Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (21 Ağustos 2013; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


BERİL KONCAGÜL: Ruhum, aşkımla başlıyoruz inşaAllah programımıza.

ADNAN OKTAR: Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, bildiğiniz gibi bugün Esad güçlerinin Şam’ın Doğu Guta Banliyösünde bölgesinde kimyasal silah kullandığı ve iki bine yakın, fazla kişinin öldüğü şehit olduğuna dair ve üç bin altı yüz kişinin yaralandığına dair haberler vardı, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Kardeşim yapar adam Avrupa’da alınan karar, o. “Kırsınlar birbirleri” dedi adamlar, açıkça söylediler. Avrupa’dan da birçok akıldane buna katıldı. “İki tarafta bizim işimize yaramaz, kırsın geçirsinler işinizin adı ne? Niye müdahale edelim?” diyor. Dolayısıyla Amerika’dan Avrupa’dan destek beklemek, Müslüman’a yakışacak bir şey değil. Sen birleş, İttihad-ı İslam’ı oluştur, konu bitsin. Sen İttihad-ı İslam’a karşı gel, sonra de ki “Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birleşik Devletleri gelsin, NATO Birleşik Devletleri gelsin, bizi kurtarsın” diyor. Onlar birleşmiş, birleştiği için güç olmuş. Sen birleşmeyi kabul etmiyorsun! Birleşmeyi kabul etmezsen, parçalandığın için gücün yetmez. Mesela farz edelim on kiloluk bir ağırlık, bir çocuk onu kaldıramaz ama on tane çocuk bir araya geldiğinde, on kiloyu kaldırır, netice biter. Ama gelen çocuk geri dönüyor, dolayısıyla o ağırlık Müslümanların sırtında sürekli duruyor. Onu birleşse, tüy gibi kaldırır atarlar, konu biter. Evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir de bugün Hüsnü Mübarek geçtiğimiz yıl ömür boyu hapse çarptırılmıştı. Ama tahliye kararı çıktı Mübarek hakkında.

ADNAN OKTAR: Ordu yapmış demek ki. Normalde ona müebbet düşünüyorlardı hatta asmayı düşünüyorlardı, evet. Şimdi Mursi’ye muhtemelen müebbet verirler. O da dışarıda veyahut başa da geçirebilirler onu. Evet.

Halbuki, Mursi sanata, müziğe, dansa, estetiğe, güzelliğe, neşeye, demokrasinin bütün güzelliklerine kapıyı açmış olsaydı, onların oyununu bozardı, İslam çığ gibi yayılırdı Mısır’da. Yepyeni bir kafayla, yepyeni bir anlayışla, modern İslam anlayışıyla, sahabe İslam anlayışıyla ortaya çıksaydı, Nil’in iki kenarına da cennet gibi olsaydı, turistler de gelseydi, Avrupa’ya açık olsaydı, çok modern g

zel bir Mısır inşa etmiş olsaydı, her yerde müzik var, her yerde dans da var, eğlence var, gıcır gıcır çok şahane camiler yaptırsaydı, Arap mimarisinin nefis eserleri çok çok güzel, çok güzel modern başı açık kızlar, başı kapalı genç kızlar olsa, güler yüzlü, kaliteli, kimsenin aklının ucundan bile geçmezdi darbe yapmak. Öyle bir konumda ne baltacısı ne tahtacısı ortaya çıkardı, hiç bir şey olmazdı. Ordu da alkışlardı, konu biterdi. Ama bu bağnaz, tutucu, geleneksel, gelenekçi İslam anlayışını bakıyorum, dünyanın her tarafında kaynatıp kaynatıp önümüze getiriyorlar. Televizyonlara da bakıyorum yine bağnaz kafada bağnaz tipler çeşitli büyük televizyon kanalları bile yapıyor bunu klasik ünlü bağnazları ortaya çıkarıp aynı bağnaz, açmaz, bayat izahları, tekrar tekrar onları süslü izahlarıyla millete dayatıyorlar. Ölü sistemi yeniden kaynatıyor, sürekli ölü sistem kaynatıcısı olmuşlar. Siz Abdülhamit Dönemi’nden beri yapıyorsunuz bunu, sürekli yineliyorsun. Niye aynı şeyi yaparsın? Sürekli aynı şeyi konuşuyor. Bağnazların şekli, şemaili, ağzı, yüzü değişiyor, süslü konuşmaları değişiyor ama kaynak aynı, mantık aynı, üslup aynı; kadının kafası mutlaka örtülmesi gerekiyor, müzik olmayacak, dans olmayacak, resim olmayacak, heykel olmayacak, güzel sanatlar olmayacak, mimariyi zaten çok lüks görüyorlar, turistler gelmeyecek, cıvıl cıvıl bir hayat olmayacak, içine kapalı, badem bıyıklı, beyaz çoraplı bir hayat olacak. O mağlup oluyor Avrupa bundan nefret ediyor, Amerika bundan nefret ediyor, kökeninde bu var başka bir şey yok. Bağnazlığı, kiri, sanattan, estetikten uzak olmayı, imanın bir şartı olarak gösterdiler. Mesela müzik dinliyoruz, adam küfür alameti olarak görüyor, başını açıyor bir hanım, küfür alameti olarak görüyor. Heykel, resim zaten küfür alameti olarak görüyor. “Masada oturalım” diyorsun, “o da küfür alameti” diyor. Allah Allah, çatalla kaşıkla yemek yeme “o da küfür alameti” diyor. Gülüyorsun, “o da küfür alameti” diyor. Hanımlar makyaj yapıyor, “o da küfür alameti” diyor. Hanımlar blue jean giyiyorlar, diyor ki “Amerikan haydudunun giydiği pantolonu giyme bacım” diye böyle “Amarikan” diyor bir de. “Amarikan haydudunun geydiği pantolonu neye geyiyorsun?” diyor. Bayılıyorlar, dinliyorlar, Amerikan haydudu giyiyormuş onu. Allah akıl, fikir versin. Çok itici bir Müslüman tipi meydana getirdiler. Kavgacı, sevgisiz, merhametsiz, etrafındakileri dışlayan, başörtüsü olmayanlara nefretle bakan hepsi için demiyorum da epey bir bölümü böyle. Müzik çok büyük bir nimet, kadına düşman olan bir sistem, hiçbir şekilde başarılı olmaz. Kadını yarım varlık olan gören sistem, başarılı olmaz. Allah belasını verir, Allah verir belasını. İnsanlar belayı verdi zannediyor. Allah veriyor belayı, insanı vesile eder Allah. Sen resme karşısın, estetiğe karşısın, güzel olan her şeye karşısın. Kardeşim “gülme”, gülmeye, insanın bir güzelliği on karşısın sen.

DİDEM ÜRER: Mehmet Şevki Eygi Hocamız, hemen her gün Müslümanları birlik olmaya çağıran yazılar yazıyor ve tüm bu olaylara rağmen neden harekete geçilmediğini şaşkınlık içinde seyrettiğini ifade ediyor. Son yazısında da; “Müslümanların gafletten uyanması gerektiğini, hemen bir lider etrafında birleşmeleri gerektiğini” yazmış. “Bu ne korkunç gaflettir, bu ne dehşet verici keyiftir. Bazılarını yakalarından tutup sarsabilsem” demiş.

ADNAN OKTAR: Mehmet Şevki Eygi Hocamız’ı da bulmak çok zor oluyor. Bir eve getirelim Hocamızı, oradan da stüdyoya getirebiliriz. İnşaAllah, biraz kükresin. MaşaAllah, tam Osmanlı. Hocamı şöyle güzel bir Osmanlı faytonuna bindirsek gelir aslında o. Faytonla acayip, bayılır faytona. Tam Osmanlı, Allah ömrüne bereket versin. Ne güzel insan, Allah uzun yaşatsın inşaAllah, Hocamızı. Şeyhimiz dünya tatlısı çocuklar orada şu an, inşaAllah. Güzel sözler etmiş Hocamız, Şeyhimiz konuşmuş.

Şeyh Hişam Efendi ile görüşmüşler, Şeyh Mehmet Efendi Hazretleri ile görüşmüşler. MaşaAllah. Şeyh Mehmet Efendi dünya tatlısı. Şeyhimizin biliyorsunuz halefi o, halifesi, çok mütevazi ve çok efendi. Şeyh Hişam Efendi’de öyle dünya tatlısı, evin alt katında oturuyor o fotoğrafı göstersene sen Berker’ler oturuyorlar. MaşaAllah, o Şeyh Hişam Efendi, Şeyh Mehmet Efendi’de orada. Ne güzel görüyor musun evin hali? MaşaAllah.

“Şimdi Şeyhimizin evindeyiz, öğlen namazını kıldık” diyor. “ Şeyh Mehmet Efendi ile görüştük, Şeyh Hişam Efendi ile röportaj yaptık” diyor, inşaAllah. Sağlığı iyiymiş Şeyhimizin, orada havalar biraz sıcakmış, “Adnan oğlumun alnından öperim, ona çok selam söyleyin, Allah razı olsun” demiş. “Kendisi neler yapıyor?” diye sormuş, “İstanbul’dan Sultan gelecek” demiş, maşaAllah. “Limon gönderin oğluma” demiş, bahçedeki. Çok şeker canımın içi, Allah ömrünü uzun etsin Şeyhimizin, dünya tatlısı. Bir tane Şeyhimiz iki tane değil, maşaAllah.  Akşam 7’de devriyeye çıkacakmış, şimdi devriye hazırlıkları varmış. İyi aferin maşaAllah, güzel.

DİDEM ÜRER: Hocam, Esma Albayrak babası hakkında şöyle bir açıklama yaptı Erdoğan’ın kızı; “Babam hemen her konuşmasında dünyanın gelip geçiciliğine vurgu yapar. Hepimizin faniliğinden bir gün ecel çatıp geldiğinde öleceğimizden bahseder. Geçmişini de hiçbir zaman bırakmaz” dedi. Ayrıca “Mısır’daki olaylardan ve her gün dünyadan gelen şehit haberlerinden de duygusal olarak büyük bir rahatsızlık duyduğunu” açıkladı.

ADNAN OKTAR: Tabii ki Müslüman’a herkes rahatsız olur. El kadar çocuklar şehit oluyor, kuzularım. Var mı resim küçük şehit çocukları göster bakayım, anormal tatlılar, acayip tatlılar. Bak tatlılıklarına bak, şehitliklerinin tatlılıklarına bak. Bak kuzulara bak sen, canlarım benim maşaAllah. İşte bunlar olduğu gibi cennete, cennet vildanı. Dünya tatlıları maşaAllah, bozulmasınlar diye de buz koymuşlar onlar kuzu zaten hiçbir şey olmaz, onlar pamuk. Müslümanların birleşmesini istemeyenler işte bu çocukların kanı onların boynunun üstüne, İttihad-ı İslam’dan bahsetmeyenlerin hükmü çok ağır olacak Allah katında. Bu çocukların kanı onların boynunun üstünde, Allah’tan korksunlar. İttihad-ı İslam olsa bu belalar olmayacak ki on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca Müslüman’ın çok küçük bir bölümü bak el kadar sabiler. İttihad-ı İslam olsa bitecek konu. İttihad-ı İslam’ın olması için de bağnazlığın kalkması gerekiyor, İslam’ın uygulanma şeklinde dans olacak, müzik olacak, resim olacak, heykel olacak, başı açık hanımlar olacak, dekolte hanımlar olacak, havuza girenler olacak, plaja gidenler olacak, dünyanın en güzel camileri olacak, çarşaflı hanımlar da olacak, başı örtülü hanımlar da olacak herkes mutlu yaşayacak. İsrail düşmanlığı da olmayacak, Musevi düşmanlığı da olmayacak, Hristiyan düşmanlığı da olmayacak kan duracak, olay olmayacak herkes herkese güzel konuşacak. Twitter’da o, ona küfür edecek, Mehdiyet’te küfür yok sadece sevgi var. Kimse bir daha küfür duymaz, kimse bir daha hakaret duymaz. Şimdi Facebook’a bak, Twitter’a bak, nerdeyse yüzde seksen-doksanı küfür. Düz gidiyorlar birbirlerine, akıl almaz bir nefret var. Sadece sevgi olacak o zaman işte, sadece sevgi. Muhabbet, sevgi, dostluk, kardeşlik.

Bu denetçiler konusunu kaldıralım bu yeterli. “Kurtuluş İslam Birliği’nde” diyelim. #KurtuluşİslamBirliğinde. Çünkü kökten çözüm olduğu için o, oraya gitse ne olur adalar netice, değişecek bir şey yok. Tamam adam “sarin gazı kullandım, ne yapacaksın?” diyor. Kurtuluşu söyleyelim. #KurtuluşİslamBirliğinde, evet İngilizcesini de yapalım.

DİDEM ÜRER:  #SalvationIslamicUnion

ADNAN OKTAR: Ama bunu biraz yüklenelim de hemen birinci hale getirelim, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ak Parti milletvekili ve eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay dün Twitter’da,  Gümüşsuyu’nda adalet yürüyüşü adı altında yapılan eyleme yapılan polis müdahalesini eleştirdi. Bir de polislerin eylem yapanlara müdahalesini gösteren bir resim paylaştı ve “Burası Mısır değil” yazısını yazdı. 

ADNAN OKTAR: Tabii ki demokratik gösteriler varsa kimse bir şey demez ama bilmiyorum polis onu nasıl değerlendiriyor onu tabii olay yerinde olmak lazım. Hakikaten kamuya zarar veriyorsa, halka zarar veriyorsa, hayatı yaşanmayacak hale getiriyorsa bu olmaz. Ama demokratik tepkiler demokratik faaliyetler güzel, Türkiye’ye renk verir. Türkiye’nin süsü olur ama Türkiye’yi cehenneme çeviriyorsa adam bu da olmaz.

Ulaş Tunçkaya; “Hangi İslam’ın Mısır, Suriye, Libya, İran, Irak, Filistin vs. Müslüman’ın Müslüman’dan başka düşmanı yoktur. Allah bilinci bu olmamalı.” Çok güzel söylemiş, en büyük düşmanı Müslüman’ın Müslümanlar. Dışarıdan kimsenin bir şey yaptığı yok, en büyük düşmanı Müslümanlar oluyor. Çünkü müşrik sistem var, şirk sistemi var. Şirk sisteminde Allah bela veriyor “birbirinize kırdırırım sizi” diyor Allah, birbirine kırdırıyor. Allah diyor ki ayette “birini birinin defetmesi olmasaydı” diyor. Birini biriyle defediyor ve şirk sistemi var. Kuran’a dayalı bir sistemi kabul etmiyor adamlar. Nereden anlıyoruz? Ayette diyor ki Cenab-ı Allah “Ümmetim bu Kuran’ı terk etti” diyor Peygamber (s.a.v). Peygamber (s.a.v)’in ağzıyla söylüyor Cenab-ı Allah. “Ümmetim bu Kuran’ı terk ettiler” diyor. Kuran’ı terk ettiklerini Allah söylüyor, Kuran’ı terk edince de belanızı veririm diyen de yine Allah. “Bela nerden geliyor?” Şaşılacak bir şey yok, Kuran’ı terk etmişsin, Allah da belayı veriyor, konu bu.

Hz. Mehdi (a.s) olmasa, İttihad-ı İslam alemi mahvolacak, benim gördüğüm. Kıyametin durmasına sebep Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki “Kıyamet gelir, Allah kıyameti durdurur, evlatlarımdan Mehdi çıkar, İslam’ı dünyaya hakim eder” diyor. Ve “şirk sistemi içinde olacak ümmet o devirde” diyor, şirk. “Şirke düşmüş olacaklar, şirk batağından onları kurtaracak” diyor. Açık hadis “şirk batağından”, şu an olan da o. Bizler, Hz. Mehdi (a.s) talebesi olarak, ben de sizlerde Mehdiyet’in ruhunu insanlığa anlatıyoruz, gece-gündüz.

İsrail’in Mursi ile yaptığı anlaşmalardan insanların haberi yok değil mi?

AYLİN KOCAMAN: Yok, Hocam.

ADNAN OKTAR: Sen biraz bilgi ver o konuda.

AYLİN KOCAMAN: Sina ve Hamas’ın olduğu bölgede genel olarak herhangi bir saldırıyı her iki tarafa da olan saldırı konusunda aralarında anlaşma olmuş. O dönemde en saldırı olmayan dönemmiş ikisinin aralarında, daha farklı anlaşmalar da varmış.

ADNAN OKTAR: Mursi ile.

AYLİN KOCAMAN: Evet, Mursi ile.

ADNAN OKTAR: Adamcağız o kadar tabii bağnaz bir insanda değil, makul bir insan ama şimdi bağnaz bir toplumu bağnazlık yapmadan idare etmek çok zor. Mesela bak ben bağnazlık yapmadan İslam’ı anlatmaya çalışıyorum, görüyorsunuz. Ne kadar iblis ordusu varsa, havalarda uçuşuyorlar. Siyasetçi olmadığım halde çok zordur. Bağnazlığa karşı olarak İslam’ı anlatmak, Hz. Mehdi (a.s)’ın da karşılaşacağı zorluk olarak Peygamberimiz (s.a.v) onu söylüyor; “Müşrik bir toplulukla karşılaşacak, Mehdi ” diyor, “Kuran ile çıkacak Mehdi ama karşısındakilerde ona Kuran ile karşı çıkacaklar” diyor. Ama “hurafeyle karışık Kuran ile karşısına çıkacaklar” diyor.

Bu Şeyhimizin yemeği mi?

DİDEM ÜRER: Evet, akşam yemeğiymiş.

ADNAN OKTAR: Çok şeker. Şeyhimizin akşam yemeği, ne tatlı şey bu, maşaAllah. Tepsi de çok şeker kendi de çok şeker, kaşıklar da iyi. Canım benim, maşaAllah.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Rabbimiz Al-i İmran Suresi, 103. ayette şu şekilde bildiriyor: Şeytandan Allah’a sığınırım. “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın” diyor Allah. İnşaAllah, bizde dağılıp ayrılmayalım, birlik olalım, İslam Birliği’ni kuralım ki, bugün biliyorsunuz Suriye’de katliam oldu, kimyasal silah saldırısında şehit olan bütün kardeşlerimiz için tekrar İslam Birliği’ni isteyelim ve “#KurtuluşİslamBirliğinde” diyelim, inşaAllah.

Bugünkü programımız son buluyor, yarın görüşmek üzere, inşaAllah. 

Masaüstü Görünümü