Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (19 Nisan 2013; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


AYLİN KOCAMAN: Dünyalar güzelimiz, heybetli yiğidimiz ile yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Bu yapılan röportaj, ben Esad’ın açıklama yapmasını istememden sonra olan açıklama mı bu?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Ama bunlar yine biraz yuvarlak açıklamalar. Çok net, sarih; zor bir şey yok. Bu utanacak bir şey değil, kimse buna karşı çıkamaz. “Modern anlamda İttihad-ı İslam’ı istiyorum.” İslam ülkelerinin birliğini kim istemez? İttihad-ı İslam. İtttihad-ı İslam Arapçadır, orijinal ismiyle. “İttihad-ı İslam’ı istiyorum. Bağnazlığa, yobazlığa karşıyım. Allah bize Hz. Mehdi (a.s)’ı nasip etsin.” Zamanı bak söylemiyoruz, şudur budur da demiyoruz. Sünnilerin Mehdi’si, Şiilerin Mehdi’si diye de bir kavram kargaşasına girmiyoruz, değil mi?“Hz. Mehdi(a.s)’ı nasip etsin” diyecek. “Alevi, Sünni, Yahudi, Musevi, Hıristiyan herkese karşı devlet olarak eşitiz ve hepsine şefkatle bakıyoruz. İnsan olarak hepsine şefkatle bakıyoruz.”Bu kadar. Bunu diyecek. Bunlarla netice alamaz. Sözümü tutarsa süratle değişiklik olduğunu görecektir. Çok süratle değişiklik olacağını görecektir. Yoksa bu kargaşa bütün hızıyla yine devam eder. Biz haber bekliyoruz bunu söylemesi için, değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet.

Bugün Japonya’nın kuzeydoğusunda 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremin bir hasara yol açıp açmadığı konusunda bir bilgi verilmemişti.

ADNAN OKTAR:Her gün aşağı yukarı bir deprem, her gün bir felaket; ahir zamanın insanların üzerindeki tecellileri işte. İnsanlar böylece düşünmeye, “biz neyiz, nerden geldik, nereye gidiyoruz?” demeye mecbur oluyorlar. Öbür türlü, “çekler ödendi, senetler ödendi,” uyuşuyor. İşte, “çocuk okula gitti.” “Ne zaman evleneceğim? “Ne yapacağım? ” Ama büyük felaketler derin düşünmeyi arkasından getirir. Çok derin düşünmeyi arkasından getirir. Dünyanın boş olduğunu anlar o zaman şahıslar. Onun için her şey hayırlı oluyor.

DİDEM ÜRER: Merhum Cumhurbaşkanı’nın oğlu Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal by-pass ameliyatı oldu Hocam. Yoğun bakıma alınan Özal’ın tedavisinin sürdüğü belirtildi.

ADNAN OKTAR: Geçmiş olsun. Allah sağlık, sıhhat versin. Ahmet mazlum bir insan, kendi halinde bir insan. Dürüst. Tabii insan olarak hataları olur, eksikleri olabilir ama mazlum.

DİDEM ÜRER: Sayın Başbakan ülkenin bütünlüğü ile ilgili yeni bir konuşma yaptı. Şöyle söyledi Hocam,

ADNAN OKTAR: Başbakan’a güveniyoruz. Sorun yok. Bayağı aklı başında, bölünmeye falan müsaade etmez.

“PKK çekip gideceğiz” diyor; gidin, tamam. Bu kadar, konu bitmiş. Buna kim ne der zaten? PKK diyor ki; “Biz çekip gideceğiz.” EyvAllah, teşekkür ederiz, Allah razı olsun. Tamam, kabul ediyoruz, çeksin gitsinler, güzel. Allah razı olsun, tamam memnun oluruz. Eğer yarın bir gün bize gelirlerse,“biz çekip gittik ama içimizde de ukde kaldı, şu Güneydoğu’yu da bir rica etsek nezaketiyle” derse, o zaman o olmaz işte. Yani buna ne iknayla, ne telkinle, Türkiye’yi böyle alıp göğe kaldırsalar, yeniden yere indirseler, dünyayı toz duman etseler yine kabul etmeyiz. Mümkün değil. 75 milyonu şehit etseler de, biz yine yerin altından kalkarız, Allah’ın izniyle, yine onlarla mücadele ederiz. Öyle bir şey olmaz. Bu vatanı böldürmeyiz. Ana vatan, bir tek Türkiye var yani güvenilecek. Bütün Türklük alemi Türkiye’ye güveniyor. Bütün İslam alemi Türkiye’ye güveniyor. Burayı böldün mü sen mahvettin demektir. Böyle pis bir teklif olmaz. Bu ahlaksız tekliftir, alçak tekliftir, karaktersizce bir tekliftir ve bu hakarettir millete. Böyle teklif edenin yüzüne tükürmek lazım. Türkiye’yi bölme teklifinde olanın yüzüne tükürmek lazım.Çok büyük bir ahlaksızlık. Cevap olarak sadece suratına tükürmek lazım. Zaten ufak bizim ülkemiz, küçük; imparatorluk parçalana parçalana ufacık bir toprak parçası kaldı. Bir de bunu “bir daha parçalayalım” diyorlar. Bir kısmı da tutturmuş,“sizin dininize, imanınıza küfredeceğiz, siz susacaksınız. Alışın buna” diyorlar. “Peygamber (s.a.v)’e (haşa) küfredeceğiz” diyorlar. Haşa ve haşa,“Cenab-ı Allah’a hakaret edeceğiz” diyorlar, haşa.“Dininize, imanınıza, mukaddesatınıza küfredeceğiz. Modern dünyadasınız, alışın” diyorlar. Arkasından,“Türkiye’yi de böleceğiz, ona da alışın” diyorlar. Siz delirdiniz mi? Kendinize gelin. Kendinize gelin, kendinizi kaybetmişsiniz. Ne dinimize, ne Allah’a, ne kendimize hakaret ettirmeyiz. Bunu unutacaklar. Türkiye’yi de böldürmeyiz. Ama Kürt kardeşlerimizi hakikaten rencide ettiler, gururlarını kırdılar. Ahlaksız iddia edilen Ergenekon terör örgütünün yaptığı azgınlığı bu milleti bölerek mi karşılayacaksınız? Bunun cezasını bu şekilde mi millete kesmeye kalkıyorsunuz? O karaktersiz adamlardan biz memnun muyuz? Bize eziyet etmediler mi bunlar? Bütün millete eziyet etti bu alçaklar. Bütün milleti küçük gördü, aşağılamaya kalktılar kendi kafalarınca. Herkes nefret ediyor. Bunun karşılığı bölünme olmaz. Bunun karşılığı Türk bayrağını yok etmeye kalkmak olmaz. Bütün olacağız. Herkes bayrağıyla övünüyor. Ne kadar ayıp! Türk bayrağına aklını taktı adam, kafayı taktı. Bayraksız mı kalalım? Nasıl olacak bu iş? Böyle dünyada görülmüş bir olay yok. Milletin adı olmayacak, şahısların milli kimliği olmayacak, nereye mensup olduğu belli olmayacak. Tabiiyeti diyor, parantez içinde ‘x’. Bayrağı ‘x’, yok. Ne güzel işte ismi konmuş, söylüyorum; daha önce mesela Selçuklu adı, Osmanlı, şimdi Türkiye. Ne güzel, kibar bir isim. “Irk anlamında değil” diyoruz. Adamlar ne kadar anlamıyor, ben anlamıyorum. Bizim arkadaşlarımızın hepsi ayrı bir kavme mensup, herkes ayrı ama hepimiz Türk’üz. Bütün ülkeler böyle. Amerika da böyle, Fransa da öyle, hepsi öyle. Adam “Fransız’ım” diyor; büyük bölümü Cezayirli, Faslı, Tunuslu, Habeşistanlı.Zenci mesela,adam normal zenci, “nerelisin?”“Fransız’ım” diyor. Tabiiyetim Fransız diyor. “Bu vatanın adı ne?” diyoruz,“Fransa” diyor. Adam Çad, Moro falan demiyor. Fas, Tunus demiyor. Bu çılgınlığa gerek yok. Bayrağı yok ederek, milleti yok ederek, memleketi bölerek intikam almaya kalkmak ahlaksızlık olur, terbiyesizlik olur. Bu olmaz. Buna müsaade etmeyiz. Yalnız Başbakan çok yaman, bayağı uyanık. MİT de çok yaman, MİT vatanseverdir, acayip şeydir. Ordumuz, askerimiz de çakı gibidir, bayağı aklı başında. Türk polisi acayiptir, Türk polisi apayrı bir konudur. Hepsi birbirine benzer Türk polisinin. Kafa, mantık hep aynıdır; “Vatan bölünmez” der, başka bir şey demez. Bir tek bildiği var, “vatan bölünmez” der. “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır.”Polisin kafası yani.

Didem Hocam, ben seni dinlemeye devam ediyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, kardeşlerimizin de bir faaliyeti vardı, inşaAllah. Ali, Fatih, Cihan kardeşlerimiz, 14 Nisan Pazar günü, Ataköy Sinan Erdem Spor Salonu’nda gerçekleştirilen Kutlu Doğum Haftası etkinliğinde katılanlara broşür dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Aferin, güzel. MaşaAllah, maşaAllah. Her anlarına, her saniyelerine Allah sevap versin.

DİDEM ÜRER: Hocam, 10 yıldan beri hiç Cumhurbaşkanı gitmemiş olan Bingöl’e de Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bir ziyaret yaptı ve büyük coşkuyla, karanfillerle karşılandı. Şöyle bir konuşma yaptı:“Ben Kayseri’de doğdum, bu benim elimde değil. Siz Bingöl’de doğdunuz, bu sizin elinizde değil. Türk, Kürt, Zaza veya neyse, bunlar bizim elimizde değil. Ama hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin asil vatandaşlarıyız. Bu memleket hepimizin. Bu memlekette sizler beni Cumhurbaşkanı yaptınız. Türkiye’nin her tarafı hepimize aittir” dedi.

ADNAN OKTAR: Bak, ne güzel. Kürt olamaya biz karar vermiyoruz, Allah bizi o şekilde yaratıyor. Yahut Türk olmaya yahut Arap olmaya. Kaderde. Bundan dolayı bir insanı aşağılamaya kalkmak, mağdur etmek, canını yakmak çok büyük bir ahlaksızlıktır. Din kardeşiyiz. Bizi birleştiren İslam. Aynı ümmetteniz, ümmet-i Muhammed (s.a.v). Cumhurbaşkanı’nın demek istediği bu, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şalom gazetesinde, “Türklerle Museviler arasında bir husumet olmaz” başlığı altında, Sayın Bülent Arınç’ın şu açıklamasına yer verildi: “Türkiye ile İsrail arasında zaman zaman gerginliklere yer açan olaylar cereyan etmiş olabilir. Ama kesinlikle herkes emin olmalı ki, bu tamamen hükümetler arasındaki ilişkilerin iyiliği ve kötülüğü ile ilgilidir. Yoksa Müslümanlarla Yahudiler arasında veya Türklerle Museviler arasında bir husumetliği, bir kavgayı kesinlikle ortaya koymaz. Yahudiliğinden ve Museviliğinden dolayı kesinlikle reddetme, ötekileştirme ve inkar etme bizim politikalarımız içinde mevcut değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Bunu da İsrail’e iletelim. Bazen duymuyorlar, bilmiyorlar. Ehemmiyetli bir konuşma yapmış, bunun söylenmesi önemli.

DİDEM ÜRER: Hocam, yine Sayın Bülent Arınç, Fazıl Say hakkında bir açıklama yaptı; “Türkiye’de suç işleme imtiyazına kimse sahip değil. Yani Fazıl Say’ın hangi özelliği var ki suçlanmasın veya mahkeme önüne çıkmasın? Senin yaptığın suç teşkil ediyorsa, bunun hesabını rahatlıkla vereceksin. Veya ‘benim yaptığım yanlışmış; herkesten, her inançlı insandan özür diliyorum’ diyeceksin. Yok öyle, 5 kuruşa simit devri geçti” şeklinde konuştu.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet, Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, Arakan’da önümüzde ki günlerde muson yağmurları başlayacak. Evlerinden çıkarılan binlerce Arakan’lı Müslümanın, şuan ki yerleştikleri kamplar alçakta kaldığı için, oradaki insanların sele kapılarak hayatını kaybetme ihtimali çok yüksek olarak görülüyor. Mevcut cuntanın da bunu bilerek halkı özellikle yerleştirdikleri oraya bildiriliyor.

ADNAN OKTAR: İşte İttihad-ı İslam olmayınca, her yerde kimisi küfrediyor; kimi Allah’a, dine hakaret ediyor, haşa; kimi Müslümanları oralara yerleştiriyor; kimi Müslümanlığı dünyanın en korkunç sistemi olarak göstermeye kalkıyor, İslamofobi diye bir şeyler ortaya atmağa kalkıyorlar.

DİDEM ÜRER: Hocam, kısa bir iman hakikati söylemek istiyorum, inşaAllah. Yeni bir olay ve kişiyle karşılaştığımızda, bu bilgi beyinde kısa süreli hafıza bölümüne gidiyor hemen. Sonra hemen orada bir protein üretilmeye başlıyor ve bu protein üretimi yaklaşık 20 dakika kadar sürüyor. O karşılaştığımız bilgiyle ilgili.Üretim yapıldıktan sonra da bu protein, beyindeki uzun süreli hafıza bölümüne naklediyor ve orada depolanıyor. Böylelikle hatıralarımız arasında yer almış oluyor. Tekrar o kişiyle karşılaştığımızda da, bu protein hemen ilgili bölgeye çağırılıyor ve o kişiyle ilgili olan bütün bilgimiz bize hatırlatılmış oluyor.

ADNAN OKTAR: Mucizeye bak! Kokuyu, görüntüyü, sesi, biçimi, hepsini olduğu gibi video kaset gibi muhafaza ediyor. Sonra da gelip orada hatırlatıyor. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: O kişiyle ilgili hafıza proteininin geri gelmesinin dışında, o kişiyle ilgili olan bağlantılı diğer bütün proteinler de geri geliyor. Mesela, eski oturduğumuz mahalleden bir kişiyle karşılaştıysak, o mahallenin bilgisi, evin bilgisiyle ilgili bütün proteinler ilgili noktaya geliyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani öyle bir mucize ki, sırf şunun yıllarca anlatılması gerekebilir ve insan bunun içinden çıkamaz. Muazzam bir mucize bu, çok büyük bir olay bu. Tabii, anlayabildiğimiz kadarını anlatabiliyoruz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mardin Özel Harekat’tan size Selamları var kardeşlerimizin. Yayını izliyorlarmış.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah! Koçyiğitlerimize, aslanlarımıza biz de buradan Selam ediyoruz. Allah onlara iyilik, sağlık, güzellik versin. Vatanın aslanları, koçyiğitleri. Allah her yerlerini nur kılsın. Her anları, her saniyeleri onların ibadet, maşaAllah. Vatan müdafaasında,Cenab-ı Allah o aslanları orada görevlendirmiş. Ne büyük şeref, ne büyük güzellik, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Boston’da patlayan bombanın şüphelisinin iki Çeçen kardeş olduğu açıklandı. Bir süredir Amerika’da yaşayan bu kardeşlerden birinin, polisle girdiği çatışmada öldürüldüğü, diğerininse kaçtığı belirtildi. Sabahtan beri de 9 bin polis 19 yaşındaki bu genci kovalıyormuş, Amerika’da.

ADNAN OKTAR: Yani haklılar, çünkü adamlar yine psikopatlık yapabilir. Manyak oldukları için can havliyle işte kendilerini koruyorlar. Bak, bunların da başına bela oluyorlar. İttihad-ı İslam’ın dışında, bu manyaklarla baş etmenin mümkünü yok. Amerika’ya gece-gündüz bunu anlatıyoruz. Böyle polis kovalamasıyla, şununla, bununla baş edemezler. Ancak İttihad-ı İslam, Hz. Mehdi (a.s)’ın zuhuru, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın zuhuruyla. Oradan tıkarsın, oradan çıkar.

Didem Hocam, dinliyorum, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, yine Şalom Gazetesi Büyükada’da AK Parti Kadınlar Kolu imzalı, İbranice ‘Bir olduk, birlik olduk’ yazılı bir afiş yazıldığıyla ilgili bir haber yaptı. AK Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi Hüsniye Şahin, afişlerin Türkçe, Ermenice, Rumca ve İbranice olarak dört dilde hazırlandığını açıkladı. İbranice afişi de hem Türk Yahudilerine hem de onların ilişkide olduğu diğer Yahudi kardeşlerini düşünerek bu dilde hazırladıklarını ifade etti.

ADNAN OKTAR: Güzel.Bunu da İsrail’e gönderelim, İsrail’deki dostlarımıza gösterelim. Tayyip Hocam, diyorum; aklı başında insandır. Burada da geldi, Museviler sordular, “nedir Tayyip Bey’in amacı?” dediler. “Güvenebilirsiniz” dedim. “Kalbi temiz insandır; şefkatli, merhametlidir.Boş yere tedirgin olmayın” dedim. Hakikaten kanaatleri geldi, gittiler. Bak kaç defadır tedirgin oldular, geldiler, her seferinde kanaatleri gelip gittiler.

DİDEM ÜRER: Az önce Kahramanmaraş’ta 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah! Yer haberlerini anlatıyor. Bu, Mehdiyet’in çıkış alametlerinin kesintisiz devam ettiğine dair bir delil. Bir Japonya’da, bir orada, bir burada… Kesintisiz devam ediyor. Sükunet bulmaz;“illaki Hz. Mehdi (a.s)’ı istiyorum” diyor yer, “illaki Hz. İsa Mesih (a.s)’ı istiyorum, illaki İttihad-ı İslam’ı istiyorum” diyor.

Hz. İsa Mesih (a.s)’da tecelli eder Allah’ın ‘Hayy’ ismi; “Diri, diriltme.”İnşaAllah. Cenab-ı Allah ‘Hayy’ ismiyle tecelli ediyor. “Kum Biiznillah” diyor, ölü ayağa kalkıyor, inşaAllah. Çamurdan kuş biçimde bir şey yapıyor Cenab-ı Allah, “üfür” diyor.‘Hayy’ ismi tecelli edince uçuyor. MaşaAllah. Ağaç, asa,Cenab-ı Allah “at” diyor, atıyor; bakıyorsun yerde debelenmeye başlıyor. Cenab-ı Allah’ın ‘Hayy’ isminin tecellisi. MaşaAllah. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın bir kademi Hz. Mehdi (a.s)’ın başında, bir kademi Hz. Ali (r.a)’ın başında. Üçü bir müselles oluşturuyorlar, bir üçgen oluşturuyorlar. Hz. İsa Mesih (a.s), Hz. Ali (r.a) ve Hz. Mehdi (a.s). “Üçü birbiriyle bağlantılı” diyor İmam Rabbani. “Kademi onun üstündedir” diyor, Hz. Mehdi (a.s)’ın üstünde, “bir kademi de Hz. Ali (r.a)’ın üstündedir” diyor. Üçü birbiriyle bağlantı halindeler, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ahmet Türk yaptığı konuşmada; “Kürtler geçmişte yaptığı hiçbir savaşta kaybetmedi, ancak hep siyaseten kaybetti. Rehavete kapılıp her şey tamam dersek, yanılırız. Biz hem kendimize hem de halkımıza güveniyoruz” dedi. Stratejik bir değişim içinde olan PKK’yı da, Avrupa ülkelerinin terör listesinden çıkarmasını istedi.

ADNAN OKTAR: Terör yapmazsalar, terör listesinden çıkmasına gerek yok. Zaten terör yoktur, konu biter. Ahmet Türk aslında efendi bir insan ama böyle ortalı konuşmaları belki siyaseten yapıyordur. Ama bölünme isteyeceğini zannetmiyorum ben. Kan, fitne, fücur bu tür şeyleri isteyeceğini ben zannetmiyorum. “Sokakta kaybettik.” Kazanan, kaybeden konusuna girmeye gerek yok.Yani Türkiye’de terörün olmaması bir nimet, güzelliktir, iyiliktir. Hayra gidiyor, güzelliğe gidiyor Türkiye. İttihad-ı İslam’a doğru gidiyor. Kürt sorunu diye bir şey yok, İttihad-ı İslam sorunu var. İslam aleminin toptan bir sorunu var.O halledilmek üzere, inşaAllah. Bölge bölge, ufak ufak, yok Zaza sorunu, yok Laz sorunu, yok işte Çerkez sorunu, bunlar gereksiz sözler.

Beşar Esad, ondan ben haber bekliyorum. Bir daha söylüyorum, İttihad İslam’ı savunduğunu söyleyecek. Alevi, Sünni, Bektaşi, hepsinin kardeş olduğunu, hepsine eşit mesafede olduğunu söyleyecek. Hıristiyan, Musevi, Müslüman bütün insanlara karşı şefkat duyduğunu söyleyecek, sevgi duyduğunu söyleyecek. Bağnazlığa, yobazlığa karşı olduğunu söyleyecek.“Ya Rabbi, bize Hz Mehdi (a.s)’ı nasip et” diyecek. Bu kadar. Üzerindeki belayı, Allah’ın izniyle alacağız. Bunun dışında belaya gırtlağına kadar batar, ben söyleyeyim. Ve kurtulamaz. Bu açıklama olmamış. Benim sözümden sonra bir açıklama yapmış, bu yine muğlak. Net, derli toplu dedim bakın, açık sarih açıklama tarzda.Bunlar muğlak izahlar. Tamam, bir anlam çıkıyor ama muğlak. O şekilde söylerse, tamam. Onun dışında olmaz. 

Masaüstü Görünümü