Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (16 Mayıs 2013; 22:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

DAMLA PAMİR: Canım sevgilim, canımın ta içi bir tanemin sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Bildiğiniz gibi bugün Regaip Kandili inşaAllah tüm Türk ve İslam aleminin, Müslüman kardeşlerimizin Regaip Kandilini kutluyoruz. Sayın Mehmet Görmez Hocamız Kandil vesilesiyle yayınladığı mesajında; “Bir şeyi istemek, arzu etmek ve hedefi doğrultusunda tutkuyla çaba sarfetmek anlamına gelen Regaip’in hep Allah’a yönelik olmasını gerektiğini” hatırlattı. “Regaip Rabbimiz’e yönelmektir, her gecemiz Regaip olsun” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah ne güzel Ramazan da geliyor. Yer sofrası kurup böyle güzel çorbalar. Eskiden top atardı şahane olurdu. Böyle bir sallanırdı ortalık güm diye. Biz top sesini duymadan başlamazdık. Ezan, top bir de kandil. Yani kandilin yandığını göreceğiz. Bakardık camide yanmış, tamam, pek tatlı olur o, inşaAllah. Yani saate göre öyle bozma olmazdı bizde. Saate itibar etmezdik. Ankara kalesinden top atılırdı yer gök inlerdi. Güm diye böyle, öyle olması lazım. Bilmiyorum İstanbul’da da itfaiye bu işle ilgilensin. Havai roketle değil mi? Esaslı bir gümlemeyle, hatta bir kaç noktada birden olabilir. Birkaç noktada birden peş peşe böyle o şekilde olacak, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Erdoğan, bugün Beyaz Saray’da Obama ile görüştü biliyorsunuz. Görüşme sonrası Obama yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Esad’a baskıları arttıracağız muhalefete destek olacağız, Esad’ın olmadığı demokratik bir Suriye için Başbakan da ön safta olacak. Esad’ın gitmesi için hemfikiriz. Temsili ve çok uluslu, çok dilli bir kurul gerekiyor. Onlar Suriye’ye barış getirebilir” dedi. Ayrıca “Esad konusunda Rusya ile görüşmelerin devam ettiğini” belirtti. 

ADNAN OKTAR: Bu kadar ızdırap çekeceklerine Mehdiyet’i destekleyip, tek bir aklın, tek bir vicdanın kontrolünde bütün İslam alemini, bir anda, güllük gülistanlık hale getirseler olmuyor mu? Tek, tek, tek yangın söndürmeye kalkıyorlar. Her yangında kendileri de boğuluyorlar. Obama bu yangında boğuluyor. Tayyip Hocam'ın da yapabileceği bir şey yok. Yani istediğin kadar baskı yap. Çin destekledikten sonra, Rusya destekledikten sonra, İran destekledikten,  sonra yedi sülalen baskı yapsa ne olur? Hiçbir şey olmaz. Adamlar oluk oluk para alıyorlar, silah alıyorlar, ticaret yapıyorlar yani sistem cayır cayır gidiyor. Olan Müslümanlara oluyor. Genç kızların ırzına geçiliyor, çocukların ırzına geçiliyor, mahvediyorlar insanları, ezim ezim eziyorlar. Her gün Müslümanları faili meçhul ile öldürüyorlar, şehit ediyorlar. Mehdiyet’e karşı direnç, bu belayı devam ettiriyor. Halbuki tek bir aklın, tek bir vicdanın kontrolünde olsa, konu bitecek. İslam alemi birleşecek tek bir vicdan, tek bir aklın hakimiyetinde, kardeşçe, dostça sevgi içinde yaşayacaklar. Öbür türlü bunun önü sonu gelmez. Tamam, orayı hallettiğini düşün. Afganistan ne olacak? Öbür yerler ne olacak? Ucu bucağı yok. Yani şimdi saymaya kalksak sabaha kadar sayarız. Bitmez yani.

Nitekim Başbakan da söylüyor, Pakistan’da, Endonezya’da, şurada, burada, her yerde Müslümanlar var. Müslüman’ın ezilmediği hiçbir yer yok. Yani Mehdiyet gündeme gelmedikten sonra, ülkeler bunu ciddiye almadıktan sonra, bu bela kapsamlı olarak devam eder. Mesela Sayın Başbakanımız hakikaten çaresizlik içinde şu an. Obama da çaresizlik içinde. Avrupa da çaresizlik içinde, Müslüman alemi de çaresizlik içinde. Müslüman Alimler Hocalar toplanıyorlar, hiçbir şey yapamıyorlar. Suriye’yi kınıyorlar, Suriye’de yönetim gitmeli” diyorlar,  adam da “hadi oradan” diyor. Hiçbir şekilde kale almıyor yani acayip sakin bir yüz ifadesi var, Esad’ın yüzünde, adam son derece huzurlu. Koskoca Çin arkasında, koskoca Rusya arkasında, komünist blok arkasında, bütün komünist terör örgütleri arkasında, PKK arkasında. Adam son derece rahat. Yapacağı şey, sadece Müslümanları her gördüğü yerde katletmek, şehit etmek. Çünkü Müslümanları şehit ettikçe, kendine muhalif olacak gücü de yok etmiş oluyor. Kendini rahatsız ettiğini düşündüğü Müslümanlar. Müslümanları yok edince, adam ferahlıyor. “Çözüm nedir” diyor? “Ne kadar Müslüman varsa öldürürsek” diyor, “şehit edersek kurtuluş burada” diyor. Amerika’ya da diyor ki; “Bize biraz müsaade verin, daha tam bitiremedik, daha çok işimiz var, daha cinayet işlemek için, vaktimizin geniş olması gerekiyor” diyor. “Çin’e de silah gönderin” diyor “Rusya’ya da gönderin, İran’a da gönderin” diyor, “kiralık katil de ihtiyaç var” diyor. Oradan buradan dini örgüt adı altında kiralık katiller de geliyor. “Şii’yiz” diyor, bakıyorsun komünist çıkıyor. Güya Şii. Şii değilsin sen, komünistsin. Şii ayrı, komünist ayrı. Ben mesela Hizbullah’ın içinde de zannediyordum, onlar hep dindar,  çok fazla komünist var. Birçok şey de mesela o Şii örgütlerde, birçoğunda zibil gibi komünist var. Yani komünizme de hayranlar. Sünni örgütlerin içerisinde de komünistler var. Hayran, Türkiye’de de var ya yeşil komünist deniyor. Hayranlar çok eski dönemden beri hayranlar komünistlere.

AYLİN KOCAMAN: Hizbullah’ın bir dönem komünist partiyle birleşmiş olması.

ADNAN OKTAR: Tabii, Hizbullah komünist partiyle birleşmiş bir dönem. “Her şeyiyle ittifak halindeyiz” diyorlar zaten, yani “sadece biz namaz kılan komünistiz” diyor. “Biz de komünistiz” diyor “aynıyız” diyor. Terör yöntemleri, saldırganlık, asma, kesme hepsi aynı. Şimdi Esad’ın bol zamana ihtiyacı var, bir de şehit edilecek büyük bir topluluk var. “Şimdi”  diyorlar “silah mı istiyorsun? Sana silah. Zaman mı istiyorsun? Sana zaman veriyoruz” diyorlar. “Tüket hepsini rahat et arkadaş” diyorlar. Bu kadar açık. Obama da çaresizlik içerisinde bir üslup kullanıyor halbuki, evanjelikler bayağı memnunlar durumdan. Çünkü zaten deccal ordusu olarak görüyorlar, Yecüc Mecüc olarak görüyorlar. “Ne güzel” diyor “birbirlerini tüketiyorlar. Bizim uğraşmamıza bile gerek yok” diyor. Geçenler de bir tanesi açıklama yaptı. Yani bunların akıldanelerinden bir tanesi açıklama yaptı. “Biz müdahale niye edelim?” diyor.  “İstediğimiz o işte bunların yok olmalarını istemiyor muyuz biz” diyor, “ istiyoruz. Tamam, bunlar kendi kendilerini yok ediyor daha ne istiyorsunuz?” diyor adam. “Yani Suriye’yi niye yok edelim?” diyor. Suriye şu an onlar için, bir ölüm makinesi. Suriye’nin gitmesini istemez adam. “Suriye görevini yapıp orada Müslümanları bir kazısın” kendi kafasına göre öyle düşünüyorlar, “sonra biz müdahale ederiz” diyor. “Ama şu an niye yapalım ki?” diyor. Orada Müslüman bırakmadıktan sonra, Esad kolay onlar için. Sonra “gel buraya” diyecekler, adamın kafasına sıkacaklar, Suriye oradaki güçlerin yağmasına açık hale gelecek konu bu. Allahualem.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisinde şöyle bildiriyor; “Ey Allah’ım, Mehdi’ye sadakat andını ızdıraptan çıkışın vesilesi yap ve ümmetin dağılmışlığını, Mehdi’nin eliyle birleştir.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi Hz. Mehdi (a.s)’a tabiiyet olsa, Obama’ya gerek yok. Toplantılar yapmaya gerek yok. Muhalifler toplantı yapıyorlar, televizyonlarda yayınlanıyor. Müslüman Alimler toplantı yapıyor, yayınlanıyor. İslam ülkeleri toplanıyorlar ara ara. Netice sıfır. Halbuki başlarında Hz. Mehdi (a.s) olmuş olsa, karar aldı mı o gün konu biter. O gün Suriye konusu kapanır, yani yıldırım hızıyla. Çünkü dünyanın en büyük ordusu olmuş oluyor. Dünyanın en büyük gücü olmuş oluyor. Yani ne Rusya bir şey diyebilir, ne Çin bir şey diyebilir, ne Amerika bir şey diyebilir. Çünkü Hz. Mehdi (a.s)’ın hükmü adil olacaktır. “Arkadaş” der “sen orada adaletsiz bir sitem kurmuşsun, böyle şey olmaz, sen çekil senin can güvenliğini ben sağlayacağım, orada seçimler olsun” bitti, beş dakikalık iş. Bir hafta sonra seçim yaparsın, sütliman ne kan akar, ne olay çıkar, ne hadise çıkar hiçbir şey olmaz. Çok çabuk netice alınır. Obama, bu Mehdiyet olayını iyi düşünmeli. Yani bu konuda cesur davransın, Hz. Mehdi (a.s) konusunda. Sayın Başbakanımız da, Mehdiyet konusunu çok ciddi gündeme getirsin. Obama ile konuşsun, özel sohbette konuşsun. “Yani Müslümanların başına bir lider seçelim, konuyu haletsin” desin. Yani “bu parça parça hallolacak gibi değil” desin. Hangi biri halledilecek gibi? Her yeri, dünyanın her tarafında Müslüman kanı akıyor. Ve her yerde dünya huzursuz. Hem terör korkusu var, hem anarşist Müslüman anlayışı var, hem mezheplerin çatışması korkusu var, sel gibi kan akıyor. Mehdiyet ile konu kökten hallolacağına göre, Sayın Başbakanımız da gitmişken hazır fırsat, Mehdiyet’i gündeme getirsin. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nüzulünü gündeme getirsin. Bu Hristiyan alemi için de bir şahlanıştır, İslam alemi için de bir şahlanıştır.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan da Başbakan Obama ile “Azerbaycan, Ermenistan, İran, Afganistan, Afrika ve Burma gibi konulara değindiklerini” ve “akşam yapılacak yeni görüşmede bu konuların tekrar detaylarıyla ele alınacağını” belirtti.

ADNAN OKTAR: İşte Afganistan, Burma hepsi bunu kökten çözümü, Mehdiyet ile olur. Sırf Burma tek başına ayrı bir bela, Afganistan tek başına ayrı bela, 30 ayrı beyin, 300 ayrı görüş hepsi birbiriyle çatışıyor. Böyle olmaz. Bir akılda toplanması lazım. Mehdiyet’ten de Obama’nın korkmasını bir nedeni yok.  Çünkü Hristiyanlarla ittifak halinde olacak Mehdiyet. Hristiyanlarla ittifak halinde. Hristiyanlarla birlikte hareket edeceklerine göre, her şey şeffaf olacağına göre, şefkat, merhamet, sevgi esas olacağına göre, Mehdiyet’i kavrayıp düşünüp, bu konu nedir, nasıl uygulanması gerekir diye bir durum değerlendirmesi yapmaları gerekir. Obama’ya direkt teklif etsin bugün Sayın Başbakanımız, Mehdiyet konusunu. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nüzulü, Hz. Mehdi (a.s). Yani bunun dışında ümmet bir araya gelmez. Kontrol altına alınamazlar, mümkün değil. Suriye’de sel gibi kan akar söyleyeyim, baş edemezler. Her biri ayrı çatışır. Suriye’ye farz edelim yeni bir iktidar gelse bile yine çatışma olur. Ama Mehdiyet’te tek beyin vücuda hakim olacağı için, anarşi çatışma hiçbir şey kalmaz. O saat durur. Yani hiçbir riski yok Mehdiyet’in. Bilakis, bütün riskleri ortadan kaldıran bir sistem. Ve ümmet de 1400 yıldan beri Hz. Mehdi (a.s)’ı bekliyor. Hz. İsa Mesih (a.s)’ı bekliyor. Yani Obama’nın çekincesi ne olabilir? Acaba riskli bir şey gelişir mi? Hristiyanlarla ittifak olacağına göre nasıl olsun? Geceli gündüzlü birlikte hareket edecekler Hristiyanlarla, Hz. Mehdi (a.s) cemaati, Mehdiyet. Her şey saydam, şeffaf. Sevginin, şefkatin, merhametin dışında bir ölçü yok. Allah korkusu ve Allah sevgisi dışında bir ölçü olmayacak. Bütün ümmet müthiş heyecan duyar, herkes sevinir, sevinç duyar.

Başbakanımız hiç çekinmesin, Allah’a güvensin, Obama’nın zaten haberi olan bir konu yani Hz. İsa Mesih (a.s)’ın inişi konusu bildiği bir konu. Hz. Mehdi (a.s) konusu da çok iyi bildiği bir konu. Alenen gündeme getirsin “ne diyorsun?” desin “ne yapalım?” Toplanıp konuşsunlar, yani herkes kabul eder bu konuyu. Kabul edilmeyecek bir yönü yok. Bakın tek bir Suriye konusunda nasıl ızdırap meydana geliyor ve nasıl çözümsüzlük var görüyorlar. Mehdiyet, bıçak gibi keser atar konuyu kökünden, hemen halleder. Mehdiyet’in gizli yönü olsa korkabilir ama gizli yönü yok. Gizli hiçbir şeyi yok yani konuşmalar açık, yaşantı açık, uygulamalar açık, şefkat, merhamet, sevgi uygulamaları açık olacaktır. Geceli gündüzlü Hristiyanlarla birlikte hareket var dindar ruhanilerle, Hristiyan. Yani Hristiyan derken, insanlardan nefret eden, insanları öldürmek için can atan evanjelikleri kastetmiyorum. Evanjeliklerin de iyileri var ama kötüleri de var.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu arada Beyaz Saray’a ilk defa bir mit müsteşarı da gitti. Onun için karşılama kısmında CIA başkanı da katıldı karşılıklı olarak. Ve Sayın Erdoğan; “görüşme sonrasında yapılan tüm görüşmelerin Türk-Amerikan ilişkileri açısından tarihi bir gün olduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Sayın Mit Müsteşarı da orada, işte güzel, CIA de orada, herkes birlikte masada konuşsunlar. Mehdiyet’in nasıl süratli çözüm getireceğini istişare etsinler, konuşsunlar. Aslında Obama’ya biz yazılı da gönderelim, bir rapor gibi gönderelim. Çünkü Mehdiyet bir kendini bilmez birkaç kişinin bir araya gelip İslam alemini yönetmesi değil. Mehdiyet, akıllı Müslümanlarla, akıllı Hristiyanların, samimi Hristiyanların birlikte dünyaya sevgi ve barış, kardeşlik sunmaları. Siyaset değil, bakın burada siyaset yok. Mehdiyet siyaset değildir. Mehdiyet, sırf sevgiyi nerede bulabiliriz, merhameti nerede bulabiliriz, şefkati nerede bulabiliriz, dostluk, kardeşlik, arkadaşlık nasıl yapılabilir, sanat, bilim nasıl gelişir, bunlarla ilgilenir Mehdiyet. Siyasetle ilgilenmez Mehdiyet. O yönden de tedirgin olmalarına gerek yok. Yani hani siyasete el atarlar da. Bilakis Obama’nın konumu son derece rahat olur. Herkesin konumu çok rahat olur. Kimseyi iktidarına alan bir sistem değildir Mehdiyet. Yani Mehdiyet’in mesleği; sevgi, merhamet, şefkat, dostluk, arkadaşlık, kardeşlik, güven, sanat, bilim, estetik, demokrasi, iyi niyet, bayram havası, muhabbet, sevinç, neşe, en güzel olan her şey. Sadece bunlarla ilgilenir Mehdiyet. Yoksa devlet idaresi nasıl olacak, siyaset. Onunla ilgilenmez Mehdiyet. Bunu da Hristiyan ruhaniler, gerçek samimi Hristiyanlar ve gerçek samimi Müslümanlardan oluşan bir topluluk halleder. Başlarında Hz. Mehdi (a.s) bulunduğu bir topluluk. Hz. Mehdi (a.s) tek başına hareket etmez. Sözümü en kısa sürede uygulayacak şekilde harekete geçsinler. Yoksa teknik olarak bir düşünün ya, sırf Afganistan; hiçbir şekilde çözemezler Afganistan’ı. Gittikçe kör düğüm olur o. Pakistan; hiçbir şekilde çözemezler. Suriye; ora kan musluğu gibi, orada oluk oluk kan akar, Suriye’den başka bir şey çıkmaz. Geceli gündüzlü kan gelir oradan, başka bir şey gelmez, Allahualem. Yok muhalif; muhalifler kendi içinde yüz tane muhaliften oluşuyor.  Yüz ayrı muhalif. Onları versen, yüz ayrı savaş noktası oluşacak yani. Amerikan halkı halim insanlardır. Amerika’dan mesela insanları nefret ettirmeye çalışıyorlar, öyle bir Amerika yok. Amerika, Osmanlı ruhuna hayran bir ülkedir. Yani sahip çıkılması gereken tatlı insanlardır. Güzel insanlardır Amerikan halkı. Bereketli bir halktır, bereketli insanlardır, bereketli bir ülkedir. Sahip çıkılması lazım. Allah sevgisiyle, Allah korkusuyla sahip çıkılması lazım. Her konuda yardımcı olmak lazım. Yani kızmak, eleştirmek değil. Amerikan halkı iyi niyetli, yani “bir şeyin en iyisi neyse, o olsun” diyor adamlar. Yani pislik yapalım, rezillik yapalım, böyle bir şeyleri yok. Asil insanlar, öyle şeye tenezzül etmez onlar. Yani can yakalım, şunu yapalım, böyle bir dertleri yok. Onlar demagoji, öyle bir şey yok. Amerikan halkının, Amerikan devletinin istediği; bütün dünya cennet gibi olsun, rahat olsun, bu. Ama işte bunu yaparken, İncil’deki Faraklit’i aramaları lazım. Tevrat’taki Moşiyah’ı aramaları lazım, hadislerdeki Hz. Mehdi (a.s)’ı aramaları lazım. Bakın Faraklit de, Moşiyah da, Mehdi de aynı kişidir. İncil’de de, Tevrat’ta da, Kuran’da da işaret edilen kişi aynı; Hz. Mehdi (a.s). Hz. Mehdi (a.s)’da tek başına çıkıp, böyle Ali kıran baş kesen bir insan değil. Yüzlerce Hristiyan ruhani, yüzlerce Müslüman değerli alimle ittifak ederek hareket eden bir insan. Hayatı şeffaf, konuşmaları şeffaf, iyi niyeti açık, berrak, çok nettir.

Şimdi yapılacak olan Obama’ya destek. Obama da çok iyi niyetli bir delikanlı. Müslüman ahlaklı. Terslik olsun, gıcıklık olsun bir tavrı yok. Ama güzel fikirler vermek lazım, güzel düşünceler üretmek lazım. Hadi Amerika Suriye’ye geçsin, yani bu mesela çok münasebetsiz bir izah, olmayacak şey bu. Bu olmaz.

Rusya savaş gemilerini Suriye’ye göndermiş ve rest çekmiş. Rusya şu an, onu gurur meselesi yaptı. Yani mesela bir insan birisine sığınsa, delikanlılık aleminde de bu böyledir. Mesela birisi “baba beni koru” der yahut kimse “beni koru” der. Eğer onu koruyamazsa, onun bütün onuru gider. Ne babalığı kalır, ne dedeliği kalır. Dümdüz gider yani racon böyledir, öyle tabir edelim. Onu her ne pahasına olursa olsun koruması gerekiyor. Şimdi de Putin diyor; “isterseler Moskova’ya kadar gelsinler, vermeyeceğim Esad’ı” diyor. Delikanlılık yapıyor, kabadayı raconu kesiyor gördüğüm kadarıyla. Bir bakıma haklı. Çünkü şöyle haklı, yani kendi açısından haklı. O zaman Putin’e hiç kimse güvenmez. “Sana sığınana sen sahip çıkamıyorsun, bir kişiyi kurtaramıyorsun, sen Rus milletini nasıl kurtaracaksın? Başkasını nasıl kurtaracaksın? Adamı söke söke elinden aldılar. Bizim çoluğumuz çocuğumuz o zaman tehlikede” diyebilirler. Onun için hakikaten her ne pahasına olursa olsun vermez onu.  Ama şöyle yapılabilir; Putin’le dostane bir sohbet ortamı olabilir, Sayın Erdoğan Tayyib Hocam, Obama ve Putin masaya otursunlar birlikte, gizli. “Arkadaş biz bu adamı tutuklatmayacağız.” Muhaliflerden de bir kişi başları kimse. “Söz veriyoruz tutuklatmayacağız. Koruma altına alacağız.” Mesela “Türkiye’ye ben getirip” desin Tayyib Hocam, “ben İstanbul’da misafir edeceğim” desin. Hatta ben misafir ederim. Ailesiyle ben misafir ederim, gelsinler misafir edeceğim, söz. Emniyet güvenliğini sağlayacağına dair söz versin. Yani İç İşleri Bakanlığı açıklama yapsın “koruyacağız” diye, alıp getirelim. Sakince Suriye’de seçimler olsun, Türkiye’nin gözlemciliğinde, Amerika’nın ve Rusya’nın gözlemciliğinde sakince seçimler olsun. Kazanırsa, nur ala nur gitsin, başta dursun. Eğer muhalefet görevi verirse ona vatandaş, muhalefette kalsın, yine muhalefet görevini yapsın. Yani güvence veririz. Veyahut koalisyon hükümeti ise koalisyon hükümetine girsin. Ama bu diktatörlük şu an, bu olmaz.

Putin’in o delikanlılık ruhu rencide edilmemesi lazım. Yani onu rahatlatacak bir üslupla konuşmak çok rahat mümkün. Çünkü onun istediği onun öldürülmemesi ve hapsedilmemesi Esad’ın. Karısına, çoluğuna, çocuğuna bir şey olmaması, bu kadar. Dostane yaklaşmak, sevgiyle yaklaşmak konuyu halleder. Dostane, sevgiyle yaklaşacaklar o kadar. Ama muazzam bir kamuoyu oluşturalım. Türk kamuoyu, Avrupa kamuoyu, Amerikan kamuoyu, Rus kamuoyu hepsi ittifakla; “seni biz öldürtmeyeceğiz, tutuklatmayacağız. Çık oradan gel, bütün dünya şahit herkesi gözü önünde seni değerlendireceğiz, eğer halk seni istiyorsa, senin istediğin gibi olacak, değilse de kenarda dur.” Maddi yönden de destek. Yani onuruna, şerefine, haysiyetine zarar getirmemek lazım, konu bu. Yani Libya’daki gibi bir şey olsa, bu çok korkunç. Mesela Kaddafi’yi çok feci şartlarda öldürdüler, o çok korkunç ve çok çirkin oldu, çok vicdansızca oldu. Her ne olursa olsun bir insan o kadar aşağılanmaz. Yani korkunç bir aşağılamayla öldürdüler, mahvettiler yani. Bu kadar onursuz görünüme sokmaları büyük vicdansızlık. Müslüman adam bunu yapmaz. Yine Mehdiyet’in burada eksikliğini gördük. Şimdi ona da aynısını yapılmasını istemiyorlar, özetle bunu anlıyoruz. Şefkatle yaklaşmak lazım ve hep beraber ittifak etmek. Muazzam bir dünya kamuoyu oluşturalım. Aklı başında herkes aynı şeyi söylesin, bu. Ama bütün bölgeye hakim olan dindir.  Din olmadan Ortadoğu’yu yönetmek mümkün değildir.  Ortadoğu’nun ruhu dindir. Öyle entel dantellikle bilmem ne Ortadoğu’yu mahvedersin. Onu yapmaya kalktılar, Orta doğuyu görüyorsunuz ne hale getirdiler. Hiç biri mutlu değil. İsrail’i ayakta tutan dindir. Ortadoğu’yu ayakta tutan dindir. Dine saygılı olup, sakinleşip, şefkatle, merhametle ortaya çıkıp konuyu sükunetle halletmek lazım. Kavga gerilimi var, kavga heyecanı var. Onu yatıştırmak lazım. Evet.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyetlerinden okuyacaktım, inşaAllah. Şöyle söylüyor kardeşlerimiz; Bursa’dan “13 Mayıs Pazartesi akşamı Osmangazi’ye bağlı Demirtaş’ta 1800 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Heybetli, aslan, candan, gözümüzün nuru, bir tanecik Hocamız. Seni Allah için çok seviyoruz. Gerçek sevgi, şefkat, merhameti senin vesilenle öğrendik, maşaAllah” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Aslanlara bak aslanlara, Osmanlı leventleri gibi, maşaAllah. Allah hepsine sevinç, bereket, iyilik, güzellik, huzur, yakışıklılık versin. Sever delikanlılar yakışıklı olmayı, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.  

DİDEM ÜRER: Kudret kardeşimiz yazmış; “Aslanlar aslanı Seyyid Muhammed Hocam, dün Kadıköy Bahariye’de 1500 adet yaşayan fosil broşürü dağıttık. Faaliyette bulunanlar; Kudret, Erkan ve bize yeni katılan Cemil kardeşimiz. Ellerinizden öperiz, duanızı bekleriz” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah şevklerini artırsın.

Dünyada o kadar eksiklikler var ki, Allah imtihan gereği yarattığı için. Mesela biz çocukluğumuzda istediğimiz kadar yer içerdik. Hiç öyle bir konu yoktu. Sonra baktık, yemek yemek tehlikeli bir şey. Yani gayet az yemek yemek gerekiyor. Kolesterol, kilo. Kilo, kemiklere de zarar veriyor. İnsana sıkıntı da verir. Şekere sebep olur. Çok sakat iş. Tabii.

DİDEM ÜRER: Hocam, İzmir’den kardeşlerimiz mesaj göndermiş; “Seyyid, aslan, canım Hocam, bugün İzmir Bayındır Belediye Başkanımıza, Komünist Kürdistan Tehlikesi kitabınızı, Kazım Dirik Ortaokulu Müdürümüze ve Hacı Sinan Cami’mize değerli kitaplarınızdan hediye ettik. Ayrıca, esnaf, kuaför, dernek, kafe, kahvehane ve eczanelere de A9 broşürü dağıttık. Canım Hocam her tarafı çiçeklerle donanmış güzel Bayındır’ımızdan başta Belediye Başkanımızın ve sizi çok seven Mehmet Ağabeyimiz’in ve kardeşlerimizin selamlarını iletiyoruz.  Sizi çok sıkı takip edip, candan sevmelerine hayran oldum. MaşaAllah, elhamdülillah” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Yani şimdi burada olayların bir tane, iki tane açıklanacak gibi yönü yok. Her biri ayrı bir şeker. Şu, bir kere başlı başına bir şeker. Çiçekler çok güzel. Allah çok güzel yaratmış elhamdülillah. Çok güzel akvaryummuş, maşaAllah.

Belediye Başkanımız başta olmak üzere selam gönderen herkese de, Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu diyorum. Allah muvaffak etsin, Allah başarılı kılsın, Allah daha güzel makamlar nasip etsin. Makamında güzel hizmetler nasip etsin, sağlıkla, bereketle, esenlikle inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir de Çorum’dan kardeşlerimiz bugün eczanelere, sağlık ocaklarına, okullara sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Sonra evde beraber yemek yemişler. “Kedi yoktu biz de çiçekleri çektik. Canımız seyyidimize kucak dolusu sevgiler. Nur ellerinden öpüyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok çok güzel maşaAllah. Hepsi birbirinden hoş. Allah sevgilerini artırsın, güzelliklerini artırsın, bereket iyilik huzur versin, inşaAllah.

“Adnan Bey, sizce Mehdi’nin ve Mehdi döneminin ekonomi politiği ne olur?” Biraz entel bir canımız. “Şimdiki ekonomik sistem devam mı, yoksa yeni bir anlayış mı? Yoksa bu Mehdi konusu var olan sistemin ikamesi, idamesi için bir sistem midir? Mehdi yeni dönemin bir kahramanı mı olacaktır? Yoksa daha eşitlikçi bir dünya mı kuracaktır? Bir sosyalist olabilir mi?” Sosyalistler, Marksistler sosyal adalet inancını Tevrat’tan, Mesihiyet’ten, Mesih inancından, Mesih devrindeki sosyal adaletin ihtişamına ait açıklamalardan, Hz. Mehdi (a.s) devrinin, Hz. Mehdi (a.s) döneminde oluşacak ekonomik adaletin güzelliğinden etkilenerek oradan almışlardır. Marks’ın esin noktası odur. Mehdiyet siyasetle uğraşmaz, Hz. Mehdi (a.s) sevgi öğretmenidir. Mehdiyet sadece sevgi, barış, kardeşlik, dostluk, iyilik, iyi niyet, sevecenlik, muhabbet, sanat, bilim estetik bu konuları teşvik eden, halka bu ruhu yoğun enjekte eden bir insandır, bir gruptur, bir topluluktur. Mehdiyet’in aslı esası budur. Mehdiyet detay detay devlet işleriyle uğraşmaz, devlete karışmaz Hz. Mehdi (a.s), siyasete karışmaz. Sadece sevgi, merhamet, iyilik, güzellik ve sağduyu. Mehdiyet’in en önemli özelliği budur sağ duyu, makul olma, Her şeyin en makulü ne, en güzeli ne bunu araştırır. Hz. Mehdi (a.s) bir güzellik uzmanıdır. Şehirler nasıl güzel olabilir, insanlar nasıl güzel olabilir, müzik nasıl güzel olabilir, demokrasi nasıl güzel olabilir. İşte Suriye nasıl güzel olabilir, Irak nasıl güzel olabilir; güzellik uzmanı Hz. Mehdi (a.s). Bunu da, Hıristiyanlarla birlikte yapar. Yani gizli kapaklı bir odada yapmaz bunu Hz. Mehdi (a.s). Açıktır Hz. Mehdi (a.s)’ın hayatı. Yüzlerce binlerce Hıristiyan danışmanı vardır dindar, yüzlerce binlerce Müslüman danışmanı vardır dindar. Hep birlikte sağduyu içerisinde sevecenlikle dostlukla en iyiyi araştırarak, en güzeli araştırarak en güzelin uzmanıdır Hz. Mehdi (a.s). En güzel nedir? Allah’ın rızasına en uygun olan nedir onu araştırırlar, onu uygularlar, uygulatırlar ve tavsiye derler. Mehdiyet’in kökeni, ruhu aslı budur.

Evet Didem Hocam, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizin faaliyetlerinden Murat kardeşimiz yazmış. Merhaba Hocam. Bugün Bahçeşehir’de işlek bir kırtasiyeye yaşayan fosiller afişi bıraktık. Ellerinizden sevgi ve hürmetle öperiz. Hayırlı geceler” diyor kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Aferin aslanlarıma, maşaAllah. İyi olmuş tabii. Tam yerinde olmuş çok güzel iyi bir hizmet.

DİDEM ÜRER: Ayşe kardeşimiz de bir blog sitesi hazırlamış. Şöyle diyor: “Hocamın son günlerde üzerinde durduğu bir konuda blog sitesi oluşturdum. Gamze de bana yardım etti. Sitemin ismi www.hristiyanvemusevileresevgi.blogspot.com Ruhum canımın içi, derin bakışlı Allah aşkıyla coşkusuyla sevdiğim, gördüğüm en yakışıklı, en güvenilir insan olan Hocamın nur ala nur ellerinden öpüyorum. Dünyada da ahirette de ayırtmasın Rabbim hiç yanından” demiş.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canım, benim ruhum maşaAllah, elhamdülillah. Aferin benim canıma.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Ankara’daki kardeşlerimiz, Gaziosmanpaşa’da sizin kitap ve CD’lerinizden, A9 TV ve yaşayan fosiller broşürlerinden dağıtmışlar. Ellerinizden öpüyorlar, size saygılarını iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Ben de onların ellerinden öpüyorum. Dönerci kardeşimizden tut, bütün kardeşlerimiz, maşaAllah çok güzel.

“Hocam, Fransa’dan izliyoruz” diyor Fatih Özkan. Burada Arap kardeşlerimiz de sizin çalışmalarınızı takip ediyor. Allah yolunuzu açık etsin” diyor, maşaAllah.

“Hocam merhaba. Sizce Ayasofya ibadete açılacak mı? Saygılar” Yavuz Keşkekçi. Hz. Mehdi (a.s) devrinde Fatih camisi de dolup taşacak, o cani de dolup taşacak. Çünkü zaruri olacak. Başbakanımız ne dedi: “Bitişikte bir cami var, eğer orası dolarsa orayı da açarız” dedi. O ne zaman olacak? Hz. Mehdi (a.s) döneminde. Çünkü Ümmet-i Muhammed’i almayacak camiler, meydanlar almayacak Ayasofya’yı da açacaklar. MaşaAllah.

Bu köfte neyin nesi bu?

DİDEM ÜRER: Bu Hocam, Feyza kardeşimiz yeğenini ve kedisinin resmini gönderiyor. “Sultan Hocam kedimize isim verebilir mi” diyor.

ADNAN OKTAR: Ben önce asıl kedime bakayım. Şu şekerliğe, ellerin güzelliğine bak, burnunun ağzının güzelliğine bak maşaAllah. Kedisinin ismi pıtı pıtı olsun. Adı minik pıtı pıtı evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz birkaç kişi yazdı da; biz tam bugün yayında “inşaAllah, öldüğümüzde selam diyerek geçeriz ahirete” diye açıklıyorduk. O sırada tam siz içeriye girdiniz “selam” dediniz. Çok tevafuk oldu diye baya mesaj yazdı kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Evet, benimde dikkatimi çekti, maşaAllah. Hakikaten ben o anda geldim “selam” dedim, siz de o anda “selam” dediniz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry; “Amerika’ya diğer tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla öğrenci gönderdiğini” söyledi. “Özellikle kendi memleketi Boston’da çok fazla Türk öğrenci olduğunu” söyledi. “Bu nedenle biz oraya Bostonbul diyoruz” diye açıklamış.

ADNAN OKTAR: Amerikalılar şeker insanlardır, güzel insanlardır. Daha önce de söyledim; bereketli memleket, bereketli insanlar, güzel insanlar. Sahip çıkmak lazım. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, Amerika’nın en etkin dergilerinden Foreign Policy, Türkiye’de çok sıra dışı hatta belki tarihi bir şeyler olduğuna yönelik bir makale yayınladı; “Türkiye’de son yaşananların Türkiye’nin geleceği, Ortadoğu bölgesi ve hatta Amerika için bile önemli olası sonuçlar doğurabileceğini” ifade etti. “Başbakan Erdoğan 2004 yılında Türk politikasına adını Atatürk’ten sonra en etkili ve dönüştürücü lider olarak yazdırabileceğini, aynı zamanda 21. yüzyılın dünyadaki en dikkate değer isimlerinden biri olabileceğini” belirtti.

ADNAN OKTAR: Bakın, bunu iki yıl önce söyledim, hem Türkiye’de hem Avrupa’da bu konuşma revaç buldu. “Atatürk’ten sonra ikinci büyük lider” dedim. O zaman daha hiç kimse böyle bir konuyu gündeme getirmiyordu, hiç düşünmüyorlardı, cesaret de edemiyorlardı, maşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Amerika’nın Teksas Eyaletinin kuzeyinde meydana gelen hortumda en az 6 kişi öldü,14 kişi kayboldu, 100’ün üzerinde yaralı var. Dün de Antalya’da 4.3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

ADNAN OKTAR: Antalya’da. İşte Allah kendini düşündürüyor. Hepsi harika, hepsi şaşırtıcı, her şey harika.

DİDEM ÜRER: Hocam, çözüm dönemiyle birlikte Siirt’te beş karakolda kurumlar tarafından ihtiyaç kapsamında kullanılmaya başlandı. Bu karakollardan bazıları okul yapılmak üzere Milli Eğitim Müdürlüğüne devredildi. Bazı karakol arazileri fidanlık olarak kullanılacak. Bir kısmının yerine ev ve ihtiyaç duyulan bir kamu binası yapılacakmış.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Yusuf Suresi’ni açayım onu okuyayım dedim, açar açmaz Yusuf Suresi çıktı, maşaAllah. Yusuf Suresi’nden biraz aydınlatayım. Şeytandan Allah’a sığınıyorum.

Yusuf Suresi 50- “Hükümdar dedi ki: ‘Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin.’” (Yusuf Suresi / 54) Akıllı bir insanın özelliği ne? Güvenilir olması. İlk başta ne söylüyor güvenilir insan. İnsanların hayatta en ihtiyaç duyduğu şey güvenilir olmaktır. Ve yönetici seçiliyor. Yönetici olunda güvenilir olması lazım. “Yanımızda” demek ki Müslümanlar, akılcı faaliyetler yaparlarsa, devlet yönetiminde de çok güzel idari anlamda çok güzel hizmetleri olur. Kuran ona işaret ediyor.

“(Yusuf) Dedi ki: "Beni (bu) yerin (ülkenin) hazineleri üzerinde (bir yönetici) kıl.” Sermayeye hakim olan devlete hakim olur. Dünyanın her yerinde böyledir. Sermayeye hakim olmak, arkasından devlete hakim olmayı getirir. Bütün dünyadaki sistem bu, şu an. “Çünkü ben, (bunları iyi) bir koruyucuyum,” Müslüman’ın bir vasfı daha; güvenilir olması, bir de ne vasfı? Koruyucu vasfı. Neyi koruyor? Herkesi her şeyi. Canlıları, bitkileri, insanları her şeyi. Malı-mülkü koruyucuyum, “(yönetim işlerini de) bilenim." (Yusuf Suresi / 55) Müslüman demek ki bilgili kültürlü, ve alim oluyor. Bak “bilenim” bilen. Bir bilene sorun derler değil mi? Bilen oluyor.

“İşte böylece biz yeryüzünde Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik.” 1956 yılına işaret ediyor aynı zamanda. Orada artık son noktayı koyuyor Cenab-ı Allah. “İşte böylece biz yeryüzünde (dünyada) Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik.” Ebcedi kaç? 2017 tarihi. Yediler var ya Yusuf Suresi’nde. Yediler, Yusuf Suresi’nde hakimdir. “İşte böylece biz yeryüzünde (dünyada) Yusuf'a güç ve imkan (iktidar) verdik.” Yusuf oğlu Mesih diye geçer Hz. Mehdi (a.s) Tevrat’ta. Bakın bu da, ayrı bir detaydır; Yusuf oğlu Mesih diye geçmesi Hz. Mehdi (a.s)’ın. “Öyle ki, orada (Mısır'da) dilediği yerde konaklardı.” O kadar ki, gidiyor bir yerde duruyor, başka yerde duruyor, bir çok yerde gidiyor konaklıyor. Bu bir güzelliktir. İnsanın bir çok mekana gitmesi, bir çok yere misafir olması bir güzelliktir. Bugün orada, ertesi gün orada, ertesi gün orada, güzel bir hayattır bu. “Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz.” Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a diliyor, ona veriyor. Hz. Yusuf (a.s)’a diliyor, ona veriyor. Peygamberimiz (s.a.v)’e diliyor, rahmetini ona veriyor, “ve iyilik yapanların ecrini (asla) kayba uğratmayız. (Yusuf Suresi / 56) 1998 tarihini veriyor ebcedi, “ve iyilik yapanların ecrini (asla) kayba uğratmayız” diyor Cenab-ı Allah, asla. İyilik yapıyorsa, güzel ahlaklıysa mutlaka ona bir güzellik yaparım diyor Cenab-ı Allah. Ebcedi de; 1998.

Sonra diyor ki Allah: “Ahiretin karşılığı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır.” (Yusuf Suresi / 57) Çünkü dünya gelip geçici, Takva sahipleri içindir ahiret diyor Allah.

“(Kuraklık başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde..” Hz. Mehdi (a.s)’ı tanıyacaklar mı tanıyamayacaklar. “Yusuf’u tanıyamadılar” diyor. Hz. Mehdi (a.s)? Hz. Mehdi (a.s)’ da tanıyamadılar, “kendisi onları hemen tanıdı.” (Yusuf Suresi / 58) Onların kişiliğinin ne olduğunu biliyor.

“Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: ‘Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin.’” Bunun bir hikmeti var, onu da sonra konuşuruz. “Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım.” Müslüman’ın tavrı nedir? Dürüst olması, her şeyde ölçüyü tam tutmak. Konuşmada, üslupta, vaktini ayırmada, ticarette her şeyde ölçüyü tam tutmak, “ve ben konukseverlerin en hayırlısıyım.’” (Yusuf Suresi / 59) Hz. İbrahim (a.s)’ın özelliği ne? Konuksever. Güzel ağırlıyor. İnsan sevgisi var. Misafir geliyor cömert, yediriyor, içiriyor, gezdiriyor, hediye veriyor, gönüllerini alıyor, hizmet ediyor. Hz. İbrahim (a.s) meşrepli görüyor musunuz Hz. Yusuf (a.s) da. Aynısı. “Ben konukseverlerin en hayırlısıyım.” O devirde en güzel konuksever. Biri geliyor yediriyor, içiriyor, takdimde bulunuyor, cömert davranıyor, sevecen davranıyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: BDP Eş Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş, Reyhanlı’daki saldırının çözüm sürecine yönelik provokatif bir eylem olmadığını ifade etti.

ADNAN OKTAR: Tamam, Reyhanlı’yı biz biliyoruz. Orada yapılan şey; Türkiye’ye gelişlerini engellemek, güvenilir değil burası demek. Yani Bazı Müslüman Türk kardeşlerimizin böyle bir imaj meydana getirmek; “Bu adamlar gelirse başınıza bela olur, yiyeceğinizi alırlar, huzurunuzu kaçırırlar. Siz bunları almayın, biz bu adamları rahat rahat öldürelim” diyorlar yani. “Bırakın bize öldürelim. Size gelirlerse, sizi de rahatsız ederler” diyor. Bu da tabii, ahlaksızca bir teklif. Korkunç bir şey. Yani bu teröristlerin teklifi. Biz de ne diyoruz? “İsterseniz Türkiye’yi boydan boya yıkmaya kalkın, ne yaparsanız yapın, biz misafirperverlerin en hayırlısıyız. Konukseverlerin en hayırlısıyız. Hz. İbrahim (a.s) meşrepliyiz. Hz. Yusuf (a.s) meşrepliyiz. Misafire saygı hürmet gösteririz. Misafirperveriz” diyoruz. Biz onları ağırlayacağız, istediğiniz kadar bomba patlatın, ne yapıyorsanız yapın. Ama bazı egoist bencil adamlar ne der? “Bombalar patlıyor, yiyeceğimiz gidiyor, ticaretimiz gidiyor en iyisi gelmesinler” der. “Ne olsun” diyorsun? “Öldürsünler” diyor. Yani onların şehit edilmesini istiyorlar. Bu adamlara fırsat vermeyeceğiz.

DİDEM ÜRER: Bakara Suresi 155. ayetini okuyorum. Şeytandan Allah’a sığınıyorum: “Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele.” Rabbimiz bize zorluktan sonra muhakkak sabredenleri müjdele diye bir müjde olduğunu bildiriyor. Şimdi de, İslam aleminin içinde olduğu bu durumu gördüğümüzde zorluk olduğunu biliyoruz, imtihandan geçirildiğimizi biliyoruz, sıkıntılar var ama Allah’ın izniyle güzel bir dönemin müjdesi, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının müjdesi. Kuran’ın, Kuran ahlakının, İslam ahlakının dünyaya hakim olmasının müjdesi. Biz de bu müjdeyi bekliyoruz ve sabrediyoruz, inşaAllah.

Bu akşamki yayınımız sona eriyor, yarın inşaAllah tekrar görüşeceğiz. 

Masaüstü Görünümü