Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (18 Nisan 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Derin gözlerine, bakmaktan çok büyük zevk aldığım aşkım Hocamın, derin sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

İman zaten kalkar kalkmaz, sabah ilk karşılaştığımız, en büyük gerçek. Hayat içinde de sürekli heyecanını yaşadığımız, en büyük gerçek. Ama Allah ne güzel imtihan ortamı meydana getirmiş. Zayıf insanlara, Allah kendini örtüyor. Güçlü insanlara da kendini daha açıyor, gösteriyor Allah. İman, o zaman değerli oluyor, daha güzel oluyor. Çünkü arayarak bulmuş oluyorsun, emek vermiş oluyorsun. Allah uğurunda çile çekiyorsun, sevgini göstermiş oluyorsun. Çünkü çile çekmezsen, doyumda olmaz. Seviyorum ama çile çekmemişim, olmaz. Bu Leyla Mecnun olayında da, orada nedir? Çile çektiği için, o sevgi bizim gözümüzde kutsal oluyor, güzel oluyor. Allah uğurunda da çile çekilince güzeldir, acı çekince güzeldir. Yoksa öbür türlü herkes sever, ne olacak yani. Aşkın, tutkunun derin yönü budur. Affedici olmak, merhametli olmak, koruyucu olmak, derin düşünmek, güzellikleri detaylı görmek, hikmetleri detaylı görmek ve sabır, yani sabır çok önemli.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika’da Boston maratonunda ki patlamanın ardından, bugün Texas’ta bir gübre fabrikasında bir patlama daha oldu. Sebebi henüz belirlenemeyen patlamada 70 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Patlamanın bir nükleer bomba etkisinde olduğu ve bölgede 2.1 şiddetinde deprem meydana getirdiği açıklandı.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Kim bilir ne hikmetle Allah meydana getiriyor, kim bilir ne hikmetleri var, kim bilir nelere vesile olacak! Allah her şeyi, ince ince tertip edendir. Önümüzde ki günlerde göreceğiz. Ama dedim gibi büyük olaylar. Daha yeni söyledim. Büyük olaylar, 2013-2014 öyle görünüyor, Allahualem.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İran’da ki 7.8 büyüklüğünde ki depremin ardından, bugün gelen bilgilere göre 5.2 büyüklüğünde yeni bir deprem daha meydana geldi. Ayrıca önceki gün meydana gelen, 7.8 büyüklüğünde ki depremde, Pakistan’ın İran sınırında ki Meşgil’de 3000 ev yıkılmış, 19.000 kişi evsiz kalmış.

ADNAN OKTAR: Can kaybı olmaması iyi. Mal kaybı zekat hükmünde olur, o kadar önemli değil. Can kaybı da olsa, o da şehit hükmünde olur, hayırla olur, hikmetle olur. Allah dünyaya bir şey hatırlatıyor. “Bir şey var” diyor, “buna dikkatinizi çekiyorum” diyor, Cenab-ı Allah. Amerika’nın dikkatini çekiyor. Amerika’da o şekilde, İran’da o şekilde, her ikisini yapan da Allah’tır. Sebep birçok, altından örgüt çıkar, şu çıkar, bu çıkar, hepsi Allah’ın kontrolüyle oluyor. Hikmet nazarıyla bakılırsa, birçok derinlik silsile şeklinde zincirleme derinlik görülür. Ve en ucu, en sonu Mehdiyet’e dayanır. Böyle zincir, zincir gider. En son geldiği nokta, yine Mehdiyet’tir. Hz. Hızır (a.s)’la bağlantı, Mehdiyet.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: CHP, 4+4+4 kademeli eğitim sisteminin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi’ne götürmüştü. Mahkeme bu talebi reddederek, gerekçeye kararı da şöyle söyledi; “Laiklik dinsizlik değildir. Laik devlet, dinler karşısında tarafsız olmakla birlikte, toplumun dini ihtiyaçlarını karşılanması konusunda kayıtsız değildir. Laiklik, her ferdin istediği inanca, mezhebe sahip olabilmesi, ibadetini yapabilmesi ve dini inançlarından dolayı diğer vatandaşlardan farklı bir muameleye tabii kılınmaması anlamına gelir” denildi. “Din konusunda ki seçmeli derslerinde bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği’”söylendi.

ADNAN OKTAR: Evet. Millet, Allah vermesin dinsiz olursa, Türkiye toz duman olur. Yani Türk milleti de kalmaz, Türkiye diye hiçbir şey kalmaz. Türkiye’yi ayakta tutan dindir. Din vesilesiyle Allah ayakta tutuyor. Yani açık açık görülüyor, son zamanlarda ki tartışmalarda insanların konuştuğu konular, dönüp dolaşıp geliyor. Birleştirici ne? Din. Bütünleştirici ne? Din. Din gittiğinde, ailede kalmaz, ahlakta kalmaz, devlette kalmaz, hiçbir şey kalmaz. Zaten onu söylüyor Marksistler, “komünizm geldiğinde” diyorlar, söylüyorlar “din gidecek, din gidince, aile gidecek” diyor, “ahlak gidecek ve bu tarz insanları bir arada tutan manevi güçlerin tamamı dağılacak” diyor. Ve “insanlar ilk çağa dönecekler” diyor, “ilk mağara dönemine. Komün, komünal toplum olacak” diyor. Kadın ortak, mal ortak, devlet yok, din yok, aile yok yani “hayvan sürüsü haline geleceksiniz” diyor. Sıkıysa, yapın bakalım! Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğu ortamda, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın olduğu ortamda, Hz. Hızır (a.s)’ın kol gezdiği, bir gün Texas’a, bir gün Ankara’ya, bir gün Tahran’a, bir gün Tokyo’ya gittiği ortamda, oturmuşlar, komünist hikayeler anlatıyorlar. Hiçbir şey yapamazsınız. Bütün kudret Allah’ın elinde.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan; “Güneydoğu bölgesinin en yüksek komutanından kendisine telefon geldiğini” belirterek, komutanın kendisine “Sayın Başbakanım çözüm süreci çok iyi oldu, iyi gidiyor. Çözüm süreci hayal edilemeyecek noktaya ulaştı, her gün bölgede ki gençler bizi ziyaret edip, ‘batı illerini ziyaret etmek istediklerini’ söylüyorlar. Otobüslerle bu gençlerimizi batı illerine göndermek istiyorum, yardımcı olabilir misiniz?” dediğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Bakın, bu çok güzel. Oradaki canlarımızı, ufaklıklarımızı dolduralım, otobüsle gelip İstanbul turu yaptıralım. Güzel her yerde hediyeler verilsin, herkes bağrına bassın, sevsin. Yine gitsinler, yine gelsinler. O çok güzel, komutanımı tebrik ediyorum. Çok güzel sözü.

DİDEM ÜRER: Hocam, Başbakanımız da “komutanın bu sözüyle ilgili bir çalışma başlatacaklarını” söylemiş.

ADNAN OKTAR: Çok isabet, bayağı güzel. Gençleri, ufaklıkları, ben bir gün izledim bıcır bıcır ortalıkta geziniyorlar. Yani gelsinler, mesela mağazaları falan gezerken bir mağazacı ayakkabı versin, biri üstünü başını giyer. Mesela, simitçi simit verir bir tane, yerler, bir tanesi çikolata verir. Çocukların bir içi açılır, bir canlanırlar, bir güzellik olur. Yine gitsinler, arada sırada sürekli gidip gelsinler. Hareketlendirelim, güzel olmuş, aferin, maşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül, bugün Muş’u ziyaret etti. Muş’ta, büyük bir sevgi seliyle karşılaşan Başbakanımız şunları söyledi; “Bugün memleketimizde güzel şeyler oluyor. Tabii farklılıklarımız var. Farklılıklarımızı güzellik olarak görmeliyiz. Huzur, barış ve kardeşlik bu milletin vasfıdır. Bu ülke hepimizin, hepimiz birbirimizle eşitiz” dedi. Çarşıda yaşlı dedelerle kıtlama eşliğinde çay içen Cumhurbaşkanımız, burada esnafla da uzun uzun sohbet etti.

ADNAN OKTAR: Şahane, göreyim bakayım. Çok iyi yapmış, maşaAllah. Muş, Kürt kardeşlerimizin çok olduğu bir il değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, iyi çok güzel olmuş. Ya Güneydoğu şahanedir ben onu anlatıyorum. İnsanlar görmeyince bilmez. Mesela şu olay şahane, şu kıtlama şeker falan. Orada ki insanların duyduğu saadet çok hoş. Yani çay hikayesi olayın. Tamam, çay bir nimettir de, fakat onların mutluluğu çok hoş oluyor. Yani o çay şekerin aldığı haz, orada ki sohbet ortamı,  o candanlık. Cumhurbaşkanımız da çok sevecen bir insan, çok mübarek bir insan maşaAllah, çok mazlum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 29 yıldır ilk defa bir Cumhurbaşkanı Muş’a gidiyormuş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Çok mazlum bir insan, böyle kendi halinde halim. Kendi halinde işte, ne kadar güzel, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Ve Türk bayraklarıyla meydanda bütün karşılanmış.

ADNAN OKTAR: O çok güzel. Canım Kürt kardeşlerim, buna çok özen göstersinler. Vatanımızın bir tane bayrağı var. Çok ayıp yani Türk bayrağını oturup bu şekilde. Kardeşim bizi de tutukladılar. Biz de emniyete gittiğimizde Türk bayrağı vardı başımızda. Ama aklımızın ucundan bile geçmedi Türk bayrağına tavır almak. Ne alakası var, Türk bayrağının ne suçu var? Orada ki adamın suçu var. Onlarda yargılanıyorlar şu an.

Sayın Kılıçdaroğlu, çok efendi bir insan. O da çok terbiyeli, ne güzel mesela CHP’nin başında öyle bir insan olması. Deniz Baykal da öyle. İkisi de çok dindarlar. Ben o yönden çok seviniyorum. Mesela Deniz Baykal, 5 vakit namazında, Kılıçdaroğlu da çok İslam’a karşı, Kuran’a karşı muhabbeti olan insan. Bir de kabil-i hitap bir insan, sevecenliği iyi, şefkati iyi, demokrasiye vurguları güzel. Israrla demokrasiden bahsediyor. Mesela askeri vesayet sistemi, askerin siyasete karışması, darbeler, onlara karşı olduğunu söylüyor, sık sık, o kalbimizde ferahlık meydana getiriyor, çok güzel. CHP’de kaliteli bir partimizdir, güzel bir partimizdir.

Amerikalı misafirlerim var, çok ünlüler. Amerikalı Cumhuriyetçi Derneği grup mensupları, onların en önemli ileri gelenleri, buradalar bizim evimizde misafirler. Onlarla da sohbetimiz oluyor, maşaAllah, onlar da hep barış, sevgi, Türkiye’yle Amerika’nın dostluğu güzel şeyler konuşuyorlar. Hayırlı oluyor, iyi gelişmeler oluyor, güzel. İşte sır saklayamıyoruz ya, söylüyorum, inşaAllah.

Batarken ufukta bir akşam güneşi, bırakıp gitmiştin beni sen sevgili. Yıllar yılı, dönmedin geri. Hz. İsa Mesih (a.s)’a söylenecek bir şarkı bu. Yıllardan beri bekliyoruz mübareği, dünya tatlısını, inşaAllah. Ama burada, fakat perdeler arkasında saklanıyor, o güzel sevgili. İnşaAllah, Cenab-ı Allah görüşmeyi, buluşmayı, muhabbeti, güzel sohbeti nasip eder. Ayağının tozuyuz, ayağının tozuyuz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Gebze’den kardeşlerimiz evde toplanıp, Kuran’dan ve sizin kitaplarınızdan okuyarak sohbet etmişler. Bir de size güzel mesajları var Hocam; “Allah’ın rızasını kazanmak için bizlere faaliyet alanlarının oluşmasına vesile olan, sevgiyi, kaliteyi, vefayı, nezaketi, daha da önemlisi gerçek anlamda imanı vesilesiyle öğrendiğimiz canımız Hocamız. Sizlere olan muhabbetimizin her geçen gün artmasıyla beraber, bunun Allah’tan bir nimet olduğunu da bizlere öğrettiğiniz için, asıl amacımızın sadece Allah’ın rızasını aramak olduğunu bizlere idrak ettirdiğiniz için, Allah bizleri sizlerden sonsuza kadar hiç ayırmasın inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben cennet bahçesi mi gördüm? Bir daha bakayım. Diyor ki Cenab-ı Allah; “tahtlara, yaslanmış olarak karşılıklı otağlarda sohbet ederler” diyor. O rızkı onlara getiren de Allah, o tahtları, o güzel koltukları da cennette de burada da yaratan Allah. Allah hepsine nur, bereket, sağlık, sıhhat, zihin açıklığı, iç ferahlığı, inşirah versin, Allah onları hastalıklardan, belalardan korusun. Ne güzel sohbet, ne güzel sofra, Cenab-ı Allah katından inmiş bir sofra. Cenab-ı Allah, Rezzak ismiyle onları rızıklandırıyor. Nur kardeşlerimiz, Allah onları Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin, cennette kardeş etsin. O sofralarda bulunmayı bizlere de nasip etsin. Öyle imreniyorum ki sofralarına. Şu sohbetin güzelliğine bak, insanların güzelliğine. MaşaAllah, şu nura bakın. Başı açık da var, başı kapalı da. Genç kızlar nur gibiler. Kardeşlerimiz, annelerimiz nur gibiler. Delikanlılar tertemiz, maşaAllah. Birbirlerini koruyup kolluyor, sağlığına, sıhhatine, iffetine, iyiliğine, güzelliğine özen göstertiyor, ne güzel, maşaAllah, elhamdülillah.  

Koskoca dünya kime yetmiyor? Hayrettir yani insanların birbirine saldırması, bu delilik, inanılır gibi değil. Şeytanın manyaklığına, manyakça uyuyorlar. Ne gerek var kan döküyorsun? Ne gerek var olay çıkarıyorsun? Uçsuz bucaksız git git, mesela Amerika’da arazi bitmiyor. Adam dört saat gidiyor, bir tane insan rastlamaz mı? Bomboş yollar.

AYLİN KOCAMAN: İki ev arası kilometrelerce.

ADNAN OKTAR: Tabi. Yollar bomboş. İki evin arası hakikaten acayip vakit alıyor gitmesi. Ucu bucağı yok. Kime yetmiyor? Mesela İsrail, Filistin; bir avuç Filistinli var, bir avuç İsrailli var, nedir ben bu olay anlamıyorum? “Yıkın duvarları” dedik, inşaAllah, yıktıracağız. Allah korur, duvar korumaz! Duvardan ne olacak? Duvara bir bomba atarsın yıkılır duvar. Duvar mı koruyacak? Allah koruyacak. Allah’ın şefkatine, Allah’ın sevgisine sığınacaklar, merhametine sığınacaklar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Tarsus’tan Muharrem ve Alican kardeşlerimiz yazdı; “Bu gün Tarsus’ta çok sayıda broşür dağıttık. Faaliyet esnasında dergi dağıtan komünistlere rastladık. Onlara da broşür verince, gülerken birden kızarmaya başladılar, görmeye değerdi” diyor kardeşlerimiz. “Canımız Hocamızdan dua istiyoruz” demişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aslan onlar aslan. Ama tabii komünistlere çok şefkatli olsunlar. Yani zaten bir felaketin içine düşmüşler, öyle acımasız davranmak, nefret etmek olmaz, merhametle yaklaşmak lazım, şefkatle ve kurtulmaları için dua edip, sevecen bir üslupla İslam’ı Kuran’ı sevmeleri için gayret etmek lazım. Bazı akılsızlar ağzından köpükler saçarak saldırıyor, küfrediyor, bilmem ne. Sen deli misin kardeşim? Sende belki daha önce imansızdın, sende Allah tarafından imana kavuşturuldun. Dua et hayırlar için, uğraş, gayret et.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Songül kardeşimiz, kızı Merve ve oğlu Muhammed’le Uşak merkez Mehmet Akif Ersoy Mahallesi’nde 500 adet A9 TV broşürü dağıtmış. “Nur yüzlü canımızın içi Hocamızdan dua bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah onlara bereket versin, iyilik versin. Şu çocukların sevinci, tatlılığı, o yüzlerindeki temiz ifade, günahsız olmanın verdiği o nur, muhteşem bir şey. Çocuk seyretmek büyük bir nimettir. Çünkü günahsız bir insanla karşı karşıyasın, şahane bir şey. Melek gibi yani, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimiz yazmış; “Hocam Cumartesi günü kardeşlerimizle hep beraber Kayseri’nin İncesu İlçesi’ne gittik. 1000 adet broşür ve kitap dağıttık. Hem de tarihi yerlerini gezdik ve sohbet ettik inşaAllah. Kayseri’den sevgiler ”diyorlar.

ADNAN OKTAR: Kayseri’nin güzelliği, Kayseri’nin sıcaklığı, maşaAllah. Çokta güzel olmuş resim. Allah onlara hep böyle ferahlık versin, iç açılması versin, kalp ferahlığı vesin, inşaAllah. O önemlidir, Allah üstlerindeki bas talihini çözsün. Üstlerine iyilik güzellik bereket serpsin Allah, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam bir hadis okuyacaktım; “Ey Ebu Halid, Allah’ın elçisi (s.a.v.)’in varisi, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhurundan önceki dönem, uzun olacaktır. Zuhurundan önce, Hz. Mehdi (a.s)’la birlikte yaşayanlar, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışını bekleyecekler. Onlar tüm devirlerde yaşayan insanların en üstünü olacaklar. Yüce Allah onlara öyle bir anlayış ve feraset verecektir ki, gaybet de onlar için varlıkla aynı olacaktır. Yüce Allah onlara, Allah’ın elçisi (s.a.v.)’le birlikte, mücadele etme makamını lütfedecektir. Onlar samimi insanlar olacaklar, Allah’ın dinini açıkça ve sağduyulu şekilde yayacaklardır. Daha sonra şöyle söyledi. Zaferi beklemek-Hz. Mehdi (a.s) büyük bir zaferdir, fereçtir.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Dün akşam da bir Hz. Mehdi (a.s) aşığı geldi, hal ehli böyle çok mübarek, muhterem bir insan. Çok faydalı oldu sohbetimiz, maşaAllah.

Ne yapalım? Şu Akgündüz’ü bir izleyelim kısaca. Onun böyle yanlış söylediğine, onu malum hale getirmek için ilmi çalışma gerekiyor. Devam edelim sonra da, inşaAllah.

VTR- AHMET AKGÜNDÜZ’ÜN GÖSTERDİĞİ ŞECEREDEKİ ÇELİŞKİLER VE YANLIŞLAR

TUĞBA BABUNA: Aşkın canım Hocamla yayınımıza devam ediyoruz, buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa’dan arkadaşlarımı, 18 Nisan Çarşamba günü Bursa merkez ilçesi Nilüfer’e bağlı Konaklı mahallesi semtinde 2000 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Şöyle yazdılar: “Güzeller güzeli, yiğitler yiğidi, aslan nur yüzlü Hocamızın ellerinden hürmetle öpüyoruz. Allah için Hocamıza olan sevgimiz katlanarak artıyor, elhamdülillah. Her birimizin imanlarına vesile olan kıymetlimizdir.”

ADNAN OKTAR: Şu mübareklerin dizilişine bak sen saf saf, maşaAllah. Var ya ayette, meleklerin saf saf olması gibi. Aslanlarım benim, Allah onlara uzun ömür, sağlık, sıhhat versin. Ben onların ellerinden öpüyorum. MaşaAllah, elleri öpülecek olanlar onlar. Biz onların hizmetindeyiz, kardeşleriyiz, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Ankara’daki kardeşlerimiz, bugün Ankara’da Kolej ve Libya Caddesi’nde 750 adet A9 TV ve Yaşayan Fosiller broşürü ve 8 adet Harun Yahya kitabı dağıtmışlar. “Aslan Hocamızın mübarek ellerinden öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Kolej benim gezindiğim alanlardı. Oradan Kızılay’a çıkardım.

Genç kızlar güzel ve bakımlı olsun. Delikanlılar onları koruyup, kollayacaklar. Genç kızın iffeti, namusu gittiğinde, mahvoldu demektir. Karanfiller var evin önünde, onu kopartıp buruşturdun mu mahvoldu o. Öldürdün onu yani, güzelliği hiç bir şeyi kalmaz. Genç kızlar imanıyla, iffetiyle güzeldir. İffetine zarar getirdiğinde, imanı mahvetmiş olursun Allah esirgesin, Allah vermesin. Onun için onları ne kadar iyi koruyup, kollarsak, ne kadar saygı gösterirsek, ne kadar hürmet gösterirsek, onlar o kadar güzel olur. Yüce olacak gözünde, büyük olacak, değer vereceksin. Birçok yerde kadına değer vermiyorlar. O zaman kaybolmuş olur o. Sen kaybedersin. Allah, elinden nimeti almış olur. Belaya dönüşür sana, için kararır, çok kötü olur.

Her yerde delikanlılar, genç kızları korumakla görevlidirler. Delikanlılığın şanındandır, Müslümanlığın güzelliğindendir. Ne diyor hadiste: “Beş kadın, üç kadın birlikte yanlarında hiç kimse olmadan tek başına Şam’a kadar gidecekler” diyor. Her yere gidecekler diyor. Niye? Her yer delikanlı dolacak da onun için. Hanımları kollayıp, koruyacaklar, hürmet edecekler, baş tacı yapacaklar, saygı görecekler. Kadınlar büyük olacak. O yüzden. Onların iffeti, namusunu kendi iffeti, namusu olarak görecek. O yüzden, her yere huzur içinde, neşe içinde gidecekler.

DİDEM ÜRER: Hocam, Antalya’dan bir kardeşimiz mesaj gönderdi. “Manavgat’ta A9 TV broşürü dağıttık. Aslanlar aslanı canımız, nurumuz, gül kokulumuz, heybetli Hocamızın mübarek ellerinden öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ben de onların ellerinden öpüyorum. Allah yardımcıları olsun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Cumartesi günü Topkapı 1453 tesislerinde, İstanbul’da Elif ve Zeynep Erbakan’ın sohbet toplantıları varmış, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah şevklerini artırsın.

Rahmetli Müslüm Gürses’te ses var. Yorum muhteşem. Böyle sanatçı Allahualem bir daha gelmeyebilir. Ama Hz. Mehdi (a.s) devrinde olur, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir duyuru yapabilir miyim Hocam?

ADNAN OKTAR: Evet.

DİDEM ÜRER: Büyük Birlik Partisi, Malatya’da yarın akşam toplantıları var. 18:30’da Sayın Mustafa Destici’nin de katılımıyla “Şahlanış Gecesi” gecenin adı. Malatya Belediyesi Konferans Salonunda mehteran gösterisi de olacak. Ve fosil sergimiz de olacak, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Allah mübarek etsin. Koç yiğitlerim, aslanlarım. Allah ömürlerini uzun etsin.

DİDEM ÜRER: Hocam, aynı zamanda Büyük Birlik Partisi Malatya Teşkilat Başkanı Sayın Ensari Aladağ Beyefendi de, çok yiğit ve bizi çok seven bir Beyefendi, onun da size selamları var inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Bil mukabele. Emrindeyiz, bütün kardeşlerimizin emrindeyiz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Malatya’daki bütün çalışmalarımıza da yardımcı oluyor kendisi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Nur gibi o gençler nur, can onların hepsi maşaAllah. Allah aşkıyla coşmuş, mübarek, ruhani varlıklar, melek gibiler, maşaAllah.

Ben dinliyorum sizi Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Haber 7 sitesi yazarı Ömer Vehbi Hatipoğlu; “Kuşkulu yaklaşmakla birlikte, yine de Öcalan’ın değiştiğine dair kanaati olduğunu” söylemiş. “Öcalan’ın son mektuplarında aslında PKK’nın ideolojik iflası olduğunu” belirtmiş. “Öcalan da önceleri PKK’yı Marksist, Leninist silahlı örgüt olarak” tanımlamış ve “hedefinin bağımsız Kürdistan olduğunu ilan etmişti. Şimdi aynı Öcalan İslam’ın birleştirici çağrısına atıfta bulunuyor. Peygamberlerin davetine vurgu yapıyor” demiş.

ADNAN OKTAR: Güzel ama inşaAllah örgütü de öyle olur. İnşaAllah, komünistlikten vazgeçerler, Marksist düşünceden, Darwinist-materyalist düşünceden vazgeçerler, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Ömer Vehbi Hatipoğlu şunu da söylemiş; “Bu değişimin temelinde 30 yıllık zorbalığa rağmen, Kürt kardeşlerimizdeki İslam ve peygamber sevgisini yok edememesi olduğunu” ifade etmiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Yani Mehdiyet. Yani İmam Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, yani Hz. İsa Mesih (a.s)’ın zuhuru, Hz. Hızır (a.s)’ın Anadolu’da kol gezmesi. Komünizm yenilir mi? Hz. Mehdi (a.s) olunca yeniliyor işte. PKK yenilir mi? Hz. Mehdi (a.s) olunca yeniliyor. Rusya yıkılır mı? Hz. Mehdi (a.s) olunca yıkılıyor işte. Bütün sistemler çökecek, sadece Mehdiyet ayakta kalacak, inşaAllah.

Didem Hocam ben gidiyorum. Gidelim yarın gelelim, yarın görüşüyoruz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü