Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (29 Ağustos 2013; 22:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Mis kokulu sevgilimle sohbetimize başlıyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Hocam, İngiltere Savunma Bakanlığı, Suriye’den atılabilecek füzeleri havada vurabilecek kapasitesine sahip tayfun tipi 6 jeti Kıbrıs’a göndermiş.

ADNAN OKTAR: Yok, ondan pek bir şey çıkmaz. Halkı oradan boşaltsınlar. Yani onları vurmak kırmakla falan pek bir şey olmaz. Halkı boşaltıp, boş bir ülke haline getirmek lazım. Kimse kalmasın, herkesi çıkarsınlar. Civar ülkelere alalım, onlara yerleşkeler oluşturup, böyle orada yaşamalarını sağlamak lazım.  Adam biraz bağımsız düşünemiyor şuan. İran, Rusya falan onlar bunları bastırıyorlar. Boş ülkede hiç kimsenin işine yaramaz. Bence orayı boşaltsınlar. O bombardıman falan ondan bir şey çıkmaz, Allahualem. Yani yine orada çoluğu çocuğu ezerler, asarlar, keserler. Orayı tahliye, en sağlam iş, en güzeli o. Çünkü hadi diyelim havaalanlarını vurdu diyelim, karadan adamları zaten öldürüyorlar, asıyorlar, kesiyorlar. Yani hava o kadar şey değil. Ona daha akılcı çözüm bulmak lazım. Tahliye süper bir yöntem. Civar ülkelere, her yere oradaki halkı dağıtmak lazım. 

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: İngiltere Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada; “bu adımın Kıbrıs’taki üstler bölgesini korumak için tedbir amaçlı atıldığı” belirtildi. “Jetlerin Suriye’yi hedef alacak muhtemel bir saldırıda görev almayacağı” vurgulandı.

ADNAN OKTAR: Onlardan pek bir şey çıkmaz. Hepsini de yakalayamazlar, roketlerin. Füze falan hepsini yakalayamaz. Yani adam tamam teslim olur ama çamura yatar, rezillik çıkaracak anlaşıldı, psikopatlık yapacak.  İslam ülkelerinin vurdumduymazlığı tabii çok korkunç, lakaytlar. Yani İttihad-ı İslam’a ve Mehdiyet’e tavır aldıkları için Allah bir bereketsizlik ve uğursuzluk yaydı İslam ülkelerinin üstüne. Hepsi değil ama büyük bir bölümü gaflet ve delalet içinde. İnanmıyorlar da İttihad-ı İslam’ın olabileceğine. Onlar inanmazken, Allah alttan alta da sistemi geliştiriyor. Onları istese de istemese de mecbur ediyor. Daha önce İttihad-ı İslam’a gülenler, şimdi ağlayarak İttihad-ı İslam’ı istiyoruz diyorlar ve diyecekler. Allah ne yapacağını bilir.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Suriye’de rejim güçleri tarafından muhaliflerin elinde bulunduğu öne sürülen Şam’ın farklı bölümlerinde Kasyon Dağı’ndan yoğun topçu ateşi yapıldı. Yine bugün içlerinde 8 çocuğun olduğu çok sayıda ölü vardı.

ADNAN OKTAR: Topçu ateşiyle adam kendi ülkesini yıkıyor. Yani oraların hiçbirini kullanır halde tutmak istemiyor. Her yeri yerle bir ediyor. Kendine yer ayırmış o Laskiye taraflarında falan, Sayfiye yerleri falan tarz yapmış kendine şekil yapmış. Oraya gidiyor. Orada yaşayacak olanları da cehennem gibi ortam da bırakmak istiyor. Çok ayıp yapıyor aslında. Ama Rusya’ya gücü yetmiyor. Rusya değil de Rus Derin devletine gücü yetmiyor herhalde. Şimdi Putin’de gidip onu teslim etse hain konumunda olacak, onun için o da delikanlılığına toz kondurmuyor, yani hain konumuna düşmek istemiyor. Yani karmakarışık bir sistem var. Derin devlet devam et diyor buna. Aslında bu devam etmek istemiyordur. Yani çoktan istifa ederdi bu kendi haline bırakılsa. Rusya’da buna istifa et dese, Putin’in durumu çok kötü olacak. Herkes herkese kilitlenmiş vaziyette, benim gördüğüm.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Diyarbakır İkinci Hava Kuvvet Komutanlığı 8. ana jet üstünün ardından Adana’daki incirlik üstünde de hareketli saatler başlamıştı. İki Türk F-16 uçağı havada 4 tur deneme uçuşu yaptı.

ADNAN OKTAR: Yok Türkiye, Suriye’ye girmez. Yani uçakları düşürebilecek sistem var Suriye’de. Çok silah aldılar zamanında Suriye’den, silah deposu gibi. Rus silahları, Çin silahları özellikle uçaksavar, roketler Suriye’de çok fazla var. Zaten Türk jetini öyle düşürdüler, daha hala anlaşılamadı nasıl düşürdükleri. Yani kolayca düşürdüler. Onun için öyle bir deneme yapmak, akılcı olmaz.

DİDEM ÜRER: Hocam, Rusya önümüzdeki birkaç gün içerisinde Akdeniz’e deniz altı avcı gemisi ve roket kruvazörü göndereceğini bildirmiş. 

ADNAN OKTAR: Yani meydana bende çıkıyorum diyor.

DİDEM ÜRER: Aslında evet, sonradan Rusya’dan açıklama yapılmıştı, “bunun olağan bir yer değiştirme olduğunu, görev süreleri biten gemilerin yerini değiştirdiklerini” söylediler. Ama tabii zaman ayarı olarak.

ADNAN OKTAR: Balans ayarı yapıyorlar yani. Tekrar söylüyorum, askeri müdahaleden hiçbir şey çıkmaz. Boş iş o, çünkü zaten niyetleri yok. Tam anlamıyla bir işgale niyetleri yok. Ama işgalde zaten muazzam bir çatışma olur. Çok karmaşık bir durum olur. Ama halkı tahliye etmek çok sağlam bir iş. Özetle bazı ülkeler fakirler. Yani o insanlara bakacak konumda değiller. Onlara İslam ülkelerinden para toplansın. Para yardımı yapalım. Bütün dünyadan maddi destek gelsin, gıda yardımı yapılsın. Civar ülkelere geçsinler. Adam da artık ne yapıyorsa yapacak. Bizim sırık diyelim.

DİDEM ÜRER: Hocam, AFAD da Suriye’de yapılan kimyasal silah saldırısının Türkiye’yi etkileyip etkileyemeyeceğinin taramasını yapıyordu. 

ADNAN OKTAR: Tabii savaş ortamı olursa adamın nevri dönerse, kimyasal silah da kullanır, başka şey de yapar. Yani intihar dalışları da yapar, her şeyi yapar. Sakin sakin olacak bir şey yok. Çok akılcı bakmak lazım.

DİDEM ÜRER: Hocam, birde Putin’de Hasan Ruhani’yle yaptığı telefon görüşmesinde “Suriye hükümetinin kimyasal silah kullanmadığına dair elde hiçbir delilin olmadığını ve Rusya’nın Suriye güvenlik güçlerinin kimyasal silah kullandığına inanmadıklarını” belirtmiş.

ADNAN OKTAR: Kullansa ne olur, kullanmasa ne olur? Kimyasal silaha taktılar kafayı. Yani napalm bombasıyla adamları yakıyorlar, bu çok normal diyor. Cayır cayır çocukları bak napalm bombası kavuruyor, atıyor. Bir mahalleyi ortadan kaldırıyor napalm bombası, bu olur, legal diyor. Genel bomba atıyorlar, oranın coğrafyasını değiştiriyor, arazinin şekli değişiyor, vadi oluşuyor böyle. O da çok normal diyor. Şarapnel parçaları kiminin suratını parçalıyor, kiminin kolunu koparıyor, bunlar normal diyor. Kimyasal silah? “O olur mu, insanlığa aykırı o” diyor. “Öyle adam öldürülür mü? Böyle öldürülür” diyor. Bu daha kibar şekli diyor. Mantıklı bir ifade değil. Hiçbir şekilde insan öldürülmemesi lazım. Hepsi aynı, kimyasal silah da aynı, genel maksat bombasının yaptığı ölüm de aynı makineli tüfek mermisiyle ölmek de aynı bıraksınlar bunları. Şimdi biz asıl belanın kaynağına inelim biraz. Darwinizmin materyalizmin meydana getirdiği bir bela Suriye. Suriye’de komünist bir hükümet var, komünizm ülkede Darwinizm, materyalizm. Belaya inerek bir anlatım yapalım, sonra sohbete devam edelim, inşaAllah.

VTR-Komünizmin Vazgeçilemez İçgüdüsü Terör.

GÜLŞAH GÜÇYETMEZ: Aşkımla sohbetimize devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: Didem Sultan Hocamız Hazretleri buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Hocam, olası bir kimyasal saldırıya karşı İsrail vatandaşları gaz maskesi ediniyorlar.

ADNAN OKTAR: Amma abartıyorlar. Yok öyle bir şey. Olmaz. Savaş da olmaz, öyle bir şey de olmaz.

DİDEM ÜRER: Ülkedeki tüm savunma sistemleri de harekete geçmiş.

ADNAN OKTAR: Yani tamam yapsınlar ama bir şey çıkmaz ondan, Allahualem. Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Fransa Cumhurbaşkanı’ndan müdahaleye dair gönülsüz açıklamalar ve müttefiklerin operasyon konusunda geri adım atmaya başladığına dair haberler vardı bugün.

ADNAN OKTAR: Müttefikler değil, ben geri adım attım.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: PKK’da 83 Kürt din adamının Cemil Bayık’la bir araya geldikleri ve Öcalan’ın da bu çalışmalardan haberdar olduğu ve desteklediğine dair bir haber vardı.

ADNAN OKTAR: Cemil Bayık. Yani o da imana geldiyse iyi. İman etsinler, Kuran’a tabii olsunlar, İttihad-ı İslam’ı savunsunlar, ondan sonra, tevbe istiğfar etsinler, süratle İttihad-ı İslam’ın oluşması için gayret etsinler.

DİDEM ÜRER: Gezi Parkı eylemcilerine palayla saldıran Sabri Çelebi dün gece gözaltına alındı. Sorgulamanın ardından tekrar serbest bırakıldı. Havaalanında gözaltına alınmıştı Türkiye’ye geldiği sırada.

ADNAN OKTAR: Tamam, işte bir hata kusur etmiş. Özür dilesin tekrar tekrar. Özellikle o genç kızdan çok özür dilesin. Yazık o canıma, çocuk acayip şeker bir şey. Bayağı şiddetli vuruyor, çocuk acayip sarsılıyor. Kız çocuğuna öyle yapılır mı? İnanılır gibi değil. Orada çok çok ayıp yaptı. Tekrar tekrar özür dilesin, inşaAllah. Evet.

DİDEM ÜRER: Dışişleri Bakanı Davutoğlu; Türkiye’nin, Suriye’de muhalefete verdiği desteğin temelinde yeni bir Suriye kurulması iradesinin bulunduğunu” söyledi.

ADNAN OKTAR: Tamam, çok güzel olur, bayağı iyi olur, hoş olur, güzel olur. Fakat kültürel eğitimle olur. Yani güçlü bir eğitim. Türkiye’de Darwinist, materyalist eğitim veriliyor. Suriye sormaz mı, Darwinist, materyalist eğitimi bize de mi vereceksiniz?” der adamlar. “Kendi ülkende Darwinist, materyalist eğitim veriyorsun gençliğe. Biz Müslüman’ız, şimdi bize gelip Darwinist, materyalist eğitim verirsen, ne olacak?” diye düşünebilirler. Türkiye’nin ilk yapacağı şey, güzel İslam anlayışını, Kuran’a dayalı İslam anlayışını, akılcı, bilimsel bir üslupla, samimi bir üslupla insanlara aktarmak, Darwinist, materyalist düşüncenin yanlışlığını da, Darwinist, materyalist düşünceyi genişçe anlatarak, ifşa ederek “bak komünizm budur, Darwinizm budur, Darwin’in iddiaları budur.” Bütün delillerini vererek. “Lamarck budur. Ve cevapları da budur. Tercih sizin” demesi lazım. Demiyorlar. Sadece “Darwin doğru söyledi” diye devlet geceli gündüzlü anlatıyor. Ama biz de Allah’a çok şükür karşı anlatım yaptık. Yüzde 95 bu düşünceyi Türkiye’den kazıdık. Ama buna rağmen devlet hala Darwinist eğitim veriyor. Dolayısıyla siyasetle Suriye’ye etki etmek mümkün değil. Siyasetle yönlendirmek mümkün değil. Ancak eğitimle olabilir. Eğitim, şefkatle, Kuran hakikatlerini anlatmakla olabilir. Çünkü vahşi, iki tarafta da vahşiler var. Suriye devleti de vahşi, onlarla savaşanların da büyük bölümü vahşi. Birçoğu vahşi. Öyle bir sistemde cennet gibi bir alem, cennet gibi bir ortam tahayyül etmek çok güç.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bursa’da 31 Ağustos Cumartesi saat 18:00’de Büyük Birlik Partisi ve Alperenler’in birlikte Fomara Meydanı’nda düzenledikleri ve İslam aleminde akan kana dikkat çektikleri vaad edilmiş topraklar adlı miting yapılacak. Büyük Birlik Partili ve Alperen kardeşlerimiz Bursa halkını düzenledikleri mitinge bekliyorlar inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel. MaşaAllah aferin, elhamdülillah. MaşaAllah gençlere.

Evet dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam şöyle bir mesaj geldi: “Hocam bu akşam saçlarınız adeta dile gelmiş, konuşuyor maşaAllah. Yakıyorsunuz yine Hocam” demişler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, maşaAllah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, bu sabah saat 9:20’de Çanakkale’nin Biga ilçesinde 4.2 şiddetinde deprem meydana geldi. Depremde can ve mal kaybı olmadı.

ADNAN OKTAR: Her gün yer bağırıyor, “illa bana Mehdi (a.s)’ı verin. İlla İsa Mesih’i verin. Yoksa durmam” diyor. Seyyidina İsa Mesih ve Mehdi (a.s) gelinceye kadar devam edecek.

İmanla sevdin mi gerçek aşk kalpte çıkar. İmanla sevmedin mi, ete, kemiğe nereye bakacaksın? Neyine bakacaksın? Neyine muhabbet duyacaksın? Et, kemik, etten, kemikten bir şey olmaz. Toprakta paramparça olup çürüyor. Ruha muhabbet, Allah’ın tecellisine olan muhabbet, Allah aşkına duyulan muhabbet inşaAllah.

DAMLA PAMİR: Ve sonsuza kadar sürecek birlikte. Elhamdülillah.

ADNAN OKTAR: Elhamdülillah, bir başladı mı sonu yok.

BEYZA BAYRAKTAR: Artan bir sevgi oluyor Hocam, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet. Dünyada şiddet kafası gittikçe yayılıyor. Şiddet yerine sevgi, Allah bunu ısrarla tavsiye ediyor. Tevrat’ta bu vardır. Kuran’da bu vardır. Fakat melekler diyor ya, “kan dökecek, zulüm yapacak insanları mı yaratacaksın?” diyor Cenab-ı Allah’a. Cenab-ı Allah, “Siz bilmezsiniz, Ben bilirim” diyor. Çünkü imtihan olacak insan. İnşaAllah.

“Hz. Mehdi (a.s) geldikten sonra kıyametin kopmasına ne kadar zaman kalacak? Herhangi bilgiye sahip miyiz?” ‘2120’ diyor Bediüzzaman. İnşaAllah, 2120 gibi kopacak kıyamet.

“Hocam sizi çok seviyoruz. Tüm arzumuzla bütün dünyadaki zulümlerin bir an evvel dinmesi için İslam Birliği istiyoruz. Almanya’dan selamlar.” Aleykum Selam. Halime, Özgür, Seval, Samil Develioğlu. Bir göster bakalım şu dünya tatlılarını. Bu şekerliğe ne diyorsun Didem?

DİDEM ÜRER: Acayip tatlı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bunlar normal bayram şekeri.

DİDEM ÜRER: Ama acayip şekerler. Biraz ablanın şefkati çok dikkat çekici kardeşine.

ADNAN OKTAR: Abla hepsine hakim. Ama abla o tabii ilgilenecek, maşaAllah.

“Uzun zamandır sormaktan çekindiğim bir konu var. Emre Uslu ve Mehmet Baransu.” Niye işte çok akıllı gençler ikisi de. Emre Uslu da çok akıllı, Mehmet Baransu da akıllı çocuklar. Türkiye’ye barış gelsin, güzellik gelsin, çeteler yok olsun diye gayret ediyorlar. Daha ne yapsın çocuklar? Yani ters bir tavırları yok.

Didem Sultan dinliyorum sizi.

DİDEM ÜRER: Hocam, Urfa’dan bir bayan kardeşimiz yazdı: “Ruhum, biricik canım Hocam, sizi Allah için çok seviyorum. Siz evimizin nurusunuz. 100 adet resimli kitaplarınızdan eczane, avukat ve kuyumculara hediye ettik. Ayrıca 2000 adet A9 TV broşürü dağıttık. Canım Hocam ellerinizden öpüyorum” diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak ne güzel. Ne güzel bak CHP ile iç içe, CHP’yi seven, çünkü çok değerli klas bir partidir CHP. CHP’liler de nur gibi insanlardır. Laikliğin bekçisi, Atatürkçü, aydın, gerçek dindar, samimi dindar, dindarlıkta gösteriş yapmayan, kibar, hoş insanlardır. Atatürk’e olan sevgileri de ayrı bir güzellik. Bütün milletimize var ama CHP’nin böyle bir yönü olması, Atatürk’ün kurduğu bir parti olması da ayrı bir güzellik. CHP’ye gösterilen ilgi faydalı. İsabetli ve güzel. Çok iyi yapmış maşaAllah, elhamdülillah. Aferin.

DİDEM ÜRER: Hocam, Fatih Altaylı konuşmuş: “Suriye müdahalesinin Esad’ı devirmeye yönelik olmadığı için, Suriye’ye müdahale edecek taraflar arasında olmaması Türkiye’nin lehine. Böylece İran, Rusya’yla gereksiz sorun yaşamayız. Zira planlanan müdahale Türkiye’yi tatmin etmiyor. Emevi Camii’nde namaz başka bahara” demiş.

ADNAN OKTAR: Emevi Camii’nde başka bahar değil, Mehdiyet baharında olacak. Onun bir vakti, merhunu var. Emevi Camii’nin imamı, İmam Hz. Mehdi (a.s)’dır. Yani oradaki o güzelliği görecek olan, Hz. İsa Mesih (a.s) ile karşılaşacak olan, Kudüs’te namaz kılacak olan, Ayasofya’da namaz kılacak olan, İmam Hz. Mehdi (a.s)’dır. Allah dünyayı dizayn ediyor. Suriye’yi hazırlıyor. Irak’ı hazırlıyor. İsrail’i hazırlıyor. Her yeri hazırlıyor, Türkiye’yi hazırlıyor. Bütün dünya misafirin gelişi için hazırlık halinde, bayram hazırlığı gibi. Bayramda nasıl hazırlık yapılıyor, onun gibi.

Biraz Ahmet Yasin Hocamı dinleyelim, sonra devam edelim inşaAllah.

VTR: Şeyh Ahmet Yasin Hazretleri 25 Ağustos 2013 Bursa

EBRU ALTAN: Bir tanem, aşkımın güzel sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Pazar günü Kadıköy Moda’da yaklaşık 20 otele sizin kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Aferin, çok isabetli bir hareket. Özellikle oraya yabancılar da geliyor.

DİDEM ÜRER: Bir kardeşimiz yeğeni Rana’nın resimlerini göndermiş.

ADNAN OKTAR: Ah severim ben onu. Çilek niyetine yerim ben onu kıtır kıtır. Nasıl şeker, nasıl bal. Yaklaştır yüzünü bakayım. Ah benim tatlım, bakışın temizliğine bak sen. Burnun fındıklığına bak sen. Annesi bir burnundan ısırsın, yanaklarından ısırsın, çenesinden ısırsın, kulaklardan, bir de kollarından. Bir de ellerinden, ayakları, bayağı ısırması gerekiyor annesinin. MaşaAllah. Bunların çok tatlı bir kokusu oluyor. Vanilya kokusu gibi kokuları oluyor. Bayağı tatlı. Evde çok büyük nimet, şahane bir şey.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz Elazığ merkezde farklı bölgelerde 2000 adet A9 broşürü dağıtmışlar. “Nur yüzlü gül yüzlü canımız Hocamızı çok seviyoruz. Nurlu ellerinden öpüyoruz” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Aferin benim canlarıma, aslanlara bak sen yakışıklılara, bu yakışıklıları bir yakından ben göreyim bakayım. Nasıl şekermiş bunlar nasıl güzelmişler, maşaAllah. Nur gibiler canlarım benim. Ne güzel bizim insanlarımız maşaAllah. Bayağı sevimliler mahallelini şekerleri, balları, kaymakları abisi sevsin bunları. Ekibin ucu bucağı yok herhalde maskotları bu. Allahualem başı bu olabilir. MaşaAllah Allah ömürlerini uzun etsin benim şekerlerimin dünya tatlılarımın kalplerinde neşe olsun. Allah sağlıklı uzun bereketli uzun ömür versin. Hz. Mehdi (a.s)’a, Hz İsa Mesih (a.s)’a talebe etsin Rabbim. İnşaAllah, ruhaniyetli derin bakışlı olmalarını Allah nasip etsin. Cennet terbiyesi versin onlara, cennet kuzusu olarak bizlerle karşılaşsınlar inşaAllah, ahirette. Bu resimlerini unutmayacağız. Hafızamız yazıyor, inşaAllah.

Didem Hocam buyurunuz.

DİDEM ÜRER: İsrail’den sert Suriye açıklamaları geldi. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres “bize zarar vermeye kalkarlarsa, tüm gücümüzle cevap vereceğiz” dedi.

ADNAN OKTAR: Eğer delilik yaparlarsa, çok şiddetli cevap verilmesi gerekir. O zaman çok fazla can kaybı olur, muazzam can kaybı olur. Tahliye en iyi çözüm tahliye. Öbür türlü sakat iş Suriye’nin direnecek hali yok aslında. Boş kabadayılık yapıyor aslında bir şey yapacak hali yok aslında. Tahliye edilip daha sonra bir şeyler yapılabilir aslında. Önce orada insan bırakmayalım.

DİDEM ÜRER: Hocam, Şule kardeşimiz şöyle yazmış; “canım bir tanem sultanım Hocam bu gün Nevşehir örnek evlerde 600 adet A9 Tv tanıtım broşürü dağıttık. Sizi Allah için seviyorum ve dualarınızı istiyorum ve bir an önce İslam hakimiyetini arzuluyorum” dedi.

ADNAN OKTAR: Aferin benim güzelime, aferin benim canıma. Bunlarda minik melekler, çünkü melek hükmünde bunlar, tertemizler. Benim canlarım nasılda güzelmiş bunlar ama hakikaten hayret bu kadar güzel olmaları. MaşaAllah, ne güzel bizim milletimizin insanları maşaAllah, elhamdülillah hayret çok nurlu ve temizler. Yeni nesil özellikle Mehdiyet’in nuru çocukların üzerinde var. Hz. İsa Mesih (a.s)’ın nuru onların üzerinde var. Muhammedi güzel bir ahlakla yetişiyorlar. Elhamdülillah, maşaAllah.

Her bardağın bir kaderi vardır. Zamanı geldiğinde ölür, kırılır gider. Bu bardağında bir kaderi var. Diğerlerini de imal ettiklerinde tarihi belli, nereye geleceği belli, ağabeyini sevmiş, şimdi ağabeyinin elinde, onun da şuuru var, nasıl asanın şuuru varsa, bunun da şuuru var.

“Danimarka’da ben ve eşim zorlu bir imtihandan geçiyoruz. Müslüman’ız diye çok baskı görüyoruz” diyor. İşte bu bağnazlar yüzünden, temiz Müslümanlara da söz geliyor.

“Gün yüzüyle günlümü aydınlatan, zümrüt gözleriyle aşk denizine daldıran, hoş sohbetiyle dünyanın sevgilisi olan, kurtuluşa vesile olan sevgi öğretmenim, olağanüstü yakışıklısınız” diyor, maşaAllah.

“Ne perhizler ne diyetler yaptım, bir türlü zayıflayamıyorum” diyor. Perhiz yapan eğer perhize karar verdiyse, ağır işte çalışamaz, dışarıda gezme olmaz. Evde ya uyuyarak dinlenecek, çok hafif hareketler yapabilir. Hastalık gibi bir şey o, ağır tedavi gibidir, yatak tedavisi gerektiren bir şeydir perhiz. Öyle başka bir şey ile uğraşamaz o bitkinlik vereceği için, uyuyarak geçirebilir vaktini, dinlenerek geçirebilir hafif sporlar yapabilir. Diğer türlü çok sarsıcı olur. Vücut öyle bir şeyi kaldırmaz. Soğuğa gelmek tehlikeli olur. Rüzgâr, cereyan zarar verebilir.

Şimdi Şeyhimiz Sultanımız’dan bahsedelim. Dünyanın en tatlı Şeyhi, Şeyhimiz Sultanımız. Şeyh Bahaddin Efendi selam söylemiş, “ellerinden öpüyorum Hocam’ın” demiş. Estağfirullah, biz Bahaddin Hocam’ın ellerinden öpüyoruz. Allah ömrün uzun etsin.

Emin ve Taha bir bakalım bu güzellere, bunlar da benim canlarım, bunlar da Almanya’dan değil mi? Bir göreyim yakından. Aman Allah’ım, bu benim hayranlarımdan maşaAllah isimleri de çok güzel. Emin ve Taha maşaAllah aferin benim canlarıma. Babalarına da annelerine de bu sevimlilere de Allah uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, İskenderun’dan kardeşlerimiz; “Çok kıymetli Hocam iş yerimizde ki kitap dağıtımına devam ediyoruz, inşaAllah Hocamızın dualarını bekliyoruz” yazmışlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne güzel benim Anadolu’da ki insanlarım. Bak şu gayrete bak maşaAllah, elhamdülillah. Allah şevklerini arttırsın, Allah hissi kalbel vukuuyla, yani bir ilham ile hissettiriyor onlara, İttihad-ı İslam’ın onlara ferahlık getireceğini. Hiç birisi bağnazlık gelecek yobazlık gelecek kafasında değil. Hepsi cennet gibi bir dünya olacağından emin. Çünkü kader böyle. Onu hissediyorlar maşaAllah. Bakıyorum da çok aydın kaliteli gençler, hepsi İttihad-ı İslam’ı istiyorlar. Bağnaz yobaz takımı da aman aman diyor “İttihad-ı İslam, sakın. Bak, aydın gençler, aklı başında olanlar, aşkla istiyorlar.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Kardeşlerimiz Feshane de Siirt günleri etkinliğinde Siirt İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Gürdoğan ve Belediye ve Özel İdare Çalışanları Birliği Sendikası Siirt İl Başkanı Sabit Selvili’ye sizin “Türk İslam Birliği’ne çağrı” kitabınızı hediye etmişler. Oraya gelen çok sayıda misafirle birlikte İslam Birliği’nin farz olduğu hakkında sohbet etmişler. Ayrıca Karaköy Perşembe pazarında ki esnafa da “İlmi Mercek” dergisini hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Siirt’in aslanlarına. Siirt’te Kürt kardeşlerimizin yoğun olduğu bir ilimizdir. Çok güzel ahlaklı tertemiz insanlardır. Allah hepsine uzun ömür versin.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Bir bayan kardeşimiz şöyle yazmış Hocam; “Bir tanem, sevgi öğretmenim, canım Hocam. Çorum merkezde farklı tarihlerde 100 adet A9 Tv tanıtım broşürü, yaşayan fosiller ve Türk İslam Birliği broşürleri dağıttık. Mahallemize yani açılan diş hastanesine sizin değerli eserlerinizden armağan ettik. Dostlarımız sizi yakından takip ettiklerini eserlerinizi okuduklarını söylediler. Sevgi ve selamlarını gönderdiler. Hayır dualarınıza muhtacız, inşaAllah.” 

ADNAN OKTAR: Cennet kuzusu bunlar, cennet kuzusu. Bir de hepsi süslü, süssüz olan yok.

DİDEM ÜRER: Bir de böyle kardeş kardeş çok iyi anlaşıyorlar baya iyi oluyor araları genelde, maşaAllah. 

 ADNAN OKTAR: Evde bu çok büyük olay, iki kişi oldu mu bitti ne olur ben düşünemiyorum. MaşaAllah Allah sağlık sıhhat versin. Çok güzel olmuş aferin maşaAllah.

Doktorlar. Doktorların hepsine Aleykum Selam ve Berakatuhu. Doktorlar güzel insanlardır, büyük görev yapıyorlar, sevabı çoktur doktorların. Çok çileli çok zor. Kan revan içinde değil mi? Kan, ızdırap içinde  insanlarla akşama kadar ilgileniyorlar. Doktora hürmet ibadet olur. Doktorları sevmek, saygı göstermek ibadet olur. Bazı hanzolar gidip saldırıyorlar, çok büyük terbiyesizliktir vicdansızlıktır. Çok ayıp. Değil mi? Onlara karşı çok hürmetkar baş tacı eden bir üslup kullanmak lazım. Akşama kadar hastanelerde, nöbete kalıyorlar son derece zor bir görev. Yani nefsin kaldırmayacağı şeylerle karşılaşıyorlar sürekli.  Yani nefsin dayanamayacağı şeyler. Ve gecesi gündüzü yok bütün ömürleri öyle geçiyor. Veli tiynetli insanlar sakın ha! Hiç kimse onları üzmesin, devlette iyi destek olması lazım doktorlara. Maaşları iyi olması lazım, onların imkanları iyi olması lazım, hürmet görmeleri lazım. Değerli varlıklar. Ne kadar zor düşün bir insan, her tarafı açılmış, kesilmiş geliyor başında duruyor. O hemşireler de öyle. Hasta bakıcılar, bunlar çok değerli insanlar. Kutsal insanlardır. Çok hürmet etmek lazım. Çok çok zor iş. 

DİDEM ÜRER: Aysel kardeşimiz; “sizi çok sevdiğini ve gülmenin size çok yakıştığını” yazmış. Ve gerçekten çok doğru söylüyor, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, elhamdülillah.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 27 Ağustos Salı günü Gaziosmanpaşa’da 500 adet İslam Birliği istiyoruz broşürü dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Gaziosmanpaşa’da, maşaAllah. Osman Paşa marşını dinleyelim o zaman. Şöyle Osman Paşa’yı madem andık. Mehteran.

VTR-Mehteran

YASEMİN AYŞE KİRİŞ: Pedra ve Melita ile aşkımın sohbetine devam ediyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Almanya’dan “nur Sultanım Adnan Hocam, sizi nasıl çok özledim bir bilseniz. Ellerinizden hasretle öpüyorum. Rabbim beni biran önce size kavuştursun, inşaAllah. Bu benim küçük kuzucuğum oğlum, adı Erhan. Burada biliyorsunuz birde Erhan kardeşim var, isimleri karışıyor. Biz oğlum Erhan’a sizden isim istiyoruz, vereceğiniz ismi heyecanla bekliyoruz” diyor. “Çok çok sevgilerimle Sulatanım aşkım ruhum Hocam” diyor. MaşaAllah.  Bu iki güzeli ben bir göreyim bakayım önce. MaşaAllah, çok şekermiş bu, balmış bu baya tatlıymış.

ADNAN OKTAR: Bu Aynur Hanım, bu da oğlu. MaşaAllah, oğlu Erhan aslan gibi kolu annesinin boynunu eğmiş. Yaşı küçük olduğu halde demek ki Erhan baya iri yarı olacak. Bismillah bakayım O’na bir isim Kuran’dan, inşaAllah. Ya Allah bismillah. Davut olsun ismi.

DİDEM ÜRER: Hocam şöyle bir şey var. O Erhan kardeşimiz diğer ikinci Erhan kardeşimiz, Facebook’ta Davut adını kullanıyor.

ADNAN OKTAR: Öyle mi? MaşaAllah, hayret. Ama şimdi artık Davut’un ismi Davut Erhan.

DİDEM ÜRER: Onun gerçek adı olacak, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Dinliyorum Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Ankara’da Dikimevi Metro çıkışında, bugün 50 Harun Yahya kitabı, 25 Harun Yahya belgesel cd’si ve 75 adet PKK’ya Çözüm Broşürü dağıtmış kardeşlerimiz.

ADNAN OKTAR: Ankara dikimevi? 2 No’lu Askeriye Dikimevi, meşhur Ankara’nın bütün orduya oradan kıyafet şu bu falan temin ediliyor. Bakayım şu ufaklığa bir önce. Ankara’nın efesi bu, aslanı bu, maşaAllah. Aferin benim canıma. Küçük yaşta çile çekenler, canlarım benim küçük çocuklar oluyor, açıkça hissediliyor onlar. Çocuklara kolaylık sağlamak lazım, yazık günah. Onları çalıştırmak, onları üzmek, birde o çocukların ciltleri de değişik oluyor. Yani çok ızdıraplı oldukları anlaşılıyor. Çocuklara kolaylık sağlaması konusunda hem devlet, hem de millet olarak çok yoğun gayret etmemiz lazım.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, kardeşlerimiz şöyle diyorlar; “Bursa valiliği ve Osman Gazi Kaymakamlığı’nın iş birliğiyle, “bir kitap al bir kitap bırak” mini kütüphaneleri meydanları kurulmuş. Hocamızın Türk İslam Birliği’ne çağrı, Atatürk’ün devlete bağlılığının önemi, komünist Kürdistan tehlikesi ve İslam terörü lanetler kitaplarından bıraktık” diyorlar kardeşlerimiz. 

ADNAN OKTAR: Bu yöntem şahaneymiş. “Bir kitap al, bir kitap bırak.” Çok iyi akıl. Bol kitap okunur böyle. Bunu Türkiye çapında yaygınlaştırmak lazım. Çok iyi. Didem Sultan Hocam, dinliyorum.  

DİDEM ÜRER: Ertuğrul Özkök; “2004’den bu yana Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti, Fiji, Moritanya gibi ülkelerde darbeler olduğunu, ancak Türkiye’nin sessiz kaldığını, dış ilişkiler ve çıkarlar bağlamında bunun anlaşılabilir olduğunu, ancak Mısır’daki darbeye tepkinin aslında bir Müslüman kardeşlik siyaseti mi olduğunu sorgulamışız” diyor.

ADNAN OKTAR: Zulmettiler orada açıklaması var mı? Adamları şakır şakır vurdular, şehit ettiler. Rezalet. Ölüleri buldozerle çiğniyorlar. Çok büyük terbiyesizlik, ahlaksızlık yaptılar. Yani ayıp yaptılar. Rezillik yaptılar. Dünyada görülmemiş şeyler bunlar ya. Cenazeye bir saygı vardır. Buldozerle üstünden geçiyor, vahşiliğe bak yani. Allah ıslah etsin. Allah hidayet versin. Yine de tabii insandır, düzelmelerini isteriz. Mahvolmalarını, helak olmalarını istemeyiz. Allah hidayette güzelleştirsin. Akılla, fikirle, düşünceyle, kültürlerde onların iyi olmalarını onlara nasip etsin, inşaAllah. 

Didem Hocam, siz buyurun dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Ankara’da kardeşlerimiz Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Ömer Çelik’in himayesinde gerçekleşen 5. Filistin ve Kültür Haftası açılış programında, Filistin Ankara Büyük elçisi Sayın Nebil Maruf, Filistin Kültür Bakanı Sayın Enver Ebu Ayşe ve Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak ile İslam Birliği üzerine röportaj yapmışlar. 3 isimde İslam Birliği’nin gerekliliği üzerine demeç vermişler, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Güzel, Allah sabırlarını genişletsin, irfanlarını genişletsin. Hamiyet-i İslamiyelerine güç katsın, kalplerine ferahlık inşirah versin, evet.

DİDEM ÜRER: Hocam, İngiliz parlamentosunda yapılan görüşmede Suriye müdahale konusunda olumsuz karar çıkmış. 13 oy ile kaybetmiş Cameron.

ADNAN OKTAR: İşte bir şey çıkmazda onun için. Netice alınacak bir şey düşünmüyorlar. Tahliye etmek varken, bomba yağdırıp iş çıkartmaya ne gerek var. Bomba dünyanın parası. O paraya, o garibanlara yiyecek sağlasınlar, giyecek sağlasınlar, barınma yeri sağlasınlar. Katrilyonlarca para tutar oraya yapılan askeri operasyon. Katrilyon hesabıyla. Katrilyonu oraya harcayalım işte çıkaralım onları. Değil mi, bakalım rahat etsinler konu bu. Mesele biter o zaman. Öbür türlü olmaz. Bomba, kime atacaksın bombayı nasıl yapacaksın, karışık. Katili hesaplıyorlarsa, katil orada yok. Yani yöntem değil bu, olmaz böyle bir şey.

Zümer Suresi, 22.

AYLİN KOCAMAN: Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım, “Allah kimin göğsünü İslam’a açmışsa, artık o, Rabbin’den bir nur üzerindedir, öyle değil mi? Fakat Allah’ın zikrinden yana kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.”

ADNAN OKTAR: Allah’ın zikrinden ayrıldığında, insan dengeli olmuyor. Allah, ona dikkat çekiyor. Ama İslam’a uyuyorsa, bir nur üzerine oluyor. 2022 ebcedi ve 22. ayet, çok acayip bak 2022. MaşaAllah.

Didem Hocam buyurun.

DİDEM ÜRER: Lübnan’da kaçırılan pilotlarımızdan ses kaydı gönderildi bugün son gelişme olarak. LBZ televizyonuna konuşmuşlar ve kaptan pilot Murat Akpınar kaçırılmasıyla ilgili, “ Neden kaçırıldık diye sorduğumuzda, ‘biz 9 Lübnanlı Azez bölgesinde kaçırıldı kendilerine yardım edecek ülke Türkiye’ dediler. Devletimizin bizi kurtarmak için çabasını biliyoruz” demişler. Resimleriyle birlikte yayınlanmıştı.

ADNAN OKTAR: Yani acayip günler, acayip olaylar. Mazlum insanları kaçırıp, onları tedirgin etmek. Ailelerini tedirgin etmek bir Müslüman’ın yapacağı bir şey değil. Yazık günah yani, evet.

DİDEM ÜRER: Abdulkadir Selvi yazısında Yeni Şafak’ta, Suriye harekâtı ile ilgili, batının Müslüman kanı akıtmasına izin verecek misiniz diyen CHP Ulusal kanal, acizciler ve gezici ulusalcıları eleştirdi. Ve “kimyasal silahla katledilen 100 bin kişi ve çocuklar Müslüman değil mi” diye sordu. “Bosna ve Kosova’da olduğu gibi katliamların önüne geçilecek” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: İşte oradakileri tahliye, Suriye’de kurtuluş, tahliyede. Onu her yerde dillendirelim.

DİDEM ÜRER: Hocam bu konuda çok soru geliyor size, “bu tahliye nasıl olacak, nereye tahliye edecekler?” diye.

ADNAN OKTAR: Suriye’nin civarındaki bütün ülkeler olur. Her açıdan, 360 derece düşünsünler, her yerden kaçsınlar. Her ülkeye yardımcı olalım. Kurtarsınlar kendilerini. Sınıra doğru kaçacaklar. Bunu yapalım.
Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Genelde de imkanlar sınırlı olduğu için diyorlar Hocam ülkelerin kabul etmeme durumu oluyor. Ne yapılabilir diye.

ADNAN OKTAR: İşte bütün ülkeler maddi yardımcı olsunlar. Yani bu ülkelere. Yiyecek, giyecek, barınak yeri, o kadar. Yani ülkelere yardım olduğunda, onlarda onlara yardım etmiş olurlar. Ne olacak onlardan bir tabak yemek yiyecekler günde. Üstlerine bir sıcak tutacak kıyafet olsa yeter. Bir de çadır gerekiyor, o kadar. Gariban onlar mazlum insanlar, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Samsun’dan Fatih kardeşimiz, size oğullarının resimlerini göndermiş, Ahmet ve Emirhan’ın, ikisi de sizi çok seviyorlar.

ADNAN OKTAR: Aman Allah’ım nasıl yakışıklıymış o. MaşaAllah, o da ikisi de. Kıyafet de şahane olmuş. İki kardeş birbirlerini sevmeleri de güzel. Ama kravat falan şahane üstü şahane, saç kesimi biçimi falan şekli şemaili muhteşem. Allah ömürlerini uzun etsin. Hayır, bereket, nur versin onlara Cenab-ı Allah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Antalya’dan Güliz kardeşimiz, “Selami Hocamızı çok seviyoruz, bu bir arkadaşımızın kardeşi” diye size resim göndermiş.

ADNAN OKTAR: Hay maşaAllah. Pehlivana bak sen kollar dolu dolu. Ama yanakları ısırmak için yani acayip müsait. MaşaAllah Allah ömrünü uzun etsin. İman, sağlık, sıhhat versin inşaAllah.
Dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hayrettin Karaman Hocamız; “Bireyler ahlaksız, cemiyet düzensiz, siyaset bozuk. Buna Allah’a isyan denir. Ve cezası da İslam dünyasının çektikleridir. Kabahat ne dinin, ne de İslam düşmanlarınındır. O ikisi kendine düşeni yapıyor, kabahat eksik Müslümanlığımıza ait” diye yazdı.

ADNAN OKTAR: Kabahat, kabahatler olur. Ama Mehdiyet ile kabahatler ortadan kalkacak. Her şey kader içerisinde oluyor. Her şey kadere bağlı olarak oluyor. “Önderleri kendilerinden biri olacak” diyor, Müslümanlardan biri. Bakın Tevrat’ta bile bu şekilde geçiyor Hz. Mehdi (a.s) için, inşaAllah.

“Canım Seyyid Muhammed Adnan Oktar Hocam. Ben Azerbaycan’dan” diyor, bir hanım kardeşimiz, “nasıl ki kendime değer veriyorsam, kendim ondan da üstün seviyorum. Çünkü siz kendi kanımdan gibi, aynı ruhtanmış gibi hissediyorum ve çok seviyorum sizi canım Hocam. Sizin sözleriniz fikirlerinizde aynen benim anladığım düşüncelerim gibi anlıyor ve canı gönülden kabul ediyorum. Size olan sevgim ve değerimi Allah kalbime koydu inşaAllah, maşaAllah.” Bayağı seviyor benim canım bir tanem. Boyunu posunu seveyim onun maşaAllah, bayağı güzel bir hanım.

“Suriye boşalınca ne olacak topraklar” diyor. Rejim değişecek, adamlar gidecek. Halkta geri yerine gelecek değil mi. Ev yanıyorsa, evi terk edersin. Yangın biter, ortalık düzelir ve gelir evine geri oturursun, konu bu. Suriye, Suriyelilerin. Kimse orayı olumsuz yönde kullanamaz.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Yeni Akit yazarı Osman Atalay; “Haccı değil, zalimleri boykot edelim. Müslümanların tek vücut olarak bir araya gelmeleri için, farklı şuurlar geliştirelim. Birlik beraberlik fikirlerini kendi aramızda oluşturalım” dedi.

ADNAN OKTAR: Yani ne demek o? Mehdiyet ile olur o birlik. Kendi kafasına göre yeni bir fikir geliştirirse, herkes yeni orijinal bir fikir ortaya atarsa, yüzyıldan beri başımıza gelenler aynısı devam eder. Olur mu öyle şey? Yüzyıldan beri herkes yeni bir teori yeni bir fikir ortaya atıyor. Allah’ın dediğini yaptığında, konu biter. Mehdiyet ve Hz. İsa Mesih (a.s), yani ahir zamanın iki görevlisi onun dışında olmaz.

En büyük gıda böyle benim canlarımda imandan kaynaklanan mutluluk. Mutluluk olmadığında, vücut zehirlenmeye başlıyor. Allah vermesin, mahvoluyor. Mesela bak, mutluluktan nasıl güzel. Gözleri şahane güzel.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, çok sevimli bir videomuz var. Hemen gösteriyoruz şu an. Bu 1,5 yaşında Bade Nur isminde, doğum günü varmış yakınlarda. Doğum günü daveti olarak bu videoyu size gönderiyor. Süreyya kardeşimizin kızı.

ADNAN OKTAR: Ben, iyi ki olay yerinde değildim. Ben bunu yerdim kıtır kııtr. Bayağı şeker, bayağı tatlı. Kardeşim nasıl güzelmiş, nasıl şekermiş.

DİDEM ÜRER: Aydın’dan göndermişler.

ADNAN OKTAR: Didem hocam dinliyorum.

Işıl “bende Azeri’yim” diyor. Bayağı güzel kızmış Işıl. Benim bir Azeri tatlım daha var gelmek isteyen, o çok şeker. Gelsin en kısa sürede misafirimiz olsun.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Serdar Turgut; “Esad uluslararası kamuoyu ve Amerika’yı kendisine karşı hareketlendirecek eylemi neden yapsın” diye söyledi. Ve “olayların momentumu Esad lehine dönerken, uluslararası camia muhalifler arasındaki terör eğilimli gruplardan rahatsızlık duyuyor. Ve Esad’a karşı mağlup olmaları durumunda batı çıkarlarının aleyhine olacağını düşünüyor. Kim vurduya gitme nasıl önlenecek?” diye sordu.

ADNAN OKTAR: “Nasıl önlenecek?” Gece gündüz anlatıyoruz işte, İttihad-ı İslam’dan bahsediyoruz Mehdiyet’ten bahsediyoruz. Anlamazdan gelirseler, olmaz. Anlayacaklar anlaşılmayacak bir şey yok.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: “Suriye’de komşu olarak El Kaide ve İslamcı güçler veya Suriye PKK’sı PHD’nin ağır bastığı Kürt yönetimi arasında tercih yapmaya zorlanacağız” demiş Cengiz Çandar.

ADNAN OKTAR: Yok yok, zorlanacak hiçbir şey yok. En sonunda Mehdiyet, bütün İslam alemini saracaktır. Bu yüzyıllardan beri gelişen bir kader. Ve en son noktaya geldik. Kader şu an patlama noktasında, feveran noktasında. Her yerden feveran ediyor ve bütün İslam ülkelerinde feveran edecek. Mehdiyet’le sonuçlanıp, güzel bir son. İnşaAllah, Allah’tan bize bir nimet olarak oluşmuş olacak.

Didem Hocam gidelim, yarın geri gelelim, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü