Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (23 Temmuz 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Aşkım ruhum güzeller güzeli bir tanemle sohbetimize başlıyoruz inşaAllah. Hoş geldiniz Hocam.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Çiçi’nin darbeden önce Mursi’ye “ya istifa et, ya görevi başkasına devret ya da telefonumu al istediğin yerle konuş” teklifinde bulunduğu ve Mursi’nin de bu teklifi kabul ederek Dış İstihbarat Güçlerini arayıp özellikle Amerika’dan yardım talep ettiği iddia edildi. BU telefon nedeniyle Mursi’nin vatana ihanetten yargılanabileceği belirtildi.

ADNAN OKTAR: Olsa ne olacak? Diyebilir, “siyasi olarak destekleyin” diyebilir. Anormal bir şey değil ki. Rusya’ya da diyebilir, Amerika’ya da diyebilir Helen de diyorlar, “bizi destekleyin” diyorlar, “yardımcı olun” diyorlar. Bu normal bunda bir şey yok. Vatana ihanet. Bir de Mursi’yi bırakmaları lazım. Nerede olduğu belli değil adamın olmaz. Akşam da kepazelik çıkartılar. Mısır’dan bize canhıraş yazılar geldi. “Aman Hocam, bizi hastanelere kabul etmiyorlar, her yer yaralılarla dolu.” Sokakta kendileri tedavi etmeye çalışıyorlardı, akşam.

DİDEM ÜRER: Sağlık malzemesi ulaşmasını bile engelliyorlarmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Sağlık malzemesini engelle, doktoru engelle, hastaneye gidişleri engelle, orada insanları yarala, bir kısmını öldür. Çiçi, aklı başında olması lazım. Makul bir tavır göstermesi lazım. Yanlı araya birilerinin girmesi lazım. Bu kavgaya dönüşmüş artık yani çığırından çıkmış. Onun için araya Türkiye girsin. Amerika girsin araya o kadar, sırf ikisi girse yeter. Amerika ile Türkiye araya girerse olay yatışır. Yahut buraya getirelim hepsini Türkiye’ye gelsinler. Aralarını bulmak lazım yoksa bu cinnete dönüşmüş durumda bu baya kötüye gider bu. Muazzam bir iç savaş, kör bir iç savaş olur. Allahualem, öyleye gidiyor gibi görünüyor. Araya girmek önemli.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 30 Haziran’dan beri 189 kişi hayatını kaybetti Mısır’da.

ADNAN OKTAR: Çok fazladır, olur mu? 1.000’in üstündedir. Böyle derin devlet darbelerinde ölen insanlar hakkında bilgi almak çok zordur. Bir mahallede bir adam öldürüldüğünde gidip aydını mı yaptıracak onun? Nereden bileceksin? Köylerde öldürüyorlar, sokaklarda öldürüyorlar, caddelerde öldürüyorlar her yerde insanları şehit ediyorlar. Onlar tespit edilecek şeyler değil.

DİDEM ÜRER: BDP Milletvekili Altan Tan; “Hem BDP, hem de PKK’nın kendini ideolojik olarak tamamen yenilemesi gerektiğini” söyledi. Ve “BDP tabanının yüzde 78’inin başörtülü ve muhafazakar Kürtlerden oluştuğuna” dikkat çekerek, “eğer siz bu zemine katı Marksist, sosyalist yapı monte etmeye kalkarsanız çok yakın zamanda halkla çatışmaya girersiniz” dedi.

ADNAN OKTAR: Altan Tan’a aferin helal olsun akıllı delikanlıymış. Aferin şahane olmuş, baya güzel konuşmuş. Bir tanesiyle tartışıyordu, adam orada alerjik reaksiyonlar gösteriyordu. Demek ki, böyle aklı başında düşünen konuşanlar da var. Aferin, güzel.

“Güneydoğu dindar” dedim. Ve komünizme karşı çok yoğum bir mücadele verdik Güneydoğu’da ve çok güzel neticelerini de almaya başladık, Allah’a çok şükür. Kulaktan kulağa, elden ele kitaplar ve bilgiler dağıldı. Ve geçilmez kale olduğunu gördüler. İttihad-ı İslam şahane, tam bir kurtuluştur. Ve egoistlik, bencilliği öldüren bir sistem, yok eden bir sistem. Egoistlik bencillik, çok aşağılayıcı bir şey. Özellikle milli egoizm, çok büyük rezalet. Herkesi sevmek lazım.

Didem Hocam, dinliyorum ben sizi.

DİDEM ÜRER: Barzani son yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Temennim Allah’tan odur ki Talabani sağlığına kavuşsun, Öcalan özgürleşsin, hepimiz birlikte ulusumuzun çıkarları için mücadeleye devam ederiz. Yaşasın Kürdistan.”

ADNAN OKTAR: Yaşasın Kürdistan diyeceğine, yaşasın İttihad-ı İslam dese, daha doğru olmaz mı? Dünyada başka insan yok mu? Laz var, Çerkez var Türk var, Çeçen var, Arap var hepsi var hepimiz kardeşiz. Tamam, Kürtler benim canım baş tacım. Ama sen sırf Kürt diyorsun. Nasıl bir sevgi anlayışı bu?

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Barzani konuşmasını devamında; “Kürtler silahlı mücadeleye kendi istekleri üzerine değil kendilerine dayatıldığı için yapmışlardır. Kürt halkı çok fazla acı ve zulüm çekmiştir ve ona karşı her türlü silah kullanılmıştır. Kürtler, yaşamı ve silahsız bir dünyayı çok seviyorlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Mesela bu güzel. Kürtlere çok zulüm yapıldı doğru. Allah’ın hikmeti, İran ayrı ezdi. Şah döneminde de akıl almaz ızdıraplar verdi Kürt kardeşlerimize. Türkiye’de derin devlet iddia edilen Ergenekon terör örgütü, Kürt canlarımıza acayip ızdırap verdi, acayip işkence yaptılar. Saddam mahvetti benim canlarımı. Esad, kitleler halinde gazla şehit etti benim canlarımızı. Ama şu an artık o bela bitti. Türklere karşı da kıyım uygulandı orada Musul’da, Kerkük’te. Araplara karşı da nefret var adamların kafasında. Deccalın manyaklığı sırf bir kavme, sırf bir ırka yönelik değil. Deccal bütün insanları mahvetmeyi kafaya takmış. O yüzden, sırf Kürt kurtuluşu doğru değil. İttihad-ı İslam, bütün İslam aleminin kurtuluşundan bahsetmek lazım. İslam aleminin toptan acı çektiğini görmüyor mu? Görüyor. O zaman toplu kurtuluştan bahset, bütün ailenle topluca kurtul.

DİDEM ÜRER: CHP, Gezi Parkı eylemlerinde güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanmaları sebebiyle yaralandığı, sakatlandığı veya öldüğü tespit edilen kişilere ve yakınlarına tazminat verilmesi ve kamuda bazı ayrıcalıklar tanınmazı için kanun teklifi verdi.

ADNAN OKTAR: Mağdur olan herkesin tabii mağduriyetinin giderilmesi lazım. Mağduriyet ayrı bir konu. Mesela adam çocuğu ölüyor mahvoluyor. Ekonomik yönden de ızdırap çekmeye başlıyor. Psikolojik zaten rahatsız oluyor da. Ama tabii onda bir hayır var deyip, onu Allah’a tevekkülle değerlendirmesi lazım. Ama maddi ızdırap çekmelerinin bir açıklaması yok. Onda biz sorumlu olmuş oluyoruz. Maddi yönden rahatlatmak lazım.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz Snoop Dogg: “Müslüman olduğunda çok sevimli bir insan olduğunu, ancak bu ismin yakışık almadığını” söyleyerek, ismini değiştirmesini tavsiye etmiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet, Snoop Dogg olmaz dedim. O isim değişsin dedik.

DİDEM ÜRER: Yakın zamanda ünlü şarkıcı ismini değiştirdiğini açıklayarak, isminin Snoop Lion olduğunu belirtti. Soyadını Aslan olarak değiştirmiş.

ADNAN OKTAR: Aslan, bak Hocasının ismini beğenmiş demek ki. Öyle, doğrusunu yapmış aferin.

Didem Hocam sen devam et, ben bakayım.

DİDEM ÜRER: Zaman Gazetesi genellikle Türk-İslam Birliği idealine karşı yazılar yazan İhsan Dağ, son yazısında: “Bu Ortadoğu nereden çıktı, biz ne yaptık?” diye sormuş. “Hükümetin bölgeye açılma politikasının ülkeyi Ortadoğu batağına sapladığını ve Türkiye’yi yalnızlaştırdığını” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Yani ne yapmamız gerekiyormuş özetle?

DİDEM ÜRER: Herhalde, tamamen Ortadoğu’yu kendi haline bırakıp, hiçbir mazlumu korumadan, onlar ne yapıyorsa yapsın deyip sadece Batıya yönelmeyi teklif ediyor, Allahualem.

ADNAN OKTAR: Batıya yönelmek güzel, doğru da, garibanları ezdirirsen sen Batıya yönelsen ne olur? Güneye yönelsen ne olur? O zaman insanlıktan çıkmış olursun, Allah esirgesin. Gaddar olursun, acımasız olmuş olursun, olur mu?

“Bunun ardından Allah dilediği kimsenin tevbesini kabul eder. Allah bağışlayandır, esirgeyendir”. Bizim Can’ın sorduğu 28. ayet değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: “Ey iman edenler müşrikler ancak bir pisliktirler. Öyleyse bu yıllardan sonra artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, Allah dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Can ne diyor?

“Tevbe Suresi’nde “inanmayanların ancak bir pislik olduğunu” söylüyor. Peki inanmayanlar kimi davet edecek bu ifade için?” diyor. Kendine hakaret edildiğini düşünüyor. 

DİDEM ÜRER: Evet onu daha önceden yazmıştı, onu düşünüyor sürekli, inkar edenlere kullanılan üslubu.

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınıyoruz ayette; “Ey iman edenler müşrikler ancak bir pisliktirler. Öyleyse bu yıllardan sonra” bak bu yıllardan sonra “artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Niye? Çünkü orada pislik yapıyorlar. Pislikten kasıt ne? Cinayet işliyorlar, adam öldürüyorlar, mümin hanımları kaçırıyorlar, çocukları kaçırıyorlar, vahşet uyguluyorlar. Pislik yaptıkları için, Allah yaptıklarının ne olduğunu anlatıyor. Yoksa Allah müşrikler için diğer ayette “onlar size bir emanettir” diyor Allah. “Siz onları güvenlik içinde alın” bak canınızı ortaya koyarak, tehlikeye atılacak, can aziz değil mi? “Canınızı tehlikeye atarak onları alın, güvenli yere kadar götürün” diyor “can güvenliklerini sağlayın, can güvenliklerini sağladığınıza eminseniz, sonra bırakın” diyor Allah. Pislik yapana da pislik yapıyor diyor Cenab-ı Allah. Adam asıyorsan, kesiyorsan, doğruyorsan pislik yapıyorsun. Pislik yapmıyorsan, sadece müşrik yapmış olursun. Pislik yapan için onu söylüyor Allah. Çünkü Mescid-i Haram'da dehşet saçıyorlar. Bütün Müslümanları Kabe’nin bulunduğu bölgede katlettiler. Onlar namaz kılarken onları şehit ettiler. Izdırap verdiler. Hanımlara hakaret ettiler. Yaptıkları işler pislik olduğu için onu söylüyor. Yoksa kendi halinde olan bir müşrik’e İslam’da bir şey demek yok. Can güvenliği sağlanıyor.

“Canlı yayınızı Kırgızistan’dan izliyorum. Oktan keskin bakışlarınız var.” Keskin bakıyorum, inşaAllah.

“Adnan Oktar Hocam, Harun Yahya kimdir?” Benim.

“Her geçen gün daha da yakışıklı oluyorsunuz benim canım Hocam” diyor. Allah razı olsun.

“Siz sohbet etmiyorsunuz ki, Adnan Hoca konuşuyor, siz ancak maşaAllah inşaAllah, böyle sohbet mi olur?” Serhat Küçükler Serhat KKLR. Serhat kız arkadaşlarımız bu canlarımız benden önce sohbet ediyorlar. Ama şimdi onlar sırf konuşur da ben konuşmazsam, yani sırayla konuşursak, büyük isyan çıkar, sana söyleyeyim. Bende seni kurtaramam o zaman sana söyleyeyim. MaşaAllah ne demek? Allah ne güzel yarattı demek. İnşaAllah ne demek? Allah’ın izniyle demek. İnşaAllah’ı-MaşaAllah’ı çok kullananlar, dünyaya hakim olacaklar. Ben, benim arkadaşlarım kadar, İnşaAllah’ı-MaşaAllah’ı çok kullananlar görmedim. Allah Allah, sürekli inşaAllah-maşaAllah, elhamdülillah, hep sürekli. Bu kadar çok zikir hiçbir toplulukta ben görmedim. Bir Şeyh Nazım Hocamızda ben gördüm, maşaAllah. O dünya tatlısıdır. Sağına döner zikir, soluna döner zikir. Baldan oluşmuş benim şeyhim, inşaAllah. Nasıl kalkıyor ayağa mehter takımında? Gördünüz mü? Var mı onun yayın kaseti? Yayınlayın, bakayım görsünler Şeyhimizi. Şeyhte o Sultan’da o.

DİDEM ÜRER: Gerçekten dünyanın tek Sultanı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Yobazlığı hafife alıyorlar ama başlarına çok büyük bela açacaklar. Halbuki sahabe İslam’ı olmuş olsa, ne kadar güzel, ne kadar nurlu, ne kadar tatlı. Her şeyin en güzeli. Her şeyin en tatlısı. Her şeyin en pozitifi, en doğru olanı, din budur kardeşim. Her şeyin en iyisi ne dersen, din odur. Güzel söz, güzel kıyafet, güzel konuşma, güzel yiyecekler, güzel evler, güzel sokaklar, güzel çiçekler, güzel hanımlar, her şeyin güzeli, maşaAllah.

Didem Hocam, dinliyorum seni.

DİDEM ÜRER: Hürriyet’ten Fatih Çekirge; “Bizim Kuzey Irak, Kuzey Suriye dediğimiz bölgelerin aslında Kürdistan olduğunu ve bu ülkenin geleceği açısından Komünizm gelecek korkularını aşıp, her şeyi açıkça tartışmanız gerektiğini” söylemiş. Üstü kapalı olarak federasyon konusuna da destek vermiş.

ADNAN OKTAR: PKK hareketi komünist hareket. Yani bunun inkarı mümkün değil. Ve Güneydoğu’da benim canlarım korkuyor, korkutuluyorlar. Yiğittir Güneydoğu halkı ama kardeşim kalaşnikofla kafasına dayandın mı adamın, çoluğunun çocuğunun kafasına kalaşnikof dayadın mı, PKK’lıyım diyor. “Ben bayılıyorum Abdullah Öcalan’a” diyor. Silahı ağzına sokarsan, der. Kulağının üstüne dayarsan, der. Çek bakayım silahı diyor mu? Diyor “Güneydoğu’da halk bayağı seviyor PKK’yı” diyor. Namluyu kafasına dayamıyor musun? Öyle dersen yapar tabii, ne yapsın? Allah esirgesin. Ona çok nadir insan dayanabilir, karşı koyabilir. Çoluğun çocuğun derdine düşüyor, kendi derdine düşüyor. Onun için Güneydoğu’nun kurtuluşu; Kuran Müslümanlığıdır, sahabe Müslümanlığıdır, yobazlık da değil.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ertuğrul Özkök; “Gezi olaylarının alelade bir anti Tayyip Erdoğan olayı olarak gerçekleşmediğini, orada Türkiye’nin bütün yerleşik düzenini alışkanlıkların ve vasatlıklarına karşı bir zihniyet devriminin işaretlerinin olduğunu” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Tabii haklı yönleri var oradaki sözünün, çünkü bir durgunluk durağanlık var gençlerde sevgi istiyorlar, şefkat istiyorlar, estetik istiyorlar, sanat istiyorlar. Zengin bir ruh zengin bir sevgi anlayışı ister insanlar.

Gökmen; “Ailece izliyoruz Hocam, iyi ki varsınız” diyor. Gel bir gün Gökmen göreyim.

Cemile Serçe; “Didem Hocam, ne olur Hocamı çok sevdiğimi söyleyin selamlar birlikte sizi izliyoruz.” Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.

“Bayan Hocalarımız sabaha kadar konuşsunlar, dinleriz. Ama Hocamız yayındayken olursa sonuçları pek hoş olmaya bilir” diyor.

İşsever; “Nihat Hatipoğlu iki akşamdır ‘bazı insanların hadise göre cehennemde azabı çektikten belli bir süre sonra oradan çıkacağını’” söylüyor.”Cehenneme gitmemek çok kolay; Allah’ı seveceksin, Allahtan korkacaksın. “Dünyayı size verdim” diyor istediğin gibi ye, iç, eğlen, sev, oyna, dans et. Allah, sana dünyayı verdim demek ne demek? “Sizin her şeyi yapın” diyor Allah. Bir avuç haram var, bir avuç; “domuz eti yemeyin” diyor Allah, “Allah adına kesilmemiş, putlar adına kesilmiş eti yemeyin” diyor, “kan” bu kadar, çok azdır haramlar.

“Birde Muhammed Adnan Hocam, sakalların biraz daha inceltmiş, maşaAllah yanağındaki benini yaradan Allah’a kurban olurum, inşaAllah” diyor. MaşaAllah.

Ben bunları kıtır kıtır yerim bunların ikisini de fındık burunlarını. Dünyalar tatlısı şekeriymiş balıymış bunlar. Bir bakayım ben bunlara. Yanağa bak, sırf yanaktan oluşuyor vücudunun büyük bölümü yanaktan oluşuyor. Aman Allah’ım ikisi birbirinden güzeller.” Aslanlar aslanı canım Hocam, nur gibi parlıyordunuz Hocam. Esila sizin onu çağıracağınızı duyduğundan beri her gün daha gitmiyor muyuz diye soruyor. Sizi ve barbi ablalarını çok özlemiş size kavuşmayı ayrıca bekliyoruz. Sizi çok seviyoruz.” Fındık burunlarından bir ısırayım ben kıtır kıtır.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Kayseri’den çok tatlı küçük bir kardeşimiz yazdı; “Allah’ın aslanı Seyyid Muhammed Adnan Hocam, seni çok seviyoruz. Babaannemim ve annemin size selamı var. Hocam bugün babaannemle birlikte Kayseri’nin yeraltı çarşısındaki esnaflarımıza 35 adet kitabınızı dağıttık. Canım Hocam, inşaAllah haftaya yanındayım. Ben Hayrunnisa Çayır unutma beni” diyor.

ADNAN OKTAR: Yalnız babaanne ayrı tatlı, bunlar ayrı tatlı. Tek tek onları ben bir göreyim. Aman Allah’ım gözlüğü de nasıl yakışmış ufaklığın şekerliği nasıl güzelmiş. Babaannede dünyalar tatlısı. Babaanneler her zaman söylüyorum, çok şekerdir. Anneanne babaanne dehşetli nimettir, muazzam nimettir. Evin süsü bir mahalleye yeter onlar. Mahallede bile çok hoş oluyor onlar yürürken böyle. Hep ben seyrederim dedeler nineler camiye gider gelir böyle anneanneler, çok şekerler. Her yerde gördüğünüzde elinde bir file varsa alın. Eve kadar taşıyın, yardımcı olun. Karşıdan karşıya geçiyorsa, arabaları durdurun. Biri trafik polisliği yapsın, elinizle durduracaksınız bütün trafiği, teyzemiz anneannemiz geçecek. Dedelerde de öyle, herkes saygı göstertecek, hiç bir şey olmaz, inşaAllah. Tabii ağır bir şey taşıyorsa, mutlaka ellerinden alıp, gideceklere yere kadar götürmek lazım. Veyahut yolda araba bekliyor, al arabana götür. Otobüs yaşlı-başlı adam “anne nereye gideceksin?” dersin. Aç arabayı, “buyur ben oraya gidiyorum” dersin. Gitmiyorsan bile gidiyorum de, götür, bırak gel ne olacak. Çok sevaba girersin, ne güzel. Çünkü onlar yol üzeri değilse kabul etmez. Yok dersin, ben oraya gidiyorum. Yanına da bir kişi almak iyi olur, gönlü rahat olsun diye bir kişi daha mesela onunda aynı yöne giden biri varsa, onu da alır götürürsün, olur biter, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İstanbul’ dan kardeşlerimiz 17 ve 20 Temmuz tarihlerinde Sultanahmet’te gece kitap ve broşür dağıtımı yapmışlar. Size hürmetlerini ilettiler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Sultanahmet’te gece hareketli anladığım kadarıyla. Aferin aslanlarıma. Yaklaştır şu köfteyi ne kadar temiz oluyor bunlar Allah’ın hikmeti, hayvan olduğu halde tertemiz. Böcekler mesela tertemizdir.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da kardeşlerimiz 20 Temmuz’da Keçiören’de 200 Harun Yahya kitabı ve A9 broşürü dağıtmışlar. Sonrasında birlikte iftar çadırında iftarlarını açmışlar. Ayrıca dün de Beşevler ve Gazi Mahallesi’nde 2500 adet Yaşayan Fosiller ve A9 tanıtım broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Fil bereketi, maşaAllah. Allah bereketini attırsın. MaşaAllah, iyi çok güzel.

DİDEM ÜRER: Soner, Gökhan ve Emre kardeşlerimiz faaliyetleriyle ilgili yazmışlar: “21 Temmuz Pazar günü, Balıkesir, Ayvalık ve Sarımsaklı Plajları esnafına 66 adet renkli ve 51 adet beyaz kitaplardan olmak üzere 117 adet Harun Yahya kitaplarından dağıttık. Seyyid Muhammed Adnan Oktar Hocamız’ın ellerinden öper, dualarını bekleriz.”

ADNAN OKTAR: Hay benim aslanlarıma maşaAllah, bu sıcak havada akşama kadar Allah rızası için böyle güzel faaliyetler yapıyorlar, maşaAllah benim canlarıma.

DİDEM ÜRER: Hocam bir kardeşimiz şöyle yazdı: “Canım Hocam, bu ay Mecidiyeköy, Ortaklar Caddesi’nde, Şişli ve Levent metro istasyonlarında, Yalova deniz otobüsünde, Şişli‘de Cevahir Alışveriş Merkezi’nde ve Karaköy’de 700 kadar A9 broşürü dağıttım. Şişli ve Levent metro istasyonlarında arkadaşımla beraber dağıttık. Allah bizi sizden hiç ayırmasın, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, aferin benim koçlarıma, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam Kerkük’te patlamalar olmuştu camilerde yine teravih sonrası ve bu olan üçüncü patlama. Genel olarak liderleri, tüm önde gelenleri şehit edildi Kerkük’ teki Türkmen kardeşlerimizin. Bu şekilde saldırılar devam ediyor. Bir hashtag başlatmıştık, kardeşlerimize duyuruyoruz; “#KerkükteZulmeSon.”

ADNAN OKTAR: #KerkükteZulmeSon. Nasıl yapmamız gerekiyor?

DİDEM ÜRER: Ekranda yazdıkları şekilde, Twitter’da sürekli paylaşmalarını istiyoruz kardeşlerimizden.

ADNAN OKTAR: Ne diyeceğiz?

DİDEM ÜRER: #KerkükteZulmeSon. Türkçe karakterlerle yazılıyor her kelimenin baş harfi büyük.

ADNAN OKTAR: #KerkükteZulmeSon. İngilizcesi nasıl oluyor bunun.

DİDEM ÜRER: “#‎StopViolenceinKirkuk.” Onu da yazdık.

ADNAN OKTAR: Bu tip olaylar için, kardeşlerimiz şüpheli olacaklar. Mesela camide bomba araması yapılması lazım, her namaz öncesi. Giren şahısları kontrol etmeleri lazım. Genel bir hüsn-ü zan olmaz. Sokaktaki insanlara da savaş ortamı olduğu için şüpheli bakılacak, bunda bir şey yok.

Geneli ile Türkiye için de bu böyle, şüpheci bakmak lazım, yoksa birisi geldiğinde adam manyak çıkabilir, bir şey olabilir. Bomba şüphesi, silah şüphesi olması lazım. Özellikle liderlerin korunması mesela liderlerde mutlaka çelik yelek, mümkünse kurşun geçirmez bir araba, değil mi? Önemli bunlar bir şekilde temin etmeleri lazım. Liderlerin yanında koruma olması lazım ve her gittikleri yerde bomba araması yapılması gerekir. Böyle, şartlar zor. Genel hüsn-ü zannın kaldırılması lazım. Güneydoğu’ da öyle mesela askerlerimizi çarşıda görüyorlar veya pazarda görüyorlar yani her yönden takip edip herkesin birbirini kontrol etmesi gerekir.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Öcalan, hükümetten basınla görüşme talebinde bulununca, Hasan Cemal kendi adına bir başvuru da bulundu. “Keşke Öcalan’la İmralı’da da görüşebilsem. Öcalan bir yerde haklı, bu sürecin daha sorunsuz yürümesi açısından bir grup gazeteciyle yüz yüze görüşüp, kendi görüşlerini kamuoyuna aktarırsa, olumlu bir iş yapılmış olur” dedi.

ADNAN OKTAR: Kardeşim şimdi orda o insanın tavrı belli. Ben gururu kırıldığı için, onuru kırıldığı için, onu tamir etmeye çalışıyor, işte gazetecilerle görüşen adam bilmem ne. Eğer amacı terörü durdurmaksa, durun der, durur adamlarda. Bu kadar basit, karmaşık bir şey yok. Ama canı sıkılıyorsa, ayrı mesele.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Suriye’ de bir gün önce rejime bağlı güçlerin kurduğu pusu sonucunda Özgür Suriye Ordusu üyeleri ve yardım kuruluşu görevlilerinden 60 kişi hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Kardeşim işte bunun önü sonu gelmez. Mehdiyet’e karşı ısrarla direniyorlar. Bu kadar bela oluyor anlamıyor musunuz? Cenab- ı Allah’ın ne istediğini anlamıyor musunuz? Başınızda bir lider olsa, bu kadar rezalet niye olsun? Bütün İslam alemi rahat eder. Bir kişiye bağlanırsınız, her yere barış, kardeşlik, sevgi gelir, huzur gelir. Bağnazlık kökünden kazınmış olur, yobazlık kalmaz konu da biter. Bütün dünya da alkışlar, herkes sever.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Trabzon merkezde Bölge Hastanesi Tıp Fakültesi’nin bahçesinde ve üç farklı ilçede dokuz adet kitabınızı, cd ve dergi dağıtmış kardeşlerimiz. Faaliyeti yapanlar; Halit, Abdurrahman, Muzaffer ve Muharrem, size hürmetle sevgilerini gönderiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bir de böyle açık hava kahvelerinde keyifle oturuyor kardeşlerimiz, çok hoşuma gidiyor. Bir daha bakayım o toplu resme, maşaAllah. Ortalık köfte kaynıyor. Bunlar melek gibi masum, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Hocam, Amerika’nın kararlarıyla yönetilen bir devlet olduk mu? Yoksa birkaç yıl daha mı var? “ Görkem İpek

Amerika’nın tabii dünyanın genel politikasına etkisi oluyor da, Amerika öyle pislik yapmak isteyen bir ülke değil. Demokrasi isteyen, özgürlük isteyen bir ülke işin doğrusu bu. Derdi, günü demokrasi olsun, özgürlük olsun insanlar rahat etsin. O biraz yanlış anlaşılıyor. Fakat yöntemleri berbat, tabii mesela ihtilalle, kanla, baskıyla, eğitimle değil. Bağnazlık varsa eğitilsin, yok. Bombardıman, ihtilal, darbe hatası burada Amerika’nın

“ Aferin, Ayhan Döle. Camiye kitapları koydum diyorsun, köy camisine”  aferin, çok iyi yapmışsın.

“ Sayın Hocam, Türk İslam Birliği’nin Tuğranın olacağına olan inancı var mıdır? 21. yüzyıl Türk Birliği ve siyasi ve ekonomik şartlar ele alındığında mümkünlüğü var mıdır? “

Bursa’yla birleşiyorsun, Eskişehir’le, Konya’yla birleşiyorsun.” Kazakistan’la birleşebilir miyiz? “ Sen bana Kayseri’yle birleşebilir miyiz, demişsin gibi olur bu. Kayseri, Kazakistan, Türkistan aynı insanlar bölmüşler paramparça yapmışlar, tabii ki birleşecek. “Ya da Çin, İran, Rusya’nın benimsediği hatta çalışma yapılan Avrasya birliği gibi bir blok oluşturup “ bunu pek faydası olmaz. Avrasya Birliğinin bir iddiası yok. Enerjisi yok, ruhu yok, inancı yok, hiçbir anlamı yok neyine birleşecek adam. Ama Türk Birliği’nin bir mantığı var. Aynı hemşeri hepsi, aynı kökenden gelen insanlar, aynı dine inanan, aynı örf, geleneklere tabii insanlar, tabii ki birleşecekler.   

“Değerli Hocam, bugün bir başka gençleşmiş, başka bir yakışıklı, başka bir güzelsiniz, maşaAllah. Sanırım Ebru Hocamız da bu kanaatte, acayip derin bir aşkla size bakıyor, maşaAllah” diyor, Fatma Hanım

“Ben bir Kürt olarak, Altan Tan’dan böyle bir çıkış yapmasını bekliyordum, yüreğine sağlık Altan Bey’in. BDP bu katlım Marksist kafayla ancak marjinal sol örgütlerin beğenisini kazanır. BDP bu kafayla devam ederse, gitgide marjinalleşir. Bu yüzden BDP’nin yepyeni kucaklayıcı ve ılımlı bir politika geliştirmesi lazım.” Yunus diyor.

Doğru, Altan Tan gayet güzel üslubu aferin, İslam’la, Kuran’la Güneydoğu’n un ruhu inancı İslam’dır. Sen sakallı dedelerime, benim başörtülü annelerime gidiyorsun, Komünizmi dayatıyorsun, Stalinizm’i dayatıyorsun, deli misin? Şu olacak iş mi? “Yok, bayağı seviyorlar” diyor PKK’yı. Sen silah dayamıyor musun sen? Adam ne desin? Ağzına silahın namlusunu dayıyorsun, işte “çok seviyor” utan, utan. Tehdit altındaki bir insanın ifadesini, ifade olarak kullanıyorsun. Hiçbir Kürt kardeşim benim canım, komünizmi kabul etmez. Stalinist, komünist düşünce, Maocu kafa, asla kabul etmezler.

“Hocama çok ama çok sevgilerimi iletiyorum. Hocamız çok şık, çok yakışıklı.” Necla  

“Hocam, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı çok merak ediyorum. Nasıl, nerede aramalıyız, Hz. İsa Mesih (a.s)’ı?

Herhalde dünyanın en güçlü ülkesi kimse, ona ağırlık verir gibi geliyor bana. Amerika’da faaliyet yapar gibi geliyor bana. Dünyayı yöneten Amerika olduğu için, Amerika’da faaliyet yapar gibi geliyor. Çünkü dünya siyasetini o yönlendiriyor. Mormonların içerisinde olabilir. Bediüzzaman’da öyle diyor; “Hristiyanlığa çok benzeyen bir cemaat içinde çıkacak” diyor. Mormonların içinde olabilir, onlarda gizliyorlardır muhtemelen.

“Sevgi öğretmeni, sevgili Hocam, her geçen gün güzelliğiniz, gücünüz, kudretiniz artırsın Cenab-ı Allah, sizi seviyoruz sevgili Hocam.” Ümran Hanım yazmış.

“Madem bir insan olduğunuzun sürekli üstüne basmanıza rağmen, neden modern bilimin 150 yıldır kabul ettiği evrim teorisini diyorsunuz?”

Modern olduğum içinde diyorum. Çünkü 450 milyon fosille Darwinizmin geçersizliğini ispat ediyor. Bak 450 milyon. Darwinizmin bize gösterttiği bir tane fosil yok. Eğer onlar modernse, gerçekten akıllıysa, dürüstse, bize bir tane fosil göstertmen lazım. Bak arkadaş diyecek Darwinizmin geçerliğini anlatan fosili buldum desin, getirsin bana bir tane. Yok. Biz, 450 milyon tane fosil göstertiyoruz, Darwinizmin geçersizliğini gösteren. “Proteinlerin yapısını anlatın” diyoruz, adamlar diyor ki, “uzaylılar yapmış” diyorlar. Uzaylıyı kim yaratıyor? Tam anlamıyla açmazda. Modern bilim, Darwinizmin geçersizliğini bize bildiriyor.

Berat anladınız değil mi?    

Hocam gidelim biz, yarın görüşürüz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü