Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (4 Mayıs 2013; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Yakışıklım, aşkım, ruhum, bir tanem Hocamızın güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Mübareğin ‘Kahve Sohbetleri’ kitabı. MaşaAllah, Şeyh Bahaddin Efendi. Ne kadar güzel isim, ne kadar güzel insan. Şeyhimize acayip benziyor. Gözler aynı, burun aynı, şakacılık aynı. Üslup aynı, nuru aynı, tevazu aynı. Neşesi, espritüelliği, şekerliği, tatlılığı her yönden mükemmel, maşaAllah. Tevazusu canım benim her seferinde elimi öper. Çok hürmetli. Ben onun ayağının tozuyum. Ben onun kölesi, hizmetçisiyim. Israrla her geldiğinde, defalarca.

Şeyh Efendi de maşaAllah, ikiz olmaları hayret. İkisini birbirine karıştırırdım ben. Bilmiyordum ben onların ikiz olduğunu. İnanılır gibi değil. Tıpkısının aynısı, maşaAllah. Şeyh Adnan Efendi’yle de Şeyh Şam Efendi kardeşler. Onlar da öyle çok hoşlar. Onlar da benziyorlar. Bak ikiz kardeşler, Allah’ın hikmeti. Şeyhimiz’in harika yönü bu. Mesela bak ikisine birden vekillik vermiş. Onlara da vekalet vermiş. Şeyh Efendiler maşaAllah, çok güzel tavırları, gayretleri çok güzel. Yöntem, stil de çok güzel. Yani benim çok beğendiğim bir model, maşaAllah. “Hocam sizden aldık” diyor, “modeli” diyor. Estağfirullah, maşaAllah. Şeyhimizin kerameti onlar, Şeyhimizden öğrendik, maşaAllah. Şeyhimiz canım benim “içime ferahlık geliyor” diyor. Çok şeker üslubu.

DİDEM ÜRER: Sizi sürekli izliyormuş. Sizi gördükçe ferahlık geliyormuş içine.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, canım benim. Bugün iyiymiş Şeyhimiz, maşaAllah. Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani, dünyanın Sultanı. Bir tane sultan var. O da Şeyhimiz, maşaAllah. Dışarıya devriyeye çıkacak sabah. Şeyhimizn devriyesine mesela ben çok titiz davrandım. Kar da kış da bile Şeyhimizin devriyesini teşvik ettik biz, maşaAllah. Sadece bahçeye çıkışında tedirgin oldum. Çünkü bahçe de oturacak ya hareketsiz, açık hava da, soğuk bir tek onda titiz davranmıştım. Onda da hakikaten dediğim gibi yaptı Şeyhimiz. Ama devriyesinde hiç sınırlama olmadı, olmaz da. Ne benim gücüm yeter, ne başkasının. Ne teklif edilebilir, ne düşünebiliriz. Onu bildiğim için hiç teklif etmedim yani. Ama zaten onluk bir durum da olmadı. Çünkü hep kapalı arabada gittiği için. Sıvı hakikaten sıvı buharlaşmayla vücutta atılan bir şey. Mesela “bir bardak su içtim” diyor. Öyle olmuyor. O su hemen vücuttan atılıyor, buharlaşmayla. Nefesle bile gider. Onun için Şeyhimiz’e yanında termos ile ılık su bulundursunlar. Onu da bir ayarlayalım. Sürekli ılık su versinler Şeyhimize. Ara ara, küçük bardakla, iyi olur, inşaAllah. Şeyhimiz en çok sevgiden, muhabbetten gıdalanan bir insan. Kalabalıkta ferahlık duyamıyor, rahatsız oluyor. Kalabalığı bir daha Şeyhimiz’e yanaştırmayalım. Bu son olsun, inşaAllah. Uzaktan binler gelsin, yüz binler gelsin. Çok güzel ama o tarz.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Türkiye Rock Kulübü Başkanı Ahmet Can Tekin şu an yazmıştı size. Geniş bir kadro olarak şu an sizi izliyorlarmış, Rock Kulübü Sevenler olarak. “Rock Müzik Kulübüyle ilgili ne düşünüyor Hocamız? Bunu anlatabilirler mi?” diyorlar. “Biz kalabalık izliyoruz. Hatta bir de favori şarkı alırsak fena olmaz” diye söylediler şu an.

ADNAN OKTAR: Rock müzik, hareketli, genç ruhlar için faydalı, iç açıcı. Ağır şarkılar değil de hareketli parçalar. Rock özellikle insanın kanını coşturan, değil mi? Dinamizm getiren bir müzik türü. O yüzden onlardan yanayım. Gönülleri rahat olsun.

DİDEM ÜRER: Hocam Sayın Ahmet Cantekin şunu söylüyor; “Yüzlerce rock müzik sanatçısını konuk ettim. Genellikle rock müzik dinleyenlerin, ilgilenenlerin satanist olmadığını, inançlı olduğunu anlatmaya çalıştık. Hocamız’ı da bu yüzden takip ediyoruz. Genellikle çok izliyoruz” diyor.

ADNAN OKTAR: Mesela bazen genç kızlar satanist gibi giyinebilir. Ama o cazibeli olmak için yapar onu. Hoş olsun diye. Yoksa şeytanı onlar uzaya kadar kovalarlar. Ne yapsınlar onlar şeytanı? Kimin şeytanla işi olur? Onlar laf. Yani hoş olsun, ilginç görünsün, göze hoş gelsin, değil mi? Gizemli olsun falan o amaçla yapılır o. Dolayısıyla onlar hikaye. Ne satanisti? Onlar efendim iyi niyetle, güzellik olsun, hoşluk olsun diye yapılmış, sanatkarane, hoş çalışmalar. Onlar alınmasın, onlar gücenmesin. Onlara alınmaları yersiz olur, inşaAllah. Akıl almaz bir dinamizm, müthiş bir canlılık oluyor gençlerde. Çok güzel işte. Öyle olacak genç dediğin. Hareketli olacak. Bağaracak, çağaracak, hoplayacak, zıplayacak, kanı hareket edecek. Mağdur olur öbür türlü, hasta olur. Öyle olacak genç dediğin. Ateş gibi olacak, yerinde duramayacak, inşaAllah. Tabii baya güzel müzik. Ama canlar tabii müziğin sesini çok fazla açmak bazen hoparlör çok yakınsa oradan kaçacaksın. İnsanın ta midesi artık titriyor artık, o kadar da olmaz yani, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Devlet Bahçeli, 3 Mayıs Milliyetçiler Günü dolayısıyla mesaj yayınladı. Mesajında; “Türk Milleti dağılmanın ve parçalanmanın karşısındaki emniyet, gerilemenin ve küçülmenin önündeki bariyer olarak hep bir adım önde olmuş, hep bir umut adası olarak varola gelmiştir. Türk Milliyetçileri Kızıl Elma’nın peşinden en ufak sapma göstermemişlerdir” dedi.

ADNAN OKTAR: Şu Kızıl Elma lafı harikulade bir sözdür. Ucu bucağı belli olmayan ülkü demektir. Çok büyük Türkiye demektir. Bütün dünyayı kapsayan mutluluk, sevinç, demokrasi, iyilik ve güzellik v güzel olan her şeyin toplamına “Kızıl Elma” denir.

Hatta Şeyhimizin de bu konuda bir eseri var. Şeyhimiz’in kitabının ismi de öyle. Kızıl Elma işte Türk İslam birliği. İttihad-ı İslam’ın diğer adı Kızıl Elma. Her Türk delikanlısının, her Türk subayının, her Türk polisinin, her Türk gencinin genlerinde olan bir inançtır, Kızıl Elma. Padişahlara sorarlarmış eskiden, “nereye gidiyor sunuz padişahım?” derlermiş. “Kızıl Elma’ya gidiyorum” dermiş. Kod ismi. Ne demek? Daha büyük. Allah’ın adının bütün dünyaya yayılması.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ak Parti istişare toplantısında konuşan Başbakan Sayın Erdoğan, 1 Mayıs’ta emniyet güçlerine yönelik eleştirileri haksız bulduğunu belirterek; “Elinde sapan olan, monotof olan kişiler bu medyaya göre çiçek çocukları. Gazdan etkilenen militanlar mazlum. Ama kafasına taş isabet eden ve yaralanan polis, faşist. Biz bu tezgahı da çok gördük” dedi.

ADNAN OKTAR: Yalnız Başbakanımız tabi konuşsun güzel, faydalı. Ama bu tip olaylar olması Ak Parti iktidarında olmaz. Mesela şu olaylar sonucunda Ak Parti en az bak en az yüzde beş puan daha artmıştır, taraftarı. Halk bunu gördü mü “aman aman aman” diyor. “Merkezde toplanalım.” Bu solun çok aleyhine olur. Bu sağı geliştirir hep. Yani bunu çocuk olsa bilir. Toplum mühendislerine de sorun, bilirler. Bu tip bir olay sağa şahlanış getirir. Solu da daraltır. Ve halkın sola karşı tedirgin olmasına sebep olur. Sol, barışçıl olması lazım, sevecen olması lazım. Güzel yaklaşması lazım.

Kardeşlerimiz, Hıristiyanlara çok şefkat göstersinler. İddialaşmasınlar, inançlarına saygı göstersinler. Ama hem onların anlattıklarını dinleyebilirler, hürmeten. Hz. İsa (a.s) sevgisinden bahsetsinler. O ayrı bir konu, onu açsınlar. Hz. İsa (a.s)’a olan aşklarından, muhabbetlerinden, coşkularından bahsetsinler. Ama tabi tek Allah inancı esastır. Bak Museviler tek Allah’a inanıyorlar, o şahane. Hıristiyanlar’da “Allah’ın tecellisi” desin, “Hz. İsa (a.s)’a.” İftihar ederiz, doğru olur. Ama haşa “Allah’tır” dersen, sen de inanmıyorsun şimdi buna. Ne gerek var bu söze yani, değil mi? İnsan Allah olur mu? Yemek yiyor, uyuyor. Haşa Allah uyur mu? Allah yemek yer mi? Yapmayın Allah aşkına. Ama bütün bunlara rağmen Hıristiyan kardeşlerimize derin şefkat, derin muhabbet, koruyup kollama çok önemli. Kimseye laf ettirmeyin. Her yerde koruyup kollayın. Her yönde yardımcı olun. Yani üzülmemeleri, rahatsız olmamaları için ne gerekiyorsa yapalım. Onlar bizim canlarımız. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri olacak onlar, inşaAllah. Bizler de onlar da.

Bu kitap şahane oldu o yönden, iyi oldu. Biz ne diyoruz? Hıristiyanlar Hz. İsa (a.s)’ı dinlesinler. Nereden? İncil’den. Kaynak ne? İncil. Yani İncil’in dışında bir kaynak vermiyoruz. İncil. Bayağı da güzel, kapsamlı bir eser, maşaAllah. ‘Hıristiyanlar Hz. İsa (a.s)’ı dinlesinler’ inşaAllah.

Kakao ya pek meraklı olmasın kardeşlerimiz. Çok onun yağı ağır yağdır. Yani kalp için risklidir. Kakaoyu pişirin, soğusun. üstünde beyaz, kalın bir yağ tabakası kalır, odun gibi kalın. Damarları tıkar o. Tehlikelidir. Aslında bir şekilde onun yağını alsalar, teknik yönden pek beceremiyorlar kısmen alıyorlar. Halbuki o yağın tamamının alınması lazım. Çok ağır yağ. Doymamış yağlar iyidir, esansiyel yağlar.

VTR-

DAMLA PAMİR: Gözümün nuru, bir tanemin sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam, dinliyorum seni.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Erdoğan konuşmasının devamında; “terörü konuşacağız, terörün kanlı yüzünü görecek ve göstereceğiz. Terörle amansız şekilde, kesintisiz şekilde mücadele edeceğiz. Ama artık, terörü doğuran sebepleri de konuşacağız. Artık kara delikleri de konuşacağız. Artık soru işaretlerine cevaplar arayacağız” dedi.

ADNAN OKTAR: Kara deliklerden birisi de Darwinizm, materyalizm. Ve en büyük kara delik o. Yani, bütün insanlığı yutan ana kara delik, Darwinizm, materyalizmdir. Başbakanımız ona işaret etmiş demek ki, inşaAllah.

Didem Hocam, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Geçtiğimiz hafta, İsrail’in yeni Ekonomi Bakanı Yardımcısı Yesh Atid Partisi’nden Mickey, Ultra Ortodokslar Museviler için radyoda ki konuşmasında, parazit kelimesini kullanmış. Vergi ödeyen, devlete hizmet veren kişilerden geçindiklerini ima edecek bir konuşma yapmış. Röportajı yapan kişi, bu ifadeyi eleştirince Levy özür dilemek durumunda kalmış. Bu ifadeyi kullanmasının nedeni olarak, dindar Museviler’in orduda yer almamaları ve yoğun olarak dini eğitimle ilgilendikleri için vergi ödememeleri gösteriliyor.

ADNAN OKTAR: Halbuki İsrail’in ayakta kalma sebebi, dindar Musevilerdir, inşaAllah. İsrail ordusu değil. Dindar Museviler’e böyle çirkin bir üslup kullanmaları çok yakışıksız olmuş. Tekrar tekrar özür dilesin. Dindar Museviler, Allah’ı, Peygamberleri, ahireti, kaderi, cenneti, cehennemi iman konusu olarak kalplerinde yeşertmiş, derin imanla iman eden insanlardır. Allah’ı anan insanlar, Allah’ı zikreden insanlar. Sen onları parazit diye değerlendirirsen bu çok yakışıksız ve çok biçimsiz bir laf olur. Özür dilemiş ama kafasında asıl özür dilemesi çok önemli. Diliyle değil, kafasında, inşaAllah.

DİDEM ÜRER Hocam, sizin de bildiğiniz gibi bugün Zonguldak’ta PKK ile İlmi Mücadelenin Önemi konulu konferansımız vardı. Konferansımızda Erkan ve Onur kardeşlerimizin dışında, CHP Zonguldak İl Sekreteri Sayın Nurettin Yolcu ve Saadet Partisi Merkez İlçe Başkanı Sayın Yusuf Çetin konuşma yaptılar. Ayrıca katılanlara sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınız dağıtıldı. Ve fosil sergisi düzenlendi. Fosil sergisi çok ilgi gördü, maşaAllah. Konferansı organize eden kardeşlerimiz; Gökhan, Selçuk, Beytullah, Gülay ve Nuray. Yarında Amasya’da konferansımız var, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah halk bilimle artık iç içe. Bilimin delilleriyle iç içe. Artık paleontolojik deliller gözler önünde, proteinin yapısı gözler önünde. Bilim İslam’ın içinde, İslam da bilimin içinde. Her ikisi de kucak kucağa ve iç içeceler. Dolayısıyla İslam’ın gücünü bilim arttırıyor, bilimin gücünü de İslam arttırıyor, maşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Ayla kardeşimiz şöyle yazdı; “Canım Hocam, geçtiğimiz salı günü Çorum’da ki Sultan Baba’nın cemaatinden kardeşlerimizle birliktelik adına bir araya geldik. Resimlerimizi gönderiyoruz. Canımız Seyyidimizin nur ellerinden öpüyoruz.”

ADNAN OKTAR: Ne güzel toplantı, ne güzel sohbet, ne güzel insanlar. Sultan Baba’yı seven bizi sever, bizi seven Sultan Baba’yı sever. Sultan Baba bizim canımızdı. Cennette inşaAllah Sultan Babamız’la da, Cenab-ı Allah’ın izniyle, Resulullah’la diğer Peygamberanla, hep birlikte yemek yiyeceğiz. Sultan Baba sevgisi, kalplerinde güzel yeşermiş, güzel nakşolmuş. Ve Sultanımızı da bak hiç unutmuyorlar, maşaAllah. Her geçen gün sevgileri daha da artıyor. Allah nurlarını arttırsın. Allah hepsine sağlık, sıhhat versin, afiyet versin. Hepsine iyilik, güzellik, hoşluk Cenabı- Allah tarafından sunulsun, inşaAllah.

Evet, Ayberk Efendi maşaAllah, Ayberk Efendi yazmış ‘Kızıl Elma’ya’ kitabını. Şeyh Bahattin Efendi bu ‘Kahve Sohbetleri’ni’ yazmış. Ayberk Efendi ‘Osmanlı’nın Ayak Seslerini: Kızıl Elma’ya At Süren Aslanlar’ diye bu kitabı yazmış, maşaAllah.

MaşaAllah, Şeyhimizin gülü Ayberk Hazretleri’yle konuştum, demin buradaydılar. Yanında da o yardımcıları olan mübarek heyet vardı. Öyle güzel müjdeler, o güzel şeyler anlattı ki, sevinç ve coşku içindeyim, maşaAllah. Allah ilmini, irfanını arttırsın. Her iki Şeyh Efendi de güzel bir yöntem, güzel bir stil uyguluyorlar. Hakikaten çok başarılı olacakları bir stil. İnsanların kalbine inşirah getiren, ferahlık getiren, bağnazlığı doğal olarak ortadan kaldıran bir stil. Yani “ben bağnazlığa karşıyım” demesine gerek yok, çünkü fiilen güzel bir stil uyguluyorlar. Müziği kullanıyorlar, estetiği kullanıyorlar, güzelliği kullanıyorlar. Şeyh Ayberk Efendi çok mütevazi, çok mazlum, çok değerli bir insan. “Hocam” diyor ‘‘hep sizden aldık’’ diyor, maşaAllah. ‘’Estafirullah’ dedik, ‘’biz Şeyhimiz’den aldık’’ dedik. Şeyhimiz hakkında bilgiler verdi. Aman Allah’ım biz Şeyhimiz’in çok az bir kısmını tanıyormuşuz. Şeyhimiz, çok, çok, çok, çok büyük bir insan. Şeyhimiz’in uyguladığı yöntemler, gösterdiği yollar hakkında bilgi verdi, nefesim kesildi. Özel sohbette de hakikaten hayır varmış. ‘’Şeyhim’’ dedim, ‘’bu sefer sizi yayına çıkartmayacağım, inşaAllah bir daha ki sefere çıkaracağım inşaAllah’’ dedim. Ama tevazusu hakikaten nefes kesici. O mübarek topluluğun hepsinde var bu. Tevazu diğer adları, maşaAllah. Şeyhim canım benim, Şeyh Nazım Hocamız. Şeyh Mahmut Efendi’yle konuştu telefonda, ‘’Şeyhim’’ diyor ‘‘ellerinden öpüyorum’’ diyor. Bak tatlılığa bak, tatlılığa, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin çok sayıda faaliyeti var. Onlardan örnekler vermek istiyorum, inşaAllah. Fransa’dan Gülyaz kardeşimiz Strazburg’da yaptığı faaliyetiyle ilgili bilgi gönderdi. ‘’Canım Hocam, dün Allah’ın izniyle birkaç kitap, birkaç dvd ve yaklaşık 200 adet Darwinizm’in geçersizliğiyle ilgili broşür dağıttım. Kiliselere uğradım. Bir kilisenin rahibi Yaratılışlara karşı olduğunu söyledi ve evrimi savundu. Diğerleriyse boş ve kapalıydı. Nurlu, dünya yakışıklısı, sevgili Hocamız’a ve bütün kardeşlerimize bol bol sevgilerimi iletiyorum’’ demiş. ‘’Hepimiz çok nurlu ve muhteşemsiniz, maşaAllah. Birkaç resim gönderiyorum. Birincisi okul önünde dağıttığım broşürler bu, diğerleri de kafasını suya sokmuş yarım bir ördek ve benden kaçan bir kuş’’ demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her ikisi de çok şeker olmuş, her ikisi de çok tatlı. Kiliselerde aksi davranan insanlar da olabilir. Onlara çok sevgi dolu davranın. Zaten orada vasıf o, Hristiyanlarla Müslümanların arasını açmak istiyorlar. Kilisede olur, rahipte olabilir, yanlış yönlendirilmiş olabilir. Hiç etkilenmeyin, gidin sevgiyle karşılık verin. Darwinist ise kitap verirsiniz. Küçük bir kitap vermeniz, Darwinizm’i eleştiren bir kitap vermeniz konuyu bitirir, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Malatya’dan kardeşimizin notu var Hocam. ‘’Dün Malatya’da Ak Parti Kadın Kolları Başkanı’na ve Ak Parti İl Başkanı’na, Saadet Partisi İl Başkanı’na, Malatya Çarşısında’ki Yeni Camii imamına ve iki ayrı camiye Hocamız’ın ‘Terör Sevgi ile Yok Edilir’ ve ‘Komünist Kürdistan Tehlikesi’ kitaplarını hediye ettik. Hocamız’a arkadaşımın kedisinin ve yeğenim Mert’in fotoğraflarını gönderiyorum ve ellerinden öpüyoruz’’ diyor.

ADNAN OKTAR: Kedinin tatlılığı muhteşem. Asıl kedi buradaymış, asıl pisi pisi buradaymış, dünya tatlısıymış. Allah ömrünü uzun etsin, sağlık versin. Çok şeker, maşaAllah, elhamdülillah. Çok hayati güzel bir faaliyet olmuş.

1980 yılında ben Darwinizm’i ve materyalizmi eleştiren faaliyetlere başlayınca. O devirde küçük küçük kitaplar dağıtıyordum ben. Proteinlerin tesadüfen olamayacağına dair kitaplar, sırf proteinleri anlatıyor. O kitapları dağıtınca aileler, bir kısım aileler, Darwinist, materyalist aileler, onu şikayet dilekçesi olarak hem emniyete, hem çeşitli bakanlıklara, Başbakanlık’a, Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderdiler. Milli Eğitim Bakanı da o zaman Vehbi Dinçerlerdi. O şikayet dilekçelerini okumuş, onları da okumuş, kitapları da okumuş. Vehbi Dinçerler’de ne yaptı? “Madem siz bundan rahatsız oluyorsunuz, dağıtılmasından broşürlerin. O zaman biz devlet olarak dağıtalım” dedi. Bakanlık olarak o broşürlerde ki anlatımı küçük bir kitapçık haline getirdi devlet. Yardımcı ders kitabı olarak, bütün okulların biyoloji bölümlerine gönderdi, felsefe bölümlerine. Devlet eliyle dağıtılmış oldu. İlk öyle başladı. Sonra milyonlarca kitap dağıtıldı tabi. Yani ücretsiz küçük broşürler dağıtıldı, binlerce.

Didem Hocam, ben gidiyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, ben birkaç tane faaliyet hızlı okuyayım mı?

ADNAN OKTAR: Tamam, anlat.

 DİDEM ÜRER: Serap kardeşimiz sizin her gün çok sıkı takipçiniz olan, çok tatlı bir ufaklığın resmini gönderdi, Hocam.

ADNAN OKTAR: Ben yani bunlarla ne yapacağım, bilemiyorum bu şekerlerle. Şunun nuruna, tatlılığına bak sen şunun, maşaAllah. Allah ona uzun ömür versin, bereket versin, sağlık, sıhhat versin.

DİDEM ÜRER: Bir de kardeşlerimizin size mesajı var; ‘’Seyyid Muhammed Adnan Hocam, bu hafta Kayseri’de ekip olarak faaliyetlerimize tüm hızıyla devam ettik. İlk önce Bünyan’a gidip 1000 adet broşür dağıttık. Aynı zamanda doğanın güzelliğinden faydalanıp, piknikte yaptık. İki gün sonra Erkilet’e gidip 900 adet broşür dağıttık. Pikniğimizi de yapmayı tabi ihmal etmedik. Daha sonra huzurevine dedelerimizi ziyaret etmeye gittik. Emeği geçen, geçmeyen tüm kardeşlerimizden Rabbim razı olsun. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe eylesin, inşaAllah’’ diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Ne diyorsun bu mübarek insanlara?

DİDEM ÜRER: Hocam nur meclisi, mükemmeller, tertemizler hepsi bütün kardeşlerimiz. Üstlerinden ahlakları hemen anlaşılıyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yeşillikler içerisinde Allah’ı anarak yemek yiyorlar. Huzurevine gidip, orada ki o mübarekleri, o yalnız insanları sevindiriyor. Nasıl mutlu olur onlar, nasıl mutlu olur. Allah razı olsun çok güzel hizmet etmişler, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah, Birgül kardeşimizin de size mesajı var Hocam; ‘’Perşembe günü Mormon Hristiyan kardeşlerimizin kilisede Hz. İsa (a.s)’ın bu yüzyılda geleceğini, evrim teorisinin çöküşünü, birlik olmayı ve tek olan Allah’a sevgimizi konuştuk. Çok güzel bir sohbet oldu, maşaAllah. Hocamız’ın kitaplarından ve Kuran-ı Kerim hediye ettik. Bunun üstüne ertesi gün evime ziyarete geldiler ve Hocamız’ın kitaplarının ve etkisinin hakkında görüştük. Canım Hocamız’a çok selamlarımı iletmemi rica ettiler, Allah’ın aslanı canım Hocamız dualarını eksik etmesin’’ diyor kardeşlerimiz, Almanya’dan, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Harikulade olmuş. Mormonlar özellikle çok çok sevecen insanlar, çok güzel olmuş maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz ayrıca size sevgilerini ileten bir şiir yazmışlar ama şu an okuyamayacağım. Çok derin sevgi içerdiğini iletiyorum, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Mormonlarla daha yakın bağlantı içinde olsunlar. Bütün Hristiyan kardeşlerimizle ve ama Mormonları bazen dışlayanlar var. Biz çok şefkatle yaklaşalım, öyle bir tavır olmaz.

Evet, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz bugün kızıyla birlikte A9 broşürü dağıtmış. Şöyle diyor; ‘’durmak yok yola devam inşaAllah. Doğru saftayız, elhamdülillah. Sizleri Allah için çok seviyoruz’’ diyor.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım, maşaAllah. Bu güzeller güzeli de bu nedir bu tatlı prenses? Çok şekermiş, pamuk gibi, maşaAllah. Allah şevklerini arttırsın, imanlarını arttırsın, maşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Nurdan kardeşimizde size mesaj gönderdi; “Merhabalar, iyi yayınlar Hocam. Bugün tek başıma broşür dağıtımı yaptım. Ve ben doğa resmi ve en çokta gökyüzü resmi çekmeyi severim. Onun içinde çektiğim resimleri yolluyorum size’’ diyor. ‘’Hocamız’ın da dualarını bekliyorum’’ diyor.

ADNAN OKTAR: Bayağı güzel olmuş. Aferin benim canıma, maşaAllah. Sanatçı ruhlu demek, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Azerbaycan’dan da Rafet kardeşimiz yazdı; “Bugün sizin çok değerli eserlerinizi Azerbaycan’nın en büyük devlet kurumu olan Assa Hizmet Merkezi’ne hediye ettim. Ayrıca Bakü’de ki kitap ve fosil sergisine de katıldım. Allah’ın izniyle sizin bu değerli eserlerinizi Azerbaycan’ın en önde gelen, teşkilat, şirket ve siyasetçilerine hediye ederek, ülkemizde gerçek İslam ahlakını sizin vesilenizle yayılması için çalışacağım. Sizi çok seviyor, ellerinizden öpüyor ve çok dua istiyorum. Azerbaycan’dan sevgi ve selamlarımla’’ diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Süper olmuş, maşaAllah elhamdülillah. Aferin canıma.

DİDEM ÜRER: Bir de Nevşehir’den kardeşlerimizin mesajı var Hocam. İngilizce ve Türkçe kitaplarınızı turistik bir bölge olan Göreme’de dağıtmışlar. “Ahir zamanın Sultanlarından, nur yüzlü, canımız, kıymetli Hocamız’a sevgilerimizi iletiyoruz’’ diyorlar.

ADNAN OKTAR: Nasıl güzeller, nasıl nurlular, maşaAllah. Göreme’de çok güzel bir yer maşaAllah. O nedir o, köfte maşaAllah? Çok güzel olmuş. Allah mübarek etsin. Allah çok sevap versin, harfleri adedince, adımları adedince, maşaAllah.

O zaman bugün bitirelim, yarın devam ederiz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü