Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (13 Temmuz 2013; 17:00)

(MP4) Video


ADNAN OKTAR: Didem Hocam ne anlatıyorsunuz?

DİDEM ÜRER: Hocam, iman zafiyetinin nasıl sorun olduğunu anlatıyorduk. Bizlere neden Mısır’a yardım ediyorsunuz, destek oluyorsunuz diyenlere, mazlumun yanında olduğumuzu ama iman zafiyeti olanların bunu anlamadığını.

ADNAN OKTAR: Ne yapmamızı istiyorlar, nasıl olması gerekiyormuş?

DİDEM ÜRER: “Kendi ülkenize bakın” diyorlar, “niye ilgileniyorsunuz” diyorlar. Suriye’de de aynı şey olmuştu bu mültecilerle ilgili.

ADNAN OKTAR: “Kedi ülkenize bakın” olmaz. Müslümanlık bütün. Kendi ülken diye bir şey yok ki. Bütün ümmet-i Muhammed’den sorumlu oluyorsun. Sırf kendi ülkenden sorumlu olmuyorsun, sırf kendi ailenden, kendi, şehrinden, kendi mahallenden öyle bir şey olmuyor. Ortadoğu’dan da sorumludur, Amerika falan her yer seni ilgilendiriyor. Orada arkadaşlar bilgisizlikten öyle konuşuyorlar. Karmaşık bir şey yok.

Evet, dünya tatlısı Şeyhimiz, dünyanın Sultanı Şeyhimiz. Dün çok iyiymiş, maşaAllah. Devriyeye deniz kenarına gitmiş. Hava nemli ve sıcakmış. EvelAllah gider Şeyhimiz, fark etmez. Şeyhimize Allah hayırlı bereketli uzun ömür versin, kalbine neşe sürur versin.

Şu Mısır olaylarından falan çok rahatsız oluyor canım benim. Halbuki hepsi kader içinde hayırla oluyor, inşaAllah. Cenab-ı Allah Mısır’ı ahir zamanda bu hale getireceğini söylemiş, kader böyle. “Hz. Mehdi (a.s) devrinde Mısır’da, Kıbrıs’ta, Ortadoğu’da, Balkanlar’da her yerde bir şeyler olacak. Ama ince ince detay vermiş Peygamberimiz (s.a.v). Mesela şahısların tipini, tavrını ne yapacak, ne edecek, nasıl olacak. Dış müdahalenin de olacağını söylemiş. Mısır’da bak, “dışarıdan müdahale olur” diyor Peygamberimi (s.a.v). “Rum” yani gayri Müslimler “müdahale ederler” diyor. “Ve insanlar ölecek Mısır’da ahir zamanda” diyor.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır’da, Mursi’ye destek için toplanan milyonlarca insanla ilgili görüntüleri ve daha pek çok gelişmeyi CNN başta olmak üzere, Reuters gibi haber ajanları hala yayınlamıyorlar. Mısır halkı “Türk gazetecilerin çektiği görüntüler olmasa, dünyanın ülkelerindeki gelişmelerden habersiz kalacağını” söyledi. Ve dün Cuma namazı için sadece Adeviye Meydanı’nda 2 milyon kişi toplanırken gün boyu barışçıl gösteriler yapıldı ve topluca dua edildi.

ADNAN OKTAR: Tabii onların da sahabe İslam’ını savunmaları lazım, modern İslam’ı savunmaları lazım ve Mısır’ı kurtarmanın derdine düşmemeleri lazım. Bütün İslam alemini kucaklayan bir üslup kullanılması. Hep İttihad-ı İslam, İslam Birliği’nden bahsetmeleri lazım. Kıbrıs’ı kurtaralım, Mısır’ı kurtaralım, şurayı kurtaralım, burayı kurtaralım bölge kurtarma. Onda Allah bereketsizlik meydana getirir, sıkıntı meydana getirir, zorluk meydana getirir. Başka bir şey pek olmaz Allahualem.

Şimdi biraz Şeyhimizi Sultanımızı dinleyelim, Şeyh Nazım Hazretleri’ni sonra devam ederiz, inşaAllah.

VTR- Şeyh Nazım Hazretleri Hz. Mehdi (a.s)’ın Bir An Önce Zuhur Etmesi İçin Dua Ediyor.

EBRU ALTAN: Gözlerine, yakışıklılığına, aklına, ahlakına aşık olduğum bir tanemin sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sabah Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Müslüman Kardeşler sözcüsü, Başbakan Erdoğan’dan “Mısır’daki tüm grupları bir araya getirmesini talep ettiklerini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Evet, Dardarey. MaşaAllah, “tüm grupları bir araya getirsin.” Güzel doğru söylüyor. Yani her halükarda kardeşler arasında kavga varsa arasını bulup barıştırmak lazım. Ne istiyorlarsa mesela iktidarı ortalayıp yarı olsun.  Yani iktidar hırsı yapmamak lazım. Diyor ki: “Ben seçilemedim ama gözüm iktidarda” Tamam, sen de gel. Ne olur, değil mi? Az değil yüzde otuzluk bir bölüm, yüzde kırklık bir bölüm. Onlar da “bizde iktidarda olmak istiyoruz” diyorlarsa tamam, verin bakalım. Onlarda hükümette olsunlar. Ne olur yani? Kardeş değil misiniz? Tamam. Hayır dinsiz de olsa fark etmez, o da Allah’ın kulu, ne olur, rahat yaşasın, içinde uhde olmasın. Madem demokrasinin geldiğini sevinç içinde değerlendiriyor. O zaman tamam, belki o heyecanını doyurmak istiyor olabilir, demokrasi heyecanını doyurmak istiyor olabilir, iktidarda olmak istiyor olabilir. Yani böyle küçük çocuklara hediye gelince kapışırlar ya böyle “yok benim, yok senin.” Öyle değil, ikiye bölmek lazım. “Şu sana, şu sana.” O kadar. Ama Mısır Hz. Mehdi (a.s)’sız düzelmez. Bak, Hz. Mehdi (a.s)’ı ağızlarına almıyorlar. Ferahlık bereket getirir Hz. Mehdi (a.s), Hz. İsa Mesih (a.s)’ı ağızlarına alsalar, ferahlık bereket getirir. Bak, İran Hz. Mehdi (a.s)’dan batıl anlamda da tashih ediyor. Yine ferahlık geliyor İran’a. Mehdiyet berekettir. Hz. Mehdi (a.s)’ı ağızlarına almadığında felaket, Allah esirgesin.

Şeyh Nazım Hocamız, “Hz. Mehdi (a.s)” diye diye, Allah ömrünü de uzattı. Sağlık sıhhat de veriyor. Neşe sevinç de verir. Canım benim mesela çok küçük bir ihvan grubu var, bir talebe grubu var ama yeri yerinden oynatıyor, maşaAllah. Hakikatten de çok ihlaslı samimi bir Müslüman, nur gibi. Üslup çok şahane “diyorum” diyor. Acayip şeker. Şu Kıbrıs şivesi şahane bir şey. Konuşan kardeşleri de çok şahane. “Sana böyle diyorlar” diyor. Şahane kardeşim, maşaAllah. Kıbrıs’ta biraz kalıp, o şiveyi edinmek lazım. Kıbrıs şivesiyle konuşmak lazım.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Almanya ve Amerika, Cumhurbaşkanı Mursi’nin serbest bırakılması çağrısına katıldıkları söylediler.

ADNAN OKTAR: Katılma değil de, adam yaşıyor mu yaşamıyor mu çok ayıp yapıyorlar. Ne olduğuna haberi yok kimsenin. Ailesinin haberi yok. Böyle rezalet olur mu ya? “Tutukladıysan hukuku gerekçesini göster” diyoruz. “Darbe değil” Peki bu yaptığın nedir yani? Alay mı ediyorsun? Bak, mahkeme kararı yok. Savcılık kararı yok, suçlama da yok. Adam ortada yok. “Bu darbe değil” diyor. “Şeker bal kaymak geldi. Çok rahat ediyoruz” Kardeşim olur mu? Adam sağlığı sıhhati, ne yapıyor? Ne ediyor? Nerede kalıyor? Nasıl söylemezsin sen? Üç yüz kişi muazzam bir şey. Allah Allah. Çıkart da halkın önüne konuşsun adam, “iyiyim” desin en azından. "Sağlığım, sıhhatim yerinde" desin. Yani siyasi konuşma yapmasını istemiyorsan. Ama işte kardeşlik ruhu çok önemli. Mursi çıksın desin, "benim iktidar hırsım yok." Hırs yapmak doğru değil. İktidar hırsı. "Gelin, tamam beraber yönetelim" desin. Ne var yani? Hayır ne kaybedilir, ne olur yani? Madem iktidar bir nimet, "tamam, buyurun hep beraber. Allah'ı hep beraber analım. İslam'a hep beraber hizmet edelim. Buyurun bir fikriniz varsa, beraber Mısır'ı güzelleştirmek için değerlendirelim" dersiniz.

"Din, yakışıklı ve güzellerin dini mi? Çirkinler ne olacak? Fakirler, garibanlar, ezilenler?" Bir adam ahlaksızsa çirkindir. Güzel ahlaklı olup da, bana bir tane çirkin adam göster sen. "Şu çirkin" de, göreyim bana getir. Diyemeyeceğine göre, o zaman nereden çıkarttın bunu? "Fakirler, garibanlar" Hz. Mehdi (a.s)'ın görevi ne? Fakirleri, garibanları zengin etmek değil mi? Adaleti sağlamak değil mi? Sahah üzere malı yaymak değil mi? Hatta diyor ki Resulullah (s.a.v), "o kadar çok mal bollaşır, o kadar mal, mülk insanlara ihsan olur ki, bir insan doyduğu halde, bol malı olduğu halde gözü doymaz, gider hazineden yine ister" diyor. “Alır götürür pişman olur” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Ben bol mal var taşıyor, buna rağmen alıyorum geri götürür pişman olur diyor. Hazin der ki diyor “biz ihsan ettik verdiğimiz malı geri almayız” derler, “onda kalır mal” diyor. Bu din, bizim tarif ettiğimiz din. Şiloh-Muhammed Mehdi (a.s) ahir zamanın Muhammed Mehdi (a.s)’ı beşbin yıldan beri Museviler bekliyor, 1400 yıldan beride Müslümanlar bekliyor aynı şahıs. Cevabın tamam değil mi? “Sarışınlığa kafayı takmışsın.” Sarışınlığı peygamberimiz (s.a.v) şu şekilde açıklıyor. Kendisi hanımıyla beraber kınayla siyah boya olan ketemle boyayı Peygamberimiz (s.a.v) saçlarını ketemle kına karışımı yani koyu kahve siyaha yakın bir renk elde ediyor. Hanımı da öyle Hz. Ayşe (r.a) annemiz. Hatta “beraber aynı kaptan bir kaptan saçlarımızı boyardık” diyor. “İkinci sevdiğim” diyor Peygamberimiz (s.a.v)’in “kırmızı boya” diyor, kına. “Saçta kırmızıyı beğenirim” diyor. “Ama en beğendiğim ne” diyor, “sarıyı çok beğenirim” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Sarı en beğendiğim renk budur” diyor, “daha üstünü sarıdır” diyor. Sarışın diyorsun, Peygamberimiz (s.a.v)’in övdüğünden haberin yok. Peygamberimiz (s.a.v), sarı boyayı övüyor. “Sarıyla boyayın” diyor. Hatta bir ara panik oldular  “Peygamber nasıl sarı boyayı beğenir?”diyorlar. Bağnazlığa bak, bağnaz inanamıyor. Siyaha inanıyor kırmızıda yine ona da ikna olmuş sarı onda bir kafa gitmiş yani böyle acayip görüyor onu, bağnazlaşmış.

“Bir tanem gözümün nuru üniversite tercihi yapacağım, inşaAllah ama ben size yakın olmak hizmet istiyorum.” Estağfirullah biz size hizmet ederiz. “İstanbul tercih etmek istiyorum, amacım size yakın olmak bu konuda ne dersiniz?” diyor. Maaliftihar.  

Nurullah Sayar; “Hocam, Hz. Mehdi (a.s) kim?” diyor. Biz bu konuyu ilk defa duyuyoruz özetle, Nurullah Sayer. Ama bizim internet sitelerimize girin Harun Yahya org. Harun Yahya net. Bir bakın sırf yüzeysel bakmayın olaya. Hz. Mehdi.com internet sitesi, gir oraya bak. Çok kapsamlı. Şimdi ben burada anlatmaya kalksam, sabaha kadar bitmez.

“Hocam sıkıntılarımız var. Sıkıntılar birer imtihandır bunun farkındayız. Sıkıntılarımızdan kurtulmak için Allah’a dua ediyoruz. Sürekli Hocam sizin duanızı istiyoruz.” Sıkıntı biterse, imtihanda biter, o zaman ölmen vacip oluyor Allah katında. Bir insanın sıkıntıları bitip rahata erdiğinde, mesela Peygamberimiz (s.av)’e öyle oldu dini kemale erdirdi Cenab-ı Allah Peygamberimiz(s.a.v)’i savaşlar bitti her şey bitti artık kalmasının bir anlamı kalmadı dünyada. 63 yaşında Cenab-I Allah “Refiki alaya” dedi Resulullah (s.a.v) son anda parmağını yukarı kaldırdı “Refiki alaya” dedi ruhunu teslim etti . Dünyada kalmanın bir anlamı kalmaz. Eğlenecek yer değil burası. Eğlenecek mükemmel yer varken niye burada eğlenesin yani. Yemeğin alası orada, eğlencenin alası orda, müziğin alası orada. Kadının en güzeli, insanların en güzeli, çocukların en güzeli manzaranın her şeyin en güzeli orada. Burada niye kalasın yani? Çok acayip bir şey olur burada kalmak. Burada sıkıntı ve acı varsa kalmanın anlamı var. İmtihan olduğu için. İmtihan bittiyse burada ne bekliyorsun? Beklemeyi niye istiyorsun? Bediüzzaman diyor ki; “ehli ervah artık tiksinir” diyor “artık o kadarda yapmayın” diyor.” Kalmaya meraklı olmayın” diyor. “Ehli ervah artık tiksinir” diyor “yakışmaz “ diyor. Melekler çok anormal karşılarlar bu tavrınızı. Çükü bir an önce en güzel yere, en hayırlı yere gitmek varken Cenab-ı Allah’ın katında cennet, burada ne yapacaksın?

Benim misafirlerim var ben hemen gidip misafirlerimle görüşeyim. O arada Hz. Mehdi (a.s) kim dedi o sevimli, o arada Hz. Mehdi(a.s)’ın fizik alametlerini anlatan yayınımızı yapalım.

VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özellikleri

EBRU ALTAN: Yakışıklı aşkımın sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hz. Mehdi (a.s) konusunu anlamadım yok. İşte anlattık bir daha. Cübbeli de gayet detaylı anlatıyor.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Fransa'dan bir bayan kardeşimiz; “Tek istediğim şey, Allah için hizmet etmekti. Evime çok misafir geliyor, onlara sizin kitaplarınızdan dağıttım. Kızımın okul arkadaşlarına da verdim.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, nasıl şekermiş bunlar. Yanaştır bakayım şu çeteye. Bu ne tatlılık bu, kuzu bu. Çok şeker maşaAllah, elhamdülillah çok güzel. Zenci kardeşimiz maşaAllah, çok güzel. Bilal-i Habeşi de zenciydi biliyorsunuz, maşaAllah.

Evet, dinliyorum ben.

DİDEM ÜRER: Dün bir kardeşimiz Maltepe Küçükyalı'da A9 broşürü dağıtmış. Size sevgilerini iletiyor.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, aferin maşaAllah, elhamdülillah.

Bugün Oktar nerede, kiminle konuştu.

DİDEM ÜRER: Tv Net’te

ADNAN OKTAR: Tv Net'te. Kiminle konuşuyor?

DİDEM ÜRER: Dardarey'yle birlikte.

ADNAN OKTAR: Dardarey, Mısırlı bir politikacı. Mursi'nin partisinden.

DİDEM ÜRER: Mursi'nin partisinin dış ilişkiler sorumlusu.

ADNAN OKTAR: Mursi'nin partisinin dış ilişkiler sorumlusu ve her türlü konuyu bilen bir insan. Çok efendi bir insan. Burada da yayına çıktı, daha önce de çıkmıştı.

DİDEM ÜRER: Demokrasiden bahsetmiş; "Bizimle aynı fikirde olan, olmayan herkese şefkat göstereceğiz" demiş.

ADNAN OKTAR: Tabii öyledir. Şimdi Mursi ne demiş? "Eğer iş birliği yaparsam, darbeyi kabul etmiş olurum" diyor. Onları da şimdi dehşete kaptırmaya gerek yok darbecileri. Zaten şimdi elleri ayağına karışmıştır onun. Böyle şeylerde hemen vatan hainliği, şu, bu falan feşmekan, olmuş bir kere. Affetme gözüyle bakmak lazım ve konuyu kapatmak lazım. Yapmış bir cahillik. İyi niyetle de yapmış olabilir. Panik olup yapmış olabilir, can yanmasın, fazla tahribat olmasın. Belki kıtalden çekinmiş olabilir, katliam olacak diye çekinmiş olabilir. Şefkatle yaklaşmakta fayda var. Yani böyle suç işleyen insanların üzerine gitmek doğru olmaz. Panik olursa, çok daha büyük suçlar işler. Ama şefkatle, onu kaile alan, böyle saygı duyan, değer veren bir üslupla konuşulursa, bir şey olmaz. Darbeyi kabul etsek ne olur, etmesek ne olur? Darbe olmuş zaten. Bizim kabul edip etmemiz bir şey değil. Legal hale gelmiş olmuyor ki, darbenin şiddetini azaltmış oluyor. Darbenin sıkıcı, rahatsız edici yönünü azaltmış oluyor. Onun için Mursi'nin işbirliği yapmasında bir mahsur yok. Yani o konuda tedirgin olmasına gerek yok. "Tarihi suç işlerim, hata yaparım" diye düşünüyorsa, gerek yok, biz kalben ona destek oluyoruz. İş birliği yapsın. Yani onlarla kardeş olduğunu, dost olduğunu, "tamam desin "oldu bir hata, yanlışlık olmuş olabilir. İyi niyetle de yapmış olabilirsiniz" ama oldu bir kere. Olanla ölene çare olmaz. Bunu ortadan kaldıralım. Yani bir şey meydana gelmiş. Bunu ortadan kaldıralım. Nasıl yapalım? Şimdi eski sisteme dönersek olmaz" demesi lazım. Çünkü ben başa geçeyim derse bu olmaz. Meraklısı gibi de hava vermesin. Demokrasiye zararda getirmesin, "tamam o zaman koalisyon hükümeti yapalım" desin. "Tarafsız bir Başbakan bulalım" desin. Koalisyon hükümeti, tamam. Bununla yatıştırsın ortalığı. Seçimler olsun, yine iktidara gelirse, yine koalisyon açık olsun. İktidar olsun, tamam. Siz de gelin iktidara, iktidar açık olsun. Yani galip ol ama koalisyon yap. Ne fark eder, kardeşin değil mi? Kazanamamış olması neyi değiştirir? O da olsun. Modern Mısır, modern insanlar, modern dünya, Avrupa'yla, Amerika'yla iç içe, bütün insanları seven bir politik model. Bağnazlığa şiddetle karşı, kadının değerini bilen, kadını yücelten. Mısır parlamentosuna yarı yarıya kadın, muazzam olur. Karar alsınlar, hanımlar yarı yarıya girsin. En modern İslam ülkesi olsun Mısır. Mehdiyet'in ruhu oradan canlansın. Baş olma hırsına gerek yok.

DİDEM ÜRER: Hocam, Saadet Partili kardeşlerimiz yarın Mısır'daki darbeye karşı, Mısır halkına destek vermek için "darbeye hayır mitingi" düzenliyor. Mitin yarın 18:00 da Kazlıçeşme'de gerçekleştirilecek.

ADNAN OKTAR: Darbe tabii çok gereksiz oldu ama tabii adamda orada korkmuş da olabilir. Yani kardeş kardeşe düşecek, büyük katliam olacak diye de çekinmiş olabilir adam. Yani biraz onun gözüyle de bakmak lazım. O kadar katı bakmamak lazım. Şimdi darbe denirse, hakikaten kanunsuz bir sistem olduğu için, hiçbir ülke yardım etmez. Darbeciye yardım, suçtur zaten. Onun için darbe de diyemiyor devletler. Ama adamın da iyi niyetli olabileceğini düşünmek lazım. Paniğe kaptırmamak işte, çok önemli, yatıştırıcı olmak, suç işlediği izlenimini ortadan kaldırmak ve intikamının alınmayacağını, yani hakkında bir soruşturma yapılmayacağını ayrıca vurgulamak gerekiyor. Çünkü paniğe kaptırsan, adam sonuna kadar direnir. Adamın çoluğu çocuğu var, öbürlerinin çoluğu çocuğu var. Bir tek bu değil ki, bunun subayları var, diğer yardımcıları var, bunu destekleyenler var, hepsi panik olurlar, hepsi canının derdine düşer. O zaman derler ki "bunlar iktidara gelirlerse bizim iflahımızı kesecek" derler. İntikam alırlar der, o zaman can havliyle hepsini yok etmeye çalışırlar ama tam aksi yapılırsa yatışırlar. "Siz bizim kardeşimizsiniz. Olmuş bir şey. İyi niyetle yapmış olma ihtimaliniz çok yüksek. Sizi affediyoruz, yani öyle bir kin ve nefret duymuyoruz, hukuki yönden de bir suç işlendiği yönünde bir kanaat oluşturmayacağız, öyle bir bakış açımız olmayacak, her şey yatışsın tamam, kaldığımız yerden devam edelim, neyse doğrusu, ılımlı, ortalı bir yol izleyelim" diyebilirler. Bir Mursi'yi ortaya çıkarsınlar aslında. İşin doğrusu onu bir bıraksınlar, bir Türkiye'ye gelsin o. Mursi Türkiye'ye geldiğinde, burada konuşalım bir sakinleşsin. Yani ortalık sakinleşsin. O Çiçi o da gelsin? Burada barıştıralım. Türkiye'de barıştıralım, bir şey yok. Çok büyütüyorlar.

"Seyyidimiz, Sultanımız mübarek ellerinizden öpüyorum. Allah sizi başımızdan eksik etmesin, inşaAllah. Allah size layık talebe etsin, inşaAllah" diyor.  Reşat Davudoğlu. Biz sizin ellerinizden öpüyoruz, biz sizin ellerinizden öpüyoruz, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bursa’da ki kardeşlerimiz, Çarşamba’da 2000 adet A9 TV broşürü dağıtmışlar. Ayrıca geçtiğimiz günlerde Kuran-ı Kerim’i ve sizin kitaplarınızdan okumuşlar. Sohbet etmişler, güzel bir sohbet olduğunu söylüyorlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma ne güzel, ne güzel. Allah bereketlerini arttırsın. Aferin benim aslanlarıma. Burada ki meclis muazzam, göster bakayım köfteleri. Aferin benim bir tanelerime aferin benim aslanlarıma, maşaAllah. Ne güzel insan benim milletimin insanı, ne şeker insanlar.

Şeytandan Allah’a sığınırım, “’Şüphesiz Allah ve melekleri peygambere salat eder. Ey iman edenler, sizde ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.’ (Ahzap Suresi, 56) Hocam, bu ayet işarı olarak Mehdi (a.s)’a bakıyor mu?” diyor, Ethem Nursal. Tabii, inşaAllah.

Ulviye, “Sultanımız, canımız, baş tacımız, aslan Hocam. Sohbetinizin güzelliği kalbimize huzur veriyor, maşaAllah. Sesinizi bile duyduk mu ruh halimiz hemen değişiyor elhamdülillah” diyor. Yarın üniversite sınavı mı var?

DİDEM ÜRER: Olabilir.

ADNAN OKTAR: Azerbaycan, Allah muvaffak etsin. Allah kalbini güçlendirsin, aklını güçlendirsin, hafızasını güçlendirsin. Hakikaten heyecanlanırsa kafa felç olur. Ben üniversite imtihanında baktım soruları bana acayip kolay gelmişti. Bayağı da zevkli gelmişti. Şakır şakır şakır hepsini doldurmuştum. 30 puan fazla gelmişti. Öyle fazlada asılmadım, çok rahat yapmıştım, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Çağlayan ve Okmeydanı’nda 1000 adet broşür, 15 adet sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar hürmetlerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Göreyim, ispatlı. Ne güzel kediler var hayret renginin güzelliğine bak sen, maşaAllah.

Kısa bir ara verelim, devam edelim, inşaAllah.

ALTUĞ BERKER: Adnan Oktar’la Ramazan Sohbetleri programına kaldığımız yerden, Yunus Emre ve Ahmet Can isimli misafirlerimizle devam ediyoruz. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Yunus Emre ve Ahmet Can. “Hocam” diyor Ahmet Can “bu saç olur mu? Dövme olur mu?” Hem de nasıl. İstediğiniz gibi samimi ruhla, sevecenlikle dünyada yaşayacaksın. Bütün dünya hepimizin, inşaAllah. Onlar laf hikaye, yok saçı şöyle olacakmış böyle olacakmış. Gayet güzel işte tarz yapmışsın. Mesela bizim yakışıklımızda öyle. Ama süper yakışıklı maşaAllah, aslan o. Huyları da güzel, ahlakları da güzel. Gitar çalıyorlar, müzik dinliyorlar, modern görüşe sahipler, Allah’a inanıyorlar. İslam’a sevgi duyuyorlar bitti, bu kadar. Yok işte saça şöyleymiş de kafası böyleymiş. Yok satanist sakalı varmış da bilmem ne. Kardeşim o kafaya kalırsa, adamların içi şeytan. O stil o, insanların hoşuna gidebilir mesela genç kızlara da yakışıyor. Delikanlılar yapıyor o bir tarzdır, yoksa onlar şeytanı uzaya kadar kovalarlar.

Gökalp Hocam anlat.

GÖKALP BARLAN: Kardeşlerimiz sizin programlarınızı seyrettikten sonra İslam’a olan bakış açıları değişmiş ve böylece daha çok dine ilgi duymuşlar bizimle irtibata geçtiler, inşaAllah Didem Hocamızla da.

ADNAN OKTAR: Aslan onlar canım ben anladım onların demek istediğini, maşaAllah. Genellikle bizim gençlerimiz hep öyleler. İslam’ı Kuran’ı çok severler, fakat bağnazlık çok boğuyor insanları. Şu badem bıyık kafası yok mu? Çok bunaltıyor çocukları ama beni de bunaltıyor herkesi bunaltıyor. Bu son yüzyılda çıkmış bir stil bu sahabe stili değil. Mesela bak sana örnek istiyorsan, sahabeler de saçını topuz yapan sahabeler var. Hadiste geçiyor topuz, saçını topuz yapıyor. Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki; “Yalnız sadece namazda çözde, saçın yere değsin namaz kılarken” diyor. Saçını topuz yapıyor sahabe, yani açık hadis var. Mesela saçı uzatmak gayet güzel Peygamberimiz (s.a.v)’e uygun, sünnete uygundur. Bütün sahabelerin çoğunun saçı uzundu. Ama sonradan işte tarz geliştirdiler kökten kazımak, ondan sonra böyle fırça gibi de bir ortam.

Doktor Cihat’ım anlat.

CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah Hocam, dünya çapında kesin bilimsel delillere dayalı olarak Allah’ın varlığını kesin olarak kanıtlayan bir siz varsınız. Herkes sizi örnek alıyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii akılcı baktığımızda, bir yaratan olduğu anlaşılıyor. Başka nasıl açıklanabilir? Tam renkli üç boyutlu bir görüntü görüyoruz nasıl açıklayalım. En kaliteli televizyonda yok, en kaliteli firmalar en kaliteli ürünler üretiyorlar, yüzlerce mühendis çalışıyor-ki, televizyon yine flu oluyor. Şuradaki kaliteye bak renk kalitesine bak üç boyutlu, beynin içinde görüyoruz. Bu harikulade bir şey. Şu ses kalitesine bak, müthiş bir ses kalitesi var. Bir de duyan var ayrıca, o sesi duyan. Görüntüyü de gören var. Bu harikulade bir şey. Belli ki bir yaratan var. Yaratan da bizim eziyet çekmemizi istemiyor. Adamlar diyor ki “eziyet çekmemizi” istiyor. Öyle bir şey yok. Mutlu olun diyor, güzel huylu olun, birbirinizi sevin, eğer güzel ahlaklı olursanız, sizi sonsuz boyutun içine sokacağım diyor Allah, sonsuz yaşayacağınız bir boyuta sokacağım diyor, işte bu. Sonlu olmamızın da bir mantığı yok, niye sonlu olalım? Allah’ın Kendisi sonsuz. Sonlu zaten yaratmak istemez Allah, sevdiğini. Yani insan sevdiği bir şey oldu mu, sonsuz olmasını ister. Allah’ta sevdiği kulunun sonsuz olmasını ister. Niye sonlu olmasını istesin?

Yurt dışında olsun, yurt içinde olsun, bazen bazı tipler çıkıyorlar “ben Adnan Hoca’nın vekiliyim, bana şunu verin, bunu verin” bunlar basit insanlar, çok adilik yapıyorlar. Böyle insanlara çok dikkat etsin kardeşlerimiz. Benim vekilim bilmem neyim yok, yani ben normal Allah’ın her hangi bir kuluyum. Ben neyim de vekilim olsun. Başbakan mıyım ben? Bu tip şeyleri yapan insan hemen anlaşılır zaten gözünden, üslubundan, konuşmasından anlaşılır. Sakın sakın itibar etmesinler.

Sizi çok seviyoruz. Allah ömrünüzü uzun etsin, hayır, sağlık, bereket versin. Son derece efendisiniz, baya terbiyeli güzel ahlaklısınız. “Hocam” dedi “saçımı çözeyim mi?” Dedim sen doğal halinle ol. “Hocam” diyor “ne giyineyim.” Doğal halinle ol, ne demek öyle bir şey. Eğer dindar ise işte illa badem bıyıklı olur, ümüğüne kadar gömleği bağlar, ondan sonra elini dizinin üstüne koyar, sürekli, edepten bahseder! Yok öyle bir şey, normal sevecen samimi insan modeli vardır. Nereden çıkıyor onlar? Badem bıyıklı badem bıyıklı üretiyor. Bunlar fabrika gibi zincirleme ürüyor bu sefer. Ona bakıyor, diğeri de badem bıyıklı oluyor. Aynı gevrek ses. Adam normal konuşuyor, dini bir konu oluyor, bambaşka bir sesle konuşmaya başlıyor. Ne oluyorsun yani normal Allah’ın kulusun.

Doktor Cihat’ım bir şeyler anlat tıptan.

CİHAT GÜNDOĞDU: Estağfirullah Hocam, samimiyeti sizden öğrendik Hocam, maşaAllah. Siz hep yıllardır samimiyetin üzerinde çok duruyorsunuz. Samimi olan kulların kurtulacağını hep aktarıyorsunuz, maşaAllah. Kuran’da da o şekilde geçiyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Biz, Allah’ın gariban kullarıyız zavallı kuluyuz. Adam havalara giriyor bilmem ne yapıyor ağır başlı evliya “ey oğul” falan ne oluyorsun? Neyse garibanın tekisin nihayet. İlla insanlardan farklı olacak, yani Allah ile insan arasında irtibat kuran özel adam havasında. Zavallı bir adam ki, çoğu üç kağıtçı çıkıyor, Allah esirgesin böyle tiplerin. Normal hayatları bambaşka bu heriflerin.

Erdem Hocam nasılsın?

ERDEM ERTÜZÜN: Çok iyiyim Hocam, Allah razı olsun.   

ADNAN OKTAR: Erdem Hocam süper yakışıklı delikanlı, maşaAllah. İlmini irfanını artırıyor.      

En sevdiğin yabancı parçalar ne?

YUNUS BEY: Müzik, hepsini seviyoruz Hocam. Böyle en diye bir şeyleri hiç sevmiyorum ben.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, güzel.

AHMET CAN BEY: Bir şeyin en olmasını sevmiyorum hiç.

ADNAN OKTAR: Değil mi? Hepsi olur. Türk Sanat müziği de olur, yabancı müzik de olur, hepsinin kendine has bir güzelliği vardır, doğru.

Koçyiğit senin?

AHMET CAN BEY: Ben de aynı şeye katılıyorum Hocam. Zaten belirgin bir müzik tarzı olacağına inanmıyorum ben. Ruh hali sürekli değişir insanların. Aşıksındır, mutlusundur, ona göre müzik tarzın tabii ki değişecek. Zamanla sanatçıların da değişiyor favori sanatçıları.

ADNAN OKTAR: Mesela diyor ki, "ben sırf şu müzikten hoşlanırım." İnsan çekinerek de söylüyor. Mesela Türk Sanat müziğini söyleyemiyoruz. Arabeskin güzeli var, hepsinin güzeli var. Çekinecek ne var? Yabancı müzik de güzel, pop müzik de güzel.

GÖKALP BARLAN: Az önce Hocam Yunus, Müslüm Baba'nın son iki albümünü çok beğeniyorlar, ondan konuşmuştuk.

YUNUS BEY: Son iki albümü şahanedir benim için Müslüm Gürses'in. Ondan öncesini pek dinlemedim ama son iki albümü benim için şahanedir.

ADNAN OKTAR: Ses kontrolü muhteşemdi rahmetlinin. Acayip güzel ses kontrolü var maşaAllah. Samimiyeti çok güzeldi. Muhterem Nur annemiz de takip ediyormuş bizim A9'u. MaşaAllah, o da çok güzel ahlaklı insan.

O zaman biraz enlerden gidelim yine de. En sevdiğin yemek ne?

AHMET CAN BEY: En sevdiğim yemek, Hocam ben Adanalı olduğum için kebap türevleri.

ADNAN OKTAR: Tamam, size evde güzel bir kebap yaptırayım ben. Izgara, barbekü yaptıralım. Nasıl sebzeler falan zibil gibi, maşaAllah. Dün kasa hesabıyla o kadar çok domates çıktı ki bahçeden. Salatalık, kabak, fasulye. Gördünüz değil mi?

AHMET CAN BEY: Biz de ordaydık.

YUNUS BEY: Bahçeniz mükemmel. Hayvanlar çok güzeldi Hocam.

ADNAN OKTAR: Kuzuları sevdin mi?

YUNUS BEY: Evet, evet. Tavşanlar kuzular. Tavşanlar çok harika Hocam.

ADNAN OKTAR: Çok şekerler değil mi?

YUNUS BEY: Gitmek istemiyor insan oradan.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hepimizin evi, sizin de eviniz. Her zaman gelin kullanın. İftihar ederiz. Sizlerle orası güzel. Yoksa bomboş neye yarar. Sebze mesela, gelin sebze toplayın, çok hoşuma gider. Alın götürün, taze taze yersiniz, çok hoş olur. Bazen mesela gelip toplayıp gidiyorlar. O benim çok gidiyor. Hem mesela bir iltifat o, bir güzellik.

Evi beğendiniz mi?

AHMET CAN BEY: Ev şahane. Şimdi ben baba mesleğinden dolayı çok il gezdim. Çok aşırı yani Türkiye'de her yere gitmişimdir. Birçok sanatçı dostum da var, onlara da gitmişimdir. Ama böyle bir şey görmedim yani daha önce, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Neler dikkatini çekti?

AHMET CAN BEY: Öncelikle dekorasyon, mobilyalar çok hoşuma gitti. Posterler çok moderndi, çok hoştu. Onun dışında televizyon, bizim hayalimizdeki televizyon, herkesin istediği. Öyle, çok manzarası zaten.

Yakışıklı senin neler dikkatini çekti?

YUNUS BEY: Hocam dekorasyon zaten size aitmiş galiba.

ADNAN OKTAR: Naçizane.

YUNUS BEY: Elinize sağlık, çok iyi. Bir zaman sonra Gökalp Hocam’a şey dedik hatta, "devam etmesek mi, gezmesek mi?" dedik Hocam. Çok güzel manzarası. Zaten dediğim gibi ben bahçeye çok bayıldım. Şehirde olan insanlar çok bahçe özlemi duyarlar, sizin orası hem şehrin tepesinde Hocam, her yer ayaklar altında, hem de çok güzel.

ADNAN OKTAR: Ev viraneydi biz ilk evle tanıştığımızda. Yani tam anlamıyla viraneydi, hatta korku filmleri için çok uygundu ev, yani öyle bir görünümü vardı. Bak şu an cennet gibi oldu. Eski sahibi de şaşırıyor, acayip güzel hale geldi, tertemiz oldu.

GÖKALP BARLAN: Vesilenizle oldu Hocam, elinize sağlık.

ADNAN OKTAR: Tabii yıllardan beri ev satılamıyordu, korku filmleri gibi göründüğü için-idi ama bak şu an ev nur gibi. Sevgiyle eve yaklaşırsan, ev de seni sever, inşaAllah. Biz sevgiyle yaklaştık, maşaAllah.

YUNUS BEY: Özellikle Hocam, sanki genç yaşıyormuş gibi orası, o dikkatimi çekti. Dekorasyon olarak gayet çok zevkliymişsiniz.

ADNAN OKTAR: Modern değil mi? Çok hoş.

YUNUS BEY: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Aslansınız her zaman gelin, çok hoşuma gider. Arkadaşlarınız da gelsin, sizler de gelin, sohbet ederiz, konuşuruz, eğleniriz, yeriz, içeriz inşaAllah. Dünya malı dünyada kalır. Dostluklar baki, sevgiler baki. Dine bakış açınız da çok hoşuma gidiyor, maşaAllah. Öyle bağnazlıktan uzak, sevgiyi esas alan, dürüstlüğü, doğruluğu esas alan, sahabi İslamlığını esas alan, bütün insanları şefkatle kucaklayan, her fikre, her düşünceye, her bakış açısına saygıyla yaklaşan, demokrat, sanattan, bilimden, estetikten, müzikten, iyi olan, güzel olan her şeyden hoşlanan, aşk insanı, muhabbet insanı, sevgi insanı olmak. Allah ömrünüzü uzun etsin. İnşaAllah bir ara deneme yapacağız, elektrogitarla yıkacağız ortalığı, Allah'ın izniyle, şahane bir şeyler yapacağız, inşaAllah.

Bugün sohbetimiz bu kadar olsun, çünkü iftar da yaklaşıyor. Bitirelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü