Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (28 Haziran 2013; 23:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Gözbebeğim, canımla sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum, buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, son devrin bilinen en önemli alimlerinden ve Üstadımızın talebelerinden Şeyh Molla Muhammed Emin Er Hoca Efendi Hakk’ın rahmetine kavuştu. Mehmet Emin Er Hocamıza Allah’tan rahmet, tüm ailesine, öğrencilerine ve sevenlerine sabır ve baş sağlığı diliyoruz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Nur Sultanıymış, nur. Ne güzel, Bediüzzaman’ın yanına, Resulullah (s.a.v)’in yanına yemek yemeye gitmiş. Allah bizlere de nasip etsin. MaşaAllah, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Diyarbakır’ın Lice ilçesine Merkez Jandarma karakoluna ek inşaat yapıldığını öğrenen iki yüz kişilik bir grup, karakol yapılanmasına karşı çıktıkları için, molotof kokteyl ve patlayıcılarla karakol şantiyesine ve işçilere saldırdı. Çadırları yaktı. Polisler gaz bombasıyla müdahale edip, havaya ateş açtılar. Son gelen bilgilere göre olaylarda bir kişinin öldüğü, ikisi ağır dokuz kişinin yaralandığı söylendi.

ADNAN OKTAR: Karakoldan niye rahatsız oluyorlar? Ben mesela bir beldeye gitsem, orada karakol olmuş olsa, güvenlik unsuru. Yani mesela sağlıkla ilgili bir şey olabilir, karakolun reviri var. Hatta oranın doktoru da olabiliyor. Farz edelim bir ilaca ihtiyacı olsa, gidip oradan alabilirsin. Tehlikeli bir durum olur, birisi, kurt, köpek saldırır, karakoldan yardım istersin. İti kopuğu olur, anarşist, terörist olur, karakol gelir. İn cin top oynuyor bir ortam düşün, güveneceğin kimse yok. Orada mesela genç kızlar var, delikanlılar var, tecavüz olayları oluyor. Adam kime şikayet edecek? Kime söylesin? Her çeşit olay olabilir. Ne güzel dağ başında bir karakol olması. Bundan rahatsız olacak ne var, ben anlamıyorum. PKK’nın işi. PKK, Ali kıran, baş kesen derler ya, böyle oralarda istediği gibi gezecek. Kendi karakol olmak istiyor PKK. Devlet karakolu istemiyor. Olmaz öyle şey. Olur mu? Biz PKK’ya mı soracağız karakol yapmak için? Cayır cayır yapsınlar karakolları. Karakolların marketi de olsun, reviri olsun. Her karakolda bir doktor bulunsun. Halka da açık olsun karakol. Halk içine gelsin, otursunlar, konuşsunlar. Halkla iç içe. Askerlerimiz aslan gibi Anadolu’dan gelmiş koç yiğitler, canlar. Ne güzel. Mesela düşün Kayseri’den gelmiş, Mardin’de dağın tepesinde bir insan, iftihar et, ne güzel. Sohbet et. Ailesi onu ziyarete geliyor mesela oraya, oralar hareketlenir, canlanır cıvıl cıvıl. Karakolun varlığından rahatsız olmak mantıklı değil.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mehmet Şevket Eygi Hocamız, dünkü yazısında; “şu anki durumdan daha vahim, daha şiddetli ve korku verici fitnelerin geleceğini” söyledi. Ve şöyle devam etti: “Peki hiç düzelme olmayacak mı? Olacak. Mehdi (a.s) zuhur edecek. Hz. İsa (a.s) nüzul edecek ve bir altın çağ yaşanacak.” Hocamız ayrıca, “bütün Müslümanların birleşerek dünyanın batmaması, insanlığın korkunç bir felakete uğramaması için neler yapılması gerekiyorsa onları yapmaları gerektiğini” belirterek, “Türkiye’de iyi şeyler yapıldığını ancak birey ve toplum olarak Müslümanların kurtuluşunun dünya zenginlikleriyle değil, dine uymakla olacağını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Bakın, Hz. Mehdi (a.s)’ın bu yüzyılda geleceğini söylüyor Hoca. “Yok” diyorlardı, “Gelmeyecek.” Açık açık söylüyor. Bu kaçıncı söylemesi?

Şeyhimiz Sultanımız, dünyanın en tatlı Şeyhi. Var mı Şeyhimden daha tatlı Şeyh? Yok. Başka Sultan var mı? Tek Sultan. Şeyhin Şah Sultanımız. Bugün iyiymiş maşaAllah. Dışarı meşhur devriyesine çıkmış.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Gazze’deki Hamas yönetimi Başbakanı İsmail Haniye “Başbakan Sayın Erdoğan’ın 5 Temmuz’da yapacağı açıklanan Gazze ziyaretinde Hamas ve Fetih arasında uzlaşmacı bir tavır sergilemesini beklediklerini” söyledi ve “Başbakan Erdoğan’a tarihi bir karşılama yapacaklarını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Nasıl olacak uzlaşma? Uzlaşma için sevgi gerekir, şefkat gerekir. En başta, hepsinin başında Allah’a aşık olmak gerekir, bir. Allah aşkıyla seversen, hepsi nur gibi Müslüman. O zaman enaniyet kalmaz, kibir kalmaz. O zaman benlik kalkar, Hz. Mehdi (a.s)’a teslim olma ağrına gitmez. Hz. İsa Mesih (a.s)’a teslim olmak ağrına gitmez. Öbür türlü kum gibi Firavun kaynıyor, kum gibi Firavun. Firavunlaşıyorlar, enaniyetten kuduruyorlar bazı eşhas-ı mühimme. Benlik içerisinde, işte ben baş olayım, ben baş olayım, Cenab-ı Allah hepsinin başını koparıyor bu sefer. Allah’a teslim ol. Bırak Cenab-ı Allah’ın takdir ettiği kişi sana baş olsun. Hz. İsa Mesih (a.s)’a bir muhabbetin olsun. Hz. Mehdi (a.s)’a muhabbetin olsun. Enaniyetten ne Hz. Mehdi (a.s)’ı istiyorlar, ne İsa Mesih’i istiyorlar.

Mustafa Çavuşoğlu; “2009’da Lice’de Ceylan Önkol karakoldan atılan havan topuyla param parça edildi. ‘Neden karakol istemiyorum?’ diyenlere anlatın.” 2009 diyorsun, İddia edilen Ergenekon terör örgütünün en kudurduğu, en azdığı dönemler. Daha yeni ortalık yatışıyor. Bu çete daha yeni hizaya, hizaya da değil bak daha hala çırpınıyorlar, daha hala debeleniyorlar.

Özkan Kandemir; “Didem Hanım, PKK devlet kurdu orada, farkında mısınız? Yollarda kimlik vesaire kontrolü yapılıyor. Artık karakoldan elbet rahatsız olurlar.” Kimlik vesaire, kardeşim eskiden beri yapıyorlar. Yani bir çakalın ortaya çıkıp artistlik yapması, oranın kontrol altında olduğunu göstermez. Höd dedin mi adam, masanın altına kaçıyorsa, niye peki mahalle bayanı gibi suratlarını örtmüş bu kıvrak tipler diyelim. Şalla falan böyle kırıtarak geziniyor orada, gözlerini kapatmış. Öyle olmaz. Sıkıysa, delikanlıysa, görelim açsın suratını gezinsin. Polisin, askerin gözü önünde bir yapsın bakalım yapacağını da, nasıl yapıyormuş bir görelim.   

“Peki her Kürt yürüyüşünde birileri ölmek zorunda. Nereye kadar ölsün bu insanlar?” Niye ölsün Kürt. Kürt benim kardeşim. Benim öz kardeşimi öldürmüş olurlar. Eğer rahatsız olursan, ben rahatsız olurum. Bana ait insanlar, benim kardeşlerim. Ama her kargaşada bir olay çıkıyor. Onun için büyük yürüyüşler, büyük olaylar aslında kabul edilmemeli. Yani bu demokratik bir olay gibi görünmüyor bu. Yani bir şey anlatılmak isteniyorsa, mesela yüz kişiyle yapılsın, iki yüz kişiyle. Ama on binlerce kişinin katıldığı olaylarda mutlaka ya kırılma, ya yıkılma, ya yangın, ya adam ölme, bir şey oluyor yani kalabalıkta. Çok kalabalık kontrol edilemiyor kalabalık. Bir kalabalık ruhu, bütün dünyada bu kabul edildi. Yani yüz bin kişi, iki yüz bin kişi toplanıyor. Kardeşim iki yüz bin kişiyi sen motive edersen, onları coşturursan, olumsuz yönde yönlendirirsen, suç işleme eğilimi çok artabilir. Her çeşit insan olur kalabalığın içinde. Ve kontrol de edilemediği için, birçok suç işlenebiliyor ve karşı taraf da bu sefer, mesela polis de kendini korurken can havliyle, tam kontrol edemeyeceği olaylar oluyor. Polis de mükemmel insan değil, tabii onun içinde de hatalı insanlar çıkabiliyor. Onun için büyük gösterilerin dünya çapında aslında yasaklanması lazım. Yani buna gerek yok ki. Anlatsın kardeşim. İnternetten anlatsın, Facebook’tan anlatsın. Yani büyük gösteri olup, kırıp yıkıp adam öldürdükten sonra ne anlatılmış oluyor? Bunun ne faydası var? Niye adam öldürerek adam yaralayarak, cam çerçeve indirerek, ev yakarak gösteri yapılması gerekiyor? Hiçbir gösteri hatırlıyor musunuz siz kundaklama olmadan, yangın olmadan, yaralanma da olmadan bitsin? Mutlaka bir olay çıkıyor. Bence dünyanın her tarafında bunun yasaklanması, kaldırılması gerekir. Yapıyorsa yapsın. Gitsin mesela Başbakan’la görüşmek için on kişilik bir heyet oluştursun, gitsin görüşsün. Meclise on kişilik heyetle gitsin görüşsün. Meclisin içine girsinler. Ama meclise sen beş bin kişiyle kapısına dayanırsan meclisin bu çok ağır suç olur kardeşim. Yani çok çok ağır suç olur. Büyük fitne olur yani. Ama beş kişiyle git, on kişiyle git. Temsilcin olsun, sendikalar var, kurum. Dernek kur, dernek adına temsilcilerin gitsin görüşsün. Eğer görüşemiyorsan, o zaman bana gel sen, söyle.

“Hocamız ‘İslam birliği olacak yakında’ diyor. Maalesef her gün bölünme artıyor, çatışma artıyor. Hocamız galiba yanlış tahmin yaptı.” Hocan tam doğru tahmin yaptı. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v), Mehdiyet için ortaya koyduğu, Cenab-ı Allah’ın şartı oluşuyor. Ortalık karışmadan, fitne ayyuka çıkmadan, Hz. Mehdi (a.s) çıkmıyor. Hz. Mehdi (a.s) niye çıksın o zaman? Yani Hz. Mehdi (a.s)’a gerek yok. Bunlar olacak. Çok şiddetli olaylar olacak. Canlar buruna gelecek, ondan sonra Hz. Mehdi (a.s)’a tabiiyet. Peygamberimiz (s.a.v)’in dediklerinin tamamı gayet düzgün bir akıcılıkla çıkıyor şu an. Mehmet Şevket Eygi Hoca’nın bu altıncı Mehdiyet müjdesi. Hiç söylemezdi, Mehdiyet’ten hiç bahsetmezdi. Niye bahsediyor? O anladı olaylardan. Hz. Mehdi (a.s)’ın kokusunu aldı. Bu, Mehdiyet’in doğum sancısıdır. Aylardan beri anlattığımız olaylar bunlar işte. Daha da şiddetlenecek. Mısır’da da, Suriye’de de, çok büyük olaylar olacak önümüzdeki günlerde.

DİDEM ÜRER: Hocam sizin hep hatırlattığınız gibi Bediüzzaman Hazretleri de Hamiyet-i İslamiye’nin feveran edeceğini belirtiyor.

ADNAN OKTAR: Bak, “Canlar buruna gelecek, Hamiyet-i İslamiye feveran eder” diyor. “Hz. Mehdi (a.s) başa geçerek tarik-i hak ve hakikate sevk edecek” diyor. “Geceden sonra gündüzün olması gibi, kıştan sonra baharın olması gibi bunu Cenab-ı Allah’tan bekliyoruz. Ve beklemekte de haklıyız” diyor, inşaAllah. “Bir Kadir-i Külli şeyin va'dine istinad ederek bir Muhbir-i Sadık’ın vaadine istinad ederek bunu bekliyoruz” diyor. “Allah adına yemin ediyorum” diyor Bediüzzaman, “Allah adına yemin ediyorum, İslam hakim olacak bu yüzyılda” diyor. “Ve göreceksiniz” diyor. Yemin ediyor. Yemin ne demek? Bediüzzaman’ın hiç yemin ettiği bir konu yok.  Sırf bunda yemin etmiş. “Allah adına yemin ediyorum, bu yüzyılda hakim olacak İslam, göreceksiniz” diyor. Gördüğünü söylüyor da onun için. Bir insan nasıl yemin eder? Emin olmadan söyleyebilir mi? Gözüyle gördüğünü söylüyor da onun için, inşaAllah.

İnci Mercan, İnci Sözlük ’ten mi bu ekip?

DİDEM ÜRER: Yok değil Allahualem.

ADNAN OKTAR: “Hepinize baktıkça içimiz açılıyor, maşaAllah. Öyle güzel huylusunuz ki, huzur rahatlık geliyor ruhumuza” diyor.

Aropalı; “Kapitalist düzende kurtarıcı olmak için, kapitalizm karşıtı olmak şarttır. Gerisi kapitalizmin hizmetidir.” Kapitalizme karşı kapitalizm değil, vahşi kapitalizmin karşıtı. Hz. Mehdi (a.s) vahşi kapitalizmin karşıtıdır. Mehdiyet zaten Kuran’da anlatılan odur. Uzun uzun vahşi kapitalizm Kuran’da anlatılır. Çok fazla, bak nasıl? “Doksan dokuz koyunu var, benim bir koyunum var onu da benden istiyor” (Sad Suresi, 23) diyor ayette. Vahşi kapitalizmin azgınlığını anlatıyor Allah. Malın sahah üzerine dağıtılmasını Kuran istiyor bizden. Allah’ın emri, işte kapitalizmin yıkılışı o.

Gürkan Beylem; “Hocam ellerinizden öperim.” Estağfirullah, biz sizin ellerinizden öpüyoruz. “Bir sorum olacaktı. Hz. Mehdi (a.s) bize tıpta, bilimde yeni mucize getirecek mi?” O devirde, tıpta olağanüstü gelişme olacak. Mesela Allah’ın izniyle kansere çare bulunacak, birçok hastalığa çare bulunacak. Bilimde olağanüstü gelişmeler olacak. Mimaride, sanatta olağanüstü gelişmeler olacak, ama böyle bir boyut atlama tarzında. Gelişme ayrıdır, boyut atlama ayrıdır.” Hz. Mehdi (a.s), sizin yirmi yılda yaptığınızı, bir yılda yapar” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Yani iki yüz yılda yapılanı kısa sürede bitiriyor, inşaAllah.

Adana’dan koç yiğitler yazmış; “İmzalı resmini istiyoruz Hocam. Adana’ya davet istiyoruz Hocam. Kapımız her zaman açık. Aileme de sizden bahsettim Hocam, yüzünüz çok nurlu. Hocam, broşür istiyoruz Adana’ya, inşaAllah ” diyor.

“Esselamun Aleykum” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu. “Sizden Allah razı olsun, masonluğun ne olduğunu sizden ve kitaplarınızdan öğrendim.” Doğru, Türkiye’de ne Masonluk biliniyordu, ne Yahudilik biliniyordu, ne Siyonizm biliniyordu. Bir milyonun üstünde sattı benim Yahudilik ve Masonluk kitabı. Masonlukla ilgili tüm eserleri, yani bilimsel, gerçek anlamda delile dayalı eserleri yazan ve yayınlayan, öğreten, anlatan benim. “Masonların Suriye, Türkiye ve Ortadoğu’daki son faaliyetleri hakkında bilgi verirseniz sevinirim. İyi yayınlar.” Orhan Akdağ.

Masonluk değil, İlluminati karar veriyor. İlluminati’nin başında da Hz. Hızır (a.s) var. Ne yapacaksın? Hz. Mehdi (a.s)’dan yana olacaksın. Hz. Mehdi (a.s)’dan yana olursan, Hz. Mehdi (a.s) da Hz. Hızır (a.s) ile bağlantılı, konular kökeninden hallolur. Bak sana bir sır vereyim; Masonluk tarihi yönlendirir. Tarih meydana getirirler. Sana gizli bir sır. Çözebilirsen çöz. Ama İlluminati olan masonluk, uydurma olan kısım değil. Bir alt tabaka masonları var, onlar değil. İlluminati, üst tabaka masonluk. Dünyada tarihi yönlendirirler. Dünya tarihinin geçmişine bakıp, hadislere bakıp, Tevrat’a bakıp tarihi yönlendirirler. Tarih akarken onlar tarihe yardımcı olurlar. Öyle düşün. Onlar, Adonai beklerler. Yani masonların lideri olan Adonai. Dünyanın son zamanlarına doğru masonların lideri olarak bir insanın geleceği, onun isminin de Adonai olacağına inanıyorlar. Adonai’ın etrafında toplanıp dünyayı da tek din oluşturup, bütün dünyanın da mutlu olmalarını sağlayacaklarına inanıyorlar. Çünkü Kuran’da o geçiyor, Tevrat’ta o geçiyor. Onlar, Kuran’dan ve Tevrat’tan çıkardıkları bu, masonluğun. Yani Kuran’daki sırlardan, Tevrat’taki sırlardan bunu anlıyorlar. Anlıyorlar değil, açık zaten. Bunun uygulaması var şu an. Suriye’deki olaylar, Suriye’deki olayı sana o zaman açayım, bu sırrı da sana anlatayım. Sır sorarsanız veririm sır ama tabii uygun görürsem. Suriye’de Şiilerin beklediği Mehdi mi çıkacak? Sünnilerin beklediği Hz. Mehdi (a.s) mı çıkacak? Bu merak ediliyordu. Şiiler de bunu merak ediyorlar. Yani kendilerinin haşa Allah gibi gördükleri bir Mehdi var. Haşa. Bu Mehdi’nin özellikleri görünmez olması. Bak görünmez. Her yerde olması yani bunların dediği Mehdi, mesela şu an burada. Şu an senin evinde, her yerde. Yerin altında, üstünde, gökte, atmosferde, her yerde. Ve insanların aklından geçen her şeyi biliyor. Her insanın aklından geçeni biliyor. Dünyada ne kadar insan varsa. Bakın dikkat edin, Allah’ın vasıflarını ona vermişler. Vaat edilen deccal işte bu. Ahir zamanda vaat edilen deccal. Büyük deccallardan bir tanesi. Onu bekliyorlar. Böyle bir şey yok. Hz. Mehdi (a.s) Allah’ın herhangi bir kulu. Allah’ın zavallı bir kuludur Hz. Mehdi (a.s). Allah’ın dediği kadarını yapabilir. Öyle bir gücü de yoktur. Ama Şiilerin beklediği Mehdi haşa tam anlamıyla Allah’ı tarif ediyorlar, haşa. “O, o şekildedir” diyorlar. Ve çok büyük bir günaha giriyorlar. Bak insana rızık verme gücü var Mehdi’nin, yemek veriyor. Bir şey istediğinizde onu sana alıp getiriyor. İstediğin anda, istediğin yerde oluşuyor. Bütün İran’ın resmi ekibi, resmi yöneticileri buna inanıyorlar. Bu, Allah’lık iddiası değil mi haşa. Deccal, Allah’lık iddiası ile çıkmayacak mı? Bak deccal Allah olmak iddiası ile çıkacak. Bunlar onu anlatıyor işte. Hz. Mehdi (a.s), işte bu Allah’lık iddiasını ortadan kaldırıp, deccaliyeti öldürmüş oluyor. Çünkü Allah kendi başına müstakil bir güçtür, Cenab-ı Allah. Biz O’nun aciz, zavallı kullarıyız. Biz hiçiz. Var olan Allah’tır. Şimdi deccal Suriye’de ölecek diye, Şii aleminde bir panik var, konu bu. İlla sır istiyorsanız, sır bu. Yani fikren ölecek diye korkuyorlar. Fikren ölecektir zaten. Onların dediği Mehdi hiçbir zaman için çıkmaz. Bak kurnazlık yapıyorlar, zaten diyor ki Devlet Başkanı açıklıyor “Mehdi ne zaman çıkacağı belli değil” diyor, belirsiz. “Ayrıca şu an her yerde zaten” diyor. “İstediğimiz an konuşuyoruz” diyor “Hatta sesi de biz de mevcut, banda aldık sesini” diyor. Alay ediyorlar milletle yani, dalga geçiyorlar-haşa-Allah’lık vasfı veriyorlar haşa.

Çirkin bazı kızlar, sizin makyajınıza, bakımınıza bozuluyorlar. Bunlar genellikle ekşi yoğurt kokan çarpık çurpuk kızlar. Böyle fizik olarak da kendilerine küskünler, bunların kıskançlığı hasetliği dillerinden dökülüyor, kalplerinde daha da şiddetli haset var. “Hâsidin izâ hased” diyoruz, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin faaliyetlerinden biraz okuyacaktım Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ceylan, Amerika’da ulusal yayın yapan George Tole Show’a konuk oldu. Ve burada Türkiye’de son dönemde yaşanan olaylar konusunda yorum yaptı. Bunun Marksist, komünist bir hareket olduğunu dile getirdi. Aynı zamanda Suriye’de iki sene içinde yüz bine yakın kişinin öldürüldüğünü, vakit geçirmeden Türkiye-Rusya-İsrail ittifakıyla duruma el konulması gerektiğini belirtti.

ADNAN OKTAR: Güzel çok güzel konuşmuş. Ceylan Hocam, bayağı faydalı oluyor, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Durmuş kardeşimiz şöyle yazmış; “Kadıköy’de Hocamın kitap ve broşürünü dağıtıyoruz, sokak ressamı olan Kemal isimli bir ağabeyimle. Bu ressam ağabeyimizin Hocamızın eserlerinden yararlanarak hazırlamış olduğu çizgi romanı da var. Ayrıca haftaya KPSS sınavına gireceğim. Gerçi beş yıldır giriyorum ama olmuyor. Hasleten Hocamızın duasını istiyorum. İnşaAllah, bu sefer olacak. Hocamızın nur ellerini öpüyorum. Sağ bileğimi de kırdım Allah’tan hayırlısı. Oğlumun da fotoğrafı var” demiş.

ADNAN OKTAR: Şimdi bana şu ufaklığı göster önce sen şunu yanaştır. Şekerliğe bak sen buruna bak, dişlere bak sen. Seni köfte seni. Bir de resim çekildiğini de biliyor, poz vermiş. Bilek. Bileği kıran Allah’tır. Kim bilir ne hikmetleri var, inşaAllah çok sevap alırsın. Sabredersin çok sevap alırsın inşaAllah. Ama hikmetini Allah, bir gün sana gösterir.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Bugün Sultan Ahmet’te kardeşlerimiz sizin İngilizce ve Türkçe olmak üzere doksan adet kitabınızı dağıtmışlar. “Canımız, Seyyidimiz, arslan Hocamıza sevgilerimizi iletiyoruz ve hayır dualarını bekliyoruz inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah bak, yabancı kadınlar çok şekerler. Onlara çok güzel hizmet olmuş. Ömürleri boyunca onlara etki edecek çok büyük bir nimet. Adam belki ta Yeni Gine’ye gidecek. Yahut Amerika’nın bir uzak köşesine gidecek. Ama o kitapta onunla birlikte gidecek. O kitap kim bilir yüzlerce, binlerce insana zincirleme hidayet vesilesi olacak, maşaAllah.

Evet.

DİDEM ÜRER: 26-30 Haziran tarihleri arasında, Çorum’da onuncu uluslararası Hitit Fuarı’nda Çağdaş İslam Birliği Derneği olarak Harun Yahya eserleri tanıtımı ve ücretsiz kitap, broşür dağıtımı gerçekleştirildi. Sergiye katılan kardeşlerimiz; Züleyha, Ayşe, Handan, Büşra, Emine, Fatma, Ayfer, Ayşegül ve Ayla.

ADNAN OKTAR: Ama şahane bir şey olmuş, şahane hizmet olmuş. Allah her harfine, her nefeslerine sevap versin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: İzmir’deki kardeşlerimiz de Konak Meydanı’nda altmış adet kitap ve beş yüz adet broşür dağıtmışlar. “Hocamız bizim şevk kaynağımız, maşaAllah. En derin sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz, ellerinden öpüyoruz inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ne güzel yerler, ne güzel insanlar, ne güzel faaliyetler. Allah nurlarına nur katsın, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz de şöyle yazmış: “İyi akşamlar Hocam. Ben dün İzmit’te broşür dağıttım. Bu kadar resim çekebildim. İmanımın ve hizmet imkanlarımın artması için, bana dua ederseniz çok sevinirim. Size sevgilerimi iletiyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah yardımcısı olsun daim, her zaman.

DİDEM ÜRER: İnşaAllah Hocam. Kardeşlerimiz Üsküdar’da bine yakın A9 TV broşürü dağıtmışlar, sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Üsküdar güzel bir semtimizdir, kendine has bir hoşluğu vardır, Allah kardeşlerimize çok fazla sevap versin. Bu güzel kedileri de ahirette görmeyi Allah nasip etsin. Bak bak bak şekere bak sen, nasıl dikkatli. Ne şekermiş bu, ne süslüymüş, ne zarif duruşu, pozu da çok güzel olmuş, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da da kardeşlerimiz dün Dikimevi’nde A9 TV broşürü dağıtmışlar. “Nur ala nur Hocamızın ellerinden öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah kardeşlerimize, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Kayseri’den kardeşlerimiz şöyle yazmışlar: “Zümrüt gözlüm, canım nurum Hocam, öncelikle buradayız. Hocam geçtiğimiz Cuma günü kardeşlerimizle sohbet edip, ilim deryası kitaplarınızdan ve Kuram meali okuduk. Sonrasında FİFA Dünya Kupası maçına gittik. Orada da beş yüz adet broşür, yirmi adet kitap dağıttık. Kayseri’den kucak dolusu sevgiler.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şu Kayseri’deki kedileri bir bakayım ben. Yanaştır şu kedileri teker teker. Bak güzelliğe bak sen, tatlılığa bak sen, bademliğe bak. Bir de hepsi de pırıl pırıl, tertemizler, nur gibiler. Allah hepsine hayırlı, bereketli, uzun ömür versin.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Hollanda’da fosil sergisi düzenlediler. Ayrıca kitap ve broşür dağıtımı da yaptılar. Faaliyete katılan kardeşlerimiz; Süleyman, Oğuzhan, Yusuf, Feyza, Burcu ve Necati. Hocamıza sevgi ve saygılarımızı iletiyor, nur ellerinden öpüyor ve dualarını istiyoruz, inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel faaliyet olmuş. Ne güzel sevaplar almışlar. Allah hepsinin güzelliğini, nurunu arttırsın, sağlık, sıhhat versin. Hepsi birbirinden güzel maşaAllah, elhamdülillah.

Didem Hocam, ben dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir de İstanbul’da Yeni Sahra’da kardeşlerimiz çok sayıda broşür dağıtmışlar, onlar da sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, biz de onlara muhabbetlerimizi iletiyoruz, Allah kalplerine huzur, şevk versin.

DİDEM ÜRER: Bir tane de Mersin’den okuyayım Hocam, son bugünlük faaliyet. Mersin’den kardeşlerimiz size şöyle diyorlar: “Aslanımız, Seyyidimiz, Sultanımız, Adnan Hocamız, dün Mersin’de üç bin tane broşür dağıttık ve kitap dağıtımı yaptık. İngilizce eğitim veren kurslara da sizin İngilizce kitabınızı verdik, inşaAllah. İnşaAllah, mübarek ağzınızdan makbul dualarınızı duyarsak çok sevineceğiz. Sizi çok seviyoruz Hocam” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Benim aslanlarıma Cenab-ı Allah sağlık, sıhhat versin. Cenab-ı Allah onlara, hiçbirine hastane parası verdirtmesin. Bütün imkanlarını İslam’a, Kuran’a sarf etmelerini nasip etsin, hayır yoldan Cenab-ı Allah ayırmasın.

Didem Hocam, ümmeti Muhammed uyusun, yarın devam edelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü