Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (31 Temmuz 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


TARKAN YAVAŞ: Bu akşam Hocamızın çok değerli bir konuğu var, sürgündeki Doğu Türkistan Parlamentosu değerli Başkanı Sayın Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı Hocamız. Hoş geldiniz Hocam.

DR. SULTAN MAHMUT KAŞGARLI: Hoş bulduk.

TARKAN YAVAŞ: Buyurun Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hocam şeref verdiniz lütfettiniz, kerem buyurdunuz. Allah razı olsun. Doğu Türkistan, bütün Türklük âlemi için, bütün İslam âlemi için her zaman için bir kanayan yaradır biliyorsunuz. Hepimiz o rahatsızlığı yaşarız. Kardeşlerimizin orada çektiği acılar hep böyle anlatılır dilden dile. Bizim çocukluğumuzda da anlatılırdı, dehşet içinde insanlar dinlerlerdi. Halen de o korkuyu insanlar yaşıyorlar. Oradaki kardeşlerimizin tabii özgür, huzurlu demokratik bir yapıya kavuşmasını çok istiyoruz. Türk İslam Birliği içerisinde onların güzel yerini almasını istiyoruz. Ama tabii biz demiyoruz ki “Çin yok olsun, Çin milleti yok olsun” demiyoruz. Hatta keşke onlar da katılsa, Türk İslam Birliği içerisine, çok iftihar ederiz çok güzel olur. Hocam şimdi bize, kardeşlerimizin birçoğu bilmez, bilmediğimiz, halkımızın kardeşlerimizin birçoğunun bilmediği konulardan sizlere sorular sorayım, siz de bizi bilgilendirin.

Doğu Türkistan, ne zaman Çin’in kontrolüne geçti? 

DR. SULTAN MAHMUT KAŞGARLI: Doğu Türkistan, 1759 senesinde Mangör Çin İmparatorluğunun işgale geçirildi ve bu işgale karşı 1863 yılı Doğu Türkistan’da umumi bir ayaklanma, büyük bir ayaklanma oldu. Sonra bu ayaklanma neticesinde bu Mangör Çin Hâkimiyetini Doğu Türkistan’dan kovarak, Doğu Türkistan o zaman hürriyetine kavuştu.  Bu hürriyet Yakup Bey ve devlet başkanlığındaki Yed şehri hakimiydi ve Doğu Türkistan hakimiydiler. Bu devlet zamanında Rusya tarafından, İngiltere tarafından ve Osmanlı imparatorluğu tarafından tanındı. Ve oralara elçiler gönderildi. Osmanlı imparatorluğu hem o devlete askeri yardımda bulundu, askeri subaylar eğitim için gönderildi. Bundan sonra o Doğu Türkistan hükümeti Osmanlı Padişahı Abdulaziz Han namına hutbeler okuttu. Büyük bir işbirliği içinde oldu. Ama sonra 1876 senesinde, İngiltere bu Mangör Çin hâkimiyetinin Doğu Türkistan’ı tekrar işgal etmesine yeşil ışık yaktı. Para yardımı silah yardımı yaptı. Çünkü onun Osmanlı imparatorluğu ile birleşmesi büyük bir İslami güç kuvvet olacağından endişe duydu İngiltere. Sonra Rusya da buna katıldı. 1876 yılı Bangör Çin Hakimiyeti ikinci defa zor bir askeri kuvvet ile Doğu Türkistan’ı ikinci bir istilasına başladı. Bu istila neticesinde 1877 senesinde Doğu Türkistan tamamen istila edildi. Bu istila cereyanında, bir milyona yakın insan katledildi. Bu 14 sene bağımsız yaşanan bir devlet, o dünyadaki şu zamanın küresel güçlerinin işbirliği ile tekrar Çin’in esaretinde, Çin hâkimiyetinin esaretinde kaldı. Yani eskiden mesela milattan sonraki yıllarda milattan önce Çin Hâkimiyeti birkaç defa Doğu Türkistan’da ve Batı Türkistan’da biraz müdahil olmak istemiş ama hepsi de mağlup olmuşlar. Bunun en son mağlubiyeti 1756 senesi Doğu Türkistan ve Batı Türkistan yani Türkistan rejimi, Arap İslam ordusunun kumandanı Kuteybiye başlığında bu Arap ordusu ve Doğu Türkistan’da Türkistan ordusunun yani Karluklar, Uygurlar ve onların desteğiyle işbirliği ile Çin ordusunu Talas boyunda büyük bir mağlubiyete uğratmış, sonra Çinliler kaçmış, askerler ölmüş, birçokları esir düşmüş. Büyük seneler Doğu Türkistan’a Çinliler hiçbir zaman adım atamamıştır. Bin sene boyunca Doğu Türkistan Hun Türkleri, ondan sonra Göktürkler federasyonu, sonra Uygur Devleti ve Karahanlılar Devleti, Katarlık büyük devletleri Doğu Türkistan’da kurulmuş Doğu Türkistan olan önemli bir merkezdir, kültür merkezleri olmuş. Doğu Türkistan Türk kültürünün, Türk medeniyetinin önemli merkezlerinden biri haline gelmiş. Fakat 18. yüzyılın ikinci yarısında Çinliler tarafından işgal edilmiş, bu işgal nispeten Doğu Türkistan halkı, Doğu Türkistan Müslümanları hiçbir zaman bunu kabul etmemiş. Bunun için 20. yüzyılda 1930. yılda yani 1931 yılında kımıldama başlamış Doğu Türkistan halkının ayaklanması neticesinde, 1933 yılı 12 Kasım’da Kaşgar’da Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulmuş. O zamanda Doğu Türkistan Cumhuriyetinin harici veziri Kasım Can Efendi Hindistan’a gidip, Hindistan’da Atatürk’e telgraf çekmiş Türkiye Cumhuriyeti’ne; “Gök bayraktan, al bayrağa selam olsun” sonra Atatürk o şekilde o zaman Türkiye Cumhuriyeti “al bayraktan, gök bayrağa selam olsun” telgraf çekmiş. Bu Cumhuriyet yani birçok bölgelerde kendi idaresi altına almış. Ama Ruslar, Doğu Türkistan Türkleri ve Uygurlar bağımsız devleti kurmuşsa, bu Batı Türkistan’daki Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan’daki kardeşlerine yardım elini uzatacaklar, sonra burada yani kavga çıkaracaklar, o Cumhuriyetler, bizim elimizden çıkacak endişesiyle, o zamanda bir Çinli general militarist bir halde desteklemiş ve hatta Doğu Türkistan’da o Çinli generalinin hiçbir o Doğu Türkistan halkına sindirme gücü yetmemiş, sonra Rus Kızıl ordusu Doğu Türkistan’a girmek suretiyle Çinlilerle iş birliğiyle 1933 yılı 12 Kasım’da Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni yıkmışlardır. Sonra 1944’de Doğu Türkistan’ın kuzeyindeki İlvıl eyaletinde büyük bir ayaklanma, Çinlilerin zulmüne uğradık, esaretine uğradık, haksızlığa sömürgesine karşı büyük bir ayaklanma başlamış. Bu ayaklanma başladığı zaman, o vakit ki Sevr’in takibiydi. Şimdiki o ikinci Dünya Harbi zamanı yani Hitler’in Almanya’sı, Moskova’nın kasabasına gelmiş, hatta Belgrad kalesini, Stalin kalesini kuşatmış. O zamanda kendisini destekleyen Çinli generalin hakimiyetinin şeyi bitti, Almanlar belki bunu bertaraf edecekler, bu tamamen millet Çin tarafının etkisini tamamen sıfırlamış. Bundan sonra Sevr’in hakimiyeti onlardan intikam almak, “eğer siz bizimle işbirliği yaparsanız, siz ayakta kalabilirsiniz. Eğer bizimle işbirliği yapmazsanız, Doğu Türkistan Türklerini başınıza bela yapacağız” şeklinde bu ayaklanmaya destek vermiş. Desteklemek kural yani sıra. Yani yet koyuna, bir tane tüfek. Yirmi beş koyuna bir tane otomatik tüfek. Bu şekilde demek ki hepsi boş bir dava değil de, Doğu Türkistan halkının demek verdiği şeylerin sıra yardımı olmuş ve bu ayaklanma neticesinde 1944’üncü yılı 12’inci Kasım’da Hazer il vilayetini, koca şehrin tamamen esas kısmı Çinlilerden temizlenmiş ve Doğu Türkistan önderleri orada demek ki Doğu Türkistan Cumhuriyetini ilan etmişler. Ondan sonra 45’inci yıl 8 Nisan’da, o gerilla birliklerini birleştirerek, Doğu Türkistan Milli Kurtuluş Ordusu’nu kurmuş devlet taşırmış. Doğu Türkistan halka ile çekildiği Türk yani sancak merasimi olmuş, sonra Doğu Türkistan Milli Ordusu demek üç yönlü, hem kuzey, hem orta, hemcanup yönlü umumi vaziyette Çin’e karşı hücum, taarruza geçerek, ili vilayeti, Altay vilayeti, Tarbak ve Gökçek vilayeti üç vilayetle ve Doğu Türkistan Cenobre’deki Aksu şehrini ve Doğu Türkistan Cenobre’deki Kargalık, Kaşgurgan, Poskam ilçelerini demek ki tamamen Çinlilerden temizlemiş, bu herkesin temizlendiği zamanda İkinci Dünya Savaşı sonu olmuş, yani Japonlar teslim olmuş, Almanlar teslim olmuş. Sonrasında Doğu Türkistan Urumçi’ye girdikleri zaman durduruldu. Şimdi hazır dünya tamamen bir barış devrine adım attı, Çin ile problemizi de barış yolu ile demek masada oturup çözüp, eğer bu devam etse, o zaman Amerika’ da veya başka İngiltere’de bu iş karışacak, İkinci Dünya Savaşı’nın devamı Doğu Türkistan’da devam edecek, burada çok insan ölecek diye baskı yapmışlar Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ne. Çinlilerle masaya oturmuş. Bu masaya oturuş sekiz ay, dokuz ay devam etmiş. Bu cereyanda, o Çin millet için Çin’in içerisinden o vakit Doğu Türkistan yüz bin kişilik ordusu olup Çin’le, onunla kırk bin kişi ölmüş zaten o savaşta. Altmış bin kişi kalmış ondan da morali bozuk. O kadar da savaşta iktidarı çok zayıflamış o zaman da bu sohbet masada sekiz, dokuz ay daha devam etmiş Çin’in içerisinden altmış bin kişilik ordunun yanına Doğu Türkistan’ı sevk etmiş. Sonra bu Karma Hükümet kurulmuş, o da bozulmuş 1947 yılın Ağustos aylarında. Bozulmuşlar Doğu Türkistan o Karma Hükümet’ten çekilmiş. Sonra 49 senesine yakın demek bu Komünist Çin Hakimiyeti, Çin’de üstünlük kazanıyor yani her cihedde üstünlük kazanıyor. Çin’in birçok bölgelerini ele geçiriyor milliyetçi Çin’ler. O zaman da İsrail ile bu Komünist Çin arasında gizli anlaşmalar oluyor. Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak, pazarlıklar neticesinde. Sonra Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin esas kumandanları, o devletin esas başkanları Pekin’de devlet kuruyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluş merasimi gelsin, Çin meselesi ile Doğu Türkistan meselesini burada istişare edelim, çözelim. Sonra buradan beş kişi esas önderlerden Almaata’ya geliyor. Kazakistan’ın başkenti Almaata’ya bir general gönderiyor.  Siz Çin’den o zaman ne isteyeceksiniz. Diyor ki “Biz Çin’den bizim bağımsız devletimizi tanımasını istiyoruz. Biz eskiden bizim düşmanımızın düşmanı bizim dostumuzdu. Çin Komünistlerine şimdiye kadar sıcak baktık. Şimdi onların bizim bağımsızlığımızı tanıması lazım. O zaman Çin ile dostluk içinde yaşayacağız. Ama bizim dostluğumuzu tanımazsa, olmaz. Bizim tarih içinde kavgalar oldu, savaşlar oldu, Çinliler çekti biz de çektik. Bağımsızlığımızı tanıması lazım, biz Çin ile barış içerisinde, dostluk esasında biz yaşayacağız. Ama o general demiş ki “siz hiçbir şekilde gitmeyeceksiniz Pekin’e. O zaman Bauv başkanlığındaki Çin Komünist Partisi Komitesi ne dese, onlar da evet dese, sizin hayrınızadır. Onun için hiçbir şekilde gidemeyeceksiniz. Sonra tartışmış bu general demiş ki “ Ben burada Stalin’in sözünü söylüyorum size, benim sözüm değil bu” sonra çözememiş. Yok olmaz, biz bağımsızlığımızdan vazgeçmeyeceğiz. Sonra bunu Moskova’da çözmek için Moskova’ya götürmüş. Sonra bir zaman sonra uçak kazası süsünü vererek, uçak Moğolistan’ın, Baykal Gölü’nün etrafını geçerken vurulmak suretiyle uçak yere düşmüş, hepsi helak oldu diye onu çekmişler. Onu gizliyor Doğu Türkistan’dan. Sonra onları yok etmek suretiyle önderlerini sonra 1949 yılı Ekim ayının sonlarında Doğu Türkistan’da bu Çin Komünist Ordusu geliyor. Onlarla işbirliği yapın, Çinlilerle de kavgalarına mecbur ediyor. 49. yılların sonları 50. yılların başlarında Doğu Türkistan Cumhuriyeti kaldırılıyor, son veriliyor. Çin’in hakimiyetine geçiyor. O zamanda Çinliler diyor ki, “çok çektiniz. Çinlilerden çok çektiniz, zülüm gördünüz. Biz size yardım için geldik. Biz yardımımızı yapacağız, belki gideceğiz. Biz borç ödemek için, haksızlık yaptığımız zulüm borcunu ödemek için, harç ödemek için geldik.” O şekilde demek kişilerini biraz kandırdılar, sonra yavaş yavaş yerleştiler. Sonra bu bizim ezelden toprağımızdır, buradan çekilmek yok. O şekilde demek ki Doğu Türkistanlı 49. yıla kadar 63 seneden fazla oldu, Doğu Türkistan Çin Komünist hakimiyetinin elindedir. Orada hakikaten görünüşler güzel aynı yazılara baktığımız zaman orada hürriyet yani kişilerle türlü teşkilatlarla uyuşmaya hakkı, gösteri yapma hakkı, kendi ana dillerini kollama ve geliştirme hakkı bütün şeyler yazılı, onlara ne güzel der insanlar. Ama onun tam tersi uygulanıyor. Şimdi bu 63 sene içinde Doğu Türkistan’da birçok insanlar katledildi. Ne için? Fakat onlar hak, hukuk arıyor. Siz özerklik verdiniz 55’te. Özerklik demek, içişlerini kendisi idare etmek, siz fakat devlet müdafisi ve harç sizin elinizde olacaktı. Ama bize hiç bir şey vermiyorsunuz, bu nasıl olacak? Oranın yağdıları, oranın önderleri hepsini gidip öldürdüler kırdılar. Demek ki bugünkü durumu duyduğunuza göre yani Çin’in bir komünist hakimiyetinin elinde. Mesela din meselesi alanında Çin’in anayasasında 82. anayasasında dini inanmakta, inanmamakta özgürdür. Şimdi vatandaşların dini inanmak ve inanmamakta özgürlüğü vardır. Devlet bunu koruyacaktır. Ama Çin’deki devletin anayasasındaki duruşu ateist, komünistlerin o başka yani Doğu Türkistan Türkleri’nin dini vecibelerini yerine getirmelerini kısıtlıyor. Mesela oruç tutma kısıtlanıyor, okullara mesela hocalara bir şeyler götürdükleri, yemedikleri zaman kara listeleniyor. Demek ki bu oruç tutmuş diye. İnsanların çe namaz kılmak kısıtlanılıyor. Birincisi, devlet kamuoyu çalışanlarının camiye girip namaz kılmaları yasak. İkincisi komünist partiye verilen Mısır malların uyguların camiye girip namaz kılması yasak. Namaz kılması yasak gençlik teşkilatının ecdadının uyguladığı Müslümanlar’ın Türkler’in namaz kılması yasak. Kadınların camiye girip namaz kılması yasak. 18 yaşından küçüklerin camiye girip namaz kılması yasak. Mirkanç yasak mı koymuş. Demek onlar, istediği şekilde dini vecibeleri yerine getirebiliyor. Heyç meselesi de öyle, mesela bizim dışarı çıkmak için pasaport almamız zor. Çinliler rahat içinde alıyor, ama Doğu Türkistanlılar kolay pasaport vermiyor. Senelerce uğraşılıyor, rüşvet öyle bir şeyler alıyor, sonra onlar nereye çıkacaksın Türkiye’ye? Nereye çıkacaksın?  Ben Özbekistan’a. Gel eğer ki gitmeyeceğim diye bana tahakkuk vereceksin. Onlar imza hazır yazılı demek ki ben Özbekistan’a çıkacağım veya Türkiye’ye uğrayacağım eğer gitmeyeceğim, ömrümce gitmeyeceğim. Gitsem devlet herhangi bana ceza verse ona razıyım diye imza atılıp ondan sonra çıkılıyor. Demek bu meseleler seyahat özgürlüğü kısıtlı, seyahat özgürlüğü çok kısıtlı olan hiçbir durumda çıkmıyor. Çünkü oranın gözü açılıyor, dünyada olup biten her şeyi görüyor. O zaman bizi öyle mukayese, bize niye o devletlerin içinde kısıtlıyor? Türkiye Cumhuriyeti 2 sene önce biraz girişimde bulundu. Yani siz Çinliler geliyor Türkiye’ye gelsin. Ama bu Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin buraya seyahat özgürlüğü tanıyın. Hiç olmazsa 10 günlük, 13 günlük bir şey yapın çıkarın. Onlar görsün, dönsün o şekilde. 5, 2 senede  biraz insanlar geldi. Görüp dönüldü veya 12 günlük, 13 günlük pasaportları güvenlik biraz insanın kolunda Çinlilerle yakın insanların geldiler. Türkiye’nin İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa şehirlere çok büyük bir hayal edilen bir olay, demek bizim burada kardeşlerimiz varmış. Bizim için çok kalbi yanık insanlar varmış. Çok şeyle gitti, çok şey temizlik buradaki şeylerin büyük. Ama bu meseleleri kısıtlama devam ediyor. Şimdi mesela insanlarda hepimiz eşitlik, bu yok. Bütün Doğu Türkistan’daki esas sanayi müesseselerine, esas yerlere Çinli yerleşmiş durumunda. Doğu Türkistanlılar’da işsizlik oranı çok yüksek. Mesela devlet güvencesi Doğu Türkistanlılar için çok az. Çinlilerin hepsi sigortalı. En önemli olan yerlere yerleştiriliyor. Olanı teşvikat Doğu Türkistanlılar için her şeyiniz daha iyi olacak, o propaganda var. Doğu Türkistan Şincan denir.  Şincan güzel yer teşvikatı yapıyor. Şimdi 1949’da Doğu Türkistan’daki Şincan’daki şimdinin ismiyle yeni özleştirilmiş, yeni işgal edilmiş Fragmayn isminde oradaki bütün Çin ordu birlikleri ve Çinlilerin oradaki memurları ve sivilleri olup 150, 350 bin civarında kişi var idi. Bir gün 63 senesi cereyanında Çinli göçmen yerleştirmektedir, devam etmektedir. Bugün Çin istatistik rakamları da Çinlilerin Doğu Türkistan’daki yani nüfusu 8.7 milyon depa anlatmıştır. Ama bizim tahminimiz 10 milyonun üzerinde Çinli yerleşmiş durumunda. Doğu Türkistan’ın yarası, zenginlikleri, petrol bütün Irak’a bütün şehirlere götürüyor. Orada Çinliler götürüyor Doğu Türkistan’a en iyi yerlere yerleştiriyor. Yani bununda onlar haliksiz, onlar işsiz. Niye, sebep? Doğu Türkistan’ın toprakları geniş. Emek ihtiyacı var. O zaman sen niçin Doğu Türkistan’daki insanların bu çocuk şeyini çekiyorsun? Mesela Doğu Türkistan’da nüfus planlaması var. Şehirlerdeki 2 nüfus, şehirlerdekini kayıt yapmıyor cezalandırıyor. Köylerdekiler 3 çocuk, 3 çocuktan fazlasını nüfus kaydını yapmıyor, cezalandırıyor. Sen bu Doğu Türkistan emekçi, yetişmiyor diye sen bu insanlara niye Müslümanlara yol vermiyorsun? Niçin vermiyorsun Allah adaleti bu? Kürtaj yapıp karnındaki 3 aylık, 4 aylık çocukla atmak suretiyle birçok kadınlar ölmüş. Bu büyük bir soykırım yani Uygurlu kadınların çocuklarını 2 aylık, 3 aylık çocuklarını karnını yarıp yarıp attı. Bu yapılıyor. Yani bunu İslam alemi bile ses çıkarmıyor. Bugün İslam devletleri 63 devlet var bildiğiniz en ileride. Şimdi döviz 70 milyar ticari şeyi var. Çin’in 470 bin dolarlık ticari hacmi var. Eğer bu İslam devletleri hepsi bir ağızdan ses çıkarıp, “durdur bu şeyini, keseceğiz bu mamulünü” dese,  Çin’deki ekonomisi çöker. Ama öyle bir birlik yok. Öyle bir şey yok, ses yok. Mesela bundan dört sene önce 5 Temmuz 2009 olaylarında Ekmeri Nisadaoğlu bizim vakfımızın üyesiydi o da eskiden. O biraz çırpındı. İslam Birliği genel sekreteri. Böyle olağanüstü toplantı yapıp, Doğu Türkistan’daki Müslümanlara destek olalım. Ama bazı devletler sıcak bakmadı, bir şey yapmadı. Buna katılmadı. Neticede bu toplantı da yapılmadı. Şimdi Çin şöyle kurnazlık yaptı, batının elçilerini öncü götürdü. Batının devletlerinden dedi ki, “bunların hepsi radikal İslamcılar” dedi. “Aşırı İslamcılar bunlar” dedi. Bunlar yaptı bu şeyleri bizim şehirlerimize ot koydu, öldürdü insanları birşey yaptı. Şimdi bu İslam memleketinin elçileri dedi ki, bu ölümcül olayı çıkaranların için bir Allah’ın efendisi yok, bir namaz kılan efendisi yok, hepsi dinden uzak, hepsi serseriler böyle insanlar çıktı. İki çeşit ayrım yaptı. Demek öyle kandırdı. Bir gün ağlanılan durum acı mesela bir gün yakında olaylar oluyor da üzülmüyorlar mı? Geçen sene karanlık olaylar oldu. Bu yıl Mayıs, Nisan aylarında Turpa vilayetinin Piçan ilçesinde bir Çinli 7, 8 yaşındaki bir kızını aldatıp tecavüz edip, sonra paramparça edip öldürüp sonra gömdüm diyor. Bu sezildikten sonra insanlar galeyan etti. Ne demek bu? Bu küçük masum kıza hem tecavüz ettin, hem öldürdün böyle olur mu bu? Sonra Çinliler hemen koruma altına alıp doktorlara bu deli raporu çıkarıp, bunu koruma altına aldı, buna ceza vermedi. Bu olay bundan 2 sene önce Kağılı ilçesinde Doğu Türkistan’ın olay oldu. Bir Çinli öğretmen 20 kızı taciz yapmış ortaokul öğretmeni Çin ders öğretmeni. Sonra bu sezildikten sonra galeyana gelmiş. Ne demek bu? Bizim bu çocuklarımız okula okusun desek Çinli öğretmen böyle yapmış. Irzına, namusuna değmiş. Cezalandırsın sonra ordu da o deli raporu verip onu korumasına aldılar. Onu da tutukladılar, bu tepki gösteren insanlar çoktur. Bu sene 26 Haziran günü şu türban olayını Piçan ilçesinde bir Lühçin diye bir köy var.  O köyde demek bazı Müslüman Türklerinin evlerini boşaltmak veya bir şeylerini koruyacağız diye mecbur satacaksın. Biz bunu satmayacağız demiş ve oraya Çinli yerleştirdiler. Sonra oturdu biraz sürtünüş olmuş. Sonra onu 15, 20 gençler toplanmış. “Ne demek bu, niçin böyle yapacaksınız? Sonra onu kurşuna dizmiş. Sonra kavga çoğalmış 25, 46 adam öldürüyor. Bunun çoğunluğu Müslüman Türkler sonra Çin bütün Doğu Türkistan boyunca asgari olağanüstü ilan etmiş. Tanklarıyla şeyleriyle kuşatmış. Şehirlerde top top Çinli askerleri geziyorlar. Birçok insan tutuklanmış. Yani bunu dünyadan fazla bir ses çıkmadı, fazla ses çıkmadı.

ADNAN OKTAR: Yani Hocam diyor ki, Doğu Türkistan’ın kurtuluşu, İslam aleminin kurtuluşu, Türk İslam Birliği’nde diyor.

DR.SULTAN MAHMUT KAŞGARLI: Tabii, tabii inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Hocam bu kadar değil mi?

DR.SULTAN MAHMUT KAŞGARLI: Tabii, İslam Birliği.

ADNAN OKTAR: Bu kadar felaket saydı, Hocam anlatıyor, yine dönüp dolaşıyor olay Türk İslam Birliğinde bitiyor. Demek ki bir yiğit, ortaya çıksa dese ki, Türklük alemi, İslam alemi birleşsin dese bütün Mısır’daki felaket de bitecek, Irak’taki felaket de bitecek, Doğu Türkistan’daki felaket de bitecek. Türklük aleminde, İslam aleminde hiçbir sorun kalmayacak. Hocamızın da inşaAllah, desteğiyle Allah’ın izniyle, Türk İslam Birliğini oluşturacağız. Hocam önemli bir insan Allah razı olsun. Allah ilminizi, irfanınızı artırsın. Ben sizi zaman zaman böyle yine çağıracağım. Eğer lütfeder, şeref verirseniz inşaAllah, böyle güzel konuşmalarımız olacak.

Bugünkü konuşma bu kadar yeterli, Hocamızı daha fazla yormayalım. Yakın bir zamanda yine Hocamızı çıkarırız, bu acıları, bu çekilen zorlukları bizlere anlatır. Türklük aleminin, İslam aleminin acılarına son verecek Türk İslam Birliği için, bütün insanların acele etmesi içinde güzel bir vesile olur, inşaAllah.  

Masaüstü Görünümü