Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (13 Mayıs 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Gözlerine, aklına ve derinliğine hayran olduğum Hocamın sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Mesela bakın, muhtelif deccallerin nereden çıkacağı, hadislerde hep geçer. Mesela Şam’dan bir deccal çıkacağı söylenir, süfyan. Mesela Irak’tan da bir deccal çıkacağını söylüyor Peygamberimiz (s.a.v.), o da Saddam, Irak deccali. Diyor ki; “İbni Ebi Şeybe, Musannef’de, Ebu Muaviye Ameş’den, O da Ebu Kays’dan O da Heysem b. Esved’den rivayet ettiler. O dedi ki: Muaviye zamanında ben ona uğramıştım. Yanında Abdullah b. Ömer vardı. Bana “Kimlerdensin” dedi. Ben “Iraklılardan” dedim. Bana “Sen orada tuzlu bir yer olan Kusi’yi bilir misin?” dedi. Ben “Evet” deyince. O dedi ki: “Deccal oradan çıkar.” Saddam’ın bulunduğu bölge. Mesela o,deccallerden biri. Mesela Şam için ayrı söyler, Şam’dan çıkacak bir deccal için. Hz. Mehdi (a.s.) zamanında otuzun üzerinde deccal çıkacağı söyleniyor. O deccallerden biriside odur.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: BDP Eş Genel Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş şöyle söyledi; “Birilerinin dediği gibi, Türkiye Türkler’indir sloganı artık çökmüştür. Bu ülke hepimizin ortak malıdır. Ne gidecek başka bir yerimiz var, ne de gitmeye niyetimiz var” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi yanlış anlıyor yine onu. Türkler’in deyince nedir biliyor musun? Türk’üm diyen herkesindir. O anlamdadır. Irk anlamında Türkler’indir anlamı söylenmiyor. Öyle söylense bu zaten çok anormal bir şey. Yani genetik anlamda söylenmesi, olacak iş değil. Türkiye’de bunu savunan hiç kimse yok. Böyle egoistçe bir üslup hiç kimse kullanmaz. Kürt, Laz, Çerkez, Ermeni, Zaza her kim olursa olsun, Türk’üm dedikten sonra, Türk. “Türkiye Türkler’indir” anlamı, Türkiye hepimizindir. Türkiye sınırları içerisinde olan herkesindir anlamında, inşaAllah. Türküm dedikten sonra. Bir ismimiz var bizim, dünyada bir ismimiz var.Bize sorduklarında dünyada bize sorduklarında “nereden geliyorsunuz?” “Türkiye’den geliyoruz” diyoruz. “Nesiniz?” diyor , “Türk’üz” diyoruz, bu. Yani bize genetik orjin sorulmuyor. Evet.

DİDEM ÜRER: Şöyle birşey daha söylemiş Demirtaş; “Ortadoğu’da model olabilecek bir çözümü Türkiye’de gerçekleştirebileceğimizi düşünüyoruz. Burada gelişebilecek bir barış havası da Ortadoğu toplumlarından, Filistin’e kadar etkili olabilir.”

ADNAN OKTAR: Belli ki hiç kimse öyle ırk anlamında, faşist kafayla bir Türkçülük anlayışını savunmaz. Bana göstersin Türkiye’de kim var öyle. Gelecek de adam, “gel seni bir muayene edeyim” diyecek. Genetik bakalım Türk müsün diye, “senin geninde Laz kanıda var, yok sen kenara geç. Gel bakalım sana bakalım, senin kanında Boşnak kanıda var. Sende olmazsın.” Böyle bir iddia zaten olmaz. Fransa’nın, otuz kere söyledik, nasıl Almanya’nın bir adı varsa, Türkiye’nin de bir adı var. Nasıl Almanya’da yaşayanlara Alman deniliyorsa bize de Türk deniyor, bu, inşaAllah. Ama iyi, çünkü “başka gidecek bir yerimiz yok” diyor. Mesela İttihad-ı İslam’ı ima eden bir konuşma yapmış. Güzel, ismi de iyi.

DİDEM ÜRER: Evet, bir de şöyle demiş Hocam, “Buraları cennet kılmak hepimizin boynunun borcudur” demiş. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Onu yıllar önce söyledim, “Diyarbakır’ı Paris yapacağız” dedik. “Mardin’i Londra gibi yapacağız” dedik. O doğru. Bütün Türkiye için bu geçerli.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da ki arkadaşlarımız, bugün Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde fosil sergisi düzenlediler. Sergimize oldukça yoğun bir ilgi olmuş, maşaAllah. Size sevgilerini ilettiler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, bak aslan genç kızları görüyor musun? Nasıl güzeller, filinta gibiler. Boyunu posunu Yaratan Allah’a kurban olayım onlara ben, maşaAllah. Gençlerimizde öyle aslan gibiler.

Buyurun Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: 12 Mayıs Pazar günü öğleden sonra, Balıkesir Bandırma’da kardeşlerimiz kitap sergisi düzenlediler. Halkın çok yoğun ilgisi olmuş Hocam, Bandırma’da ki kitap sergisine. Çok kalabalıkmış ve yüzlerce kitabınızı hediye etmiş kardeşlerimiz. İsimleri; Emre, Rüstem, Soner, Oğuz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, aslanlarım, canlarım benim. Milletimizin nuru, ışığı bunlar, maşaAllah. Allah kalplerine ferahlık, iyilik, güzellik versin. Melekler onlara yardım etsin. Melekler hep sağlarında, sollarında olsun. Onları Cenab-ı Allah, melekler vesilesiyle korusun. Çünkü bir güzelliktir melek yanında gezmesi insanın, çok güzel.

DİDEM ÜRER: Şehmuz Taş kardeşimiz; “Muhterem mücahit Seyyid Ahmet Muhammed aslan Hocam. Hocam, Allah’ın izniyle ve sizin de himmetinizle ve yönlendirmenizle son kitabınız olan “Hristiyanlar Hz. İsa (a.s)’ı Dinlemeli” kitabınızı, Antalya kilisesine hediye ettik. Ve sohbet ettik. Ehl-i Kitap’ın Allah’ın birliğinde ittifakın önemini konuştuk.” Ancak kilisede fotoğraf çekmek yasak olduğu için, çekememiş kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Olur tabii, inşaAllah. Kiliselere çok şefkatli davransınlar, çok sevgi dolu davransınlar. Yanlarında mesela çiçek de götürebilirler, canlı çiçek. Kiliseye belki ekerler, oraya belki şey yaparlar. İddialaşmasınlar, kalplerini kırmasınlar. Allah ayette onu farz kılmış; “En güzel bir tarzın dışında, Ehl-i Kitapla tartışmayın” diyor Cenab-ı Allah. En güzel bir tarz, nasıl? Çok şefkatli.Çünkü hakikaten çok güzel insanlar. Her yerde Hıristiyan kardeşlerimize sahip çıksınlar, koruyup kollasınlar, hatta böyle gelmeli gitmeli olsun. Evlerine davet etsinler. Ama tartışmaktan kaçınsınlar. Çünkü rencide olurlar, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Antalya’daki kardeşlerimiz Hocam şöyle de yazmışlardı, kilise ziyareti yapanlar; “Dün Alanya, Manavgat, Antalya ekibi olarak sohbet yaptık. Sohbetten sonra İncir Kilisesi’ne gittik diyorlar.”Orada resimde sadece kedi resmi çekmişler. Kilisede bir kedi varmış.“Hocamızı çok seviyoruz. Hayır dualarını bizden esirgemesin lütfen. Kardeşlerimiz Serkan ve küçük kızı Deniz, Cengiz, Abdullah, Mehmet, Duygu, Fatih ve Rıdvan” diye isimler.

ADNAN OKTAR: Bakayım şu sofraya. MaşaAllah, Allah şifa versin. Allah sağlık, sıhhat versin. O yiyecekler onlara İslam’a, Kuran’a hizmette vesile olsun, güç olsun. O sofralarda bir hikmet var, hayır var.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: İzmir’den kardeşleriz bize şöyle mesaj yollamışlar; “Aslanlar aslanı canım Hocamıza, en derin sevgilerimizi ve saygılarımızı sunuyoruz. 11 Mayıs Cuma günü, İzmir Konak meydanında 40 adet kitabınızı ve A9 TV tanıtım broşürü dağıttık. Elhamdülillah, İzmir’de çok sayıda kişi sizi takip ettiklerini ve sevdiklerini bize iletti. Çok kıymetli Sayın Hocamız’ın dualarını bekliyoruz. İmanımıza vesile olan, imanımızı coşturan Sayın Hocamızı çok seviyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: İzmir bademşekeridir. Çok tatlıdır İzmir’in insanları. Yani hayret edilecek şekilde tatlılar. Genç kızları çok güzeldir İzmir’in. Filinta gibidirler, maşaAllah canlarım benim. Delikanlıları çok sevecendir, insancıldır. Yaşlıları çok efendidir, olgundur. Bütün Türkiye’mizdeki ruh budur, maşaAllah elhamdülillah. Allah şevklerini arttırsın, çok güzel.

Türkiye gibi memleket varsa bana söylesinler. Dünyanın en şahane yerindeyiz, Allah’a şükür. Şu müziğin güzelliğine bak, nerede bulabilirsin bunu? Şahane. Her şeyi güzel, davul zurnası güzel, fasılı güzel, misketi güzel. Her yerin havası ayrı güzel, maşaAllah. Izgarası, kebabı ayrı güzel.Yani portakallı ördek yiyecektik, başka yerde olsak. MaşaAllah, şahane ülke şahane, insanları şahane, askeri şahane, çok tatlıdır bizim askerimiz, çok şekerdir Mehmetçik. Çok bereketlidir onlar, çok nurludur. Yani ayak bastığı yere bereket getirir, maşaAllah.

Didem Hocam, buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, bugün Osmaniye’de bir F-16 uçağı düştü. Uzun arama sonucu enkaza ulaştılar. Pilot “atlıyorum” diye bildirdikten sonra, pilotta daha sonradan şehit olmuş.

ADNAN OKTAR: Ah benim canıma, ah benim aslanıma, maşaAllah. Allah canımı seviyormuş demek ki, yanına almış. Annesine, babasına başsağlığı diliyoruz. Allah onlara uzun ömür versin, nur içinde olsun. Cennette inşaAllah, koç yiğitimiz ile, aslanımızla karşılaşırız, inşaAllah. Demek ki, arızayı görmüş, fakat ya paraşütü açılmadı ya bir şey oldu demek ki.

Evet Didem Hocam, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Ankara’da bugün Demetevler metro çıkışında kardeşlerimiz 1200 A9 Tv ve Yaşayan Fosiller broşürü, 100 adet Harun Yahya kitabı ve 50 adet cd dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Havadan ağır bombardıman hay maşaAllah. İlimle, irfanla. Ben bunu yiyeceğim bu köfteyi, ben bunu yiyeceğim. Şu gürbüzlüğe, şu tatlılığa bak bunun burnunu ısırmak lazım, kırt diye. Burunları da hep nemli oluyor, ne hikmetse. MaşaAllah. Kediler hep her yerde kardeşlerimiz koruyup kollasın, inşaAllah. Ne olacak bir avuç bir şey ekmek bile onların hoşuna gider hayvanların, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam şöyle demiştiniz, yemek terken resimlerini çekmeyin, ama yemekten sonra güzel poz verirler diye.

ADNAN OKTAR: Evet yedikten sonra güzel poz veriyorlar. Bir bir gözüyle kameraya bakıyor yemeğe bakıyor rahatsız oluyorlar. Yani rahat hazmedemez o zaman.

DİDEM ÜRER: Hocam, İzmir ekibi kedilerini göndermeyi unutmuşlar, resimlerini gönderdiler.

ADNAN OKTAR: Yani şart. Göreyim. Ama burda 3 tane kedi var.Bir tane değil. Kediyi bir yalkaştır bakayım. Ne mübarek tatlı hayvanlar hayrettir, maşaAllah. İki köfte nasıl? MaşaAllah, Allah uzun ömür versin onlara da maşaAllah. Derin iman.

Evet buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir tane minik hayranınız var Halime, size ve Allah’ı çok sevdiğini her gün söylüyormuş, anlatıyormuş. Size çok selamlarını gönderiyor.En şık kıyafetlerini giymiş. Size resim göndermiş.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Bu ne şekermiş nasıl balmış, nasılda yakışmış. Gözlük bir kere süper olmuş. Gözler süper tatlı, burunda şekere benziyor. Yani her şeyi güzel maşaAllah. Allah ona dünyada ahirette güzellik versin, güzel olan her şeyi nasip etsin, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam son yapılan 40 bin kişilik yerel seçim anketinde, “AK Parti’nin yine atağa geçtiğini” söylüyorlar ve “19 büyük şehir, AK Parti’nin birinci parti olduğu ortaya çıktı” dediler. İzmir’de ise AK Parti, CHP’nin oy oranını yakalamış şu anda başa baş gidiyorlarmış. 

ADNAN OKTAR: Yani Tayyip Hocam yaman siyasetçidir, bilir, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Tabii Hocam İzmir’deki iman-i faaliyetlerinde çok etkisi oluyordur, Allahualem vesilenizle. 

ADNAN OKTAR: Hükümetlerin mutlaka felsefi tabanı vardır, felsefesi vardır.  Felsefesi olmayan bir hükümet, hükümet görev yapamaz. Karşı felsefeler onu yerle bir eder.  Biz, AK Parti hükümetinin, sağın, felsefesini bütün Anadolu’da oturttuk. Darwinizmi materyalizmi yerle bir ettik. Solun dayanak noktalarını bırakmadık, solun ayakta duracağı sistemi yıktık, ilimle irfanla, iman hakikatleri ile Kuran mucizeleri ile yoğun bir anlatım yaptık. Ve halkmızın kafalarındaki şüpheleri giderdik, vesveseleri giderdik. Müthiş bir iman hareketi muazzam bir Kuran hareketi, anti Darwinist,  anti materyalist, anti Marksist bir çalışma oldu. Ve hükümette göğsünü gere gere, bu felsefi zemin üstünde görevini yapabildi. Hem modern İslam anlayışı, hem anti Darwinist, anti materyalist sistemin oturmuş olması, hükümetin elini ideolojik yönden çelik gibi güçlü kıldı. Ve tepmez devrilmez bir iktidar meydana gelmiş oldu.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: 12 Mayıs Pazar günü Mudanya Güzel Yalı’da Bursalı kardeşlerimiz 300 adet broşür dağıttılar Hocam.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, maşaAllah. “ Biz san apaçık fetih verdik”  maşaAllah. Hay maşaAllah, Osmanlı leventleri bunlar.

DİDEM ÜRER: Hocam, Veysel kardeşimiz iki yeni talebenizin resmini göndermiş. Yeğenleri Zeynep ve Ali.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Köfte ikiside. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a ve Hz. İsa (a.s)’a talebe etsin.

Buyurun.

DİDEM ÜRER: Diyarbakır’dan kardeşlerimizin size mesajı var; “Canım Hocam, Pazar günü kardeşlerimizle Diyarbakır’ın en işlek yeri olan Ofis Semti’nde 2000 adet A9 Tv broşürü dağıttık. Kedi yerine balkondaki çiçekleri size gönderiyorum. Size nurumuz Seyyid Ahmet Muhammed Adnan Hocamız’a kardeşlerimizin sevgilerini iletir, ellerinizden hürmetle öperiz” diyor.

ADNAN OKTAR: O çiçekleri benim adıma bir sevsinler, şöyle hafif hafif okşamaları lazım onları. Birer kere sevmeleri şart. Onlarda canlı, onlarda Allah’ın tecellisi, muhteşem tecellileri çok tatlılar.Hücreleri var kromozomları var, kofulları var. Bakmayın siz öyle sakin durduklarına onların, onlar çok yamandır, maşaAllah.

Anadolu’nun çok şeker adetleri var maşaAllah çok tatlıdır Anadolu halkı. Nimettir nimet o evler o fakir evler cennet bahçesi gibidir. O fakir sofraları o kadar tatlıdır ki, oradaki yemekler yani anlatılacak gibi değil.  O evlerde çok güzel uyunur çok huzurludur. O evlerde melek çok olur, maşaAllah.

“Bir agnostik arkadaşım bana, ‘madem Allah insanları sınıyor,o zaman bebekler neden ölüyor? Öldüler, neden cennete gidiyorlar? Bu sınava girmeleri sınavı geçmek gibi değil mi?’diye sormuştu ve verecek bir cevap bulamadım. Ne diyeyim arkadaşıma inşaAllah?Hocamın yardımıyla onu doğru yola yönlendirebilirim.” Bebekler neden ölüyor? Bebekler zaten melek olarak geliyor, melek olarak gidiyor. Ahirette de zaten melek gibi hayatları, çocuk aklında çocuk tatlılığında oluyor. Özel yaratılıyor. Bir değişiklik yok aslında, arkadaşlar zannediyor ki, bir değişiklik oluyor. O melek tatlılıyla, en başta da öyle Allah katında da öyle, ilk başta öyle zer aleminde. Cenab-I Allah diyor ki “ben seni vildan olarak yarattım kabul ediyor musun?” diyor. O minik canıyla “kabul ettim Ya Rabbi” diyor. Zaten ilk başta orada bu. Dünyaya geliyor yine vildan. Dünyadan alınıyor, cennete gidiyor yine vildan. Fakat sadece şekli değişik. Yani zer aleminde daha değişiktir, dünyada daha değişiktir. Elbisesi değişir sadece, ruhu değişmez.Aynıdır, hep vildandır, sürekli vildandır. Vildan gelir, vildan gider. Allah’ın katında da vildan, son aşamada yine vildan sonsuza kadar vildandır. Yani burada kardeşimiz herhalde demek istediğimizi anlamıştır, inşaAllah. Ama annesi babası tevekkül edecek “Ya Rabbi” diyecek, “sen bunu vildan yarattın. Bir vildan getirdin vildan götürdün.” Bana mal geldi demeyecek, ben yarattım demeyecek, annesi babası. Onlar yaratmadı, Allah yarattı. Annenin babanın hiçbir etkisi olmaz, varmış gibi gösterilir. Allah yaratır, bütün insanları Allah yaratır. Cenab-ı Allah diyor; “Ben, vildanımı gönderdim, görün diye gönderdim” diyor Allah, “gör, ahirette de sizi karşılayacak. Sabrederseniz, o sizin vildanınız” diyor,“cennette.” Konu bu.  O agnostik arkadaşına bu şekilde anlatsın.

Evet buyurun.

DİDEM ÜRER: Birleşmiş Milletler’e bağlı Gıda ve Tarım Örgütü açlık çeken ülkelere tavsiye olarak çekirge ve karınca gibi besinlerin kullanılabileceğine dair bir rapor hazırladı. Bu tip bir beslenmenin gayet sağlıklı olacağı yönünde tavsiyelerde bulunmuşlar. 

ADNAN OKTAR: Olur mu? Dünyada sırf israf önlense, bütün fakir ülkelere yeter bir. Yani bak Mehdiyet’in eksikliğini görüyor musun? Hz. Mehdi (a.s) gelse, israf olmaz. İki, silahlara ayrılan paranın onda biri o canlarıma ayrılmış olsa, Paris’in en lüks lokantalarında yedikleri yiyeceklerin en alasını yerler onda biriyle. Bak silahlara ayrılan paranın onda biri, bütün dünya fakirlerini en kaliteli lokantada ki yiyeceklerle beslenmelerini sağlar.

DİDEM ÜRER: Rakamları arkadaşlarım yanlış söylüyorsam hatırlatsınlar, dünya üzerinde dünyanın genel gelirinin yüzde 82’si, yüzde 8’lik bir kesime aitmiş zengin kesimine, geri kalanıda yüzde 20’side kalan yüzde 80’e ait.

ADNAN OKTAR: İşte bu da yine Hz. Mehdi (a.s)’ ın eksikliğinden. Çünkü Hz. Mehdi (a.s) geldiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.v) diyor ki, “sahah üzere mal dağılır” diyor,“Hz. Mehdi (a.s) vesilesiyle.” Sahah-eşitlik. “malı eşit bir şekilde taksim edecektir” diyor. Herkese elli, mesela herkese yetmiş, o şekilde. O kadar çok hadis var ki, malı eşit şekilde dağıtacağına dair. Hem Tevrat’ta var, Tevrat’taki hükümler var,  hem de Peygamber Efendimiz (s.a.v)‘in hadisleri var.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, İmam Hasan (r.a) şöyle buyurdular; “Yüce Allah, Kaim (Hz. Mehdi (a.s)’ ın) veladetini gizleyecek ve şahsını saklayacaktır.”

ADNAN OKTAR: Doğumu gizli olacak. Yani ne demek? Evde doğacak, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hadisin devamında;“böylece Mehdi (a.s) zuhur ettiğinde, kimsenin biatı onun boynunda olmayacaktır” diyor, Hz Hasan (r.a).

ADNAN OKTAR: Yani herhangi bir tarikata, herhangi bir alime bağlı değil. Müstakil bir görüş. Bediüzzaman da söylüyor ya Sungur Ağabey, mübarek söyledim ki “Hocam” dedim, Hz. Mehdi (a.s) Nur talebesi mi olacak?” “’Nur talebesi olmayacak’ dedi” dedi, Bediüzzaman.”“Peki, ağabey” dedim,“nasıl olacak?” “’Bambaşka olacak dedi’ dedi, bambaşka.” Allahualem, fazla ağabeylerde başka sır da yok. En önemli sırrı verdi Sungur Ağabey. Bunlar var.Çünkü diğerleri Risale-i Nur’da yazıyor zaten. Sadece “Sırr-ı İnna Atayna’da bir sır var” diyorlar ama detay, onu da Seyyid Salih Özcan Ağabey’e sordum, “bende yok” dedi,“Sırr-ı İnna Atayna.” Acaba hangi ağabeyde vardır o? Bir kısmını zaten açıklamışlar onun ama başka acaba detayları var mı, onu bilmiyorum. Bir kısmını açıklamışlar, ben gördüm.

Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam hadisin devamında,“Onun (Hz. Mehdi (a.s)’ın) gaybetinde Allah-u Teâlâ onun ömrünü uzatacak.Sonra kendi kudretiyle onu kırk yaşından daha genç görünümlü olarak aşikâr edecektir. Ve bu, Allah’ın her şeye kadir olduğunun bilinmesi içindir.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Osmaniye’de 25 tane gençlere kitap ve 1500 adet broşür dağıtımı yapmış kardeşlerimiz. “Hocamız’ın dualarını bekliyoruz ve Hocamızı ve sizleri çok seviyoruz” demiş kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Getir bakayım şu sevimlileri bir gösterelim. Bu ne tatlılıktır kardeşim. Hayrettir Cenab-ı Allah, işte Allah’a adadıkları için, annesi babası Allah’a adadıkları için, hayret edilecek bir nur ve tatlılık oluyor. Cennet vildanı gibi şu tatlılığa bak sen. MaşaAllah, Allah ömürlerini uzun etsin, sağlık sıhhat versin, Hz. Mehdi (a.s)’a talebe etsin.

Buyrun.

DİDEM ÜRER: Mehmet Şevket Eygi Hocamız bir yazı yazmış; “Ehl-i sünnet Müslümanları,  bu memleketteki bütün kötülüklerden öncelikle siz sorumlusunuz” demiş. “Dinsizlerden, münafıklardan, kötülerden şikâyet edip durmayınız. Çünkü düşmanlarınızın istediği ve planladığı şekilde birbirinden kopuk, bin parçaya kendi iradenizle ayrılmışsınız. On milyonlarca Müslüman var ama tek bir ümmet teşkilatı yok. Müslümanlar’ın başına kendisine uyulan edilen bir lider yok!” demiş.   

ADNAN OKTAR: Hocamızda maşaAllah, böyle Abdülmecid Efendi gibi. Görünüşü çok hoş, çok efendi, çok akıllı, çok huzurlu bir insan. Osmanlı hayranı. Hocam’ın bir saati var böyle tiktaklı, şahane bir şey. Yanında eski Osmanlı döneminden kalma paralar taşıyor. Böyle müthiş bir güzellik ve estetik anlayışı var. Osmanlıya aşık, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin Hocamızın.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bizim kaimimiz (Hz. Mehdi (a.s)) ile Allah’ın resulleri arasında bir takım benzerlikler vardır. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Eyyüpve Muhammed (s.a.v) peygamberlerin her biriyle bir benzerliği vardır. Nuhile uzun ömürlü olmasında maşaAllah, İbrahim ile doğumunun gizli olması ve halktan uzak durmasında”

ADNAN OKTAR: Ve cömertliğinde, İnşaAllah. 

DİDEM ÜRER: MaşaAllah.“ Musaile heyecan hali ve gaybette yaşamasında,

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Hz. Mehdi (a.s), heyecanlı bir insan olacak. İnsanlar sezemeyecek ama bak hadis-i şerifin ifadesiyle, onunda ruhunda derin bir heyecan var. Ve gaybet hali. Çünkü deccaliyet tarafından hep takip edilip, hep ızdıraba, acıya, sevk edilmek istenecek, hapsedilmek istenecek. Ama Hz. Mehdi (a.s), Cenab-ı Allah’ın izniyle hepsinden kurtulacak, her badireden kurtulacak, her zorluktan kurtulacak. Ama tabii muazzam bir mücadele, muazzam bir hareketlilik hayatına hakim.   

Evet.

DİDEM ÜRER: İsrail’e halkın onun hakkında ihtilafa düşmesinde.”

ADNAN OKTAR: Hz. İsa (a.s) hani gelecek mi gelmeyecek mi? Ayette de var ya, “tartışırlar onun hakkında” diyor. Hz. Mehdi (a.s) ile ilgilide tartışacaklar. “Hz. Mehdi(a.s) gelecek mi, var mı yok mu, geldi mi, nerede, kim?” Bu şekilde tartışacak insanlar. 

DİDEM ÜRER: Eyyüp ile zorluktan sonra kurtuluşun yetişmesinde”

ADNAN OKTAR: Allah Allah, ne çile çekecek mübarek demek ki, Resulullah (s.a.v) vahiyle bu ıstırabın bu acınınşiddetli olacağını, fakat Hz. Eyüp (a.s) gibi sabredeceğini ve sabrının sonunda da selamet geleceğini belirtiyor, maşaAllah. 

DİDEM ÜRER: Ve Muhammed (s.a.v) ile kılıçla kıyam etmesinde benzerliği vardır.”

ADNAN OKTAR: Allah Allah, Allah Allah. Resulullah (s.a.v)’in seyf-i şerifini, kılıcını beline takacak inşaAllah, teberrüken. Hırka-ı şerif’i giyecek, biat edilirken, inşaAllah. Bir İstanbul’da Ayasofya’nın açılışında bir, iki; Mekke’de, Kabe-i Şerif’te, üç; Kudüs-ü Şerif’te. Üç ayrı biat var. İnşaAllah.    

DİDEM ÜRER: Mehdi, Allah’a karşı son derece boyun eğicidir, ahlak bakımından Peygamber (s.a.v)‘e benzer.” MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Evet dine titiz olacak.Fakat münafıklar, Peygamberimiz (s.a.v)’in dine titiz olmadığını zannediyorlardı, iddia ediyorlardı, haşa, kendilerinin daha takva olduklarını iddia edip, dırar mescidini kurmuştu o zamanın yobazları. “Onlar takva değil” diyorlardı,“biz takvayız” diyorlardı, haşa, Peygamberimiz (s.a.v.)’i de beğenmiyorlardı. Kadınlara olan sevgisinden neşesinden dolayı, şakacılığından dolayı, Peygamberimiz (s.a.v.)’i beğenmiyorlardı. “En takva, en ağır Müslümanlar dırar mescidinde, gelin buraya” diyorlardı, Allah başlarına geçirdi mescitlerini.

Didem Hocam dinliyorum.      

DİDEM ÜRER: Hocam bir hadiste de;“İmam Mehdi, tüm insanların en sakin, en sakınan, en dindar, en cömert, en cesur ve en sadakatlisidir” diye bildiriyor. 

ADNAN OKTAR: Hay maşallah. Allah talebesi etmeyi, ona bağlanmayı bana ve herkese nasip etsin, inşaAllah.  

Yarın görüşürüz. Hadi bakalım, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü