Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (14 Ağustos 2013; 16:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Ruhum canımın içi bir tanemle sohbetimize devam ediyoruz. Ve güzeller güzeli misafirimiz Jolita ile.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bildiğiniz gibi bugün Mısır’da Adeviyye Meydan’ında ordu mensupları tarafından rastgele ateş açıldı. İhvan kaynaklarına ve Mısır insan hakları örgütlerine göre “5000’e yakın kişinin şehit olduğu” iddia ediliyor. Ve “9000’e yakın yaralı olduğu” söyleniyor.

ADNAN OKTAR: 5000 de olur, 500.000 de olur, Allah vermesin. Tek kelime İttihad-ı İslam’dan bahsetmiyorlar. Tek bir kelime İslam Birliği’nden bahsetmiyorlar. Varsa-yoksa Mısır, varsa-yoksa ihvan. Karşı taraf da öyle; “bizim partimiz kazansın” diyor. İhvan da diyor ki: “Bizim partimiz kazansın” diyor. Kardeşim, bütün İslam alemini kucaklasanıza, herkesi sevsenize! Orada Hıristiyanlar var, bağrınıza basın. Musevileri zaten şeytan gibi görüyorlar. Dünyadan kökü kazınması gereken varlıklar olarak görüyorlar. Yazık günah değil mi? Bırakın orada yaşasınlar. Bir avuç Musevi var. Bir de bakın, yüzde 30 dindar Musevi sayısı. İsrail’de din de zayıflamış. Mesela bu çok acı bir olay. Ben bu derece olduğunu bilmiyordum. Yüzde 30, çok düşük bir rakam. Ateizmin çok yaygın olduğu bir ülke. Orada onların daha dindar olması için, daha Allah’ı sevmesi için gayret etmeleri gerekiyor, kolaylık sağlamaları lazım. Dindar Musevileri desteklemek lazım ki, din orada daha kendini göstersin, dinsizlik daha azalsın. Çünkü Allah’ın birliğine inanıyorlar. Helalleri haramları İslam’la aşağı yukarı aynı. Ve bütün peygamberlere inanıyorlar-ki, Peygamberimiz (s.a.v)’e de gizli bir hayranlıkları var, birçoğunun. Ve Peygamber olarak kabul ediyor. Diliyle söylemese bile kalbiyle inanıyorlar. Hıristiyan, Kıpti şu bu ne fark eder? Hepsi can, hepsi birbirinden tatlı. Orduyu da bağrınıza basın, Hıristiyanları da bağrınıza basın, Musevileri de bağrınıza basın, bir sevgi patlaması olsun, bir aşk patlaması olsun. Mısır, sevginin merkezi olsun. Böyle muhalefet ruhuyla olmaz, bu gerginlikle olmaz. Allah esirgesin, kan gövdeyi götürür bu kafayla. İttihad-ı İslam’dan mutlaka bahsetmeleri, Müslüman Birliği’ni ısrarla savunmaları lazım. Müslüman Birliği’nin ana özelliği de; ateiste de, komüniste de özellikle Hıristiyanlara ve Musevilere şefkatle davranmasıdır. Bu Musevi nefretinin bir an önce kalkması lazım. Bu çok utanç verici bir şey. Yani o kişilerin ilkelliğini gösterir bu. İlkel ruhunu gösterir Musevi düşmanlığı. Peygamber, Hz. İsrail (a.s)’ın soyundan gelen insanlar, Hz. İbrahim (a.s)’ın soyundan gelen insanlar. Şefkat duysanıza, merhamet etsenize, değil mi? Bilakis koruyup kollamanız lazım. Çok zeki akıllı tertemiz insanlar. Bölgede hakim olsunlar. Fabrikalar kursunlar, hastaneler kursunlar, sanat merkezleri kursunlar. Katili iti kopuğu varsa ayrı mesele, hukukla onun yakasına yapışırız, o ayrı. Ama masum halkı ayırmak lazım, masum Musevileri ayırmak lazım.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu Mısır’daki olaylarla ilgili detaylar var. Onlardan okuyacağım uygun görürseniz. Bir kadın çocuğuyla birlikte toma aracının altında ezilerek şehit edilmiş.

ADNAN OKTAR: Şimdi orada her şey olur. Toma aracı da olur, başka şey de olur, asma-kesme de olur, hepsi olur. Adamları yakıyorlar, sen tomadan bahsediyorsun. Cayır cayır yaktı orada adamları. Normal benzin döküp yakıyorlar. Ordunun derin devlet kolu var. Baltacımıdır, kesercimidir, iti kopuğu parayla tutup alıyorlar cinayet işletiyorlar, adamları yakıyorlar, insanları kaçırtıyorlar. Bu ve buna benzer kepazelikler önü-sunu gelmez Mısır’da. Bu olur, devam eder. Hz. Mehdi (a.s)’ın adını ağızlarına almadıkları müddetçe, bu bela kesilmeyecek, söyleyeyim. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın adını ağızlarına almadıkları müddetçe, bu bela kesilmez. Üç şeye dikkat edecekler, bir; İttihad-ı İslam, Müslümanların birleşmesi. İki; Seyidina Hz. İsa Mesih (a.s) ibni Meryem, Meryem oğlu Mesih. Onu bekleyip ona olan sevgilerini ifade edecekler. Üçüncüsü; Muhammed Mehdi (a.s). Peygamber (s.a.v)’in sözlerini hiçe sayarlarsa, Allah da onları hiçe sayar söyleyeyim. Siyasetle olmaz bu işler. Bediüzzaman uzun uzun anlatıyor; “euzübillahimineşşeytane ve’s siyaseh” diyor Bediüzzaman. Siyasetle olmaz İslam’ın hakimiyeti. Sevgiyle olur, muhabbetle olur, kardeşlikle olur ve Mehdiyet’le olur. Bütün Müslümanları kucaklama esastır. Sen siyaset yaptın mı ne yapmış oluyorsun? “Benim partim kazansın” diyorsun. Öbürü? “bürü beni ilgilendirmez” diyorsun. Senin partin kazandığında, onun partisi de kazanmış olması lazım. Müslümanlıkta böyledir. Senin partin kazandı demek ne demek? Bütün memleketin partisi kazandı anlamında olur o. Aynı zamanda ateist de iktidar olmuştur, komünist de iktidar olmuştur, Hıristiyan da, Musevi de hepsi iktidar olmuştur. Hepsinin menfaatini, huzurunu, güzelliğini, iyiliğini korumak ve kollamakla mükelleftir, siyasetçi. Yapmıyorsa, “benim taraftarın âli olsun, öbür taraf batsın” derse, olmaz. Şimdi bak, Mursi taraftarı güzel, bak bizim başlattığımız faaliyetler onları kurtarmak için. Mesela “Mısırda katliama son” dünyada da birinci oldu değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Ne zaman böyle bir çalışma başlatsak, hep dünyada birinci oluyor. Göster bakayım. Bak, “Mısır’da katliama son” dünyada birinci. Dün akşam Türkiye’de birinci oldu “Müslümanlar kardeştir.” Bu şekilde kültürel bir faaliyet. İstirham ediyorum, rica ediyorum kardeşlerimizden, sevenlerimizden, onu dünya çapında birinci hale getiriyorlar. Vesile olarak. Dünyanın her tarafında sevenlerimiz var, Allah razı olsun.

Sevgisizlik her konuda mantıksızlık getiriyor. Mesela şimdi Mısır’da İslam var ama sevgisizlik var. Sevgisizlik olduğu için çözüm bulamıyorlar. Çünkü öfke galip gelmiş. Git askere de sarıl, boynuna sarıl. “Kardeşiz, ne istiyorsanız yapalım beraber oturup yapalım” dersin. Ama öfke ve gurur, sevgisizlik hakim olduğu için, kilitlenmiş vaziyette. Asker de nefret içinde, askere de nefreti vermişler. Darwinist eğitim Mısır’ı mahvetti. “Darwinizmle ne olacak” diyorlardı, bak işte buyurun bu oluyor işte. İçinden çıkamıyorlar şu an.

Anlattıklarımı nasıl buluyorsun Yolina?

MRS. YOLİNA: Anlattıklarınız çok ilgi çekici, bende bununla çok yakından ilgileniyorum. Gerçekten bu olanlar beni üzüyor. Her ne dine inanırsak inanalım, aynı Allah’a inanıyoruz, o yüzden tüm insanlar bir araya gelmesi gerekiyor.

ADNAN OKTAR: Bu kadar. Mesela benim aşkım Hristiyan, benim başımın tacı, misafirim benim.

MRS. YOLİNA: Siz çok çok akıllı bir insansınız. Ben size çok fazla hayranım. Bir yazarsınız, ben bazı kitaplarınızı okudum, çok hoşuma gitti, bana çok büyük bir ufuk açıklığı verdi.

“Her hareketi Allah ilham ederek yaptırıyor ise bizim karar verme yeteneğimiz nerede devreye giriyor? Eğer hareketleri biz yapmıyorsak, o zaman neden cehennem var?” Ama ne güzel öyle olmasa da güzel.  Öyle olması da güzel. Bizi bize bırakmaması güzel Allah’ın. Bizi bize bıraksa acaba ne olurdu Allah vermesin. Ne güzel her şeyi Allah’ın yaptırıyor olması. Garantili hayat daha güzel değil mi? Bir film düşün, filmin sonu da güzel başı da güzel. Film mutlu bitiyor ne güzel. Ama öbür türlü sen ne diyorsun? Ben yapsam, o zaman filmin nasıl biteceği belli olmaz orada. Ama orada hep mutlu sonla biten bir film hazırlamış Allah bizim yaratılışımızı, anlamanız için söylüyorum. Çünkü bir rüya gibi bu ve hepsini hayırla bitirmiş Allah, ne güzel. Bakıyoruz bir şey yapıyoruz mesela hata yaptık, bakıyoruz hayır. Diyorsun Allah hayırla yaptı. Bir tane daha hata yapıyorsun diyorsun, hata yaptık yine. Bakıyorsun yine hayır var, yine doğru olduğunu anlıyoruz. Hiç yanlış bir şey olmuyor her şeyde bir hayır oluyor.

Askerlik yapacak Tugay Komutanım Hamit; “Şehrimizde çarşaflı, sarıklı adamlar var, bunlardan rahatsız oluyorum. Adnan Hoca acaba tek kanatçı mı?” Hamit Tekkanat. Ilımlı İslam diye askermiş, tugay komutanı. Tek kanatlı insan uçamaz. “Faşist mi yoksa Ümmetçi mi?” Müslümanlar ümmettir zaten tek. Hayvanlar da ümmettir, kuşlar da ümmet olarak yarattım diyor Allah. Müminler de sevenler de bir ümmettir. Topluluk, ümmetten kasıt topluluk bir aradaki insanlar. Ben neciyim biliyor musun? Sevgi, samimiyetçiyim ben, Allah yanlısıyım. Allah’ı sevenlerden yanayım, herkesi sevenlerdenim. Benim özelliğim bu. “Çarşaflı.”  çarşaflı insanlar olsun. Ne rahatsız oluyorsun çarşaftan? O inancına göre giyiyorsa giysin ne güzel. Ne hoş mesela bir renktir çarşaf. Mesela şu Hindistan’da alengirli şapkalı tipler var çok ilginç adamlar İngiltere’de. Renk veriyorlar adamlar giysin, ne var? “Sarıklı.” Sarık da taksın ne olur hoşuna gidiyordur takar. İnanıyordur takar sarık, ilginç. Mesele hanımlar da başına türban takıyor, sarık gibi bir şeyler yapıyor. Kıyafete müdahale etmemek lazım, bağnazlığa müdahale et, bak cahilliğe müdahale et ama sarığına, çarşafına karışma. Cahilliğine karış onu eğitelim bilgisi artsın, genel kültürü artsın. Ama kıyafetine ne karışıyorsun. Özellikle şu hanımların kıyafetine karışılınca illet oluyorum. Başı açık hanımlara karışılması dekolte hanımlara karışılması en gıcık olduğum konulardan bir tanesi bu. Sana ne istediği gibi giyinir. O zaman o da seni çarşafa soksun.

Mısır’da katliam, Darwinist, materyalist yetiştirilen ordunun eseri. Ordu Allah’sız Kitap’sız yetişti Mısır’da. Darwinist ve materyalist yetişti ve komünist zihniyetli ordu. Zibil gibi içlerinde komünist var. Fas, Tunus, Cezayir’de de böyle, Libya’da da böyle, Irak ordusu da böyle. Böyle bir felaket var. Ortadoğu ordularının büyük bir bölümü kendi halkına karşı örgütlenmiştir. Düşmana karşı örgütlenmemiştir, dış ülkelere karşı örgütlenmemiştir. Orduya verilen para halk verdiğinde orduya ne diyor biliyor musunuz? “Al sana para veriyorum beni kes” diyor, “beni doğra” diyor, “sana mermi veriyorum bak” diyor, “al sana silah veriyorum beni vur” diyor. Ortadoğu ülkelerinin büyük bir bölümü böyledir, Türkiye hariç. Bütün askeri güç halka yöneliktir ve Müslümanlara yöneliktir, Müslümanları kırmaya yöneliktir. Hiçbir zaman için gerçek bir düşman topluluğuna karşı ordular örgütlenmiyor İslam aleminde. Böyle bir şey yok bakın İslam aleminin tarihine İslam ülkelerine bakın son 200 yıla bakın hep böyledir. Türkiye dışında hep böyledir. Kendi halkını kırmak içindir. Son yüzyılda tabii asıl örgütlendiler, son yüzyıla bakın, hep kendi halkını kırmak içindir. Mısır ordusu da mesela İsrail meydan okuyor, ödü kopuyor, İsrail meydan okuduğunda. Mısır ordusu masanın altına giriyor, acayip korkak. Suriye’ye aynı şekilde baktığımızda ödü kopuyor, İsrail’den. Onlar da masanın altına giriyor. Ama kendi halklarına, kendi milletine karşı aslan kesiliyorlar görüyorsunuz. Acımasız, sadist ve gözü dönmüş bir yapılanma var Mısır’da gördüğümüz bu şu an. Kendi halkına karşı kabadayı, kendi halkının verdiği parayla kendi halkını yok eden bir mekanizma, Şeytani bir mekanizma var. Mısır ordusu, şeytana teslim olmuş durumda şu an ve gözünü kan bürümüş durumda, çocuk da kesiyor kadını da keser şunu da keser bunu da keser. Bunlar prova, ön provalar. Çok katliama hazırlanıyor Mısır ordusu. Belki on binler belki yüz binleri katletmeye hazırlanıyor. Onun için bunu durdurmanın yolu siyaset değil, bunu durdurmanın yolu; Mehdiyet’tir, İttihad-ı İslam’dır.

Müslüman ülkelerin çoğunda Müslümanları kendi Müslümanları adam yerine koymuyorlar. Bayağı basit, adi görüyorlar. Pakistan’da da öyle, Hint Müslümanlarında da öyle Mısır’da da öyle, yani ordu mesela halkı çok aşağılık görüyor. Halk orduyu aşağılık görüyor, büyük bölümü böyle. Ürdün’de de öyle halk birbirlerinin adi olduklarına inanmışlar, epey bir bölümü böyle. Onun için öldürülmelerin, dövülmelerin, aşağılanmaların son derece makul görünüyor. Mesela Danimarka’da, Norveç’te ordu askere ateş açacak, elli altmış kişiyi öldürecek, yer yerinden oynar. Hükümet otuz kere gider öyle bir şeyde yer yerinden oynar, tahayyül dahi edilemez. Köpek kadar kıymeti yok, hayvan kadar kıymeti yok. Değer vermiyorlar birbirlerine çok kötü görüyorlar, baya basit, akılsız, öldürülmesi gereken pislik adamlar olarak görüyorlar. Epey bir bölümü böyle. Müslüman’ın değerli olduğunu göremiyorlar, Allah’ın yarattığı kulun değerli olduğunu göremiyorlar. Nefreti öğrettiler onlara, neftin şu an neticesini alıyorlar. Mısır ordusu çok korkak normalde acayip korkak. O Yedi Gün Savaşlarında İsrail’in tokadıyla yamuldu, acayip korktular. Bir anda Sina’yı her yeri verdiler. Mısır’ı da teslim ederlerdi, acayip korkmuşlardı. Bir avuç İsrail ordusuna . Şu anda bile tirtir titriyorlar ama kendi halkına karşı acayip azgınlar. Bir milyon iki milyon kişi çok rahat öldürür Mısır ordusu şu an. Hatta beş milyon on milyon kişiyi de rahatça öldürürler. Öyle gözü dönmüş durumdalar. Ama İsrail’e yönelik bakış açılarında titreme tarzında korku var. Acayip korkuyorlar yani tahayyül dahi edemezler. İran’da öyle kabadayılık yapıyor ama acayip korkuyor İsrail’den. Allah’ın hikmeti. Sevgisizlik kalplerinde böyle bir bela açmış durumda.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: İsrail’in, Mısır ordusunun askeri operasyonu için Sina’ya girmesine izin verdiği bildirildi.

ADNAN OKTAR: Sina da ne yapacakmış, niçin?

DİDEM ÜRER: Sina da normalde oradaki halk aslında ele geçirmiş, son gelen bilgilere göre bütün yönetimi izin vermiyorlarmış polislerin dışarıya çıkmasını istemişler ama İsrail Mısırla ortak müdahale etmişti daha önceden oraya Sina’ya.

ADNAN OKTAR: Kardeşim İsrail yöneticilerin de orada münasebetsizliği. Onlara ne ki, ne yapıyorlarsa yapsınlar. İsrail ile ne alakası var bunun.

AYLİN KOCAMAN: Gerçi Mısır ordusu bunu yalanlamış.

ADNAN OKTAR: İsrail haklı olan bir şeyde bir tavır gösterdiğiyse, bir dereceye kadar makul İsrail daima barışçıl daima sevecen tavır göstermesi lazım sonuna kadar. Sonuna kadar sevgiyi savunması lazım, sonuna kadar dostluğu savunması lazım. İsrail böyle pis işlerin içine girmemesi lazım. Böyle bombalama, asma, kesme, yıkma, şefkatli olsun İsrail. Kan dökmekten kaçınsın, Allah korur onları.

DİDEM ÜRER: Hocam, İsrail ile Mısır arasındaki anlaşma gereği Mısır orada asker bulunduramıyor. İsrail Mısır ordusuna izin vermiş bulundurabilmesi için. Sadece sınırı koruyabiliyordu Mısır ordusu Sina’da, fakat Sina’da Selefiler ele geçirdi diye haberler vardı en son.

ADNAN OKTAR: İsrail’e yönelik bir şey yoksa, İsrail bu tip işlere hiç girmesin. Tevrat’ta uzun uzun anlatıyor bir de Hz. Mesih (a.s) çağındayız. Hz. Mesih (a.s)’ın çıkışıyla rahatlığa huzura erecekler. Boş yere isimlerini kirlettirmesinler sevecen davransınlar sevgiyle davransınlar. Çok mecbur olurlarsa Allah esirgesin kendilerini savunsunlar. Onun dışında öyle bir şeye girmesinler. Kan döken, savunma amacıyla orayı burayı bombalayan İsrail imajını kaldırsınlar. Sevginin merhametin İsrail’i olsunlar, muhabbetin İsrail’i olsunlar, onlara yakışan bu olur. Öbür türlü çok çirkin olur. Dindarlıkları örnek oluyor, güzel oluyor ama sevgileri de örnek olsun, muhabbetleri örnek olsun. Şefkatleri, itidalleri örnek olsun. Her olayda bombalama, bu olmaz. Bir de Allah onları korur tedirgin olmalarına gerek yok. Hiçbir şey olmaz, inşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Yurt Gazetesi, Başbakan Erdoğan’ın rahatsızlığı nedeni ile tatilini yarıda keserek hastaneye kaldırıldığını ve beş gününü tedavi altında geçirdiğini iddia etti. Twitter’da da “Allah rahmet eylesin RTE” şeklinde bir etiket yayıldı dün uzun süre. Çok uygunsuz da sözler yazıldı. Sayın Hüseyin Çelik bu iddialara yönelik verdiği cevapta; “Başbakanımız maşaAllah turp gibi şu anda dinlenmeye çalışıyor. Boşuna heveslenmesinler Sayın Başbakanımızın sağlığı oldukça iyi” açıklamasında bulundu.

 ADNAN OKTAR: Allah rahmet eylesin. Allah hepimize rahmet eylesin. Allah’ın rahmeti bütün Müslümanların üzerine olsun. Başbakanımızın da Cumhurbaşkanımızın da bütün Müslümanların bütün iyi insanların üzerine olsun Allah’ın rahmeti. Ama hani ölsün anlamında diyorlarsa, Allah rahmetiyle güçlendirir. Allah rahmetiyle dinçleştirir. Allah rahmetiyle kuvvet verir, uzun ömür verir. Allah’ın rahmeti öldürmeye yönelik değil ki, Allah’ın rahmeti diriltmeye yöneliktir, canlandırmaya yöneliktir. Dolayısıyla o dualarını Allah kabul eder, Tayyip Hocam’a da Allah sağlık sıhhat verir. Biz aleyhine bir hareketi kabul etmiyoruz. Mazlumdan yanayız biz Başbakan’ın mazlum olduğuna inanıyoruz. Aleyhte bir delil görmedik, aleyhte bir üslup görmedik. Dolayısıyla sevecenlikten yanayız.

Bana demişlerdi ki; “Mehdi nasıl çıkacak, nasıl olur kimsenin niyeti yok.” Ben dedim ki, Allah Cabbar İsmiyle insanları Hz. Mehdi (a.s)’ı aramaya mecbur edecek dedim. Şimdi Allah’ın Cabbar ismini insanlar görmeye başladı. Daha da güçlü Cabbar ismini görecekler ve Hz. Mehdi (a.s)’ı görmeye mecbur olacaklar. Anlamazlıktan gelinecek gibi olmayacak Hz. Mehdi (a.s) ve tek yol ve mecburi yol haline gelecek. Allah harikalar meydana getirecek, çok büyük olaylar olacak, İslam alemi çok büyük acılar, ızdıraplar içerisine girecek, Allah vermesin ama kader böyle. Ve Hamiyet-i İslamiye feveran edecek. Mehdi’yi başa geçirecekler tarik-i hak, hak ve hakikata sevk edecek, Bediüzzaman’ın ifadesiyle. Hz. Mehdi (a.s)’ın son zamanlarında dünya hakimiyeti. “Yedi veya dokuz sene” diyor Peygamberimiz (s.a.v). Bak dünya hakimiyetine yedi veya dokuz sene. “Hayatının son döneminde yedi veya dokuz sene içerisinde dünya hakimiyetini görür ve vefat eder” diyor, Hz. Mehdi (a.s). “Ama her yer iman edecek. Mehdi (a.s)’ın bir günü, sizin yirmi gününüz gibi, Mehdi (a.s)’ın bir yılı, sizin yirmi yılınız gibidir” diyor. “Yirmi yılda yaptığınızı, o bir yılda yapar” diyor, Mehdi (a.s). Ama bu önümüzdeki günler, işte hep hakimiyet yılları zamanla olacak, fakat en son dönem, Hz. Mehdi (a.s)’ın en son döneminde dünya hakimiyeti olduğunda, millet zan ediyor ki 30-40 yaşında olacak, değil. Hz. Mehdi (a.s) 30-40 yaşında olmayacak, yaşlı olacak o zaman. Çünkü yedi veya dokuz sene geriye kalıyor artık. İleri yaşta ama dinç olacak tabii, her halükarda hayret verecek bir gençliğe sahip olacak. Yedi veya dokuz sene Müslümanlarla birlikte olduktan sonra “(fecreten) ani bir ölümle vasıtasında ölür” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). Sonra Hz. İsa Mesih (a.s), Müslümanların başına geçiyor lider olarak. Hz. İsa Mesih (a.s)’da çok az bir süre kalacak. O da, Hz. Mehdi (a.s)’dan sonra çok az bir süre kalıyor, o da vefat ediyor, ondan sonra bitti işte. Artık geriye doğru gidiyor. Zul gadab var, ferec var çeşitli insan var yine ama hiçbiri çöküşü durduramıyorlar. Geriye geriye giderek, 2120 gibi büyük bir patlamayla, büyük bir çarpmayla “arkasından onu bir diğer çarpma takip eder” diyor Allah ayette, Kuran’da. İki, çift vuruşla dünya darmadağın olacak. Ondan sonra yeni bir boyuta, yeni bir hayat şekline gireceğiz, yeni fizik kanunlarının, yeni kimya kanunlarının hakim olduğu yepyeni bir evrene geçiş olacak. Artık bu evrendeki kanunlar geçerli değil ondan sonra. Üçüncü boyut bitiyor kıyametle beraber. Dağıldıktan sonra artık dördüncü boyut, beşinci boyuttakiler bizi görür. Ama şu an biz üçüncü boyuttayız. Mehdiyet’i durdurmaya çalıştılar  ama bakın durduramadılar. Haset ettiler ama durduramadılar. Şimdi Allah basbas bağırttıracak “Ya Rabbi bize Hz. Mehdi (a.s)ı gönder” diye, “Ya Rabbi İttihad-ı İslam’ı getir de bizi kurtar” diye basbas bağırttıracak. Birçok insan bağıracak. Anlamazlıktan geliyorlardı, Allah şimdi zorla şimdi onu söylettirecek. Anlamazlıktan gelmek yok. Bütün İslam alemi birbirine girecek, söyleyeyim. Fas, Tunus, Cezayir hepsi her yerde ayaklanmalar, her yerde savaşlar, her yerde olaylar olacak. Bunun sükun bulması, Hz. Mehdi (a.s) ile. Sükun bulunca nasıl oluyor? Dünya hakimiyeti oluyor. Ne kadar sürüyor? Çok manidar “yedi veya dokuz sene” diyor, Peygamberimiz (s.a.v). O da, insanlar hani imtihanın sırrına uygun olsun diye. Belki sekizinci senesinde belki dokuzuncu senesinde belki yedinci senesinde Hz. Mehdi (a.s)’ı Cenab-ı Allah katına alıyor. “Cennetin tavus kuşudur” diyor Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Mehdi (a.s) için. “İnsanlara baktım, ışık gibi parlıyordu Mehdi aralarında” diyor. “Cennet insanlarının içerisinde ışık gibi parlıyordu evladım Mehdi. Biz, cennet ehlinin seyyidleriyiz” diyor, “ben Cafer, Hamza” sayıyor Peygamberimiz (s.a.v) “ve evlatlarımdan Mehdi” diyor. Şimdi o devre giriyoruz. Allah’ın Cabbar ismi dediğim işte kastettiğim, bu olaylardı. Bu olaylar dünyayı şok edecek derecede gelişecek. Bunu da göreceksiniz, hadislerin ifadesi bu. Bunun durdurulması yok “Ya Rabbi bize Hz. Mehdi (a.s)’ı gönder, bize katından bir Sultan gönder” diyecekler. Şeyhimiz ne güzel dua ediyor “Ya Rabbi bize Sultan gönder” diyor. Hz. Mehdi (a.s)’ı kastediyor. “Arslanını gönder” diyor, ne güzel dua ediyor. O duayı gösterin.

VTR-Şeyh Nazım Kıbrısi Hazretleri’nin Güzel Duası.

ADNAN OKTAR: Görüyor musun Şeyhimizin tatlılığını, görüyor musun aşk insanını, görüyor musun Allah’ın evliyasını, görüyor musun samimi imanı, maşaAllah. Ne güzel dünyanın süsü insan, ne güzel konuşuyor, ne kadar candan, maşaAllah.

Tayyip Hocam siyaset adamı ama dini siyasete alet etmiyor. Dindarlığının gereğini yapıyor. Bazı tipler öyle söylüyorlar da onlara cevap olarak söylüyorum. Dini siyasete alet etmiyor Tayyip Hocam. Dini siyasete alet ettiği görülmemiş sadece dindar. Dindar olduğu için, Allah’ı anıyor. Siyasete fayda getirsin diye dindarlık yapmıyor. Hatta dindarlığının çok az bir kısmını gösteriyor ki, bir şey demesinler, bir sorun çıkmasın, yanlış anlaşılmasın diye. Yoksa o zaten dindar. Tayyip Hocam’ın bu kadar üzerine gitmesinler. Hem ayıp, hem günah. Yakışık da almıyor, samimiyetsiz bir tavır olmuş oluyor. Siyasette tamam bir rekabet olur ama vicdanlı bir rekabet olması lazım, doğruları konuşmak lazım.

Sayın Kılıçdaroğlu da mesela samimi dindarlığının gereği olarak yapıyor, partisine bir şey katkı olsun diye yapmıyor. Mesela Allah’ı anıyor, dua ediyor güzel İslami tavırlar gösteriyor, Müslüman’ca tavırlar gösteriyor. O da siyasete katkı sağlasın, parti güçlensin, dini alet edeyim mantığıyla ortaya çıkmıyor. Herkese samimiler bence dürüst davranıyorlar. Erbakan Hocam da öyleydi gerçekten dindar olduğu için dindarlığının gereği olarak yapıyordu yoksa parti güçlensin diye siyaset için öyle bir şey yapıyor değildi mübarek.

DİDEM ÜRER: Hocam, Batuhan kardeşimiz yeğeni Berin ile en son çektirdikleri resimleri göndermiş. Sizi çok sevdiklerini ve yayınları mutlaka takip ettiklerini söylemişler. 

ADNAN OKTAR: Yeğeni çok şekermiş baya tatlıymış balmış şekermiş. Ufaklığın o soldaki bir resmini getirsene bana bir. Canımın içi ne kadar temiz bakıyor, hayret. İyi elhamdülillah, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bursa’da kardeşlerimiz, farklı günlerde Yıldırım’a bağlı Beyazıt Mahallesi’nde bin iki yüz adet Zümrütevler ve Akçağlayan Mahalleleri’nde bin atı yüz adet A9 Tv broşürü dağıtmışlar. Hürmetlerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Şimdi ben öncelikle ufak bir kedi gördüm en başta onu ben bir göreyim. Bak sen neşesine bak sevincine bak sen, kıyafeti de çok şekermiş bayağı güzel. Aferin benim canıma. Aslanlarıma Allah sağlık, sıhhat versin, sevinç versin, şevk versin, maşaAllah çok güzel. Bu da ayrı bir tatlıymış. Şunun huzuruna bak sen huzuruna tatlılığına, maşaAllah. Allah, Tahir ismiyle tecelli ediyor. İkinci bir kedi daha vardı orada, onu da bir göreyim bakayım. Bu da gürbüz bir kedi maşaAllah. Allah onların hepsine iyilik güzellik versin, sevinç versin, ömür boyu onlara, İslam’a Kuran’a hizmet gücü versin Cenab-ı Allah. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Yiğit Bulut; “Türkiye’nin uzun zamandır ilk defa bir uyanış yaşadığını” belirterek, “al bayrağın kırmızısıyla yeşili bir araya getirelim bir yapalım eski gücümüze kavuşalım. Coğrafyamıza her anlamda sahip çıkalım” dedi. Alperen, liberal, Kürt, Türk, Sünni, Alevi herkesi bu birliği oluşturmaya davet etti.

ADNAN OKTAR: Aferin Yiğit Bulut’a, aferin benim canıma, aferin koç yiğidime. O farklı bir kişilik gösterdi, maşaAllah. Allah onu yalnız bırakmıyor, yardımcı oluyor, bütün Müslümanlar seviyor bütün insanlar ona karşı muhabbet duyuyor. Mertliği ile dürüstlüğü ile hakiki gazeteci olarak, dürüst bir Müslüman olarak hizmet ediyor. Başbakanımızın ilgisi alakası da Allah razı olsun iyi oldu. Danışmanı değil mi Başbakanımızın?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Çok isabet etti. Çünkü çok kültürlü, akıllı bir genç, dava adamı inşaAllah hayırlı olacak.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mehmet Baransu, dün TGRT haber kanalında yaptığı konuşmada; “Adil Serdar Saçan’ın zamanında Ergenekon Örgütü ile bağlantılı çok iş yaptığını, birçok kişiye işkence yaptığının bilindiğini” söyledi. “Adnan Oktar’a yaptıkları işkenceyi herkes biliyor ve hala davaları sürüyor” diyerek, “Mesut Yılmaz’ın yumruklandığı olay da bile bu örgüte karşı sessiz kalmak durumunda kaldığını” ifade etti.

ADNAN OKTAR: Doğru söylüyor, önemli.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Rota Haber’den Sevda Türküsev; “Dünyada akan kanın durdurulması için İslam Birliği’nin şart olduğunu, bu zulme ancak bu güçle karşı konulabileceğini” yazmış. “Oturduğumuz yerden vah vah demek yerine, Türkiye tarafından yönetilen Türk-İslam Birliği’ni kuralım, çünkü birlik Kuran’da farzdır.”

ADNAN OKTAR: Bak gerçek mümin, samimi Müslüman, aklı başında bir konuşma yapmış. Doğru olan budur, dürüst olan budur. Karmaşaya gerek yok, anlaşılmaz bir yön yok, Kuran hükmü açık, aklın yolu açık, konuyu uzatmak gereksiz. Hemen en kısa sürede İslam Birliği. Hristiyanları, Musevileri, ateistleri, komünistleri hepsini sevecenlikle bağrına basan güzel bir sevgi birliği. Müslüman nasıl bir sevgi yaşarmış, nasıl olması gerekirmiş, insanlara göstermek lazım.

“Hocam, ben Hollanda’dan Burak. Sizi dinlediğimden beri, Allah’a aşkım daha çok arttı. Ailecek seyrediyoruz. Kendi çektiğim iki fotoğrafı paylaşmak istedim” diyor. Burak, kedilerinin resimlerini de göndermiş. Ama çok tatlı o da dişlere bak sen. Yüzlerindeki o mahzun ve mazlum ifade şahane bir şey, maşaAllah.

“Sizi öyle seviyorum ki, bunu hissettirmeliyim. Size kuvvetle, tutkuyla bağlıyım, inşaAllah. Sizsiz olamıyorum canım Hocam.” MaşaAllah, bir hanım kardeşimiz yazmış.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Mısır Cumhurbaşkanlığı, Türkiye saatiyle saat 16:00 ‘dan itibaren ülke genelinde bir aylığına olağanüstü hal ilan etti. Açıklamada başka detay verilmedi, ancak geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur’un ayrıca asayişin sağlanması için polise destek olmaları yönünde orduya talimat verdiği belirtildi.

ADNAN OKTAR: İnşaAllah kan akıtmazlar.

Allah bizi Hz. Mehdi (a.s)’a kavuştursun, Hz. İsa Mesih (a.s)’a kavuştursun, beni de sizleri de Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz. İsa Mesih (a.s)’a talebe kılsın. Bütün dünyayı huzura kavuşturacak güzel bir sistemi, Allah bizlere nasip etsin. İttihad-ı İslam’ı bizlere nasip etsin. Bu belaların, acıların arkasından nurlu bir ışık doğacak, Mehdiyet doğacak. Kısa sürecek ama insanlar sevginin, güzelliğin ne olduğunu en güzel şekilde görmüş olacaklar, tecelli olarak, inşaAllah.

Tamam, yarın görüşüyoruz, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü