Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (29 Mayıs 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM ÜRER: Aşkım, ruhum, canım Hocamın hikmetli sohbetine başlıyoruz, inşaAllah. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Türkiye’de her gün güzellik, her gün bir iyilik oluyor. Her şey güzele doğru gidiyor. Hayret edilecek bir bereket milletin üstünde. O köprünün açılışını kısaca gördüm bir ara çok güzel. Cumhurbaşkanımız besmele çekmiş açarken o kısmı görmedim. Mehter vardı.

DİDEM ÜRER: Evet dua ettiler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel. Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Süper, isimde güzel. Tayyip Hocam’a helal olsun, maşaAllah, çok güzel.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam aynı zamanda İstanbul Müftüsü Kuran’ı Kerim okudu açılışta. MaşaAllah. Ve çok uzun dua ettiler orada bulunanlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Osmanlı ruhu yeniden canlanıyor” nerede bu, hangi site?

DİDEM ÜRER: En Son Haber sitesinde.

ADNAN OKTAR: “Osmanlı ruhu yeniden canlanıyor.” “Laikleri ürkütecek sahneler” niye laikleri ürkütsün? Tarihimiz ne güzel. Var mı onun filmi, duanın okunduğu? Tamam, bulursanız sonra gönderin. Çok güzel. Dua güzel, mehter güzel niye laikleri ürkütsün? Türkiye hep laik kalacak. Kuran laikliği savunuyor. Laiklik demek; dinsizin de, dindarın da hakkının teslim edilmesi, dindarın da dinsizin de birinci sınıf vatandaş olarak hür ve özgür olarak yaşaması, fikirlerine kimsenin müdahale etmemesi. Bunun bekçisiyiz.  Bu düşüncenin bekçisiyiz.

 DİDEM ÜRER: Açılıştaki mehterin videosu var, eğer isterseniz. Ortalığı inletmiş mehter.

ADNAN OKTAR: Olur dinleyelim. 

VTR- Yavuz Sultan Selim Köprüsünün Açılışı ve Mehter

ADNAN OKTAR: Çok güzel çok. Tayyib Hocam yani işi bitirdi. Allahualem Başbakanlığı garanti, inşaAllah. Ama o üç meselesini hemen en kısa sürede halletsin, kamuoyuna açıklamada bulunsun Tayyib Hocamız. Üç ne demek? Profesör oluyor, seksen yaşına kadar profesörlük oluyor. Gücü kuvveti yettikten sonra, imkanı olduktan sonra ne mahsuru var? Tecrübeli bir Başbakan, tecrübeli bir siyasetçi, tecrübesi iyice gelişecek, bilgisi iyice gelişecek hadi bana eyvaAllah! Böyle bir şeyin olması doğru değil. EyvaAllah desin bu güzel, fakat tecrübeli bir insanın, bilgili bir insanın imkanlarını en iyi şekilde kullanması gerekir. Mesela adam ordinaryus profesör oluyor, artık ayakta duramıyor, daha hala üniversitede Hocalık yapıyor. Tecrübeli bilgili bir insansın, bayağı başarılı bir yöneticisin, dünyaca da seviliyorsun, saygı duyuluyor, millet de destekliyor. Yeni maceraya girmiş oluruz o zaman. Biz Tayyip Hocam’ın şahsiyetine oy veriyoruz. Benim şahsi desteğim o yüzden. Çünkü bu dirayet meselesi, kararlılık meselesi. Biri bir şey dedi mi hemen cevabını vereceksin. Atak olacaksın. Bak Allah’ı anmada korkmuyor. Daha önce liderler “Allah” derken titriyordu birçoğu. Diyemiyorlardı. Mehter takımı getiremiyor, korkuyor, çekiniyor. Mesela “ya Allah, bismillah” diyemiyor. Laiklik tabii ki Türkiye’nin güzelliği, her düşüncede kardeşimiz olacak, hepsi birinci sınıf vatandaşı olacak. Alevi’si, Kürt’ü, Çerkez’i, her mezhebi, her ırkı hepsi aynı güzellikte, aynı rahatlıkta yaşayacak. Hristiyan’ı, Musevi’si.  Vatan hepimizin, hepimizin hakkı aynı. Hepimizin payı aynı.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, köprünün A şeklinde kuleleri olacak ve dünyanın en uzun kuleleri olacakmış.

ADNAN OKTAR: A şeklinde. Allah Allah, çok manidar. Hadi bakalım, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başbakanımız, “insanı hayvan olarak gören ideolojilere karşı bir hükümet olduklarını” açıkladı Hocam. 

ADNAN OKTAR: Bir alkış Başbakanımıza. Tayyib Hocam diline bereket, bir de şu Darwin’i söyle direkt, delikanlının şahısın sen. Kimden korkuyorsun? Kimseden korkacak adam değilsin sen. Demiş ama dolaylı demiş. Yani bir Darwin demediği kalmış. Güzel maşaAllah. Doğru söylüyor. İşte onu dediğinde, bir daha iktidardan gitmezsin. “Ben” diyorsun “Allah’tan yanayım. Darwinizme, materyalizme karşıyım. Büyük Türkiye’yi özlüyorum, İttihad-ı İslam’ı istiyorum” dediğinde, hükümet senin. İstediğin kadar, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 istediğin kadar. Allah ömrüne bereket versin. MaşaAllah şahane. Şevki de iyi. Açılış da muhteşem olmuş. Milletin gönlünü fethetmiş. Muhteşem, maşaAllah. Çok güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam konuşmasını okuyayım mı bu konudaki Başbakanımızın?

ADNAN OKTAR: Evet.

DİDEM ÜRER: “Kimileri insanı haşa düşünen bir hayvan olarak görmüşlerdir. İnsanı makineye benzeten aygıt eşya olarak gören akımlarda olmuştur. Biz parti olarak bu nitelendirmelerin tamamının karşısındayız. Bizim için insan Allah’ın yeryüzündeki yansımasıdır. İnsan et ve kemiktir. Ancak biz insanı sadece maddi ihtiyaçları olan bir canlı olarak görmeyiz. Herkese çalışabilecek, kazanabileceği ortamı tesis etmek elbette önemlidir” demiş.

ADNAN OKTAR: Şahane söylemiş ama bazen bu adamlar anlamıyor, “bize demedi” diyor. Bir ara Tayyib Hocam konuyu bitirsin. Böyle Darwinist, materyalist safsatalarla milleti yüz yıl uyuttular, bundan sonra böyle bir fitneye ilimle, irfanla, sevgiyle, muhabbetle yol vermeyeceğiz desin. Güvensin Allah’a, dayansın Allah’a. Sonuna kadar da yanındayız. Yanındayız derken şahsım adına konuşuyorum tabii ben. Başkasının yönünden değil. Ama ben tek başıma yeterim Allah’ın izniyle.

DİDEM ÜRER: Hocam bir de Başbakanımız biz 2023’e giderken bir değil, yüz değil, binlerce Fatih Sultan, yüz binlerce Ulubatlı Hasan yetişsin istiyoruz” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, sözün güzelliğine bak. Tayyip Hocam, bir mana ehline bağlanmış benim gördüğüm, kalbiyle, maşaAllah. Bir sünuhat var, bir şey var. Konuşmaları her gün güzel kardeşim. Bir gün bir bozuk konuşma görmüyoruz. Hep hayır, hep bereket, hep güzellik, maşaAllah.

Hz. Mehdi (a.s)’ın dış görünümünü bir anlatsın kardeşlerimiz, ben Mehdiyet konusuna gireceğim yayında, inşaAllah.

VTR- Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özellikleri  

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Canım, ruhum, sevgilimle devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam, dinliyoruz sizi.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin mesajı var Hocam: “Merhaba aslan Seyyid Hocam, Kütahya ‘da faaliyetlere başladık. Allah’ım çok çok daha artırsın, inşaAllah. 999 broşür ve 29 tane de kitabınızı da Vahit Paşa Kütüphanesi’ne bağışladık. Allah’ın aslanı, Seyyidim sizi Allah rızası için çok seviyoruz dualarınızı bizden esirgemeyin” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah’ın hikmeti memleketin üzerinde bir nur, bir bereket var, bir güzellik var hayrettir. Mesela hükümet dönemlerinde, her gün bir felaket haberi gelirdi eskiden. Gazetelerden, radyolardan hep duyardık.  Ya ekonomi ile ilgili bir felaket, ya dışardan bir felaket, ya subayların bazı açıklamaları olurdu. Millet böyle gerilirdi “acaba darbe mi olacak?” Darbe korkusu muazzam sarardı, “eğer darbe olursa, kimler evlerinden alınacak, kimler asılabilir? Hangi hapishanede yatacaklar, işkence görürler mi acaba?” Rezalet paçadan akıyordu, birçok yerde, birçok olayda. Allah’a çok şükür millet huzur içinde, güven içerisinde. Tayyip Hocam bu anarşi konusunu da çözdü maşaAllah. Adamlardan çit çıkmıyor. Hadi farz edelim şeytanlık yapsalar bile zaten hazırız. Eğer bir gıcıklık yaparlarsa, hemen karşılığını alırlar. Yani millet güçlü, devlet güçlü, kararlıyız. Çünkü bizim kardeşlerimiz, Kürt kardeşlerimiz bizim başımızın tacı. Çok seviyoruz biz onları, Allah vermesin. Bizden ayrı olmalarını tahayyül dahi edemeyiz.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Sayın Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Reyhanlı’ya giderken olağan üstü bir güvenlik önlemi almasını eleştirdi: “Sayın Başbakan Reyhanlı’ya gitti, binlerce polis özel berelileri görünce Başbakan düşman ülkesine mi gidiyor dedim? Reyhanlı’ya gidiyorsun sen 5 askeri helikopter, Türkiye’de bir ilçeye Başbakan gidiyorsa, o kişinin Başbakanlığından şüphe duyarım” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi doğru değil bu olur mu? Orada adamlar, özellikle kasten bizim canlarımıza, kardeşlerimize bir suikast hazırladılar, çok fazla şehit verdik. Orada amaç, Suriye’den gelen canlarımızın, o mübarek insanların, bize zararlı insanlar olduklarını bize inandırmak. İnsanların egoist bencil damarlarını tahrik etmek, insanların o sevgisiz, merhametsiz, acımasız, bazı insanların tabii, bazı insanların, o negatif yönlerini tahrik edip diyecekler ki; “kardeşim gidin. Ne işiniz var bizim ülkemizde? Nereye gidiyorsanız gidin” vardır ya mesela kapıya dilenci gelir adam sille tokat döver, öyle merhametsiz, acımasız bir ruhu hortlatmak, canlandırmak için bunu yaptılar.  Kardeşim millet vicdanlı sen ne yaparsan yap. Yüz bin bomba patlatsan, Reyhanlı’yı yerle bir etsen yine çağırırız biz kardeşlerimizi. Sen istediğin kadar onlara mal etmeye kalkış. Diyorlar ki; “bunlar uğursuz bak görüyorsunuz başınıza bela açıyorlar.” Çözüm? “Onları kovmak, gönderin kapatın kapıyı” yok öyle bir şey. Biz merhamet ehliyiz, şefkat ehliyiz. Kardeşim diyoruz “sen orada olsan ne olurdu?” “ben orada olsam tabii Türkiye’ye sığınmak isterdim” diyor. “Türkiye’nin beni almasını isterdim istemem mi” diyor.  Ya ailen çoluğun çocuğun olsa? “Tabii onların da gelmesini isterdim.” Peki bomba patlatılsa? “Yine gelmek isterdim” diyor  “yine Türkiye’nin beni alması gerekir” diyor. Bre acımasız adam, bazı kişiler için söylüyorum oradaki, bazı zalim ajanlar için. Sen kendin için böyle egoistçe bakıyorsun, mazlum tertemiz oradan anneler kız kardeşler geliyor, filinta gibi ne istiyorsun onlardan? Biz bakıyoruz, ayrıca bize misafir geliyorlar, sana ne? Seni ne ilgilendirir? Bakacağız bir milyarda olsa bakarız, Allah’ın izniyle. Değil öyle 30 bin 300 bin, inşaAllah. Koskoca Türkiye, her yere sığarlar benim canlarım. Bizi merhametsizliğe, şefkatsizliğe sevk edeceklerini zannettiler, Allah bizi imtihan etti. Reyhanlı, Allah’ın bize bir imtihanıydı. Allah bizim merhametimizi şefkatimizi denedi. Millet şefkatli, merhametli ve vefalı. Allah bunu, bizlere gösterdi, millete gösterdi. Demek ki bu mübarek millet dünyayı idareye namzet. Ne kadar merhametli, ne kadar adil olduğunu, Allah bir kere daha dünyaya gösterdi. Fransızlara böyle olacak, bütün kapıları kapatırlardı. Norveç, İsveç polis nefes aldırmaz direkt denize döküleceklerini bilseler almaz yani sokmazlar, sureti katiye de sokmazlar. Ama Türkiye, merhamet ülkesi, şefkat ülkesi. Bağrına basıyor. Onun için Başbakanımız oraya gittiğinde, adan ne yapacaktır? Bir bombada oraya patlatmaya kalkacak. Vereceği imaj ne? “Bak Başbakan’ın bile yanında bomba patlatıyor bu adamlar, çözüm yok kapatalım sınır kapılarını bunlar gelmesin. Başka çare yok. Bunu dedirtecekler. Başbakanımız çocuklu koskoca insan, çok aklı başında bir insan. Uyanık bir insan. Yani orada gösterilecek cesaret, ahmaklık olur. O bir yiğitlik değil ki, ahmaklık olur. O cesaret mi? Milletten mi çekiniyor orada? Milletten çekinmiyor, millet onu seviyor, o da milletini seviyor. Oradaki kahpelerden kalleşlerden kendini korudu. Milletten değil, Arap kardeşlerimizden Suriyelilerden değil, mazlumlardan değil. Onları çok seviyor, onlar da onu seviyor. Oradaki bir avuç kahpe için alındı o tedbir. Kahpeye de cesaret, akıllı bir hareket değildir. Olur cesaret de, hamakat ayrıdır. Mesela kahpe diyor ki; “boynunu düzletsene şu kütüğün üstüne” diyor, elinde de balta var. Sen desen ki “ben çok cesurum. Ne yapacak adam? Ben oraya boynumu korum” dersen, o hamakat olur ahmaklık olur. O Reyhanlı’nın mübarek halkına, oradaki tertemiz insanlara alınmış bir tedbir mi? Belli ki, it kopuk takımına alınmış tedbir. Onu anlamazlıktan gelmenin bir alemi yok. Başbakan doğru yaptı.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kars’ta kardeşlerimiz faaliyet yapmışlar, maşaAllah. “ Sayın aslan Adnan Hocam, Kars’ta faaliyet yaptık. Kars İl Emniyet Müdürüne, üniversite öğrencilerine, Kars esnafına, eczanelere, marketlere, çiçekçilere, kız Kuran kursu okuma salonuna, kitaplarınızdan dağıttık. Ayrıca arabalara 600’den fazla broşür bıraktık. Duaya muhtaç talebeleriniz ellerinizden öper” diyor kardeşlerimiz. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah elhamdülillah. Kars çok önemli bir yer. Kars, Ardahan, Güneydoğu mesela Kars’ta faaliyet yapan kardeşlerimiz, mesela İzmir’de yapılan faaliyetle aynı olmaz. Daha zor şartlar karşısında. Mesela Diyarbakır’ın şartları daha zordur, Lice’nin şartları daha zordur sevabı daha çok olur. Soğukta daha çoktur sevap, sıcak havada daha azalır. Zorlukla orantılıdır sevap. Onun için Kars’ta faaliyet yapan kardeşlerimizi tebrik ediyoruz. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizden bir tanesi, Kadıköy’den Maltepe’ye kadar, birçok adrese A9 TV broşürü dağıtmış. Size sevgi ve saygılarını iletiyor.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, maşaAllah. Canlarım benim “ne yapabilirim”? diyor, “kendi imkanlarımla.” Kedisi de çok şekermiş. Bu siyah kediler ne sevimli varlıklar ne tatlılar.

Şu açılış, yıktı Türkiye’yi. Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Mehter inim inim inletiyor, Kuran okunuyor, tekbirlerle açılıyor. Millet unutur mu bunu kardeşim?  Milletin kafasında, hafızasında o kalır. İstediğin kadar ne diyorsan de, yeri göğü yık, milletin kafasında o kalır. Seçim sandığına gittiğinde, o resim kafasında kalır, direkt tak atar Ak Parti’ye oyunu. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: İzleyicimizden bir not aldım. Mesaj atmış. Okumam gerekiyor: “Bugün aşkım Hocamda çok ayrı bir cazibe, ayrı bir çekicilik var. Çok hayret verici, insanın nefesi kesiliyor. Gözler çok açık yeşil, çok derin, çok keskin ve etkileyici, muhakkak dile getirmek gerekiyor” demiş, maşaAllah.

Bir kardeşimiz de şöyle yazmış Hocam: “Nur Hocam çok yakışıklısın, maşaAllah. Cemal güzelliği ve kalp güzelliği sizde. Allah’ım tüm insanlara sizin basiretinizi, tatlı dilinizi, merhametinizi nasip etsin, inşaAllah. Nur ellerinizden öperim” demiş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben de onun ellerinden öpüyorum. Canlarım benim, onların hepsinin kapıcısıyım, hizmetçisiyim ben, maşaAllah.

Ne güzel insanlar kardeşlerimiz evlerinde resim çekiliyor, o fakir evlerinde. Ah benim canlarıma, ne güzel sofralar. Samimi söylüyorum, saraya değişmem ben orayı. Acayip huzurlu yerler oralar, acayip huzurlu güzel insanlar. Yan yana oturuyor, ne güzel Allah’ı anıyorlar. Sevgileri o kadar coşkulu ki, buraya geliyorlar beni parçalayacaklar neredeyse böyle.  Yaşlı yaşlı teyzeler, böyle 60 yaşında, 70 yaşında acayip seviyorlar canlarım benim, maşaAllah elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: New Jersey’den de size selamlar var Hocam.

ADNAN OKTAR: New Jersey. Çok güzel.

“Bir kulunu çok sevdim.” Allah için sevilir. Mesela bilmiyor adam, “bir kulunu çok sevdim Kardeşim, sana sevgiyi kim verdi? Allah’tan bahsetsene. “O beni hiç sevmiyor” diyor. Sevmez tabii, sen o kafada olursan. Allah için seveceksin, Allah için sev bak ne oluyor.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimizin arabada giden kuzusuyla resimleri var da. Size göndermiş. Yiğit Erköşe kardeşimizin kuzusu.

ADNAN OKTAR: Göreyim. Ben bunun ağzını burnunu ısırırım. Şahane bir şey, maşaAllah. Yiğit çok efendi delikanlı, Güneydoğulu çok efendi dindar, maşaAllah. Hayvan sevgisi de var ruhunda, insan sevgisi de var maşaAllah, aferin delikanlıya.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa’daki kardeşlerimiz 27 Mayıs Pazartesi günü Bursa Kesler Kaymakamı Sayın Cemil Aksak’la görüşmüşler. Kendisi “bu ziyaretten çok memnun kaldığını” ifade etmiş. Sayın Aksak’a Yaratılış Atlası, Türk-İslam Birliği haritası ve sizin çeşitli kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah kaymakamımıza, ellerinden öpüyoruz. Allah ona daha güzel makamlar versin, valilik versin, bakanlık versin. Allah nurunu artırsın, maşaAllah elhamdülillah çok güzel, çok iyi olmuş.

DİDEM ÜRER: Ankara’daki kardeşlerimiz de Aşağı Ayrancı’da 1000 adet A9 TV ve yaşayan fosiller broşürü dağıtmışlar. “Canımız Hocamıza sonsuz hürmetlerimizi sunarız” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah sevgilerini artırsın. Ayrancı güzel bir semt. Teyzemlerin evi vardı orada Ayrancı’da. Çok lüks şahane bir semtti. Baya güzeldi.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimiz sevgi, ilgi ve emeğin etkisiyle kaktüs bitkimin aldığı şekil” diyor. “Canımız şevk kaynağımız Hocamıza iletir misiniz” demiş Cantürk kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, maşaAllah. Ne güzelmiş kaktüs böyle olabiliyor demek ki. MaşaAllah çok güzel. Hakikaten sevildiklerini anlıyorlar. İlgi gösterdin mi bir acayip oluyorlar. Sevgide bir tatlılık geliyor üstlerine böyle kız çocuğu gibi çok şeker süslü püslü tatlı bir şey oluyorlar. İlgi göstermedin mi yamuk yumuk bir şey oluyorlar, maşaallah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Başbakanımızın halkla nasıl içi içe olduğu ve nasıl sevdiğini gösteren bir resim göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocam bu konuları biliyor kardeşim. MaşaAllah helal olsun.

Yalnız Tayyip Hocam şu üç olayını bir kere hemen bir kaldırsın, üçle sınırlama olayını. Bunu duyalım, millet tedirgin oluyor yapmasın onu. Nereden çıktı? Öbürleri gitsin tamam bir şey demiyoruz ama kendi kalsın. Kendi kalsın, yani böyle insan kolay kolay yetişmez. Şevki güzel. Allah bir bereket veriyor, Allah yolunu açıyor bir işaret var. Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nun bakiyesi olan bir ülkeye Cenab-ı Allah Başbakan olarak, Mehdiyet devrinde Başbakan olarak atamış. Bunda bir işaret var. Bunu düşünecek Başbakanımız. Alelade bir siyasetçi olarak kendini görmemesi lazım. Yani niye Cenab-ı Allah 2013’lerde seni Başbakan yapıyor? Niye 2014’lerde, niye Mehdiyet devrinde seni Başbakan yapıyor? Bunu düşüneceksin. Ki düşünüyordur. Üçle sınırlamak, öyle bir şeye senin hakkın yok. Sana öyle bir müsaade de yok. Öyle bir salahiyetin de olmaz. Manevi salahiyetin olmaz. Üçle sınırlamak! Allah’ın kaderine boyun eğeceksin. Görevlisin görevini yapacaksın, sonuna kadar görevini yapacaksın. Allah seni herhangi bir siyasetçi olarak görevlendirmedi ki. Sen Mehdiyet konusunda görevlisin. Hz. İsa Mesih (a.s) konusunda görevlisin. İttihad-ı İslam konusunda, Türk-İslam Birliği konusunda görevlisin. Bir aşamasın, bu aşamada görevini yapacaksın. O zaman ben desem ki; otuz sene benim faaliyet sürem vazgeçtim. Başkası yapsın, artık sıra başkasında desem şimdi bunun mantığı var mı? Ölünceye kadar hizmete devam. Tayyip Hocam da öyle Allah ömrünü uzun etsin, ölünceye kadar hizmete devam edecek. Olmaz, olmaz. Bir an önce açıklasın onu. Muğlak bırakmasın, o devleti de rahatlatır. Ama diğer kişiler için olabilir çünkü çok fazla AK Partide yeni kadrolar var, gençler var, yetişenler var. Bürokratlardan emekli olanlar var, emekli valiler var, işte kaymakamlar var baya değerli insan var. Profesörler var, cayır cayır yeni yeni görevlere gelsinler. Baş önemli, baş tamam olduktan sonra gerisi kolay. Ana siyaseti o belirledikten sonra, tamamdır.

DİDEM ÜRER: Elazığ’dan kardeşlerimiz merkezdeki İzzet Paşa Camii’ne, Ulukent’teki eczaneye ve aile hekimliğinde görev yapan doktorlara sizin kitaplarınızdan hediye etmişler. Doktorlar sizin faaliyetlerinizi 13 yıldır takip ettiklerini, dünyada evrimin geçersizliğini ispatlayan yek kişi olduğunuzu ve evrime inanmadıkları söylemişler. Ve hizmetleriniz için size teşekkür etmişler. Ayrıca Gazi caddesinde çok sayıda A9 TV ve yaşayan fosiller broşürü dağıtmışlar. “Bir tanecik canım Hocamıza sevgilerimizi gönderiyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimiz şöyle yazmış: “Merhaba Seyyid Muhammed Adnan Hocam. Bugün kız kardeşimle birlikte Güngören, Merter, Zeytinburnu civarlarında kitap ve A9 TV broşürü ve yaşayan fosiller broşürü dağıtımı yaptık. Ellerinizden öpüyoruz ve dualarınızı bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Bakın, maşaAllah benim aslanlarım filinta gibi genç kızlar. Aslan gibi genç kızlar. Allah için, gidip gezip tozabilir, başka şeyler yapabilir. Her boş vakitlerini Allah’ın dinine hizmet için en faydalı nasıl olurum diye onu düşünüyorlar, ona gayret ediyorlar. Allah da onlara bereket veriyor, üstlerinden hastalığı kaldırıyor, derdi kaldırıyor, maşaAllah. Allah içlerine neşe versin, çok güzel.

DİDEM ÜRER: Mehmet Baransu, Taraf Gazetesi’ndeki yazısında: “Başbakan Erdoğan’ın başkanlık ve yarı başkanlık sistemini topluma kabul ettiremeyeceğini anladığını ve 2014 yılında Cumhurbaşkanlığına aday olmaktan vazgeçtiğini” yazdı. Baransu’nun iddiasına göre “parti tüzükte değişiklik yapma kararı almış. Ancak bu sadece Başbakan Erdoğan için uygulanacakmış. Diğer Milletvekilleri bu haktan yararlanamayacakmış.” Baransu, “bu haber büyük ihtimalle parti tarafından yalanlanacak. Ancak bu yeni senaryoyu artık duymayan kalmadı” dedi.

ADNAN OKTAR: Suç mu yani yalanlaması için? Bir de bu çıktı yani. Neyini yalanlayacak? Bu onur duyulacak bir şey. Niye yalanlasın? Çirkin bir şey mi bu? Zaten güzel bir şey. Doğru yapar, yakışan da bu. Hayır, millet de kabul etmez. Başbakan dese ki başkanlık, millet yaptırmaz öyle bir şey kabul etmez. Millet olarak biz istemiyoruz, Başbakan’ın “ben istiyorum” demesiyle olmaz. Millete uyacak. Millet istemiyor, millet onu görevde istiyor. Millet bırak git demiyor ki, öyle bir şey yok, inşaAllah. Cumhurbaşkanı olmaz. Cumhurbaşkanlığında ne hizmet yapacak? Cumhurbaşkanlığı sembolik biraz işin doğrusu. Daha şeydir, yetkisi az olan bir görev. Dolayısıyla Başbakanlık öyle değil. Başbakanımız müthiş aktif bir oraya gidiyor, bir oraya gidiyor, her gün bir faaliyet halinde, güzel demeçler veriyor. Hiç gerek yok. Abdullah Gül olarak çok sevimli, çok tatlı bir insan. O devam etsin. Halim, selim bütün millet de seviyor. Sevmeyen yok onu herkes seviyor. Tayyip Hocam’ı sevmeyen olacak aktif görev çünkü o. Allah için onu kabul edecek. Ondan nefret edenler de olacak, sevabını artırır. Ne kadar çok nefret eden olursa, o kadar çok sevap alır. Ondan hiç gocunmasın. İyi bir şey yaparken, adam rahatsız olabilir. Veyahut iyi bir şey yaptığını anlayamayabilir. Ama şu bölünme konusundaki milletteki tedirginlik normal, o MHP’deki ifade, ona sitem etmek olmaz, alınmak olmaz. Tabii ki teyakkuzda duracağız millet olarak. Onda bir şey yok. Ama Tayip Hocamız’ın, üç sene konusunu bir an önce halletmesini istiyoruz. Çıksın, gürül gürül söylesin. Dört de değil, beş de değil, bir kere en az yedi olması. 2023’lerde Başbakan ol. 2027’lerde Başbakan ol. 2030’larda Başbakan ol. Ne mahsuru var? Niye gitmen gerekiyor? Yoruldum diyorsan, tamam. Allah vermesin istemeyiz ama yoruldum dersen, o zaman tamam. Bir şey demiyoruz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hasan Akcan kardeşimiz şöyle demiş: “Siz Hocamıza ‘kelimelerle anlatılmazsınız. Kitap yazmak lazım sizin için’ demiştiniz. Hocamız da ‘bu sözü bir yere yazmak lazım’ dedi. Bu sorumluluğu üzerime alıyorum saklayacağım” demiş. Sevgilerini iletmemi istiyor.

Mersin’de dört kardeşimiz, bugün 1000’e yakın broşür dağıtmışlar. Fazla resim çekme imkanları olmamış, size sevgi ve saygılarını iletiyorlar. “Hocamızın mübarek ağzından makbul dualarını duyarsak çok mutlu oluruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma. Allah onlara hayırlı bereketli uzun ömür versin. Allah zihinlerini açsın, imanı anlama, Kuran’ı anlama gücü versin. Beyin gücü versin Allah, akıl gücü versin, hakku’l yakin iman nasip etsin. Kendinden insan nasıl emin oluyor, öyle Allah’tan emin olmayı kalplerine Cenab-ı Allah ilham etsin, vahyetsin. Onu aldığında, bitti zaten. Peygamberler öyle, ne güzel maşaAllah. Peygamberimiz (s.a.v) mesela hakku’l yakindi imanı. Kendinden amin olduğu gibi Allah’tan emin. Adam geliyor kılıçta bak başında, koskoca Arap kılıcı parıl parıl parlıyor. Peygamberimiz (s.a.v) yerde ağacın dibinde bir şeyle meşgul oluyor; “Ya Muhammed, şimdi seni benim elimden kim kurtaracak? diyor. Kılıcı kaldırmış havada duruyor. Peygamberimiz (s.a.v) de yerde. Boynu hazır yani Peygamberimiz (s.a.v)’in Allah muhafaza. Peygamberimiz (s.a.v) hiç kendini değiştirmeden “Allah koruyacak” diyor devam ediyor işine. Bak imana bak. Adam felç oluyor. Normalde şehit etmeye kast etmiş onun için gelmiş zaten, parayla tutmuşlar adamı suikast için gelmiş. Adam indiremiyor kolunu felç oluyor. O iman gücünden basireti, aklı bağlanıyor, tutuluyor adam. “Sen gerçekten Peygambersin” diyor ondan sonra, maşaAllah. Gücü kuvveti her şeyi gidiyor felç oluyor havada böyle, imanının gücünü görünce. Başkası olsa dehşete kapılır, birden kendini atmaya kalkar, bir şeyler yapar. Acayip sakin söylüyor Peygamberimiz (s.a.v) üstelik, “Allah koruyacak” diyor. Muhatap dahi olmuyor yani. Hakku’l yakin.

Hz. Musa (a.s) önce telaşlı ilk dönemlerde, sonra iman hakku’l yakin mertebesine geliyor. Diyorlar ki; “eyvah yakalandık” diyorlar denizin kenarında, son derece sakin “asla” diyor. Bak “asla” hem de. “Rabbim benimle beraberdir” diyor. Kızıl denizin kenarına gelmiş, arkada Mısır ordusu, dünyanın en güçlü ordusu o devirde. Hepsi müsellah kılıçlı, mızraklı, bir avuç Müslüman müminle. Deniz, böyle coşkun bir deniz. Allah esirgesin kırıp geçirirler. Yapacak hiçbir şey yok gibi görünüyor. Ya denize atlayacaklar boğulacaklar, ya ordu kesecek. Bak diyor ki; “Asla” diyor, “Rabbim benimle beraberdir.” Deniz birden çekiliyor. “Dalgalar dağ gibi oldu” diyor. Kim bilir on metre mi, sekiz metre mi. Müslümanlar büyük bir süratle karşı tarafa geçiyorlar. Asasını denize vuruyor, dokunduruyor dua ediyor; “Ya Rabbi denizi bize aç” diyor. Karşıya geçiyorlar. Son ekip geçince Firavun’un ordusu büyük bir heyecanla içeriye dalıyor. Yani Allah’ın hikmeti. Normalde temkinli olmaları lazım, ne olur ne olmaz diye. Yani kayıkları falan da var bunların, kayıkla getirebilir, başka yerden geçmeye kalkabilirler. Her halükarda istese yakalar. Yarım saat bir saat gecikmeyle de yakalayabilir. Çünkü çok süratli arabaları. Onlar yürüyerek geçiyorlar nihayetinde. Ama peşlerine takılıyorlar, tam ortaya geldiğinde, “dev dalgalar, dağlar gibi dalgalar onları yuttu” diyor Cenab-ı Allah. Firavun diyor ki; “Hz. Musa’nın ve Harun’un Rabbine iman ettim” diyor. Cenab-ı Allah; “Şimdi mi?” diyor. “Daha önce inkar etmiştin” diyor Cenab-ı Allah “şimdi mi aklına geldi?” Çünkü can boğazına gelmiş artık kurtuluşu yok. Cenab-ı Allah “seni kurtaracağım” diyor. Çünkü “kurtar beni” diyor Allah’a. Çünkü defalarca yapmış alışmış adam. Çekirge afatında, bit afatında, kan afatında hepsinde aynı sözleri söylemiş. Yine aynı sözü söyleyince kurtulacağını zannediyor. Aynı sözleri tekrar ederek her serfinde kurtuldu, defalarca kurtuldu biliyorsunuz. Orada da aynı şeyle “kurtar beni.” “Tamam” diyor Cenab-ı Allah, “seni kurtaracağım” diyor, “ama bedenini kurtaracağım sadece” diyor. İnanmıyor çünkü ahirete zaten, ruha inanmıyor. “Bedenini kurtaracağım” diyor Allah. Mesela kurtarmayacağım demiyor Cenab-ı Allah. “Kurtar beni” diyor. “Tamam, bedenini kurtaracağım” diyor. Denizin kenarına bırakıyor Allah ölmüş bedenini. Ama ruhunu alıyor. Ve cehennemin en önemli elemanlarındandır Firavun, Nemrut.

Gidelim, uyuyalım, uyusun kardeşlerimiz yarın devam ederiz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü