Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (11 Mayıs 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BEYZA BAYRAKTAR: Nefes kesici Hocam’ın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Önce Şeyhim, Şeyhim’den bahsedelim. Dünyanın en tatlı Şeyhi, en şeker Şeyhi, Şeyh Nazım Kıbrısi el Hakkani Hazretleri. Dünyanın Sultanı Şeyhimiz; maşaAllah, tansiyon, nabzı normal, iyi.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR:İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam bildiğiniz gibi bugün Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde belediye binası ve PTT binası önünde iki bombalı araç patladı. Patlamalar nedeniyle yaklaşık 42 kişinin hayatını kaybettiği, 34’ü ağır, 100 kadar da yaralı olduğu açıklandı. Yapılan yorumlarda saldırının Başbakan Erdoğan’ın tam Amerika ziyareti öncesinde gerçekleşmesine ve her bu tip büyük ziyaretler öncesinde böyle olaylar meydana gelebildiğine dikkat çekildi. Büyük ihtimalle Suriye kaynaklı olabileceği belirtildi.

ADNAN OKTAR: Türkiye böyle şeylere tınmaz. Mantığı da yok, anlamı da yok. Dangalağın birisi yapmış işte, anladığım kadarıyla. Yani ahmakça. Hiç. Kim tınar, kim kale alır? Ne anlamı var? Nedir? Psikopatlık, başka bir şey yok. Ölenlere Allah rahmet eylesin. Mazlum olarak öldükleri için şehit hükmünde oluyorlar. Ailelerine de sabır ve baş sağlığı diliyoruz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Reyhanlı’daki patlamanın faili belli oldu diye haber çıkmış, bir de El Muhaberat diyorlar ve “failler de belirlendi” diye duyurdular.

ADNAN OKTAR: El Muhaberat. Suriye kendi kafasınca çocukça hareketlerle Türkiye’yi tahrik etmeye çalışıyor. Türkiye ne yapar buna karşı yahut ne yapması gerekir? Vatandaş olarak bana sorulsa; ekonomik abluka olabilir. Çok güçlü ekonomik abluka yapılabilir. Karadeniz ablukası yapılabilir. Yani bu tip. Hükümetin mutlaka gitmesi gerekiyor. Ama şimdi o da panik olmuştur tabii can havliyle. Çünkü “ölümlerden ölüm beğen” der gibi olmuş oldu şuan Esad’a. “Ya burada öleceksin ya da yakalanıp öleceksin,” üçüncü bir yol yok gibi gösterildi. Halbuki üçüncü bir yol gösterilmesi lazım. Al çoluğunu çocuğunu, gel Türkiye’ye, bu kadar. Kimse de sana hiçbir şey yapamaz. Ben diyorum, gel, ben misafir edeceğim, söz. Kılına da zarar verdirtmeyiz, hiçbir şey olmaz. Çünkü Türkiye’de işlenmiş bir suç yok. Suriye’de de o konu bir şekilde halledilebilir. Ona bir hayat garantisi, ailesine bir hayat garantisi verilmesi gerekir. O zaman konu kökünden hallolur. İnşaAllah tabii. Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Hocam Reyhanlı’daki mültecilere karşı bazı kişiler tarafından saldırılar olmuştu. Twitter’da da çok fazla kişi mülteciler aleyhine yazı yazmaya başladı. Başbakanımız da insanları itidale çağırdı; “Oradaki nüfusun 90 bininin 50 binini Suriye’den gelen kardeşlerimiz oluşturuyor” dedi. Bu şekilde bazı tavırlar da olmuş.

ADNAN OKTAR: Hatay’a 100 bin, 200 bin kardeşimiz bile gelebilir, gelsinler.Gelsin, bakarız. Gelsinler. Sınır kapılarını açsınlar bence. Gelsinler ve yerleşik de kalsınlar. Gitmesinler, kalsın, yerleşsinler yani. Ev verelim onlara, imkan verelim, iş verelim. Onlar bereketiyle gelir. Misafir bereketiyle gelir. Oranın yerleşik halkı olsun. 200 bin kişi gelsin. Yani devletin bunu devlet politikası olarak uygulaması gerekir. Yani bizi sevenler gelsinler. Şimdi geçici bir süre tabii onlara biz bakarız da ama onlar da aslan gibi delikanlılar, kendileri de iş bulurlar, bir şeyler yaparlar. Boş durmazlar, bize bakın demezler. Hanımlar el işleri yapar, bir şeyler yapar, geçimlerini sağlarlar, yol gösterilirse. Bence sınır kapıları açılsın ve bu konu bence bütün partilerin de desteklemesi gereken bir konu, hayati bir konu. Başbakan’a da biz mektup yazalım, rica edelim. Sınırda geçen gün o çocuklar orada sıkıştı kaldılar, almadılar içeriye; bu çok acayip bir şey. Açılsın, gelsinler yani ve yerleşik gelsinler, geçici de değil. Onlara prefabrik evler yapalım, yavaş yavaş ödesinler sonra. Mesela ayda çok çok cüzi bir miktarla ödesinler. Herkes onları işe alsın. Tarım işçisi olarak da görev alabilirler. Onlar aslan gibi insanlar. Oraları yeşillendirir onlar, bayağı güzelleştirirler. Hayati bence bu konu. Hem de zulümden kurtulmuş olurlar, çok iyi olur. Geçici değil, yerleşik gelsinler. Gelsin, Hatay’da yerleşsinler. Hatay’da, orada yerleşsinler. Çok iyi olur. Devlet, TOKİ onlara ev yapsın. Vergisini biz öderiz, neyse. 100 bin aile gelmiş olsa, 200 bin kişi bile olsa, 100 bin ev yapılır. Doldursunlar oraları, şenlendirsinler.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah hocam. Hocam, Başbakan Erdoğan da şöyle bir açıklama yaptı; “Reyhanlı’daki kardeşlerimize şu mesajı göndermek istiyorum; bu dönem hassas bir dönem; özellikle çözüm dönemini hazmedemeyenler, ülkemizdeki özgürlük havasının teneffüs edilmesine olumlu bakamayanlar bu tür eylemler içine girebilir. Bir diğer hassas durum; bu il Suriye sınırında olan bir il, buradaki hassasiyetleri kaşımak suretiyle de bu tür adımlar atılabilir. 20-25 bin Suriyeli sığınmacı orada yaşıyor ve burada başka Suriyeli misafirlerimiz var. Bunları hazmedememek gibi bir süreç de olabilir. Oradaki havayı tahrik etmek isteyenler de olabilir. Sabırlı olacağız, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: Yok, yok; Türkiye’de herkes aklı başındadır, öyle bir şey yapmazlar. Buraya gelen kardeşlerimiz zaten Türkiye’yi sevdikleri için geliyorlar, güvendikleri için geliyorlar. Ama geçici gelin dememek lazım. Gelin, bizim vatandaşımız olun. Hatta vatandaşlık kaydı da yapılsın onlara. Nüfusa kaydedilsin onların hepsi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kanun çıkarılsın, meclis kanun çıkarsın. Hepsini vatandaş olarak alalım. Hiç vakit kaybetmeden Hatay nüfusuna kaydettirelim. 200 bin kişi en az, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel; “Eğer bu süreçte, demokratik, özgürlükçü anayasa inşa edilmezse çatışmasızlık dönemi uzun sürmeyebilir. Bizim barış dediğimiz Kürt halkının kendi kendini yönetmesidir. 99’u hatırlayın…”demiş.

ADNAN OKTAR: Yok yok. Kürt halkının kendi kendini yönetmesi… Yöneten kim olacak? Kürt olacak. Yönetilen kim? Kürt. Konuşan kim? Kürt. Doktor olan Kürt, eczacı Kürt, tatlıcı Kürt. Niye Laz tatlıcı değil? Niye Laz vali değil? Niye Arnavut lokantacı değil? Bunun güzel bir yanı yok. Ama “demokrasi olsun” de, “özgürlük olsun” de, “baskı olmasın” de, “daha derin demokrasi olsun” de, “zenginlik, güzellik olsun” de, “şefkat, merhamet olsun” de.Bunları söyle.

DİDEM ÜRER: Ankara’dan arkadaşlarımız bugün bir ayakkabıcı dükkanında sizin Türkçe ve İngilizce kitaplarınızı hediye etmişler. “Hocamıza derin sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel. Aman Allah’ım! Ne şekermiş bunlar. MaşaAllah, Allah ömrünü uzun etsin, sağlık-sıhhat versin.

DİDEM ÜRER: Hocam, arkadaşlarımız 9 Mayıs Perşembe günü, Bursa Yıldırım’a bağlı 152Evler’de 1500 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. “Gözümüzün nuru, heybetli, aslan Hocamıza en derin sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz. Rabbim bize Hocamızdan ve siz değerli kardeşlerimizden dünya ve ahirette hiç ayırmasın, inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Aslanlara bak sen aslanlara, maşaAllah. Allah şevklerini artırsın. Hepsi koçyiğit, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mersin’den faaliyetleri vardı kardeşlerimizin. “Fikri mücadelesiyle dinsizliğin beynini darmadağın eden, İslam’ın dünya hakimiyetini müjdeleyen aslanlar aslanı biricik Hocamızın mübarek ellerinden öpüyoruz. Bugün, Mersin’in sanayi sitesi esnafına 300 kitap ve Mersin Merkez’de 1000 adet broşür dağıttık. Hocamızdan hikmetli dualarını bekliyoruz,inşaAllah” demişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Allah onları dinçleştirsin. Allah onlara iman gücü versin. İman gücü en lezzetli güçtür, en lezzetli nimettir, en güzel bayramdır. Bir insanda hakiki iman oluştuğunda dünyanın en güçlü adamıdır o. Kimse yenemez onu, Allah’ın izniyle.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gölcük’ten kardeşlerimiz şöyle bir mesaj gönderdiler: “Bugün Gölcük’te 400 adet A9 TV broşürü dağıttık. Daha sonra da Seyhan kardeşimizin evinde oturup sohbet ettik. Sokakta da bir türlü kediye rastlayamadık. Biz de çiçek resimleri çektik. Canımız, nur yüzlü Hocamızın bembeyaz ellerinden öpüyoruz ve dualarını bekliyoruz,inşaAllah. Onu çok seviyoruz” demişler.

ADNAN OKTAR: Şimdi çiçek çekmek o kadar hayati bir konu ki, en az kedi kadar önemli. Çok güzel olmuş, maşaAllah. Allah razı olsun. İki hanım kardeşimizin de Allah kalbine ışık ve nur saçsın. Kalplerine ferahlık versin, sağlık-sıhhat versin. MaşaAllah, cennette kardeş etsin, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Yine Bursa’dan kardeşlerimiz yazdı; “Görükle Motortepe’de bugün 200 adet broşür dağıtıldı. Hacı annemiz ve Eyüp babamız sürekli dağıtım yapıyorlar, maşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah, canlarım benim. Onların ellerinden, ayaklarından öpüyorum, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: “Kendileri çok fedakar, şefkatli ve şevkliler” diyor kardeşlerimiz. “Hocamız ve talebelerini çok fazla seviyor ve hürmet ediyorlar, maşaAllah” demişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, maşaAllah. Biz de onların hizmetçisiyiz. Allah onlardan razı olsun. MaşaAllah, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Azerbaycan’dan bir kardeşimiz şöyle yazmış; “Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocam, siz canlı yayın izleme sayısı iki yüz bini geçerse ev konuşması olacağını söylemiştiniz. Çok meşgulsünüz biliyorum Hocam ama inşaAllah ev sohbeti olursa ilminizden daha çok faydalanırız” diyor. “Şevkimiz ve heyecanımız daha da artar, inşaAllah. Bir de kedimin ve yavrusunun resmini gönderiyorum. Rica etsem ona isim koyar mısınız? Allah’a emanet olun.”

ADNAN OKTAR: Bu kedi değil, cin bu. Bayağı süslüymüş. Yavrunun adı ne olsun? Pıtırcık iyi olur herhalde.

DİDEM ÜRER: 5 Mayıs Pazar günü, Adapazarı’nda broşür dağıtımı ve sohbet yapmış kardeşlerimiz. “Dualarınızı bekliyoruz, saygıyla ve hürmetle ellerinizden öpüyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR:MaşaAllah, maşaAllah, maşaAllah aslanlarıma, maşaAllah. Allah onları böyle cennet bahçelerinde, cennet sofralarında, karşılıklı neşe içerisinde, sevinç içerisinde sonsuza kadar yaşatsın,inşaAllah.

MaşaAllah ne güzel ülke Türkiye, maşaAllah. Her yer kedi dolu,maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Malatya Büyük Birlik Partisi Teşkilat Başkanı Sayın Ensari Aladağ kardeşimiz özel Selamlarını iletiyor size, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aleyna Aleykum Selam, bil mukabele. Allah hepsine başarı, sevinç, şevk, heyecan, derin iman nasip etsin. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz; “Nur yüzlüm, aslan Hocam, bugün Samsun’da arkadaşlarımızla anneler günü öncesi annelere kitap ve karanfil hediye ettik. 120 adet kitabınızı dağıttık. Hocam dualarınızı bekliyoruz, inşaAllah. Sizi çok ama çok seviyoruz.”

ADNAN OKTAR: Nurlulara bak sen, maşaAllah, maşaAllah. Hazreti Meryemlere bak sen. Allah kalplerine inşirah, ferahlık versin, güzellik versin. Her yerlerini nurla sarsın Cenab-ı Allah. MaşaAllah. Aferin benim canlarıma.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugünkü Beşiktaş maçı üzerine toplanan Beşiktaş taraftarlarının stada giden caddeyi trafiğe kapaması ve yolun gerisinde bulunan ambulansların geçememesi üzerine çok sayıda polis taraftara müdahale etti. Ancak taraftar olduğu iddia edilen bu kalabalık grup taşlar ve sopalarla polise saldırdı. Ardından da Başbakanlık Dolmabahçe ofisinin önünde bekleyen polislere taş ve şişe atarak saldırdılar. Çevik kuvvet ekipleri olayları durdurmaya çalıştı. Caddenin tamamen atılan cam şişelerle kaplandığı ve çok sayıda polis memurunun yaralandığı belirtildi.

ADNAN OKTAR: Beşiktaşlılar delikanlı olur, gerçek Beşiktaşlı onları yapmaz. Gerçek Beşiktaşlı taş atar mı polise? Vatanseverdir, milletini sever, Allah’tan korkar, derin imanlıdır. Hep La İlahe İllaAllah Muhammeden Resulullah diyen insanlar. Gerçek Beşiktaşlı yapmaz onu, aralarına karışmışlardır.

“Hocam, Hz. İsa (a.s)’dan bahsedebilir misiniz?” Dünya yakında öyle acayip bir şekil alacak ki, Türkiye öyle acayip bir şekil alacak ki, bölge öyle acayip bir şekil alacak ki insanlar bir fevkaladelik olduğunu anlayacaklar. “Birisi var dünyada, birileri var. Bu olaylar normal değil” diyecekler. Öyle bir ortamda Hz. İsa (a.s), aklın ihtiyarını almayacak şekilde, bazı insanlar belki iman etmeyebilir ama insanlar Hz. İsa Mesih (a.s)’ı görecekler.

DİDEM ÜRER: Sayın Devlet Bahçeli, yapılan saldırının hükümetin Suriye politikasından kaynaklanmış olabileceğini ve sınırlarımızın ciddi bir tehdit altında olduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan’ın Esad’a yönelik nefret söylemi Şam yönetimini hedefine alan tahrikleri, ülkemize saldırı ve kışkırtma olarak geri dönmektedir. Ayrıca Suriyeli mültecilere verilen imtiyazlar, yapılan yardımlar ve sağlanan destekler komşu coğrafyalardaki yangının sınırlarımıza doğru yayılmasına müsait bir zemin açmıştır” demiş.

ADNAN OKTAR: Muhalefet görüşlerini belirtecek tabii. Ama kader Allah’ın dediği gibi ilerler. Allah’ın dediğinin dışında hiçbir olay olmaz ve her iş mutlaka hayırla olur. Hayırsız hiçbir şey olmaz. Orada bomba patladıysa, onda da bir hayır var. Suriye ile böyle bir konum oluştuysa, onda da bir hayır var. Hepsi hayır üstüne ilerliyor. Fakat Suriye’nin 2039 gibi Hatay’la ilgili olarak yeniden bir referanduma gideceği biliniyor. Türkiye ve Suriye açısından; yani Hatay Türkiye’de kalsın mı kalmasın mı şeklinde yüz yıllık bir anlaşma var. O anlaşma 1939’dan 2039’a kadar. 2039’da orada Hatay halkına yeniden sorulacak, denilecek ki; “Suriye’ye mi bağlanmak istiyorsunuz, Türkiye’ye mi bağlanmak istiyorsunuz?” Suriye bu referandum için şimdiden yoğun propaganda yapıyor ve adamlarını yerleştiriyor Hatay’a. Suriye’den gelen mülteci kardeşlerimizin oraya yerleştirilmesi Esad’ın bütün planlarını altüst edecek bir plandır. Madem merak etti kardeşlerimiz, hikmeti nedir diye, deminki sözümün hikmeti budur. Oraya 200 bin mülteci yerleştirildi mi Esad’ın bütün rüyaları alt üst olur. Türkiye’den Hatay’ı alma yönünde Suriye’nin çok uzun süreden beri bir politikası var. El-Muhaberat, başka ajanlar, şu, bu falan yoğun faaliyet yapıyorlar Hatay’da; zemin hazırlıyorlar, propaganda yapıyorlar, Hatay’ın yeniden Suriye’ye bağlanması için. O Hatay’ı alacağım derken Suriye onun elinden gidecek. Allah hiçbir oyunu hiçbir insanın yanına bırakmaz. Gelen mülteciler de Türk dostu olduğu için,Türkiye dostu olduğu için ve Esad’a karşı oldukları için, Hatay’dareferanduma katıldıklarında ezer geçerler. Zaten Hataylı kardeşlerimiz kabul etmez de fakat bir de ezici çoğunluk mevzubahis olacaktır, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Azeri kardeşlerimiz iki tane yeni site hazırlamışlar. Biri Deriniman.org ikincisi de Quranmucizeleri.org.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. İşte oraya her gelen insan, her bilgisi artan insan bir sevap kazanacak. O sevaplardan bir misli de kardeşimize gidecek, kim vesile olduysa. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, geçen haftaki Elazığ konferansımızdan birkaç resim göstermek istiyorum izin verirseniz.

ADNAN OKTAR: Tabii.

DİDEM ÜRER: Serdar kardeşimizin, PKK terör örgütü hakkındaki görüşlerinizi açıklarken bu şekilde salonda. Bayağı da alkış almıştınız, maşaAllah.

Hocam, Sultan Babamızın damadı olan Sayın Mustafa Üstün Ağabey, Sayın Adnan Oktar ve arkadaşlarını özellikleri başlıklı çok güzel bir yazı hazırlayarak Facebook sayfasında yayınlamış, maşaAllah. Sizin ve sizin vesilenizle bizlerin ısrarla sevginin üzerinde duran, kimsenin ulaşamadığı çevrelere İslam’ı tebliğ edebilen, karşılıksız hizmet eden çok samimi, Müslüman ahlakı konusunda örnek, kimseye benzemeyen, gizlenmek isteyen Mehdiye konusunu ortaya çıkaran, vefa, hürmet ve cesareti mükemmel yaşayan insanlar olduğumuzu ifade etmiş ve bunun gibi onlarca özellik saymış, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Çok mübarek muhterem bir insan ağabeyimiz. MaşaAllah elinde, yüzünde nur var. Çok akıllı, çok muhterem bir insan. Allah ilmini, irfanını artırsın, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, 2014’te yapılacak büyük G20 zirvesinin tanıtımı için Fransa’nın başkenti Paris’te her yere afişler asıldı. Afişlerde Başbakan Erdoğan, Merkel ve Obama’nın üçlü dev bir fotoğrafı kullanılmış. Fransız yetkililer daha önce Sarkozy’nin bulunduğu bir fotoğrafı kullanırken, bu yıl Sayın Erdoğan’ın bulunduğu bu fotoğrafı tercih etmişler.

ADNAN OKTAR: Güzel, hayra alamet,inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Deniz Ülkü Arıboğan, bugünkü saldırının, Sayın Erdoğan’ın Amerika’nın Suriye için uçuşa yasak bölge ilan etmesi durumunda buna destek vereceğini açıklaması ve hatta askeri desteğin düşünülebileceğini vurgulaması üzerine yapıldığına dikkat çekti. Suriye’nin ve Rusya derin devletin bu saldırıya ‘eğer böyle bir destek verirseniz biz de size terörle cevap veririz. Ayağını denk al’ şeklinde mesaj vermiş olabileceğini söyledi.

ADNAN OKTAR: Yok, onlar iş değil. Bir de Türkiye istese birçok şey yapabilir. Şefkatli ve merhametli bir devlet olduğu için itidalli davranıyor. Yoksa Suriye’nin en fazla 72 saatlik işi var Türkiye için. Öyle bir konu olmaz. Bir koladan girer, bir koldan çıkar Türkiye istese. Fakat kan akmasın, kimsenin canı yanmasın, iyilik olsun, güzellik olsun diye Allah rızası için sabrediyor. Yoksa Suriye şu an pelteleşmiş durumda, üflesen çöker. Hangi devleti istese çökertir. Yani öyle bir gücü yok Suriye’nin. Şu an demoralize olmuş durumda, agoni halinde can çekişen bir yapısı var.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’dan bazı kardeşlerimiz de bugün sizin kitap ve cdlerinizden ve A9 TV broşürlerinizden dağıtmışlar. Sonra da hep beraber yemek yemişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah maşaAllah. Ben yemeği bir göreyim. MaşaAllah, Allah onlara şifa kılsın. Nasıl nurlu aslan koç yiğit görüyor musun? MaşaAllah, bak ne güzel bir ortam, ne kadar güzel bir muhabbet ortamı, ne kadar güzel bir sevgi ortamı. Cenab-ı Allah da onlara katında rızık indirmiş. Güya lokantanın içinden geliyor gibi görünüyor ama Allah onlara indiriyor.

Bediüzzaman Kastamonu Lahikası’nda 53. sayfada diyor ki: “Bir rivayette, ‘deccal dünyayı zapteder’,” dünyaya hakim olur,“manası, ‘ekseriyet-i mutlaka,” mesela yüzde doksan dokuzu, ekseriyet-i mutlaka, büyük bir çoğunluğu,“‘ona taraftar olur’ demektir.” Bakın, dikkat edin, şimdi ne diyor; “Şimdi de öyle oldu.” Ne demek? “Deccaliyet en şiddetli şekilde sarmış vaziyette” diyor. Sen ne diyorsun? “Hz. Mehdi (a.s)” diyorsun. Hem Hz. Mehdi (a.s) hem deccal bir arada nasıl oluyor? “Daha yeni hakim oldu” diyor Bediüzzaman, o devirde. “Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde deccaliyeti ortadan kaldıracak” diyor; ilimle, irfanla. “Benim zamanımda daha yeni hakim oldu deccaliyet” diyor. “Şimdi de öyle oldu” diyor. “Ben kışta geldim, deccaliyet devrinde geldim” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ın devrinde bahar oluyor, deccaliyet kalmıyor.

“Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa (a.s)’ın semavi nüzûlü kat’î olmakla beraber” diyor Bediüzzaman, kesin olmakla beraber, “mana-yıişârîsiyle başka hakikatleri ifade ettiği gibi, bu hakikate de mucizâne işaret ediyor” diyor Bediüzzaman.

“Bu zamanda öyle fevkalade hâkim cereyanlar var ki, her şeyi kendi hesabına aldığı için, faraza hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat dahi...” 1900’lerde yazıyor Bediüzzaman bunu, şu an 2000’lerdeyiz.Ne zaman gelecekmiş? Bir asır sonra. Bediüzzaman diyor ki; “Hakiki beklenilen,” “bekliyoruz” diyor Hz. Mehdi (a.s)’ı. Geldi demiyor. Bir de “hakiki beklenilen;”demek ki hakiki olmayanlar çıktı ki, “onlar hakiki olmayanlar” diyor. “Bir de hakiki Mehdi (gerçek Mehdi)var,onu bekliyoruz” diyor. Bak, “hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek...” 1900’lerde söylüyor bunu. Bir asır sonra gelecek ne demek? 2000’ler. Şu an 2013’teyiz. “O zat dahi” diyor, Hz. Mehdi (a.s) dahi, “bu zamandan gelse, harekatını o cereyanlara kaptırmamak için, siyaset alemindeki,” yani “politikaya girmeyecek” diyor, “vaziyetten feragat edecek,” siyasete, politikaya girmeyecek, “ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum.” Doğru söylüyor. Bir asır sonra geleceğini açık açık söylediği halde, hakiki beklenen Hz. Mehdi (a.s)’ın olduğunu söylediği halde ve “bekleniyor” diyor, geldi demiyor, Bediüzzaman’ı doğru söylememekle itham ediyorlar. Yani samimiyetsizlikle, Müslümanları yanlış bilgilendirmekle itham ediyorlar. Bu çok ayıp.

DİDEM ÜRER: Hocam, İstanbul’dan kardeşlerimiz, bugün Şişli’de100 adet A9logolu bayan çantası hediye etmişler. Ve 1000 civarında da broşür dağıtmışlar. “Hocamızın nurlu ellerinden öperiz” diyorlar. “Saygı ve muhabbetle dualarını bekliyoruz. Stüdyodaki kardeşlerimize de saygılar” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Ben de onların ellerinden öpüyorum. Aferin,maşaAllah, elhamdülillah.

“Eğer beni seviyorsanız” diyor Hz. İsa Mesih (a.s),Yuhanna bölümünde, “emirlerimi gözetirsiniz.” Yani “sözümü tutarsınız.” “Emirlerimi gözetin.” “Ben de Allah’a yalvaracağım ve O size başka bir ‘Faraklit’ gönderecektir.” (Yuhanna, 14:15-16) Yani başka bir Mesih. Kim? Muhammed Mehdi (a.s). Kim? Moşiyah. Kim? Şiloh. Kim? Davutoğlu Mesih. Bak, “O size başka bir Faraklit gönderecektir.” Mehdi gönderecektir. Yuhanna bölümünde Hz. Mehdi (a.s)’ın geleceğini açık açık söylüyor. Bakın, ne diyor Hz. İsa Mesih (a.s); “Faraklit,” yani Hz. Mehdi (a.s), “öyle bir hakikat ruhudur ki, Rab onu benim ismimle gönderecektir.” Yani ‘Mesih’ ismiyle. Çünkü Kral Mesih olarak geçiyor Tevrat’ta. Hz. Mehdi (a.s)’ın diğer ismi de budur; Kral Mesih, yani Moşiyah. “O size her şeyi öğretecek.” Yani genel kültür, Darwinizm, materyalizm, her konuda sizi bilgilendirecek. “Ve benim size söylediklerimi de tekrar hatırlatacaktır.” Şu an bizim hatırlattığımız gibi Hz. Mehdi (a.s) da halka Hz. İsa (a.s)’ın bu sözlerini hatırlatacak. Hz. İsa Mesih (a.s) ne diyor; “Benim bu sözlerimi tekrar size söyleyecek ve sizde duyacaksınız” diyor. “Size hatırlatacak bu sözümü” diyor. Yuhanna bölümü, 14:26.

Yuhanna, 15:26’da; “Faraklit,” yani Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde, yani Kral Mesih geldiğinde, “benim için şahitlik edecektir.” “Benim geleceğimi size müjdeleyecek” diyor. “Hz. İsa Mesih gelecek” diye şahitlik edecektir. “Ve siz de bana şahitlik edersiniz.” “Siz de beni göreceksiniz” diyor. Kuran’da Cenab-ı Allah; “Bütün Ehl-i Kitap onu görecek ve iman edecekler” diyor. Hepsi iman edecek.

“Ben size hakkı söylüyorum” diyor Hz. İsa Mesih (a.s), “doğru olanı söylüyorum.” “Benim gitmem sizin için hayırlıdır” diyor. “Çünkü ben gitmezsem, Faraklit,” yani Hz. Mehdi, “size gelmez” diyor. “Benim gitmem gerekiyor” diyor. Bu da bir ledün ilmidir. Moşiyah’ın, Kral Mesih’in, yani Hz. Mehdi (a.s)’ın gelmesi içinbenim gitmem gerekiyor” diyor. “Ben gitmezsen Faraklit,” Hz. Mehdi (a.s), “size gelmez ama ben gidersem, onu size gönderirim” diyor. Çünkü Cenab-ı Allah’ın Katı’nda aynı ortamdalar. Hz. Mehdi (a.s), Peygamberimiz (s.a.v), Hz. İsa Mesih (a.s), hepsi beraberler. Allah’ın izniyle gönderiliyor, yani Allah’ın dilemesiyle. Yan yanalar. İmam-ı Rabbani; “Bir kademi Hz. Mehdi (a.s)’ın başının üstündedir, bir kademi de Hz. Ali (r.a)’ın başının üstündedir” diyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın. Üçü birbiriyle bağlantılı; Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa Mesih (a.s) ve Hz. Ali (r.a).

“Faraklit,” Hz. Mehdi (a.s), “geldiğinde bütün alemi,” bütün dünyayı, “hataları sebebiyle kınar.” Bütün dünyadaki anarşiyi, terörü, hayat pahalılığını, acımasızlığı, gaddarlığı, dinsizliği, Darwinizmi, materyalizmi kınar. “Ve onları terbiye eder” diyor. Bakın, 2000 yıl önce Hz. İsa Mesih (a.s) bunları söylüyor. “Ve benim bu dediklerimi size söyleyecek” diyor, “bu söylediklerimiduyacaksınız” diyor;Yuhanna bölümü, 16:8’de.

“Fakat o hakikat ruhu gelince,” yani Faraklit, Muhammed Mehdi (a.s) gelince, “size her hakikate yol gösterecek.” Hakikat nedir? Kuran. “Zira kendiliğinden söylemeyecektir. Fakat her ne işitirse söyleyecek.” Cenab-ı Allah ona ilham edecek, Cebrail (a.s) ona ilham edecek, o da söyleyecek. Yahut yanındaki melek ona ilham edecek, söyleyecek. Çünkü hadiste de bu şekilde. Bak, “zira kendiliğinden söylemeyecektir.” Hadiste de aynı şekilde. Ahkamda masum olmasının sebebi bu; her konuşması, her hareketi meleğin ilhamıyla. “Fakat her ne işitirse size söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir.” Kim geliyor? Hz. Mehdi (a.s). Kim geliyor? Hz. İsa Mesih (a.s). Kim çıkıyor? Süfyan. Yecüc-Mecüc’ün çıkışı, dabbet’ül arzın çıkışı ve “her şeyi size bildirecek” diyor. Neyle? Hadislerle. Yuhanna bölümü,16:9

“Mesih İsa ibni Meryem şöyle dedi: ‘Artık ben sizinle çok söyleşmem’.” “Artık çok konuşmayacağım.” “Çünkü, bu alemin,” bu dünyanın, “reisi geliyor.” “Kralı geliyor, Muhammed Mehdi (a.s) geliyor” diyor. “Ben de asla onun nesnesi yoktur” diyor. Yani “ben onun gibi olamam” diyor Hz. İsa Mesih (a.s). “Ben o anlamda lider değilim” diyor. “O kraldır, Kral Mesih’tir. Ben onun yardımcısıyım” diyor. “Bende onun asla nesnesi yoktur.” (Yuhanna bölümü 14:30) Çünkü Hz. Mehdi (a.s) dünyanınhakimi. Hz. İsa Mesih (a.s) ona tabi olan bir Peygamber.

Bakın ne diyor Hz. İsa Mesih (a.s); “Havariler İsa Mesih’e ‘nerede hazırlık yapmamızı istersiniz Ya İsa’ diye sordular. İsa Mesih onlara ‘bakın’ dedi; ‘Kente girdiğinizde’” ki Roma, yani İstanbul, “karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak.” Yani kova burcundan bir adam. Biliyorsunuz su testisi taşıyan adam kova burcunun alametidir. Bakın her yere görürsünüz, onun amblemidir. “O adamı gideceği eve kadar izleyin.” Adamın evi de o şehirde, Roma’da. “Onu izleyin peşinden gidin” diyor. Gideceği eve kadar izleyin ne demek? Evinde de talebesi olun; evine kadar gidin, sohbet edin. Yakın talebeleri için söylenmiş bir sözdür bu. “Öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi:” Hz. İsa Mesih (a.s) öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderiyor. “Kente gidin,” medine, “orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza.” Kova burcundan bir adam. “Onu izleyin.” Markos, 13. Üstteki açıkladığım Luka 9:11. Ve yine açıklık getiriyor Hz. İsa Mesih (a.s); “ve sonra kovayı taşıyan adam” bu sefer kova burcunu açık açık söylüyor. Kuran’da da Yusuf Suresi’nde var; “kovayı sarkıttı, kovanın içinde bir de baktı ki bir çocuk” diyor. “Müjde bir çocuk” diyor. İşte o kovanın içindeki çocuk Hz. Mehdi (a.s)’a işaret ediyor. “Sonra o kovayı taşıyan adam cennet arkının altından geçecek,” yani cennet gibi bir dünya meydana getiriyor, “insanoğlunun sembolü ve mührü doğu göğünde yükselecek.” Nerede çıkacakmış? Doğuda. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkacağı yeri söylüyor bak, “insanoğlunun sembolü ve mührü,” demek ki bir mührü de olacak. Hz. Mehdi (a.s)’ın sırtında da mühür var, kullandığı mühür de olacak ki Resulullah (s.a.v)’in mührüdür. “Mührü doğu göğünde yükselecek,” göğünde yükselecek ne demek? İşte radyo, televizyon, internet… Gökte olan bilgi budur. “O zaman bilge olanlar,” ama bilge, kafası çalışanlar, “başlarını kaldıracak ve dünyanın kurtarılışının yaklaştığını bilecek.” Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkış vaktine geldiğini bilge olanlar bilecekler” diyor. 157:29.

Çağ değişimi biliyorsunuz 2000 yılda bir oluyor. En sonuncusu Hz. İsa (a.s)’ın gelişine denk gelmişti. Milenyumun başında bir tarihte balık çağını geride bıraktık biliyorsunuz, kova çağına girdik. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın dediği devir işte, kova çağı, Hz. Mehdi (a.s)’ın çağı.

Mesela Hz. İsa Mesih (a.s) diyor ki; “Sizinle dünyanın sonuna kadar birlikte olacağım.” Ne demek? “Kıyamete yakın bir vakit yine geleceğim.” Matta 28:40. Yani “çağın sonunda sizinle birlikte olacağım” diyor.

“Eğer beni seviyorsanız emirlerimi gözetirsiniz. Ben de Allah’a yalvaracağım ve O size başka bir Faraklit(Mehdi) gönderecek” diyor Allah. Yuhanna14:15.

Didem Hocam ben gidiyorum. Yarın devam ederiz,inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü