Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (19 Temmuz 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Canımdan çok sevdiğim bir tanem aşkım göz bebeğimle sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Dünyanın en tatlı Şeyhi, dünyanın Sultanı bir tane Sultanı var dünyanın biliyorsunuz. Adamlar Sultan arıyorlar, Sultan Kıbrıs’ta. Bir tane Sultan var Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri. Canımız Şeyhimiz bugün iyiymiş, maşaAllah. Dışarı devriyeye çıkacakmış.

Bugün Yaşar Nuri Öztürk’ün yoğun bakımda ameliyatta olduğuna dair haber çıkmıştı. Kendisinin aradık, Antalya’daymış, sağlığı çok iyiymiş. Haber doğru değilmiş. Selam söylemiş, Aleykum Selam.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan, hükümetin medya üzerinde baskı kurduğu iddialarına cevap verdi: “Şu anda Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı’na fütursuzca saldıranlar, küfredenler on yıl önce böyle bir yazı yazabilirler miydi? Yazdıkları zaman gidecekleri yer belliydi” dedi.

ADNAN OKTAR: Evet, Türkiye’de o yönden demokrasinin varlığı açık. Gazetelerin genellikle sağa dönmesi biraz rahatsız etti onları. Hep sol olsun istiyorlar. Olur mu kardeşim? Millet sağdaysa, gazeteler de sağda olur. Onda şaşacak ne var? Türkiye sağa dönerse, gazeteler de sağa döner. Sağlık olsun, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır ordusunun Gazze için hayati öneme sahip bazı tünelleri yıktığı bildirildi Hocam. Gazze’deki emniyet kaynakları da buldozerlerin El-Azb’ın karşısındaki en az iki tünelin yıkıldığını doğruladı.

ADNAN OKTAR: İşte darbenin nedeni ortaya çıkıyor böyle, inşaAllah.

Bağnaz olmasalar, o kadar rahat yaşayacaklar ki. Filistin de çok rahat yaşar, Mısır da çok rahat yaşar. Şeytan belayı baştan koymuş. Şeytan bunları ta baştan kilitlemiş. Yazık gariplerim, şeytanın o borusunun içine giriyorlar, böyle döne döne o borunun içinde ilerliyorlar ve mahvoluyorlar. Bağnazlığın içinde yanıp, ölüp bitip kül oluyorlar, Allah esirgesin. Kuran’a tam uysalar, Allah ferahlık verecek, rahatlık verecek. Kuran’a bir türlü güvenemiyorlar. Allah’ın Kitabına bir türlü güvenemiyor. Güven, ondan sonra konu bitecek. Bağnazlığı bırak, uydurmaları bırak. Onun din olduğuna inanıyorlar. İşte, asacak kesecek biçecek. Adam seni tabii ki bu hale getirir. Dünya karşına geliyor o zaman. Bütün Avrupa Amerika bütün dünya karşısına geliyor adamların. Bağnazlığa müsaade etmezler, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, son zamanlarda sürekli Gezi protestolarına destek için karışıklıkların çıktığı Hatay’da, Sayın Başbakan “Mursi’ye destek vermediklerini, Mısır’ın seçilmiş lideri olduğu için destek verdiklerini” belirtti. “Mısır halkı için bu insanlar ibadetini yaparken kurşunlanarak ölüyor. Bizim feryadımız bundandır” dedi.

ADNAN OKTAR: Bir anormallik var ama hakikaten konu sade bağnazlıktan. Bağnaz olmasalar, Mehdiyet ruhunda hakikaten çok rahat yaşayacaklar. Şeytan en baştan çok kötü bağlamış. Mikrop Müslümanları mahvediyor. Boyunduruğa gidiyor giriyor Müslümanlar, ona takılıyor. Kardeşim girme şeytanın boyunduruğuna. Kuran’a uysan rahat edeceksin. Dinlemiyor. İlla şeytanın boyunduruğuna girecek. İlla gelenekçi kafaya girecek, illa bağnazlığa girecek. Sen nensin diyoruz? “Müslüman’ım elhamdülillah” diyor. Bağnaz olmuşsun, delirdin mi sen? Kuran’da olmayan şeyleri söylüyorsun, Allah adına yalan söylüyorsun, uydurmaların yalanların peşinden gidiyorsun, yapma. “Yok, ben takvayım” diyor. Şeytanın emri takva olur mu? Allah adına uydurma takva olur mu? Nerenin takvası? Kuran’a uyarsan takva olur.

“Adnan Hoca çok zekice bir iş yapıyor ve çok doğru. Tüm güzellikler orada. Müzik, kahkaha, tebessüm, ahlak, güzel bayanlar, dinimizin emsali gördüğüm her şey orada.” MaşaAllah. Emre de modern bir delikanlıymış.

Yitik Sevdalar: “AKP’nin açılım politikası hakkındaki düşünceleriniz nedir? PYD’nin özerlik ilanı, PKK’nın sözde şehitlik açmazı vs.”

Bunlar evcilik oynuyorlar. İşte “özerklik ilan ettik, kongreyi topladık.” Bu vatan bizim, öyle bir şey olmaz. Ama yurt dışından oradan buradan tipler var, işte “biz bu işi yapacağız” falan gibisinden. Elli kere söylüyoruz; yaparlarsa, yapmaya kalkarlarsa -yapamazlar demiyoruz, yaparlar- 80 milyon, 75 milyon vatandaşı şehit ederler. Türkiye’nin bir bölgesini vermeyiz o zaman, tamamını veririz. Ona talip olmasınlar, bak Türkiye’nin tamamına talip olsunlar olacaklarsa. Tamamını şehit eder, hepsi onların olsun. Ama böyle bir durumda dünya da kalmaz, onu söyleyeyim. Almanya, Amerika, her yer yerle bir olur onu söyleyeyim. Çünkü bir vatan toprağını sen veriyorsan, kendi vatanının toprağını veriyorsan, dünyanın en haysiyetsiz, en şerefsiz, en namussuz adamı konumuna gelmiş olursun. En şerefsiz, en haysiyetsiz, en namussuz olarak yaşamayacağına göre, böyle bir şeyi de kabul edemezsin, değil mi? Böyle bir şey teklif ediyorsa, en büyük hakaret ediyor demektir, bölmeyi söylüyorsa, küfrediyordur, o zaman ağzının payını kanunla hukukla verirsin.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez Hocamız, önceki günkü iftarını Ankara açık ceza evi, tevkif evindeki hükümlülerle birlikte yaptı.

ADNAN OKTAR: Çok iyi yapmış, çok çok güzel yapmış, aya güzel olmuş. Çünkü cezaevindeki insanların maneviyata çok büyük ihtiyaçları var. Oralara kitap göndermek, Kuran göndermek, Kuran hediye etmek, bizim kitaplarımızdan hediye etmek ne güzel olur. Akşama kadar boşlar. Kitap okur, imanın geliştirir, aklını artırır, takvasını artırır çok çok iyi olur, inşaAllah. Bir de oruç tutarlarken öyle değerli büyüklerimizin oraya gidip, onlarla oruç açması da onları baya şevklendirir rahatlatır.

DİDEM ÜRER: Hocam, genellikle cezaevlerinden sizin kitaplarınız için çok fazla talep geliyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Cezaevlerine Bediüzzaman çok önem veriyordu.

DİDEM ÜRER: “Vatan Gazetesi’yle yollarını ayıran Can Ataklı veda yazısında CHP’nin, İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığı için yeşil ışık yaktığını” duyurdu.

ADNAN OKTAR: Sevecen hoş bir insandır, hoş sohbet, çok iyi bir insan. İftarımıza da gelmişti, sohbet etmiştik. Kalender bir insan, iyi bir insan. Allah yardımcısı olsun.

DİDEM ÜRER: “Hürriyet yazarı Mehmet Yılmaz, Başbakan’ın Hz. Ali (r.a) sevgisine ait ifadelerinden yola çıkarak: “demokrasinin gereği olarak Alevileri sevmese de onlara sempatiyle yaklaşmak durumunda. Tüm toplumun Başbakandan beklentisi bu. Aynı fikirde olmasak da hepimiz varlığımıza saygı bekliyoruz. Hoşgörü bir lütuf değildir” dedi.

ADNAN OKTAR: Hoşgörü, hakarettir zaten. “Hata yapıyorsun ama ben seni hoş görüyorum” anlamına geliyor. Olur mu öyle şey? Bayağı mükemmel insanlar Alevi kardeşlerim, can onlar.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: “Ahmet Hakan da, Başbakanımızın Alevilikle ilgili sözleri "üzerine,  “madem dört dörtlük Alevisin o zaman Cem evlerine neden ibadethane statüsü vermiyorsun, neden Diyanet tarafından Aleviliğin temsil edilmesine izin vermiyorsun? ” diye sormuş.

ADNAN OKTAR: Cem evleri yasak mı, Türkiye’de?

DİDEM ÜRER: İbadethane statüsü yok şu an.

ADNAN OKTAR: Ne istiyor?

AYLİN KOCAMAN: O statüde olmayınca devlet imkanlarından faydalanamıyor.

ADNAN OKTAR: Devlet imkanı verilmediği için.

AYLİN KOCAMAN: Evet.

ADNAN OKTAR: Verilsin devlet imkanı ne mahsuru var? Cem evi, Alevi kardeşim parayı nereden bulacaklar? Cem evi varsa devlet onun temizliği, bakımı, elektriği, suyu falan.

DİDEM ÜRER: Alevi dedelerine de maaş bağlanmasını istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, can dedeler onlar çok şeker oluyorlar. Para işi nasıl olsun, ne yapsın? Onların da bakımı var, çoluk çocuğu var, inşaAllah. Tekke ve zaviyeler kanuna aykırıymış, öyle mi?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: O zaman anayasada değişiklik yapılması gerekiyor. O zaman meclisin işi. Biz bir şey diyemeyiz ona.

DİDEM ÜRER: Anayasada görüşülüyor, şu an.

ADNAN OKTAR: Ama Alevi kardeşlerimiz rahat etsinler. Onların rahat etmesi, bizim rahat etmemiz demektir. Ne güzel konuşuyorlar, ne güzel anlatıyorlar, ne güzel sözler söylüyorlar. Alevi deyişleri çok önemli. Neşet Ertaş da bildiğim kadarıyla, o da Alevi’dir.

DİDEM ÜRER: Hocam “Amerika’nın otomotiv şehri olan Detroit, mahkeme iflas koruma talebinde bulundu.”  Buna göre Detroit ülkenin kamu iflasını açıklayan en büyük şehir olarak tarihe  geçti.

ADNAN OKTAR: Hadi hayırlı uğurlu olsun. Al bir tane daha. Dedik “Amerika da çöker, her yer çöker. Mehdiyet’in dışında yol yok” dedik. Anlamazdan gelenler, en sonunda anlayacaklar. Anlamazdan gelinecek gibi değil.

Diyor ki Cenab-ı Allah, Zuhruf Suresi, 61-“Şüphesiz İsa Mesih”  Seyyidina İsa Mesih-İbn-i Meryem, “kıyamet saati için” kıyametin kopması için bir alamettir. Kuran ayeti. “Öyleyse ondan yana hiçbir kuşkuya kapılmayın” diyor, Allah. Ebcedi; 2026. Mübareğe 2026’da herhalde sarılacağız, inşaAllah. Bizzat evlendireceğim, inşaAllah. “Ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur ” diyor.

“Şeytan sakın sizi (Allah'ın yolundan) alıkoymasın” Deccal, deccaliyet “Gerçekten o, sizin için açıkça bir düşmandır.” Alenen, alenen görülür. (Zuhruf Suresi, 62 ) 

“İsa Mesih, ibn-i Meryem açık belgelerle gelince dedi ki; “Ben size bir hikmetle geldim.” Şimdi geldiğinde hikmet ne? Kuran’la gelecek. “Ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını “ mesela ne ihtilafa düşmüş? Ortodoksluk, Katoliklik, çeşitli, “ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin” “Allah’tan sakının” diyor benden demiyor. “Allah’tan sakının ve bana itaat edin.” (Zuhruf Suresi, 63)

(Zuhruf süresi 51)-“Firavun kendi kavmi içinde bağırdı” diyor bak, bağırarak konuşuyor. “Dedi ki ey kavmim. Mısır’ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi?” diyor bak. Kapitalizmin azgın ruhunu gösteriyor. “Yine de görmeyecek misiniz?” Firavun’da böyle bir manyaklık var. Mesela diyor ki Hz. Musa (a.s) konuşuyor , “duydunuz mu?” diyor “gördünüz mü?” Görüyor tabii. Ne demek laf mı yani? Firavun’un üslubu bu. “Yine de görmeyecek misiniz? Yoksa ben şundan daha hayırlı değil miyim ki, o aşağı (sınıftan) bir zavallı” diyor, haşa Hz. Musa (a.s) için. “Neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir.” Heyecandan dili tutuluyor canım benim Hz. Musa (a.s)‘in, böyle çok heyecanlı bir ruha sahip, hem çarpıntı oluyor kalbinde, hem de heyecanın şiddetinden dili tutuluyor, konuşamıyor. “Bu durumda eğer doğruysa üzerine altından bilezikler atılmalı” kapitalist kafa olduğu için her şeyi öyle değerlendiriyor altın, para falan o şekilde “ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?” Bağnazlar diyor ya “Hz Mehdi (a.s)’ın” diyor “başının üzerinde duracak melek” diyor “ben göreceğim” diyor “diğer türlü kabul etmem” diyor. Firavun diyor bunu. Müslüman’ın sözü değil ki bu. “Böylece kendi kavmini küçümsedi” kavmini de küçümsüyor. Yapıyor ya bazı tipler “beyaz Türkler, zenci Türkler” diye küçümsüyor. “Onlar da ona boyun eğdiler.” Çünkü derin devlet, azgınlık var. “Gerçekten onlar fasık olan bir kavimdi.” (Kavmuhu) “Sonunda bizi de öfkelendirince biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk. Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve örnek kıldık.” Yani ibret olması için. “Meryem oğlu (İsa) bir örnek olarak verilince, senin kavmin hemen ondan (keyifle söz edip) kahkahalarla gülüyorlardı” diyor Allah “alay ediyorlar” diyor. Şimdi biz de diyoruz ki “Hz. İsa Mesih (a.s) gelecek” diyoruz. Gülüyor adam. “Nasıl olacak?” diyor. Karşında görünce anlarsın.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Sayın Ahmet Davutoğlu; “Sayın Kılıçdaroğlu’na açtığı hakaret davalarından toplamda 11 bin 500 lira kazandığını ve bu parayı Suriye’den Türkiye’ye sığınan yetimlere harcayacağını” açıkladı. “Sayın Kılıçdaroğlu’nun Suriye’deki sığınmacı kardeşlerimize belki de tek olumlu katkısı bu olacak” dedi.

ADNAN OKTAR: İyi güzel hukuk işte bak. Hukuk cayır cayır işliyor demek ki. Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Suriye Devlet Başkanı Esad’ın, muhaliflere savaş ilan eden PYD için bu gün özerklik ilan edeceği iddia edildi. Şam yönetiminin sınırdaki altı bölgeyi örgütün kontrolüne bırakacağı söylendi.

ADNAN OKTAR: Şam. Zaten onlar da, komünist, onlar da komünist, fark etmez. PYD ile Şam yönetiminin bir farkı yok. Komünistin allı güllüsü olmaz, hepsi birbirinin aynı. Adam seve seve Suriye’nin tamamını da verir. Ne fark edecek? Aynı kafadalar.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Müslüman Kardeşlerin sözcüsü Genelkurmay Başkanı Sisi’ye bir mektup göndererek; “Ülkene ihanet ettin, andını çiğnedin, yeminini bozdun, ordu içinde ayrılık çıkararak çok tehlikeli bir işe girişiyorsun, tövbe et, halkına dön, darbeden vazgeç” dediği ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Müslüman Kardeşler, bak canım kardeşlerim ben ellerini ayaklarını öpüyorum, Allah aşkına şu bağnazlıktan vazgeçsinler, Kuran’a dönsünler. Çok rahat edecekler, konu bitecek. Bağnazlık her yerde ezilir. Bağnazlıkla Allah rahatlık vermez. Mümkün değil. Bağnazlık rezalet, Allah vermesin.  Allah’a savaş açmaktır bağnazlık. Allah’a savaş açan, kaybeder. İnşaAllah.

“MaşaAllah canım bir tanem Hocam, bu akşam daha bir başka güzel, ay gibi parlıyorsunuz. Sakallarınız zümrüt gibi ışıl ışıl, sesiniz insana huzur veriyor. Mutluluğum, neşem, bir tanecik Hocam” diyor, Sevim Hanım.

“Hayat, Hocamızın nur cemalinde maşaAllah, görünce yaşıyoruz, elhamdülillah” demiş, bir başka hanım kardeşimiz.

Nesli:“Gözlerim doluyor gururdan” diyor. “Ablacım, Hocamız bu sahur imsak vakti değişikliğine ne diyor ezan saati için.” Ne değişikliği o? Değişiklik yok. İşte Diyanet’in imsakiyesi vardır, doğru o, tekniktir o. Adamlar ayı gözlüyorlar. Diyanet’in yaptığı tespit, doğru. Heyetle yaptılar, bilim adamlarıyla yaptılar. Samimi bir şey. Adam seni niye kandırsın, doğru söylüyor. Ve milimetrik tespit. Teknolojinin bütün imkanları kullanılıyor. Bayram gününün tespiti de doğru, namaz vakitleri, hepsi doğru.

Evet, Didem Hocam.

Şeyhimizi Mısır’a Sultan yapmak lazım. Anında iter o iş, anında. İsterseler denesinler. Hakikaten bir haftaya kalmaz konu biter.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir kardeşimiz yeğeni Beyza’nın sabah kapıda rastladığı kedi ile birlikte resmini gönderdi. Beyza “yayına çıkacak mıyım?” diye soruyormuş.

ADNAN OKTAR: Yalnız ben bunun burnunu kırt diye ısırırım. Burunsuz olarak çıkar yayına. Kedisi de çok şeker, kendi de çok şeker. Tatlılığa bak sen, çeneye, buruna, yanaklara, kulaklar, her yeri çok şeker. Kedisi de çok tatlıymış. Allah bunları ne tatlı yaratıyor. Evde böyle bir tip muhteşem bir olay. İnsan zırt pırt bunun burnunu ısırır.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Azerbaycan’dan kardeşlerimiz yazmışlar, Astara’da çok ünlü bir güzellik salonu ile anlaşma yapmışlar. Sayın Hocamızın tüm kitaplarından bir stant yapıldı ve gelen müşteriler kitapları ücretsiz olarak alıp, okuyup geri getirebilecekler, inşaAllah. Güzellik salonu sahibi Gülizar Hanım, size derin sevgi ve saygılarını gönderiyor. Biz de bu vesileyle sizin o nur ellerinizden öpüyoruz.

ADNAN OKTAR: Canım benim, aferin benim güzelime, aferin benim nurluma. Çok güzel olmuş, isabet olmuş. Orayı nur bahçesine çevirmiş. Ne güzel. Bir eve bizim kitaplarımız girdi mi, deccal hoşaf olmuştur orada, buhar olmuştur. Bizim kitabımızın girdiği yere, deccal giremez.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İstanbul’dan kardeşlerimiz: “Merhaba Hocam, dün kardeşlerimizle birlikte Sultanahmet’te sizin İngilizce ve Türkçe olmak üzere 130 adet kitabınızı dağıttık. Ellerinizden öper, dualarınızı bekleriz” yazmışlar.

ADNAN OKTAR: Ah benim canlarım, ah benim güzellerim, şu güzelliğe bak, şu tatlılığa bak, maşaAllah. Allah onlara sağlık, sıhhat versin. Hiçbirine Allah hastalık vermesin-ki, İslam’ı yaymaya bol vakitleri olsun, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Başka kardeşlerimiz de 15 ve 16 Temmuz Salı günü Sultanahmet’te 1000 adet A9 broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Sultanahmet, maşaAllah. İyi, güzel olmuş. Sultanahmet bu tarzda mı akşamları? İyi, güzel. Sultanahmet, çok güzel bir isim.

Evet, devam edelim.

DİDEM ÜRER: Kastamonu’dan bir kardeşimiz belediye duraklarına, sokak direklerindeki dükkanlara, hastanelere A9 broşürü ve kitap dağıtmış. Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı ve Belediye Başkanına da Komünist Kürdistan Tehlikesi ve bazı kitaplarınızdan hediye etmiş. “Kediye rastlayamadım, onun yerine kuşlarımın resmini gönderiyorum. Adnan Hocam’ın ellerinden öpüyorum. Dua istiyorum” demiş.

ADNAN OKTAR: Nasıl kedi yok? Ben gördüm kedi. Bunlardan ala kedi olur mu? Bunlar mahallenin sevimlileri. Keyfe bak sen. Hepsi de çok güzeller maşaAllah. Allah’ın hikmeti mesela, ileride hatırlayacaklar bu köfteler. Bunlar hep, Hz. Mehdi (a.s) talebesi, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebesi. Bunların vakti çok şahane olacak. Dünya hakimiyetini görecekler, püfür püfür bayağı rahat edecekler, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Ankara’dan kardeşlerimiz Dışkapı Hastanesi’nde hasta yakınlarına 30 adet kitabınızı, 15 belgesel CD ve A9 broşürü dağıtmışlar. “Canımız Hocamıza sevgilerimizi iletin” diyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, her yeri nurlandırmışlar. Şu kuzuyu bana bir yanaştır bakayım. Kardeşim ben bunları. Normal mi bu tatlılık? Çok şeker bir yandan da yemeğini yiyor. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Sinan kardeşimiz şöyle yazmış: “Hayırlı Ramazanlar Hocam. Üç yaşında kızım var. Hocamızın kitabının arka sayfasında küçük fotoğraftan bile tanıyor maşaAllah. Allah’a emanet olun, sizleri çok seviyoruz” diyor.

ADNAN OKTAR: Ben ne diyeyim bunlara? Şu keyfe bak, şu şekerliğe bak sen. Annesi bunun iki kolundan da ısırsın, bir de burnundan. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bursa’daki kardeşlerimizin faaliyeti var Hocam. “14 Temmuz Pazar günü Bursalı ve İnegöllü kardeşlerimizle birlikte, İnegöl Park Caddesi’nde A9 TV broşürü, Hocamızın çeşitli kitaplarından dağıttık. Faaliyetimize ilgi çok fazlaydı maşaAllah. Hocamıza en derin sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz.”

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım, nasıl güzelmiş onlar, nasıl tatlıymış. Ufaklıklara bak sen. Çok nurlular maşaAllah. Aferin aslanlara. Hay maşaAllah, aslanlarıma aferin. Çok güzel, elhamdülillah, maşaAllah. Mübarek Ramazan’da çok güzel.

DİDEM ÜRER: “Merhaba aslanlar aslanı Adnan Hocam. Gece sizi seyretmek ayrı bir güzellik. Allah’a hamd olsun. Siz Allah’tan bize çok büyük bir nimetsiniz” demiş kardeşlerimiz. “Bir ricam olacak, biraz Kuran okuyup, tefsir eder misiniz? Kalplerimize inşirah gelsin biraz da. Azerbaycan’dan sizi çok seven Mirağ” diyor. Bir de Hocam bu bebek dün doğmuş, sizden isim istiyorlar bebek için.

ADNAN OKTAR: Bakayım çocuğa. Ah benim canım, ah benim tatlım, ah benim bir tanem benim. Kuzu o, kuzu. Delikanlı evet, delikanlımıza bir isim bulalım. Şeytandan Allah’a sığınırım, “Hani İbrahim babasına ve kendi kavmine demişti ki: "Şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan uzağım." (Zuhruf Suresi / 26) Adnan İbrahim olsun ismi.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: CIA eski yöneticilerinden Philip Giraldi: “Mısır’da devrilmesi için bazı körfez ülkelerinden maliklere bir milyar dolar para aktardığını” söyledi. Ayrıca “Amerika yönetiminin bu para akışından haberdar olduğunu ve paranın Mursi’ye karşı ayaklanmayı örgütleyen Sisi ve ona yakın subaylara gittiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Tabii ki bu olaylarda darbe adam durduk yere yapmaz. Mutlaka bir maddi yönü vardır.

Kürt Ulusal Birliği: “Suriye Batı Kürdistan hakkında konuşmak kimseye düşmez.” Hoca sana düşüyor, bize nasıl düşmüyor? Nasıl oluyor böyle bir şey? “Batı Kürdistan kurulacak.” Nereyi kastediyor bu? Suriye. Baba zaten oralar sizin yani, oralar alayı komünist orada zaten. Ama söyleyeyim, orada sizi pek rahat bırakmazlar. Geçici olur o mutluluğunuz, öyle bir şey olmaz. Hiç tavsiye etmem, çok yanlış olur. Yani orada tutunamazsınız, öyle bir şey olmaz. Bir bildiğim var ki söylüyorum. “Ağabeyleri ne derse biat edecek” diyor Türkiye için. Yok, Türkiye’nin kimseyi taktığı yok. Ne alakası var? Yani kimi dinliyor? Türkiye bağımsız hareket ediyor, öyle bir şey yok. Eskiden oluyordu bazen, doğru. Amerika bir şey diyordu, hemen yapıyorlardı, diğer hükümetler. Ama Tayyip Hocam, benim gördüğüm kabadayı, yani öyle bir şeyi yok. Yani varsa bir bildiğin, söyle görelim.

“Diyanet İşleri Başkanlığı en yüksek bütçe ile Bakanlık iken, Diyanet dışı hocaların TV’lerde açıklama yapmaları sizce doğru mu? Saygılar Hocam.” Sami Şentürk. Özgür Türkiye, konuşsunlar. Gerçi dedelerin çoğu acayip üslupları, yanlış. Birçoğu öyle ama çoğu sözleri de doğru. Yanlış olan da var, doğru olan da var. Ama konuşsunlar. Niye engellemek istiyorsun? Çok kötü bir şey olmaz mı o? O zaman Diyanet’in hocaları çıkıp konuşsun desek, kimse konuşamaz desek, demokrasi gitti demektir. Olur mu öyle şey? Herkes istediği gibi konuşsun.

Bir sanatçı müzisyen kardeşimiz: “Müzisyenlikle hayatını kazanmaya İslam nasıl bakar?” diyor. Ananın ak sütü gibi helal. Ne güzel işte kanun çalıyorsun, keman çalışıyorsun, sanatını icra ediyorsun. İnsan aşka gelir, tabii ki sana para da verir, imkan da sağlar. Ananın ak sütü gibi de helal olur. Nur gibi kazanç, tertemiz kazanç, ne var onda?

“Diyanet İşleri Başkanlığının lağv edilmesi ile bütün camilerin cemaatlere teslim edilmesi yerinde olur.” Olur mu öyle şey? Süleymancıların Camisi ayrı, Nurcuların Camisi ayrı falan. Almanya’da öyle mesela. O onun camisine gitmiyor, o onun camisine gitmiyor, çok yanlış. Şu an tertemiz Diyanet İşleri Başkanlığı camilere bakıyor. Nur gibi tertemiz. Zamanında namazlar kılınıyor. Düzgün yani, her şey baya güzel. “Mevcut haliyle camiler yaşlıların ölümü beklediği, bekleme salonları gibi” diyor. Yanlış söylüyorsun. Herkes ölümü bekliyor, sen ölümsüz müsün? Sende bekliyorsun. Bekleme salonudur bu dünya. Bekleme salonunda ölümünü bekliyorsun. Sen ölmeyecek misin? Sen kendini nasıl kenarda tutuyorsun? Yaşlı ölüyor da genç ölmüyor mu? En az yaşlılar kadar, gençler de ölüyorlar.

“Cemaatlerin elinde iki kanatlı üniversiteler olacaktır.” “Camiler, üniversite haline gelecektir” demek istiyor. Yok. Yapacaklarsa, şu an yine imkanları var. Yani onun için camiye mi ihtiyaç var? Evde de konuşursun. Yani adam yapacak olduktan sonra, her yerde yapar. Adamda o ruh, o aşk olması lazım. Adam şirket kuruyor. Yani mesela kurs açıyor ama sadece gelire yönelik. Para kazanıyor. Dinden, imandan, Allah’tan, Kitap’tan bahsetmiyor. Kuran mucizelerinden, iman hakikatlerinden bahsetmiyor. Zengin oluyor. Sadece para kazanıyor, o kadar. Yani berber salonu gibi, yahut işte lokanta açmak gibi. Onun gibi, adam da oradan götürüyor konuyu. Oradan bir şey çıkmaz.

Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Şura Suresi, 52-“Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik.” Yani Cebrail (a.s). “Sen, Kitap nedir, iman nedir bilmiyordun.” diyor Cenab-ı Allah. Bak “Kitap nedir, iman nedir bilmiyordun.” “Ancak Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz.” Kuran’la. “Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun.” 2083 tarihini veriyor. Sungur Ağabey’in verdiği işte son dönemler. Yani İslam’ın en güçlü, galibane döneminin son vakitleri.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Ha, Mim. Apaçık Kitap’a andolsun.” (Duhan Suresi, 2) Allah diyor bak Kuran’da, “Kuran apaçıktır.” diyor. “Yok” diyor adam “Kuran apaçık değil” diyor. Allah “apaçık” diyor. “Yok” diyor. “Sen bakma Kuran’ın öyle dediğine, Kuran apaçık değil.” diyor (haşa). “Gerçekten Biz onu (Kuran’ı), belki aklınızı kullanırsınız diye Arapça bir Kur'an kıldık.” Aklınızı kullanmanız için. Demek ki, akıl ve Kuran bağlantılı. “Şüphesiz o (Kur'an), Bizim Katımız'da olan Ana kitaptadır;” daha önce Allah katında hazır Kuran. “Çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur.”

Didem Hocam, sizden bir şey dinleyelim.

DİDEM ÜRER: Altınöz ilçesine bağlı Kıyıgören Köyü’ndeki Hudut Karakoluna bağlı birliklerin devriye görevi yaptığı sırada Suriye tarafından ateş açıldı. Sınırdan kaçakçılık olaylarına karşı devriye görevi yöneten karakol ekibindeki bir uzman çavuş, üç asker yaralandı. 

ADNAN OKTAR: Ateş eden kim?

DİDEM ÜRER: Suriye tarafından ateş ediliyor.

ADNAN OKTAR: Evet ama orada birçok gruplar var. PYD var komünistler, ondan sonra Müslüman gruplar var, Esad’ın güçleri var. Ama hangisi olduğu belli değil yani.

Nebe Suresi. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?” Brinci ayet, “Birbirlerine hangi şeyi sorup duruyorlar?” Şu an neyi soruyorlar insanlar birbirlerine? Hz. Mehdi (a.s)’ı soruyorlar, İttihad-ı İslam’ı soruyorlar, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı soruyorlar. En çok sorulan sorular bunlar. Bak Allah diyor ki; “O büyük haberi mi?” arkasından. Nedir büyük haber? Kıyamet. Nedir? Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışı, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın zuhuru, Ye’cüc ve Me’cüc, inşaAllah. “Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.” Hz. Mehdi (a.s) konusunda anlaşmazlık içindeler. Kimi diyor “Mehdi geldi,” kimi “gelmeyecek,” kimi “şahs-ı manevidir “diyor. Kimi “geldi gömdük” diyorlar. Kimi işte “benim şeyhimdir, benim hocamdır” diyor. Adam yolda yürümekten aciz, iki kişinin kolunda yürüyor, ona Mehdi diyor, hayırlı uğurlu olsun. “Hayır; pek yakında bileceklerdir.” diyor Allah. Demek ki Mehdiyet de, kıyamet de, Hz. İsa Mesih (a.s)’da pek yakında bilenecek. Bak Allah bir daha söylüyor. “Yine hayır; yakında bileceklerdir.”  4 ve 5. Bediüzzaman ne diyor? “1545” diyor. iki kere tekrarlıyor ayet, dikkat ediyor musunuz? “Hayır; yakında bileceklerdir.”-4. 5;“Yine hayır; yakında bileceklerdir.” 4 ve 5-1545’e bakıyor, inşaAllah.

“Biz, yeryüzünü bir döşek kılmadık mı?” Yani insanlar için rahat yaşayacakları bir zemin. Döşek nasıl olur? Bir katman şeklinde olur. “Dağları da birer kazık?” Dağların kazık şeklinde olduğu daha yeni anlaşıldı. Dağlar böyle üçgen bir şey zannediyorlardı. Halbuki alta doğru asıl devam ediyor dağ. Altta büyük bir kökü var, üstü ucu oluyor, kazık şeklinde dağlar. Bunu yeni öğrendik, bilim yeni ortaya çıkarttı, dağların kazık şeklinde olduğunu, yani köklü olduğunu. Kazığın özelliği nedir? Köktür. Kazığı çakarsın, yere girer büyük bölümü, bir kısmı dışarıda kalır. Buna kazık denir. Bunu bilim yeni fark etti. Kuran’ın bir mucizesidir bu.

“Sizi çift çift yarattık.” Bütün bitkiler-hayvanlar hep çift, insanlar. “Uykunuzu bir dinlenme yaptık.” Aslında Allah istese uyumazdık, ama özel olarak, mucize olarak yaratılmış. Vakti geliyor, hemen mecburen herkes yatağın içine giriyor, ölümü bekliyorlar, mezara girer gibi. Uyku ölüm, her gün mecburlar. “Hadi” diyor “ölüm vaktimiz geldi” diyor herkes. “Hadi” diyorlar “ölmeye.” Mezara girer gibi yorganın içine giriyorlar, ölüyorlar. Yeniden diriliyor. Allah “ölüyorlar” diyor, “ruhlarını alıyorum” diyor. “Geceyi bir örtü yaptık.” Gece siyah bir örtü gibi insanların üstüne geliyor, ışığı kaldıran bir örtü. Senin ışığı karartmana gerek kalmıyor. Ortalık zaten zifiri karanlık, örtü şeklinde. “Gündüzü de bir geçim vakti kıldık.” Geçim için, Allah vesile kılıyor gündüzü. “Üstünüze sapasağlam yedi gök bina ettik.” Göğün yedi katlı olduğunu da bilim yeni buldu. Kuran’ın mucizesi. Tam yedi katlı.

Didem Hocam, ümmed-i Muhammed sahurlarını yaptılar, hepimiz yaptık. Şimdi eve gidip, namazımızı kılıp yatalım, kardeşlerimiz de yatsınlar, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü