Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (30 Mayıs 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio

DİDEM RAHVANCI: Aşkım yakışıklı sevgilimle yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Bugün kardeşlerimizin faaliyetleriyle başlıyorum Hocam. Sibel kardeşimiz Eskişehir’de 500 adet broşür dağıtmış. “Hocamın ellerinden öperim onu Allah için çok seviyorum” diyor. Cep telefonundan resim çekmiş ama gönderememiş.

ADNAN OKTAR: Olmaz, bir daha çok titiz olsun. Çok önemli özellikle de kediler. Güvercinler, tavuklar hepsi tavuk yandan böyle büyük bir dikkatle bakıyor acayip şeker onlar. Kavramaya çalışıyor büyük bir özenle bakıyor.

Buyurun, ben dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Saliha kardeşimiz de şöyle yazmış; “bu güzel kediyi görünce resmini çekip canım ruhum Seyyid Muhammed aslan Hocama göndermek istedim. Yatıyordu rahatını bozdum galiba kalktı gitti arabanın üstüne yattı sevgi öğretmenim canım Hocamı çok seviyorum.  Allah’ım sonsuz razı olsun, şanını yüceltsin, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: Acayip sevimli Allahualem benim gördüğüm mahallenin dayısı bu, eğer yanlış anlamıyorsam.

Şeyhimiz Sultanımız dünya tatlısı Şeyhimiz bir taneciğimiz. Dünyanın tek Sultanı Şeyh Nazım Kıbrısi El Hakkani bugün çok iyiymiş, maşaAllah. Şu devriyesi acayip sevimli, her gün devriyeye çıkıyor. Şeyhimiz bir tane, bir tane dünya tatlısı, maşaAllah. Kıbrıs’ın süsü, şekeri,  balı. Tabii Allah esirgesin, mesela Kıbrıs onunla güzel oluyor. Bayağı bir renk Kıbrıs’ın bir güzelliği bütün bölgenin. Rum’lar bile çok seviyorlar. Acayip seviyorlar Rum’lar. Denktaş da çok seviyordu.

DİDEM ÜRER: Hocam ben, hala sizinle ilgili mesajları almaya devam ediyorum. “ Bu gün çok klas olduğunuzu” yazmış bir kardeşimiz. Bir kardeşimiz “bu gün ayrı bir yakışıklı daha bir genç, daha dinç, maşaAllah yazmış.  Ellerinizden öpüyorlar.

ADNAN OKTAR: “Hocam sizinle tanışmadan önce çok fakirdim, hiç bir işim rast gitmiyordu hayattan hiç zevk alamıyordum, ta ki sizin programınızı izlemeye başlayana kadar. Sizinle tanıştıktan sonra hayatım baştan aşağı değişti. Allah ev verdi, araba verdi daha da önemlisi huzur verdi. Bambaşka oldum, Allah sizden razı olsun” diyor. İşte Allah yolunda kullanırsan o evi, olur. Arabayı Allah yolunda kullanırsan, olur. Yoksa var mesela Peygamberimiz (s.a.v) zamanında bir şahıs var, sürekli Peygamberimiz (s.a.v)’in yanında Ashab-ı Suffa içerisinde, hiç yanından ayrılmıyor. Gece namazlarına Peygamberimiz (s.a.v)’ le kalkıyor, gündüz beraber. Bir kaç tane kendisine koyun ediniyor böyle “ Ya Resulullah bana dua et” de diyor ama yine gidip geliyor birkaç tane koyunu var fakir bir insan, “bana dua et” de diyor “malım mülküm çoğalsın” diyor. Peygamberimiz (s.a.v) de diyor “ sonra tavrında bir değişiklik olmasın”  diyor. “Bak “ diyor “burada çok sevap kazanıyorsun “ diyor “istersen sabret” diyor “istersen dua edeyim” diyor. “Sen dua et” diyor Peygamberimiz (s.a.v)’e, “ben Allah yolunda bol bol harcayacağım” diyor. Peygamberimiz (s.a.v) de uyarıyor. Koyunlar çoğalmış, acayip çoğalmış ama yüzlerce, binlerce olmuş. Bakmış gelmiyor Peygamberimiz (s.a.v)’in sohbetlerine. Peygamberimiz (s.a.v) onun halini örnek olarak gösteriyor. Koyun için, tercih ettiği güzelliğe bak. Onun için mala mülke dalıp, Allah’ı dini unutmak çok korkunç olur. Ev, Allah için kullanılacak, ev mescit olması lazım. Kardeşlerimizin evleri var görüyoruz, maşaAllah çaka çaka müminlerle dolup taşıyor. Ne güzel hep Allah anılıyor, hep sevgi ortamı, Allah için beraber yemek yiyorlar. Evde bir nur var. Arabalarına bakıyoruz ha bire ya kitap dağıtmaya gidiyorlar, ya tebliğ yapmaya, ya sohbete, ya bir hayra. Kilise ziyaretine gidiyorlar. “Allah’a şükür ev verdi, araba verdi” deyip vurup kafasını yatmıyor, “Cenab-ı Allah bize bu nimetleri verdi” diye keyfine bakmıyor. Sen de muhakkak o anlamda dememişsindir. Hani ben keyfimde, zevkimdeyim anlamında dememişsindir ama yine de uyarıyorum, hatırlatıyorum, her şey Allah için. Bak ben, hiçbir dönemde üzerime mal edinmedim. Yani şimdi aç maliyeye gidip sorun, üstüme kayıtlı hiçbir mal bulamazsınız. Sıfırdır. Ne elime geçerse Allah için harcarım ben. Ne elime geçerse Allah için harcarım, anında hiç bekletmem. Bir eksikliğini gördüm mü? Cennet hayatı gibi yaşadım. Allah en güzel evlerde yaşattı. Türkiye’nin en güzel evleri. En güzel arabalarda gezdim. En güzel kıyafetleri giydim, en güzel yiyecekleri yedim ve hepsinden önemlisi en güzel insanlarla beraberim. En güzel sözleri duydum. Hiç hırs yapmadım acaba gelecekte ne olacak? İşte mahkemelerim var, şunlarım var, bunlar ne olur, hiçbir şey olmadı elhamdülillah. Karabasan gibi üstümüze kabuslar geldi, hepsi gitti. Kabuslar baktık kendileri hapishaneye girdiler, ama biz aralardan geçip gittik. Elhamdülillah, maşaAllah.

Canlarım benim, Roman kardeşlerim beni çok seviyorlar. Ben de onları çok seviyorum. Beni görünce içleri açılıyor. O canlar aşkla, nasıl coşkuyla söylüyorlar. Yani insanın takati yetmez. Gecenin bilmem kaçı, bir buçuk, ikisi, akşama kadar çalışmış da birkaç yerde birden, yeri göğü inletiyorlar böyle. Sevgiyle. Allah’ı seviyorlar, Allah için beni seviyorlar. Mazlumlar, mütevaziler. Canlarım benim, mesela yaşlı başlı insanlar hepsi gelip elimi öpüyor falan. Çok tatlıdır Romanlar. Çok güzel ahlaklıdır. Hepsi sanatçı ruhludur. Ufacık o köfteler bile, daha nota bilmezsin, kemanı eline alıyor, inletiyor. Akıl alacak gibi değil. Yedi yaşında. Darbukayı konuşturuyor. Mesela kanun, etrafa bakarak çalıyor kanunu, muhatap dahi olmuyor. Ne zaman öğrendin, nasıl yaptın? Hayret edilecek şey. Sesleri çok güzel, Allah fıtraten öyle. Bu sanat güçlerinin nedeni, çok acı çekmiş olmaları bir, tevazuları iki. İki neden var bak. Bir; acı, çok acı çekmeleri, fakir olmaları ve tevazu. İşte o onlarda müthiş bir kap inceliği meydana getiriyor. Müthiş bir dikkat meydana getiriyor.

Zengin kardeşlerimi tenzih ediyorum da, zenginlerin içinden hiç çıkmaz. Sanatçı çıkmaz. Gördünüz mü? Hiç çıkmaz, çok çok nadirdir. Hep fakirlerden çıkar, maşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

 DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da da kardeşlerimiz, bugün Çankaya Cinnah Caddesi’nde, 999 A9 TV ve Yaşaya Fosiller broşürü dağıtmış. MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yani bu şevkleri acayip tatlı. Bu kedilerin hepsini yatırıp ısıracağım bunları teker teker göbeklerinden. Ben bunlara doyamıyorum hepsinin tatlılığına bak. MaşaAllah, ne kadar güzelmiş o kuzu öyle. Çok şekermiş. Tam kuzu, klasik kuzu.  Böyle tam kara ağızlı, kara gözlü kuzusu olan varsa kardeşlerimizin, ben satın alabilirim. Bulduk bir tane de, ben yine bir tane daha olsun istiyorum. Bir de deli keçi arıyorum böyle küçük. Makul değil böyle, kafayı çizmiş, merdivenlerden böyle, yani zırıl zırıl deli olursa. Öyle keçisi olan varsa onu da satın alabilirim. Deli keçi bulmak çok zor, normalde sakin oluyorlar. Devenin sırtına çıkıyor, delirtecek oradan zıplıyor, atın sırtına çıkıyor. Adamın omzuna çıkmaya kalkıyor yani zır zır deli. Delilik çok yakışıyor keçiye.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde, İstanbul Müftüsünün yaptığı duanın videosu vardı.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bakayım Hoca Efendiye.

VTR- Yavuz Sultan Selim Köprüsünde, İstanbul Müftüsünün Yaptığı Dua

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Arapça ne kadar güzel, şu Arapça duaların güzelliğine bak. Yani müthiş bir ahenk ve müthiş bir güzellik var, hakikaten o duadan bir bereket geleceğini insan seziyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hüsamettin kardeşimiz geçtiğimiz günlerde, Cevahir ve Sultan Ahmet’te Türkçe ve İngilizce kitaplarınızdan çok sayıda dağıtmış. Saygı ve hürmetlerini iletiyor.

ADNAN OKTAR: Aferin Cevahir’e. Canım benim yaklaştır bakayım. Ne tatlı şey bu böyle. Allah Allah. Damla’nın küçüklüğüne benziyor. Allah Allah, ne güzel varlık böyle.

DİDEM ÜRER: İngiliz Daily Mail Gazetesi; “İngiltere’de kiliseye giden Hristiyanların sayısının, camiye giden Müslümanlardan daha az olduğunu” yazdı. Daily Mail, gelecek 20 yıl içerisinde İngiltere’nin kiliseye gidenlerden çok daha fazla aktif Müslüman olacak fikrini bundan 50 yıl öncesine kadar akıllara asla gelmeyeceğini” belirtirken şöyle söyledi; “birkaç on yıl içerisinde San George Kilisesi yine inanlarla dolabilir, ancak bu defa bunlar Hristiyan olmayacak, hepsi Müslüman olacak” dedi.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Allah söyletiyor,” Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleri ile dolacak” diyor. Güzel. Biz ne dedik, biz ne dedik; Hristiyanlar içerisinde de, bir nevi İslam yayılacak, Hristiyanlar Müslümanlaşacaklar, Muhammedi Hristiyanlık yayılacak. Onu demek istiyor. Bu, yüzyıllar öncesinden, Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) tarafından bildirilmiş bir mucizedir. Şaşılacak tarzda hakikat. Bak “şaşırıyorum” diyor değil mi? Hayret ediyor. Şaşıracağı tarzda bu gelişmeler oluyor ve olacak hakikaten. İslam nur. İslam’da mantıksız, aklın almadığı hiçbir yer yoktur. Ama İncil tahrif olmuş. Ama Allah’a çok şükür, biz de bu kitabı hazırladık Hristiyan kardeşlerimiz için, Hz. İsa (a.s)’ı dinlemelerini istiyoruz Hristiyan kardeşlerimizin, inşaAllah. Her yer, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebeleriyle dolacak. Yani mümin, muttaki, Muhammedi Hristiyanlar, inşaAllah. Bütün Hristiyanlık alemi, İslam’a kalb olacak. Bunu Bediüzzaman söylüyor, hadislerden alarak.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Osmanlı Hanedanından yirmi beş kişi dün İstanbul’un Fethi kutlamaları için İstanbul’a geldiler. Sultan beşinci Murat’ın torunu Kenize Murat; “bir araya geldiğimiz için çok mutluyuz” dedi. “Türkiye’de yirmi-yirmi beş yıl önce Osmanlı ailesiyle ilgili olumsuz bir hava bulunduğunu” belirterek “bazı insanlar Osmanlı ailesi hakkında kötü konuşuyordu, şimdi dedelerimizden Yavuz Sultan Selim’in adı üçüncü boğaz köprüsüne verildi. Bu çok büyük bir onur, çok büyük bir gelişme” ifadesini kullandı.

ADNAN OKTAR: Yavuz Sultan Selim bizim zaten, onlar da bizim kardeşlerimiz. Hep beraberiz yani ailemiz. Hiçbir zaman için Osmanlının aleyhine hiç kimse konuşamaz. Konuşanlar üç-beş kişi, azınlık olmuştur. Millet her zaman Osmanlıya hayranlığını devam ettirmiştir, halen de devam ediyor. Cumhuriyet kuruldu ama Osmanlı ruhu gitmez. Osmanlının devamı Cumhuriyet, inşaAllah. Osmanlı siyasi olarak ortadan kalktı ama ruh olarak ortadan kalkmaz. Niye ortadan kalksın. Peygamberimiz (s.a.v)’in dönemi ortadan kalktı mı? Devam ediyor. Osmanlı, Selçuklu kalktı mı? Devam ediyor. Ruh olarak devam eder. Millete Osmanlı dediğinde, tüyleri diken diken oluyor heyecandan. Milliyetçi Hareket Partisi’nin bayrağı üç aylı. Büyük Birlik Partisi Osmanlı hayranıdır. Alperenlerin alametleri hepsi o şekildedir. Ak Parti’nin ruhunda vardır Osmanlı ruhu. Hepsinde vardır, bütün CHP’de de vardır.

Osmanlı hanedanından bir beyefendi var Türkiye’de yaşayan ziyaretime gelmişti birkaç ay önce, iftarlarımıza da gelir. Harun Sultan hakikaten çok efendi insan. Müthiş mütevazi, kuzu gibi, çok çok güzel ahlaklı insan, mazlum öyle hiç bir siyasi iddiası şunu bunu aklının ucundan dahi geçmiyor.

Bakayım, maşaAllah. Evet, o çok asil Harun Sultan. Bak benim aslanımı görüyor musun tam Osmanlı, Fatih Sultan Mehmet gibi görüyor musun? MaşaAllah.       

DİDEM ÜRER: Hocam, Yeni Şafak Gazetesi’nden Akif Emre, İttihad-ı İslam ile ilgili güzel bir yazı yazdı; “Tüm bu yaşanan acı verici insanlık halinden çıkmak, insanları, milletleri, devletleri, sarsmak için güçlü bir sese ihtiyaç var, İslam dünyasının. Adeta sur üflenircesine inandıkları dini yeniden hatırlatacak, ihtar edecek güçlü bir soluk yeniden İttihad-ı İslam vakti. Entelektüel kaygılardan çok, daha öncelikli olarak zulmete karşı yeniden kardeşliğe, umuda, İttihad-ı İslam’a çağırma vaktidir” dedi.     

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam ama nasıl olacağını söylememiş Hoca. İttihad-ı İslam, Abdülhamit’ten itibaren bütün ulema sürekli İttihad-ı İslam’a çağırdılar. Ama mesela Bediüzzaman onlardan farklı olarak diyor ki “İttihad-ı İslam, ancak Hz. Mehdi (a.s) ile olur” diyor. Açık açık söylemiş. Peygamberimiz (s.a.v) siz “İttihad-ı İslam’ı oluşturacaksınız” demiyor. “Hz. Mehdi (a.s) ile İttihad-ı İslam olacak” diyor. “Allah yapacak İttihad-ı İslam’ı” diyor. “Siz, ancak Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı olacaksınız” diyor. Başsız İttihad-ı İslam, zaten pratikte yok demektir. Yani başı yok bir gövde var, bu ölüdür. “Gövdeyi oluşturduk” diyor, ölüyü oluşturmuşsun sen. Şu an zaten İslam âlemi İttihad-ı İslam’ı oluşturmuş ama paramparça. Resmi olarak çok fazla İslam Birliği var. Hz. Mehdi (a.s)’sız olmaz. Haşa, Allah’a akıl vermeye kalkıyorlar. Haşa, Allah’ın yaptığını beğenmiyorlar, “biz daha iyisini yaparız” diyorlar, “biz siyasetle yaparız kafa kullanırız.” Yapamazsın sen. Peygamberimiz (s.a.v) açıkça söylemiş; “Hz. Mehdi (a.s) ile Hz. İsa Mesih (a.s) ile.” “Yok illa biz yaparız.” Kardeşim yüz yıldan beri sürünüyorsun. Niye sürünüyorsun o zaman yüz yıldan beri? Onun için Akif Emre kardeşimiz burada konuyu anlatmış, bedeni oluşturmuş ama başı koparmış. Baş koptuğunda, bedeni öldürdün demektir.

Didem Hocam dinliyorum.       

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz şöyle yazdılar; “Allah’ın rahmeti ve bereketi nurumuz Seyyid Muhammed Adnan Hocamızın üzerine olsun. Diyarbakır’da kardeşlerimizle birlikte yaklaşık bin adet kitap dağıttık. Canım Hocam sahabeler şehri Diyarbakır’dan size sevgilerimizi iletir, nurlu ellerinizden saygı ve hürmetle öperiz” diyorlar.     

ADNAN OKTAR: Şu şekerlere bak sen, şu şekerlere şu tatlılığa. Bunlar nedir? Bunlar cennet Vildan’ı gibi bunlar, şu tatlılığa bak rengârenk. Müthiş tatlı şeyler bunlar. MaşaAllah. Bu da Diyarbakır’ın tatlısıymış. Diyarbakır, hakikaten çok mübarek bir beldedir. Çok fazla seyyid olan bir beldedir. Sahabelerin bol olduğu bir yerdir. Sahabe mezarlarının olduğu yerdir. Allah hepsine hayır, bereket, sağlık, sıhhat, afiyet, hayırlı uzun ömür versin. maşaAllah. Allah gayretlerini mübarek etsin.

Dinliyorum.           

DİDEM ÜRER: Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi eleştiriliyor Hocam. “Yavuz Sultan Selim’in, Alevilere karşı olumsuz bir muamele içinde olduğunu, hatta birçoğunu öldürttüğü, bu nedenle bu isimden Alevi kardeşlerimizin rencide olacağı” söyleniyor. Cumhuriyet Gazetesi de köprünün temelinin atılması haberini “katliam köprüsü” manşetiyle verdi.     

 ADNAN OKTAR: Yok canım olur mu? Köprü hükümetin muazzam bir icraatı. Sırf şundan bile Ak Parti iktidar olur. Sırf bu köprü olayından bile iktidar olur. Bir Mehter getirteceksin, oraya dualar okunacak, tekbirlerle açılış konu bitmiş. Bu durumda Ak Parti’nin şahlanacağı açık. Kardeşim eğer o kafayla gidersen sen, hiç kimseyi bulamazsın isim verecek, o mantıkla. İyi yönlerine baksana sen Yavuz Sultan Selim’in. Alevilere karşı ters davranmış olabilir, tamam. O onun günahı. İyi yönleri yok mu? Milyonlarca. Eğer yanlış yönüyle bir insanı biz tarihten silmeye kalkarsak, tarihte peygamberler dışında hiç kimse kalmaz söyleyeyim. Hatalarıyla eğer silmeye kalkarsak, hiç kimse kalmaz. Böyle kafa olmaz. Yavuz Sultan Selim, mübarek muhterem bir Osmanlı padişahı. Allah rızası için hizmet etmiştir. Hocalar yanlış yönlendirmiş olabilir. O devirdeki Sünni âlimler kim bilir ne dediler? Kim bilir ne fitneler çıkardılar? O da o belanın içine düşmüş demek ki. Hâlbuki, Alevi kardeşlerimizi kucaklaması lazımdı, bağrına basması lazımdı. Günahı boynuna. Ahirette hesabını verecek. Ama yaptığı bunca güzellik de unutulamaz. Öyle bir mantıkla bakamayız. Bak diyorum, peygamberlerin dışında hiç kimse kalmaz. Öyle bir bakış açısı, samimiyetsiz. Var tarihte birçok insanın hatası olabilir, birçok eksiği olabilir. Falanca padişaha diyor, “o da şarap içiyordu” diyor. Bilmem ne padişah o diyor “kardeşini öldürtmüştü.” Öbürünü diyorsun işte “falanca yere savaş yapmıştı.” Padişahlar bir kere hemen hemen hepsi bir savaş içine girmiş. Savaşta mutlaka adam ölüyor. Bir kişi bile ölmüş olsa, diyeceksin ki o adamın ölümüne sebep oldu. Onun ismini kullanamayız diyeceksin. Olur mu öyle şey? Öyle mantık olmaz.

Didem Hocam dinliyorum.                    

DİDEM ÜRER: Hocam, Tuğba kardeşimiz namaz kılmaya gittiğinde camide avluda bu kedilere rastlamış. Size resimlerini çekmiş.

ADNAN OKTAR: Avluda, çok şeker, orada ekibiyle gelmiş ne tatlı hayvan, maşaAllah. Bakıyorlar demek ki orada da ona. Yavruları çok tatlı. Anneye çok iyi bakmak lazım böyle şeylerde. Süt verdiği için her türlü yiyecek verilmesi lazım. Anneye titiz bakarlarsa yavrular çok gürbüz oluyor, bayağı iyi oluyor.

Evet Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hasan Celal Güzel Hocamız; “Suriye’ye Amerika destekli müdahalenin sakıncalı olacağını” belirterek “Suriye’ye Türkiye’nin bizzat müdahale etmesi gerektiğini” belirtti. “Çok zor bir şey de değil istihbaratta ve genelkurmayda Esad’ın bütün gizli yerleri bulunuyor. Birkaç saatlik bombardıman neticesinde Esad halledilebilir. Bu nasıl olursa olacaktır. Bu Türkiye eliyle olmalıdır. Şimdiye kadar devam eden güzel politika müdahaleyle sürmelidir” dedi.   

ADNAN OKTAR: Olur mu Celal Hocam, ne yapıyorsun? Bombardımandan bahsediyorsun bombardıman da orada sen zalimi var, masumu var, çoluk var, çocuk var, kadın var. Bombanın şakası olur mu? Attın mı bomba iki zalimi öldürürse, yüz tane de mazlumu öldürür, inşaAllah. Bir de zalimin de zalimliğinin derecesi var. Yani öldürülmesinin hükmü fevkalade sorumluluk gerektiren bir şey. Ne gerek var öyle bir şeye? Hava, deniz ablukası, otuz kere söyledim, yani yapılacak olan bu. Karadan ablukaya almak ayrıca, psikolojik olarak çökertir. Uçuşa kapalı bölge, denizi de, deniz bağlantısını da ablukaya aldın mı, denizi de kapatırsan, mecburen teslim olur. Yani bu tarz teknik iyi olur. Öbür türlü çok büyük telefat olabilir.

Abdülhakim Hüseyni (k.s), Muhammed Raşit Hazretleri’nin Şeyhi. MaşaAllah diyor ki, “Hz. Mehdi (a.s) gelene kadar Müslümanlar rahat yüzü görmeyecek, hor ve hakir görülecekler. Ara sıra nefes alacaklar ama tam bir rahatlama mümkün olmayacak” demiş. “Hocamızdan rivayetle” diyor. “Türkiye’de yaşanılan bu dönem, İttihad-ı İslam’ın gerçekleşeceği, Hz. Mehdi (a.s)’ın dönemine kadar devam edecek bir dönem midir? Yoksa geçici bir nefes alma mıdır?” Tabii ki, geçici nefes alma. Hz. Mehdi (a.s) çıkmadan, Allah’ın Müslümanlara rahatlık vermesi mümkün değil, inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin yine mesajı vardı size; “Diyarbakır’daki kardeşlerimiz Aksaray’a geldi konferansımız için. Beraber 1500-2000 adet konferans broşürü dağıttık. Dualarınızı bekler, nurlu ellerinizden öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel ev, ne güzel insanlar, ne güzel sohbet. Allah kalplerine sürur, ferahlık versin. Şu kediler de keşke benim olsa. Birini sağına, birini soluna alacaksın böyle bir onu öpeceksin, bir onu öpeceksin. Ama insanın genzini gıdıklıyor onların nefesi. Bir acayip hır yaptığında çok tatlı oluyorlar.

Didem Hocam buyurun, ben sizi dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, arkadaşlarımızın buldukları bir kedi yavrusu vardı. Birkaç günlükken annesi terk ettiği için biraz bakmışlardı. Sonra annesini bulmuşlardı. Geçen gün arkadaşlarımızı ziyarete gelmiş diğer kardeşleriyle beraber. Diğer kardeşleri biraz yabaniymiş, çalıların arkasında saklanmışlar, o gelip onlara kendini sevdirmiş. Resim çektirmişler. Sonra geri dönmüşler ailelerinin yanına.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ama öbürlerinin tanımadığı için gelmemesi çok komik, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Taha Akyol; “Başbakan’ın oldukça başarılı bir insan olduğunu, ancak siyasi gücü arttıkça otoriter ve tahammülsüz hale geldiğini” iddia etti. “Başbakan Erdoğan ilk ve ikinci iktidar dönemlerinde bugünkü gibi hırçın değildi. Üslubu özenliydi. Üçüncü iktidar döneminde öfkeli ve ötekileştirici bir dille konuşmalar yapması, otoriterleşmesinin göstergesidir” dedi.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, örnek versin o zaman. Desin ki, “mesela falanca günkü konuşmasının, falanca günkü ifadesi böyleydi” desin. Bizim göremediğimizi nasıl görüyor? Bir görelim nerede varmış? Varsa, ben uyaracağım. Tayyip Hocam öyle eleştiriye kapalı bir insan değil. Makul bir insan, dinler. Neredeymiş bir görelim! Ona karşı çok şefkatsiz, çok sert, çok yırtıcı bir muhalefet var. Yani muazzam bir materyalist, Marksist karşıt kitle var. Dış ülkelerde var, dünyada var. Çok fazla nefret edeni var. Muazzam bir mücadele veriyor. Böyle bir ortamda nasıl yapsın? Ne desin? Canlı, coşkulu bir üslubu var. Kimseye küfretmiyor, hakaret etmiyor, yalan söylemiyor, ters bir konuşması yok. Anormal olan yönü söylesin. Mesela şu anormal desin, ben buradan bağıra bağıra söyleyeceğim. Neymiş bir görelim. Muğlak konuşma olmaz. Örnek verirsin, netleştir, tak tak tak say. Onun dışında bu samimiyetsiz oluyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Suriye’de Esad güçleri Ham kırsalında yeni bir katliam yaptı. Katliam sonrası görüntüler internette yayınlandı. Çok sayıda çocuk ve kadın katliamda şehit olmuş Yayınlanan görüntülerde de her yer şehit olmuş çocuklarla dolu Hocam.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam istemiyor adamlar. “Hz. Mehdi (a.s) da öldü” diyorlar, “Hz. İsa Mesih (a.s) da inmeyecek” diyorlar, “Suriye’yi kurtaralım” diyorlar. “Sünniler hakim olsun Suriye’de” diyor. Şii Müslüman değil mi? Vahabi Müslüman değil mi? Alevi Müslüman değil mi? Bütün İslam alemini esas alsana. Herkesi kurtarmayı esas alsana. Filistin’e gidiyor, “Filistin’i kurtaralım” diyor, Filistin Kurtuluş Örgütü. İttihad-ı İslam. Hepsini kurtarmak isteyeceksin. O zaman doğru olur.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Esad ülkenin kuzeyini ve doğusunu neredeyse tamamen kaybetti. Şu an başkent Şam başta olmak üzere batı ve güney kesimlerini elinde tutmaya çalışıyor. Kuseyr’de ise muhaliflerden 20 bin kişi bölgede sıkışmış ve güçsüz durumda olarak biliniyor. Esad’ın burada geniş çaplı bir katliam yapıp yeni Nusayri devleti kurma hedefi olduğu belirtiliyor.

ADNAN OKTAR: Nusayri; öyle bir şey yok. Müslüman vardır. Eğer o da öyle ırkçı bir kafaya giderse, felaket gelir, Allah esirgesin.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hakan Albayrak, Star Gazetesi’nde, Hizbullah lideri Nasrallah’a hitaben açık bir mektup yazdı; “Esad rejimi La İlahe İllaAllah diyerek, tağuta başkaldıran kardeşlerinizi katliamdan geçirirken siz onu alenen ve ısrarla destekliyorsunuz. İmam Hüseyin’e karşı Yezid’i desteklemek gibi bir şey değil mi bu? Titreyip kendinize dönün. Euzübillahimineşşeytanirracim deyin. Halkını katliamdan geçiren Esad’ı terk edin. Allah rızası için muhaliflerin saflarına katılın” dedi.

ADNAN OKTAR: İttihad-ı İslam, Mehdiyet’le olur. Hadi muhaliflerin safına katıldı, muhalifler kazandı. Sünni, Şiilere nefes aldırmayan, Alevilere nefes aldırmayan bir kafa oluşturacaklar. Veya, “hadi Suriye’yi kurtardık” diyecekler. Mısır’ı da kurtardılar. Mısır felaket içerisinde. Son derece kirli, bakımsız, her yönden çökmüş bir Mısır var. İttihad-ı İslam’ı da hiçbir şekilde ağızlarına almıyorlar artık. Sanki konu bitmiş gibi. Orada da öyle bir şey olmuş olsa İttihad-ı İslam’ı ağızlarına almazlar. Ticaret, sanayi, işte “bize para verin burayı inşa edelim.” Yesin içsin yatsın, göbeğini kaşısın. Böyle olmaz. Mehdiyet, İttihad-ı İslam iç içe. Hepsini birlikte samimiyetle savunmaları gerekir.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Arakan’da son iki gündür Budist çeteler tarafından Müslümanlara yeni saldırılar düzenlendi. Ülkedeki turistlerin de şahitliklerine göre çeteler ilk gün bir cami, ve bir yetimhanenin yanı sıra pek çok ev ve iş yerini de ateşe verdiler. Dün de motosikletlerle sokakları dolaşan sopa ve palalı çeteler gördükleri her Müslüman’ı öldürme niyetiyle saldırıyorlarmış. Müslümanları yaşadıkları evleri terk ederek şehrin nispeten daha güvenli bir bölgesine kaçtıkları söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Orada da sorsan, İttihad-ı İslam’dan hiç bahsetmezler. “Biz sadece rahat etmek istiyoruz burada” diyorlar. Mehdi, zaten “ne Mehdi’si yok öyle bir şey” diyorlar. O zaman ızdırap, felaket, acı bütün dünyayı sarmaya devam ediyor. Allah’ın dediğini anlamazdan gelmeyecek kimse.

Evet, Didem Hocam.

DİDEMM ÜRER: Lübnan’da bir gazeteyle röportaj yapan Esad açıklamasında; “Rus-Suriye uçaksavar füzelerinin ilk sevkiyatını aldı. Geri kalan sevkiyat da yakında gelecek” dedi. Rusya tarafından ise yapılan açıklamada, yapılan itirazlarına rağmen Suriye hükümetine füze sistemi teslim olacağı ve yardımcı olması açıklaması yapıldı. Amerika, Fransa, İsrail ise dağıtımın durdurulması için çağrıda bulundu.

ADNAN OKTAR: Rusya öyle bir şeyi dinlemez. Dağıtımı durdur. Güler Rusya böyle bir şeye. Mantığı var mı onun? Öyle olmaz. İki taraf birbiriyle çarpışıyor, iki tarafı birbiriyle uzlaştırıp, birbirin sevdirecek, bir anda sevgi ortamı meydana getirecek bir sitem. Bu, Mehdiyet’le olur. Onun dışında yenen yenene olunca, netice alınmaz. Her zaman söylüyoruz.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: CHP’nin Büyük Şehir Belediye Başkan adayı olarak Gürsel Tekin’in yerine Mustafa Sarıgül’de karar kıldığı iddia edildi. Yeni Şafak’ın haberlerine göre; “anketler sonucunda Sarıgül’ün CHP adayı olması halinde İstanbul’un alınabileceği fikri oluşmuş. Mustafa Sarıgül’ün bu adaylı karşılığında parti kurmama sözü verdiği” iddia edildi.

ADNAN OKTAR: Yok, olur mu? Hükümet baya güzel hizmet yapıyor. İstanbul Belediyesi de gayet güzel hizmet yapıyor. Öyle bir şeye hiç kimse gerek duymaz. Belediye Başkanı baya güzel faaliyetler yaptı. Çok güzel sanat eserleri sundu, imkanlar sundu. Gıcır gıcır İstanbul’un sokakları, gayet titizler. Niçin öyle bir şeye ihtiyaç duyulsun ki? Ne yapacak yani? Değişen ne olacak? Öyle bir şey olmaz, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kırgızistan’daki kardeşimiz Yunus Ganiyev ismini sizin koyduğunuz küçük Muhammed İsa ve onun ablası sevimli Emina’nın resimlerini gönderdi. Sizden çocukları için dua istiyor.

ADNAN OKTAR: Ne tatlı bunlar. Aman Allah’ım iyi ki bu burada yok ben bunu. MaşaAllah külahı falan, yanaklar sırf ısırmalık. Allah hayır bereket nur versin. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin, cennet kardeşi etsin Cenab-ı Allah, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Yunus Ganiyev kardeşimiz, şu ana kadar sizin onlarca kitabınızı Kırgızcaya çevirdi. Allah razı olsun, çok samimi ve çalışkan bir kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Cenab-ı Allah ona çok fazla sevap versin. Cennette dünyada her yerde kardeş etsin, maşaAllah.

Didem Hocam doğru mu bu saat? Gidelim, kardeşlerimiz yatsınlar, uykusuz kalmasınlar, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü