Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (30 Temmuz 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


DİDEM RAHVANCI: Canımdan çok sevdiğim yayınına güzel Alina ile devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Der Spiegel’in askeri yetkililere dayandırdığı habere göre; “Mursi ile sadece askeri istihbarat görevlileri görüşüyormuş ve her gün beş saat kadar bir süre sorguya çekiliyormuş. Gazete okuması ve televizyon izlemesine izin verilmiyormuş. Günlerini namaz kılıp, Kuran okuyarak geçiriyormuş.”

ADNAN OKTAR: Ama çok ayıp bu, çok büyük terbiyesizlik. Bir siyasi lideri esir alıp terbiyesizce ve ahlaksızca her gün beş saat sorguya çekmek. Sırf asap bozmak için, rahatsız etmek için terbiyesizlik olsun diye. Neyini sorguluyorsun beş saat? Mafya yöntemleri hep bu Ortadoğu’ya mahsus oluyor genellikle, hep bu gariban ülkelerin, üçüncü dünya ülkelerinin özelliği oluyor. Norveç’te, İsveç’te, Danimarka’da böyle bir şey yapılması mümkün mü? Devlet başkanını alacaksın kabadayılık yapacaksın her gün, çakallık yapacaksın. Olacak iş mi bu? Tam mafya yöntemi yani. Mafya da adam kaçırır, böyle sorgular. Mafya işkencesi. Avrupa da seyrediyor bunu. İşte bağnazlık hepsinin canını yakıyor. Halbuki Mısır halkının tamamının kucaklanması lazım, sırf İhvan değil hepsini kucaklaması lazım. Ne kadar insan varsa orada Mısır halkının hepsinin mutlu olması esastır. Mesela Kıptilere gıcıklar gibi bir üslup kullanıyorlar. Nur gibi insan onlar. İçinde var ahlaksızlıkları, it-kopuk ama her kavimde her ırkta olur it-kopuk. Dolayısıyla orada Hıristiyanlara da, dinsizlere de, ateistlere de, komünistlere de şefkatli davranmaları lazım. Hepsinin mutlu olacağı cennet gibi bir Mısır yapsınlar. Müzik, resim, heykel her şey olsun, sanat olsun, bilim olsun. Darwinizmi, materyalizmi ortadan kaldırın bir güzel bilimsel çalışmayla, herkesi de kucaklayın. Fas’a, Tunus’a, Cezayir’e de bu sevgiyi yayın. Herkes birbirini sevsin. Ama laf-söz dinletmek güç. Klasik siyasetçi gibi davranıyorlar. Yani Mursi’nin iktidarda olması beni ilgilendirmiyor, ben, Müslüman olduğu için ve gadra uğradığı için destek veriyorum. Yoksa fikriyatını destekliyor değilim ben. Asıl olan herkesin sevilmesidir. Belirli bir grubu sen seversen öbür insan sevgisizliğin acısını çeker, rahatsız olur. Sen-ben diye bir konuyor. İktidara geldiysen herkesi korumak üzere iktidara geldin sen, sırf İhvanları yahut sırf bağnazları değil. Cesur olmaları lazım İhvan yöneticilerinin. Bir raya gelip bu bağnazlığa son verecek bir karar almaları lazım. Bunun dışında bir çözüm olmaz. Bir de bu İsrail düşmanlığının, İsrail karşıtlığının kalması lazım. Bir avuç gariban insan orada yaşıyor bırak yaşasınlar. Nereye gidecekleri de belli değil yani herkes kovuyor “gitsin” diyorlar. Nereye gidecek? Uzaya mı gidecek ne yapsın yani? Bırakın orada yaşasınlar, huzur içinde yaşasınlar. Sürekli dehşeti yaşatıyorlar bu da doğru olan bir şey değil. O zaman düşünüyor adam, “bu Yahudi’ye böyle yaparsa, Musevi’ye böyle yaparsa, Hıristiyan’a öyle yaparsa, dinsize, ateiste böyle yaparsa bana kim bilir ne yapar diye düşünüyor insanlar. Her düşünceye karşı saygılı ve sevgili olmaları lazım. İsrail düşmanlığı varsa zaten komünist düşmanlığı da olur, Hıristiyan karşıtlığı da olur hepsi olur. Ve kendi cemaatine karşı da öfke duyuyor o zaman. Bunun çözümü Kuran Müslümanlığıdır. Sevgiye dayalı Kuran Müslümanlığı. Başka sözüm yok.

Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam bugün bildiğiniz gibi Catherine Ashton görüşmüştü Mursi ile. Fakat o, televizyon seyredebildiğini, gazete okuyabildiğini söyle. Yani dış haberleri takip ediyor diye söyledi. Fakat görüşmeleri hakkında pek fazla bilgi vermedi. “Bütün olayları konuştuk” dedi. Yorum yapmamış o. “Herhangi bir yorum yaparsam yanlış anlaşılabilir” demiş. AB Dış İlişkiler Ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi.

ADNAN OKTAR: O gün göstermişleri, televizyon açmışlardı, tam şark kurnazlığı böyle. “Mursi Bey buyurun şöyle” falan, “hangi kanalı istersiniz” falan, çay ikramı. Adamlar doğrusunu söylemiş. “Günde beş saat sorguluyoruz” diyor. Sorgulama ne demek? Bir diktatörlüğün ajanları sorguluyor. Belli ki terbiyesizlik yapacaklar. “Ben gördüm, böyleydi” olmaz. Bıraksınlar adamı ne yapıyorsa yapsın. Bir kere hürriyeti ne kavuşması lazım. Fakat şimdi adamcağızın da yapacağı bir şey de yok. Şimdi dese ki “ben bağnazlığa karşıyım,” “vay hain, vay münafık vay defol git” diyecekler. İhvanın yöneticileri dese “oo bunlar sapıtmış, Amerikan uşağı oluş bunlar da herhalde,” yine “gidin” diyecekler. Bağnazlara karşı alimlerin zeminde çalışma yapmaları gerekiyor. Kum gibi kaynıyor bağnaz Hoca. Birini sustursan biri başlıyor, birini sustursan biri başlıyor. Geniş çaplı bir eğitim politikası gerekiyor.

Didem Hocam, sen anlat.

DİDEM ÜRER: Hocam, siz birkaç gün önce “Kızılay Mısır’a” hashtag etiketi başlatmıştınız. Kısa sürede binlerce insan Twitter’de bu etikete destek vermişti. Bunun üzerine Kızılay harekete geçmiş ve yazılı bir açıklama yaparak Kızılay Yönetim Kurulu Üyelerinin Mısır halkına yönelik gerçekleştirebilecek yardım faaliyetlerini görüşmek için Mısır’a gittiğini açıklamış, maşaAllah. Anadolu Ajansının haberiydi bu.

ADNAN OKTAR: Güzel maşaAllah, elhamdülillah. Baka Allah dualarımıza icabet ediyor. Hakikaten o akşam başlattık. Hemen Cenab-ı Allah, duamıza icabet etti elhamdülillah.

DİDEM ÜRER: Dört beş saat kadar bir numarada kaldı.

ADNAN OKTAR: Bir numarada kaldı. MaşaAllah. Ama böyle ne zaman çalışma başlatsak hep bir numarada oluyor, maşaAllah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, özellikle Güneydoğu’daki karakolların halkla iç içe olmasını, berber sofralar kurup yemek yemelerini, halkın karakolları güven verici sıcak yerler olarak görmesini söylemiştiniz. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü de “Dağkapı Meydanı’nda yaklaşık beş bin vatandaşın katılımıyla Kürt kardeşlerimize bir halk sofrası kurulacağını” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Ne güzel, iç içe olsunlar kumandanlar, askerler canlar. Asker sofrası çok bereketli olur. Onlar nurdur, onların elinin değdiği yerler nurlanır. Karakolun bahçesinde çocuk bahçesi yapsınlar, değil mi? Küçük de bir market. Bedava orada çikolata, bisküvi falan çocuklara versinler köfteler acayip eğlenirler.

Plastik top şu bu falan. Aralarında bilgi yarışması yapabilirler. Gitsinler karakolun işçinde de gezinsinler. Baya şekerler. Halkın karakoldan korkması çok kötü, çok kötü eğer öyle bir şey varsa. Karakoldan korkuluyorsa yazık oradaki sisteme, çok yazık olur. Olmaz. Korkuyu tamamen kaldırmak lazım. Zaten çok ezildi benim canlarım, zaten çok sıkıntı çektiler. Bir bayram ferahlığı olsun üstlerinde, değil mi? Karakolların kütüphanesi olsun, çocukların rahatça oynayabileceği bahçesi olsun, geniş geniş. Ama tabii kapalı bir bölümü olur kalın beton çelikten oluşan, kurşungeçirmez camlardan oluşan bir ana bölüm olsun. Ama çevresi de böyle güzel olsun. Halkın güvencesi olsun hiç olmazsa. Kurt olur, bilmem ne olur bir faydası olur karakolun her zaman iyidir. Adam deliriyor mesela çocuğuna bir şey yapmaya kalkıyor, Çocuğun sığınacağı bir yer olsun, kadınların sığınacağı bir yer olsun. Karsısını vurmaya kalkanlar oluyor. Çocuğunu kesmeye kalkanlar oluyor, cins cins hareketler yapanlar oluyor her yerde rastlıyoruz. Dağ başı gibi güveneceği bir yer olmazsa bir insanın rahat edemez ki. Sırf PKK başka bir şey kalmamış oluyor, olmaz. Ama karakollar neşeli yerler olsun, güzel yerler olsun. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, İtalya’nın İlk zenci Bakanı olan Kongolun Cecile Kyenge -estağfirullah- diğer siyasi parti üyeleri tarafından orangutan benzetilmesi yapılmıştı. Bu sefer de yine sağ grup üyeleri bu hanımın üzerine muz atmışlar.

ADNAN OKTAR: Ahlaksız herifler. Zenciler dünya tatlısı ve bizim kendi öz kardeşimiz. Bir annenin evladı. Bir annenin evladı beyaz, bir evladı siyah. Hz. Havva Annemizde de öyleydi. Siyahi evlatları da vardı, beyaz evlatları da vardı Hz. Havva Annemizin. Onlar terbiyesizliğe işi götürmüşler. Sen yemiyor musun muz? Bir de Darwinizmin etkisiyle bunu yapıyorlar, Darwinist materyalist kafayla bunu yapıyorlar. Bir kere zenciler son derece şeker insanlar baya da güzel huylu mütevaziler mesela sanatta, bilimde, estetikte her yönde mükemmel çalışmalar yapıyorlar. Bilal-i Habeş (r.a) Efendimiz, birçok sahabe zenciydi. Nur gibi insanlar. Bu terbiyesizlere haddini bildirecek yazılar yazmak lazım. Avrupa’da da yayınlanacak tarzda bir yazı hazırlayayım orada yayınlatalım. Alınmasınlar bunlardan da. Bunlar çakal bunlar, adam yerine koymalarına gerek yok. Niye? Bal gibi işte, şeker gibi hanım ne güzel, baya tatlı. Kıvır kıvır saçlı baya şeker. Fındık gibi burnu da baya güzel insan. Bir de mümkün olursa bir Türkiye’ye getirip ağırlayıp canlı yayında ağırlayıp canlı yayında da cevap verebiliriz yani canlı yayında cevap verebiliriz yani dünya çapında. Tabii, öyle de bir deneyelim bakalım durumu müsaitse, inşaAllah. Irkçılığa, boğazlarına kadar batmış durumdalar.

Saadet Partisi mi?

DİDEM ÜRER: Bu evet, Saadet Partisi’nin afişi.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah. “İslam Birliği Şimdi.” İşte olay bu. Bunu yaptığında, tamam. Haftalardan beri bu konuyu teşvik ediyoruz, Allah’a çok şükür, bütün cemaatler, topluluklar, İslam Birliği’yle ilgili afiş, duyuru gibi güzel faaliyetlerle atağa kalktılar, maşaAllah. Her yerde bir numara da bu konular, maşaAllah çok güzel. Ayrıca #ÇözümİslamBirliği başladı. Orada da güzel katılımlar var. Böyle güzel katılım derken, geniş alanda, geniş zeminde kardeşlerimiz destekliyorlar. Çok güzel. Hastalığı işte bak Allah böyle hatırlatıyor. Felaket olmadan, dert olmadan insanlar anlamıyor. Aylardan beri anlatıyoruz. Diyoruz ki; “kurtuluş bu” “yok” diyorlar “biz siyasetle.” Kardeşim siyasetle olmaz. İslam Birliği’yle olur, Mehdiyet’le olur. Müslümanların başına İmam-ı Kebir tabir edilen büyük bir lider. Siyasi lider değil, manevi lider, sevgi lideri.  Bir sevgi öğretmeni gelmesi lazım. Herkese nazı geçen. Herkesin de ona nazı geçtiği güzel bir insan. Bu kadar, başka bir şey yok. Bütün dünya dehşet içinde kardeşim. Hop oturup hop kalkıyor herkes. Istırap, acı çekmeyen insan yok gibi bir şey. Bunun ortadan kalkması için Allah böyle bir kolaylık göstermiş. “İttihad-ı İslam’ı yapın” diyor Cenabı Allah “size ferahlık vereyim, bereket vereyim. Aksinde canınızı yakarım” diyor. Onlarda diyor ki haşa “yakarsan yak.” O zaman yakar Cenabı Allah. Öyle olur. İnsanlar ettiğini buluyor. İttihadı İslam’ı, İslam Birliği’ni istedin mi, bereket, bolluk, huzur, güzellik, demokrasi, iyilik, bilim, sanat, estetik her türlü güzellik dünyanın üstüne yağmur gibi yağar inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Tolgahan kardeşimiz; “Adnan Oktar Hocamız’ın yeni talebelerinden Aras Ateş’in yeni fotoğraflarını gönderiyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Al sana bir Adnancı. Aras Ateş ben onu kıtır kıtır yerim. Burnundan başlamak üzere, patilerini falan. Bak o da patileriyle uğraşıyor. Araştırmacı bir kişiliği var. Ne tatlıymış bu ne şekermiş. Bakışa bak bakışın tatlılığına. Bu iyi ki benim yanımda değil, ben bunu kıtır kıtır yerim. MaşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Cengiz Çandar şöyle bir yazı yazdı; “Kürtlerin temel haklarını bir an önce yasal güvenceye almak, binlerce Kürt tutukluyu serbest bırakmak zorunlu hale geliyor. Yani Abdullah Öcalan fotoğraflı bir cep telefonu taşıyan Salih Müslim’i Türkiye’ye davet etmişseniz Abdullah Öcalan’ın mevcut tutuklu durumunu izah etmek güçleşiyor” dedi.

ADNAN OKTAR: Cengiz Çandar, tamam solcu ama aklı başında bir adam. Şimdi cinayeti azmettirmekten ve on binlerce cinayeti azmettirmekten bir insan tutuklu. Onu bırak diyorsun. O zaman mahkemeleri hepsini kapatalım. Savcılıklar, karakollar, hapishane hepsini kapatalım. Bütün dosyaların kapanması lazım. Bu nasıl bir akıldır? Suç işlendi mi onun karşılığı vardır. Yani lafın nereye gideceğinden haberi yok Cengiz Çandar’ın. Adam demez mi “benim ne suçum var?” diyecek. Mesela hırsızlıktan tutuklanan adam var, gasptan tutuklanan var. Adam diyecek ki “bir tek gasp yaptım” diyecek. 20 yıl, 30 yıl hapis cezası almış. Onu da bırak o zaman, hepsini bırakacaksın. Mafyayı da bırakacaksın. İddia edilen Ergenekon terör örgütü o zaman diyecek ki; “bizim ne suçumuz var?” der adam. İddia edilen Ergenekon terör örgütü iddiasıyla yargılanan kişiler, hepsinin bırakılması lazım. Mafyayı da, hepsini bırak. Cengiz Çandar konuşurken, mantıklı konuşsun. Yani nezaketli bir insan, makul konuşursa dinleriz, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, 30 kadar sanatçının İngiliz The Times Gazetesi’ne verdiği ilanda imzası olan İngiliz tarihçi, Twitter sayfasına “Atatürk Müslüman değildir. Vahdettin’e yalvarıyordu. Çanakkale başarısı yalan” yazmış. Bu ilanların İngiltere’deki Atatürkçü Düşünce Derneği tarafından toplanan parayla finanse edildiği söyleniyor aynı zamanda.

ADNAN OKTAR: “Atatürk dindar değil miydi?” diyor.

DİDEM ÜRER: Evet, “Atatürk Müslüman değildir” diyor hatta.

ADNAN OKTAR: Ağırına gitmiş. Atatürk’ün Müslüman olduğuna dair belgeleri ona gönder, dindar olduğuna dair belgeleri ona gönder. Kardeşim “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” derler. Atatürk İmam Hatip’leri açtırdı mı?  Dinsiz adam İmam Hatip niye açtırsın? Niye İlahiyat Fakültelerini açtırmış o zaman? Diyanet İşleri Başkanlığını niye kurdurmuş o zaman? On binlerce camiyi Türkiye’de niye tesis ettirmiş? On binlerce Kuran’ı niye dağıttırmış? Her gece niye hafızları çağırıp Kuran okutturmuş? Niye Elmalılı Tefsirini yaptırtmış? Niye Buhari’yi Türkçeye çevirttirmiş? Allah’tan Peygamber (s.a.v)’den niye coşkuyla bahsetmiş? Niye Allah’a sevgisini yüzlerce kere vurgulamış? Niye camii de gidip hutbe vermiş? Biz Atatürk’ü çok iyi tanıyoruz. Gayet de seviyoruz, gayet de memnunuz Atatürk'ten. Atatürk’ün başarısı onları bunalttı. Çünkü hepsi paket oldu gittiler. Bir oradan sıkılıyor. İkincisi, modern İslam anlayışını hakim etti Atatürk oradan bunalıyor, bağnazlığa kapıyı kapattı. İttihad-ı İslam’ı savundu Atatürk, Türk İslam Birliği’ni savundu. Adamları bunaltacak her şeyi yapmış.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimizden yayını izleyenlerden #ÇözümİslamBirliği etiketine destek vermelerini söylüyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: #ÇözümİslamBirliği.

DİDEM ÜRER: Evet, baş harfleri büyük kelimelerin yazılırken. Türkçe karakterlerle yazılıyor. Bitişik #ÇözümİslamBirliği.

ADNAN OKTAR: Evet, buna destek istiyoruz. Çünkü güzel şeyler oluyor. Biz destekledik mi, o birinci oluyor. MaşaAllah ve dünya çapında birinci oluyor. Allah yardım edince yol açılıyor. Dünya çapında, çok şaşırtıcı. Bir değil, iki değil, üç değil, maşaAllah.

O dedeye dinletelim biz. Şu Atatürk’e laf söyleyen dede var ya ona çok iyi gelir. Dede sabaha kadar dinlesin bunu. Dedeyi biz halaya kaldıralım. Hakikaten bir şekilde açılır bayağı kafa yerine gelir. O amcalar hakikaten tek yanlı eğitilmiş oluyorlar. Biraz anlatılsa düzelirler. Kızmamak lazım, kızmamak lazım, o dedeye şefkat gösterelim. Biz anlatalım. Gıcığına yapmıyordur. Hakikaten yanlış biliyordur.

DİDEM ÜRER: Söylediğiniz, toplum baskısından da çekindiği için geri adım atamıyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: Evet. Atatürk olmasa müzik dinleyebilir misin? Bittin, asarlar adamı. Böyle başı açık hanım olacak, rahat rahat konuşacaksın, mümkünü yok. Atatürk nurdur. Hz. Mehdi (a.s) mukaddemesidir. Önce Atatürk, sonra Hz. Mehdi (a.s), inşaAllah. Allah, Hz. Mehdi (a.s)’a yardımcı gönderdi Atatürk’ü, inşaAllah. Mehdiyet’e zemin hazırladı. Sahabe İslam’ına zemin hazırladı. Yoksa yobazlarla uğraş uğraşabilirsen.

DİDEM ÜRER: Hocam bir etiket daha Türkiye listesine girdi. #ÇözümİslamBirliği etiketi siz şimdi söyledikten sonra.

ADNAN OKTAR: #ÇözümİslamBirliği. Güzel. Onun da birinci olması için uğraşalım.

DİDEM ÜRER: Şu an üç numarada, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel, maşaAllah. Ne desek, o birinci oluyor. İlk başlattık, zincirleme bütün dünyada revaç buldu. Çeşitli isimler değişiyor ama hep İslam Birliği, maşaAllah.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Allah’ın sizi vesile etmesiyle.

ADNAN OKTAR: Vesile etmesiyle tabii, kulunu vesile eder. Kul nedir Allah’ın tecellisi.

Allah diyor ki; “Kafürat ve Kâfurun, yalnızca bir gurur içindeler” diyor. “Enaniyet ve büyüklük hissi içindeler” diyor. “Hayır” diyor Allah, “Onlar bir azgınlık” yani terör, anarşi ve nefret içinde sevgisizlik içinde “inatla direniyorlar” diyor Allah. Bağnazlar ve bütün teröristler için Allah bunu söylüyor. “Onlar bir azgınlık ve nefret içinde sevgisizce inatla direniyorlar” diyor, Allah.

“Hocam sizi izlemeye doyamıyorum. Program bitene kadar izliyorum ama öğlene kadar da uyuyorum” diyor. İşin yoksa helal olsun yani, maşaAllah. “Hocam siz kaçta uyanıyorsunuz, çok merak ediyorum.” Ben üç, dört saat uyudum mu, cıva gibi oluyorum. Bana yetiyor. Ama bazı insanlara yetmez. Bazısı mesela yedi sekiz saat uyuyor yine rahatlayamıyor.

Bayram Bey; “Öğrenmenin bir sınırı yok mu Hocam?” diyor. Yok maşaAllah.

Rabia Nur Adeviye; “Siz her ortamda dik duruyorsunuz. Onun için sizi çok seviyorum, tebrik ediyorum” diyor.

Ahmet Bilecikli, Ahmethan Bilecik; “Müslüman romantizme nasıl bakar?” Uzaktan gözlükle bakar. Romantizme nasıl bakacak? Akılcı bakacaksın. Romantizm olmaz.

Aziz Sedat, Hayaletin çırağı; “Kıymetli Hocam, bir Arap sevdasıdır gider oldu. Müslümanlık Arap demek midir? Doğu Türkistan, Arakan, Musul, Kerkük, Müslüman değil midir?” Hepsi Müslüman, ne demek istiyor? Arap sevdası yok ki orada İslam sevdası var. Irk sevdası yok. Bir Arap’a zulmedildiğinde müdahale ederiz. Bir Kürt kardeşimize zulmedildiğinde müdahale ederiz. Türk’e olursa, Alman’a da olursa fark etmez. Müslüman mağdur olursa, Müslüman Müslüman’a yardım edecek. Ayet açık. Allah diyor; “Dünyanın herhangi bir yerinde bir Müslüman’a zulmedildiğinde, el birlik hep beraber karşılık verirler” diyor. Şimdi Arap Müslüman olamaz mı? Senin lafına göre de ben öyle cevap vereyim. Arap’ın Müslüman olmasından niye rahatsız oluyorsun?

AYLİN KOCAMAN: Onu çok kullanıyorlar Hocam, genel olarak son günlerde çok kullanıyorlar.

ADNAN OKTAR: Yani Arap Müslüman olamaz imajı veriyorsunuz. Ne olabilir peki? Ne olması gerekiyor?

DİDEM ÜRER: Hocam bir de son günlerde şöyle sorunlu bir yazım tekniği başlattılar genelde Twitter’da kardeşlerimiz; “Doğu Türkistan” yazarsanız “niye Suriye yazmadınız?” Diyorlar. “Suriye” yazsanız “Niye Mısır’ı yazmadınız?” Ama zaten 140 karakterlik bir yer.

ADNAN OKTAR: Kardeşim orada bütün Müslümanlar kucaklanıyor. Mesela Mısır dediğinde, benim dilimde budur. Mısırlı Müslümanlara ben sahip çıkıyorsam İttihad-ı İslam anlamında hepsine sahip çıkıyorumdur. Ama o gün orada o eziliyorsa hemen ona yardım ediyoruz. Arakan mesela hemen o gün oraya yardım ediyoruz. Bir başka yerdeyse hemen orada ona yardım ediyoruz. Şu an yüzlerce kişiye manevi desteğimiz oldu. Toplasan, bütün dünyadaki İslam toplulukları oluyor. Ama o gün acil ne ise, onu söylemiş oluyoruz.

Göktuğ Şanlıtürk; “Irkçılığın asıl fikri zemini İslam’dır Hocam.” Şimdi ırkçılığı Peygamberimiz (s.a.v) dedi ki; “kavmiyetçiliği ayağımın altında eziyorum” dedi. Irkçılığı ortadan kaldıran Peygamberimiz (s.a.v) idi, ilk defa. Ve İslam yapısıyla iman eden herkesi kardeş ilan etmiştir. “İman eden herkes, “Müslüman’ım” diyen herkes kardeştir” diyor. O zaman sözün boş. Irkçılığı ortadan kaldıran bir sistemi ırkçı olarak görürsen, o zaman sen dersin ki “ateşi su söndürmez. Ateş suyu yakar” falan demeye başlayacaksın bu sefer. O zaman derim ki, “acaba alkolün etkisinde misin?” Olmaz.

Didem Hocam, ben dinliyorum zat-ı alinizi.

DİDEM ÜRER: Hocam, Uyghurbiz web sayfasının yöneticisi Muttelip Emin, tatil için gittiği Doğu Türkistan’da Pekin havaalanında uçak beklerken kayıplara karışmış. Türkiye’ye dönmek üzereyken Çin istihbaratının bir sivil kıyafetli mensubu “sizinle bir çay içelim, konuşalım” diye çağırıp, beraberinde götürmüş. Ve o andan itibaren de kendisinden haber alınamıyormuş.

ADNAN OKTAR: Rezalet. O zaman Çin büyükelçiliğine dilekçe verin. Bu şahıs hakkında bize bilgi versinler. Havaalanının yerini de söylesinler. Hangi havaalanı? Saat kaçta? Nerede, nasıl oldu? Her gün de gündeme getirelim. Yani böyle bir rezalet oluyorsa o zaman Çin’e hiç gidilmez. Bunu bütün dünyada olay haline getiririz biz. Olmaz. Yani bir adamı derin devlet alıp yok ediyorsa o zaman biz de gidemeyiz. Hiç kimse gidemez. Hiçbir Türk gitmez. Hiçbir Avrupalı gitmez. Yeri yerinden oynatırız. O adamı çıkaracaklar. Derhal, derhal. Yarın elçiliği arayın, telefonla da arayın bu adamı derhal bırakacaklar. Yani “bilmiyoruz” falan derlerse yeri yerinde oynatırım bak, söyleyeyim. Yani o zaman samimiyetsiz demektir yönetim. Tam anlamıyla rezalet demektir. İfadesini alıyorsa o ayrı, alsın tamam. Bir şey yok. Sorgulama yapabilir ama “yerini bilmiyorum” dedi mi aman ha, o zaman rezalet onun açıklaması olmaz. O zaman orada hukuk, kanun hiçbir şey yok demektir. Bize böyle münasebetsiz görünüm vermesinler. Yıldırım hızıyla bu konuya açıklık getirsinler. Her gün gündem yapın. Bu açıklığa kavuşsun. Adam kaybolması en gıcık olduğum olay, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bursa’dan kardeşlerimiz, Bediüzzaman hazretleriyle görüşmüş olan talebesi Ali Çakmak Ağabey’i ziyaret etmişler. Şöyle diyorlar; “Ali Çakmak Ağabey’imiz 90 yaşında ve hala aşkla hizmetine devam ediyor, maşaAllah. Hediye ettiğimiz Hocamızın kitaplarını kütüphaneye koyacağını belirtti. Türk İslam Birliği haritasına özel önem gösterdi. Nur hizmetinin Bursa’da yerleşmesine ve gelişmesine Ali Çakmak Ağabey’in üstün gayretleri olmuş. Bediüzzaman Hazretleri ile de bir defa Emirdağ’da, iki kere de Eskişehir’de görüşüp, elini öpmüş. Çok dinç MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, ömrüne bereket olsun. Nasıl haberimiz olmuyor? Ben ilk defa duyuyorum. MaşaAllah. Çok şeker.

DİDEM ÜRER: Gebze’den kardeşlerimiz; “Aslan Hocam, kardeşlerimizle iftarımızı beraber yaptıktan sonra Kuran’dan ayetler ve sizin “Her şeyde Hayır Görmek” adlı kitabınızdan bölümler okuduk” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok güzel olmuş. Aman Allah’ım nasıl güzelmiş bunlar. Nasıl şekermiş. MaşaAllah.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Denizli’den bir kardeşimizin yeğenleri Vahide Nisa ve kardeşi Mehmet Akif sizi çok seviyorlar ve izliyorlarmış. Yeğenlerinin ve bahçelerindeki kedilerin resimlerini gönderdiler.

ADNAN OKTAR: Ben şimdi şu köfteyi yakından göreyim yaklaştır biraz. Bu tatlılık bu nedir bu böyle? Burnu görüyor musun? Kedi almaya gerek yok evde bunlar olduktan sonra. Allah hepsini Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin. Hayırlı bereketli uzun ömür versin Rabbimiz.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimizin 30-31 Temmuz tarihleri arasında, Konya Park Alışveriş Merkezi’nde açtığı fosil sergisini binlerce kişi ziyaret etti. Sergiyi gezenler, yaratılışı bilimsel olarak ispat eden milyonlarca yıllık fosilleri görmelerine vesile olan kişilerden ve alışveriş merkezinden duydukları memnuniyeti dile getirip teşekkür etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz şöyle yazmış Hocam; “Dün Üsküdar Doğancılar Mahallesi’nde Roman kardeşlerimizle bin adet A9 broşürü dağıttık. Saygılar Hocam” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Roman kardeşler, onlar şekerdir, onlar dünya tatlısıdır. Aferin benim aslanlarıma, aferin benim canlarıma. Romanlar, çok tatlı insanlar, sanat yönleriyle, insanlıklarıyla, sevecenlikleriyle, şekerlikleriyle, ballıklarıyla çok iyiler. Yani Allah’ın hikmeti bilemiyorum, çok çok güzel huylular. Bize eve geliyorlar bazen fasıl için falan, sıradan bir el öpme faslı başlıyor. Acayip hürmetkarlar. Sürekli Allah’tan bahsediyorlar, dinden bahsediyorlar. Ve müthiş bir yetenek ama muazzam bir yetenekleri var, maşaAllah. Allah onlara lütfetmiş öyle. “Ama Hocam, kalbimizdeki aşktan oluyor bu. Allah aşkından” diyorlar maşaAllah. Hepsine selam ediyorum. Allah hepsine sağlık, sıhhat, afiyet, bereket, bolluk versin. Aferin, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, geçtiğimiz gün Sakarya ili Arifiye ilçesinde bir kardeşimiz A9 broşürü dağıtımı yapmış. “Sizden ve kardeşlerimizden Allah razı olsun, hürmetler” diyor.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canıma, maşaAllah. Allah cennet kardeşi yapsın onu maşaAllah.

Buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz 21 Temmuz Pazar akşamı sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar. Çok fazla ilgi olmuş Hocam, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bir de ne kadar güzel hanımlar bunlar, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Sağlık sıhhat versin. Hayır, bereket, bolluk versin.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz sizin çalışmalarınızdan faydalanarak site hazırlamaya devam ediyorlar. Dün iki tane Rusça site hazırlanmış. Biri çocuklara yönelik Hayvanlar Alemi, diğeri de Kamil İman sitesi. İsimleri Rusçaydı, onun için şu an söyleyemiyorum. Ayrıca Hz. İsa (a.s)’ın döneceği ile ilgili 6 dilde site hazırlanmış. Azerice, Rusça, Fransızca, Almanca, İngilizce ve İtalyanca, size hürmetlerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hz. İsa (a.s) da demek kuzuları çok seviyormuş ki, böyle resimlerini yapmışlar. Dünya tatlısı o sevimli de nerede? Bir türlü bir işaret de gelmedi daha hala ondan. Arıyoruz. Daha vakti değil. Daha var.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam 28 Temmuz’da Yeşilköy ve Eyüp Sultan’da çok sayıda A9 broşürü dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Kedi süper şeker bir şey. Yani sevgiye verdiği karşılık çok çok şahane hayvanlar. Bir de Allah’a şükür İstanbul’da zibil gibi var kedi. Bayağı bollar. Yalnız yollarda biraz dikkatli olsun kardeşlerimiz bazen onlar karşıdan karşıya geçmek istiyorlar. Hayvana aceleci davranıyorlar. Bırak geçsin dur, bir dakika yani çok süratle gitmiyorsa değil mi? Bir imkan tanı. Mesela ışıklara falan dikkat ediyorlar, milletle beraber geçiyorlar, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Darıca’da broşür dağıtımı yapmış kardeşlerimiz. Size sevgilerini iletiyorlar Hocam.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Allah katında şu kare belli. Cenab-ı Allah onu ta annesinden babasından doğmadan, daha dedesi doğmadan o böyle bir faaliyet yapacaktı. Bu kaderindeydi. Kader vakti gelince bu tahakkuk ediyor. Cenab-ı Allah kendini kendine sevdiriyor böyle güzel insanları.

DİDEM ÜRER: Okmeydanı Perpa’da kardeşlerimiz sizin kitaplarınızdan dağıtmışlar. Ellerinizden hürmetle öptüklerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Aferin, maşaAlah, elhamdülillah. Allah hepsine güzellik versin, nur versin. Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Amasya’dan da Esra kardeşimiz; “Bizim bahçede bir kedi bulduk. Adını Maviş koyduk. Bize Allah aşkını, insanları, hayvanları, bitkileri sevmeyi siz öğrettiniz. Siz vesile oldunuz. Sizi çok seviyoruz ve hürmetle saygıyla ellerinizden öpüyoruz inşaAllah” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Yalnız orada kedi 2 tane ben yanlış görmüyorsam. Öbür kediyi de bir görelim yakından. MaşaAllah. Allah’ın onlara karşılıklı böyle muhabbet koyması, kedi insanı seviyor, insan da kediyi seviyor, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: 29 Temmuz Pazar günü Bursa’dan bazı kardeşlerimiz bir araya gelip Kuran okumuşlar ve ev sohbeti yapmışlar. Sevgilerini iletiyorlar size.

ADNAN OKTAR: Meclis ne güzel, sofra ne güzel, insanlar ne güzel. MaşaAllah küçük kuzular da dolu evin içinde, onlar melek hükmünde. Evin içinde çocuk oldu mu melek olmuş gibi, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimiz yazmış; “Aslanımız, göz aydınlığımız, biricik Hocamız, dün akşam iftardan sonra Bakırköy’de A9 TV broşürü dağıttık. Yaptığımız her ibadet, her hizmet sizin vesilenizle Allah’ın rızasını kazanmak için inşaAllah sizi çok seviyoruz” demiş.

ADNAN OKTAR: Bak canlarıma ne güzel insanlar maşaAllah, elhamdülillah. MaşaAllah son derece klas, kaliteli delikanlılar çok güzel bir hanım maşaAllah, o da. Allah her yerini nur kılsın, kardeşlerimizin kalplerine ferahlık, esenlik versin Cenab-ı Allah. Akıllarına, basiretlerine güç versin. Akıl Allah’ın kontrolündedir, akıl insanın elinde değildir. Adam diyor ki “akıllı adam,” akıllı adam diye bir şey olmaz. Akıl an, an insana verilir. Allah sürekli vahy eder, ilham eder insan da konuşur. “Ne kadar akıllı” diyor. Sanki hazırda küpte var da oradan alıp harcıyor gibi öyle bir şey yok. Allah ayette diyor, şeytandan Allah’a sığınırım “O her an bir iştedir” diyor Allah her an yarattı diyoruz. Her an yaratılıyor konuşma, insan gölge varlık nasıl konuşsun, nasıl hareket etsin? Allah onu gösteren. Tabii bunu herkes fark edemiyor. Ruh sahibi olanlar fark edebiliyorlar, ruh sahibi olan hemen görür. Yani Allah’ın ruhla desteklediği, Allah katından ruhla desteklediği ruh sahibi varlıklar.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz şöyle yazmışlar; “Canımız Hocamız, Konya’da çok sayıda kitap ve cd, A9 broşürü dağıttık. Allah aşkıyla sizi çok seviyoruz” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah. Aman ekibin tatlılığına bak sen. Allah Allah hayret bu kadar güzel olmaları. Bayağı güzeller. Allah kalplerini bedenlerini de güzel yaratmış maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam,#ÇözümİslamBirliği etiketi bir numara.

ADNAN OKTAR: #çözümislambirliği etiketi bir numara, kardeşim neye el atsak Allah bir güzellik yapıyor maşaAllah. #çözümislambirliği bir numara çok güzel, #çözümislambirliği çok güzel. Cenab-ı Allah son günlerde bizim vesilemizle, öncülüğümüzle bütün dünyada İslam Birliği’ni gündeme getirdi Cenab-ı Allah.

DİDEM ÜRER: Evet Hocam, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ve küfrün en istemediği şey. Mesela Mısır’da Müslümanlar katledilmeye başlayınca, bir hakimiyeti İslamiye feveran etti-ki, daha feveranlığa var, başlangıç feveranı bu. Bediüzzaman diyor, Bediüzzaman’ın açıklamalarında bu çok veciz şekilde ifade edilmiş; “Öyle bir hale gelir ki ümmet, artık hamiyeti İslamiye feveran eder” diyor ve diyor “Mehdi (a.s) başa geçip, tarik-i hak ve hakikate sevk eder” diyor. Ama böyle badem bıyıklı, bazı uyuşmuş Nurcular, anlamazdan gelip Müslümanları tatlı, tatlı uyutacaklarını, uyuşturacaklarını ve bu kadar açık ifadeyi zekalarıyla alay ederek ters çevirebileceklerini zannediyorlar. Allah ıslah etsin onları. Milletin gözünün içine baka, baka hayret edecek ters bilgiler veriyorlar. Mesela siyaha beyaz diyor. Adam utanmıyor, beyaza siyah diyor. Hayret edilecek bir utanma hissi kaybolması var.

“Biz de, Ebru Hocam gibi bakacağız. Deli aşkla, Allah aşkıyla inşaAllah” diyor bir hanım kardeşimiz.

DİDEM ÜRER: Selahattin Demirtaş “Bugüne kadar Suriye, Irak, Yunanistan, Bulgaristan komşunuzdu. Şimdi Kürdistan komşunuz olacak diye niye kıyamet koparıyorsunuz?” şeklinde bir soru sordu.

ADNAN OKTAR: Kimsenin bir şey dediği yok. Nerden çıkıyor, kim çıkartmış kıyamet koparmayı? Kürdistan.  Kürt kardeşlerimizin biz rahat etmesini isteriz. “Türkiye’de biz bölünme istemiyoruz” diyoruz. Laf anlatamadık herhalde. Türkçe mi anlatamıyoruz? Bilmiyorum. Kürtçe mi söyleyeyim? Ben Kürt kardeşlerimle rahat bağlantı kurmak istiyorum. Mardin’den geldi mi buraya pasaport olmadan gelecek. Ben de Mardin’den onu çağırdığımda, o içinde bir sevinç duyacak. Ben oraya gittiğimde pasaportla gitmek istemiyorum. Konu bu. Mardin’in, Siirt’in dağları, oralar tabiat şartları zor olan yerler. Ben oralara kardeşlerimizi sıkıştırmak, orada yaşatmak mecburiyetinde olmalarını istemiyorum. Orada yaşama mecburiyeti olmaması lazım. Rahat olsunlar, baş tacı olsunlar. Niye oraya sıkıştırmak istiyorsunuz? Çünkü Selahattin için demiyorum. O dürüst bir delikanlıya benziyor ama bazen de acayip konuşmaları oluyor. İstanbul’da, İzmir’de bazı monşerler var. Böyle viskisini, kızarmış patatesle falan hafif, hafif yudumlarken, Kürt kardeşlerimi gördüklerinde rahatsız oluyor adam. Güneydoğu’dan da utanıyor haşa. Güneydoğulu insanlardan da utanıyor. Entelliğine dokunuyor adamın, asortiğine dokunuyor. Onları oraya hapsetmek istiyor özetle. “Gidin orada yaşayın, gözümüzün önünden gidin” diyorlar. “O coğrafyayı, o bölgeyi de görmek istemiyorum. Orada ki insanları görmek istemiyorum.” Kaba geliyor adamlara konu bu dertleri bu. Biz de diyoruz ki, entel, dantel kardeşim canın istemiyorsa kadehine buz at veyahut başka türlü bir uygulama yap. Başının üstüne koy buzu. Ben kardeşlerimden ayrılmayacağım. Kürtler, Kürt kardeşlerimiz çok nezih, çok klas bu vatanın nefis evlatları, şahane evlatları. Ben onları her yerde göreceğim. Bak iftara geldi kardeşim pasaportla gelmedi. Birçok Kürt annem geldi benim iftara AKP milletvekilleri geldi Kürt iftihar ediyorum. Baş taçları, oranın süsü onlar. Konu bu. Yoksa Suriye’de bir Kürt bölgesi, iftihar ederiz.  İsterlerse olsun bizi rahatsız edecek bir şey değil ki o. Ne diyeyim yani? Esad sizi idare mi, etsin diyeyim? Esad’dan kurtardıysa Allah sizi oh ne güzel mutluluk. Orada sen eğer komünist devlet kurarsan, benim annelerimi, bacılarımı eğer komünist kafayla ezmeye kalkarsan, Stalinist bir rejim kurmaya kalkarsan, o zaman biz annelerimizi koruruz. Kardeşlerimizi koruruz. Ama sen orada normal Türkiye’ye saygılı, buradaki vatandaşlarımıza saygılı, sevecen bir üslup içerisinde Allah’ına, dinine sevgi içerisinde ise veya dinsiz de olabilirsin. Ama kimseye dokunmuyorsundur, rahat duruyorsundur yani zarar vermiyorsundur. O halde yaşa kardeşim, kimse sana bir şey demez. Ama komünist, Stalinist devlet kurarsan, biz sana tabii ki git annelerimizi, bacılarımızı ez demeyiz. Çünkü sen, enternasyonal komünizmi istiyorsun. Senin orada amacın Müslüman annelerimi, kız kardeşlerimi ezmek. Gelir alırım. Annelerimi senin eline vermem. Konu bu, başka bir şey yok. Yani normal yaşayan, normal sevecen olan bir Kürt kardeşim orada devlet kuruyorsa yahut bölge kuruyorsa ne yapıyorsa bize ne yani. Ben kendimi korumak için bir yer ayarlarım. Devlet demeye gerek yok oraya illa bir şey. Topluluk orada kardeşlerimiz yaşıyor. Ne yapsınlar yani? Kendi arasında belki bir sistem kurabilir. Kendini korumak için. Esad’dan kurtulduysa ne mutlu onlara, ne güzel. Huzur içinde, bereket içinde yaşayın, cansınız siz. Niye rahatsız olalım yani? İllaki bir şey yapacaksın oraya toplandığına göre. İstersen devlet de kur, istiyorsan başka bir şey de yap. Ne yapıyorsan yap. Normal sevecen, tatlı Kürt kardeşlerimin olduğu bir topluluk. Nasıl idare etmek istiyorsa isterse isim de koymayabilir. İsterlerse kendilerine bir baş seçerler, onunla da kendilerini idare edebilirler. Birini imam tayin edebilirler, bir manevi lider de bulabilirler. Ne yapıyorsa yapsın. Mühim olan huzurlu yaşamaları, rahat yaşamaları onların huzurunu bozdurmayız yani konu bu.

Mesela evvelsi gün de benim Kürt canlarım geldi, iftardaydılar Kürt delikanlılar, Diyarbakır’dan, Mardin’den oralardan geldiler. Aslan gibiler canlarım benim. Bana deseler ki “pasaport gösterttik vizede aldık, geldik” deseler, bu dehşet verici bir şey. Durduk yere niye belamızı arayalım? Atlamışlar otobüse gelmişler, bu kadar, bu şekilde olacak.

DİDEM ÜRER: Hocam, İhvan son günlerde Twitter da sürekli çok sevimli kız çocukları paylaşıyor. Bu da bir tanesinin resmi “Benim seçilmiş başkanım Mursi’dir ” diye pankart taşıyor.

ADNAN OKTAR: Sözümü dinliyor ama çok geç dinliyorlar. En başta söyledim, bak darbe almadan önce de söyledim. Ama yine de sözümü dinlemeleri güzel tabii. Yani gecikmiş olsalar da. Fakat bir cesaret göstersinler müziğe, sanata, bilime, demokrasiye, Yahudilere, Hristiyanlara karşı sevgilerini, şefkatlerini, koruyucu yönlerini vurgulasınlar. Bereket getirir. İsrail düşmanlığını kaldırsınlar. Ehl-i Kitap’a düşman olun demiyor Allah bize. “Ehl-i Kitap’la evlenin” diyor, düşman olun demiyor. Allah’ın Kitap’ına savaş anlamına gelir İsrail’le düşmanlık. Ehl-i Kitap’a düşman olursan, Allah’ın kitabına düşman oldun demektir. Olmaz, Allah’ın ayetlerine savaş açıyorsun anlamına gelir. Ehl-i Kitap’a, biz şefkatle mükellefiz, Allah “evlenin” diyor, “evlenebilirsiniz” diyor. Daha anlaşılmayacak bir yön var mı bunda? Sen öldürmek istiyorsun, Allah “evlenin, aşkı yaşayın onlarla” diyor. “Ehl-i Kitap’tan hanım alabilirsiniz, evlenebilirsiniz” diyor Allah.

Hucurat Suresini, okuyorum inşaAllah 7. ayette. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Ve bilin ki Allah'ın Resûlü içinizdedir. Eğer o, size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya düşerdiniz. Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkarı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır.”

Ve 10. Ayette de Allah “Mü'minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah'tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz” diye buyuruyor.

Bugünkü yayınımız sona erdi. Herkese hayırlı sabahlar, yarın devam edeceğiz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü