Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (7 Mayıs 2013; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


CEYLAN ÖZBUDAK: Aşkım, ruhum, aslan seyyidimle programımıza başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan bugün yaptığı grup toplantısında şunları söyledi Hocam: “İstanbul’un 1453’teki fethinin 600. yıldönümünü, 2053’ü de AK Parti’nin hedefleri altına aldık. Birçoğumuz o tarihe de erişemeyeceğiz ama kolları sıvadık, gençlerimiz için çalışacağız. Osman Gazi, İstanbul’un fethinden 154 yıl önce Tuna’nın hayalini görmeseydi, Fatih Sultan Mehmet olmazdı. Bir çağ kapanıp, bir çağ açılmazdı. Biz bugünün nesline, birer Fatih olmaz, Fatih’ler yetiştirecek anne-baba olan şuurunu vermek zorundayız” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Ne güzel konuşmuş, ne güzel konuşmuş. Ne güzel Mehdiyet ağzı. Verdiği tarih dünya hakimiyeti tarihi. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın, Hz. Mehdi (a.s)’ın evlatlarının ve bizzat kendilerinin en ihtişamlı çağı. Bir de, genç daha Tayyip Hocam, dur bakalım, rahat rahat görür. Biz Tayyip Hocamıza iyi bakarız, bir şey olmaz. Yalnız şu Cumartesi-Pazarları dinlenmiyor. Sözümü dinlemedi daha hala Başbakanımız, istirham ediyoruz. Yani dinlen; bir şey yok ki, dinlenecek bu kadar. Gitsin spor yapsın, dinlensin, müzik dinlesin. Bilal fasıl getirsin, değil mi? İki gün dinlense bayağı açılır. Çok fazla yardımcısı var. Yapsınlar, bölüşsünler işleri. Ama bizzat başında durmak istiyor o, yani çok yetenekli, süper uyanık, maşaAllah. Hırslı da. Bizzat başında durunca daha pratik hallediyor, tahmin ediyorum. Ama artık diğer Bakanlarımızın da herhalde titizliği iyidir, inanıyoruz.

DİDEM ÜRER: Belki evinden devam edebilir hafta sonu.

ADNAN OKTAR: Olabilir tabii; orada telefonla, Skype’tan da olabilir. Oradan yapabilir, sağlam bir sistem kurup, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan, MHP 1999 yılında hükümetin ortağıyken, devletin kurumlarının İmralı ile görüşmeler yaptığını ve ardından İmralı’nın teröristlerin yurtdışına çıkması için çağrıda bulunduğunu hatırlattı. Ardından Sayın Devlet Bahçeli’ye seslenerek, “99 yılında kuzu kesilen Sayın Bahçeli, şimdi kükreyen aslan görünümünde. Sayın Bahçeli 1999’da neden kükremedin” diye sordu.

ADNAN OKTAR: Yok, yok; millette ferahlık meydana getirdi. O gerekir, çünkü tedirgin oldu halk. Yani Ülkücüler, Milliyetçi Hareket böyle bir tepki, böyle bir üslup kullanmasa bir boşluk olurdu, bir huzursuzluk olur. Tamam, bir güzel gidişat var, belli. Biz AK Parti’ye güveniyoruz, Başbakan’a güveniyoruz ama böyle bir üslup da gerekir. Yani bunun bir riski yok. Yanio zaman bir garip olur millet, acayip bir psikoloji meydana gelir. Yok yok, iyi, maşaAllah. Ülkücü gençlerin öyle uyanık olması. Öyle bir şey dış güçlere de bir gözdağı olmuş olur. İyi olur yani, inşaAllah. Milletin o yönde bir maneviyata ve morale ihtiyacı var. Çünkü ne olacağını bilemedikleri için. Belli ki hükümet konuyu halletmiş. Yani anarşi, terörden adamlar vazgeçmişler. Yani onların da fazla gururunu kırmadan konuyu bitirmek istiyorlar, anladığım kadarıyla. Çok şahane bir şey bu; maşaAllah, çok iyi. Ama tabii CHP mesela, kararlı muhalefet ediyor. Muhalefet olmadan çok tedirgin olur millet. Ama yıkıcı muhalefet olmaması lazım. Başbakan yaman.

DİDEM ÜRER: Faaliyeti vardı kardeşlerimizin. Bursa’dan kardeşlerimizin çok güzel faaliyeti var. Şöyle yazmışlar; “3-5 Mayıs tarihleri arasında Bursa Merinos Park’ta Bilim Şenliği yapıldı. Bilim Şenliği’nde 18 metre standımız vardı. Sergimize çok yoğun ilgi oldu, maşaAllah. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız, Sayın Recep Altepede standımızı ziyaret etti. Ve çok beğendiğini belirtti. Sayın Belediye Başkanımız bize birçok konuda destek veriyor, maşaAllah” demiş kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Nurlu da onun için, mübarek de onun için. Osmanlı evladı, cumhuriyet evladı, aslan o,maşaAllah. Allah ona daha güzel makamlar versin. Kalbine inşirah, ferahlık versin. Hayırlı, bereketli uzun ömür versin. Üzerinden hastalıkları, belaları, dertleri alsın Allah. MaşaAllah, aferin çok güzel. Bursa’daki kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Bursa da zaten bir mübarek var, Bursa’nın güneşi, Şeyh Ahmet Yasin El Bursevi Hazretleri; dünya tatlısı, nur insan. Seyyid ve şerif. Dünya tatlısı mübarek Şeyhimiz, Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri’nin mübarek dualarıyla, güzel dualarıyla, inşaAllah orada güzel faaliyetler oluyor. Bursa ekibini tebrik ediyoruz, oradaki kardeşlerimizi, kim varsa hepsine. “Allah razı olsun” diyoruz. Allah kalplerine ferahlık, huzur versin. Kalp bazen kapz haline girer, ıstırap duyar kalp. Allah kalplerine ferahlık, inşirah versin. Kalplerini daima açık tutsun Allah, kalplerine sıkıntı vermesin. Çünkü kalp sıkılırsa, akıl da sıkılır. Birbiriyle bağlantılılar. Allah sürekli imanın inşirahını versin. İmandan kaynaklanır inşirah. Diyor ki; “açık havaya gitsem açılırım.” Açık havaya şeytanın da seninle beraber gelir, açılmaz. “Bir yemek yesem açılırım” diyor, şeytanında seninle beraber yer. “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle felah bulur.” Şeytandan Allah’a sığınırım. Ayettir bu, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz Sayın Başbakanımızdan internetin başta öğrenciler olmak üzere, herkese ücretsiz verilmesi için ricada bulunmuştunuz. Yurtkur Genel Müdürü Hasan Bayraktar, Başbakan’ın talimatıyla, yurtlarda öğrencilere internetin ücretsiz sunulması için çalışma başlattıklarını açıkladı. Başbakanımızın talimatıyla Haziran ayının sonunda her öğrencimiz Türkiye’nin bütün yurtlarında ücretsiz internet bağlantısına kavuşacak, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Yalnız Başbakanımdan bak bir daha istirham ediyorum. Israrla üzerinde durdum; bu interneti şu kota, mota falan, bunlar kalksın. Ne kotası, internete girdin mi gir. Direkt bağlantı kurman lazım. İnternete giriyorsun, Selamun Aleykum,kota. Ne demek, giremiyorsun? Üniversitenin kapısına giriyor, “geri dön” diyorlar. Kütüphanenin kapısına giriyorsun, “geri dön” diyor. Olur mu öyle şey, istediği gibi girmesi lazım. Bedava olması lazım. Özel üniversiteler paralı ama devlet üniversitesi parasız. İnternetten para alınmaz. İnternet bedava olsun. Gücü yetmeyen kardeşlerimize de bilgisayarı devlet hibe olarak versin. Fakir olanlara da taksitle. 5 lira taksitle, 10 lira taksitle versin. Aydın Türkiye demek; komünizme, faşizme, vahşi kapitalizme kapalı bir Türkiye demektir. Aydın bir adam nasıl Darwinizme inansın? Aydın bir adam nasıl materyalizme inansın? Aydın bir adam nasıl komünist olsun?Bilgisizlik komünizmi getirir. Bilgisizlik faşizmi getirir. Bilgisizlik vahşi kapitalizmi getirir. Kültürlü, bilgili adam o yollara girmez. Çünkü bilgiyi gördü mü Allah’ın sanatını görür. Allah’ın sanatını gördü mü Allah’a aşık olur. Allah’a aşık olan, Allah’tan korkar, Allah’ı sever, Kuran’a tabi olur; dünyanın en mükemmel, en iyi insanı olur, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gölcük’ten kardeşlerimiz size şöyle yazmışlar; “Canımız, birtanemiz Hocamız, bu hafta İzmit çarşıda esnaflara 20 adet kitaplarınızdan hediye ettik. Nurlu ellerinizden öpüyoruz. Şengül ve Esra.”

ADNAN OKTAR: Her seferinde çok hoşuma gidiyor; biri kapalı, biri açık. Ne kadar güzel, ne kadar güzel. O da yüzde yüz Müslüman, o da yüzde yüz Müslüman. Nur gibi, hiç farkı yok. Eskiden ne belaydı; başı kapalılar toplanıyor bir araya, sırtlarını dönüyorlar, diğer kişilere yüzlerini birbirlerine dönüyorlar. Açıklar ayrı bir yerde, başı kapalıları görüyor, ‘yuh’ çekiyor. Başı kapalılar, başı açık geliyor, o da onlara ‘yuh’ çekiyorlar. Ne korkunç bir şey! Nur gibi Müslümansınız, ne fark eder. Başı kapalı oluyor, namaz kılmıyor; başı açık oluyor, namaz kılıyor. Yahut tam tersi oluyor. Hepsi Müslüman. Ne gerek var anormal hareketlere, değil mi? Hiç ihtiyaç yok.Allah’a teslim olup, samimi Müslüman olarak yaşamak lazım.

“Aşkım Hocam, canım Hocam, nur yüzlüm, senin ekrandan ayrılmanı hiç istemiyoruz. O gülüşlerin bizi bizden alıp gidiyor. Benim bir Kürt komşum Senin fanatiğin oldu. Eşi ve kendisi için dua istiyor, inşaAllah. Size çok Selamı var” diyor Hatice Hanım. Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. Benim talebelerimin büyük bölümü Kürt. Ve cin gibiler de. Acayip zekiler, bir de çok yakışıklılar,maşaAllah. Bediüzzaman, Üstadım Kürt’tür. Selahaddin Eyyubi Hazretleri Kürt’tür. Bir evvelki yüzyıl, 12. yüzyıl.Bediüzzaman13. yüzyıl. Mevlana Halid Hazretleri var, mesela o da Kürt’tür. Yani çok çok fazla Kürt alim var,maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu ülkenin bütünlüğüne dair konuşma yaptı Hocam. “Biz sorunu akılla, mantıkla, ülkemizin birlik ve bütünlüğü içerisinde çözmek isteriz. Eğer siz sorunu uluslararası masalarda çözmeye kalkarsanız, hiç kimsenin endişesi olmasın, o sorunun çözümü Türkiye’nin aleyhine olur. Endişemiz budur. Ülkemizin birliği ve dirliği bizim için her şeyden önemlidir. Halkın destek vermeyeceği anlaşmaların altına imza atarsanız, onun karşısında öncelikle bizim durmamız gerekiyor” demiş ve “hedefimiz bu” demiş.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi bu da muallak, hangi anlaşma, ne var bizim bilmediğimiz? Başbakan nasıl öyle bir şey yapsın? Yani şuana kadar anormal olan bir şey ben göremedim. Teyakkuzda oldum ben, şüphelendim de, acaba acayip bir şey mi olacak gibisinden. Ama yok ortada bir şey. Başbakan vargücüyle bağırdı; “Tek devlet, tek millet. Bölünmeye ben şiddetle karşıyım” dedi. Daha ne desin.Bunu diyen insana,“yok, sen illa böleceksin” mi diyelim, ne diyelim?

DİDEM ÜRER: Sayın Bahçeli akil insanlar heyetine sizin getirdiğiniz eleştirilerin aynısını getirerek şöyle söyledi Hocam; “Türk Milleti yanlış yolda mıdır ki irşat heyeti görevlendirilmiştir? Bu 63 kişi kimleri doğru yola getirmekle görevlendirilmiştir. Başbakan’a göre bunlar irşat heyetiyse, mürşit kimdir, kimlerden oluşmaktadır?” dedi. Ve sözlerine şöyle devam etti; “Milliyetçilik yükselmektedir, gerçek anket meydanlardadır. Hiç kimse İmralı canisinin affını görmeyecektir. Hiç kimse Kürt kardeşlerime PKK’ya kuyruk yapamayacak, temsilcisidir gibi gösteremeyecektir” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama Başbakan’ın da zaten böyle bir iddiası yok. Hükümet kaç defa açıklama yaptı; “Bizim Abdullah Öcalan’ı bırakmak şeklinde bir görüşümüz yok” dediler.

DİDEM ÜRER: Çok net açıkladılar.

ADNAN OKTAR: Dün de söylediler. Bölünme, ona da;“kesinlikle karşıyız, böyle bir şeye müsaade etmeyiz” dediler. Onun için, ondan gerisi biraz zor. Tabii MHP’nin bu tip konuşmaları halkta bir ferahlık meydana getirir, güven meydana getirir. O riskli bir şey değil, yanlış bir tavır değil.

Başbakan Tayyip Hocam, çok çile çekti, çok acı çekti. Bu insanı böyle bir kalemde harcamak isteyen bazı tipler çıkıyor ya, ben şaşırıyorum ona. Bu nasıl bir vefa anlayışı, nasıl bir ahlak anlayışı ben anlamıyorum. Türkiye ne kadar zor durumdaydı; çeteler kum gibi kaynıyor, eşkıya kol geziyor, her gün faili meçhul. Canını ortaya koydu, o cesaret etti, hayatını ortaya koyup, güzel bir netice meydana getirdi. Sanki hiçbir şey yapmamış gibi, sanki böyle yıllardan beri dindar bir başbakan beklenmiyormuş gibi, dindar bir cumhurbaşkanı beklenmiyormuş gibi. O kadar tehlikeyi göğüslemiş, bütün hayatını ortaya koymuş, o kadar çile çekmiş, acı çekmiş, belayı ortadan kaldırmış, senin ferahlamana, rahatlamana, rahat yaşamana ortam sağlamış; ondan sonra sen onu unutacaksın, “hadi bakalım, işimize bakalım” diyeceksin. Kenara koymaya kalkacaksın. Kimsenin zaten gücü yetmez böyle bir şeye de, ayrı mesele. Yani öyle bir vefasızlığı, anormalliği hiç kimseye yaptırmayız. Fakat ben insanlardaki bu tiğnete şaşırıyorum. Allah diyor ya ayette; “insan nankördür” diyor, “zalim ve cahildir”” diyor Allah. Şeytandan Allah’a sığınırım. Hem zalimliktir bu, hem nankörlüktür. Bazı kişiler için söylüyorum bunu.

DİDEM ÜRER: Meclis Başkanı Cemil Çiçek, bir televizyon programında PKK’nın aslında çoktan çekildiğini iddia etti ve 8 Mayıs’ın sanal bir tarih olduğunu öne sürmüştü.

ADNAN OKTAR: O doğrudur, olabilir.

DİDEM ÜRER: Bülent Arınç yaptığı son açıklamada Cemil Çiçek’in bu sözlerini yalanlayarak şunları söyledi; “Silahlı unsurların Türkiye’den çıkışı hükümetin yakın takibi altındadır. Bu süreci hukuk sınırları içerisinde götürüyoruz. Meclis Başkanımızın hangi maksatla söylediğini bilmediğimiz,“aslında çıkmışlardır” sözü bizim gündemimizde yoktur” dedi.

ADNAN OKTAR: Irak’tan gelmiyor mu bu komünist çeteler, Suriye’den gelmiyor mu? Geldiğinde haberiniz oluyor mu? Olmuyor. Gizlice geliyor, gelebiliyor yani. İran’dan da geliyor gizlice. Haberinin olmaması bir zaaf değil ki, normal, olabilir yani. Hırsızda gece eve gizlice girer, gizlice çıkabilir de. Çıkış da yapıyorlar, giriş de yapıyorlar, zaten özelliği o. Binlerce kilometre sınır, nereden kontrol edeceksin? Adam gece sürünerek mayın tarlaları içerisinden girebiliyor, yerin altından mağara açıp oradan çıkıyor. Hava yoluyla gider, kara yoluyla gider, bilmem ne yapar. Eskiden beri bilinen bir şey; kaçakçılar var,bilmem neler var, giriyor çıkıyor.

DİDEM ÜRER: Hocam, Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül; “Devletin Türk Devleti olduğunu, ancak herkesin Türk olması mecburiyeti bulunmadığını” söyledi. “Vatandaşların bazısı da, ‘bu devletin vatandaşıyım ama Türk değilim’ diyorsa, illa “sen Türk’sün” diyecek halimiz yok. Ama devlet de Türk Devleti’dir” dedi. “Meclisteki siyasi partilerin iş birliği yapmasında fayda var, zemini zorlamak gerekir. Anayasa ile ilgili konular var. Eşit yurttaşlık, yerel yönetimin güçlendirilmesi üzerinde çalışılabilir” dedi.

ADNAN OKTAR: Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, ona çok dikkat etmek lazım.Yani öyle bir yerel yönetim yaparsın ki, adam orada devlet olur. Yani Kürt belediye başkanı getirir, Kürt sekreter getirir, Kürt memur getirir, Kürt’ün dışında hiç kimseyi insan yerine koymayabilir. Bu çok büyük bir tehlikedir. Yani faşizm, komünizm karışımı bir korkunç rejim olabilir. Yerel yönetimin gücü sadece millete hizmet derecesinde olabilir. Mesela yol yapıyordur, baraj yapıyordur, onlara yol açarsın, kolaylaştırırsın. Bu güzel. Ama milletin birbirine karışmasını, kardeş olmasını engelleyen bir sistem varsa, bölmek ve ayrıştırmayı amaçlıyorsa buna müsaade edilmez, bu olmaz. Ama Cumhurbaşkanımız titiz, öyle bir üslubu yok. ‘Türk Devleti’, ‘Türk’ sembolik bir isimdir. ‘Türk Devleti’ deyince, bir ırk anlamında değil, hars anlamında Türklük var. Hars anlamında Türklük, bak bu çok önemli. Adama “sen Türk’sün” dediğimizde , “genetik Türk’sün” demiyoruz. Türkiye vatandaşısın, Türkiye’de kardeşimizsin. Yani onun bir ismi var, yani bu kardeşliğin bir ismi var. Ona biz “Türk” diyoruz. Yoksa Arnavut olur, Çerkez olur, Kürt olur, her şey olabilir. Binlerce kere anlattık ama hayret. Cumhurbaşkanımızın anlatmak istediği de bu, benim anlattığım, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mümtaz’er Türköne Sayın Bahçeli hakkında da bir açıklama yaptı: “MHP içinde ciddi hizipleşmeler, ayrışmalar varken, Bahçeli bu süreç sayesinde birdenbire kendi liderliğini yeniden tartışılmaz hale getirdi. Bahçeli’nin tercihi kuvvette kalan, fiile geçmeyen bir şiddettir. Bahçeli hiçbir zaman Ülkücülerin sokağa dökülüp şiddete başvurmasına izin vermez. MHP gençliğinde yukarıdan talimat gelmeden kimse sokağa çıkmaz. Şimdiki talimat da;‘bağırın, çağırın ama indirmeyin, yıkmayın’ şeklinde gelmiştir” dedi.

ADNAN OKTAR: Sayın Bahçeli eskiden beri öyle çok halim, yani üslubu açık açık görünüyor. Cenab-ı Allah bu vatana zararlı adama zaten yol vermez.

DİDEM ÜRER: Hocam, şöyle bir bilgi vardı; Güneş’le Dünya arasındaki mesafe yaklaşık 160 milyar kilometre, vücuttaki DNA’lar ardarda getirildiğine bu mesafenin 600 katına ulaşılabiliyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, çok acayip ya. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin bir faaliyeti vardı Hocam. Ankara’dan kardeşlerimiz 6 Mayıs akşamı Ankara Fen Lisesi ve civarında 1900 adet yaşayan fosiller ve A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Allah üzerlerine meleklerini indirsin. Meleklerle birlikte dağıttırsın Cenab-ı Allah, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Rabbimiz her an bir işte olduğunu kendisinin bildiriyor ve Allah’ın yaratma sanatının detaylarına bakınca biz Allah’ın büyüklüğünü daha iyi kavrayabiliyoruz. O yüzden bu rakamlarla ilgili bilgileri okumak istiyorum bir tane daha. Kadınlarda yaklaşık 250-280 gram kalbin ağırlığı, erkeklerde de 280-300 gram kadar. Fakat kalp dakikada 60-80 kere, günde de 100 bin kere, yılda da 37 milyon kere atıyor. İlk atmaya başladığı andan itibaren hiç durmadan yılda 37 milyon kere atıyor.

ADNAN OKTAR: Sevimliliğe bak sen, şu gayrete bak sen, maşaAllah.

Bu kediler ne şeker hayvanlar, ne tatlı şeyler, maşaAllah.Didem Hocam sen bir şeyler söyle, ondan sonra devam ederiz.

DİDEM ÜRER: Tamam Hocam,inşaAllah.Bir bayan kardeşimiz şöyle yazmış; “Zümrüt gözlü seyyidim, canım Hocam, kızım Mina ile her gün düzenli olarak,inşaAllah A9 broşürü ve Hocamızın kitaplarından kardeşlerimizle birlikte dağıtıyoruz, inşaAllah.Mübarek ellerinizden hürmetle öpüyorum Hocam. Hayır dualarınıza muhtacım. Fındık kedimizin de resimlerini gönderiyorum.

ADNAN OKTAR: Yani ekip şahane. MaşaAllah, Allah razı olsun onlardan. Sağlık-afiyet versin Rabbimiz, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, akciğerimiz normal şartlarda günde 2 milyon litreden fazla havayı içine çekiyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: 2 milyon litre, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Diyarbakır’dan kardeşlerimizin size mesajı var Hocam. “Ahir zamanın sultanlarından olan canımız Hocamız, Peygamberler ve sahabeler diyarı Diyarbakır’dan sizlere muhabbet dolusu sevgimizi gönderiyoruz. Burada 5 bin adet A9 broşürü ve yaklaşık olarak bin adet kitabınızı sağlık ocaklarına, doktorlara, rehabilitasyon merkezlerine ve dershanelere dağıttık. İmanımın kuvvetlenmesi için bizlere dua edebilir misiniz, inşaAllah? Ellerinizden hürmetle öperiz” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Diyarbakır’ın aslanlarına bak sen, Diyarbakır’ın güzellerine bak. Allah onlara iyilik, güzellik, sağlık, sıhhat versin. Diyarbakır önemli. Canlarımızın yoğun olduğu bir yer, inşaAllah. Orada faaliyette bereket var, güzellik var. Sevabı daha çok.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Kardeşlerimizin size yine mesajı var, inşaAllah. Şöyle diyor Yasemin kardeşimiz; “Hocam yeni yeğenim dünyaya geldi. İmanlı bir genç kız olup size katılmayı nasip eder inşaAllah Rabbim. Dua ederseniz çok sevinirim” diyor.

ADNAN OKTAR: Ah canımın içi, ah canımın içi, ah dünya tatlım benim. Bunlar mis gibi kokuyorlar. Puding kokuyorlar. Gül kokuyorlar böyle. MaşaAllah Allah ömrünü uzun etsin, güzellik versin, derin iman nasip etsin.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Bir bayan kardeşimiz de şunu yazmış Hocam; “Canımın içi Adnan Hocam, broşür dağıtımından şimdi geldim eve. 200 adet A9 TV broşürü dağıttım. Sizi Allah rızası için çok büyük aşkla seviyoruz. Siz bizim gözümüzün nuru, biricik sultanımızsınız. Sizin de bizi sevmeniz için duacıyız, inşaAllah” diyor.

ADNAN OKTAR: Boyunu posunu seveyim senin. Aslanım benim, maşaAllah. Allah sana iyilik, güzellik versin. İman, hidayet versin. Sana acı göstermesin. MaşaAllah. Filinta gibi elhamdülillah, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Çorum’dan da şöyle bir faaliyet yapmış kardeşlerimiz; “Seyyid Muhammed Adnan Hocam, dün kardeşlerimizle Hıdrellez dolayısıyla toplandık. Kereb-i Gazi Hazretleri’nin türbesini ziyaret ettik. Piknik yaptık. Kitaplarımız dağıttık. Hocamızla ilgili çok güzel tepkiler aldık, elhamdülillah. Çok değerli dualarınızı bekliyoruz, inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Şu güzellere bak sen, şu şekerlere bak, maşaAllah. Allah her yerlerini nur kılsın. MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah. Allah üzerlerine hastalık, dert getirmesin. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın devrindeyiz. Allah’ın ‘Şafi’ isminin yoğunlaştığı bir dönem.“Ahir zamanda hastalıklar azalır” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Niye? Çünkü Allah’ın ‘Şafi’ isminin tecellisidir Hz. İsa Mesih (a.s). Elini mesh ederdi, baras hastalığı olan gidiyor. Doğuştan ama adam, mesela sürekli öyle biliniyor; elini yüzüne sürüyor, elini bir çekiyor, görüyor adam. MaşaAllah. ‘Şafi’ isminin tecellisinin en yoğun olduğu Peygamberdir Hz. İsa Mesih (a.s). Onun devrinde olduğumuz için kardeşlerimize Allah dert vermesin. ‘Şafi’ ismiyle üzerlerindeki dertlerini alsın Cenab-ı Allah,inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir hadis okuyacağım Hocam, inşaAllah. “İmam Bakır’a gidip sordum: ‘Kaim Muhammed Mehdi (a.s) ne zaman zuhur edecek?” Şöyle cevap verdi: "Aynı soru Allah’ın elçisinin önünde de sorulmuştu ve Resulullah (s.a.v) şöyle demişti: ‘Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı aniden olan yeniden diriliş anına benzer.’"”

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Demek ki mübareğin faaliyetleri o kadar güçlü olacak ki, adeta ölmüş gibi görünen İslam Alemi yeniden neşv-i nüma bulacak. Yeniden canlanacak, hayat bulacak,inşaAllah.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah. Hocam şöyle bir bilgi vardı; bazı bitkiler bazı böceklerin saldırısına uğrayınca belli kokular salarak, o böceklerin düşmanı olan böcekleri imdada çağırıyorlar, yardım etmeleri için.

ADNAN OKTAR: Uyanıklık had safhada yani,maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Tütün, pamuk ve mısır bitkileri saldıran böceğin türüne göre değişen imdat kokuları salıyorlar. İmdat kokusuna koşan böcekler çok seçiciler. Şöyle; bitkinin saldığı koku ancak düşmanları olan bir böceği haber veriyorsa koşarak geliyorlar. Yoksa yerlerinden bile kıpırdamıyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, isabet ediyorlar. Böcek alemi apayrı bir alem. Karıncalar çok hoşuma gidiyor benim. Kuzu gibiler, çok şekerler; pıtı pıtı, pıtı pıtı… Kudurmuş gibi, bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı. MaşaAllah.

Şeytandan Allah’a sığınırım, Al-i İmran Suresi, 20; “De ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim."”Ebcedi 2028 tarihini veriyor. “De ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte,” uyan neye uymuş oluyor? Kuran’a uymuş oluyor. Çünkü uyulan kişi Kuran’a uymuş. Onlar da o kişiye uyunca, onlar da Kuran’a uyuyorlar.“…kendimi Allah'a teslim ettim.” Bıraktım Allah’a. Allah’a aitim, Allah için yaşıyorum. 2028 tarihini vermesi demek ki Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerine, Hz. İsa Mesih (a.s) ve talebelerine bakıyor,inşaAllah.

“Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 249) Mesela “galip gelmiştir” cümlesi 2010 tarihini veriyor.

“Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar.” 2029 tarihini veriyor. Şeddesiz 1999 tarihini veriyor. “Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar.” Demek ki 2029’da konu bitiyor. 1999’da muazzam bir ivme kazanıyor. 2029’da dünya hakimiyeti,inşaAllah. “Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.” 2024. Dünyanın zengin olduğu, fakirliğin kalmadığı tarih. 2024. Bak, “Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan),” Allah ihsan ediyor, ihsan ediyor, “sahibidir.” 2024. Bakara Suresi, 251’de. “Alemlere,” dünyadaki bütün alemlere, inşaAllah,“karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir.”

Tekrar söylüyorum ki unutulmasın diye.“Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi.” 1979. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihi. Bir tane ayet var böyle, bir kere söylüyor Allah bunu. Ve Talut kıssası çok önemlidir. Mehdiyet’e bakan çok önemli bir ayettir.“Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi.”Çünkü Talut Peygamber değil, o devrin Mehdisi. Hz. Mehdi (a.s)’a da bakıyor ayet. Yani doğrudan doğruya Hz. Mehdi (a.s)’a bakıyor. “Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi.” Net, 1979. Tam Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış tarihini veriyor.

"Onun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesi,”yani Tabut-u Sekine’nin gelmesi. Hz. Mehdi (a.s)’a gelecek alamettir. Bu da 1979 tarihini veriyor. Yani milimi milimine tam.

“Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder.” Bu da 1979. Bakara Suresi, 129. Peşpeşe bakın, Bakara Suresi’nde. “Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi,” bir Mehdi, “gönder.” 1979.Bunu anlamazdan gelenler, Darwinizmi de anlamazdan geliyorlar, Darwinizmin çöktüğünü, materyalizmin çöktüğünü de anlamazdan geliyorlar. Anlamazdan gelme çok yaygın. "Rabbimiz, içlerinden onlara bir elçi gönder.” (Bakara Suresi, 129) Bakın,“içlerinden bir Mehdi gönder.” O kavimden, o topluluktan. “İçlerinden onlara bir elçi,” bir Mehdi “gönder.” Ayetin devamında,“onlara ayetlerini okusun.” “Yeni bir kitap insin” demiyor burada, “kitabı ve hikmeti öğretsin.” Mevcut olan kitabı ve hikmeti öğretsin. Peygamberimiz (s.a.v)’e bakıyor ayet ama Hz. Mehdi (a.s)’a bakan yönüyle de o şekilde. “Ve onları arındırsın.” Arınma ne demek; fuzuli fazlalıklar vardır; arınır, saf hale gelir. Hz. Mehdi (a.s) ne yapacak? Arındıracak. Nasıl arındıracak? Yobazların hurafelerini Müslümanların üzerinden aşağı dökecek. O pislikleri dökecek. Dini konuları tenzih ederim. Hurafeleri. Şeytanın oyunlarını Müslümanların üzerinden kaldıracak. Geriye ne kalıyor? Saf vahiy, inşaAllah. Şeytanın öğretileri için diyorum pislik diye. Yoksa Kuran-ı, imani olan sözleri tenzih ediyorum.

Didem Hocam seni dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Azerbaycan’dan kardeşlerimizin mesajı var. Hemen onları okuyorum, inşaAllah. “4 Mayıs’ta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği kitap sergisine katıldık. Hem kitaplar hem fosiller sergilendi. Toplam bin adet dergi ve cd hediye ettik. Çok fazla ilgi oldu, elhamdülillah. Bakan yardımcısına ve milletvekiline de Hocamızın Kuran mucizeleri kitabı ve dergilerimizden hediye ettik” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan’da her türlü faaliyet yasak, İslami faaliyetler yasak. Bir tek kime serbest? Bana serbest. Rusya’da yasak, hatta tabii kötü birşey ama Risale-i Nur bile yasak. Ama bir tek bana serbest.

“Andolsun,” diyor Cenab-ı Allah, yemin ediyor Nisa Suresi, 159’da. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Kitap ehlinden,” yani Hıristiyan ve Musevilerden “ölmeden önce” yani yaşantı devam ediyor adamın, “ölmeden önce,” Hz. İsa Mesih (a.s)’a,“ona inanmayacak kimse yoktur” diyor Allah. Bunun olması için Kitap Ehli’nin topluca oldukları bir dönemden bahsediyor Allah, Hıristiyan ve Musevilerin. “Ne kadar Hıristiyan ve Musevi varsa” diyor, “hepsi ölmeden önce Hz. İsa (a.s)’a iman edecek.”Bu nasıl olabilir? Dünya hakimiyeti ile olabilir. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın dünyaya gelmesi ile olur. Bir kısmı da diyor ki; “ölmeden önce, tam can çekişirken iman edecek.”Can çekişirken iman geçerli mi? Değil. Öyle bir hüküm olur mu Kuran’da? Geçerli olmayan hükmü söyler mi Cenab-ı Allah? İman etse geçerli değil ki. Geçerli olması için hayatta olup ölümün gırtlağına gelmemiş olması lazım. Ruh gırtlağa, hançeriye dayandığında olmaz. Orada “iman ettim” olmaz. Geçerli değil. Açık, ayetin hükmü.

“Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin" diye vahy (ilham) etmiştim.” 2018. Allah Allah! Hep bu tarihlerde bir şey var, çok acayip. “Hani Havarilere: "Bana ve elçime iman edin,"”yani Hz. İsa (a.s)’a iman edin,“diye vahy etmiştim” diyor Allah. Tam 2018 tarihini veriyor.

Diyor ki Cenab-ı Allah; “Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar.“ Yani Hz. Mehdi (a.s) veyahut Mesih (a.s) gelince yalanladılar. Tabii Peygamberimiz (s.a.v)’e hitap eden bir ayet. “Fakat alaya aldıklarının haberleri,” alaya alıyorlar; Hz. Mehdi (a.s) çıktığında, Hz. İsa Mesih (a.s) çıktığında alaya alıyorlar, küfrün özelliğidir, sürekli alaycıdırlar; “alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.” (Enam Suresi, 5) 1992 haberi onlara geliyor. “Alay ettiğinizi göreceksiniz” diyor Allah. Hz. Mehdi (a.s) karşınıza gelecek. 1992 demek ki hayati bir tarih, önemli bir tarih. Bak, ne kadar manidar;“fakat alaya aldıklarının haberleri,” bir haber de değil, “Hz. Mehdi (a.s) ile ilgili haberler peşpeşeonlara gelecek” diyor. Alametler, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış alametleri. “Olmaz” diyor, oluyor; “olmaz” diyor oluyor; “olmaz” diyor, oluyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini biliyorsunuz. “Fakat alaya aldıklarının haberleri onlara gelecektir.” 1992, çok manidar.

Didem Hocam ben dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Tabii Hocam,inşaAllah. Bir hadis okuyacağım Hocam, inşaAllah.
“Ebû Cafer [Muhammed Bakır aleyhisselâm]’a Allah-u Teâlâ’nın (şeytandan Allah’a sığınırım), "Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun!Açılıp ağardığı vakit gündüze and olsun!"ayetini okuyunca buyurdu ki:"Gündüzden kasıt biz Ehli-Beyt’ten olan el-Kâim Mehdi [aleyhisselâm]’dır.Zuhur ettiğinde deccaliyetegalip gelecektir."”(Meclisî, Bihârü’l-Envâr, Beyrut, 1404, c.24, s.71–72.)

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Şeyhimizin Allah anıldığında ayağa fırlaması var ya, bir daha görebilir miyim onu?

Aşka geliyor fırlıyor havaya. Hem ne fırlama yani, Allah anılınca. Görelim.

-VTR- Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Mehter Marşı’nda Allah Anılınca Ayağa Kalkışı

ADNAN OKTAR: Tatlılık, tatlılık, tatlılık hat safhada.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah, elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

“MaşaAllah, siz çok güzelsiniz. Sizlerin yüzünü ve yüreğini gördükçe yaşama sevincine boğuluyoruz. Ailecek izliyoruz” diyor kardeşimiz,maşaAllah.

MaşaAllah ümmeti Muhammed şahlanmış Hocam, bu nedir böyle? Binlerce insan.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Allah, emrinde galib olandır,” (Yusuf Suresi, 21) Şeytandan Allah’a sığınırım. “Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık.” Hakim kıldık. Yani oranın meliki kıldık. “Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik.” “Çok güzel yorumluyordu” diyor Cenab-ı Allah. “Ama ben öğrettim” diyor Allah. Bakın, ayete dikkat edin;“Allah, emrinde galib olandır.” 2014 tarihini veriyor.Bir sene kaldı, inşaAllah. “Ancak insanların çoğu bilmezler” diyor Allah. İşte çoğu bilmediği için çoğuna duyurmak lazım.

“Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı.” (Yusuf Suresi, 34) Bak, “Böylece Rabbi, duasını kabul etti ve onların hileli düzenlerini kendisinden uzaklaştırdı.” Demek ki Hz. Yusuf (a.s)’a yapıldığına göre hile, Hz. Mehdi (a.s)’a da yapılacak.Zaten Yusuf Suresi Hz. Mehdi (a.s)’a yapılacak saldırıları sembolik olarak anlatan ayetlerdir. Yusuf Suresi’nde öyle hikaye anlatmaz Cenab-ı Allah. Olmayacak bir olayı anlatmaz. Yani hayatta karşılaşılmayacak bir olayı anlatmaz. Eğer bir kıssa anlatılıyorsa o hayatta karşılaşılacak bir olaydır. Mesela Süleyman kıssası, dünya hakimiyeti, geçmişte bir hikaye olarak anlatmıyor Allah onu. Olacak bir olayı anlatıyor. Hiçbir zaman için öyle hikaye tarzında bir şey anlatmaz Kuran. Zaten onu da özellikle de vurguluyor Allah ayette. Mesela Yusuf Suresi’nde de, Yusuf Suresi’nin başında da o vurgulanır.

Bak, diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım, Yusuf Suresi, 3; “Biz bu Kuran’ı sana vahyetmemizle en güzel kıssaları,” kıssalar, işte Yusuf kıssası, Hz. Süleyman kıssası,“en güzel kıssaları gerçek bir haber,” bak gerçek bir haber,hikaye değil, “gerçek bir haber olarak sana aktarıyoruz, oysa sen daha önce bundan haberi olmayanlardandın.” Kıssadan hisse almamız için Allah bize aktarıyor, inşaAllah. “Gerçekte Biz akıl erdiresiniz diye onu Arapça bir Kuran olarak indirdik” diyor ayette. “Akıl erdirin, düşünün diye indirdim” diyor Cenab-ı Allah. 3’te bu ayet açıklanıyor. Biliyorsunuz bu surede bütün ebcedler hep Mehdiyet’e göredir, yani Mehdiyeti vurgulayan tarzdadır Yusuf Suresi’nde. 111 ayettir.

Bak, diyor ki Cenab-ı Allah; “Andolsun onların kıssalarında,” yani Yusuf kıssasında, Süleyman kıssasında, Zülkarneyn kıssasında, Kehf kıssasında, “onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için,” aklı kirlenmiş yobazlar için değil, aklı temiz olanlar için, Mehdi talebeleri için, İsa Mesih talebeleri için “ibretler vardır.” İbret ne? Benzeri olayla karşılaşacaksın demektir. Yani mesela diyorsun ki; “arabaya birisi çarpmış, ibret al” diyorsun. Nasıl ibret alacak? Sen daha dikkatli kullanırsın, bir daha çarpmaman için. Buna ibret denir. Veyahut mesela bir yere gittin, güzel bir ziyafet veriyorlar.Tabaklar çok güzel konmuş, her şey güzel yerleştirilmiş. Ne yapıyorsun orada? İbret alıyorsun. Sen de ziyafet verdiğinde o mükemmel ziyafetin bir benzerini yapıyorsun. İbret alıyorsun. İbret diye ona derler. “Andolsun onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır” diyor Yusuf Suresi’nde Allah, 111. ayette. “Bu Kuran düzüp uydurulacak bir söz değildir. Ancak kendinden öncekileri doğrulayıcı,” yani Tevrat’ı ve İncil’i doğrulayıcı, “her şeyin çeşitli biçimlerde açıklaması,” ama her şeyim. Nasıl? “Çeşitli biçimlerde” diyor; bir öyle bir böyle, bir böyle bir öyle.“Ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet,” yani imanlarının gelişmesi ve iman etmeleri için bir hidayet,“ve rahmettir.”“Allah’tan bir ferahlık ve güzelliktir” diyor Allah.

DİDEM ÜRER: Bir hadis daha okumak istiyorum Hocam, inşaAllah. “İmam Mehdi (a.s)’a izin verildiğinde Allah onu İbranice ismiyle çağıracak…”

ADNAN OKTAR: Moşiyah. İbranice Moşiyah. Öbür ismi nedir? Şiloh. Şiloh ve Moşiyah. Çok kişi öyle hitap edecek. Moşiyah diye hitap edecek. “Moşiyah geldi.” Yahut “Şiloh geldi” diyecekler. Veyahut “Kral Mesih.”Müslümanlar da Muhammed Mehdi (a.s) diye. Yalnız bu ismi onun. Muhammed Mehdi isimli çok insan vardır. Anadolu’da çoktur. “İsmin ne?” dersin,“Muhammed Mehdi” der. Cenab-ı Allah’ın ona taktığı isimdir. Muhammed Mehdi (a.s). Yani isim olarak kullanılabilir. Çıktığında, zuhur ettiğinde. “Ya Muhammed Mehdi (a.s)” deriz mesela. “Muhammed Mehdi (a.s) gelmiş” diyeceğiz,inşaAllah. İsim. Ama kastedilen Mehdidir anlamında demeyeceğiz. “Allahualem” diyeceğiz. “Herhalde o” diyeceğiz. Ama isim olarak diyebiliriz. Muhammed Mehdi (a.s) diyebiliriz. Hatta Ahmet Muhammed Mehdi (a.s) diyebiliriz.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. “İmam Mehdi (a.s)’a izin verildiğinde Allah onu İbranice ismiyle çağıracak ve ashabı onun için hazırlanacak.”

ADNAN OKTAR: Talebeleri.

DİDEM ÜRER: Evet, maşaAllah. “Tıpkı son bahar bulutları gibi dağınık 313 kişidirler” diyor Peygamberimiz (s.a.v).

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Şeytandan Allah’a sığınırım, “Bu yurdun sonu, kimindir,” dünyanın sonu kimindir,“inkar edenler pek yakında bilecekler” diyor Allah. Ebcedi 1990 ve 2074. Şeddesiz 1990, şeddeli 2074. Zaten 2080’lere kadar, 2074’ler en canlı devirleri. Ama 2080’lerden sonra gerileme başlıyor. Ama 2074’lere kadar canlılığın devam edeceğini gösteriyor Cenab-ı Allah. 1990’larda da atağa geçeceği anlaşılıyor Mehdiyet’in. “Bu yurdun sonu kimindir…” Kimin? Hz. Mehdi (a.s) ve İsa Mesih (a.s)’ın. “…inkar edenler pek yakında bileceklerdir” diyor. Pek yakın şu an. Yurttan kastı Cenab-ı Allah’ın, dünya. “Bu yurdun sonu kimindir?” Çünkü daha önce deccale ait, deccal hakimiyeti vardı. Şimdi Hz. Mehdi (a.s) hakimiyeti. Allah ‘Hadi’ ismiyle tecelli ediyor çünkü.“Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler,” yani Darwinistler, materyalistler, ateistler, kim olursa olsun, işte vahşi kapitalistler, komünistler, faşistler, hepsi, “pek yakında bileceklerdir” diyor Allah. Vaktin de az olduğu anlaşılıyor. Mesela 2074.Bediüzzaman diyor, “2080’lere doğru gerileme başlayacak” diyor. Hakimiyetin ne kadar kısa süreceği oradan anlaşılıyor.

“Fetih istediler” diyor Cenab-ı Allah, İbrahim Suresi, 15. ayet. Şeytandan Allah’a sığınırım. Fetih, yani dünya hakimiyeti. “Her zorba,” yani deccaller; işte bu Esad’ın takımı, şu bu falan, bütün deccaller, “her zorba inatçı,” bir de inat da ediyor ya bu deccallar,“bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti.” O da 1995. Rusya’nın yıkılışı, Marksizm’in-Leninizm’in çöküşü, faşizmin çöküşü, bütün deccallerin ölmesi, yıkılıp gitmeleri. Mesela Hafız Esad da devrildi gitti, Mısır’da Mübarek gitti, Irak’ta Saddam gitti. 1995’lerden sonra demek ki muazzam bir atak olacak, inşaAllah. İbrahim Suresi, 15’te. “Fetih istediler” diyor Allah. Hakimiyet. “Sonunda her zorba inatçı,” zorbalar inatçı olurlar, “bozguna uğrayıp yok oldu gitti.” Yani “esamesi kalmadı” diyor Cenab-ı Allah. Deccaliyetin mutlaka mağlubiyetle neticeleneceğine Kuran’da Allah garanti veriyor. Deccaliyet mutlaka yıkılıyor. Mesela Esad da mutlaka yıkılır, ikinci bir yol olmaz. 

Masaüstü Görünümü