Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (25 Ağustos 2013; 17:00)

(MP4) Video

(MP3) Audio


ADNAN OKTAR: Şeyhimiz göndermiş taşları, maşaAllah. Didem Hocam’a, Aylin Hanım’a, Ebru Altan Hanım’a, inşaAllah, çok çok güzel. Bunlar ne Taşı? Yeşim taşı. Şeyhimiz çok seviyor bu taşı. MaşaAllah, birbirinden güzel, çok teşekkür ediyoruz. Bir tane de büyük var, o da herhalde bana. Açık belli yani. En büyüğün bir küçüğü seninmiş hocam, maşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Şam yönetimi Birleşmiş Milletler heyetinin bölgede araştırma yapmasına izin verdi, kimyasal silah konusunda.

ADNAN OKTAR: Tereddüt mü var? Zaten var. Ne demek istiyorlar acaba?

DİDEM ÜRER: Genelde kendileri yapmadıklarını iddia ediyorlar ya Hocam, onun için de Birleşmiş Milletler’e izin verirlerse, bu bir iyi niyet gösterisi gibi olur deniyordu.

ADNAN OKTAR: Adamın inatçılığı çok acayip. Demokratik seçim olsun netice ne olursa olsun. Ne gerek var bu kadar direnmene? Bütün Suriye’yi mahvetti. Her yeri.

DİDEM ÜRER: Seçime katılacak insan kalmadı ülkede.

ADNAN OKTAR: Hakikaten seçmen de kalmadı, şehir de kalmadı, kalacak yer de yok hiç bir şey yok yani.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Saadet Partisi İl Başkanları ve Müfettişleri toplantısında konuşan Mustafa Kamalak Hocamız “zalimler kuvvetten anlar, kuvvet İslam Birliği’dir” dedi.

ADNAN OKTAR: Kuvvet derken; sevgi kuvveti, manevi kuvveti kast ediyor. Birleşiğinde, müthiş bir sevgi halesi oluşacaktır, onu kast ediyor.

DİDEM ÜRER: Sınır tanımayan doktorlar örgütünden Suriye’deki kimyasal saldırıya ilk resmi doğrulama geldi Hocam. Suriye ise bunu reddetti ve terörist grupların kullandığı bir tünelde kimyasal silah bulundu iddiasında bulundu.

ADNAN OKTAR: Ama şimdi bu işi arsızlığa veriyor. Demek ki, katliam yaptıkça onlar yaptı diyecek, katliam yaptıkça onlar yaptı diyecek. Şimdi arsız bir yol. Bu büyük bir tehlike orada olanlar için, tabii.

EBRU ALTAN: Birleşmiş Milletler ekibinin kimyasal silah araştırma ekibinin kaldığı otel de birkaç kilometre ötedeymiş, bu saldırının yapıldığı.

ADNAN OKTAR: Bir acayiplik var ama. Adam işi uzatıyor çok uzatıyor. “Gelin buyurun demokratik seçim yapalım” desin, konu bitsin.

Didem Hocam, sizde ilim irfan çok, buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, Sayın Egemen Bağış bugün bir tweet yazmıştı, şu şekilde: “Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam’dır, Müslümanların birlik ve dayanışmasıdır” diye, Bediüzzaman Hazretleri’nin sözünü. 1709 retweet olmuş, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: “Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam’dır.” Egemen Bağış söylüyor. Egemen Bağış, akıllı bir delikanlı, akıllı bir insan. Sosyal yönü de iyi. Avrupa’nın Amerika’nın, Ortadoğu’nun beğeneceği bir lider. Tayyip Hocam’dan sonra, Başbakan olarak düşünebiliriz. Olur, uygun. Genel kültürü, görgüsü, zekası, dindarlığı, hoşgörüsü, ılımlılığı, sevecenliği, iyi. Risale-i Nur’a sevgisi güzel. Kuran’a sevgisi güzel. Böyle bir üslup kullanması, unutulmaz. İsabetli hareket etmiş.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, Mısır eski Müftüsü Ali Cuma’nın darbecilere “İhvanı öldürün” fetvasını verdiği ortaya çıktı.

ADNAN OKTAR: Fetva veren verene. İhvan için “fitneci, bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor” tarzında, Suriye’de de var, dış ülkelerden de var, birçok yerden var. Evet.

DİDEM ÜRER: Devlet Bahçeli Mısır’daki darbeyle ilgili; “3 Temmuzda firavun geceli gündüzlü insan canına kıymaktadır. Mursi de Mısır’ın bu hale gelmesinde pay sahibidir. Taraflarına aklıselimi tavsiye etmesi gerekirdi” dedi.

ADNAN OKTAR: Ama ideolojisi müsait değil ki. Aklıselim nasıl söylesin? Kendi kaynaklarında, Musevi nefreti var. Kendi kaynaklarında Şiiliğe, Aleviliğe karşı, Vahabiliğe karşı nefret politikası var. Kadınları adam yerine koymayan bir politika var. Kadınları yarım gören bir üslup var. Dini kaynak bunlar. İslami kaynak kendi ifadelerine göre, hadis. Adam ona uymak durumunda. Eğer Mursi ona uymazsa, kafir ilan ederler. Dolayısıyla Mursi’nin orada kurtaracağı bir şey yok. Yani sistemin daha üstten düzeltilmesi gerekiyor. Mursi, o sele kapılan adam. Oraya kim giderse sele kapılmadıktan sonra, o yolun dışında kalır. O selin içinde devrilerek gitmesi gerekiyor adamın. Mesela o sel onları bu hale getirdi. Ve aklı başında bir açıklama yapılamıyor. “Sokağa çıkın bağırın” diyorlar. Adamlara tarattırıyorlar Müslümanları. “Olmadı, o zaman evlerimize girelim” diyorlar. Böyle politika olur mu? Böyle yöntem olur mu?

ADNAN OKTAR: Hızır Taşlı. “Sizin İttihad-ı İslam hayaliniz, yani bir zamanlar Avrupalı taklitçilerinin Jön Türklerin hayaliydi” diyor. Yani zor mu diyor, imkansız mı demek istiyor? Hayal mi diyor? Peki komünizm; o devirde Lenin’e diyorlar ki “hayal” diyorlardı. “Yapamazsın sen” diyorlardı. Marks’a “ütopik” diyorlardı, “olacak iş değil” diyorlardı Marks’a, Lenin’e. Adamlar 15-20 kişiyle, koskoca Rusya’yı komünizmin eline teslim ettiler. Bunu makul görüyorsun. Çin; yine 10-15 kişinin başlangıçta faaliyetiyle, komünistin eline teslim oldu, dünyanın en çarpık ideolojisinin eline teslim oldu. Avrupa Birliği kısa sürede oluştu. Akdeniz Birliği çok rahat oluştu. NATO kısaca açıklayacak olursak, aşağı yukarı dünyanın en büyük askeri güçlerinden biri oldu kısa sürede. Hepsi oluyor. Ama diyorsun ki “dini bir, dili bir, imanı bir, Aynı Allah’a, aynı kitaba, aynı kıbleye inanan insanlar bir olamaz” diyorsun. Şimdi burada mantık, akıl bir kenarda olmuş olur. Böyle olmaz. Akıl ve mantığın gereği nedir? İttihad-ı İslam’ın çok kolay olacağını bilmektir. Çünkü aynı inançta, aynı sevgi birliğinde olan insanların birbirini koyup-kollamasından doğal ne olur? Bağnazlar birleşmeyi engellemiş olabilirler. Bağnazları bir kenara aldık mı, konu biter. Dolayısıyla Hızır, adın gibi ol. Hz. Hızır (a.s) gibi ol, güzel huylu ol. Hz. Hızır (a.s) da bak imkansız gibi görünen şeyleri yapıyor, gayet kolaylıkla yapıyor. Sen de Peygamberimiz (s.a.v)’in bu vaadine inanacaksın. Hadislerde bildirilen bu vaade inanacaksın, güzel günlerin adım addım yaklaştığını göreceksin, alametlerin tek tek çıktığını göreceksin. Bilgisizliğinden kaynaklanıyor. O zaman hakikatin ta kapıda olduğunu anlayacaksın. Mesela bak, Suriye’deki olayları Peygamberimiz (s.a.v) 1400 sene öncesinden bildiriyor, aynısıyla çıkıyor. Mısır’daki olayları bildiriyor aynısıyla çıkıyor. Irak’taki olayları bildiriyor, aynısıyla çıkıyor. İran’daki olayları bildiriyor, aynısıyla oluyor. Ay ve güneş tutulmalarını söylüyor 15 gün arayla, aynısı çıkıyor. Peşinden kuyruklu yıldızları söylüyor, “önce bir kuyruklu yıldız çıkacak, sonra iki uçlu kuyruklu yıldız çıkacak. Sonra yağmurlar çoğalacak” diyor, “ondan evvel yağmurlar azalacak” diyor aynısı çıkıyor. “Kabe’ye baskın olacak hac engellenecek” diyor ilk defa, dediği aynısıyla oluyor. “Fırat’ın suyu kesilecek” diyor. Barajla Fırat’ın suyu kesildi, akmadı. “Fırat’ın havzası kurudu” dediler. “Fırat’ın havzası kuruyacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v), “bunu da göreceksiniz” diyor bu da oldu. Bütün bu alametler teker teker olduğuna göre, Darwinizm, materyalizm de gözünün önünde gümbür gümbür yıkıldığına göre, demek ki gümbür gümbür İttihad-ı İslam geliyor, gelmiş kapıya dayanmış. Sen görememişsin göreceksin, inşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 17-18 Ağustos tarihlerinde Gümüşhane Festivalinde fosil sergisi yapıldı. Sergiye binlerce Gümüşhaneli vatandaş katılmış. Belediye Başkanı da sergiye gelmiş ve röportaj yapmışlar. “Bu tarz sergilerin her yerde yapılması gerektiğini” söylemiş. Sergideki arkadaşlar Yasemin ve Yurdanur kardeşler. Bu kardeşlerimizin birinin rahatsızlığı varmış, sizden dua rica ediyorlar.

ADNAN OKTAR: Fevkalade olmuş, çok çok güzel. Bunlar çok güzel müjdeler, çok güzel netice almışlar.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İstanbul’dan da kardeşlerimizin şöyle bir mesajı vardı: “Dün kardeşlerimizle toplanıp sohbet ettik. Kuran ayetlerinden ve Hocamızın kitaplarından okuduk. “Aslanlar aslanımız, bir tanemiz, dünya güzeli gördüğümüz en güzel insan olan canımız Hocamızın ellerinden öperiz, dualarını bekliyoruz.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım nasıl güzelmiş, nasıl nurlularmış. Allah nurlarını şevklerini artırsın. Allah o sofrayı onlara şifa vesilesi kılsın. Aralarında da melek gibi çocuklar var, kendileri de melek gibiler, maşaAllah. Allah hayırlı bereketli uzun ömür versin, her yerlerini nurla sarsın Cenab-ı Allah.

DİDEM ÜRER: Fransa’dan sizi çok seven bir kardeşimiz, arkadaşının bebeği Akay’ın resmini göndermiş, bir aylıkmış Hocam.

ADNAN OKTAR: Ben onu yerim kıtır kıtır. Patilere bak, maşaAllah. Annesi poposuna vura vura onu bir sevsin şöyle bir, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Mersin’de de kardeşlerimiz beş yüz adet A9 Tv broşürü dağıtmışlar. Size hürmet ve sevgilerini iletiyorlar. 

ADNAN OKTAR: Bizde onlara sevgilerimizi iletiyoruz. Allah onlara sağlık, sıhhat, afiyet, bereket, bolluk versin. MaşaAllah, çok güzel.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz şöyle yazmış Hocam; “Aslanlar aslanı seyidimiz kardeşlerimizle Diyarbakır’da iki yüz adet kitaplarınızdan ve iki bin A9 Tv broşürü dağıttık. Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde dekan yardımcısı olan çok muhterem Abdülkadir Bilal Hocamız’a da kitap hediye ettik. Hocamız’ı çok seviyoruz. Saygı ve hürmetler. Dünya, İslam Birliği istesin diyoruz, inşaAllah.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Diyarbakır’ın aslanlarına buradan selam, sevgiler iletiyoruz. Diyarbakır, Mardin, Siirt, Urfa maşaAllah hep canlarımızın yoğun olduğu, Kürt kardeşlerimizin yoğun olduğu iller. Oralara ayrı bir muhabbetimiz var ayrı bir sevgimiz var, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Ankara’da da kardeşlerimiz Pazartesi günü Kamil Ocak Mahallesi’nde bin adet, Salı günüde Keçiören’de A9 Tv ve Yaşayan Fosiller broşürü dağıtmışlar, size sevgilerini gönderiyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. O ne şekermiş ne balmış, o. MaşaAllah, benim canımın içi benim güzelim, o. Benim nurlum, maşaAllah. Allah hepsine uzun, bereketli, sağlıklı ömür nasip etsin.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa’dan kardeşlerimiz yazdılar; 17 Ağustos Cumartesi günü Türkiye’nin ilk ve tek afet merkezinin açılış töreninde, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç Beyefendi’ye sizin Türk-İslam Birliği’ne Çağrı kitabınızı ve Türk-İslam Birliği haritası hediye etmişler, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel olmuş, bereket olmuş, iyi olmuş. MaşaAllah.

DİDEM ÜRER: Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan “Türkiye’de siyaset yapmak istediğini” söyledi.

ADNAN OKTAR: Osman Öcalan. Yasağı var mı onun? Yok yasağı.

DİDEM ÜRER: Yok galiba.

ADNAN OKTAR: Osman Öcalan, kardeşi. Bu her zaman gidip gelen değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet.

ADNAN OKTAR: Osman Öcalan’a bizim kitaplardan diğer eksik olanları da gönderin, ağabeyini ziyarete gittiğinde o kitapları götürsün. Bir koliyle gönderin. Yaratılış Atlası vermiştik. Evet, Yaratılış Atlası’nın ikinci cildini, üçüncü cildini verebiliriz, diğer eksikliklere bakalım. Hayalin Diğer Adı Madde diğer eserler onları bir koli haline getirin. Kendisine ayrı hediye olarak gönderin bunu da “ağabeyinin yanına götürdüğünde ona hediye edersin” dersiniz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bodrum’da bulunan bir camide ezan sesinin yüksek olduğunu iddia eden bir grup kadın imam ezan okurken, imama sözlü saldırıda bulundular.

ADNAN OKTAR: Bunlar nadir rastlanan şeyler. Cahil insanlarda olur böyle şeyler. Bazen yanlış anlaşılmadan da kaynaklanıyor. Yatıştırıcı olmak lazım, sevecen yaklaşmak lazım. Onlara gönül alıcı birkaç söz söyleseler sevecen yaklaşsalar yatıştırabilirler. Haklı yönü de olabilir mesela çok fazla ses varsa sabah uykusuz kalıyordur mesela uyuyan çocuk olabilir. Onlar uyanıyor olabilir. Orada anlayışlı olabilirler. Derler “tamam biz sesi ayarlarız, daha kısarız” denilebilir. Çok da mantıksız olmuyor bazen. Yahut evde hasta olmuş oluyor mesela kanser hastası bilmem başka türlü oluyor uykuya ihtiyacı oluyor ezan sesiyle uyanıyor onun için daha ayarlanabilir. Birisi bir şey söylediğinde yüzde yüz haksızdır düşüncesiyle böyle din adına Allah adına öfkeyle yaklaşmak olmaz. Allah adına makul olana yaklaşmak lazım. Sevecen ve karşı tarafın huzurunu ve mutluluğunu arayan mantıkla yaklaşmak lazım. Hem benim işim hallolsun, hem o iş hallolsun mantığıyla bakmak, hem benim inancıma uygun olsun, hem onların dediği olsun mantığıyla yaklaşmak, doğru olan odur, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’ın babası Hamdi Coşkun hayatını kaybetti.

ADNAN OKTAR: Allah rahmet etsin. Allah geride kalanlara sabr-ı cemil nasip etsin, hayırlı uzun, bereketli ömür nasip etsin. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Burma’nın kuzey batısında Müslüman birinin genç bir kıza cinsel saldırıda bulunduğu söylentilerinin ardından Budist çeteleri Müslümanlar ait çok sayıda ev ve iş yerini yaktı. Olayda ölen ve yaralanan olmadığı belirtildi, Hocam.

ADNAN OKTAR: İşte kızdırıcı olmamak lazım, yatıştırıcı olmak lazım. Bazen Müslümanlar bir konuda haksızlığa uğradıklarında karşı tarafın tam damarına basacak inatlaşma ve zıtlaşmaya gidiyorlar. Mesela İhvan’ın yaptığı da o, başka yerlerde yapılan da o. Zıtlaşmaya gitmemek lazım, uzlaşma yoluna bakmak lazım, yatıştırmaya çalışmak lazım. Haklı yönü olabiliyor karşı tarafın. Yüzde üç bile olsa haklı yön, yüzde iki bile olsa, o yönü izale edebiliriz. Anlaşıp, konuşup ikna edebilirler. Uzlaşmacı, sevecen, makul üslup Müslümana yakışan üslup olur. Zıtlaşmacılık makul bir insana yakışmaz, iyi bir Müslümana yakışmaz.

İmralı’ya giden Osman-onun için söyledim- tek kardeş değiller değil mi?

DİDEM ÜRER: Evet, Mehmet olan.

ADNAN OKTAR: Evet bu Osman Öcalan. Ben bunu yeni görüyorum. Bu nerede Türkiye’de mi yaşıyor?

DİDEM ÜRER: Kuzey Irak’ta.

ADNAN OKTAR: Tamam, eğer bir suç işlemediyse kanuni bir engeli yoksa,, politika yapabilir kimse bir şey demez. Mehmet Öcalan, kardeşini ziyarete gittiğinde kitap verelim. Bir koli kendisine, bir koli de ağabeyine götürmek üzere, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Yemen’in başkenti Sana’da Yemen Hava Kuvvetleri personeli taşıyan bir servis aracına yerleştirilen bomba infilak etti. Patlamada aralarında cadden geçen sivil vatandaşların da bulunduğu ilk belirlemeler göre beş kişi hayatını kaybetti, yirmi kişi yaralandı. Üstlenen olmadı henüz saldırıyı.

ADNAN OKTAR: Evet.

DİDEM ÜRER: Gülse Birsel; “Mısır ve Suriye’deki zalimleri ahrette cehennem sıcağı ve fokurdayan bir kazanın beklediğini, herkesin kendine özel bir cehenneminin olacağını” yazdı ve kendi durumu hakkında bir değerlendirme yapmış. Hem yazar hem dizilerde oynuyor.

ADNAN OKTAR: Üslubu dindar gibi görünüyor.

DİDEM ÜRER: Evet, öyle yazmış.

ADNAN OKTAR: Tamam, kitap gönderelim ona. Biraz geliştirebilir kendini. Böyle istidatli olan insanlara yardımcı olmak lazım.

Arif Şentürk Hoca acayip güzel söylüyor, maşaAllah. O gün iftarımıza geldi, dünya tatlısı bir tip. Bayağı efendi çok şeker bir insan. Arif Şentürk Hoca’yı davet edelim. Şahane üslubu çok samimi maşaAllah.

“Siz gözlerimizi kamaştıran büyük bir nursunuz. Sevgi, barış nuru, şefkat, akıl nuru” diyor, maşaAllah bir hanım kardeşimiz.

Ali Akça. Bazı Müslümanların duyarsızlığından şikayet ediyor kardeşimiz, doğru.

Volkan; “Üstadım büyüksün, hayranım sana umarım bir gün karşılaşırız. Saygılar” VLKY. Allah büyük, biz Allah’ın birer aciz kuluyuz. 

Emrah Sarı. Emrah Yellow; “Hocam ben sizin gibi kadınlara neden değer veremiyorum?” İşte imanını güçlendir, Allah’a sevgini arttır, Allah’tan korkunu arttır. Dünyanın en tatlı varlıkları.

Didem Hocam, dinliyorum ben sizi.

DİDEM ÜRER: Abdurrahman Dilipak; “Biz kardeşiz, bölünmeyeceğiz. Aksine bölge halklarıyla kucaklaşarak kardeş olacağız. Terör de, yoksulluk da bitecek. Allah’ın gücü her şeye yeter” dedi.

ADNAN OKTAR: Nasıl olacak ama onu söylemesi lazım. Müslümanlar birleşecek mi? İttihad-ı İslam mı olacak? Hep muğlak ve havada bırakıyorlar. Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmiyor, Hz. İsa Mesih (a.s)’dan bahsetmiyor, Allah’ın planından bahsetmiyor, Allah’ın uygulamasından bahsetmiyor. “Olacak” diyor. Nasıl olacak adam soruyor, cevap yok. Ne çekiyorsun, söylesene “İttihad-ı İslam olacak” desene, “Müslümanlar birleşecek” desene, “Altın çağ olacak” desene. Ne var çekineceğin? Bir hoca efendi vardı Hz. Mehdi (a.s)’dan bahsetmiyor, “ahir zamana çok var” diyen.

DİDEM ÜRER: Ömer Döngeloğlu.

ADNAN OKTAR: Duruyor mu o, filmi var mı?

DİDEM ÜRER: Ömer Döngeloğlu, videosu var evet yukarıda.

ADNAN OKTAR: Döngeloğlu Hoca’da bir düzelme var, maşaAllah. Israrlı anlatımlardan sonra, ısrarlı konuşmalardan sonra, İttihad-ı İslam’dan hiç bahsetmeyen, Mehdiyet’ten hiç bahsetmeyen “daha Mehdiyet’e var, ahir zamana var işte İslam Birliği’ne daha çok var” diyen hoca bayağı değişmiş. Bir dinleyelim. MaşaAllah.

VTR-Ömer Döngeloğlu, İtihad-ı İslam’ı İçin Dua Ediyor.

ADNAN OKTAR: Döngeloğlu Hoca’ya helal olsun. Dönüp geldi, sonunda istenen noktaya. MaşaAllah, güzel.

Didem Hocam ben gidiyorum. Ama önce size bir ayet okuyayım.

Ya Allah, Bismillah. Şeytandan Allah’a sığınıyoruz. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. “Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. Ve sana Rabbinden indirilen haktır.” Kuran haktır. “Ancak insanların çoğu iman etmezler” diyor Allah. O zaman mücadele neyin üzerine oluyor? İnsanların iman etmesi için gayret etmek. Çünkü “iman etmezler” diyor. “İnsanların çoğu iman etmezler” en büyük derdi en büyük hastalığı söylüyor Allah, en büyük hedefi söylüyor. O zaman iman hakikatleri, imanın güçlenmesi için gayret etmek. Bizim yaptığımız da odur. “Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti;” hemen iman hakikati anlatıyor Allah, oradan bakın düşünün iman edin diye, “onları görmektesiniz” diyor Allah, “görüyorsunuz” diyor. “Sonra arşa istiva etti ve güneş ile aya boyun eğdirdi.” Güneş’e, Ay’a bakıyor adam, son derece normal karşılıyor. Halbuki biraz düşünse, muazzam olaylar, “her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler.” Belirli bir süre içerisinde sürekli dönüyorlar Ay ve Güneş. Allah ona dikkat çekmiş. “Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar” Allah birer birer açıklar. “Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza” bakın, dikkat edin, “kesin bilgiyle inanırsınız” İman hakikati. Allah’ın istediği kesin bilgiyle Hakku’l-Yakin iman etmek. “Umulur ki “ diyor, “bu imana kavuşursunuz” ve iman etmeleri için de Allah yol gösteriyor. İman hakikatlerinde hangi konulara bakacaklarını ve nereden iman edeceklerini gösteriyor Allah. Ve diyor ki Allah devam ediyor, “ve O, yeri yayıp uzatan, onda sarsılmaz-dağlar ve ırmaklar kılandır” düşünün diyor Allah. “Orada ürünlerin her birinden ikişer çift yaratmıştır;” mesela bitkilerin çift olması erkekli dişili olması bunlara dikkat çekiyor, “geceyi gündüze bürümektedir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için” kafasını çalıştırıp düşünen bir topluluk için, “gerçekten ayetler vardır.”İman hakikatleri için bizim yaptığımız bu çalışmanın Allah zeminini bize gösteriyor.  Gece gündüz yaptığımız çalışma, en hayati konuyu Allah anlatıyor.

“Yeryüzünde birbirine yakın komşu kıtalar vardır; üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar da vardır ki, bunlar aynı su ile sulanır; ama ürünlerinde (ki verimde ve lezzette) bazısını bazısına üstün kılıyoruz” verimde ve lezzette. “Farklı lezzetteler” diyor. Kirazın, karpuzun hepsinin tadı ayrı.“Şüphesiz, bunlarda aklını kullanan bir topluluk için gerçekten ayetler vardır” diyor Allah. İman hakikatleri için demek ki, insanların düşünmesi, beynini geliştirmesi, araştırması, bilimsel deliller ortaya koyması bunları işte filmler, video filmler, radyo programları, televizyon programları, kitaplar, CD’ler bu tarz da çalışma yapmamız gerektiğini Kuran bize anlatmış oluyor, biz de bunu yapıyoruz. İnşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir tane faaliyet okuyabilir miyim yayını kapatmadan?

ADNAN OKTAR: Evet, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz yazdı; Bugün daha önce de ziyaret ettiğimiz, Taksim-Beyoğlu Süryani Katolik Kilisesi’ni. Sizin Gelin Birlik Olalım kitabınızı ve gülfidanı hediye etmişler. Çok hoşnut kalmışlar. “Canımız Hocamızı çok çok sevip, ellerinden öpüyoruz” diyor kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Mazlum onlar, Hristiyanlar. Orada burada küçük küçük kiliseleri var, çok az cemaatleri var onlara şefkat gösterirsek, çok sevap olur, çok güzel olur. İnşaAllah.

Yarın görüşüyoruz, inşaAllah. Haydi Selam.

DİDEM ÜRER: Aleykum Selam. 

Masaüstü Görünümü