Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Haziran 2013; 24:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÖRKEM ERDOĞAN: Güzeller güzeli aşkımın başlıyoruz,  inşaAllah. Güzeller güzeli Hırvatistan’dan Anna da bizlerle.

ADNAN OKTAR: Gezi için bizim istediğimiz, orada geniş, büyük ağaçlar, büyük bir havuz. Israrla onu söylüyoruz. Yani Topçu Kışlası’nın Osmanlı stilinde,seramikle, edirnekarilerle, Şam işiyle süslenip, -ama baştanbaşa- mükemmel müze haline getirilmesi ve Türk-İslam sanatını en güzel vurgulayan bir müze haline getirilmesi. Topkapı gibi, ikinci Topkapı olsun. Londra’daki gibi çok süslü, güzel havuzlar… Güvercinler uçsun ve çok büyük, geniş bir havuz. İçinde böyle kibar, hoş gondolların gezdiği de olabilir yahut Osmanlı türü kayık da olabilir. Herşey olabilir.

Fuat Ayral; “Hocam idolümüzsünüz, inşaAllah,” yani idealimizdeki insansınız anlamında diyor. “İleride sizin gibi birisi olmayı nasip eder Allah bana,inşaAllah” diyor. “Seviliyorsunuz” diyor. İnşaAllah Peygamberimiz (s.a.v)’e benzeriz;Hz. İsa (a.s)’a, Hz. Musa (a.s)’a benzeriz.

Erol Toksoy; “Hülya var, Polat Alemdar var, bir tek Adnan Hocamız yok. Bu ne biçim bir iş” diyor. Hangi görüşmeden bahsediyor bu?

DİDEM ÜRER: Başbakanımızla görüşmeye gidenler. Necati Şaşmaz ile Hülya Avşar da görüşme talebinde bulunmuşlar. Onlar da ayrıca görüşecekler.

ADNAN OKTAR: Tayyip Hocamız’ın iktidarının sağlamlığının nedeni ideolojik yönden iktidarı destekliyor olmamız, destekliyor olmam. Nasıl ideoloji? Darwinizmi, materyalizmi yıkarak. Darwinizm, materyalizm güçlü olsa hükümet giderdi. Ama o kadar güçsüz ki, o kadar cılız ki artık ufak tefek çırpınışların dışında bir şey olmuyor. Mesela Menderes döeminde acayip güçlüydüler Darwinist ve materyalistler. Demirel zamanında da güçlüydüler. Ama şuan yok. Çünkü Darwinizmi, materyalizmi Türkiye’de bitirdik.

DİDEM ÜRER: Necati Şaşmaz bugün görüşmüştü Hasan Kaçan’la birlikte. Çıkışta dini bir üslupla, güzel konuşmuş. “Allah için birbirimizi sevelim” diye. Ve “Gezi Parkı’na asla gitmem. Bölücülerle aynı ortamda bulunmam” demiş, diğer provokasyon yapanları kastederek.

ADNAN OKTAR: Ömer Faruk Altıparmak; “Gezi Parkı olaylarında bir gerçeği daha çok net gördük. Sayın Hocamız Adnan Oktar’ın bize öğrettiği gibi komünizm pusuda” diyor, maşaAllah. Aferin, doğru söylüyor.

Hakan Ersoy; “Son olaylar bize gösterdi ki Sayın Adnan Oktar’ın yıllarca önce hazırladığı bu kitap gerçekleri anlatıyor.” Komünizm Pusuda kitabına gönderme yapmış.

Gökhan Alaçam; “Hocamız’ın eserlerinde, A9 TV’de komünizmin büyük tehlike olduğu sürekli anlatılır. Tüm ülke bu tespitlerin doğruluğunu görüyor” diyor.

Ahmet Ay; “Bu süreçte Sayın Adnan Oktar Hoca’nın duruşunu takdir ettim.” Milat Gazetesi köşe yazarı.Aferin. Çizgisi nasıl Milat Gazetesi’nin?

DİDEM ÜRER: Muhafazakar.

ADNAN OKTAR: Muhafazakar. İyi, güzel.

Mustafa Yıldırım Hoca, Milli Gazete’nin Genel Yayın Müdürü mü?

DİDEM ÜRER: Yazı İşleri Müdürü.

ADNAN OKTAR: “Sayın Adnan Oktar, Ayasofya için referandum konusunda ara bulucu olmalı” diyor. Ayasofya’yı, söz bir Allah bir, açtırırız. Ama şöyle, daha önce de söyledim, Tayyip Hocam da aynısını söyledi; Sultanahmet Camii dolsun, taşsın, söz bir Allah bir, orayı da açtıracağız. Aynısını Tayyip Hocam da söyledi, inşaAllah.

Mustafa Destici Hocamıza aferin, sürekli müspet konuşmalar yapıyor. Zaten Tayyip Hocama da bir destek sağladılar, o da güzel oldu, inşaAllah. Mesela o tarihe geçer. AK Partili mi Mustafa Destici Hocam? Değil. Ama orada öyle olması gerekir. Mesela bir kısım Ülkücü gençleri de gördüm, desteklediler. Neden? AK Partililer mi? Değil. Ama o anda öyle olması gerekiyordu. Güzel.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Centeral Park vardı, Amerika’da, belki onun gibi olabilir diye teklif getiriyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Canım bu kadarı da fazla olur herhalde. Keşke ama Tayyip Hocamdan çok şey istemiş oluruz. Yani bu kadar olmasa bile bunun yarısı kadar bile olsa kurtarır. Tayyip Hocamdan istirham ediyoruz.

DİDEM ÜRER: Allahualem bu Taksim’den Beşiktaş’a kadar bir alanı kaplayabilir, bütün şehir planı gibi, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kanal İstanbul; o su işini nasıl halledecekler benim aklım almıyor. Koskoca Karadeniz’in suyu basacak. Bizi buralarda su basacak, Allah esirgesin. Allahualem İstanbul’da kayıkla gezmek durumunda kalacağız.

Salih Can Fidaye; “Bu olayları çözebileceğine inandığım tek kişi var, o da Adnan Oktar Hocam, maşaAllah” diyor. Allah çözer. Başbakanımız da, hükümet de bence başarılı. Ama tabii çocuklar, gençler, canlar daha çok şefkat istiyor. İnsanlar şefkate, sevgiye doymaz. Hakikaten otoriter bir baba insanı biraz rahatsız eder. Şefkatli bir baba, seven bir baba insanın hoşuna gider. Gençlerin arayışı o. Tayyip Hocam da bu iddia edilen Ergenekon terör örgütüyle göğüs göğse bir ilmi mücadele, hukuki mücadele verdiği için, onun gerginliği içerisinde. Yoksa çok halim bir insan.

“Sayın Adnan Oktar, size ilk başta güzel programınız için teşekkür ediyorum. Ben sadece bir önemli ricada bulunuyorum. 3G kameralarınız yok mu? Direkt Gezi Parkı’nın orada canlı yayınla seyircilerinize gerçek durumları ifade etmek güzel olmaz mı?” Bizim canlı yayın arabamız var, hükümet gibi. 3G ne? Fasulye kalır onun yanında. Öyle az buz değil, kamyon gibi. “Oradaki gençlerle diyaloga girmek sizin insan sevginize çok yakışır.” Ben oradaki canlara baştan beri sahip çıkıyorum. Ve çok seviyorum hepsini. Onlar şeker, köfte onlar. Bayağı tatlı gençler.

“Benim bu köfteyi ekranda izleyicilerinize gösterin lütfen. Çok şeker ve akıllıdır” diyor. Bir göster şu köftesini. Ben onu yerim kıtır kıtır. Onun başka poz poz resmini getirsin, göstereyim.

“Not: Lütfen beni kırmayın ve bana bir cevap verin. Saygılarımla” diyor Oktay Aldağ. Tamam,inşaAllah.

“Hocam hürmetler. Keşke sizin yayından, kitaplardan Gezi Parkı’na kurdukları kütüphaneye bol bol koysanız. Çok faydalı olur bence” diyor. Tamam, çocuklar götürmüşlerdi. Yine götürsünler.

Mustafa Yıldırım Hocam, Milli Gazete Yazı İşleri Müdürü, canım Hocamız cevap yazmış. Diyor ki; “Gençlik buna gayret gösteriyor Hocam ama koca cami dolmuyor işte” diyor. “Osmanlı nasıl dolduruyormuş, şaşmamak elde değil” diyor,Sultanahmet’i. EvvelAllah, dolup dolup taşacak, inşaAllah.

Dr. Ertan Beyatli; “Dabbet-ül arz, dabbe dişi bir vasıftır ve bilgisayar vasıflarıyla bağdaşmıyor. Yorumunuz nedir?” Tamam, kısa bir ara verelim. Ben sana bu konuyu anlatacağım, inşaAllah.

AYLİN KOCAMAN: Dünya güzeli Anna ile birlikte yayınımıza devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Dabbet-ül arz, dabbe dişi bir vasıftır. Ve bilgisayar vasıflarıyla bağdaşmıyor. Yorumunuz nedir?” Dabbet-ül arz, Kuran’da dişi veya erkek diye ifade edilen birşey yok. Öyle birşey olduğunda Allah onu açık açık vurgular. Böyle imayla Kuran’dan hüküm çıkmaz. Ne diyor Cenab-ı Allah? Ahir zamanda, insanların dini unuttuğu; Darwinizm’in, materyalizmin yayıldığı, dinsizliğin yayıldığı, insanları ikna etmenin zor olduğu bir dönemde, dinin garipleştiği bir dönemde, “yerden mamül bir varlık çıkartırız. Bir dabbe çıkartırız.” Kımıldayan şey. Mesela elmanın çürüğünde, o çürüğün küflenip gelişmesi, ona dabbe deniyor. İçkinin vücutta yayılmasına, ona da dabbe deniyor. Yani gözle görülmesi zor olan, hareket eden şeylere de, böyle ufak ufak kımıldayan şeylere de dabbe deniyor. Debib. Mesela karıncanın hareketi veyahut bir makinanın, arabanın hareketi. Debbabe, debbe, yani debelenen, hareket eden, kımıldayan şey anlamındadır. Şimdi Peygamberimiz (s.a.v) açıklıyor Dabbet-ül arzı; “Dabbe konuştuğunda bütün dünya aynı anda işitir” diyor. Sırf bu açıklamadan çıkıyor. Yani internet olduğu, bilgisayar olduğu hemen ortaya çıkıyor. Çünkü bak, “bir yerde konuşur, bütün dünya duyar” diyor. Bu nasıl olur? Bu şekilde olur. İki; “Yüzü insan yüzü gibidir” diyor. Açtığında insan yüzü görüyorsun orada. Muhtemelen Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzü görülecek dabbede. Çünkü “sakallı bir insandır” diyor. Yani o görüntünün içerisinde Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzünü göreceğiz.Dabbenin içerisinde Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzünü göreceğiz. Ona işaret ediyor. Ve diyor ki; “Dabbenin yerin altında ve yerin üstünde on binlerce kilometre,” fersah olarak geçiyor, “kolu, dalı ve kuyruğu olur” diyor. Bu nedir? İnternet kabloları bütün dünyayı kaplamış. Örümcek ağı gibi bütün dünyayı kaplayacağı söyleniyor, Dabbet-ül arzın. Ve bakın, dikkat edin, “herkesin evine girer” diyor. Herkesin evinde internet var. “Amerika’daki insanın evine de girecek” diyor, “İstanbul’daki insanın evine de girecek” diyor, Dabbet-ül arz. “Aynı anda her insanın evine girer diyor. Kavranması zor mu bunun? “Dabbet-ül arz konuştuğunda herkes dinler” diyor. Bu olduğuna göre, her yere girdiğine göre... Mesela “başı bulutlara değer” diyor. Uçağın eriştiği mesefede yine internet oluyor. “Yerin altına girer” diyor. Yerin altında da var internet. Mesela askeri tesisler var yer altında, oraya da giriyor internet. “Her türlü renk mevcuttur üstünde” diyor, açtın mı interneti her türlü renk üstünde mevcut. Anlaşılmayacak gibi değil. Ve “elinde bir mühür olur” diyor, “herkesi mühürler” diyor. “Her yerde o mühür çıkar” diyor. O mühür Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mührü, Allah, Muhammed, Resul mührü. “O mühürle müminleri damgalar” diyor. Yani müminlerin evinde o mühür görülecek. Hakikaten de her yerde görülüyor Peygamberimiz (s.a.v)’in damgası. Her evde, Müslümanlar’ın evlerinde görülüyor. Olmayanların evlerinde de görülüyor. “Kafirin yüzü simsiyah kesilir” diyor. Yani bunalacak, rahatsız olacak. O görüntüyü, o yazıyı, o konuşmayı görünce bunalacak anlamında. “Müminin yüzünü de pırıl pırıl parlayacak, nurlandıracak” diyor. Okudu mu müminin kalbi açılıyor. Dolayısıyla dişilikle, erkeklikle alakası yok. Ahir zamanda yerden mamül bir dabbe olduğunu anlıyoruz. Çünkü bilgisayara baktığımızda, yerde neler var? Silisyum var, demir var, bakır var, çinko var, alüminyum var. Bilgisayarı neden yapıyorlar? Alüminyum, bakır, çinko, değil mi? İşte çeşitli yerden çıkan madenlerle yapılıyor. Aynısı. Dolayısıyla yerden mamül sözünün tam karşılı oluyor. Ve “fil kulağı gibidir” diyor. Mesela bak, bu da öyle, bilgisayarı açtığımızda fil kulağı gibi açılıyor, kapanıyor. “Gözü vardır, görür” diyor. Açtın mı kamerası var; “o gözüyle görür” diyor. “Herkesi görür” diyor. “Kuyruğu vardır” diyor; kablosu. “Yer altından geçer” diyor. “Bir adımda on bin kilometre yolu bir anda alır” diyor. Bir adımda on bin kilometre; anında görüntü, anında ulaşım; internetin özelliği. Dolayısıyla anlatımımız doğru. Hz. Mehdi (a.s)’ın yardımcısı olacaktır, Hz. Mehdi (a.s)’la birlikte çıkacaktır dabbet-ül arz. Şu anda da vazifesini yapıyor. Sakallı insan yüzü görünümü, sakallı olması da Hz. Mehdi (a.s)’a işarettir. Hz. Mehdi (a.s)’ın internette, televizyonlarda yüzünün görüleceğini belirten bir ifade. Bak, sakallı bir insan yüzü. Yani Hz. Mehdi (a.s)’ın yüzü devamlı görülecek. Sakallı Hz. Mehdi (a.s) insanları irşat edecek, anlatacak. “İnsanları uyarır” diyor zaten, “hatırlatır” diyor ayette. Ahir zaman alameti olarak Hz. Mehdi (a.s)’la birlikte çıkacak bir varlık. Yani yerden bir mamül varlık.

Enes Acarlıoğlu; “TV kanalını seviyorum cidden. Rusya’dan Selamlar sizlere.” Aleykum Selam.

Abdülmuttalip Atlı; “Mesih ne demektir? Hz. Mehdi (a.s) ne demektir? Kuran-ı Kerim’imiz de geçmeyen bu kavramlara inanmak ne kadar doğrudur?”Mesih’le ilgili ayetleri görmediysen artık insaf. Nasıl görmezsin Mesih’le ilgili ayetleri? Allah ne diyor İsa Mesih (a.s) için? “O (İsa Mesih) kıyamet için bir alamettir” diyor. “Kıyamet alametidir” diyor. Açık söylemiş Allah. Ve “İsa Mesih’e inanmayacak hiçbir fert kalmayacakEhl-i Kitap’tan. Geldiğinde herkes iman edecek” diyor. Ve “ona iman edenleri kıyamete kadar üstün kılacağım, hakim edeceğim” diyor. Bu ne demek? Dünya hakimiyeti. Nasıl yokmuş? Var. Nur Suresi, 55’te dünya hakimiyetinden bahsediyor Allah. “Dünyaya hakim edeceğim sizi” diyor Allah. Hakim olunca Müslümanlar’ın başı yok mu? İşte başı olan hakimiyetin adı Mehdiyettir.

“Hocam, seni büyük bir kıvançla izliyorum. Sakal stilin de çok hoşuma gidiyor. ben de öyle kestirdim. Bu ülkenin sonu ne olacak? Barış Aldemir.” Sonu Mehdiyet'le sonuçlanacak, Hz. İsa Mesih (a.s)'ın bereketiyle sonuçlanacak,inşaAllah.

AKP Mehmet Bayram, yeni mi çıktı bu?

DİDEM ÜRER: Evet. Şu an öyle ekliyorlar AK Parti taraftarları.

ADNAN OKTAR: “İyi geceler Hocam. Bol sohbetler. Yine harika, yine muhteşemsiniz Hocam. Hocam, yeni bir arkadaş aranıza katılmış. Çok güzel" diyor. MaşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah.

Didem Hocam dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Biliyorsunuz, CNN 24 saat göstermişti. BBC de “Türkiye'de Arap baharı yaşanıyor” diye haber yapmışlardı. Bugün İngiltere'de G8 görüşmelerinin ardından eylemler oldu ve polisin müdahalesine hiçbir şekilde BBC yayın yapmamış. Anadolu Ajansı'na da izin vermemişler, resim ve görüntü almasına.

ADNAN OKTAR: İşte uyanıklık yapıyorlar kendi kafalarınca. Aslında Milli İstihbarat Teşkilatı'nın, emniyet istihbaratının bu konuları çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bol miktarda basına fotoğraf sunması gerekir. Devlet içinde özel bir birim, resmi bir birimde oluşturulabilir. Bu fotoğrafları biz özel çeken üç-beş kişiden elde edebiliyoruz. Niye öyle olsun? Mesela adamlar nasıl cayır cayır yayın yapıyorsa, biz de oradan çok rahat cayır cayır yayın yapabiliriz. Binlerce fotoğraf gönderebiliriz. Dünyanın her tarafından her türlü istihbaratı elde edebiliriz. Mesela olaylar oluyor, kimin ne yaptığı zor tespit ediliyor. Halbuki böyle olmaması lazım. Anında tespit edilebilmesi lazım. Kanunsuz bir durum varsa da ona müdahale edilmesi gerekiyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam bir de Amerikan polisinin müdahalesine ait resimler göstermek istiyorum.

ADNAN OKTAR: Bakalım.

DİDEM ÜRER: Bunlar da Amerikan polisinin Amerikan gençliğine yaptığı müdahale. Genellikle gırtlaklarına dizleriyle basarak yere durduruyorlar. Sadece oturanlara direkt biber gazı sıkarak ilerliyor polis.

ADNAN OKTAR: Sonra da "Türkiye'de demokrasi yok" diye ciyak ciyak bağırıyorlar. Komünist sloganları gördünüz, posterleri gördünüz ve ne kadar çok komünist örgüt olduğunu da gördünüz. Komünist tehlike Türkiye'de vardır. Bilimsel karşı propaganda şarttır. Suskunlukla geçiştirilemez. Yani komünistler sürekli ilmi çalışma yapacak -güya ilmi- fakat karşı bir propaganda olmayacak. Bu çok tehlikeli bir şey. Bunu benim gece-gündüz hatırlattığımı herkes bilir.

DİDEM ÜRER: Hocam kitabınızın ismi bile tek başına çok hikmetli, ‘pusuda’ diye.

ADNAN OKTAR: Tabii, Komünizm Pusuda. Yıllardan beri uyarıyorum komünist tehlikeye, komünist ayaklanmaya karşı çok güçlü tedbir şart, inşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Hocam, Sayın Bahçeli, Başbakan’ın oylarının geri planındaki güç olarak işaret ettiği faiz lobisi açıklamalarıyla ilgili bir konuşma yaptı. Mecliste komisyon kurularak deşifre edilmesini istedi ve Bahçeli gençlere de; sokaktan uzak durarak, ellerinde sazları, gitarları ve bilgisayarlarıyla demokrasiye sahip çıkmalarını tavsiye etti.

ADNAN OKTAR: Helal olsun. Sırf gitar da demiyor, saz da diyor. Delikanlı aleminin mühim çalgılarından bir tanesidir saz. Doğru. Faiz lobisi, bilmem ne, böyle haince hareketler, bunlar çok iyi izlenmesi ve takip edilmesi gerekir. Eğer varsa öyle birşey. Yani dış güdümlü bir oyun oynandıysa derhal ortaya çıkarılması gerekiyor. Başka ne yapılabilir? Bu son olay, bütün kökleriyle, nedir, nasıl kaynaklandığı, kimler tarafında organize edildi, gerçek amacı neydi, bu konuda iyi niyetli olanlar kimlerdir, kötü niyetli olanlar kimlerdir, hepsinin ortaya konması gerekir. Bu acil ve önemli bir konu. Zaten hükümetin de bu konuda gerekeni yapacağını umuyorum.

Evet Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam İsrail Parlamentosu Knesset'in başkanı İbrani radyosunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın düşmesi için dua etti.

ADNAN OKTAR: Öyle diyeceğine, “aramızda dostluğun, muhabbetin olması için, kalbimizde Allah sevgisinin daha çoşkulu olması için, Cenab-ı Allah bize güç, kuvvet, fer versin. Kardeşlik bağlarımızı güçlendirsin” demesi lazım. Tevrat'a uygun konuşsun. Tevrat'a uygun konuşsun. Şefkati, merhameti, iyiliği, güzelliği Allah'tan istesin. Moşiyah'ı istesin. Mesih'le kurtuluştur. Sanki Sayın Erdoğan gidince, düşünce veya onun tabiriyle, mutluluk mu gelecek İsrail'e? Bölgeye mutluluk mu gelecek? Kurtuluş değil ki o. Moşiyah'ı iste. “Ya Rabbi bize Mesih'i gönder, Kral Mesih'i gönder. Vaadettiğin günleri bize göster. Bütün iman edenler birlikte olsunlar. İslam dünyaya hakim olsun” diye dua et. “Bize vaadettiğin topraklarda özgürlük ver, ferahlık ver” diye dua etsin. “Ya Rabbi, Mescid'in kurulması için Moşiyah'ı bize gönder. Kral Mesih'i, Hz. Mehdi (a.s)'ı bizlere gönder. Zeytinlik Dağı'ndan aşağı insin, kutsal kapıdan geçsin, Hz. Mehdi (a.s)'ın kapısından geçsin ve deccaliyeti İsa Mesih (a.s)’la beraber yok etsin.” Bunlara dua et.

DİDEM ÜRER: Hocam CNN, BBC gibi kanallar Türkiye'deki olayları bir iç savaş görünümünde veriyorlar bildiğiniz gibi. Dün CNN televizyonu öğleden sonra yedi saat, Türkiye'den kesintisiz yayın yaptı. Ve Taksim'e polisin müdahalelerini gösterdi. Amerikan Fox News ve İngiliz kuruluşu BBC'nin yanı sıra Scarnius de, Taksim meydanından uzun süre canlı yayın yaptılar.

ADNAN OKTAR: Ben onlara bir cevap vereyim. Bir Ceddin Deden’i dinletelim onlara.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ayaklanma mayaklanma yok. Bizim milletimiz bütün ve beraberdir. Birlik ve beraberlik içindeyiz. Türk devletini yıktırmayız. Türk milletini paramparça ettirmeyiz. Bu millet kıyamete kadar baki kalacak ve inşaAllah İslam alemine lider olacak. Buyurun.

-VTR- Ceddin Deden, Mehter Marşı

ADNAN OKTAR: Evet bu Mehter müziği onlara ferahlık vermiştir, kafalarına. Türkiye hiçbir zaman için parçalanmayacak. Kaderinde yok Türkiye'nin. Komünizmin gelmesi de mümkün değil. Mehdiyet'in dışında her yere kapalı yaratıldı Türk Milleti’nin kaderi. Türk Milleti’nin kaderi sadece Mehdiyet'e açıktır. Boş yere uğraşırlar. Boş yere debelenirler. İkinci bir ihtimal yok. Mehdiyet'te müthiş bir sosyal adalet, müthiş bir güzellik, müthiş bir sanat, müthiş bir estetik, derin bir şefkat, cennet hayatı gibi bir hayat bütün bölgeyi kaplayacak. Bunun dışında bir yol yok. Hz. Mehdi (a.s) şu an görevdedir. Hz. İsa Mesih (a.s) da görevde. Bir süre sonra bu insanlar bunu görecekler. Şu anki olaylar da yine Mehdiyetle bağlantılıdır. Bediüzzaman ortalığın karışacağını, hatta “beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa ve çabuk çabuk kıyamet kopmazsa” diyor, Hz. Mehdi (a.s) ve talebelerinin bu görevi yapacağını ifade ediyor,inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam,Sayın Başbakan İçişleri Bakanımıza, “gençler zarar görmeden, 24 saat içinde bu işin bitirilmesi için talimat verdiği açıklandı. Başbakan'ın “bu iş mutlaka bitecek. Gençler de evine gidecek” dediği ama bunun sert müdahale yapılacağı anlamında söylenmediği vurgulandı ve çevrecilerin de dışarıda tutulması gerektiğini belirttiği özellikle açıklandı.

ADNAN OKTAR: Tevbe Suresi, 128; şeytandan Allah'a sığınırım,“Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz,” üzüntü içinde olmanız, rahatsız olmanız, ekonomik veya sosyal yahut ruhani, herhangi bir sıkıntı duymanız,“onun gücüne giden,”onu rahatsız eden, “size pek düşkün,”ama nasıl? Şefkatin en ilerisi, en ileri şefkatle,“size çok düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici,”işte lider vasfı, şefkatli ve esirgeyici,“esirgeyici olan bir elçi,” bir Mehdi, bir Peygamber,“gelmiştir.”Peygamberimiz (s.a.v)'i ifade eden bir ayet bu ama işari anlamında da Hz. Mehdi (a.s)'ı anlatıyor tabii. 1990 tarihini veriyor ebcedi. Bir tane tarihi var, 1990. “Bir elçi gelmiştir.” 1990 tarihini veriyor.

“Eğer onlar yüz çevirirlerse,” dinlemezlerse, yine aynı kafada olurlarsa, “de ki: "Bana Allah yeter."”Bütün güç Allah'ın. Her şeyi meydana getiren Allah.“O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur.” (Tevbe Suresi, 129)

Yunus Suresi, 2; şeytandan Allah'a sığınırım,“İçlerinden bir adama: “İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri Katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver,” yani İslam'ın hakimiyeti durumunda bir ferahlık ve güzellik olacaktır bütün dünyada ama müjdeler bitmiyor. Ama en büyük müjde ne? Cennet, inşaAllah. “İnsanları uyar.” Ebcedi 2002 tarihini veriyor.“İnsanları uyar,”2002. “Bir elçi gelmiştir,”1990.“İnsanları uyar,” 2002.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Kardeşlerimizin faaliyetlerinden okumak istiyorum Hocam, uygunsa. Bursa'dan size not var. 10 Haziran akşamı buradaki kardeşlerimle birlikte Hacı annemiz ve Eyüp Babamızın evinde toplandık. Kuran'ı Kerim okuyup sohbet ettik, inşaAllah. Yusuf yüzlü, kıymetli Hocamızın ellerinden hürmetle öpüyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin. Sağlık, sıhhat versin. İyilik, bereket, güzellik evlerinden, mekanlarından eksik olmasın. MaşaAllah.

“Merhaba Hocam. Hocam, görüşüm, program arasındaki reklamlarınızın biraz daha azaltılması. Sizi daha çok görmek istiyoruz. Saygılar, hürmetler. Ferdi Geçici.”

“Merhaba, Gezi Parkı olaylarını kullanıp Erdoğan'ı yıpratmak ve hükümeti düşürmek olduğu şüpheye yer vermeyecek derecede belli oldu” diyor. “İşin arkasında Avrupalı güçler ve Amerika'daki bazı kanatlar var. Türkiye'ye yatırım yapan yabancılar listesinde yer alan en az 30 iş adamı bu direnişe destek verdi” diyor. Bakın, siz çeşitli şekillerde yorumluyorsunuz. Güzel. Erdoğan'ı yıpratmak; adamın Erdoğan'ı yıpratmakla işi yok. Erdoğan'ı yıpratıp ne yapacak? Hükümetin düşmesi de onu ilgilendirmez. O, Türkiye'de komünizmin hakim olmasını istiyor., komünist iktidar istiyor. Komünist iktidar olduğunda da ne Fenerbahçe, ne Galatasaray, ne Trabzonspor, hiçbiri kalmaz. Hiçbiri sokağa çıkamaz. Hiçbir genç Gezi Parkı'na gidemez. Komünist diktatörlük ne derse onu yapmak durumunda kalırlar ve öyle biber gazı falan olmaz. Direkt kurşun sıkar komünist hükümet. Makinalı tüfekle tarar. Çin'de olduğu gibi, Rusya'da olduğu gibi.

Yusuf Kuloğlu; “Siz bu olayların içindeki patronları, holdingleri, banka...” bu holdingler, bankalar, şunlar bunlar falan, hiçbiri komünizmle işi olmaz. Komünizmi isteyen komünist bloktur. Yani Çin, Kore, İran, Suriye, Rusya… Bunlarda her ne kadar komünizm kalktı deniyorsa da, komünizm ad değiştirmiştir. Yine alttan alta devam ediyor, öyle birşey yok.

Bülent Dağan, Almanya-Stuttgart; “Hocam siz dabbet-ül arzı anlatırken insanlara dabbet-ül arzın Hz. Muhammed (s.a.v) mührü ve sakallı, bir simayla görüleceğini söylediniz. Düşündüm de kim olabilir? Vallahi sizden başka kimse aklıma gelmedi. MaşaAllah” diyor. Tek sakallı ben miyim memlekette? Yapma, etme, gözünü seveyim. Şeyh Nazım Hocam'ın sakallar, maşaAllah. Şeyh Ahmet Yasin Hocam ve diğer hocaefendiler, alimlerin sakalları malum.

“Hocam sizi çok seviyorum. Dua edin Hocam” diyor. MaşaAllah, Şeyh Ahmet Yasin Hocamla da resim çektirmişler,maşaAllah.

“Darwinizm saçmalığı sadece Türkiye'de değil, sizin yazdığınız kitaplar ve Yaratılış Atlası dünyanın her yerine gittiği için dünyada eski gücü kalmadı Hocam” diyor. “Hatta bitme noktasına geldi. Bunu ben kendim yaptığım araştırmadan dolayı biliyorum,inşaAllah. Bunu sizinle paylaşmak istedim.” Mehmet Nayci.

“Muhteşemsiniz canım Hocam. Üzerinizdeki renkler çok uyumlu, çok güzel, maşaAllah” diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz, “gülüşünüzle, muntazam, göz kamaştırıcı dişlerinizle gözlerimiz aydınlanıyor” diyor. MaşaAllah.

Başka bir hanım kardeşimiz, “bizlere ne güzel, ne hayırlı telkinlerde bulunuyorsunuz, inşaAllah. Hep sevgi, şefkat ve akılcılığı tavsiye ediyor ve bizleri teskin ediyorsunuz” diyor,maşaAllah.

Cemil Çakmak; “Konuş be Hocam, konuştukça milletin zihinleri açılsın” diyor.

Onur Karaaslan; “Hocam, muhabbetiniz çok hoş. Hocam,maşaAllah, yanınızdaki hanım kardeşlerimizde ayrı bir renk katıyor bu güzelliğe. Allah muvaffak eylesin Hocam” diyor.

“Allah’ın aslanı seyyidim, bu ne yakışıklılık böyle, maşaAllah” diyor.

“SelamunAleykum. Zekiye Karaduman.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.“Gecenin bu saatinde vatanın, milletin selameti için bizleri milleti uyardığınız ve aydınlattığınız için Allah sizden razı olsun.”Amin.

“Öncelikle iyi akşamlar, iyi yayınlar. Sizlerin güncel olaylara karşı duyarlı,yorumlarınıza son derece önem veriyor ve de can kulağıyla dinliyorum” diyor. “Özellikle komünizmin ve Darwinizmin teorisi hakkında açıklamalarınızı beğeniyor ve gençlerimize verdiğiniz yararlı bilgilerden dolayı sizleri tebrik eder, canı yürekten kutluyorum” diyor.

Başka bir hanım kardeşimiz, Ayşe Hanım; “Ruhum, aşkım, bir tanem, Allah için seni çok seviyorum” demiş. Didem Hocam, seni dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Adapazarında kardeşlerimiz Cumartesi günü broşür dağıtmışlar Hocam. Pazar günüde broşür dağıtıp, evde toplanarak sohbet etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah,maşaAllah,maşaAllah. Aslanlara bak sen. Sofraların güzelliğine bak, berekete bak, nurlarına bak. O muhteşem olay. Şahane, o ekip de çok tatlı, bu ekip de çok tatlı. MaşaAllah, hepsi bizim ekip. MaşaAllah. Evet Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Dünde Ankara’da Çankaya Yıldız’da 1000 adet A9 TV broşürü ve yaşayan fosiller broşürü dağıtmışlar. “Hocamıza en derin sevgilerimizi iletin lütfen” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Çankaya güzel bir yerdir. Çankaya’da bu fosforlu kediler, yiyeceğim ben bunları yiyeceğim. Yaklaştır bakayım. O birşey yiyor herhalde, fotoğraftan mı öyle çıkmış?Yok patisi orada. Ama bayağı süslüymüş, çok güzel bir şey. Bayağı biçimli, renk dağılımı çok güzel, maşaAllah.Evet Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimizin de size şöyle bir mesajı var; “Sayın Hocam, ben Antalya Gazi Paşa’dan Hümeyra, size derin saygı ve hürmetlerimi sunarım. Bizim kiraz bahçemiz var. Topladığım kirazları satıyorum. Gelen müşterilere kirazların yanında birer de kitap hediye ediyorum. Hocam, dua ederseniz çok mutlu olurum. Dualarınıza ihtiyacım var” demiş.

ADNAN OKTAR: Ah canım benim, ah benim aslanım. Aferin benim güzelime, aferin benim yiğidime. Cennette de Allah seni böyle dalı sarkan kiraz bahçelerinde gezdirsin. Orada bu yaptığın güzel hizmetleri en güzel şekilde anlatırsın, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam.

Müzeyyen kardeşimizin mesajı var size; “Canım Hocam kızım Büşra sizi çok seviyor. Kedisi prensesin resmini size gönderdi. Prensesin annesi ablamların otelinin odasında yavrulamış. Dışarı çıktığında kapı kapanmış. Anne dışarda, yavrular da içerde kalmış. İki gün yavrularına ulaşamayan anne kedi ablalarımın peşine dolanarak derdini anlatmaya çalışmış. Neyse anlayıp yavrularını bulmuşlar. O yavrulardan biri de kızım Büşra’da” diyor.

ADNAN OKTAR: Yani şu vaziyet, insan biraz zor dayanıyor. Normalde bunun ısırılması gerekiyor.Şekerliğe bak sen, süsüne bak sen. Buyur dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Gebze’deki kardeşlerimiz Pazar günü, Gebze Eski Çarşı’da kitap dağıtımı yapmışlar. Sizi takip ettiğini söyleyenler çok oluyormuş Hocam, maşaAllah. Ayrıca evde toplanıp sohbet etmişler. Kuran’dan ayetler okuyup, iman hakikatleri üzerinde konuşmuşlar.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah, hay maşaAllah. Allah evlerini nurlandırsın. Kendilerini nurlandırsın. Üstlerinden belayı, derdi çeksin, alsın Cenab-ı Allah. İslam’a kuvvet bulsunlar, dine kuvvet bulsunlar, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Kardelen kardeşimiz broşür dağıtmış, resimlerini gönderdi size ve size sevgilerini iletiyor.

ADNAN OKTAR: Bakayım ben bir Kardelen’e.Ah benim canım, ah benim güzelim, nasıl yakışmış kıyafetleri, nasıl güzel olmuş. Adı da güzel, kendi de güzel. Allah hayırlı, bereketli, uzun ömür versin. Çok çok güzel bir kız. Allah hizmetlerini daim etsin. Hz. Mehdi (a.s.)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Mehmet ve Nazife kardeşlerimizin de size mesajı var; “Geçen ay İskenderun’da broşür dağıttık. Bu ay kiliselere kitap dağıtıyoruz. İnşaAllah gelecek ay Antakya’da broşür dağıtmayı planlıyoruz. Güzel dualarınızı bekliyoruz, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, aferin benim güzelime. MaşaAllah, çok güzel bir genç kız. Allah güzelliğini kat kat artırsın. Çok isabetli olmuş. Özellikle Hristiyan kardeşlerimize karşı şefkat çok önemli. Dünyanın her tarafında çok candan bir muhabbetle onlara sahip çıksınlar. Amerika’daki özellikle Evanjeliklere de, Protestanlara da bu mesajımızı ileriki yıllarda, inşaAllah çok daha güçlü ileteceğiz. Müslümanlarla Hristiyanlar ittifak halinde olacaklar, inşaAllah. Bediüzzaman’ın o sözü de yerine gelmiş olacak, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, geçtiğimiz haftalarda İngiltere’de BirminghamMerkez Camii’nde düzenlenen İslam’i fuar sırasında yaratılış gerçeği ve yaşayan fosiller sergimiz düzenlendi. Yaratılış delilleri ve Darwinizmin geçersizliğini ortaya koyan posterler ve fosillerin yer aldığı sergimize büyük ilgi oldu. Bu fuara 12 bin kişi katıldı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şahane olmuş. Çok çok güzel olmuş. MaşaAllah, isabet olmuş. Özellikle İngiltere’de çok büyük ihtiyaç var bizim kitaplarımıza. Çünkü bağnazlık, dünyada İslam’a karşı ve Müslümanlara karşı müthiş bir nefret meydana getiriyor. Bu bayağı tehlikeli bir şey ve İslam’dan Müslümanları Kuran’dan uzaklaştıran muazzam bir deccal hareketi bağnazlık.

Baksanıza, Mustafa Kemal’le Lenin’i aynı derecede görüyor adam. Akla bak sen. “Anti-emperyalist Kurtuluş Savaşımızın önderi ve en büyük müttefiki.” Nereden müttefik oluyor Lenin? Atatürk niçin onu dedi o zaman? “Beyler şurası unutulmamalıdır ki; Türk Milleti’nin en büyük düşmanı komünistliktir. Behemehal her görüldüğü yerde ezilmelidir” diyor. Nasıl müttefik oluyor? Niye dürüst konuşmuyorsunuz? Atatürk’ün düşüncesiyle komünizm taban tabana zıttır. Atatürk milliyetçi, Müslüman, Türk-İslam Birliği’ni savunan bir düşünce içerisinde. Lenin hiçbir şekilde dini ve milliyeti kabul etmeyen bir insan. Ne alaka? Anti-emperyalist olma konusunda; Atatürk anti-emperyalistlerin en etkili olanıdır. Anti-emperyalist olmada en etkili, en başarılı olan lider odur dünyada. Ama müttefiklik ne alaka? Lenin’le Atatürk’ü aynı çizgide göstermeye kalkmak çok büyük bir samimiyetsizlik. O zaman bir başkası da çıkacak Hintlerle aynı müttefik göstermeye kalkacak. Ne alakası var? Ne Hitler’le alakası vardır, ne Lenin’le alakası vardır. Her ikisinin düşüncesine de zıttır Atatürk’ün ifadeleri.Bunla ilgili çok sarih ifadeleri var. Neden anlamazdan geliyorsunuz? Bakın, Atatürk ne diyor? “Biz ne bolşeviğiz, ne de komünistiz, ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız.Özetle, bizim hükümet şeklimiz tam bir demokrat hükümettir.”(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt: 3, sayfa 51) Niye dürüst davranmıyorsunuz? Komünistsen dürüstçe komünist olduğunu söyle. Atatürk’übu işin içine sokmaya kalkman çok yakışıksız. “Türkiye hiçbir zaman için Komünist olmayacaktır” diyor Atatürk. “Çünkü Türk Hükümeti’nin ilk amacı halka özgürlük ve mutluluk vermek. Askerlerimize olduğu kadar sivil halka da iyi bakmaktır.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri cilt: 3, sayfa 99) Dürüst olun. Samimiyetsiz açıklamalarınıza, bakın samimi delillerle cevap veriyorum.

Gidelim de Ümmet-i Muhammed uyusun, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü