorsunuz siz zaten, ana korkunuz bu değil mi?

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Diyanet İşleri Başkanı Sayın Mehmet Görmez Hocamız, Diyarbakır’da Kutlu Doğum Haftasında yaptığı konuşmada, tüm Kürt kardeşlerimize Said Nursi Hazretleri’ne kulak vermeye çağırmış. Ayrıca “Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in insan onuruna büyük önem verdiğini” anlatan Sayın Görmez, “Sahabe Zeyd’in, İslam ordularının komutanı olmasının onun gözünde bir mahsuru olmadığını” söyledi. “Onun gözünde adaleti yerine getirme hususunda kendi kızı Fatıma (r.a) ile Mahzun Kabilesinden Fatma Binti Esed arasında bir fark yoktur. Hiç kimse soyundan, sopundan, renginden dolayı asla hor görülemez, aşağılanamaz, hakir görülemez” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Risale-i Nur’la ilgili kısmı bir daha oku.

DİDEM ÜRER: Tüm Kürt kardeşlerimize Said Nursi Hazretleri’ne kulak vermeye çağırmış.

ADNAN OKTAR: Ama zamanında ne yapıyorlardı? Dershaneler basılıyordu, Risale-i Nur okuyanlar hapse atılıyordu. Bakın, deccaliyetin ölümüne bak, Mehdiyet’in dirilişine bak. Hz. Mehdi (a.s)’ın geldiğini buradan da anlıyoruz. Diyanet İşleri Başkanı, Risale-i Nur’a davet ediyor. Daha önce bu tahayyül dahi edilemezdi. Bediüzzaman zamanında tahayyül dahi edilemezdi. Deccal, kudurmuş gibi saldırıyordu onlara. Darwinist, materyalist düşünce, kudurmuş gibi saldırıyordu. Ehli hak, kendini korumaya çalıştı. Ve bu günlere geldi, Allah’a çok şükür. Yani deccaliyet nedir? Acımasızlık, merhametsizlik, şiddet, terör, kan akıtıcı, zalim, gaddar sistem. Ve buna ait her türlü eylemin yapılması.

Bu arada Ahmet Akgündüz’ün yanlışlarını bir anlatalım, bir de diğer Hocaefendi, “daha ne desin ya” diyor, ona da cevap verelim, inşaAllah.

VTR- Ahmet Akgündüz’ün Gösterdiği Şeceredeki Çelişkiler Ve Yanlışlar.

DİDEM ÜRER: Hac Suresi 78. Ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah adına gerektiği gibi cihad (mücadele) edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de, bunda (Kur'an'da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun, siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sarılın, sizin Mevlanız O'dur. İşte, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcı.” (Hac Suresi / 78)

Allah’a şükürler olsun, ne güzel Mevlamız var, Allah bizim yardımcımız. İnşaAllah, hep birlikte Türk-İslam Birliği’nin gerçekleşmesine şahit olacağız.

Bu akşamki yayınımız sona eriyor, yarın tekrar görüşeceğiz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü