Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (6 Mayıs 2013; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

AYŞE KOÇ: Nurlu, güzel yüzlü Hocamın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet “101 ayet” dedin.

DİDEM ÜRER: 101. ayeti görmüştüm Hocam sabah namazında, ırkçılıkla ilgili ilk defa dikkatimi çekti ayet.

ADNAN OKTAR: Tabii. Şeytandan Allah’a sığınırım. Mü’minun Suresi, 23. Sure’nin, 101. ayeti. “Böylece Sur'a üfürüldüğü zaman” artık kıyamet başlamış, “artık o gün aralarında soylar (veya soybağları) yoktur ve (üstünlük unsuru olarak soyluluğu veya birbirlerine durumlarını) soruşturmazlar da. Hangi ırktansın, hangi boydansın? Bunu soruşturmazlar diyor Allah. Bitmiş artık kıyamette. Tabii bu ırkçılığa karşı bir cevap.

Bir Alevi kardeşimiz yazmış, “Hocam” diyor, “aleyhimizde, Alevilerin aleyhinde çok sözler dolanıyor” diyor. “Onlara bir cevap verir misiniz?” diyor. Kardeşim, bir kere benim iki tane eniştem Aleviydi. Ben Aleviliği yakından tanıyan bir insanım. Ahmet Kılıç eniştemize giderdik, Tokat’ta, Beybağı’nda, küçük, Beybağı’nda evi vardı, biz on beş gün, yirmi gün kalırdık. Ben bizzat Ahmet Kılıç eniştemin ne kadar dindar, ne kadar efendi, ne kadar haysiyetine, şerefine, namusuna düşkün bir insan olduğunu görüyordum. Alevi tanıdıkları geliyordu, onların da ne kadar nezih ve efendi olduklarını görüyordum. Diğer eniştem de Aleviydi, son derece haysiyetine, şerefine düşkün, dindar, aklı başında bir insandı. Ayrıca ben Hacıbektaş’ta üç gün kaldım, Alevi kasabası, Hacıbektaş kasabasında birçok Alevi ahbabım oldu, dostlarım oldu. Hepsi nezih, çok efendi, asil, neşeli, dışa dönük, çok güvenilir insanlar. Aleviler hakkında ahlaksız adamların sözlerini söyleyip, onlara cevap vermemi istersen, bu anormal bir hareket olur, yakışık almaz. “Alevilere böyle diyorlar. Diyeceğim ben “bu yanlıştır.” Kardeşim bu zaten hakaret bu söz. Bunu söyleyen zaten ahlaksız adam. Ahlaksızın sözünü niye naklediyorsunuz? Haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz adamların sözünü niye naklediyorsunuz? Nakledilir mi bu? “Alevilere böyle deniyor, fakat böyle değildir” denmez bu. Alevinin ayağının tozu olmaz o adamlar. Alevi demek, Allah aşığı demektir, Hz. Ali (r.a) aşığı demektir, ehl-i beyt aşığı demektir, sevgi dolu insan demektir. İnsanları sever, çocukları sever, yaşlıları sever, müziği sever, güzel sözler eder, hikmetli konuşur. Kavgacı değildir, barış insanıdır. Hikmet insanıdır, hikmetli konuşur. Mesela Yunus Emre Alevidir. Deyişleri Yunus Emre’nin nefes kesiyor. Hikmet, güzellik. Onun için böyle ahlaksız insanların sözünü nakletmeyin. Bana buraya yazmışsın, diyorsun ki; “Hocam bunların böyle olmadığını söyle.” Bu hakaret zaten. Söylenir mi bu? Olmaz öyle şey. Onlar kendi işine baksın, ahlaksız, terbiyesiz adamlar. Aleviler nurdur. Benim Ahmet eniştem, daha önce de anlatmıştım, mübarek, rahmetli çok çok efendiydi. Evlendirme memuruydu. Tokat’ta çok güzel evi vardı. Küçük Beybağı’nda, bağ eviydi. Böyle bir kapak var, oradan açılıyor, oradan aşağı iniyorsun. Çok geniş bir yere iniyorsun. Evin içinde yine geniş bir yer ama püfür püfür esiyor. Bir çıkıyorsun, Allah, şeftaliler böyle. Elmalar, armutlar. Aradan küçük bir dere akıyor. Sürekli, şırıl şırıl şırıl şırıl aşağıya doğru. Bir de küçük kuzu koymuştu bahçeye, hoplaya zıplaya geziyor falan. Salıncak vardı bahçede. Tokat kebabı fırını vardı, kendisini orada. Çok asil insandı. Misafir geldi mi acayip sevinirdi. Çok hürmetliydi. Titizlikle beş vakit namazını kılardı. Gözümün önünde, görüyordum yani. Hayır kılmıyor da olabilir ayrıca. Her Sünni namaz mı kılıyor? Sünni olan namaz kılar da, Alevi kılmaz diye öyle bir şey yok kardeşim. Alevi de kılmayabilir, Sünni de kılmayabilir. Alevi de kılar, Sünni de kılar. Öyle bir şey yok. Alevilik Hz. Ali (r.a)’a daha şiddetli bir sevgi, bir aşk yani Hz. Ali (r.a)’a kilitlenme, muhabbet, dedeme. Bu, inşaAllah.

Aleviler hakkında ileri geri konuşanlar sadece ahlaksız, karaktersiz, şerefsiz, namussuz adamlar. Onları ne kaile alıyorsunuz, insan yerine koyuyorsunuz? Adam mı onlar? İnsan mı onlar yani? Mahluk. Mahlukun neyine cevap veriyorsun. Ahmet eniştemle biz, Almus’a da gitmiştik böyle hep beraber. Onun motosikleti vardı, püfür püfür. Gıjgıj’a gitmiştik Tokat’ta. Mis gibi kokuyordu bahçe, son derece. Asla yalan söylemez, kimseye oyun oynamaz. Her gün misafirleri vardı. Müthiş hürmetliydi, çok nezaketli bir insan. Kardeşim Aleviler çok olgundur. “Bir yobaz evine mi gidersin, Alevi mi deseler”, ben Alevi evini tercih ederdim. Sevgi yok ki onlarda, muhabbet yok, dostluk yok. Alevi öyle değildir. Sazı aldı mı, Allah kalbine ilham eder, muhteşem güzel sözler ediyorlar. Acayip güzel. Alevi deyişleri nefistir. Çok güzeldir. Böyle çok derin aşk kokan, muhabbet kokan ve kalbe hitap eden çok güzel sözler ederler, ilhamla. Dolayısıyla sakın ha, ahlaksız adamların sözünü ağzınıza almayın. “Böyle diyorlar, şöyle diyorlar” diyerekten, hiç kaile dahi almayın. Onlar mahluk. Hayvan bile değil, hayvan bile demiyorum. Hayvan üstün onlardan yani inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam teşbihiniz harika bu arada.

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. İnsanın yiyesi geliyor bu taşları. Ne güzel yaratıyor Allah taşları, inşaAllah.

Hacıbektaş’taki insanlar, yaşlılar falan ben konuşurdum onlarla evliye gibiler, acayip olgunlar. Yani müthiş olgun ama tarif edemeyeceğim derecede olgun. Çok şahane insanlar. Hacıbektaş’ın çilehanesine girdim. Orada bende bir değişiklik oldu, Allah’ın hikmeti. Yani daha bir olgunlaştım. Ben onu hissetim yani bir şey oldu. Samimi olarak söylüyorum. Çünkü döndüğümde de söylediler, Ankara’ya geldiğimde, “Sen değişmişsin” falan dediler, “daha olgunlaşmışsın” dediler. Küçük böyle taştan bir çilehanesi var. Çok küçük böyle penceresi var Hacıbektaş Veli Hazretleri’nin. Hacıbektaş Veli, hep böyle elinde karacalar, kuzular değil mi, böyle sevgi, müthiş bir sevgidir. Bir yobaz yapar mı? Yobaz eline hiç karacayı alıp sevdiğini gördünüz mü siz yobazın? Hayvanı kızartır yer en fazla. Hayır tabii helaldir, isterse yapar ama sevgi yok adamlarda yani yobazda. Sünni’nin tabii efendisi, efendidir. Alevinin de hastası olur ama Sünni’nin de hastası olur kardeşim. Bu bir ölçü değil. Ama Alevilik aşktır, muhabbettir. Mesela Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili hadisler Aleviler sayesinde bu kadar çok gelmiş. Yoksa unutulacaktı hadislerin epey bölümü. Yani işin doğrusu Sünni kardeşlerimiz de o kadar sahip çıkmamışlar. En fazla yüz hadis var, Sünni kaynaklardan. Ama Alevi kaynaklarda ansiklopedi, binlerce, binlerce. Yüz on cilt, Hz. Mehdi (a.s)’la ilgili ansiklopedi var. Hadis, aşk bu, unutmamışlar işte. Dilden dile, dilden dile, dilden dile muhafaza etmişler.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu, Yörükler Derneği tarafından düzenlenen Türkmen şöleninde sizin Alperenlere seslendiğiniz şekilde seslendi. Ve şöyle bir konuşma yaptı: “Pınarın gözesine, ışığın kaynağına geldim. Anadolu’yu vatan yapan yiğitlerin obasına, Alperenlerin ocağına geldim. Biliyorum ve eminim ki, Anadolu’daki son Yörük obasında ocaklar tüttükçe bu şafaklarda yüzen Albayrak asla sönmeyecektir. Bu ülkenin gerçek güvencesi, devletin de, ülkenin de güvencesi sizlersiniz. Gerçek sahibi, koruyucusu sizsiniz” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Kılıçdaroğlu yaman çıktı. MaşaAllah, güzel konuşmuş. Nurlu bir insan.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mehmetçiklerimiz Afganistan’da eğitim-öğretim yılının başlaması nedeniyle çocuk yurtlarında kalan 800 küçük öğrenciye öğle yemeği ziyafeti vermiş. Ve yardıma ihtiyaç duyan 2650 öğrenciye kırtasiye yardımında bulunmuş. Bütün küçük çocuklara tek tek sevgi göstermişler. Askerlerimiz, “Türk Silahlı Kuvvetleri dost ve kardeş Afganistan’ın kalkınması ve güçlenmesine yönelik katkılarına devam etmektedir” şeklinde açıklama yapmış.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah, Allah Allah, İttihad-ı İslam’a bak sen. Türk İslam Birliği’ne bak. Bak adım adım ilerliyor. Türk İslam Birliği işte böyle, bu şekilde. Bir oraya, bir buraya, bakarsın blok. “Bu ne?” diyecekler. Türk İslam Birliği diyeceğiz. Kanaviçe gibi dokunuyor şu an. Çok güzel maşaAllah, tebrik ediyorum askerlerimizi.

Kısa bir ara verelim.

VTR-Alevi Kardeşlerimizin Allah’a Hz. Mehdi (a.s)’ın Zuhurunu Çabuklaştırması İçin Ettikleri Dua

DİDEM RAHVANCI: Aşkım ruhum heybetlimle yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Damla Hocamı ben bir göreyim. Nasıl güzelliği?

DAMLA PAMİR: MaşaAllah Allah razı olsun.

ADNAN OKTAR: O kadar şiddetli güzel ki hayret ediyorum. Yani bilemiyorum ben bütün güzellere bakıyorum internette falan görüyorum. Ben bakıyorum hanımlara, bu kadar körpe,  bu kadar güzel, bu kadar masum, bu kadar efendi bilmiyorum yani, oluyor da olabilir de ben göremedim. Çok çok güzel.

DAMLA PAMİR: Allah razı olsun, Allah sizin yanınızda güzelleştiriyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çocukların hepsi çok güzeller. MaşaAllah şimdi onu düşündüm, dindarlık, Allah korkusu, Allah sevgisi ve akıllı oluyorlar, akıllı olunca vücuduna da zarar gelmiyor. İffetli olunca da, yüzünde bir asalet temizlik oluyor. İffetini kaybettin mi, bir garip oluyor yüzüne bir şey geliyor. Ben anlıyorum yani hissediyorum yüzünden anlıyorum, anlaşılıyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün Putin’e seslenerek, Esad ve ailesinin can güvenliği sağlanarak Suriye’den başka bir ülkeye götürülmesini önermiştiniz.  Bu konuşmanız birçok haber sitesinde yer aldı bugün.

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah. Kardeşim kimse tabii onu o hale getirmek istemez. Ben, Esad hakkında çok araştırma yaptım. O, o tarz bir tip değil. Oradaki devlet çok azgın, yani derin devlet çok azgın. Bunu daha genç yaşta tuttu kolundan getirdiler “otur şuraya” dediler, oturdu bu. Korkuyor bu. Karısı da belanın içinde, bu da belanın içinde. Putin bu mafyanın içerisinden bunları kurtarsın. Türkiye ile birlikte Amerika ile birlikte kurtarsın. Karmaşık bir şey yok, aslında çok sade bir şey. Çağıracaksın taraftarları oturtacaksın, Esad’ı da çağırabilir “gel kardeşim” dersin “sen, burada bir demokratik sistem kurmadın, babadan oğla bir sistem var, bir azınlık iktidarı var, bunu yapma. Bu insanlar senin kendi kardeşlerin kendi vatandaşların, Alevi’si Sünni’si hepsi senin kardeşin. Ortalığı bir yatıştıralım sen askerini çek, öbür tarafı da durduralım, demokratik seçimler olsun, kazanırsan söz bir, Allah Bir, sen iktidar olacaksın” dersin. “Koalisyon kuracak kadar bir gücün varsa, koalisyona gir, o da tamam.” Onun dışında sakince rahat güzel yaşa. Suriye çok güzel bir memleket. Rezalet çıkartmaya gerek yok. Kepazeliğe gerek yok. Dolayısıyla ikna etmek mümkün ama işte illa ki, Mehdiyet yine. Çünkü çok akılcı güzel çözülebilir. Mesela karısı çok efendi kız o. Çok hanım hanımcık canım benim kibar kız. Çocukları da köfte gibi ortada geziyor. Kardeşim ne günahı var çocukların?

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz size selamlarını iletiyor Hocam, öğrencilerine Harun Yahya kitapları dağıtmış onların resimlerini yolluyor ve nurlu ellerinizden öpüyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çekimde çok güzel olmuş. MaşaAllah canlarım benim çok nurlular elhamdülillah aferin çok iyi olmuş maşaAllah, Allah hayır bereket versin, Allah zihinlerini açsın.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hollanda’da yaşayan hayranınız Narin’in bir notu var size ve resimleri var. “Zümrüt gözlü Hocam, seni çok ama çok seviyorum. Bende ablalarım gibi hizmet edeceğim, inşaAllah. Yayına ne zaman çıkabilirim” diye soruyor? 

ADNAN OKTAR: Yani bu şekerlik bu güzellik ama hakikaten çok güzel. Aman Allah’ım yani top modellerden falan çok çok daha güzel. Muhteşem gözler, burun, her yeri çok güzel, ismi de çok güzel. Çiçeğe benziyor bahar çiçeği gibi. Tatlılık, çiçek tatlılığında? MaşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin. Allah aklını açsın nur versin, Allah her yerini nur kılsın. Annesine sağlık sıhhat versin. Çünkü anne kuzu ikisi birlikte. Şimdi anne var kuzu yok,  kuzu var anne yok olmaz. İkisi birlikte, inşaAllah. Ama anlamıyla kuzuya benziyor.

Şimdi Şeyhimle ilgili yazımız. Bugün Şeyhimiz Sultanımız, Şeyhim Şah Sultanımız, Şeyh Nazım Kıbrıs-i el Hakkani, dünyanın Sultanı, bölgenin değil, dünyanın Sultanı Şeyhimiz.

Es Seyyid, Seyyid Salih Özcan Hocamız’ın kan değerlerine bakmak için kan alınmış inşaAllah. Zaman zaman Şeyhimize kan verilmesini istiyoruz iyi oluyor. İnşaAllah. Selam söylemiş, Seyyid Salih Özcan Ağabeyimiz. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Ama o kadar şeker ki. Şimdi bizim çocuklar pek anlamadılar Seyyid Salih Özcan Ağabeyimizin kararlılığını. Mesela diyor ki; “ ben” diyor “ falanca gün yazlığa gideceğim” diyor. Çocuklar diyor Hocam aman diyor hava serin gitmeseniz diyorlar,  “o zaman ben kendim gideyim” diyor. “Ben sürerim arabayı” diyor. Bizim çocuklar palas pandıras aşağı iniyorlar. Başka ikinci bir yol kaldı.  Yani yok diyorsa, onun ikinci bir ihtimali olmuyor. MaşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Mersin’den kardeşlerimiz Cumartesi günü 500’den fazla kitap dağıtımı yapmışlar. Sevgi ve hürmetlerini iletiyorlar ve dualarınızı rica ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Bakayım, güzelliklerini göreyim, maşaAllah. Allah şevklerini artırsın, nasıl güzelmiş onlar nasıl güzelmiş. Allah her yerlerini nur kılsın. Allah sağlık sıhhat versin. Cennet sofralarında da böyle oturmayı Allah onlara nasip etsin. Hep böyle samimi insanlarla,  iyi insanlarla, böyle çok güzel yazın özellikle açık havada sohbet etmek, kırsal yerler de sohbet etmek, bunlar çok güzel. İlla kapalı yerde olacak diye bir şey yok. Ama ev her zaman iyidir yani ev sohbeti iyidir, çünkü Kuran’da da işaret ediliyor evlere.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimiz bir haftalık bebeğini resmini gönderdi. “Canım Adnan Hocamdan isim rica ediyorum, Hocamızın ellerinden çok öpüyorum her zaman ki gibi çok yakışıklı, maşaAllah” diyor.

ADNAN OKTAR: Yalnız şimdi bu olay, sanki normal bir olaymış gibi şekerliğine önce bir bakalım bunun badem şekerliğine. Ne kadar şeker bir şey bu. MaşaAllah maşaAllah. Kız mı erkek mi? Kız. Bakayım. Bismillahirrahmanirrahim Şeytandan Allah’a sığınıyorum. İsmi Sena olsun.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bandırma’dan kardeşlerimiz dün 1130 civarı A9 TV broşürü dağıttılar, size saygılarını iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Onlar aslan onlar pehlivan, maşaAllah. Allah adımlarına, nefeslerine, her anlarına sevap yazsın

Devam et Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Çorum’dan bir bayan kardeşimiz yazdı; “Başımın tacı canımın içi Sultanım. Çorum Osmancık ilçesinde belediye başkanı ve memurlarına, kaymakamlığa, hakim ve polis memurlarımıza, devlet hastanesi baş hekimi, yardımcısı ve çalışanlarına, müftülüğe, jandarma komutanlığına çeşitli kitaplarınızdan hediye ettik. Sayın belediye başkanımızla da Kuran sohbeti de yaptık. MaşaAllah çok güzel geçti” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, maşaAllah, elhamdülillah. Çok güzel sevgi dolular. Mesela CHP’ye de sahip çıkıyorlar, MHP’ye de, Hıristiyan kardeşlerimize sahip çıkıyorlar. Yalnız Hıristiyan kardeşlerimizle iddialaşma olmasın, sadece şefkatle yaklaşın. Ama konu açılırsa, Allah’ın birliğini savunursunuz, kitap verin, o yeterli olur. İddialaşmak olmaz ayette Allah; “en güzel bir tarzın dışında tartışmayın” diyor Allah. Bak “en güzel bir tarzın dışında” diyor. Ne demek bu? Kucaklayarak, sevgiyle, şefkatle, saygıyla, inançlarına saygı duyarak. Anlatırsın, o kendi inancında kararlı olabilir, saygı duyarsın.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İstanbul’dan kardeşlerimiz Ataköy Şirinevler bölgesinde 800 adet broşür dağıtmışlar, size sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Ataköy oralar çok güzelleşti. Allah onlara iyilik güzellik versin, şevklerini artırsın. Allah her yerlerine nur serpsin, her yerleri nur olsun. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, 30 Nisan günü Gebze’den kardeşlerimiz broşür dağıtmışlar. Ayrıca yine Gebze’de faaliyet yapan birçok kardeşimiz geçtiğimiz Cuma günü bir araya gelerek ev sohbeti yapmışlar, size ve sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Ev sohbetini bir göreyim. Güzelliğe bek sen güzelliğe, asalete. Temizliğe bak, çok çok güzel, Allah bereketlendirsin. Aslanlara bak sen güzellere. MaşaAllah ne kadar güzeller, Allah Allah harikulade güzeller, maşaAllah. Allah hepsine uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Ailelerine de bereket versin çok çok güzel. Bu ev sohbetleri, evin görünümü beni çok açıyor. Ne güzel insanlar bak bağnazlık olmadığı oradan anlaşılıyor. Her çeşit insan var kapalı, açık, çocuk, dekolte hanımlar da var. Ama hepsi birbirine çok sevgiyle yaklaşıyorlar.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan’ın, Beşer Esad için “bu yaptıklarının hesabını vereceksin” sözlerine Suriye’den bu gün cevap geldi. Suriye resmi haber ajansı “Ak Parti’yle İsrail’in bir ortaklık içinde olduğunu, Sayın Erdoğan’ın Suriye’de masum insanları katleden terör guruplarına yani muhaliflere bombalı araçlar gönderdiği ve onları eğittiği” iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Hadi canım sende terbiyesizlik yapmasınlar. Başbakan diyecek ki, alın size bombalı araç vereyim de gidin onları bombalayın! Bazı komünist guruplar var, arada sırada böyle bol bol atarlar, çok kötü atıyorlar ama atarken. Onların atışının devamı ama en kötüsünden atış, en rezil yalanlardan bir tanesi. Başbakan son derece aklı başında bir insan. Olacak iş mi? Hem de bombalı araç. Bombayla yükleyecekmiş Başbakan “haydi uğurlar olsun gidin” devlet adamlığıyla da alakası yok bunların klasik yalancı, üç kağıtçı takımı yani.

Evet, Didem  Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bazı kardeşlerimiz hasta olan ve hastanede yakınları için dua istiyorlar sizden. Ve tüm hastanelerde ki olan hastalar için de rica etmişler.

ADNAN OKTAR: Allah onlara sabır versin aynı zamanda, derin iman versin. Sabır ve derin iman olduğunda şifa gelir, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç; “1990’dan başlayarak bu güne kadar dağılmasına veya dağıtılmasına karar verilmiş tüm vakıfların yeniden bir prosedür dahilinde ihya olunmasına imkan sağlayacaklarını” söyledi. “Bu vakıfların geçmişte ellerinden alınan vakıflar genel müdürlüğünün idaresine verilen tüm menkullerini kendilerine iade edeceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani “28 Şubat’ın tahribatını düzelteceğiz” diyor. İnşaAllah, hadi bakalım.

DİDEM ÜRER: Hocam, son yapılan araştırmalara göre; MHP’nin oyları 2009’dan bu yana ilk defa yüzde 14’e çıkmış. CHP ise yüzde 22-23’e gerilemiş. Ayrıca ülkenin en önemli araştırmadan Adil Gül; “Başkanlık sistemi ile ilgili yaptıkları araştırma sonucunda AK Parti seçmeninin önemli bir bölümünün başkanlık sistemi fikrinden vazgeçtiğini” bildirdi. AK Parti tabanında daha önce başkanlık sistemini desteklerken, şu anda ülkeyi federasyona veya bölünmeye götürme riskinden dolayı desteklemekten vazgeçmişler.

ADNAN OKTAR: Sağlam millet, delikanlı millet. “Kahraman ordu imanlı miller” diyor. Bu millete oyun sen nasıl yapacaksın? Yani bölücüler için diyorum. Ama tabii Başbakan iyi niyetle dedi onu ama hakikaten tehlikeli. Benim olmaz dediğime, milletimiz de olmaz diyor. Bak, ben başkanlık sistemi olmaz dedim, mümkün değil. Ta en başında söyledim. Olmaz deyince, olmaz şeklinde kaldı o, olmaz. Bölünmenin adını kibarlaştırıp bize yaklaştırırlarsa, yine kabul etmeyiz. Zaten Türkiye küçük bir ülke, lider olacak gücü ancak buldu. Sen ne diyorsun? “Paramparça olalım” diyorsun. Bir de ırk düşüncesi üstüne paramparça olalım diyorsun. Egoistlik, sevgisizlik. Kürtler çok güzel insanlar, Lazlar çok güzel insanlar, neden bölünelim? Laz Başbakan olsun, Kürt Başbakan olsun. Niye Laz Laz’a, Kürt Kürde, olur mu öyle şey? Bu çok korkunç bir sistem. Ne sevgi, kalır, ne merhamet kalır, ne dostluk kalır, ne arkadaşlık kalır böyle bir şeyde. Egoistlik bu, çok korkunç.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, İstanbul’da kardeşlerimiz Ataköy ve Şirinevler’de 1500 adet A9 TV broşürü ve 50 adet sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar; “Allah aşkıyla çok sevdiğimiz canımızın içi, nurumuz, heybetli aslan Hocamızın mübarek ellerinden öper, hayır dualarını bekleriz, inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Güzelliğe bak sen güzelliğe bak. Hepsi nasıl güzeller, maşaAllah. Allah her yerlerini nur kılsın, sağlık, sıhhat, afiyet versin, üzerlerindeki dertleri sıkıntıları alsın Allah. Allah yolunda olan herkesin üstünden, Allah hastalığı belayı alsın ki, İslam’a Kuran’a hizmete vakitlerini ayırsınlar. Allah hastaneye para ayırtmasın. Allah yolunda olan insanlara hastaneye para harcatmasın Cenab-ı Allah. Müslüman’ın parası kıymetli. Hep İslam yolunda harcatsın Cenab-ı Allah. Onlara İslam yoluna harcatsın ki, hastane için stoklanmış para olmasın, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, partisinin Kızılcahamam kampında vekillerin sorulanı yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Ayasofya’nın ne zaman ibadete açılacağı ile ilgili bir soruya şöyle cevap verdi: “Ayasofya’yı ibadete açarız ama Sultan Ahmet çok boş. Sultan Ahmet dolarsa, Ayasofya’yı da gündeme alabiliriz” dedi.

ADNAN OKTAR: Acayip laf etmiş, güzel laf etmiş. Cesarete bak, delikanlılığa bak, çok şahane konuşmuş. Tamam, doldururuz o camiyi biz. İstediği o olsun. Ya Allah Bismillah, tamamdır, inşaAllah. Bu, Başbakan’dan söz, böyle görünüyor. Söz çıktı ağzından yani. Bu, tamamdır anlamında, inşaAllah. Bizden de camileri doldurmak kalır. Biz camileri dolduracağız, o da orayı açsın, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Veysel kardeşimiz şöyle diyor: “Ben Tokat’tan Veysel. Resimdeki kızım İlknur. Şu an iş yerinden Hocamızı dinliyorum. Çok seviyorum Hocamızı ve ellerinden öpüyorum. Duasına talibiz, inşaAllah” diyor.

ADNAN OKTAR: Şu İlknur’un patilerini babası bir ısıramaz mı? Parmaklarını bir de yanaklarını. Ne şeker şey o öyle, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, birçok yerde bir İngiliz gazetesi başta olmak üzere, “Suriye’deki duruma müdahale için İsrail’in çok yakınında Türkiye, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’la bir pakt kurabileceğini” açıklamış.

ADNAN OKTAR: Bizden duyduklarını bize anlatıyorlar Allah aşkına. Haber buradan çıkıyor, şöyle bir geziyor Avrupa’yı şurayı burayı geziyor, oradan merkeze geliyor haber, şöyle bir dönüp bize geliyor. Bunu söyleyen benim, aylar önce söyledim. Paktın adı; Türk-İslam Birliği. Adını biz koyduk. Ne parkı?

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bugün Gazetesi’nden Adem Yavuz Aslan, bugünkü yazısında; “PKK’nın bölgede propaganda çalışmasına ağırlık verdiğini” yazdı. “Silahlı unsurların çekildiğini ancak şehir yapılanmasının faaliyetlerinin hız verdiğini” ifade etti. Şöyle söylüyor: “Örgütün şehir yapılanmaları son günlerde alarm vaziyette. Hatta sokak sokak, ev ev örgütlenme üzerinde çalışılıyor. Hatta daha önce Türkiye’ye giriş yaptıkları tespit edilen vergilendirme memurları, şehir merkezlerinde icraata başladılar” diyor.

ADNAN OKTAR: Doğrudur, olabilir. Ama bizim istihbaratımız, polisimiz öyle şeyleri tespit eder. Varsa da gereğini yapar, dedikoduyla bırakmaz.

Didem Hocamız’la devam ediyoruz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bingöl’de sürekli kitap ve broşür dağıtımı yapan kardeşlerimiz; Filiz Aydın, Hatice Böke, Ayşe Çaparlar, Fatoş Bahatekin, Büşra Böke Uğur Aydın sizi çok sevdiklerini her güm izlediklerini söylüyorlar. Bingöl’de camilere okullara, parti teşkilatlarına kitaplarınızı hediye ediyorlar. Sizden dua bekliyorlar. Evlerinde internet olmadığı için, resim gönderemedi kardeşlerimiz. Dualarını istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Allah onlara internet de nasip etsin, inşaAllah.

Başbakanımızdan ben bir daha rica ediyorum can Başbakanımızdan; şu internette kota sınırlama şu bu falan kalksın. Avrupa’da da birçok ülkede bu uygulama var, bu modern uygulama Türkiye’de de uygulansın. Bütün şehir havadan internete bağlanıyor ücretsiz. O şekilde bir bağlanma olsun. Hatta bilgisayarı olmayan vatandaşa da ucuz, taksitle bilgisayar satışı mümkün olsun. Mesela bir milyon taksitle, beş, on lira taksitle diyelim, ödesin kardeşlerimiz. Hatta hibe de edebilir devlet öğrencilere, fakir halka. Dünyanın en mükemmel üniversitesi. Bu İngiltere’deki Amerika’daki üniversiteleri falan katlar. İnternetteki bilgi ucu bucağı yok, maşaAllah.

Kardeşlerimiz iyi, maşaAllah, bulundukları bölge itibarıyla da güzel bir faaliyet, önemli, iyi olmuş.

“Zalimlerin bir kısmını bir kısmının başına geçiririz” diyor Allah ayette. (En’am Suresi / 129) Çok acayip. Zalimi zalime kırdırıyor Allah. “Zalimlerin bir kısmını bir kısmının başına geçiririz.” Bir kısmı diyor Allah, hepsi demiyor, maşaAllah.

Cümbüşle udun sesi çok güzel oluyor. Cümbüşü de kim icat ettiyse, Allah ondan razı olsun. Şahane alet yani.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şeyhimizin sözü aklıma geldi de, çok güzel ifade etmiş maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Toplantılar, cümbüş şeklinde olacak” demiş. “O kadar neşeli olacak” demiş, maşaAllah. Şeyhimize Şeyh demesinler, Şah da demesinler. Sultan; yani belirli bir yerin Sultanı değil, dünyanın Sultanı Şeyhimiz. Bana o şekilde bilgi gelsin; “Dünyanın Sultanından şöyle haber geldi” diyeceksiniz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, ben müzikten önce bir şey söyleyecektim. Yani o kadar önemli bir söz ki, müzikle geçmemesi gerekiyor, inşaAllah. Yandan oturuyorum, başınızı yandan görüyorum ve saçınızın dalgası yandan o kadar muhteşem ve ahenkli ki, insan sadece saçınızı seyrederek bile saatler geçirebilir. Çok güzel maşaAllah. Gerçekten çok güzel.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bakın, ima gibi olmasın da, sırası gelmişken söylüyorum; “İmam Mehdi (a.s)’ın hem saçı hem sakalı hafif dalgalıdır” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Tam kıvırcıktır demiyor. “Hafif dalgalıdır” diyor. Hem saçı hem sakalı için söylüyor. Normal, ben seyyidim yani, Hz. Mehdi (a.s)’a benzemem benim normal. O nesilden geldiğim için. Nasıl Şeyh Nazım Hocamız benziyorsa, nasıl evlatları benziyorsa, mesela Şeyh Bahaddin Efendi müthiş yakışıklı acayip sevimli. Hz. Yusuf (a.s)’a benziyor. Ecdada benziyoruz, oradan bağlantısı, inşaAllah. Benim kalbim de güzel.

Bu PKK’nın kafasını düşünüyorum da ne kadar kötü, ne kadar akılsızca bir izah; “Kürt Kürdü yönetsin” ne anormal bir laf. Çerkez insan değil mi? Türk insan değil mi? Ne biçim insan bunlar. “Sırf Kürt olacak, başka bir şey istemiyoruz biz” diyorlar. Deliliğe bak. İçişleri Bakanı Kürt, iftihar ediyoruz, gayet güzel. Bu nasıl bir kafadır? Olur mu öyle şey? Kürtler olacakmış, başka kimse olmayacakmış. Olmaz öyle şey. Kürt de olacak, Çerkez de olacak, Laz da olacak bir karışık milletiz. Hepimiz aynı, Türk milletiyiz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amasya’dan kardeşlerimiz yazdılar: “Merhaba canım Hocam. Dün Amasya konferansı dönüşü uğradığımız tarihi Amasya Ulu Camii’nde bir Japon arkadaşla karşılaştık. İsmi, Mita Mura. O an yanımızda bulunan Hocamızın bir kitabını hediye ettik. Ancak Türkçe okumayı bilmiyormuş. Biz de, Harunyahya.org sitesinden girebileceği, oradan İngilizce kitapları okuyabileceğini söyledik. Çok memnun kaldı” diyor kardeşlerimiz. “Canımız Hocamızın ellerinden öpüyoruz, onu çok seviyoruz.”

ADNAN OKTAR: Aferin benim güzellerime, aferin benim aslanlarıma, nur gibiler, maşaAllah. Allah onlara sağlık, sıhhat, afiyet versin.

Kürt kardeşlerimize çok eziyet oldu, o doğru. Hakikaten; “Kürtçe konuşmayacaksın.” Ben bilirim lise yıllarında mesela Kürt olmayı suç gibi gösterirlerdi. Çok ezdiler kardeşlerimizi. Ama kim ezdi? İddia edilen Ergenekon terör örgütünün içerisindeki materyalist, Darwinist, Allah’sız, Kitap’sız bazı tipler, bazı zalimler. Peki bunu Türk ordusuna niye mal ediyorsunuz? Mehmetçik yapar mı bunu? Gaddar, psikopat, azılı katiller iddia edilen Ergenekon terör örgütünü oluşturdular ve Kürt kardeşlerimize çok eziyet ettiler. Peki Müslümanlara? On misli de onlara eziyet ettiler. Sünni Müslümanları mahvettiler, Alevileri mahvettiler, Hıristiyanları mahvettiler, acayip ezdiler. Hıristiyanların hepsi memleketi bırakıp gitti. Kan kusturdular. Sanki sırf Kürt kardeşlerimize zulüm yapılmış gibi bir üslup yanlış. Ama o alçaklardan devlet hesap soracak. Biz de bunun farkındayız. Ben Kürt kardeşlerimin çok çile çektiğini, acı çektiğini biliyorum. Yani çok ızdırap çektiler. Bazı ahmakların kendi kafalarınca onları aşağılamaya katlığını da biliyorum. Ama o devirler, o karanlık devirler bitti artık, inşaAllah.

“Siz benim bir tanem, kıymetlim, değerlimsiniz. Amasya konferansımızda isminiz duyulduğunda uzun süre ayakta alkışlandığınızı duydum, çok duygulandım. O kadar güzel bir duygu ki canım Hocam, insanların size sevgisi, coşkusu muhteşem. Size yapılan işkenceleri, kötü davranışları anlatıyorsunuz yayında ama şimdi gelinen nokta maşaAllah çok güzel, ayakta alkışlanıyorsunuz” diyor.

Mesela bak, Kürt kardeşlerimiz için örneğim ben. Ayağımdan zincirlediler, tımarhaneye koydu adam. Baklalı zincir, iki buçuk santimden kalın baklalı zincir ayağıma vuruldu. Ben bir şey dedim mi? Bu imtihandır. On ay düşünün akıl hastalarının içinde ama nasıl akıl hastası? Durup durup birbirlerini öldürüyorlar, birbirini boğuyor. Kafasını duvarlara vuruyor, ağzı burnu kan revan içinde. Üstü başı berbat, perişan. Öyle akıl hastalarının içinde on ay tuttular, biz sabrettik. Dokuz ay hücre hapsinde, iki buçuk metreye bir buçuk metre. Seccadeyi koyamıyorduk. Seccadeyi yan koyuyorum duvara sırtım geliyordu yani namaz kılarken, zor namaz kılıyoruz öyle bir ortamdayız. Okuz ay da orada tutular. Sonra da dediler ki “suçun yok senin” dedi savcı. Ama aynı savcı dikkat et! İlk önce “suç unsuru var” dedi. Sonra “suçu yok” dedi. On dokuz ay sonra “hadi şimdi git” dediler. Biz bir şey demedik. Ama tabii ki demokratik mücadele gerekir, susup yerimizde oturmak olmaz. Ama devleti yıkmanın anlamı yok, memleketi yıkmanın alemi yok, memleketi parçalamanın bir alemi yok. Yani sen pireye kızıp, yorganı yakıyorsun. Olur mu öyle şey? Türkiye’nin bölünmesi ne demek, Allah esirgesin. Bölgenin en güçlü devleti. Çakı gibi ayakta duracak Türkiye, öyle bir şey yok. Biz, nüfusumuzla gücümüzle ancak lider olacak güce eriştik.

DİDEM ÜRER: Mustafa ve Hüseyin kardeşlerimiz Caddebostan’da A9 TV broşürü dağıtımı yaptılar. Halk çok ilgi göstermiş, maşaAllah. Size saygılarını iletiyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, maşaAllah. Ben de onlara saygılarımı iletiyorum, ellerinden öpüyorum, Allah şevklerini artırsın.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir hadis okumak istiyorum; “Resulullah (s.a.v) buyurdu: ‘İmam Mehdi, omuzları geniştir. Dişleri parlaktır. İnce ve güzel bir burnu vardır. Alnı geniş ve parlaktır. Omuzları bir kaya kadar sağlamdır. Yanakları daha az dolgun gözükür ve uykusuz kaldığından dolayı bazen solgundur. Kaşları kavisli ve güçlüdür. Saçları kulağının üzerinde kıvrılır. Dudakları mükemmel ve güzeldir. Görünüşü iyi ve yakışıklıdır. Yüzü iffet nuruyla görkemle doludur. Görkemli bir lider görünüşü vardır. Ve sesi güçlü ve nefes kesicidir.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İstanbul’dan başka kardeşlerimiz Cumartesi günü Mecidiyeköy’de 500 adet broşür dağıtmışlar. Tatlı bir kediye de rastlamışlar. Onun da resmini gönderiyorlar, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Göreyim o çok önemli. Hakikaten çok tatlıymış. Yerim ben onun ağzını yerim. Şekerliğe bak sen. Ne usluymuş bu, çok şekermiş bu. Bunlarda yatak yorgan elbise diye sorun yok. Sokakta köpeklere de bakıyorum, hiç fark etmiyor, çimento, beton. Allah Allah baya güzelmiş. Alıp getirselerdi bunu bana. Şimdi gözüm kaldı benim bunda. Yüzündeki ifade çok tatlı. Çok anlamlı güzel bakıyor.

“Allah, beni sizden dünyada, ahirette hiç ayırmasın. Bu dünyada böyle muhteşemsiniz. Kim bilir cennette ne kadar güzelsinizdir.” İnşaAllah. “Allah yanınızda son nefesime kadar tüm canımla malımla mücadele etmeyi nasip etsin, inşaAllah.”

“Hocam, sabah akşam dinlenirken ve görüldüğü gibi çalışırken de sizi dinliyorum seyyid Hocam. Allah sizden ayırmasın Hocam” diyor Ömer kardeşimiz, maşaAllah. Allah şevkini artırsın, Allah nurunu artırsın. Allah cennette de kardeş etsin, inşaAllah.

Didem Hocam, dinliyorum ben.

DİDEM ÜRER: Bazı kardeşlerimiz işlerinde bereket için dua etmenizi rica etmişler Hocam.

ADNAN OKTAR: Bereket için dua ederim ama şartlı. Kazançlarını, bedenini, canını tamamen Allah’a hibe ederse. Çünkü bak: “Dirimim, ölümüm, hayatım Alemlerin Rabbi Allah içindir” diyor. Allah’a kendini tam satan, tam teslim eden için, Allah büyük bereket versin, geniş bereket versin ki, Allah yolunda onu harcasınlar.

Mesela ben kendi çevremde arkadaşlarımda hissediyorum, hakikaten şaşırtıcı bir bereket var. Hep Allah yolunda da harcıyorlar, maşaAllah. Hakikaten muazzam bir bereket ama muazzam da bir harcama var. Hep Allah yolunda. Hiç kimse öyle keyfine zevkine eğlencesine, işte geleceğim ne olacak falan. Geleceği Allah yaratır. Bak ben 57 yaşına geldim, hiçbir malım mülküm yok ama hiç sıkıntı da çekmedim. Hep Allah bereket ve bolluk içinde yaşattı, huzur içinde yaşattı. “Şunu bir kıyıya koyayım” derler ya, “şu köşeye şunu hazırlayayım ne olur ne olmaz.” Hep Allah’ güvendim tevekkül ettim. Ve çocukluğumdan beri de hep bereket bolluk içinde yaşadım çok şükür, maşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün akşam Galatasaray-Sivasspor karşısında aldığı galibiyetle lig bitmeden üç hafta önce şampiyonluğunu ilan etmiş oldu. Ve 19. kere şampiyon oldu. Tebrik ediyoruz Galatasaray’ı.

ADNAN OKTAR: İyi, inşaAllah diğerleri de şampiyon olurlar. Fenerbahçe de, Beşiktaş da, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Fatih Terin Şampiyonluk sonrasında yaptığı ilk açıklamayı Allah’a şükrederek yaptı; “Çok mutluyum tabii. Şampiyon olmak başka bir duygu Allah’ıma şükürler olsun, şükür bu günleri de gördük” dedi.

ADNAN OKTAR: Fatih Terim’in son aylarda, özellikle bu yıl, üslubunda çok daha Rahmani, Kurani güzel bir üslup gelişti, ondan sonra zaten bereket yağmaya başladı. Bir güzelliktir gidiyor, maşaAllah. Hep Allah’a bağlayarak, hep Allah’a bağlayarak konuşuyor, çok güzel. O, kendi hayatına da bereket getirir, davasına da bereket getirir, her yönden güzel olur, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Risale Haber sitesinden Abdurrahman İraz; “Ağabeylere dua vaktidir” başlıklı bir yazı yazdı. “Ahmet Aytemur Ağabey’in ağlığının pek iyi olmadığını, Sait Özdemir Ağabeyin önemli bir ameliyat geçirdiğini, Salih Özcan Ağabeyin, Mehmet Fırıncı Ağabeyler gibi kişilerin de, sağlıklarının çok yerinde olmadığını yazmış. Tüm Müslümanların bu ağabeylere, sağlık sıhhat şifa için dua etmeye” davet etmiş.

ADNAN OKTAR: Tabii ki dua ederiz ama teknik takibe alalım ağabeylerin hepsini. Gerçi Seyyid Salih Özcan Ağabeyi takip ediyoruz ama Mehmet Fırıncı Ağabey iyiydi genelde. Mehmet Fırıncı Ağabey, hem halim bir insan, çok tatlı güzel huylu. Bir de Aytemur Ağabey, onları teknik takibe alalım. İster evlerinde olsun, ister hastanede olsun, ne şekilde olursa takibe alalım. Bana onlarla ilgili muntazam bilgi gelsin. Said Özdemir Ağabey iyi bizin son gördüğümüzde. Bir ameliyat geçirmesi normal. Yani ciddi bir durumu varsa şey yapalım ama diğer ağabeyleri de teknik takip edilecek bir durum var mı, bir ona bakalım, varsa teknik takibe alalım. Dua tabii ki ediyoruz, Allah hepsine sağlık sıhhat uzun ömür versin, bereket versin, nur versin, hayır versin. Ağabeyler, Bediüzzaman’dan bize emanet. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Almanya’nın en büyük yayın organlarından olan Der Spiegel’in bu haftaki sayısında; “Sayın Erdoğan’ın kendisine” -estağfirullah- “Almanya’da Türklerin patronu gibi gördüğünü ve onun agresif diaspora politikasıyla uyumu engellediği” iddia edildi. Bu iddiaya delil olarak, Sayın Erdoğan Avrupa’da yaşayan bakma muhtaç Türk çocuklarının Hıristiyan aileler yerine Müslüman ailelere verilmesi konusundaki ısrarı gösterildi. Ayrıca Sayın Erdoğan 2011 yılında Düsseldorf’ta, “sizin refahınızı görmek için buradayım. Benim vatandaşlarımsınız, arkadaşlarımsınız, kardeşlerimsiniz” şeklindeki açıklamasına dikkat çekildi. “Sayın Erdoğan Almanya’daki Türklere kendisini yedek Başbakan gibi gösteriyor” yorumunda bulunuldu.

ADNAN OKTAR: Ama biraz değil de baya zorlama olmuş. Ayıp yapıyorlar. Bazı büyük gazeteciler vardır böyle üçkağıtçı, böyle sahtekar, iftira atar, rahatsız eder, çirkin laflar eder, demediği halde dedi der. Eskiden bu gelenekseldi mesela çok çekinirdi insanlar bazı böyle üçkağıtçı gazetecilerden. Şimdi bu Avrupa’ya da sıçradı. Üçkağıtçı bazı gazeteciler türedi Avrupa’da, Amerika’da falan. Onlar öyle kolay kolay sahtekarlık yapmazlardı. Şimdi bunlar da sahtekardır demiyorum ama bu tarzdır demiyorum ama üslupları çok yakışıksız olmuş. Çok ayıp yapıyorlar. Uluorta bir mantığı yok, bir açıklaması yok, açıklamanın oturduğu zemin yok, boş. Başbakan’ın anlattığı son derece makul. Anormal olan ne var burada? Nerenin patronluğu? Başbakan, tabii ki milletine sahip çıkar, vatandaşına sahip çıkar. Patronluk mu bu? Ne yapsın yani, nasıl davransın, ne söylemesi gerekiyor? Lakayt mı davransın, ilgisiz mi davransın?

DİDEM ÜRER: Şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla: “Asra andolsun;” (Asr Suresi / 1)

“Gerçekten insan, ziyandadır.” (Asr Suresi / 2)

“Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (müstesna).” (Asr Suresi / 3)

Rabbimiz, bizi Salih amellerde bulunanlardan ve birbirimize hakkı tavsiye edenlerden kılsın, inşaAllah.

Bugünkü yayınımız sona eriyor, yarın inşaAllah tekrar görüşeceğiz. 

Masaüstü Görünümü