Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (12 Ağustos 2013; 15:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Gözlerine bakınca içimin eridiği yakışıklı aşkımın güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Mısır’da darbe güçlerinin Mursi’ye destek gösterilerini sona erdirmek için yeni bir plan hazırladığı iddia edildi. İddiaya göre iki gün içinde uygulamaya geçecek planda, meydanlara yiyecek girişi engellenecek, su ve elektrik kesilecek ve bu operasyonda beş bin kişinin hayatını kaybedeceği tahminleri yapıldı.

ADNAN OKTAR: Aslında böyle inatlaşma ile olmaz. Böyle olmaz, bir makulü vardır, bir sakin olun. İki tarafı sakinleştirmek gerekiyor. Ordu neden korkuyor? Bağnazlıktan korkuyor. Karşıtlar neden korkuyor? Bağnazlıktan korkuyor. Tamam, arkadaş konu bağnazlık mı? Bağnazlığı kaldırıyoruz, bu kadar. Tedirgin misiniz gelin iktidara da ortak olun biz kazanmış olsak bile gelin, size de bakanlık verelim birlikte idare edelim, bu kadar. Mursi boş yere tutuluyor, Çiçi de gece gündüz korku içinde yaşıyor, beni ne zaman öldürecekler acaba kafasıyla. Bu kepazeliğe ne gerek var? Gelsinler Türkiye’de bir toplantı yapalım, hepsi gelsin. Konu bu şekilde hallolur, Türkiye’ye gelsinler. Çiçi de gelsin, Mursi’yi de getirsinler hepsi gelsin, Amerikan Heyeti de gelsin, Türkiye Heyeti de gelsin. Tek bir sohbet ortamında konu hallolur. Bir kişiyi de hakem yapacaklar, hakeme razı olmaları lazım. Kim olabilir Tayyip Hocam da olabilir, Dışişleri Bakanımız olabilir, çok çok efendi, kuzu gibi insan, baya güzel insan. Bulunsun desin, sorsun Dışişleri Bakanımız “senin isteğin ne, senin isteğin ne, şunun bir ortasını alalım, konuyu bitirelim” desin. Bu kadar. Bir de bağnazlıktan çıkmak, zaten Mursi taraftarlarının da işine gelir, onların da lehine. Bu kadar. Ama tabii onlar bağnazlık olduğu kanaatinde değil, o dinin emri olduğunu zannediyor, halbuki bağnazlık o. Mesela Gannuşi Tunus’ta kazandığı halde liberalleri de hükümete almış, bitti. Ne gerek var adamları tedirgin ediyorsun? Toplantılarda da mesela ama ordu da tabii çok özür dilerim kaba bir tabir olacak biraz ama kabadayılık yapmaması lazım, saygılı efendi olacak. Ordu mensupları da katılsın hükümet toplantılarına ama dediğim gibi kabadayılık, çakallık yapmayacaklar. Hükümeti tehdit eden böyle saygısız üst perdeden, o zaman demokrasi olmaz. Ama samimi kanaatiyle, mesela modernliği savunuyorsa, bağnazlığa karşı da savunuyorsa çok güzel, çok şeker.

Diyor ki Cenab-ı Allah, Enfal Suresi, 5. Badem şekerim okursan.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Şeytandan Allah’a sığınıyorum.“Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.”

ADNAN OKTAR: “Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi.” Niye, korkuyor niye, çoluğunu çocuğunu düşünüyor, işini düşünüyor, tembellik var, ölüm gelip çatmadığı için bir ferahlık var üzerinde, ölüm yakasına yapışsa, öyle yapmaz. Ölümü uzak görüyor. En ziyade çoluk çocuk, aile, gelir mesela torun bunlar. Bak  “mü'minlerden bir grup isteksizdi.” Bu ne demek? Allah bir şeyden hoşnut değil ise, bunu karşılığı cehennem anlamına gelir. Ne kadar korkunç bir şey Peygamber (s.a.v.) evden çıkıyor, onun evladı yok mu? O da bir insan, o da yoruluyor, o da uykusuz kalıyor. O çıkıyor da sen neden çıkmıyorsun? Ve peygamber bu insan ve Allah “senin nurundan yarattım” diyor kainatı bu kadar seviyor “Habibim” diyor. Sen kimsin çıkmıyorsun? Kıyasla kendini.

Enfal Suresi 6, Ebru Hocam okuyunuz.

EBRU ALTAN: Şeytandan Allah’a sığınırım. “(Her şey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.”

ADNAN OKTAR: Bak peygamberle tartışıyorlar. Ne kadar yorucu bir şey. Peygamber, Allah “Habibim” diyor, “senin nurundan kainatı yarattım” diyor. Ulu-l azim peygamber, son gelen peygamber, seçkin peygamber. Herhangi bir insan oradaki, peygambere akıl veriyor. Bir bildiği vardır desene, vahiy ile hareket ediyor desene, Allah kalbine ilham ediyor, kalbine vahyediyor desene. Akıl veriyor, bir şey söylüyor yine akıl veriyor. Diyor ki Allah; “(Her şey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile” diyor. Ortaya çıkmasa ayrı, onda da zaten itaat etmesi gerekir, hiç aksi olmaması lazım, “sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı.” Sanki ölüme sürüklüyor gibi, o kadar azgın ve o kadar ters bir üslupla tartışıyorlar. Ölüme sürüklüyor gibi. Nur peygambere yaptıklarına bakın. Bir de sanki onları bak iddiada çok acayip ölüme sürüklüyormuş gibi, “seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı” bir de durmuyor bak “tartışıp duruyorlardı” devam ediyordu diyor Allah, sürekli.

Şeyhimiz, sultanımız dünyanın en tatlı Şeyhi, Sultanlar Sultanı, dünyanın Sultanı Şeyhimiz bugün iyiymiş, maşaAllah. Bugün kan değerlerine bakılacakmış, kilosunu ve sıvı dengesini titizlikle takip ediyorlarmış, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bayramda kardeşlerimiz Kırıkkale Altunbilekler Alışveriş Merkezi’nde fosil sergisi düzenlediler. Çok güzel geçtiğini ve ilginin yoğun olduğunu belirttiler.

ADNAN OKTAR: Şahane fosil sergisi en hayati konu. Ufaklıklara bakın nasıl bir dikkatle tetkik ediyorlar. Ama kıyafetler de şahane, çok çok şık kıyafetler. Çok iyi olmuş elhamdülillah, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Yine kardeşlerimiz sizin için çalışmalarınızdan faydalanarak internet siteleri hazırlamaya devam ediyor Hocam. Yeni bir site var ismi; “hzyusif.herdildeao.com”.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, süper. Başka.

DİDEM ÜRER: 4 Ağustos Pazar günü Ataköy’de altı yüz adet A9 broşürü dağıttılar ve size hürmetlerini ilettiler.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, maşaAllah. Şu sıcaktan mayışmaları yok mu, ne tatlı hayvan, maşaAllah. Şu tombiği yaklaştır bakayım. Hayret bir de nasıl gürbüz oluyorlar sokakta, yiyecek da yok bunlara.

Evet, başka dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Ankara’dan bazı kardeşlerimiz Konukkent, Türkkonut’ta iki bin beş yüz adet A9 Tv ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıttılar. 

ADNAN OKTAR: Şahane olmuş. Ne kadar güzel kız o öyle, göster bakayım. Canım benim ne şeker o öyle çok tatlı birtanem benim çok güzel, maşaAllah. Allah bunları ne tatlı ne yakışıklı yaratıyor böyle, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: 7 Ağustos Çarşamba günü Atatürk Havalimanı’nda stantlara üç yüz adet Yaşayan Fosiller broşürü yerleştirmiş kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Çok iyi olmuş, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam dün bir kardeşimiz Kütahya ili merkezde A9 Tv broşürü dağıtmış. “Hocamız’a ve kardeşlerimize saygılarımızı iletiyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: Aferin canlarıma, her adımları her nefesleri onlara sevap olarak dönsün, inşaAllah. Gayrete bak sen.

DİDEM ÜRER: Renkler de çok uygunmuş.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bayağı tatlı bir şey maşaAllah.

DİDEM ÜRER: MaşaAllah. Hocam iki kardeş Cuma günü Ümraniye Alışveriş Merkezi’nde otoparklardaki arabalara beş yüz tane broşür dağıtmışlar. “Canım Hocam’ı Allah için çok ama çok seviyoruz. Dualarını bekliyoruz, ellerinden öpüyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: İkisi de ne kadar güzellermiş, ne kadar hoşlarmış maşaAllah. İkisi çok güzeller maşaAllah. Delikanlı çok yakışıklı hanım kız çok tatlı, baya güzel, kıyafeti de çok şık olmuş. Aferin benim canıma maşaAllah. Allah ömürlerini uzun etsin, hayır, sağlık, bereket, iyilik, güzellik onların olsun inşaAllah. Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz yazdı, bayram ziyareti için gittiği Kahraman Maraş’ta ailesi ile birlikte bayramlaşmaya gittikleri evlerde broşür dağıtımı yapmışlar. Hocamız’ın nurlu ellerinden öpüyoruz, dualarını istirham ediyoruz” diyorlar. 

ADNAN OKTAR: Şu ufaklığı sen bana bir yanaştır. Şu tatlılığa bak sen ağza, burna, gözlere bak sen her yeri çok güzel, maşaAllah. Kıyafet ağlıyor dile gelmiş.

DİDEM ÜRER: Bayramlık tam, mükemmel.

ADNAN OKTAR: Öbür ufaklığa bakayım. Bu da ablası, maşaAllah onu da Allah daha da güzelleştirsin, sağlık sıhhat versin. Ama yakışıklımız muazzam yanaştır bakayım, cepheden şöyle bir göreyim. Ama bayağı güzel, çok yakışıklı maşaAllah. Allah onu sağlık, sıhhatli, boylu poslu güzel delikanlı haline getirsin. İslam’a, Kuran’a hizmet eder hale getirsin. Annesine babasına hepsine hayır, hikmet, bereket, bolluk, iyilik, güzellik nasip etsin. Bütün Müslümanlara hepimize inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, iki bayan kardeşimiz yeğenleriyle birlikte Büyük Çamlıca’da turistlere ve arabalara üç yüz adet A9 TV broşürü dağıtmışlar ve size sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu nedir defile gibi hepsi birbirinden güzel. Yaklaştır bakayım şu sevimliyi. Benim canım kıyafeti de çok güzel olmuş. Kendisi de çok güzel kolyesi, saçlar her şeyi çok güzel manzara da çok güzel olmuş. aferin benim birtaneme.

DİDEM ÜRER: İsrail geçtiğimiz günlerde Sina’yı vurmuştu ve beş kişi hayatını kaybetmişti. İsrail Ordusu’na vurulacak olan hedefleri, Mısır istihbaratı ve İsrail vermişti, İsrail bu saldırıda ortak hareket ettikleri ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Acayip acayip işler işte. İttihad-ı İslam olmayınca, İslam Birliği olmayınca, Mehdiyet olmayınca, Müslüman’ın boynu bükük oluyor, ızdırap çekiyor.

DİDEM ÜRER: Yiğit Bulut; “Sayın Erdoğan’ın bu ülke için önemli olduğunu çünkü Türkiye’nin üç yüz yıldır baskı altında olan İslam coğrafyasının yeniden ayağa kalkması ve Osmanlı’da bizden kopan toprakların yeniden bir araya gelmesi için bir hareket başlattığını” söyledi.

ADNAN OKTAR: Yani Mehdiyet.

DİDEM ÜRER: Evet Hocam. “Bu nedenle Putin ve Erdoğan’ın aynı anda iktidar olması dünya için büyük bir nimet oldu çünkü bin yılda bir olmayacak bir çıkış umudu doğdu” dedi.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, güzel söylemiş.

DİDEM ÜRER: Deniz Baykal, son olaylarla ilgili bir değerlendirmede bulundu; “Ortadoğu’da Müslümanlar birbirini katleder duruma geldi. Suriye’deki savaşta, Türkiye net bir taraf olarak devam ederse, bu çatışmanın bir parçası olmaktan sıyrılması güçleşir. Türkiye’de Ortadoğulaşma tehlikesi kabul edilemez” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye, Mehdiyet’i temsil etmeli, herkesi kucaklamalı. Bir bölümü değil. Yarıya talip değiliz biz bütüne talibiz. Hükümetin belki orada bir hatası oluyor olabilir. Yarıma değil, bütüne talibiz. Hep bütün, hep bütün.

DİDEM ÜRER: Papa Vatikan’da yaptığı konuşmada, Ramazan bayramını kutlayan Müslümanlara “kardeşlerimiz” diye hitap ederek, “Müslümanlarla Hristiyanların karşılıklı saygı yüceltmek için birlikte çalışabileceklerini umut ettiğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok güzel aferin. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın talebesi demek ki, maşaAllah. Mesih (a.s) söyleyince, bak Papa’yı da değiştirdiler. “Gitsin o, gelsin bu” dedi, demek ki maşaAllah. Çok güzel.

DİDEM ÜRER: Siz, başbakanlık binasının çok daha korunaklı olması gerektiğini söylemiştiniz. Yeni yapılan başbakanlık binası, bomba füze gibi balistik silahlara kimyasal ve nükleer saldırılara karşı korunaklı bir yapısı olacakmış. Harekat merkezi çelik destekli özel betondan yapılacakmış.

ADNAN OKTAR: Evet, öyle olması lazım, doğru yapmışlar, çok iyi.

DİDEM ÜRER: Başbakanlık konutunda uydu dahil her türlü haberleşme olanağına, kriptolu telefonlara sahip olacakmış aynı zamanda.

ADNAN OKTAR: Öyle olması lazım, tabii. Kale gibi olması lazım. Birde Başbakanın tek bir evi olmasın. Daha öncede söyledim. Sabit yere gidiyor ona. Olur mu öyle şey? Hiç ummadık yerlerde de olması lazım, oralarda çok iyi korunması lazım. Gizli kamera açık kamera şu bu. İti var kopuğu var, çakalı var, manyağı var, her çeşit insan var, caniler var, dikkat etmek lazım. Tayyip Hocam’ın yakın korumaları da arttırılıp, çok titiz ve dikkatli korunması gerekiyor. Korumalar şahin gibiler, maşaAllah ama daha titiz olabilir. Bir de halkın arasına da karışıp koruma gerekir. Emniyetimiz daha iyi biliyordur ama mesela bir yere gittiğinde garson koruma olabilir, oteldeki memur koruma olabilir, sokaktaki amele işçi koruma olabilir. Her yeri o şekilde koruma altına almak lazım. Başbakan kolay yetişmiyor, Tayyip Hocam önemli. Allah ömrüne bereket versin. Tayyip Hocamın yapacağı işler var daha, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz şöyle yazmış; “Bursa Protestan Kilisesi’ne, Hocamızın çeşitli kitaplarından hediye ettik. Çok güzel bir görüşme gerçekleştirdik.”

ADNAN OKTAR: Çok güzel, çok güzel aferin. Aferin canlarıma, maşaAllah çok iyi yapmışlar. Çok şefkat göstersinler, sevgi göstersinler, muhabbet göstersinler, koruyup kollasınlar. Çiçek hediye etsinler çiçek. Çiçek sever onlar. Güzel tabloda olabilir. Çiçekli tablolar, o da hoşlarına gider, maşaAllah. Manzara tabloları çiçekli güzel olur. Kitap ediyorlar zaten, inşaAllah. Yiyecek hediyesinden daha iyidir. Yiyecekden kaçınmak lazım. Yiyecek, o kadar hediye olarak makbul olmaz. Çiçek bitmez, ölmez. Yiyecek biter. Manzara bitmez, güzel manzaralı tablolar. Hristiyanlara çok şefkat göstermek lazım. Dünyanın her yerinde eziyet görüyorlar. Museviler, Hristiyanlar çok sahip olmak lazım, sahip çıkmak gerekir. Çok iyi olur sevap olur, güzel olur, bereket getirir.

DİDEM ÜRER: Hocam, geçtiğimiz Cumartesi Sultanahmet’te sizin kitaplarınızdan dağıtmış kardeşlerimiz. Pazar günüde Heybeli Ada’daki çocuklara ve Heybeli Ada Rum Kilisesi’ne kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, çok güzel Heybeli Ada Rum Kilisesi. Çok iyi, aferin. Ah benim canlarım, ah benim ruhlarım, ah benim güzellerim, cennet kuzusu bunlar. Nasıl efendi yüzleri, maşaAllah. Allah uzun ömür versin hepsine, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Altı kardeşimiz, Selamiçeşme Mahallesi ve Caddebostan Mahallesi’nde, bin adet A9 Broşürü dağıtmışlar. “Hocamızın hürmetle ellerinden ve ayaklarından öperiz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Canlarım benim, maşaAllah bu sıcakta, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Yasemin Sultan Hocam, Cemile Hanım bize mektup yazmış. Sen bir okur musun?

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Tabii inşaAllah Hocam. “Selamun Aleykum canım Adnan Oktar Hocam. Ben Almanya’da yaşayan bir Müslüman’ım. Zatı-alinizi beş aydır takip ediyorum. Sohbetlerinizi, A9 TV’yi, internetteki yayınlanan programlarınızı ve videolarınızı izliyorum. Kitaplarınızdan aldım, fakat daha okumak nasip olmadı, inşaAllah olacak Allah’ın izniyle. Önce Kuran sonra sizin kitaplarınız. Sizleri dinlediğim zaman kafam fazla karışmıyor, çok net ve anlaşılır bir şekilde İslam’ı Kuran’dan ayetlerle anlatıyorsunuz. Bayan Alman bir arkadaşım var, kendisi Hristiyan Katolik. Türkçe bilmiyor, Türkleri ve Müslümanları merak ediyor. Sizin sohbet programlarınızdan birini izlettim ona Türkçe. Sonra ona neler düşündüğünü sordum. Anlamadığı halde sadece üslup, davranış ve hareketlerinizden çıkardığı, kendinden ve anlattıklarından çok emin, çok nazik, resmen hodri meydan diyorsunuz, fakat çok sevecen bir şekilde. Kim gelirse gelsin benim anlattıklarım doğru ve bundan çok eminim. Korkusuz, çok ilgi çekici olduğunuzu, sizi anlamadığı halde konuştuklarınızın çok samimi olduğunu, bayan hocalarımızın da çok güzel ve kaliteli olduklarını. Ben bile şaşırdım canım Hocam. Aslında biraz şaşırdım. Ben de sizi ilk izlediğimde bunları hissetmiş olmalıyım ki, sizleri aralıksız takip ediyorum. Müslümanlıkla alakalı soruları hangi kitaplardan öğrenip, onları Hristiyanlara cevap vereceğim? Allah’a emanetsiniz canım Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Aleykum Selam. Tabii ki benim kitaplardan. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: 9 Ağustos Cuma günü Bostancı’da 900 adet A9 broşürü dağıtmışlar ve çok güzel kedi resimleri çekmişler kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Aferin maşaAllah, elhamdülillah.

Didem Hocam ben gidiyorum, yarın görüşürüz.

Masaüstü Görünümü