Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (4 Temmuz 2013; 10:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Aşkım, ruhum, bir tanemin güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam şimdi sizi dinliyoruz.

DİDEM ÜRER: Hocam bildiğiniz gibi dün gece Mısır’da askeri darbe yapıldı.

ADNAN OKTAR: Neler oluyor?

DİDEM ÜRER: Hocam, Mursi’nin bulunduğu yerin çevresi ordu tarafından dikenli tel ve barikatlarla çevrildi, gözaltına alındı ve yurt dışına çıkma yasağı getirildi. Mısır Genelkurmay Başkanı; “Anayasa mahkemesi başkanını seçim yapılana kadar cumhurbaşkanlığı görevini yürüteceğini anayasanın askıya alındığını ve yeni başkan seçilene kadar ara bir hükümet kurulabileceğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Ara bir hükümet. Seçimleri çabuk yapsınlar bir, öyle aylarca uzatmaya gerek yok. Ama kardeşim asıl şey Mısır’da Darwinizmin ortadan kaldırılması. Gençlik Darwinist yetiştirildi. İki taraf da birbirini kırıp geçirmek için sabırsızlanıyor. Acayip istekliler, yani hissediliyor. Orduda tedirgin oldu anladığım kadarıyla ama tabii darbe hiç bir zaman için iyi değildir. Rahatsız edici, adı bile kötü. Darwinizmin, İhvan ve Selefiler tarafından önemli bir hedef olarak görülüp, yoğun çalışmayla ortadan kaldırılması lazım. Yapılacak şey; İhvan, İhvanın gençleri Darwinist materyalist eğitime karşı bilimsel mücadele yapsınlar. Benim kitaplarım hazır, Arapçaları da var, şakır şakır başlasınlar, bu bir. Şimdi ordu, Mursi’yi serbest bıraksa daha güzel olur. Böyle, onunla da konuşabilirler, şu aşamada işte biz seçim yapacağız dediklerine göre, o da seçim çalışmalarına başlasın. Ama Darwinizmi-materyalizmi ortadan kaldırmadan ortaya çıkarlarsa mağlup olurlar, söyleyeyim. Yani mümkün değil, her yerde mağlup olurlar. Selefiler normalde darbe istemiyorlardı bizim haberimiz vardı ama onlar da bir anda döndüler gece biz röportajı bitirdikten sonra onlarda ani bir tavır değişikliği oldu. Fakat bakın iki ana konu var, bir; Darwinist materyalist eğitime karşı çalışma yapılması, iki; bağnazlık. Şimdi kadınlar, güzel varlıklar. Bunlar baskı altında yaşamak istemez bu güzel varlıklar. İstediği gibi bakım yapmak ister, makyaj yapmak ister, dışarı çıkmak ister, müzik dinlemek ister, gezmek ister. Sen ona evde otur senin iflahını keseceğim dersen, sana makyaj yaptırmayacağım, işte kaşını aldırmayacağım, gözünü boyatmayacağım dersen içinde için için bir öfke duyar. Ve başarılı olamazsın. İslam dünyaya hakim olacağına göre, bütün dünyayı bütün insanları kucaklayan bir yapıda olması lazım. İnsanların bin bir türlü dertleri oluyor zaten, sıkıntıları var, hastalıkları var. İnsan hep güzelliğe müstahaktır, hep güzel bir şeyler görmek ister. Güzel ağaçlar, güzel bitkiler, güzel insanlar. Gençleri suratları asık eli sopalı hale getiriyorsun, sevgisizliği ortaya koyuyorsun, Hıristiyanlara saygı yok, Musevilere saygı yok. Ürkütücü bir ortam oluyor. Böyle bir İslamlık anlayışını hiç kimse istemez. Dünyanın hiçbir yeri istemez. İki şeye dikkat etmesini rica ediyoruz İhvandan. Bir; Darwinizm-materyalizme karşı bu günden itibaren yoğun bir faaliyete başlasınlar, Selefiler de öyle. İkincisi; yatıştırıcı, barışçıl, sevgi dolu sözler kullansınlar. Hiçbir şekilde kavgadan, kan dökmekten bahsetmesinler, olay çıkarmaktan bahsetmesinler. Üçüncüsü; kadınlara alabildiğine özgürlük tanısınlar. Kadınlar özgür olsun, rahat olsunlar. Baskıcı din anlayışını hiçbir şekilde kabul etmesinler. Dinde baskı yoktur, Allah açıkça söylemiş. Bunları yaparlarsa, din zaten hâkim olacak. Ama Hz. Mehdi (a.s) olmadan, olamayacağını Allah onlara gösterdi. Bölgede bir çok liderin, Hz. Mehdi (a.s) olma isteği oluyor, İslam aleminin lideri olmak, baş olmak, halife olmak gibi. Hz Mehdi (a.s)’ın dışında Allah bu yolu kapatmış. O zaman Allah’a karşı mücadele etmiş olur şahıs. Suni ve sahte Mehdi olarak ortaya çıkarsa, mağlup olur, ezilir. Daha öncesinden de kim yaptıysa, Allah ona müsaade etmedi. Bilinçaltında Mehdilik iddiası olan birçok tarihte ünlü kişi olmuştur, hepsi mağlup olmuştur. Tek tek isimlerini vermeyeyim. İhvanın içinde modernlik yanlısı gençler çok fazla. Modern gençleri bıraksınlar, Kuran anlayışına uygun sahabe anlayışına uygun, diri güzel bir İslam anlayışı Mısır’a hakim olsun. Modern gençler bir araya gelsinler; önce Darwinizmi-materyalizmi ana deccal düşüncesine karşı bir yoğun faaliyeti yapsınlar, sonra da ılımlı İslam denilen yani sahabe İslam’ını Kuran İslam’ını yaşayacaklarını açık açık ortaya koysunlar. Ordu da destekler onları o zaman. Selefiler de destekler, Hıristiyanlar da destekler. Hıristiyanları bağrınıza basın Allah’ın size emaneti onlar. Bir kadın var bağırta bağırta kadınlara tecavüz etmeye kalkıyorlar, gördünüz mü siz? Rezalet, ne kadar nefret dolu yetiştirilmişler. Bunlar tabii Müslüman olan İhvan var, onlardan değiller bunlar. Bunlar karşı taraf. Ama onların içinde de büyük bölümü Müslüman. Onlar dini reddetmez, onlar modern İslam istiyorlardır. Şimdi İhvan karşıtları var, insanlar zannediyorlar ki, onlar dinsizdir. Onların içinde dinsiz sayısı yüzde bir falan. Hepsi dindar, hepsi Müslümanlar. Ordu da Müslüman, bütün subaylar Müslüman ordu da. Onun için bütün mesele iki şey; Darwinizmin-materyalizmin bilimsel olarak ortadan kaldırılışı ilimle ve özgür samimi İslam anlayışının uygulanması. Kadınlara karşı sevgi dolu, kadınlara hürriyet veren bir bakış açısı içerisinde, hiçbir baskıyı kabul etmeyen İslam anlayışı. Bu İhvanla sürekli bağlantıda olalım buraya da çağıralım konuşalım bu Selefilerin de onları da çağırıp konuşalım. Bu Kıptilerin, Hıristiyan Kıptilerin liderinin gelmesi zor olur da, yardımcısı falan onları çağırabiliriz, bir görüşelim, inşaAllah.

Evet, Didem Hocam.       

DİDEM ÜRER: Hocam gece boyunca olaylar çıktı tabi bu darbenin ardından ve on dört kişi hayatını kaybetti. Başkentte de üç kişi hayatını kaybetti ve elli kişi yaralandı. Ordu tarafından Müslüman kardeşlerin ofisleri basıldı. Devlet televizyonu ve gazetelere baskınlar düzenlediler ve çalışanları gözaltına aldılar, kapattılar televizyonlarını ve gazetelerini İhvana ait olan. Bu şekilde gelişmeler oldu. Bir de üç yüze yakın kişinin gözaltına alındığı söyleniyor.

ADNAN OKTAR: Televizyon, gazetenin kapatılması. Bir gün iki gün hadi neyse akıl alır da, fakat muntazam kapatma çok anormal bir hareket. Kışkırtıcı yayın yapmadıktan sonra, kan dökülmesini teşvik eden bir yayın yapmadıktan sonra, televizyonu kapatmanın bir anlamı yok.  

DİDEM ÜRER: Genelde Mursi de, İhvanlar da hep yatıştırıcı yönde söylediler. “Darbeye direnin ama olay çıkarmayın. Şiddetle değil ama sonuna kadar direnin” diye duyurdular.

ADNAN OKTAR: Hiçbir eylem yapmalarına gerek yok. Olmuş olmuş, seçimin çabuk olması lazım. Yani ortalığı karıştırır, gereksiz onlar. Seçimin öne alınması, üç ay mesela en fazla üç aya yapılabilir veya iki ay sonra seçim yapılsın. Ama seçim yapılsa bile yine ir bağnazlık hakim olursa yine bu olaylar olur. Yüz kere seçim yapılsa yine aynı olaylar olur.  Bağnazlığın kalkması çok önemli. Bakın iki şey; Darwinizmin-materyalizmin olmadığının bilimsel ispatının yapılması, iki; bağnazlığın kalkıp yerine sevgi, neşe, sevinç, güzellik, estetik, sanat, hoşluk her türlü iyiliğin, güzelliğin o bölgede hakim olması. Bunun hedeflenmesi gerekiyor. Hatta seçim bir ay sonra bile yapılabilir. Bence Mursi’yi bıraksınlar, hiç gerek yok, bir ay sonra seçim yapsınlar. Ama bakın yine olur. Bağnazlığın bırakılması lazım, bağnazlığı dünyanın hiçbir yeri kabul etmez. İnsan bunalır yapamaz, fıtratında yok. Kadını ezeceksin, kadına yarım diyeceksin, sakalını keseni öldüreceksin, namaz kılmayanı öldüreceksin. Korkunç, rezalet bu, bunu kimse kabul etmez. Yani vahşet sistemi böyle bir şeyi kim ister? Onun için bir kere bu konuda bir garanti versinler, İhvan bu konuda bir açıklama yapsın. Bir rahatlatsın. Bir ay sonra da seçim yapılabilir. Bunu hallederlerse konu biter. Bütün mesele burada.

Ahir zaman bütün ihtişamıyla, bütün sahneleriyle bütün dünyaya görünüyor. Mesela Mısır’da Cenab-ı Allah yüz binlerce, milyonlarca insanı bir arada gösteriyor. Sokaklar yüz binlerce insan bir yerde toplanmış, yüz binlerce insan bir yerde toplanmış, havada ışıklar var, kaderde ahir zamanda olacak olan olaylar. Mesela Mısır’da bu deve çulu fitnesi olarak uzun uzun belirtilen bir hadisedir, Mısır’daki olaylar. Mısır olayları, Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışının mühim alametlerindendir. Ayrı özel hadisler vardır bununla ilgili. Bu olaylar şu an süratle oluyor. Adamlar anladı, bağnazlıkla bu iş gitmez. Afganistan, mesela kurtulamaz Afganistan. Irak, geceli gündüzlü bak bomba patlıyor. Bağnazlığın sonucu bu. Yani Irak’ta mesela hadi diyelim Sünniler iktidara geldi, geceli gündüzlü bombalar patlar yine. Hadi Şiiler iktidara geldi diyelim, yine geceli gündüzlü bombalar patlar. Sel gibi kan akar. Netice alamazlar. Allah’ın dediğini yapacaklar, Mehdiyet’e teslim olacaklar. Bağnazlıkla İslam hakim olmaz. Bağnazlığı bırakacaksınız. Bak rahmetli Atatürk tedbir almasaydı, bak adamlar Atatürk’e karşı çıkıyor. Eğer rahmetli Atatürk tedbir almasaydı, Türkiye Irak’tan bin beter olurdu, Mısır’dan on bin beter olurdu, Afganistan’dan yüz bin beter olurdu, oluk gibi kan akardı Türkiye’de her gün. Bak rahmetli öyle güzel sistem almış ki, o kadar güzel tedbir almış ki mükemmel, tepmez devrilmez. Hiçbir şekilde zarar veremiyorlar. Gayet güzel sistemi kurmuş. Kendi içinde mükemmel bir koruma sistemi var. Ama buna rağmen yine Türkiye’nin bağnazları da çok ünlüler. Mesela bak diyorlar ki, “Hanımlar az makyaj yapsın.” Tamam, az makyaj yapsın, tamam yaptı. “Hiç yapmasın” diyecek bu sefer. Tamam, doğru dersin hiç yapmasın. “Başını kapatsın” diyecek. Tamam, onu da halletti. Başını kapattı ama olmamış diyecek, “Çarşaf örtsün.” Çarşafı da örttü, “Ekrana çıkmasın” diyecek. Tamam, ekrana da çıkmadı, evinden çıkmasın diyecek. Önü sonu yok. Sonra diyecek “sakalını kesen adamlar görüyorum ben orada” diyecek. “Adam bir haftadan beri sakalını kesiyor katli vacip, onun görüşü öldürülmesi gerekiyor.” Al başına belayı. Adam namaz kılmıyor, “hadi kes.” Oruç tutmuyor, “kes.” Bağnaz kafalı adamlar var ve bu adamların özelliği kendileri yapmıyor. Bunların kendine has dinleri var, kendine has inançları var.

DİDEM ÜRER: Hocam, bağnazların hedefledikleri kadın modeline uygun birkaç resmimiz vardı.

ADNAN OKTAR: Bakayım. Al buyur. Yani Allah esirgesin görseler çocuklar. Sen böyle bir sistem kurmaya kalkarsan, adam ister mi bunu? Bağnazlıkla İslam hakim olmaz. Amerika’ya da hakim olacak, Rusya’ya da hakim olacak. Japonya’ya da hakim olacak. Ne ile? Mehdiyet ruhuyla. Sevgiyle, şefkatle, ilimle, irfanla, hürriyetle, demokrasiyle, muhabbetle hakim olacak.

“Son günlerde hazırlanan yargı paketine son anda eklenen bir düzenlemeyle Yargıtay ve benzeri üst düzey mahkemelerde görev almak için yirmi yıllık mesleki eğitim zorunluluğu getirildi. Bu konuda fikirlerinizi almayı istirham ediyorum. Bir kesim muhafazakarlar konuyu çok yoğun muhalefet ediyorlar. Mailimin ekinde bazı örnek yazılar yolladım. Derin hürmet ve saygılarımla”. Serhat Albayrak. “Değerli Üstadımız” demiş, Üstad güzel bir ifade. Akıl yaşta değil baştadır derler. Adam on yıllık bir tecrübesi vardır ama zehir gibidir. Adam yirmi yıllıktır da yeteneksizdir. Adam onun kırk yılda alacağı eğitimi, iki yılda bile alabilir. Şahsi kabiliyetine bağlı o, şahsi yeteneğine bağlı. Olmaz öyle şey.

“Hocam programınızı canlı izliyorum, çok pozitif, birleştirici, ayrımcılığa karşısınız. Keşke diğer büyüklerimiz de sizin gibi konuşsa” diyor. “Sivas, Çorum, Maraş ve Malatya olayları gibi tarihimizde bizlere acı yaşatan olaylar neden hep Alevilere oluyor?”

Aleviler de candırlar ama Alevi tamam, Alevilere karşı bir şehadet uygulaması yaptı bazı zalimler, iddia edilen Ergenekon terör örgütünün zalimleri ama on binlerce canımızı da şehit ettiler. Mesela bin Alevi şehit olduysa, yüz bin de Sünni şehit edilmiştir. İddia edilen Ergenekon terör örgütü Alevi-Sünni’ye bakmaz. İnsan olması yeterli onun için, öldürür.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır Cumhurbaşkanlığından darbe sonrası yapılan ilk yazılı açıklamada Mursi’nin; “Şu anda Cumhurbaşkanıyım, aynı zamanda ordunun komutanıyım” dediği ifade edildi. Halka “Darbeye direnin” çağrısı yapıldı ve ancak sonrasında Mursi ordunun müdahalesini önlemek için geri adım attı. Hükümetin istifa etmesini, yeni bir koalisyon hükümeti kurulmasını, bu geçiş hükümetinin ülkeyi seçime götürmesini istedi. Hükümet sözcüsü, Mursi’nin “istifa etmeyeceğim, ordu taraf tutmamalı” sözünü de aktardı.

ADNAN OKTAR: Artık olmuş bir kere, geri adım atmaz ordu. Erken seçimi daha yakın bir tarihe isteyebilirler. Fakat oradaki fikriyatın değişmesi lazım.  “Biz” diyecekler “kadınlara karşı bakış açımızı değiştirdik. Bağnaz İslam anlayışına karşıyız. Biz modern, sevecen, sahabe İslam’ını savunuyoruz. Sevgiyi esas alıyoruz, coşkuyu, sanatı, bilimi, estetiği esas alıyoruz” demeleri lazım. Ve gençler de yoğun olarak zeminde gençliği yetiştirecek faaliyet içinde olmaları lazım. Sevgisiz gençlik benim gördüğüm, o onu dövüyor, o onu eziyor. Yani kavga istiyorlar. İki tarafta kavga istiyor gibi bir halleri var. Sevgiyi öğretmek için yoğun bir sohbet faaliyeti yapılması lazım. En önemli konu da kalpleri zehirleyen, beyni zehirleyen, ruhu zehirleyen Darwinist, materyalist felsefeye karşı ilmi eğitim. Üniversitelerinde hatta İlahiyat fakültelerinde bile Darwinizm-materyalizm öğretiliyor gençlere, o durumda hastalık tevessül eder gelişir, Allah esirgesin. O sevecenlik önemli.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Obama; “Mısır ordusunu en kısa zamanda tam otoriteyi seçilmiş sivil ve hükümeti devretmeye çağırdı. Mursi ve destekçilerine yönelik keyfi tutuklamalardan kaçınılması gerektiğini” söyledi. “Amerika’nın zaruri olmayan diplomatlarını Mısır’ın başkentinden çıkaracağını ve Mısır’a yapılması planlan askeri yardımın tekrar gözden geçirileceğini” belirtti. 

ADNAN OKTAR: Orada yapılacak olan şey bir kere, bu darbeciler tutuklama olayına girmeleri çok ayıp. Tutuklanması için suç işlenmesi lazım. Neyi tutukluyorsun adamı? Ne tutuklaması? Mesela “demeç verme” diyebilirsin veya “Riskli olabilir” diyebilirsin. Tutuklama neyin nesi? Olur mu öyle şey? Tutuklayacaksan sen, on binlerce, milyonlarca adamı tutuklaman lazım. Tutuklu herkesi bırakması gerekir. Adam ne yapmışta tutukluyorsun? Ne alaka yani?

Ölümsüz Sözler kusur Müfettişi; “Doğru da Darwin’i nereden çıkarttın Üstad? İmanlı bir nesil desek daha kapsayıcı olmaz mı?” Ama şimdi put bir inanç var Allah’ın yaratılışı diyorsun bir şey olduğunda, “Allah yarattı” diyorsun. Adam da diyor ki “Allah yaratmadı tesadüf yarattı” diyor. Şimdi “tesadüf yarattı” dedin mi Allah’ı inkar etmiş oluyorsun. Allah’ı inkar eden bir felsefeyi sen ortadan kaldırmadan Allah’ın varlığını nasıl anlatacaksın? Önce Allah’ı inkar eden felsefeyi ortadan kaldıracaksın ki, iman hakikatlerini rahat anlatabilesin. Ve ayrıca safsata, safsatanın mutlaka ortadan kalkması gerekir.

“Hocam Allah sizden bin kere razı olsun maşaAllah, bizi bilgilendiriyorsunuz.” Polat.

Diren Drogba 24 Mayıs 24; “Dindar yetişip, potansiyel terörist mi olsunlar yani?” Bak senin anlatmak istediğin “yobaz yetişip terörist mi olsunlar?” desen, olur. “Yobaz yetişip terörist mi olsunlar?” Desen olur.  Müslüman oldu mu anti terörist olur. Anti şeytan ve anti deccal olur. Gerçek Müslüman sevginin, şefkatin, merhametin, dostluğun, güzelliğin her türlü mükemmelliğin öğretmenidir. Ve her türlü mükemmelliği yaşayan insan demektir.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır’dan bağlantıda olduğumuz İhvandan haber gelmiş. Mısır’da sadece İhvanın televizyon kanalları değil, bütün İslami kanallar kapatılmış, gazeteleri de kapatılmış, el-Cezire Mısır da kapatılmış.

ADNAN OKTAR: O zaman bize Facebook’tan, internetten bağlantı kursunlar, demek istedikleri ne varsa, ben buradan anlatayım. Zaten uyduda yayın Mısır’dan da seyredebiliyorlar, internetten de seyrediyorlar, ne istiyorlarsa konuşalım. Sen muhalifleri serbest bırakıyorsun, onların konuşması serbest, televizyonları serbest. Müslümanların konuşması yasak oldu mu bu? Konuşsun adam tutuklamaya ne gerek var? Tamam, iktidara gelmişsin işte ne yapıyorsan yap. Erken seçim iste ama Müslüman kardeşlerimizde bak bu musibetten ders alsınlar, gerçek İslam’a dönsünler, bağnazlığı savunmasınlar.

Zeynep Sare’den Hocamıza sevgiler; “Selamlar Hocamız beni böyle beğenir galiba” diyor bir baksın anne gönder diye rica etti diyor. Bir göreyim ben Sare’yi dünyalar tatlım, müthiş süslü olmuşsun çok şeker olmuşsun. Bal kaymak olmuşsun muhteşem kıyafetin, çok güzel olmuşsun.

Bu İslamist, İslamcı bunu bıraksınlar, bağnaz kelimesini kullansınlar. İslam ayrı İslam’ı onun içine sokmasınlar. Çünkü Musevilik de İslam dinidir, Hıristiyanlık da İslam dinidir. Hz. Nuh (a.s)’un da getirdiği İslam dinidir. Hepsi İslam dinidir ama son olarak da Hz. Muhammed (s.a.v)’in getirdiği Müslümanlık asıl İslam dini olarak Allah son dini göndermiştir. “Allah katında din İslam’dır” diyor Allah ayette. Ama Musevilik ilk geldiğinde, İslam diniydi. Hıristiyanlık ilk geldiğinde, İslam diniydi. “İslamist” bu çok cahilce bir ifade, böyle olmaz. Bağnazlık de, gericilik, gericilikte olmaz gericinin de anlamı yok. Geriye dönmek geride çok güzel şeyler var. Osmanlı tarihine döndüğümüzde çok güzel şeyler var. Sahabe dönemine döndüğümüzde güzel şeyler var. Gericilik de denmez, bağnazlık diyebilirsiniz.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Mısır silahlı kuvvetleri bir açıklama yaparak; “İslami harekat ve mensuplarına ihanet edilmesine kesinlikle izin verilmeyeceğini” vurgulamış.

ADNAN OKTAR: Bu mesela güzel, bu güzel. Çok acayip bir şey, sanki  Müslümanlara meydan okuyan İslam’ı ortadan kaldırmak için Mısır ordusu devreye girmiş gibi. Öyle bir şey yok. “Bir bağnazlık var, bir kavrukluk var onu düzeltmek için geldik” diyebilirler. Ama tutuklama bu münasebetsizlik bunu derhal kaldırsınlar. Çok ayıp bu. Evinde tutabilirsin, mesela bırakırsın evinde durur. Zaten olgun aklı başında insanlar şimdi oturup darbeye direnmenin de alemi yok. Sevecen saygılı davranmalı hep beraber iş birliği yapıp, ortalığı yatıştırıp erken seçime gitmeleri gerekir, bağnazlığı da ortadan kaldırdıklarına dair açık fasihçe demeçler vermeleri lazım. Akşam açıkladık dedik İhvan yöneticileri şöyle şöyle yapsınlar bir saat sonra tam tersi açıklamalar. Sonra baktık ordu benim dediklerimi demeye başladı. “Hıristiyanlarla resim çektirin” dedim. O yaptı götürdü getirdi Hıristiyanların liderini yanına aldı, resim çektirdi. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, ordu sözcüsü resmi sözcüsü konuyla ilgili şöyle bir açıklama yapmış “Ülkedeki farklı dini akımlara mensup olan genç Mısırlılar hiç kimse vatana olan bağlılığınız, ihlasınız, vatanperverliğiniz hakkında şüphe etmemektedir. Silahlı kuvvetler tarafından ülkedeki dini ve milli liderlerin yanı sıra, gençlerinde onayıyla yürürlüğe konulan bazı icraatlar size karşı değildir” demiş.

ADNAN OKTAR: Bunlar güzel pozitif konuşmalar bunlar iyi. MaşaAllah elhamdülillah.

“Hocam Selamun Aleykum sabah sizi ekranda görünce süper enerjim arttı” diyor. “Müthiş dinçsiniz, maşaAllah” diyor.

“Adnan Hocam nasılsınız? İnşaAllah iyisinizdir, ellerinizden öpüyorum. Sizi Azerbaycan’dan izliyorum nurlu yüzünüz her zaman gülsün, inşaAllah” diyor Sabirrabad Muradov. MaşaAllah, Allah razı olsun, Allah hepimize sağlık sıhhat güzellik versin.

“Değerli Adnan Hocam mübarek ellerinden öpüyor, saygılarımı sunuyorum.  Hocam aşağıdaki ayetlerin tefsirini yapabilir misiniz?” diyor. Evet, vahşi kapitalizmle ilgili bu Sad Suresi, 23 ve Sad Suresi, 24. Çok fazla ayet vardır vahşi kapitalizmi anlatan ve onu çirkinliğini anlatan.

Mehriban Abdulayeva, bu ne şeker şeymiş böyle. “Size yazdığım için çok mutluyum, şükürler olsun, sizin sayenizde imanım artıyor. Gerçekleri bizlere Allah’ın izniyle gösteriyorsunuz. Sizi günden güne daha çok seviyorum, maşaAllah. Allah sizi bize göndermiş. Fotoğrafımı inşaAllah beğenirsiniz. Ben Mehriban, küçük şeker Behlül. Behlül’le Mehriban’ı görelim. Ah canım benim. Ama Behlül de çok seker bir şey. Mehriban harikulade güzelsin, maşaAllah. Gel tabii bir gün ayarla gel buraya görüşürüz konuşuruz. Kardeşlerle konuş inşaAllah.

Özdemir Kılıç; “Hocam sizi merakla izliyoruz” diyor, maşaAllah.

Özge Şifal; “Kuran sanatı savunuyor da, neden İslam alimleri sanatçıya karşı?” diyor. Bağnazlıklarından, niye karşı olacak işte? Şirk ruhundan, müşrik ruhtan kaynaklanan şeytani bir eylem. Şeytanın etkisinde kalıyorlar, haberleri bile yok.

“Canım aslan Hocam, sizin vesilenizle başladığım üniversiteden Salı günü mezun oldum inşaAllah. Allah almayı nasip etti. Bu diplomayı yine Allah yolunda Mehdiyet’e hizmet için kullanmayı nasip etsin, inşaAllah. Allah sizden razı olsun” diyor. MaşaAllah mezuniyet kıyafeti de yakışmış.

Dünyanın en tatlısı Şeyhimiz, Sultanımız, Şeyhin Şah Sultanımız, Şeyh Nazım Kıbrıs-i el Hakkani dün çok iyiymiş maşaAllah. Kendini çok iyi hissediyormuş. Dışarı deniz kenarına devriyeye çıkmış. Bir de ben Şeyhimi özledim, canımı özledim. Çocuklar hazırlansınlar da bir Şeyhime gitsinler, inşaAllah. Bir de Osmanlı güzel bir şeyler alalım Şeyhimizin hoşuna gidecek, inşaAllah. Tablodan da hoşlanıyor, İstanbul manzaralı falan bir şeyler, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Cengiz Çandar Mısır’dan yola çıkarak Başbakan Erdoğan’ı uyaran bir yazı yazmış; “Türkiye’deki AK Parti ile Mısır Müslüman kardeşleri arasında elbette büyük farklar var ama ‘ortak özellikler’ bir türlü ‘sıhriyet’ de var. Benzeri bir gelişmenin Türkiye’de tekrarlanmaması büyük ölçüde AK Partinin Mısır’dan doğru dersleri çıkarmasına bağlı. Türkiye’nin çıkarmakta direndiği dersleri Mısır’a bakıp çıkarmasında demokrasinin selameti ve kendi iktidarının sağlığı açısından yararı vardır.

ADNAN OKTAR: Ama ne dersi? Dersin ne olduğunu söylemiyor.

DİDEM ÜRER: Genellikle şundan eleştiriyorlar, Mursi’nin sadece kendine oy veren kişilere cevap vermesi, onlarla ilgilenmesi, diğerleriyle ilgilenmemesi.

ADNAN OKTAR: Ama ne olduğunu söylemiyor ki, hep yuvarlak sözler. Bağnaz, adam bağnaz, sorun bu. Yani İslam’da olmayan, sevgiye, şefkate, merhamete, güzelliğe, sanata, estetiğe karşı olan abuk uygulamalar, konu bu. Yani karşı tarafla adam nasıl anlaşacak? Adam diyor ki; “Ben abuk bir kafadayım” diyor. Karşı taraf değil; herkes rahatsız ondan. Yani İhvan’ın gençleri destekliyor ama onlar da rahatsızlar. Mesela Vasat Partisi var, orta yolcular. Onlar da rahatsız. Hepsi rahatsızlar. İhvan’ın genç kızları beğenir mi? Genç kıza diyorsun ki sen; “Yarım insansın sen.” Hakaret ediyorsun. Nesini beğensin onun çocuk? Orada bağnazlığın ortadan kalkması gerekiyor. Lafı ortada evirip çevirmeye gerek yok.

EBRU ALTAN: Hocam, anneler bağnazlıktan “çocuklarımızı dinden soğuttular” diye feryat ediyorlardı. “Camiye gitmiyor artık çocuklarımız” diye.

ADNAN OKTAR: Tabii, bağnazlıktan dolayı İhvan’ın insanları söylüyor; “Bağnazlıktan dolayı çocuklarımız camiye gidemeyecek hale geldiler” diyor. El Ezher’de Darwinizm-materyalizm propagandası yapılıyor. El Ezher’in hocaları anlatıyor Darwinizmi.

Şerife Kâhya; “Dünyalar yakışıklısı aslan Seyyid Adnan Hocam, beyazlar içinde nuru daha da artmış. Yakışıklılığına daha da yakışıklılık katılmış. O nur gibi ellerinizden öpüyorum” diyor. MaşaAllah, Allah razı olsun.

“Esselamun Aleykum.” Ve Aleykum Selam. “Master Adnan Oktar. How are you my dear Master? We love you very much.” Bir şeyler yazmış uzun uzun kardeşimiz. İslamabad Pakistan’dan. Özetle “Nasılsın sevgili Hocam?” diyor. Seni çok seviyoruz. Güzel dersini sohbetini Pakistan’dan dinliyorum, bir sorum var” MaşaAllah, Pakistan’a selam, sana da selam. “İslam ülkelerinde radikalizmi nasıl azaltabiliriz?” Radikalizm demek, işte bağnazlık. Allah’ı sev, insanları sev. Allah’tan kork, çok şefkatli ol. Merhametli ol. Kepazeliğe ne gerek var? Niye mesela kadın düşmanı olman gerekiyor? Niye kadına “yarım” demen gerekiyor? İnsan gibi normal, Müslümanca yaşa. Allah’ın senden istediği ne? “Her şeyin en güzelini en iyisini yap” diyor Allah sana. “En mükemmelini yap” diyor. İhvan ne istiyorsa, ben buradan söylerim. Yani İhvan’daki arkadaşlar söylesinler, anlatmak istedikleri bir şey varsa söyleyelim. Onlar da modern olsunlar. Sevecen olsunlar. “Kardeşim biz bağnazlığa karşıyız” desinler. “Kuran Müslümanlığını savunuyoruz” desinler. Tutuklama olayını istemiyoruz. Gözetim altına alınabilinir. Her şeyin bir nezaketi vardır. Toplarsın hepsini mesela bir ne bileyim iç işleri bakanının bir binası olabilir. Bir askeri tesis olabilir. Arkadaş dersin, “burada istediğiniz gibi kalın. Telefonlarınızla istediğiniz gibi arkadaşlarınızla görüşebilirsiniz. Ama ortalık karışık, Allah rızası için sakin olalım” dersiniz. Yani yatıştırıcı konuşun. Yani “Bir ortalık sakinleşsin” desin. Ama sen cinayet iddiasıyla tutukluyorsun. Cinayet ne demek? Cinayeti kim işlediyse, onu tutukla.

DİDEM ÜRER: Sedat Laçiner, TOMA ve biber gazının kullanımını eleştirenlere cevaben; “eğer polis bunları kullanmasaydı sizce Başbakan ofisine yürüyen üç dört bin gösterici ne yapardı? Karşılarında polis durmadığı için geri mi dönerlerdi yoksa Başbakanlığı basıp, ofisi dağıtıp, koltuğa oturup dünyaya hükümet düştü görüntüsü mü verirlerdi?” dedi. “Polis önlem almasaydı Ak Parti binalarının yüzlercesi yakılır, polisler linç edilir, hükümet binaları işgal edilirdi” dedi. “Ölen polis sayısı kim bilir kaç olurdu?” diye de devam etmiş.

ADNAN OKTAR: Tabii ki, nefsi savunma diye bir şey vardır. Yani insanın başı beladaysa canını korur. Helaldir canını koruması, haram değil. Mesela Tayyip Hocam muazzam bir olay yapsın, herkesi bir şoka soksun. İnterneti ücretsiz yapsın. Dünyada bir numara olur, yani acayip sevilir. Müthiş bir şey olur. Olimpiyat tesisleri yapılıyor, bilmem ne yapıyor. En hayati konu internetin ücretsiz olması, limit koymamak bir de.

2001Mesut. Mesut şimdi Türkistan’la ilgili olarak Doğu Türkistan’a yapılan kıyımla ilgili olarak biz buraya Çin Büyükelçisi’ni çağırdık, gelip buraya açıklama yapacaklar. Çin elçileri mensupları gelecekler. Ne gün geleceklerdi?

DİDEM ÜRER: 10’unda.

ADNAN OKTAR: Ayın 10’unda gelecekler buraya. O gün orada açıklama yapacaklar. Şimdi adamlar da buradayken, yüzlerine karşı konuşmak daha etkili olur. Şimdi gıyabında konuşsak, yani bir dereceye kadar ama yüz yüze konuşursak daha iyi olur. Herhalde onlar da ortaya bir ayar verecekler anladığım kadarıyla. Çünkü geçen sefer de ben üstlerine gittiğimde, Türkistan’da muazzam düzenlemeler olmuştu, müthiş değişiklikler yaptılar. Çinli kardeşlerimiz, Doğu Türkistanlılar bize, buraya yazdılar; “burada bir şeyler oluyor. Müthiş rahatladık. Her şey güzel gidiyor” dediler.

Yasin Bayat. “Hocam, tüm bağnazların size düşman olması, Allah’ın sizi hep en temiz nurlu halinizi muhafaza ettiğinin göstergesidir, maşaAllah. Onlar kömür, siz elmas, Mehdiyet sensiz olmaz” diyor. Bizle daha güzel olur.

“Siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah Hocam, çok daha önce belirttiğiniz gibi uluslar arası ilişkiler uzmanları, Obama’nın sadece sessiz kalmasını bile kabul ettiğinin göstergesi olarak değerlendiriyorlar” diyor.

Kavgayı ayırmak normal, ona ben bir şey diyemem. Kavga var ayırıyorsun. Ama kavgayı ayırdıktan sonra sen gidip adamları kavgadan daha beter hale getirirsen. Çünkü kavgayı ayırınca bir kolaylık, bir güzellik, bir konfor gelmesi lazım. Sen kavgayı ayırıp, adamları mahvediyorsun, kavgayı daha öncekinden daha beter hale getiriyorsun. O zaman olmaz. Adamlardan haber yok. Bir kere bütün millet merak eder. Lider adamı sen tutukluyorsun, ondan sonra adamın hakkında haber yok. Bir kere halkla rahat rahat görüştüreceksin. Canlı yayında görülecek, milletvekillerinin hepsi görülecek, değil mi?

DİDEM ÜRER: Dün El-Şatır canlı yayına bağlanmıştı. “Şu anda burada bir şey var” dedi. Telefonu aniden kapattı, sonra birden bağlantı kesildi.

ADNAN OKTAR: Bak, buyur. Bu mesela çok karanlık bir şey. Madem sen demokrasiyi düzeltmek için, hürriyet getirmek için, nezaket için hoşluk olsun diye yapıyorsan bunu muhafaza etmek son derece kolay, gayet kolay.

“Allah razı olsun teşekkürler. Önemli olan Türkistan’ı gündemde tutmak” diyor. Evet.

Mısır Büyük Elçiliği’ne yazı gönderelim, faks çeksinler, tutuklamaları kaldırsınlar. Çok rahatsız edici. Bak, gerekçesiz, mantıksız tutuklama yapmak ve darbe yöntemiyle tutuklama yapmak, hukuka aykırı tutuklamalar yapmak, bu ayıp. Bunu bir kere kaldırsınlar. O zaman, uluslararası desteği kaybederler. Mursi ile bir kere bağlantı çok açık olacak, herkes görecek Mursi’yi. Milletvekillerinin tamamı görülecek ve tamamının telefonları açı olacak. Biz telefon açtığımızda duyacağız. Bunu rica ediyoruz. Onun dışında bir konu yok. Bir de seçimlerin erkene alınması, İhvandan da modernleşme istiyoruz, sahabe İslamlığı istiyoruz.

Güliz Deniz. GLZ Deniz 34; “Hocam, yine muhteşem heybetlisiniz maşaAllah, saçınız kıyafetiniz muhteşem. Sizi çok seviyorum.”

Hanife; “Hocam, sizi ailece izliyoruz, ayrıca çok yakışıklısınız. A9 Kanalına başarılarının devamını dilerim” diyor.

“Hocam, hayırlı günler dilerim. Ben Konya’dan Cengiz. Vesilenizle son bir yıldır faaliyetlerinize katılıyorum, fosil sergilerine katılıyorum, broşür dağıtımı yapıyorum. Hocam, Allah rızası için çalışma yapmak çok zevkliymiş. Bunun zevkini sizden öğrendik. Hocam, şu anda biraz faaliyetlerimiz azalmış durumda.” Niye? Yaz rehaveti, tatil rehaveti. Şimdi, tatile gidiyorsun, bavula pijamalarını koydun, değil mi? Kitapları da dolduracaksın, broşürleri dolduracaksın. Bir valiz daha dolduracaksın ondan sonra tatile gideceksin. Nereye gittin mesela Kuşadası’na, lokantada oturuyorsun, Selamun Aleykum. Sahibi kim? “Sen, buyurun bu kitabı size hediye ediyorum. Nasılsınız iyi misiniz nerelisiniz?” Tanışacaksın, arkadaş olacaksın. Bağnazlıkla İslam’ın arasındaki farkı anlatacaksın. Ertesi gün “kitabı okudun mu?” diyeceksin. Okuduktan sonra “yorumlarınız nasıl?” diyeceksin. Tatil, böyle tatil olur. Yoksa böyle güneşin altında böyle ıstakoz gibi yanıp yan gelip yatmak değil, olmaz. Tatiller, tam tebliğin yapılacağı ortamlar. Mesela İngilizler geliyor, yabancılar var. Turistlerle gidip tanışın. Bizim bu konuda çok güzel eserlerimiz var İngilizce eserler, onları hediye edebilirsiniz. Arkadaş olun, davet edin gelsinler. Tebliğ için en müsait ortamdır tatil. Bikinili hanımlarla da gidip tanışın, mesela onlarla da arkadaş olun. Kaçıyor bir çok bağnaz onlardan, sohbet edin insan onlar, kardeşiniz. Bağnazlığın çirkinliğini anlatın, İslam’ın özünü anlatın, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Emekli Savcı Gültekin Avcı, Bugün Gazetesi’ndeki yazısında, hükümete; “dikkat edin, çözüm süreci Kolombiya örneğine dönmesin” diye uyardı. Kolombiya hükümetin ülkede barış için terör örgütünün talebi üzerine askerlerini beş bölgeden çektiğini” söyledi. “Ancak daha sonra örgütün buralarda uyuşturucu ekimini hızlandırarak bu alanları güvenlik güçlerine saldırmak için merkez üssü olarak kullandığını” belirtti.

ADNAN OKTAR: Hükümet o kadar da detayları görmez değil, yani görür. Tabii iyi niyetle söylüyor ama bilirler onlar, gönlü rahat olsun.

DİDEM ÜRER: Ankara’dan bazı kardeşlerimiz Salı günü Pursaklar’da 75 Harun Yahya kitabı, 25 belgesel cd ve 1000 A9 TV broşürü dağıttılar. Çok bereketli geçtiğini belirttiler. Ve “Aslanımız yiğidimiz, hepimizin hidayetine vesile olan canımız Adnan Hocamız’ın mübarek ellerinden öpüyor, dualarını bekliyoruz, inşaAllah” demişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ben yerim seni tatlı burnunu, o şeker burunu bıyıkları falan da yerim. Nasıl tatlı huzurlu bakıyor ne şeker şey bu böyle. Helvaya benziyor.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimiz şöyle yazmış: “Allah’ın aslanı canım Adnan Hocam, geçtiğimiz akşam Allah rızası için Küçükçekmece Cennet Mahallesi’nde 500 adet A9 TV broşürü dağıttık. Sevenlerinizin sayısı her geçen gün artıyor, maşaAllah. Özellikle kadın hayranlarınız çok fazla. Allah rızası için Allah’a olan aşkınıza aşık biz talebelerinize dua eder misiniz Hocam” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah onlara hayırlı bereketli uzun ömür versin. O fındık burunu yerim ben o minik fındık burunu. Bir de kitap da okuyor tatlı tatlı. Patileri görüyor musun? Elleri de acayip güzel çok şeker. MaşaAllah ağabeyi de kendisi de çok güzeller, Allah hayırlı bereketli uzun ömür versin, Allah acılarını göstermesin, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Kayseri’den kardeşlerimizin size mesajı var Hocam: “Gözümüzün nuru asil heybetli Hocamız, dün 750 adet broşür, 50 adet Harun Yahya kitaplarınızı eczanelere, kuaförlere, emlakçılara, vergi dairesi çalışanlarına ve bankacılara hediye ettik. Ve akşam da bir kardeşimizin evinde buluşup yemek yedik ve kitaplarınızdan okuduk. Sizi çok seviyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Meclisin güzelliğine bak sen maşaAllah, Allah bereketlerini artırsın. Sofraları da kendileri de nur gibi. Yalnız orada ben ufaklık köfteler gördüm onları bana getir bakayım sen. Bak bebeği de var elinde. Şu resim sanat resmi gibi şahane olmuş, maşaAllah. Çok güzel elhamdülillah. Bir de orada kedi gördüm onu da bir göreyim. Bak dikkate gayrete bak sen, güzelliğine bak sen, maşaAllah. İyi.

Başka neler var Didem Hocam?

DİDEM ÜRER: Hocam, Trabzon’dan kardeşlerimizin size mesajı yazmışlar; “Milli Görüş Teşkilatının yiğitleri Muzaffer, Muharrem Abdurrahman ve Amine kardeşlerimiz sizin Komünist Kürdistan Tehlikesi, Terör Sevgiyle Yok Edilir ve Komünizm Pusuda adlı kitaplarınızı bir çok yere hediye ettiler. Size sevgi ve saygılarını iletiyorlar. Dağıtım yaptıkları yerler şöyle: İHH, Anadolu Gençlik Derneği, Vakıflar Genel Müdürlüğü, MEMURSEN, Müftülük YOLİŞSEN, EĞİTİMİŞSEN, Esnaf Ve Sanatkarlar Odaları Birimi, Trabzon Sanat Evi, Bayrak FM, Trabzon FM, Trabzon TV, Santa Maria Kilisesi, CHP İl ve İlçe Başkanlığı, MHP İL Başkanlığı.

ADNAN OKTAR: Bütün güzellikler bir arada çok güzel olmuş, maşaAllah. CHP’liler nur gibi kardeşlerimizdir. Aydın, aklı başında, Atatürkçü. Vatana, devlete, millete, bayrağa bağlı insanlar. MHP aynı şekilde. Hıristiyan kardeşlerimize de bu şefkat sevgi muhteşem. Çok güzel maşaAllah, elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Pazar günü Erdek’te kardeşlerimiz 500 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Sizi çok sevdiklerini ilettiler.

ADNAN OKTAR: Ben de onları çok seviyorum. Bu ne eşkal böyle bu ne çete maşaAllah. Ah yerim ben senin tadını güzelliğini. Her biri bir alem, bu da sıcaktan mayışmış kumda, maşaAllah, iyi.

DİDEM ÜRER: Ankara’dan kardeşlerimiz dün Balgat’ta 2000 adet A9 TV broşürü ve yaşayan fosiller tanıtım broşürü ve10 adet Harun Yahya kitabı dağıtmış. Başka kardeşlerimiz de İncirli Basın Evlerinde 1350 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Hepsi size sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Bu ne güzellikler bu nedir böyle? Şeker balmış bunlar. Eşkale bak sen şekerliğe. Yaklaştır şu sevimliye. O minik burnu yerim ben, şu güzelliğe bak. Ne kadar estetik düzgün, maşaAllah. Canım benim Allah ömrünü uzun etsin, maşaAllah.

Didem Hocam gidelim artık. Muhabbetimiz bitmez, yarın devam ederiz, inşaAllah.

Biraz Hz. Mehdi (a.s)’ın eşkalini anlatsın kardeşlerimiz biz gittikten sonra. Risale-i Nur’dan Hz. Mehdi (a.s)’ı anlatsınlar. Bir de Mehdilik konusunda Bediüzzaman’ın açıklamalarını doğrudan Risale-i Nur’dan okuyarak, böyle sayfadan çubukla takip ederek, o şekilde bir film hazırlayalım.

DİDEM ÜRER: Hazırlanıyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hadi bakalım inşaAllah, maşaAllah, elhamdülillah bugünlük bu kadar olsun, yarın devam ederiz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü