Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (9 Temmuz 2013; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM RAHVANCI: Ruhum, yakışıklı sevgilimle yayınımıza devam ediyoruz, inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Didem Hocam siz bir şey anlatın.

DİDEM ÜRER: Hocam bugün mübarek üç ayların sonuncusu olan Ramazan ayının ilk günü. Tüm Türk, İslam alemine ve Müslüman kardeşlerimize hayırlı Ramazanlar diliyoruz, inşaAlllah.

ADNAN OKTAR: Allah, tüm Müslüman alemine birlik, beraberlik ihsan etsin, başlarına bir imam, imam-ı kebir tayin etsin, Cenab-ı Allah. Bak mahvoluyorlar, Mısır, Suriye, her yer mahvoluyor. Bazı bilmiş Hocalar ısrarla Hz. Mehdi (a.s) konusunu ört bas etmek istiyorlar. “Sen mi Hz. Mehdi (a.s) olacaksın? Şu mu Mehdi (a.s) olacak?” Sen bırak kimin olacağını. Sen bir imam-ı kebir peşinde ol. Allah kimi çıkarırsa çıkarsın. Sana ne? Ben Allah’ın herhangi bir kuluyum. Birçok insan var. Sen çık o yola, Allah senin önüne çıkartır onu. İttihad-ı İslam’ı savunmuyorlar, bazıları. Mehdiyet’i savunmuyorlar. Kardeşim başınızda bir lider olsa, Mısır bu hale gelir mi? Konu anında hallolur. Bitti. Suriye bu hale gelir mi? Sürünüyor Müslümanlar. Irak bu hale gelir mi? Afganistan bu hale gelir mi? Düşünmüyor musunuz? Bakın Diyanet İşleri Başkanı diyor ki; “İslam tarihinde böyle felaket yaşanmadı” diyor. İslam tarihinde yok. İlk defa böyle bir felaket oluyor. Müflise mal kaptırıyor gibi panik haldeler. “Aman” diyorlar, “Hz. Mehdi (a.s) konusunu gündeme getirirsek sen ortaya çıkarsın, imam konusunu ortaya getirirsek sen ortaya çıkarsın.” Kardeşim yemin ettim diyorum. Öyle bir iddiam yok, öyle bir talebim de yok. Kimi seçerseniz elini öpeceğim, ayağını öpeceğim, peşinden gideceğim, konu bitecek. Ayrıca ben muhalif olsam ne olur? Desem ki, “hadi ben kabul etmiyorum” desem. Ne olur, ne fark eder? Öyle bir olay da olmaz ayrıca. Seçin birini, peşinden gidelim. Mühim olan, İslam aleminin rahat etmesi.

Bir kere Mısır halkı da olsun, tüm dünya, Amerika’nın, Rusya’nın, bütün dünyanın korktuğu ne biliyor musunuz? Bağnazlık, tutuculuk yani. İslam’dan kimsenin çekindiği yok. Kadınlara yapılacak olan uygulamadan çok çekiniyorlar. Mısır’da tamam Mursi iktidara gelir. Güzel, Allah razı olsun. Ama bütün kadınlar çarşaflı ve başörtülü oluyor, herkes. Başı açık tek bir tane hanım bulmak mümkün olmuyor. O da göstermelik oluyor. Dekolte bir hanıma rastlamak adeta mümkün olmuyor. Kimse plajlara giremiyor, kimse gidip müzik dinleyemiyor, eğlenemiyor. Bunun sonucunda Avrupa müthiş bir korku yaşıyor. Amerika da müthiş bir tedirginlik yaşıyor. Ve Mısır’daki halk da bundan bizar durumda. Bunun halledilmesi lazım. Müziğin serbest olmadığı, resmin serbest olmadığı, heykelin serbest olmadığı bir yerde insan rahat edemez. Diyorlar ki, “Türkiye’yi neden Avrupa Birliği’ne almıyorlar?” Adam almaz. Türkiye’deki bağnazlar da öyle, hiçbir şekilde sanatı kabul etmiyor. Olursa işte “çiçek resmi yapabilirsin” diyor, en fazla böcek resmine müsaade ediyor. “Kara kedi kokusu olur” diyor, ona benzer kokular. Kardeşim böyle bir dünya olmaz. Buna ne Amerika razı olur, ne Rusya razı olur, ne Çin, dünyanın hiçbir yeri razı olmazlar. Dolayısıyla, muhalefeti destekleyen büyük bir kesim oluyor. Yoksa Amerika iftihar eder, İslam’ın gelmesinden. İsrail de iftihar eder. Kadınlar özgür olsalar ne olur? Birinci dereceden üstün varlıklar kabul edilseler, ne olur? Niye yarım kabul etmek istiyorsunuz kadını? Kardeşim sakal tıraşı olan adamı bile sen öldürmeye kalkarsan, böyle bir rejimi insanlar kabul eder mi? Ne gerek var buna? İslam demek ne demek? Olabilecek en güzel hayat demektir. En güzel davranış, en mükemmel insan demektir. Merhamet, şefkat, nezaket, temizlik, sevgi, saygı, hürmet, efendilik, sanatta en yüksek nokta, müziğin en güzeli olsun. Resmin en güzeli olsun. Heykel, heykele niye karşı çıkıyorsun kardeşim? Çok nefis, güzel heykeller olsun, dünyanın her tarafında. İslam aleminde muhteşem heykeller olsun. Namaza engel olan yönü ne bunun? Ahlaka engel olan yönü ne bunun? Sevgiye, ibadete, hacca engel olan yönü nedir bunun? Bu kafanın kalkması gerekiyor. Bu da ancak, Mehdiyet’le olur. Başka türlü yok. Bak tek tek bütün İslam ülkeleri mahvoluyor. Afganistan mahvoldu, Irak mahvoldu, Suriye mahvoldu, Mısır mahvoldu. Devamı gelir, Allah esirgesin. Domino taşı gibi. Ve cehenneme dönecek ortalık, Allah esirgesin. Hz. Mehdi (a.s)’ın çıktığı gün, o gün ateş sakinleşir, konu da biter. Yoksa felaket bütün İslam alemini saracak. Başka türlü bir çözüm görünmüyor.

Al-i İmran Suresi, 19. Adem Varol. Adem, Kuran’daki bütün ayetler, Müslümanların birlik olması üstüne kurulu ayetlerdir. Yani Allah öyle bir ihtimalden zaten telin ederek bahsediyor. Müslümanların aralarında bölünmelerini, felaket sebebi ve ezilmelerinin sebebi olarak söylüyor. “Eğer siz” diyor, “kardeş olmaz, birlik olmazsanız, kuvvetiniz gider. Gücünüz gider. Ve mağlup olursunuz” diyor, Allah. “Yeryüzünde büyük bir fitne ve bozgun çıkar” diyor, Allah. Birlik olmayı, Allah farz kılmış. Ayetlerde bunu Allah açık açık söylüyor. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi” diyor. “Birlikte hareket edeceksiniz” diyor, Allah. Bak, “lehimlenmiş gibi hareket edeceksiniz” diyor. Bir ülkede kadınlar özgür değilse ve bir değil bak bir de saymıyorum ben kadını. Kadın ikidir, üstündür. Bu kabul edilmiyorsa, o ülkede huzu olmaz. Allah rahatlık vermez. Dünya tatlısıdır kadınlar. Dünyanın süsüdür, dünyanın güzelliğidir. Allah onları bal, şeker gibi yaratmış. Hürmet edersin, sevgi duyarsın, koruyup, kollarsın, derin bir tutkuyla seversin, o da sana o güzel tutkusunu, sevgisini verir.

Dünyayı cennet gibi yapalım kardeşim. Kuran’da ne güzel Cenab-ı Allah cennetten bahsediyor. Cennet köşkleri gibi evler yapalım, cennet yolları gibi yollar olsun, insanlar huzurlu olsun, Hristiyanlar gitsin kilisesinde ibadet etsin, Museviler, gitsin sinagogda ibadet etsinler. Yıkalım o İsrail’in duvarlarını, açılsın, ferah olsunlar. Harran’da da gelip yerleşsinler. Onlar can. Ürdün’e gelip yerleşsinler. Boydan boya her yerde görelim onları. İbadetlerini yapsınlar, istedikleri gibi yaşasınlar, hür olsunlar. Nedir bu çektikleri acı? Ekonomik kriz de dünyayı boğuyor. Amerika çok zengindi, Amerika’yı da boğuyor. Amerika’da ekonomik kriz var mı?

MRS. JOLİNA: Eyaletler kendilerini toparlamaya çalışıyorlar, gerçekten çok kötü durumdalar. Açlık çok fazla, insanların parası ve yiyeceği yok. Ekonomik kriz baya zor duruma soktu ülkeyi. Yeni iyileşmeye başladı ülke ama birkaç yıl alacak en azından.

ADNAN OKTAR: İşte o da, Mehdiyet’in bereketiyle yeniden düzelecek, inşaAllah.

Didem Hocam, ne anlatalım, ne yapalım? Sen bir şeyler söyle.

DİDEM ÜRER: Sayın Valimiz Hüseyin Avni Mutlu, Twitter’da Ramazan vesilesiyle bir dua yazdı Hocam. Şöyle söylüyor; “Ya Rab, bütün kalplerde ve evlerde huzur, sevgi ve bereketi arttır. Bütün yaratılmışların kurtuluşuna samimi dua edenlerin sayısını çoğalt. Suriye’de, Mısır’da kardeşkanı dökülmesine sebep olan fitnelere fırsat verme. Kardeşlerimiz kötülüklerden ve kötü niyetlilerden koru Ya Rabbi” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir de üstüne; “Ya Rabbi İttihad-ı İslam’ı nasip et” deseydi, şahane olacaktı. Onu da biz diyoruz, Cenab-ı Allah İttihad-ı İslam’ı en kısa sürede nasip etsin. Çünkü asıl kurtuluş orada, inşaAllah.

“Hocam müthişsiniz yine. Bursa’dan selamlar. Kerim.” MaşaAllah.

Sosyetik Tinerci; “Sayın Hocam” diyor. O da bizi takip ediyormuş, maşaAllah.

Ayn Güleç: “Kadınları çok da şımartmamak lazım” diyor. Gerçi gülme işareti koymuş ama işte böyle bir kafa da var. Kadınlara sert, ters davranacaksın. İşte o zaman sana değer verir. Kardeşim nefret ediyor da. Lanet olsun kabilinden, pislik adam kabilinden boyun eğiyor. Sen çyle yaptıkça daha da fazla nefret eder, tiksinir. Diyor ki; “sert davranmak, ters davranmak, azarlamak kadına iyi gelir.” Hakikaten öyle bazı kafalar var. Yani adam yerine koymamak. Akıl almaz bir nefret oturur kalbine. Fakat bu pisliğe bulaşmamak için ses çıkartmaz. Tehlikeyi gördüğü için can havliyle boyun eğer. Bu bir üstümlük mü? O senin adiliğini gösterir, basitliğini gösterir.

“Kadın süs değildir” diyor. Kadın süstür, çocuk süstür, insanlar süstür. Ağaçlar süstür, hayvanlar süstür, bitkiler süstür, dünyanın süsüdür. Saçlar süstür, kaşı süstür, gözü süstür, burnu süstür. Saray yanlış biliyorsun. Allah, kainatı insanlarla süslemiştir, bitkilerle, çiçeklerle, böceklerle süslemiştir. Kanaryalarla, kuşlarla süslemiştir. Cenneti de süslemiştir, cennette de huriler, gılmanlar, vildanlar cennetin süsüdür. Cennet insanları, cennetin süsüdür. Yanlış biliyorsun.

Abdullah Şahin; “Kadınlar rahmetin, merhametin ve şefkatin kalesidir. İslam’da kadınlar ile anlaşılacağı Kuran’da ve Risale-i Nur’da açıklanmıştır.” Yani kadınlar, rahmetin ve merhametin kalesidir, tecellisidir, kaynağıdır dendiğini Kuran’dan ve Risale-i Nur’dan anlatıyorsun. Doğru. Doğru ama bağnazlar bilmiyor bunu.

Müslümanlık demek, olabilecek en mükemmel hayat tarzı demektir, en yüksek kalite demektir. Eğer bu hedeflenmiyorsa, Müslümanlık yaşanmıyor demektir.

“Sözleriniz öyle etkileyici, öyle mantıklı ki canım Hocam. Muhteşem, nurlu görüntünüz öyle can alıcı, öyle şahane ki canım Hocam. Sizi dinlerken müthiş haz alıyoruz” diyor, maşaAllah.

“Tüm üs istasyonlarımızda göreve hazır beklerken, Hocamız’ı dinliyoruz” diyor, denizci kardeşlerimiz. MaşaAllah, çok güzel.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney Mısır’daki olaylara darbe demenin çıkarlarına uygun olmadığını şöyle itiraf etti Hocam. “Bu karmaşık bir durum. Ve darbe olduğu konusunda bir karara varmada gereksiz şekilde çabucak hareket etmek çıkarlarımıza uygun değil. Çünkü hedefimiz konusunda dikkatli olmaya ihtiyacımız var. Hedefimiz de Mısır halkının demokrasiye geçişinde yardım etmek ve ulusal güvenlik çıkarlarımıza bağlılığımızı sürdürmek” dedi.

ADNAN OKTAR: Bu çok genç delikanlı. Bunu mühim kararlar almada, bu ve bunun gibi gençleri kullanıyorlarsa bir eksiklik var demektir. Daha geniş istişare yapmaları lazım. Daha akılcı olaylara yaklaşması lazım Amerika’nın. Ağaca ağaç denir, kamyona kamyon denir, adama adam denir, darbeye de darbe denir. Sen demessen ne olur darbe? Alenen görülüyor darbe olduğu. Nasıl, ne diyeceksin yani? Dünyadaki yapılan bütün darbeler birbirinin aynıdır. Aynısı işte. Bu süslü, püsküllü falan değil. Cinayet işleme yöntemlerinden tut, afralı tavralı hareketlerinden tut, anti demokrat olmalarından tut, hükümeti zorla alaşağı etmelerinden tut. Say say bitmez. Tıpkısının aynısı. Darbedir. Başka aksini istediğin kadar söyle.

Bir kere İsrail’le Mursi’nin dost ve yakın bir üslup içinde olması lazım. Millete şirin görünmek için İsrail’e tavır almak, samimi bir tavır olmaz, vicdanlı bir tavır olmaz. Bir avuç insana orada tavır alarak kahraman olmazsın. Bilakis İsrail’e şefkat Müslümanlık alametidir. İman ediyorsan, Ehl-i Kitap’ı korursun.  İman ediyorsan, Ehl-i Kitap’a güzel davranırsın. Onları tuttuğun yerde öldüreceksin. İşte taş, ağaç sana haber verecek mantığında olursan, bu vicdanlı bir tavır olmaz. Çok çok yanlış olur. Ehl-i Kitap, Müslümanlar’ın her zaman şefkat duyacağı insanlardır. Ayette de Allah açık açık söylüyor. Ehl-i Kitap’tan mesela “Hristiyanları sizlere sevgi bakımından daha yakın bulursunuz” diyor, Allah. “Sizi severler” diyor. Sen onu seviyorsan, o da seni sever. Demek ki Müslümanlar onları sevecek ki, onlar da Müslümanlar’ı sevecek. İnsan, sevilmeden sever mi? “Hıristiyanlar sizi sever” diyor, ayette. Demek ki, siz onları seviyorsunuz ki, onlar da sizi seviyor. Ehl-i Kitap’ın tavrına bakıp, biz konuyu anlarız. Bu kadar seviyorlarsa, demek ki Kuran’ın hükmü tam. Allah’ın açıklaması net. “Ehl-i Kitap sizi sever” diyor, Allah. Bunu anlamazsan gelecek bir durum olamaz.

Şeriat demek, dünyadaki olabilecek güzelliklerin en fazlası anlamındadır. Şeriat demek, kadınların kafasını ezmek, insanların kafasını ezmek, dünyayı cehenneme çevirmek değil. Şeriat, yol demektir. En güzel yol, en güzel tavır. En sevecen, en tatlı, insanların ruhuna en güzel hitap eden tavırlar demektir. Kuran’ın hükmü açık. Nerede Kuran’da dehşet ve şiddet var? Nerede baskı var? Yok. Bu kadar açık ayetin hükmü. “Dinde zorlama yoktur.” Ne kadar mükemmel. Bütün konuyu kökten halleden bir açıklama. Kısa ve özlü.

Siyah Kaplan, Kergithen; “Hocam ben bir ateistim. Eğer bana Zariyat 51 ve 52’yi açıklarsanız iman ederim. Çünkü ayeti Allah söylemiyormuş gibi duruyor sandım.” “Allah ile beraber başka bir İlah(ı ortak) kılmayın. Gerçekten sizi, O'ndan yana açıkça uyarıyorum.” Tamam, ne var? “Allah’tan başka bir ilah yoktur” diyor, Allah. Anlaşılmayacak ne var burada? “İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.” Tamam, hep şimdi de öyle diyorlar. Bediüzzaman’a da deli dediler, bana da deli dediler. Biz Müslüman, mümin olduğumuz halde, İslam’a tabi olan herhangi bir insan olduğumuz halde bize yaptılar. Ve peygamberlere de yapıldı bu, bütün peygamberlere yapıldı. Allah onu söylüyor. “Deli” diyorlar, “cinlenmiş” diyorlar. Dengesiz tavırlar gösteriyorlar. Burada anlamadığın nedir, ben anlayamadım? Bu çok açık ayetin hükmü.

T.C. Bülent Ünal; “İçinde yaşadığın toplum bizleri programlayıp güderken, hangi özgürlükten, ne kadar söz edebilirsiniz ki?” diyor. İslam ahlakının iyi uygulanmamasından olur eğer öyle bir şey olursa. İslam ahlakının iyi uygulanmamasındandır, doğru uygulanmamasındandır. Yani bu Kuran’ın suçu değil, onu yanlış uygulayan adamın suçu olur, eksikliği olur veya cahilliği olur veya bağnazlığı olur veyahut iyi düşünememesi olur.

Ömer Can, MRCan 52; “Yaptıklarınızı, kitaplarınızı, sohbetlerinizi ilgiyle takip ediyorum. Takdir ediyorum. Allah yolunuzu açık etsin” diyor.

Hizmetkar 00; “Sen kimlere çalışıyorsun? Cevap bekliyorum. Lütfen.” Allah’a çalışıyorum, Kuran’a çalışıyorum. İşte cevabın bu, inşaAllah. Bütün Müslümanlar Allah’a çalışır. Ahirete çalışır, Allah’ın rızası için çalışır, Allah’ın rahmeti için çalışır. Ben de Allah’ın rızası, rahmeti için çalışıyorum. Bir kısım insanlar da şeytan için çalışır, tağut için, deccaliyet için çalışır. Seni Allah o sistemden korusun, o insanlardan korusun. Sen de Allah için çalışanlardansın. Ben seni öyle görüyorum. Sen de Allah’a çalışıyorsun, ben de Allah’a çalışıyorum, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır’ın geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur, 33 maddelik geçici bir anayasa yayınladı. Buna göre 15 gün içinde anayasayı değiştirmek için bir komüsyon kurulacak. Ve maddeler değiştikten sonra referanduma sunulacak, taslağın kabulü halinde iki ay içinde milletvekili seçimi yapılacak, ardından da cumhurbaşkanlığı seçimi için çağrı yapılacak.

ADNAN OKTAR: Benim kanaatim, Hz. Mehdi (a.s) zuhur etmeden, İttihad-ı İslam olmadan huzur, rahatlık diye bir şey olmaz.

Kısa bir ara mı verelim, bitirelim mi? Gidelim, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü