Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (28 Temmuz 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DAMLA PAMİR: Dünyalar güzeli Alina ile aşkımın sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Bana ne Gazze’den, bana ne Hamas’tan, yaşasın bağımsız Doğu Türkistan.” İnegöllü Türkçüler. Ayıp yapmışsınız. Sen Türkçü falan değilsin oyun oynuyorsun. Bak, “Ülkücüyüm” demiyor “Türkçüyüm” diyor. “Bana ne Gazze’den.” Niye? Arap. “Bana ne” Hamas’tan.” Niye? Çünkü Arap. “Bana ne Alman’dan, bana ne Arnavut’tan, bana ne Çerkez’den, bana ne Kürt’ten.” Safkan Türk olacakmış. Allah hidayet versin size, Allah aklınızı başınıza aldırtsın. Hiçbir ülkücü sizin bu sözünüzü kabul etmez. Aklınızı başınıza alın. Şu üsluba bak. Gazze’deki Müslümanlar, Müslüman değil mi? Türk-İslam Birliği ne demek? Bütün İslam alemini, Türklük alemini bir araya getirmek demek. Bana ne diyorsan nasıl olacak bu iş? Doğu Türkistanlılar da sana der ki “bana ne senden” der. Doğu Türkistanlılar seni kabul etmezler ki. Onlar bütün Türklük alemini, bütün İslam alemini kucaklıyorlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Başbakanımız Uludere’de yakınları şehit olan ailelere bir iftar yemeğinde ve yemek sonrasında bir araya geldi. Başbakan ailelerden mahkemenin kendisini aştığını, yargılamanın uzun sürebileceğini ve biraz sabırlı olmalarını istedi. “Emri kendisinin vermediğini ve olay günü böyle bir emir verildiğinden de haberi olmadığını” belirtti.

ADNAN OKTAR: Öyle bir şeyden kim memnun olur? Akıl almaz delice izahlar yapıyorlar. İşte, “Başbakan emir verdi Kürtleri yok edin oradan” dedi falan diyerekten.. Bunlar çok kötü Maocu yalanları. Başbakan’ın nesine lazım? Böyle bir şey yapabilir mi Müslüman? Beş vakit namazında bir insan, Allah’tan korkan bir insan. Ayıp. Birçok yerde olabiliyor bu Allah vermesin. Herkes ızdırap duyuyor, herkes rahatsız oldu. Bizim evlatlarımız şehit oldular. Söyledik ilk gün, ben “şehittirler” dedim. Ama kendini bilmez adamlar, bazı abuk-sabuk laflar ettiler, o ayrı mesele, o bizi ilgilendirmez.

Bunları öyle inandırmışlar ki, badem bıyıklı dedeler. İslam deyince işte, müzik dinlenmez, kadınlar başını açamaz, dans edemez, gülemez! Kadın bütün bir varlık, üstün bir varlık olarak kabul edilir. O asla kabul edilecek bir şey değil. Bağnazlara göre kadın kesin yarım varlık. İnsan olarak kabul etmiyorlar, yarım varlık. Erkeğin arkasından gelir. Bir şey söyledi mi tersi yapılır. Öyle inanıyor adamlar. Şimdi bunlar böyle eğitildikleri için, gözlerine inanamıyor. Sizin böyle rahatça gülmeniz eğlenmeniz, müzik dinlemeniz. Diyor: “Müslümanlıkta böyle var mı?” Nasıl olmanız gerekiyor. İki büklüm olacaksınız. Böyle bir köşeye girecek, insan yerine konmayacak, yarım varlık olarak görülecek. Atatürk de diyor rahmetli; “Türk kadınına bu yakışır mı” diyor. Kadın görüyor, “kadın örtüsüne bürünüyor bir köşeye büzüşüyor” diyor. “Bir kenara gidip büzüşüyor” diyor. Bu Türk kadınına yakışmaz. Müslüman evladına yakışmaz bu. Ne oluyorsunuz? Ve bunun sonucunda Müslüman alemini ezilmeye mahkum, gariban, açmazlarla dolu, çelişkilerle dolu, hep balaya müstahak gibi görünen insan haline getirdiler. Gelen vuruyor, giden vuruyor.

Mesela Avrupa’da 50 kişi ölse yer yerinden oynar. Amerika’da bir kişi ölüyor, bütün Amerika ayağa kalkıyor. 100, 150 kişiyi makineli tüfekle tarıyorlar, hiç bir şey olmuyor. Mesela Avrupa’da köpek öldürüyor adamlar, yer yerinden oynuyor. Bir tane bir insan yaralanıyor, yer yerinden oynuyor. Burada sokaklarda Müslümanları kesip doğruyorlar, cesetlerini yan yana diziyorlar, adamlar kaile dahi almıyor. Niye? Çünkü Müslümanları müşrik gösterdiler, insanlık dışı gösteriyorlar, sevgisiz gösteriyorlar, merhametsiz gösteriyorlar. Allah size akıl fikir versin.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, eskiden Türk vatandaşları Türkiye’den Mısır’a giderken vizeyi havaalanından 15 dolar karşılığı alırken, az önce alınan kararla vize kolaylığı kaldırılmış. Mısır’a gitmek isteyen bir vatandaşın konsolosluğa gidip başvurması gerekiyormuş şu an.

ADNAN OKTAR: Mısıra aklı başında olan zaten gitmez. Gidilecek gibi mi? Cellatlar falan sokakta kol geziyor baltacısı, tahtacısı bilmem ne her çeşit adam var, iti-kopuğu katili.

DİDEM ÜRER: Evet Hocam, bir haber ajansı, Mısır’da çatışmalarda güvenlik görevlilerinin Mursi taraftarlarına ateş açarken görüntülemişler. Güvenlik görevlilerine baltacılar adı verilen ekip de destek veriyor. Videosu vardı, uygun görürseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım.

VTR-Mısır’da Ateş Açıldığı An.

ADNAN OKTAR: İşte Ortadoğu dediğinde, böyle bir şey akla geliyor. İslam alemi deyince böyle bir şey akla geliyor. Halbuki İslam deyince, dünyanın en kaliteli medeniyeti, en kaliteli insanları akla gelmesi lazım. Müthiş bir oyun oynanmış İslam alemine, Müslümanların üstüne müthiş bir oyun oynanmış. Bu belanın ortadan kalkması, için ancak Mehdiyet’le ve Hz. İsa Mesih (a.s)’la. Yani şu an deccal, Müslümanları boğuyor. Görüyorsunuz Mısır’da, iki taraftan cendereye alınmış, Mısır Müslüman, karşı taraf da Müslüman ikisi de birbirini kırıp geçiriyor şu an. Ve ikisi birbirine dünyayı cehenneme çeviriyor. Ve devam edecekler, ederler de. Yani kanser olmuş Mısır şu an. Bünye kendi kendini parçalıyor. Bu kanserin tedavisi, bütün dünyada bu kanserin tedavisi, Hz. Mehdi (a.s) iledir. Tek ilacı var; İttihad-ı İslam ve Mehdiyet.

DİDEM ÜRER: Hocam, dün akşam sizin söylediğiniz İslam Birliği farzdır etiketi iki gündür listeden inmiyor, maşaAllah. Şu anda hala Twitter’de listede bulunuyor.

ADNAN OKTAR: Allah’ın hikmeti bak, Allah söyletiyor bana, telefonla söylüyorum hemen birinci oluyor ve dünyada da Türkiye’de de birinci oluyor, maşaAllah.

“Merhaba dünyalar tatlısı, iki gözümün nuru, gördüğüm en yakışıklı, en karizmatik, en ilimli, bilimli, imanlı, samimi Hocam.” Nurida ismi çok güzelmiş. Azerbaycan. “Sizi sevenler, sizin Hz. Mehdi (a.s) olduğunuzu iddia ediyor.” Doğru Allahualem edenler var, ne yapayım? Ağızlarını kapayacak halim yok. “Sizce neden gemiyi çıkış işareti olarak gösteriyorsunuz?” Çıkışınıza deme de Hz. Mehdi (a.s)’ın çıkışına de. Burada bak dengen bozulmuş, iyi gidiyordu ama burada coşmuşsun. “Ve deccalın süfyanın kim olduğunu söylüyor, yine bu yolla kendinizim Hz. Mehdi (a.s) olduğunuzu ima ediyorsunuz. Sırtınızda ben olduğunu söylüyor yine Hz. Mehdi (a.s) olduğunuzu ima ediyorsunuz.” Lafın sonunu getir köfte. “Ama unutmayın, bu stratejinin sadece geçici bir faydalanma sağlayabilir.” İyi işte geçici fayda sağlıyorsa, daha ne istiyorsun? “Murat Demirci iyi geceler.” Sana da iyi geceler canım kardeşim. Yani ne demek istiyorsun sonuçta. “Niye Mehdiliğini ima ediyorsun.” Şimdi canım kardeşim, ben Hz. Mehdi (a.s)’ın alametlerini sayıyorum, bana benziyor ne yapayım? Ne yapabilirim? Hocamızın olayında da, diğer olaylarda da hepsinde de hakikaten, ciddi bir benzerlik oluyor. Şimdi orada riyakarlık olur. “Hz. Mehdi (a.s)’ın burnu küçüktür” diyor. Benim burnum da küçük ne yapayım. Yalan mı söyleyeyim? “Alnı açıktır” diyor alnım açık geniş. Sırtında ben var” diyor, var benimde sırtımda ben var. “Büyükçe bir ben var, arkasında ondan daha küçük bir ben var,” böyle çok ilginç de yani. Böyle kuyruklu yıldız gibi gidiyor. Bir tane daha bir tane daha gittikçe küçülerek, omzumun yukarısına doğru devam ediyor böyle peş peşe. Bu ilginç. Sağ bacağımda hakikaten ben var doğru. Diz kapakların çıkık hakikaten. Hadis var “diz kapakları çıkıktır Mehdi’nin” diyor. “Burnunun üstünde hafif bir bombe vardır” diyor, hakikaten öyle burnumun üstü. Bu doğru. “Alnında içbükeylik vardır” diyor bu da var doğru. Saçları siyahtır” diyor ama her halükarda siyah. Doğumunda da siyah, vefatına kadar siyah. Genellikle siyah. “Omuzları geniştir” diyor. Geniş omuzlarım. Ve boydan boya genişim yani dikkat çekecek şekilde geniş bir insanım. Geniş insan var ama bir de dikkati çekecek geniş insan var. Dikkati çekecek bir şekilde geniş bir insanım. “Sol yanağında ben var.” Doğru. “Sakalları incedir iki yandan” diyor, doğru. “Sakalları alttan cezmedilmiş, düzeltilmiştir” diyor, o da doğru. “Kaşları kavislidir” diyor, o da doğru. “Cildi parlaktır” diyor, o da doğru. Hatta Cübbeli tarif ediyor, diyor ki: “Şurası şu kısım çok parlak ve hoş görünümlüdür” diyor, yani özetle. Yani böyle “diri canlı bir görünümü vardır” diyor. “Mübarek dişleri lemean eder, parlar” diyor, “beyazdır” diyor. “Orta boyludur” diyor, ben de orta boyluyum. “İstanbul’da çıkar” diyor, ben de İstanbul’da çıktım. Gıcığına anlatıyorum özellikle senin. Sen zannediyorsun ki, tırsacağım geri gideceğim. Bizde öyle bir şey olmaz. Benim geldiğim akşam büyük patlama oldu İstanbul’da, gemi patlaması oldu. Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki: “Üç veya yedi gün ardarda bu patlamalar devam eder” diyor. “İnsanlar gündüz oldu zanneder” diyor. Aynısını gazeteler yazmadı mı? Aynısını gazeteler yazmadı mı? Yazdı. “Uyuyan uyanır” diyor. “Ayakta olan yere oturur” diyor, yani “müthiş bir gürültüyle patlar” diyor. “Yer gök ehlinin duyacağı şekilde nida eder” diyor ve “büyük bir duman sütunu olur” diyor. Bütün gazetelerde gördünüz. “Can ve mal kaybına sebep olur” diyor bu da oldu. Aynısıyla olmuş mu? Olmuş. Tam benim geldiğim akşam oldu. Benziyor. Mehdilik niye iddia edeyim? Vahiy gerekir Mehdilik için. Ben Kuran’ı gayet iyi bilen bir insanım. Ne zorum var? Ama benzemeler doğru. Ben de şaşırıyorum. Mesela “bacaklarını ayırarak yürür” diyor Peygamberimiz (s.a.v) detay veriyor. Bacaklarımı hakikaten ayırarak yürüyorum. Hatta düzeltmek için uğraşmıştım ben, lise yıllarında uğraştım beceremedim. Vazgeçeyim dedim yani.  Mesela “alnında tek kaş çatma çizgisi vardır” diyor. Baktım herkesin iki tane, bende tek, ya dedim ben bunu düzelteyim elimle böyle, bende de iki tane olsun dedim. Baktım uğraşılacak gibi değil, vazgeçtim. Kader öyle işte. Mesela tek alnımdaki kaş çatma çizgisi. Ve “durur” diyor Peygamberimiz (s.a.v) alnında. Bende mesela sürekli duruyor, kaş çatma çizgisi. Yani “zaman zaman kaşını çattığında olur” demiyor. “O şekildedir, durur” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Alnı geniştir ve parlaktır” diyor, aynısıyla var doğru. Bak gözünü “ayn-ül hadra” diyor, açık net yeşil gözlüdür diyor. Çok net ifade. Hz. Mehdi (a.s)’ın gözüyle ilgili hadis var yeşil gözlü, gözüm de yeşil. Ne yapayım? Gizleyim mi yani? Sen istiyorsun ki bu hadisleri söylemeyelim. “Kuyruklu yıldız çıkar çıktığında” diyor, benim geldiğimde çıktı kuyruklu yıldızlar. İki kuyruklu yıldız dedi, ikisi de çıktı. “Fırat’ın suyu kesilecek” dedi, kesildi Peygamberimiz (s.a.v) hadisi. “Hac engellenir” diyor, ilk defa Kabe’nin tarihinde hac engellendi. “Hacda kan akar” diyor, o da oldu. Hoca efendilerin işlerine gelmiyor, anlatmıyorlar bunları. Bunlar mucize. Peygamberimiz (s.a.v)’in net elle tutulur mucizeleri bunlar. Bir tane, iki tane, üç tane, dört tane değil. Mesela “kardeşi azdır” diyor. Evde doğacağı söyleniyor Hz. Mehdi (a.s)’ın, ben evde doğdum. Mesela ağabeyim hastanede doğdu, ben evde doğdum. Birisi bana dedi ki “Hocam sen Mehdi olamazsın” Azerbaycan’dan yazmış. Niye dedim? Sanki böyle bir iddiam varmış gibi. O da minik tavşan gibi hopluyor kendi durduk yerde. “Mehdi evde gizli doğacak” dedi, ben de evde doğdum dedim. Benzeyebilir bir insan. “Kafkaslardan gelecek” diyor Peygamberimiz (s.a.v). “Lakabı aslan” diyor, benim Arslanoğlu soyadım.  “Seyyiddir” diyor, bak Seyyid olduğum bilimsel olarak şecereyle gösterdim. “Adı adıma uygundur, babasının adı babamın adına uygundur” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyadı Adnan, zaten soyadıyla hitap edilir insanlara. Mesela Erdoğan deniliyor, Başbakan Erdoğan diyorsun, Başbakan Tayyib diyor musun? Demiyorsun, Erdoğan diyorsun. Peygamber Efendimiz (s.a.v) olsa ne diyeceksin? Sayın Adnan diyeceksin. Adnan. Bu, hadisin şeyi bunlar. Gizleyim mi bunları? Doğru. Peki bak Mehdilik iddia etsem, ben niye oturup mastika oynayayım? Kardeşim Ankara’nın bağlarıyla yeri göğü inletiyorum. Mehdilik iddia eden adam bunu niye yapsın? Tam senin istediğin gibi olmam lazım. Niye dekolte hanımlarla çıkayım? Bütün millet, çarşaflılarla çıkarım. Öyle bir iddiam zorum olsa. Milletin en sinir uçlarına dokunacak konular değil mi bunlar insanların İslam aleminde? Bir hanım açıksa, bitti. Bir Hoca dans edecek, tarihinde görülmemiş, İslam tarihinde yok. Mehdi (a.s) dans edecek bitti zaten, Mehdiliği falan bitti demektir. Şarkı söyleyecek, mümkün değil. Bak ben olmayacak şeyleri yapıyorum. İşte Mehdi (a.s) olmadığımı ispat ediyorum, daha ne istiyorsun? Mehdilik iddia eden adam, ona uygun hareket eder. Ağır ağır konuşuruz, böyle kaval çalar göğe doğru bakarak, “ey oğul” bilmem ne, var ya öyle adamlarınız kavalla sizi uyutuyorlar. Öyle tipler gibi yapardım. Yeri göğü inletiyoruz kardeşim. Ankara’nın bağlarını oynayan sen bana bir hoca göster. İslam tarihinde göster, yok öyle bir şey. Ben niye insanların sinir uçlarına dokunacak bir şey yapayım? Tam onların istediği gibi gelenekçi bir görünüm verebilirim. Bağnaz bir görünüm veririm, madem hedef buysa, ona göre hareket ederim. Adamların birçoğu da bunu alır ve takdir eder. Tam tersini yapıyorum. Mehdilik iddia etsem, senin dediğin samimi olsa, benim bunları yapmamam lazım. Kardeşim bak benim samimiyetimin en büyük delilerinden bir tanesi budur. Mehdilik iddia eden bir adam, “müzik haram” diyorsun sen, bitti yani adam, Mehdilik bitti. Bir de oynayacak, dans edecek, kökünden konu bitmiş demektir. O zaman ne konuşuyorsun? Ben sana uhrevi bir hava verdim mi? Keramatlar bilmem ne görüntüsü verdim mi? Ben alelade bir insan olduğumu söylüyorum. Allah’ın herhangi zavallı bir kuluyum ben. Herhangi bir insanım ve alim de değilim, Hoca da değilim. Ama benziyorum, ne yapayım? Benzemek suç mu? Dürüstçe anlatıyorum, bütün anlattıklarım doğru.

Didem Hocam buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Milliyet Gazetesi, Mısır ordusunun Adeviyye Meydanı’nda sivil halkı hedef aldığı saldırıda yüzlerce kişinin ölümü ve binlerce kişinin yaralanmasını çatışma olarak verdi ve meydanlarda Mursi ve Çiçi destekçilerinin çatıştığını iddia etti.

ADNAN OKTAR: Hayır öyle dese ne olur? Aynı şeyler herkes biliyor neyin ne olduğunu biliyorlar. Ama tabii millet şimdi oturup Mursi’den yana olmaz. Ortacı gidecektir. Ben de Mursi’ci değilim. Yani öyle bir derdim yok, ama Müslüman oldukları için destekliyorum. Acıdığım için, merhamet duyduğum için ve İttihad-ı İslam’a faydası olması amacıyla destekliyorum. Yoksa bana ne adamın iktidarından. Biz onun siyasi militanı falan olamayız. Öyle bir derdim de yok.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Obama Mısır’da tam olarak ne olduğunu öğrenmek için, CIA’dan rapor istemiş. CIA de, Müslüman Kardeşler’in orduya karşı ağır silahlar kullandığını rapor etmiş. Ayrıca bunu yazan haber sitesi çatışmalar arttıkça Müslüman Kardeşler’in kızgın radikalleri bünyesine alacağı ve terörizme yeniden döneceğini iddia etmişler.

ADNAN OKTAR: Olabilir tabii. Yani zaten sistem öyle, yani yapı öyle. Usulen bir kardeşlik havası olmuş oluyor bu mantıkta. Biraz da üstüne vardın mı tabii ki adam, çünkü “on yaşında çocuk döverek namaza alıştırılır” diyor, “namaz kılmayan öldürülür” diyor. “Zekat vermeyen öldürülür” diyor. Orada zaten onlar oo “bin kere onların öldürülmesi haktır” diye düşünürler. Dolayısıyla onlarda onların öldürülmesinin hak olduğuna inanıyorlar, bunlar da bağnaz falan diyorlar, onlar da bir kısmı dinsiz falan. Nefret topluma hakim olmuş zaten. Sevgi yok, şefkat yok, merhamet yok. Mehdiyet’in ruhu yok, Hz. İsa Mesih (a.s)’ın sevgi anlayışı yok, Resulullah (s.a.v)’in sevgi muhabbet anlayışı yok. Kendi kafalarına göre bir din anlayışı meydana getirmişler. Kimi badem bıyık bırakıyor, kimi ilginç bir sakal bırakıyor. Eline sopa alan ortaya çıkıyor. Şu an tabii mazlum konumdalar ama nereye kadar bu böyle gider belli değil. Yapılacak şey; İttihad-ı İslam’ı ısrarla savunmaktır.

“Aşkım sen nasıl akıllı, nasıl tatlı, nasıl hazır cevap bir insansın? Bitiyorum sana Sultanım” diyor. Hakikaten yani benimle baş edemezler, onu söyleyeyim. Çocukluğumdan beri hazır cevabım. Üç dört yaşında bile öyle r’leri ş’leri tam çıkartarak böyle, büyümüşte küçülmüş derlerdi bana.

TUBA BABUNA: Hocam bir soruyu yüzlerce kere soruyorlar, her seferinde ayrı açıklama getiriyorsunuz, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Peki Adnan Bey, Mehdi’yi bize anlatır mısınız? Nasıl gelecek? Ne olup bitecek, madem benzerliğinizi iddia ediyorsunuz.” Diyar Biçer. Benzerliğimiz ayrı, Hz. Mehdi (a.s) konusu ayrı nasıl bağlantı. Yani illa konuyu dönüp dolaştırıp tak bize getirecek.

“Hocam, bağnazlara karşı verdiğiniz mücadele için kutluyorum. Cübbeli gibiler İsrailiyat’ın temsilcisi.” İsrailiyat’tan güzel bilgilerde olabilir. İsrailiyat’ın hepsi yanlış olmaz ki, İsrailiyat Tevrat’la Kuran’a uygun mükemmel izahlar var. İsrailiyat demek Peygamber izahı demektir. Ama İsrailiyat’ın içeriğindeki hurafeler var, bağnaz ruh onları ayıklayacaksın, onları ayrı tutacaksın. Yoksa İsrailiyat demek hak kitaptan geri kalanlar demektir. Tevrat’tan geri kalanlar. İçinde bozulanlar var mı? Var, onları ayıracaksın.

“Ve borazan, karşısındakiler patiska kumaş kalite bu. Sevmek, sevgi ifade etmek ve onu telaffuz etmek ne kadar güzel, ne kadar insani ve telaffuzunuzda ne kadar anlamlı, Mehdi sıfatlı Hocam. Muhabbetle” diyor. Mahmut Akyürekli.

“Ben 26 yıldır Almanya’dayım. Sizden esinlenerek Kuran’ın mealini okumaya başladım, müthiş bulgulara rastladım. Bulguları konu alan iki kitap yazdım. Basımına yardımcı olursanız sevinirim. Kitabımın ismi Kuran’ı Türkçe okuyalım-1 ve 2 olarak isimlendirdim. Selam ve sevgilerimle. Allah’a emanet olun. Basımına ne yapacaksın? İnternete koydun mu kitabı basmış olursun işte. Niye kağıt olması şart? İnternete koy, isteyen kitap olarak da bastırır, isteyen internetten indirir. Yani dolayısıyla istenen en iyi neticeyi alırsın o zaman.

“Hocam, Agos Gazetesi’nin dünkü haberi bu; ‘Metropoliter 3 aydır ve kayıp hiçbir haber alınamadı.’ Acaba Hocamız yayında bu konuya değinmek ister mi? Bir çağrıda bulunabilir mi? Süryani cemaati son zamanlarda bu konuda umutsuz. Allah razı olsun, inşaAllah “diyor. Amber. Allah’ın rahmetinden kimse ümidini kesmez.

“Halep, Süryani, Ortodoks, Metropolite, Yuhanna,  İbrahim ve Rum, Ortodoks, Halep ve Antakya metropoliti Paulus Yazıcı, Nisan ayında kaçırılmışlar. Üç aydır öldürüldüklerine dair net bir bilgi alınamamış. Ancak şu anda gazetelerde bu kişilerin katil zanlılarının Konya’da yakalandıklarına dair gazetelerde haberler çıkıyor.” Bağnaz, yobaz kafada Hristiyan öldürmek kutsal, Rahip öldürmek kutsal halbuki Allah diyor ki: Rahipler için, “onlar mütevazidirler ve Müslümanız diyen kişiler şunu bilsinler ki.” Allah Ayetinde diyor ki; “Hristiyan’ız diyenleri size yakın bulacaksınız” diyor Allah. Sevgi bakımından Hristiyan çünkü onlar için mütevazi olan Rahipler vardır, mazlum olan sen de gidip öldürüyorsun. Allah onların mütevazi olduğunu söylüyor,  Müslümanları sevdiğini söylüyor, sen de gidip öldürüyorsun. Ondan sonra “ben mücahidim” diye ortaya çıkıyor. Deccalin eline düşmüş varlıklar oluyorsunuz o zaman.

Bu Metropolitler pek yapılacak bir şey yok. Suriye’de karma karışık, orada bir insanı bulmak çok zor. Ama resimleri varsa onları yayınlayabiliriz. Bilen, tanıyan, gören varsa söyler öyle bir faydamız olabilir. Ama onun dışında biz polise haber versek, orada polis yok, hakim yok, savcı yok mahvolmuş Suriye.

DİDEM ÜRER: Kaybolanların kişilerin resimleri var.

ADNAN OKTAR: Yayınlayın, yaklaştır. Bu insanlar, Allah’a kendilerini adamış, din adamları, Allah için gayret eden insanlar oturup onları kaçırıp, eziyet etmek, ahlaksızlık, zulüm.       

AYLİN KOCAMAN: Hocam, Suriye’nin son durumuyla ilgili bir resim vardı, bakmak isterseniz.

ADNAN OKTAR: Bakayım, bu nedir?

ADNAN OKTAR: Buyurun işte böyle. Virane olmuş.

“Müslümanlar bir yana Arakan diyoruz, Suriye diyoruz, Halife diyoruz, ümmetin yetimleri sahipsizler sahip çıkıyoruz, iyide yapıyoruz. Ancak o umudu halifeye, vahdete, birliğe, İslam Birliğine bağlamak anlamsız. Halife gelse de zulüm olacak.” Niye, o senin kafana göre, sen bilgisizce konuşuyorsun. Çünkü sen peygamberlik iddiasıyla konuşuyorsun. O zaman senin sözün geçerli olmaz. Peygamberlik iddiasında bulunursan Allah esirgesin deccal konumuna gelirsin. Hadise göre Kuran’a göre konuşacaksın. İslam Birliği’ne bağladığında, Hz. Mehdi (a.s)’a bağladığında umudunu kurtuluşa ereceksin diyor, Peygamberimiz (s.a.v). Sen bunu yaptın mı? Yapmadın. Sen bunu yap, kurtuluşun da nasıl olduğunu gör.

“Demem o ki, tozpembe rüyalar, hayaller kurmaya gerek yok. Biz elbette Aksaray’da bayram namazı falan diyeceğiz.” Filan da denmez. “Hedef koyacağız, ancak imtihanın aslında bu yolda yürümek olduğunu bileceğiz.” İmtihan tamam, Peygamberimiz (s.a.v) de imtihan oldu. Ama Mekke’yi cayır, cayır aldı. Medine’yi cayır, cayır aldı. Bütün bölgeyi cayır, cayır aldı. Hayal miydi bunlar? Hayaldi önce ama sonra Allah gerçek yaptı. Niçin? Gayret ettiler, samimi olarak. Çünkü Peygamber (s.a.v) görevliydi. Ayete göre oralara hakim olacaktı. Şimdi bu kitabı getiren Peygamber (s.a.v) diyor ki: “Hz. Mehdi (a.s)’a tabi olursanız, İttihad-ı İslam’ı yapacağım” diyor ve İttihad-ı İslam’ı savunun, ben bunu yapacağım diyor. Nerede diyor, Nur Suresi, 55 ayetinde, Allah ayet olarak söylüyor.

Sen, ne ayetten konuşuyorsun, ne hadisten konuşuyorsun. Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkmışsın, bana göre bu böyle diyorsun, bilmişlik yapıyorsun. Biz bilmişlere göre değil, Kuran ve hadislere göre hareket ederiz. Zaman, ahir zaman. Zaman, İttihad-ı İslam zamanı. Bu olaylar olacak, bu felaket olacak Suriye, Şam hepsini anlatmış Peygamberimiz (s.a.v), Mısır hepsini anlatmış. Arkasından gümbür, gümbür Mehdiyet hakim olacak. Ve Mehdiyet’in yarı yolunu geçtik. Sen uykuna devam ediyorsun. Uyan git elini, yüzünü yıka. Yarı yolunu geçtik.

“Bizim haham başlarımızdan bir tanesi kutsal bir isim söylemiş. İsmi hep anılsın ‘Moşiyah zamanın güzel kokusunun olduğunu ve bu kokunun Moşiyah’ın gelişinden önce hissedildiğini’ anlattı.” “Moşiyah’ın kokusunu alıyorum” demiş. “Ve ‘bu kokunun Moşiyah’ın gelişinden önce hissedildiğini’ anlattı. Ben şahsen inanıyorum ki, bizim bilinçaltımız bu kokuyu hissetti ve bu kokuyu onu bekleme duygusuna, hazırlık yapma duygusuna dönüştürdü. Öyle ki, Alemlerin Yaratıcısı olan Rab’be inanan herkes bu büyük ve mutlu zamanın hissediliyor.” Musevi Hahamlar, Rabbani bilginler “Mesih’in kokusunu, Hz. Mehdi (a.s)’in kokusunu alıyoruz” diyorlar. “Kokusunu duymaya başladık” diyorlar.

“Bu haberin, bu açıklamanın benim saygı değer dostum Şeyh Adnan Oktar’ın memnun edeceğini düşünüyorum. Allah dostum, Oktar’ın İslam’ı gerçek imajını barış birliği ve kardeşçe sevgiyi yaymaya devam etmesini sağlasın. Sevgilerimle Allah’ın nimeti üzerine olsun.” Haham Mordehay Moşhe Linhard.

“/fb/x Aynen: “Sizde şu komünistlere olan kininizden vazgeçseniz, bizde sizi severiz belki.” Benim komünistlere kinimi nereden çıkarttın? Benim çok fazla komünist arkadaşım var. Hatta satanist arkadaşlarım bile var, rockçı arkadaşlarım var. Nerden çıkarıyorsun? Ateist çok fazla arkadaşım var. Buraya da geldi, bayağı sevimli tipler. Nerden çıkarıyorsun? At atabildiğin kadar, poligonda serbest atış. Akademideyken de benim çok fazla komünist arkadaşım vardı. Adam dürüstçe “ben komünistim” diyor. Ateist de olabilir, komünist de olabilir, puta da tapa bilir, Hristiyan da olabilir, Musevi de olur, Müslüman da olur. Hepsine biz saygı duyarız, şefkat duyarız.

King Moşiyah Kral Mesih 777; “Kuran’ın muhafızı İslam aleminin iyi insanı” diyor, Allah razı olsun. Kuran’ın muhafızlarından, İslam aleminin de cehd ehlinden diyebiliriz. “Ahir zamanın en güzel insanlarından, Allah’ın arslanı Hocama iletmenizi çok rica ediyorum. Allah rızası için değerli heybetli mükemmel siziniz Hocam. Cumartesi günü size söylemek istediğim sevgimi söyleyemedim, sizi karşımda görünce bir tutukluk oldu kaldım. Öylece tek kelime söyleyemedim. Size olan sevgim yüzde yüz daha arttı Hocam.” Canım benim, çok kalabalıktı.  İftar yapmışlar, abartmayayım ama en az bir altı yüz, yedi yüz kişi vardı, çok kalabalıktı. Şimdi tembihlemesek hepsi tek tek sarılacaklar, o zaman ben hoşafa döneceğim tabii. “Ne yapsak?” dedim “tembihleyin de, kimse masadan kalkmasın” dedim. Şimdi çokta seviyorlar, ne yapacaklarını şaşırdılar. El öpmek istiyorlar tabii, onu da yapamıyorlar onu da tembihledim çaresizlik içinde bakıyorlar.

AYLİN KOCAMAN: Bize mesajlar geldi Hocam; “kendimizi bu kadar zor tuttuğumuz hatırlamıyoruz” diye.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ama o kadar zor kendilerini zapt ediyor ki, hissediliyor böyle. Ağlayanlar vardı sevgilerinden, maşaAllah. Allah cennette kardeş etsin, inşaAllah.

“Sayın Hocam, elbette Müslümanlar birlik olması gerek, yardımlaşması gerek.” Evet, genellikle kardeşlerimiz bazı şeyleri yanlış anlayabiliyor. Biz tabii ki bütün gücümüzle destekliyoruz. O nedir şurada gördüğünüz yazılar, günlerden beri yaptığımız ne? Mısır’a yapılan müdahalede sabahlara kadar her yere haber gönderiyoruz. Ama ben parti militanı değilim, adamın iktidar olması beni ilgilendirmez. İttihad-ı İslam istiyorum ben. Ben buraya geldiler, “bize” diyor, “turizm konusunda yardımcı olabilir misiniz?” Yani çok kızdırıcı bir ifade bu. Kardeşim turizmin falan sırası mı şimdi? Mehdiyet’i gündeme getir. İttihad-ı İslam’ı gündeme getirin dedim. “İttihad-ı İslam çok uzak” dediler. Mehdiyet’i zaten hiç ağızlarına almıyorlar. Buyurun işte bak Allah, müthiş bir felaket verdi. İleri gelenlerle konuştum burada. Müdahaleyle elde edilmez. Müdahale etsen, kime müdahale edeceksin. Türkiye Mısır’a nasıl müdahale etsin? Stratejik açıdan da müsait değil. Ne yapsın Türkiye? Suriye’ye de diyorlar müdahale etsin diye. Nasıl etsin? Türkiye’nin tek başına yapabileceği hiçbir şey yok. Çeşitli Nurcuların vakıfları falan var bir zeytinyağı, bir kilo pirinç koyuyor götürüyorlar. Orada yüz milyon insan var, sen yüz paket yiyecek götürüyorsun. Yani olmayacağı belli. Ondan da kendilerini tatmin ediyorlar. Halbuki İttihad-ı İslam da mesele kökten hallolur, ne savaş olur, ne kavga olur, büyük bir bereket ve bolluk olur.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Raif Engin kardeşimiz, size Karasu’dan Muhammed Talha Engin’in resmini göndermiş Hocam. Ellerinizden öpüyormuş ve “nasılım, yakışıklı mıyım?” diye soruyormuş size.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım, muhteşem süper olmuş, gözlük, kıyafet, her şey pozlar, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Umut kardeşimiz şöyle diyor; “Diyarbakır’da Güneş Hanım ve sitesi beş bin adet Harun Yahya kitabı ve on bin tane Komünizmin Kanlı Tarihi CD’leri dağıtıldı, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok iyi olmuş, Allah mübarek etsin. Bakın, maşaAllah kardeşlerimiz gece gündüz hem okuyup, hem dağıtıp, hem anlatıp, güzel.

DİDEM ÜRER: Yine bir kardeşimiz; “canım Hocam, Alanya Cuma Pazarı’nda A9 broşürü dağıttık, çok sevgilerimizi iletiyoruz” demiş size.

ADNAN OKTAR: Alanya’nın bir güzelliğini görüyoruz şu an. Oranın insanları da, coğrafyası da çok hoş, çok güzel, çok iyi olmuş, maşaAllah elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şırnak’da gençlik merkezi ile özel bir dershaneye molotof kokteyli ve ses bombalı saldırı yapıldı, akşam namazı sonrası, külliye camisi altında bulunan gençlik merkezi ve özel bir dershaneye.

ADNAN OKTAR: Mutlaka bir nöbetçi bulundurmaları lazım öyle bir yerlerde. Yani öyle güvene dayalı olmaz. Güvenlik kamerası olması lazım,  şu olması lazım, bu olması lazım. Kimdir o dangalaklar, onları o zaman tespit etmek mümkün olur. Ve kolay kolayda yanaşamazlar o zaman.

DİDEM ÜRER: Dün iki kardeşimiz Çağlayan Adliye metrobüs durağında otuz tane kitabınızı hediye etmişler. Ve sizin nurlu ellerinizden saygıyla muhabbetle öpüp, dualarınızı istiyorlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, keyfe bak sen keyfe, şekerliğe bak sen, maşaAllah. Buna sarılıp yatmak şahane olur.

DİDEM ÜRER: Almanya’dan kardeşlerimiz yazdı; “Merhaba Hocam, Almanya’dan birçok kardeşimiz dün akşam iftar davetimize katıldı’ diyorlar. Dün buradaki Türkiye’deki davete gelemedikleri için eş zamanlı olarak Almanya’da yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım, hanımların güzelliğine bak delikanlıların yakışıklılığı, mekan da güzelmiş Allah’ım şu ihtişam bak. Eş zamanlı yapmışlar, maşaAllah çok güzel.

DİDEM ÜRER: Bütün kardeşlerimiz size sevgilerini iletiyor Hocam. “Kelimelerle anlatamayacak kadar sevdiğimiz bir tanemiz zümrüt gözlümüz canımız Hocamızın dualarını bekliyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Bir dahaki sefere şöyle iyi bir ayarlama yapsınlar, bir uçak dolusu gelsinler bence. Bence yakışır.

DİDEM ÜRER: Hocam bir tane kardeşimiz iki tane Rusça site hazırlamış sizin çalışmalarınızdan. Biri çocuklara yönelik hayvanlar alemi, diğeri de kamil iman sitesi.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, maşaAllah. Buralardan etrafa nur yayılmış oluyor.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Birgül kardeşimiz şöyle yazmış; “Canım Hocam bu gün Mormon kardeşlerimiz evimizi ziyarete geldiler. Ahir zamanda olduğumuzu Hz. İsa (a.s) ve Hz. Mehdi (a.s) döneminde olduğumuzu konuştuk. Ayrıca Hocamıza çok çok selam ilettiler. “Dünya barışı için verdiği mücadelede Hz. İsa (a.s) yardımcısı olsun” diye dua ettiler. Yaratılış Atlası’na sürekli bakıp, övgülerde bulundular.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Mormonlar özellikle onlara da şefkat gösterilsin. Bazı insanlar onları dışlıyorlar, bu doğru değil. Yani her halükarda Allah’a inanan, Allah’ı seven insanlar.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: 25 Temmuz Perşembe akşamı Bursa Yıldırım’a bağlı Esenevler Erikli Mahallesi’nde kardeşlerimiz iki yüz elli adet A9 TV broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şu ufaklığı getir bakayım şu sevimliyi. Bak bak tatlılığa bak sen bakıştaki. Kollarda dolu dolu maşaAllah, aferin benim canlarıma.

Didem Hocam gidelim, yarın devam edelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü