Harun Yahya

Sayın Adnan Oktar'ın A9 TV'deki canlı sohbeti (2 Eylül 2013; 23:30)

(MP4) Video

(MP3) Audio


EBRU ALTAN: Yakışıklı aşkım bir tanemin güzel sohbetine başlıyoruz, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: NATO Genel Sekreteri Rasmussen, Suriye’deki kimyasal saldırıdan Suriye’nin sorumlu olduğunu söyledi. Ve: “Eğer Türkiye’ye saldırı olursa ittifak üyeleri buna nasıl cevap verileceğine karar verecektir. Türkiye’yi savunmaya hazırız” dedi.

ADNAN OKTAR: Türkiye önce bir saldırıya uğrayacak, diyecekler ki; “ne yaptınız böyle? Vay sizi” gibi. “O zaman biz de size cevap verelim.” Bu mantık mı yani şimdi? Adamı öldürecek, sonra da diyeceksin ki; “niye öldürdün? Ben de seni hapse atacağım.” Öldürmeden önce durduracaksın. Ne yapacak NATO; yüzde yüz saldıracak olarak kabul edip bekleyecek. Roketi havada vuracak farz edelim. Veyahut ona benzer tedbirler alacak. “Hele bir saldırsın görelim toplanır karar veririz.” Bu çok anormal bir ifade. Ne zaman toplanacaksınız? Bir dahaki perşembeye toplanacağız” diyor. O arada devam ediyor ama saldırı. Öyle yapıyorlar. İşin doğrusu, biraz ayıp olacak ama hazrete; umurunda bile olmaz Türkiye’ye saldırılması. Baya sallarlar, öyle bir konu da olmaz. Mesela 15-20 gün sonra karar alırlar benim tahminim. O da karşı tarafa ağır zayiat verecek şekilde. Onlar da Müslüman çünkü. Türkiye’yi de vurduracaklar, orayı da vurduracaklar bu akıl değil.

DİDEM ÜRER: Hocam, bir de bugün Sayın Yaşar Yakış şunu söyledi: “Maddede kendilerine göre bir cevap verirler diye geçiyor. Onun için şiddetle kınayacaklardır bir kısmı muhtemelen” dedi. “Türkiye’ye saldırıldığında herhangi bir şey de yapmazlar” dedi.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Çok ayıp ettiniz” diyecekler. Veyahut aylar sonra yine “tamam o zaman karşılık verelim” diyecekler. O zaman da Müslüman mahallerini yerle bir ederler. Her iki taraf da zarara uğramış olur, o akıl değil.

CHP ne diyor? “Barış anlaşması mı olsun diyor?

DİDEM ÜRER: Cenevre görüşmelerini söylüyorlar galiba.

ADNAN OKTAR: Ne diyorlar? Ateşkes anlaşması yapılsın diyor. “Önce ateşkes olsun” diyor. Tamam, Suriye ateş keser. Karşı taraf da ateş keser. Karşı taraf düşünür: “ben şimdi aylardan beri adam öldürüyorum, asıp-kesiyorum, benim amacım ne?” der. “Benim amacım Suriye’ye hakim olmak, kendi inancıma uygun bir sistem oluşturmak. Bu oldu mu olmadı. Niye ateşi kestim ki?” der. Suriye ne diyecektir? “Benim amacım devletin içerisinde, memleket sınırları içerisinde bu adamları yaşatmamak. Bunlar duruyor” diyecek. Ta Şam’ın ortasına kadar girmişler. O zaman o devlet olmamış oluyor zaten kendi kafasına göre. Mutlaka onları kazıması gerekiyor. Kazımadığında meşruiyetini kaybetmiş olur. Kendi inancına göre öyle. O zaman? Dinlenelim anlamındaysa dinlenmeyi iki taraf da zaaf olarak kabul eder. “Dinlenmeye bizim ihtiyacımız yok” diyor onlar. “Bir an önce bu iş bitsin, neticelensin” derler. Dolayısıyla boş mu boş bir teklif. Tam anlamıyla boş bir teklif. Hiçbir anlamı, hiç bir mantığı yok.

Şimdi biraz mehter konseri dinleyelim, sonra devam edelim, inşaAllah.

VTR-Mehter Marşı

EBRU ALTAN: Aşkım bir tanemin güzel sohbetine devam ediyoruz inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bizim milletimizin insanları dünya tatlısıdır, her biri birbirinden güzeldir. Ama Büyük Birlik Partili kardeşlerimizi çok seviyoruz. Bütün Türkiye onları çok seviyor. Dün yine Bursa’dan misafirlerim geldi, can kardeşlerim. Büyük Birlik Partisi Bursa İl Başkanı Sayın Ömer Ünsal. Ve oğlu Alperen Ünsal. Bursa Yıldırım İlçe Başkanı Fevzi Arda. Resimlerini görelim. MaşaAllah, benim aslanlarıma. Tuncay da, aslan. Sol taraftaki Tuncay. Yine sol taraftaki Bursa Yıldırım İlçe Başkanı Fevzi Arda. Diğer taraftaki kardeşlerimiz de Bursa İl Başkanı Sayın Ömer Ünsal. Çok efendi, çok nurlu, veli tıynetli bir kardeşimiz. Oğlu Alperen Ünsal da öyle çok efendi. Fevzi Hocamız da maşaAllah çok yaman, çok efendi. Yine BBP Urfa İl Başkanı Sayın Sabri Çavcı. Güzel bir mesaj göndermiş, çok yiğit ağabeyimiz maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, bereket getirsin. Yiğit kardeşlerimize Allah feyiz versin, nur versin, her taraflarını nurla kaplasın Cenab-ı Allah.

Ne diyor can kardeşim Sabri Çavcı ağabeyimiz?

BEYZA BAYRAKTAR: “İslam dünyası özellikle son yüzyılda türlü zulümlerle karşı karşıya kalmıştır ve sarılması zor olan yaralar almaktadır. Ümmetin kurtuluşunun yegane çaresi yeniden Osmanlı ruhuna sahip olmaktır. Yüzyıllarca İslam dünyasına huzur vesilesi olan Osmanlı ruhu sadece siyasi değil sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta dünyaya büyük reçeteler sunmuştur. İslam dünyasının yeniden dirilişi Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in mirasına sahip çıkarak, Osmanlı’nın dünyaya verdiği nizamın bugün de sağlanmasıdır. Bu da anacak ve ancak Türkiye’nin önderliğinde oluşturulacak Türk-İslam Birliği ile mümkün olacaktır. Türk-İslam Birliği’nin oluşmasında katkı sağlayacak tüm projelere destek olmak bütün Müslümanların aslî vazifelerindendir. Bu vesileyle, Türk-İslam Birliği’ni savunucusu olan hareketinizde muvaffakiyetler diliyorum.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Urfa İl Başkanı Sabri Çavcı kardeşimize de selam ediyoruz, Allah muvaffak etsin, sağlık sıhhat versin, ömrüne bereket versin. MaşaAllah, elhamdülillah. Evet.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, Mısır Danıştay Uzmanlar Kurulu, İhvan’ın lağıv edilmesini ve genel merkezinin kapatılmasını tavsiye etti.

ADNAN OKTAR: Yaparlar zaten, tutuklamalar olur, adamları asacaklar. Yani legal faaliyet yapamazsınıza getiriyorlar. Onlar da diyecek ki: “Madem legal yapamıyoruz o zaman illegal yapalım” diyecekler. Ondan sonra al bir Suriye daha sana. Kan gövdeyi götürecek. O ona, o ona, o ona. Çünkü sevgisizlik hakim.

BEYZA BAYRAKTAR: “Suriye’ye askeri müdahaleyi onaylayamıyoruz” diyen Rusya Parlamentosu Üst Kanadı Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko; “ABD Kongre Üyeleriyle bir diyalog kurmayı başarabileceğimizi düşünüyorum. Umuyoruz ki, ABD Kongresi taraflar arasında güç kullanmadan bir denge oluşturmayı başarır” dedi.

ADNAN OKTAR: Olacak iş mi yani? Adam ne diyor? Demin de söyledim, Esad; “benim ülkemi, devletimi işgal ettiler” diyor. “Benim bunları öldürmem caiz” diyor. Karşı taraf da ne diyor? “Bu Allah’sız Kitap’sız” diyor, “Allah’sız bir rejim var, Müslümanları esir ettiler ve mahvettiler, yüz binlerce Müslüman’ı şehit ettiler, katli vacip. Çünkü fitneci, gasıp deccal” diyorlar. Deccallığı doğru, gasıplığı da doğru. Ama öldürerek, asarak, keserek değil; ilimle irfanla, severek ve muhabbetle, ikna ile olması lazım. Bu yöntem yanlış, her iki tarafın yöntemi de yanlış. Dolayısıyla barış diye bir konu; güldürür iki taraf da sadece. Adam yüz binlerce adamı boşa öldürmüş oluyor, kendi kafasına göre. Onlar da yüz binlerce insanı boşa öldürmüş oluyor, o kafaya göre. Her ikisi de kendinden çok emin, kıyasıya savaşın gerekliliğine inanıyorlar. Dolayısıyla böyle bir şey olmaz. Bu güzel hanım güzel şeyler söylüyor ama böyle olmaz. Mehdiyet’le, akılla, irfanla ve Müslümanların kendi aralarında birleşip başlarına bir baş seçmesiyle olur. “Müslümanlar birleşsin” diyor. Birleşsin tamam. Nasıl birleşecek? “Birleşsin dedik ya” diyor. Birleşmesi için bir baş seçmen lazım ve o başın emrine girmen lazım. Onun etrafında toparlanman lazım. Kabul ediyor musun? “Etmiyorum” diyor. Birleşmeyi kabul etmiyorsun. “Yok ben birleşmeyi istiyorum” diyor. Peki birleşmenin başı olmaz mı? “Yok başsız birleşelim” diyor, “hepimiz ayrı ayır olalım” diyor, “ayrı ayır birleşelim” diyor. Deli misin, gagla mı geçiyorsun sen? Ayrı ayrı nasıl birleşeceksin sen? Zaten ayrılmışsın, birleşeceksen bir baş seçeceksin ondan sonra toplanacaksın başka türlü olmaz. “Yok olmaz” diyor. “Ayrı ayrı birleşme metodu geliştirdik biz” diyor. Yüz yıldan beri uyguladıkları bu. Evet.

BEYZA BAYRAKTAR: Suriye’deki savaşa rağmen Esma Esad’ın umursamazlığı ve lüks merakı eleştiriliyor. Son olarak Beşar Esad’ın eski danışmanı Eymen Abdülnur, konuya dair açıklamalar yaptı. Olumsuz konuşmuş.

ADNAN OKTAR: Oturup kızla uğraşmaları çok münasebetsiz. Sanki her konu halloldu da o mu kaldı. O bir devlet başkanının eşi, maddi durumu da yerinde. Nasıl yaşaması lazım? Çadırda mı yaşasın ne yapacak yani? Zaten savaş ortamı. Şu ana kadar fark edememişler de şimdi mi fark ediyorlar? Bütün dünyada devletlerin liderleri, hükümet başkanlarının hanımları falan daha kaliteli bir hayat yaşıyorlar, daha seçkin bir hayat yaşıyorlar. Halk ister zaten onların öyle olmasını. Esma Esad’ın kadıncağızın bir suçu yok, garibin teki o. Bir de zengin bir aileye mensup Esma Esad. Oturup devletin parasını yiyor değil. O kızcağızı oradan kurtarmak lazım çocuklarıyla beraber.

BEYZA BAYRAKTAR: Hocam, bu haberde ayrıca Beşar Esad’ın 1992’de yanında 18 ay staj yaptığı göz doktorunun sözlerine yer verilmiş; “Kesinlikle kibirli biri değildi, kibardı ama güçlü biri de değildi. Şimdi de güçlü bir lider olduğunu düşünmüyorum. O zaman Beşar’a bakıp, ‘bu çocuk doktor olarak kalasa daha iyi olacak’ diye düşündüğümü hatırlıyorum.”

ADNAN OKTAR: İşte söylüyorum; o bu işleri yapacak tip değil. Baya tir tir titriyordur, acayip korkuyordur. Belanın içine düşürdüler onu. Yurt dışından getirdiler, liderlik falan yapacak bir durumu yok onun. Onun bir şekilde kaçırılıp bir yere götürülmesi lazım. Onu da beladan kurtarmak gerekiyor. Suriye’de derin devlet asıl bela. Muazzam bir derin devlet yapılanması var, Mısır’da da var, Suriye’de de var. Türkiye’de de vardı, Türkiye’deki hoşaf vaziyete geldi. Türkiye’deki elhamdülillah yamuldu. Ama oradakiler azgınlıkların devam ediyorlar. Fas, Tunus, Cezayir, her yerde var derin devletler. Ama Mısır’da çok azgındır derin devlet. Suriye’de çok azgındır. Ürdün’de falan krallık olduğu için nispeten daha hafif bir derin devlet yapılanması var. Ama Mısır’daki azgınlığı görüyorsunuz zaten.  

BEYZA BAYRAKTAR: Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya hakkında “alenen yargıya baskı yapmak ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak, vatana ihanet, kaos ve hükümet üyelerini Ergenekon silahlı terör örgütüne hedef göstermek” suçlarından suç duyurusunda bulunuldu.

ADNAN OKTAR: Eğer hukuken geçerliyse, tamam. Suç duyurusunda bulunmakla iş bitmez. O suçun delilleri eğer doyurucuysa, zaten kanun gereğini yapar. Ama suç duyurusu boşsa altı, ondan bir şey çıkmaz. Evet.

BEYZA BAYRAKTAR: Erdoğan’ın Mısır değerlendirmelerine tepki gösteren Mısır geçici Cumhurbaşkanı Adli Mansur’un sözcüsü İhab Bedevi, “Mısır’ın Türkiye hükümetine olan sabrı tükenmek üzere” dedi.

ADNAN OKTAR: Sabrı taşınca ne yapacağını bir söylesin. Bunlar da böyle tabii kızdırmak değil de, bunlarla konuşup, yatıştırıp iki tarafın arasını bulup, Mısır’a sevecen bir sistemin getirilmesi gerekiyor. Yine Mehdiyet’e geliyor sonu. Yani Mehdilik olmadan, mümkün değil. Nereye dönsek, kapı orada kapanıyor. Tek çıkar yol olduğu görülüyor.

Evet, Hocam buyurun.

BEYZA BAYRAKTAR: Cumhurbaşkanı Gül, Obama’nın Suriye’ye askeri müdahale kararını kongreye bırakmasına ilişkin açıklamasında; “Her ülkenim kendi kararını alırken kendi bağımsız, kendi değerlendirmesi vardır. Bir komşu ülke olarak bizim hissiyatımız tabii ki farklı olur. Onlar uzaktalar, onların farklı olur. Her zaman dört dörtlük çakışmayabilir politikalar” sözlerini kullandı.

ADNAN OKTAR: Amerika tabii ki akılcı davranıyorsa, o güzel. Oturup aceleci davranıp, dengesiz bir şey yapmasındansa, düşünüp taşınıp akılcı bir şey yapması daha doğru olur. Ama bunlarla netice alamaz. Yani hepsi açmaz sistemler. Bombalasa da açmaz, bombalamasa da açmaz sistem. Bombalamaması da felakettir, bombalaması da felakettir. Barış da hiçbir şekilde mümkün değil. Yani hiçbir şekilde mümkün değil. Çünkü iki tarafında bunu kabul etmesi için deli olmaları gerekiyor onların kendi mantığına göre. Esad’a diyeceksin ki, “Ne var, adamlar Şam’ı işgal etmiş. Bütün ülkeyi işgal etmişler. Bombalıyorlar, asıyorlar, kesiyorlar. Sen ne karışıyorsun?” desen, adam der ki; “Sen deli misin ya?” der. Öbür tarafa da desen ki; “Esad deccal tamam, azılı katil, derin devleti var. Müslümanları her yerde asıyor, kesiyor, boğuyor. Adalet yok, hukuk yok, rezalet paçadan akıyor. Demokrasiyi kabul etmiyor adam. Şiddet yanlısı. Yüz binlerce Müslümanları şehit etti ve yüz binlercesini de şehit etmek için sırada. Siz sakın karışmayın” dersen, adam der ki; “sen deli misin ya?” der. “Benim elimde silah var, bomba var, imkan var. Ben bunun iflahını keseceğim” der. O zaman tepeden bir çözüm gerekiyor. Çok çok yukarıdan bir çözüm. Cenab-ı Allah’ın Mehdi’sine teslim olmak. Bunun dışında yol yok.

Şeyhimiz Sultanımızın tansiyonu iyiymiş, sağlığı iyiymiş. MaşaAllah, elhamdülillah. Dünya tatlısı Şeyhimize Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin. Ömrünü uzun etsin. O süper şeker. Bayağı tatlı maşaAllah. Ekip de çok sevimli, çocuklar falan. Hep renkli gözlü çocukları, ev bıcır bıcır. Tam Osmanlı evi maşaAllah, elhamdülillah.

Biraz Hz. Mehdi (a.s)’ın fizik görünümü, Peygamberimiz (s.a.v)’in tarif ettiği görünümü buna bakalım.

Mesela Evrenesoğlu ekibi rüyayla. Peygamber (s.a.v)’in hadislerine baksana. Adam nerede buna uyuyor? Hangi haliyle uyuyor? Ateizme karşı, Darwinizme karşı mücadelesi var mı? Yok. “Mehdi (a.s) İstanbul’da çıkacak” diyor. Adam yaka paça kaçtı. Nasıl bir Şeyh ki böyle korkak bir şey oluyor? Kaçıyor. Mehdi (a.s), Müslümanları kurtaracak adam, o diyorsun, “Korkak, kaçıyor” diyorsun sen. Canını zor kurtarıyor. Kaçıyor yani. Eşkali, görünümü var. Alametleri var. Sen bunların hiç birine önem vermiyorsan, o zaman nasıl Mehdilik iddiasıyla ortaya çıkıyorsun? Bir de Mehdilik iddia mıdır? İspat mıdır? Mehdilikte iddia olmaz. Adam “Mehdiyim” diyorsa ve alenen söylüyor “Mehdiyim” diye. Taraftarları da alenen söylüyor. Küfre gitmiş olurlar o zaman. O adamcağız da onu söylediğinde küfre gitmiş olur alenen. “Ben vahiy aldım. Allah bana söyledi Mehdi (a.s) olduğumu” diyor. Bu küfür olur. Yeni bir din olur. Vahiy alıyorsun sen güya iddiana göre. Peygamberlik bitti. Peygamberimiz (s.a.v) artık hateme nebi, hateme resul. Hz. İsa Mesih (a.s) gelecek ama yeni bir risalet yok. Yani yeni bir kitap getirmiyor. Kuran’a uyacak. Peki sen nasıl bir iddiada bulunuyorsun böyle? Onun için, bilgilenmeleri için Mehdi (a.s)’ın zahir alametlerini gösterelim. Sonra devam ederiz, inşaAllah.

VTR-Hz. Mehdi (a.s)’ın Fiziksel Özellikleri

AYLİN KOCAMAN: Dünya güzeli Melita’yla, aşkımın yayınına devam ediyoruz.

ADNAN OKTAR: “Hocam Atatürk’ün vasiyetinin Kasım ayında açıklanacağı söyleniyor. Bu konuda düşüncenizi merak ediyoruz.” Atilla Polat. Ben zannetmiyorum açıklayacaklarını. Öyle bir şey olsa hükümet açıklama yapardı veya bir şey olurdu. Yani o biraz zor herhalde.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Suriye’nin Haseki kentine bağlı Rasulayn ilçesinde havanın kararmasıyla El Nusra cephesi ile PYD güçleri arasında çatışma çıktı yine. Top patlama ve silah sesleri Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde tedirginliğe neden olurken, vatandaşlar sınır hattından uzaklaştırıldı.

ADNAN OKTAR: Her gün bir çatışma ama bize de yansıyan bizim gördüklerimiz oluyor. Halbuki Suriye’nin tamamında, her yerde katliam var, her yerde.  Mısır’da da şuan derin devlet hakimiyeti var. Akşam olduğunda tak tak kapı çalıyor. Nedir? Mısır polisi. Nereye? Gidiyoruz. Gidiş o gidiş, şimdi sistem bu. Yani bir vahşet ve dehşet sistemi, acımasızlık sitemi, bir korkunçluk İslam ülkelerini sardı. Allah hidayet versin. Allah Kuran’la, akılla, şefkatle, merhametle, sevgiyle, itidalle, makullükle, bütün insanları severek netice almayı nasip etsin.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, Bingöl’de içine mutfak tüpleriyle güçlendirilmiş, tahrip gücü yüksek yüz elli kilogramlık bomba bulunan araç ele geçirildi.

ADNAN OKTAR: Yapacaklarını zannetmiyorum, PKK öyle bir münasebetsizlik yapmaz. Provokatörler ayarlamıştır. Çünkü PKK yapmayacağım dediğinde, yapmaz. Adamların ne zoru yani, “vazgeçtik” diyor adamlar, “vazgeçtik” deyince tamam, biz inanıyoruz. O provokasyon hazırlığıdır. Derin devletin işidir. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün işidir. PKK bir şey yapacağı vakit, geniş çaplı her yerde yapıyor yani. Adamlar açık açık da söylüyorlar. Gizli kapaklı, yandan çarklı bir şey yapmazlar.

Evet, dinliyorum.

DİDEM ÜRER: 9-23 Ağustos tarihleri arasında İstanbul-Zincirlikuyu-Söğütlüçeşme hattındaki tüm metrobüs duraklarında A9 TV ilanları yayınlandı, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Baya güzel olmuş, elhamdülillah.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam, 29 Ağustos Perşembe akşamı Bursa’daki kardeşlerimiz ev sohbeti yapmışlar. “Sohbetimizde Kuran’ı Kerim ve Hocamızın kitaplarını okuduk” diyorlar. Size sevgilerini iletiyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne güzel sohbet, ne güzel anneymiş o. Yaklaştır bakayım. Ah canım benim, ah canım benim. Evin bereketi, maşaAllah. Aferin arslanlarıma, çok güzel olmuş. Allah evlerini, bedenlerini, mekanlarını nurlandırsın, inşaAllah. Bu A9 ilanları, arabayla gidiyordum yolda bir de baktım her yerde var. Şimdi kardeşlerimizin hazırladıkları da öyle, çok muhteşem olmuş. Baya güzel, çok kilit yerler. Allah böyle güzel günler göstermesi de büyük bir nimet. Tabii çok çok güzel, maşaAllah. Allah şevklerini arttırsın. Gayretlerini arttırsın. Nurlarına nur katsın Cenab-ı Allah.

DİDEM ÜRER: Dün kardeşlerimiz Sapanca Göl Park’ta, Çözüm İslam Birliği broşürü dağıtımı yapmışlar.

ADNAN OKTAR: Bak benim canlarıma maşaAllah, bak benim arslanlarıma. Allah onlardan hastalığı alsın, derdi alsın. Genellikle canlarım çok sağlıklılar, maşaAllah. Bir harika olarak öyle oluyor, maşaAllah. Allah onlara iç huzur versin. Ve Allah sevgisinin derinliğini onlara en güzel şekilde hissettirsin.

DİDEM ÜRER: Dün kardeşlerimiz çok sayıda yabancı turistin bulunduğu Taksim ve Galata Kulesi çevresindeki otellere, sizin İngilizce kitaplarınızdan hediye etmişler.

ADNAN OKTAR: Aferin çok isabetli, çok akılcı bir faaliyet, çok hoş olmuş maşaAllah. İyi güzel, maşaAllah. Çok şeker turistler de. Çok iyi olmuş.

DİDEM ÜRER: Göknur, Damla ve Enes kardeşlerimiz, Almanya’da dün ve bugün toplamda bin iki yüz adet Darwinizmin geçersizliğini anlatan broşür dağıtmışlar. “Sizi çok seviyoruz, bizden hayır dualarınızı eksik etmeyin” diyorlar.

ADNAN OKTAR: Ne kadar güzelmiş, ne kadar güzelmiş. Kardeşi de çok yakışıklı. Benim canım da çok güzel. Hepsi birbirinden güzeller maşaAllah. Aferin, Allah her yerlerini nur kılsın, maşaAllah çok sevimliler. Bu çocuklar ne kadar yetenekliymiş.

Recep Elçi; “Bu denli enerji dolmanızı merak içindeyiz. Çok güzel bir cilde sahipsiniz Hocam “diyor. “Düzgün bir cilde sahipsiniz” diyor. MaşaAllah Tevrat’ta diyor, küfür ehlini eşek derisi gibi giydireceğiz diyor. Aynen eşek gibi. “Müminlerin cildi, çocuk derisi gibi olur” diyor. Tevrat’ta öyle geçiyor. Hayret maşaAllah.

“Hocam acizane fikirlerime göre” diyor, Ahmet Gürkan “İttihad-ı İslam’ı kurmak olan bu harekete en kuvvetli manevi lider olarak sizi görüyoruz, inşaAllah ” diyor. Bende seni görüyorum Ahmet isminde uygun, sende uygunsun inşaAllah sen olursun. Ama Allah razı olsun, teşekkür ediyorum.

“Dikkat” diyor, Ahmet Ateş “40 bin öğretmen arasında sadece 192 atamayla açıkta kalan binlerce müzik öğretmeni için, 1500 müzik ataması destek olun” diyor. Bu kadar müzik öğretmeni var mıymış? MaşaAllah. Her şey düzelecek biraz sabırlı olun, inşaAllah.

Bilge Çerçi; “Peygamber Efendimiz (s.a.v) var ya, başka lidere ne gerek var.” Tamam da Peygamber Efendimiz (s.a.v) vefat etti. Yani Peygamber Efendimiz (s.a.v) vefat edince, Hz. Ebubekir (r.a) başka lidere gerek yok, Peygamber (s.a.v) var demedi. Geldi, Müslümanların halifesi oldu. Sonra Hz. Ebubekir (r.a) efendimiz vefat etti, Hz. Ömer (r.a) ne dedi? Peygamberimiz (s.a.v) var ya, başka lidere gerek yok dedi mi? Demedi. Geldi, Müslümanların imamı oldu. Osman, Ali devam etti. Onun için bu sözün doğru değil. Allah Müslümanların imamı olsun diyor ayette açık açık söylüyor. “Ya Rabbi bize katından bize sultan gönder” diyor müminler, ayet.

“Bir mucize gibisiniz canım Hocam, bir tanesin bir tane “ diyor, bir hanım kardeşimiz, maşaAllah.

Didem Sultan Hocam buyurunuz.

DİDEM ÜRER: Hocam Nermin kardeşimiz kızının resmini göndermiş. Oda sizin talebenizmiş oda sizi çok seviyormuş.

ADNAN OKTAR: Kardeşim hususi mi yapıyorlar, özel mi yapıyorlar? Ben bunu yerim kıtır kıtır. Kollara bak. MaşaAllah elbisenin şekerliğine bak. Bir karış kumaştan çıkmış. Allah ömrünü uzun etsin, güzellik versin, sağlık, sıhhat versin. Çok tatlı, çok şeker bir şey.

DİDEM ÜRER: Bugün kardeşlerimiz Tarsus’ta 10 bin adet kitabınızı dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Tarsus, 10 bin adet ağır bombardıman. Tarsus, Tarsus olalı tarihinde böyle olay görmemiştir. MaşaAllah, Tarsus’un koç yiğitleri.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hocam bu Tarsus’tan ufaklık.

ADNAN OKTAR: Ah canım benim nasıl güzel bu maşaAllah. Çok çok çok güzel, maşaAllah Allah ömrünü uzun etsin, sağlık sıhhat versin, abisi ona ne güzel kitap vermiş. Ne güzel kitap hediye etmiş canımın içi.

Didem Hocam dinliyorum.

DİDEM ÜRER: Hilal kardeşimizin annesi Karadeniz’e tatile gittiğinde Rize, Fındıklı ilçesi Kaymakamına, Fındıklı Devlet Hastanesi Başhekimi’ne, PTT müdürüne ve esnaflara sizin kitaplarınızdan hediye etmiş. Türk İslam Birliği broşürü dağıtmış. Çalışmaları çok güzel karşılamışlar. Bu ufaklıklarda kardeşleriymiş, Hilal kardeşimizin.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bu resimler olağanüstü olaylar. Seninkinin gayretine bak, tipin güzelliğine bak, şevke bak sen şunların. Ama hepsi sanat resmi çok şahane. MaşaAllah, bak annemiz çarşaflı o öyle uygun görmüş olur. Ben inancıma göre diyor burada kendimi böyle güvende hissediyorum. Kuran hükmüne göre ben böyle düşünüyorum diyor, olur. Ama bir başkası der ki, ben burada kendimi güvende görüyorum, kimse bana saldırmıyor, zararda vermiyor, yani onurlu yaşıyorum ve dolaysıyla da çarşafa gerek duymuyorum der, tamam o da olur. Aferin kardeşlerimize maşaAllah elhamdülillah. Canlarımın Allah ömrünü uzun etsin inşaAllah.

DİDEM ÜRER: Adapazarı’ndaki kardeşlerimiz dün akşam iş çıkışında bir araya gelip çok sayıda Çözüm İslam Birliği broşürü dağıtmışlar.

ADNAN OKTAR: Ah beni canım. Ne güzel insanlar hayret verici güzelliğe bak sen. Çiçek gibi maşaAllah. Nasıl tatlıymış bu, nasıl güzelmiş. Hayret bu kadar güzel olmaları. MaşaAllah çok çok güzel. Boyunu posunu seviyim ben onun. MaşaAllah, aferin benim canlarıma. Allah hepsine güzellik sağlık versin. Çiçek gibiler ne kadar güzeller, maşaAllah.

DİDEM ÜRER: Hocam, Musul’daki Türk başkonsolosluğu konvoyuna bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmazken araçlarda maddi hasar meydana geldi.

ADNAN OKTAR: Allah sağlık sıhhat versin, Allah onları korusun.

DİDEM ÜRER: “Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz; “Türkiye’ye Suriye mültecileri kabul etmek zorunda gösterdiği misafirperverlikten dolayı saygı duyduğunu, Türkiye’nin bölgede önemli güç olduğunu ve askeri müdahile konusunda muhatap ülkelerle görüşmede Türkiye’nin anahtar rol oynadığını” belirtmiştir.

ADNAN OKTAR: Yok, o anlamda öyle bir şey olmaz. Yani o anlamda hiçbiri dinlemez Türkiye’yi. Yani hepsi başının derdinde dinleyecek konumları yok. Öyle güçleri yok. Çünkü sevgi birliği yok. Menfaat birliği olursa gitmez. Adam Türkiye’den bir menfaat bekliyor. Menfaat olursa, teşekkür ederiz diyor. Ertesi gün unutuyor. Vefa, sadakat, şefkat, sevgi ancak Mehdiyet devrinde. Yani şuan insanların bu derinliği geniş çaplı anlayacak konumu yok. Yer yer var, az az var. Yaygın olarak dünyaya hakim olarak yok. Çünkü deccal hakim dünyaya. Suriye başının derdinde, Mısır başının derdinde, insanlar hep başının derdinde. Ürdün başının derdinde Mehdiyet bu belayı, bu sıkıntıyı, bu muhabbetsizliği, sevgisizliği ortadan kaldıracaktır. Ama Cenabı Allah önce bir acının, sevgisizliğin, gaddarlığın ne demek olduğunu insanlara gösteriyor-ki, aradaki farkı görsünler. Mehdiyet’in kıymetini, değerini bilsinler diye. Mehdiyet’e karşı lakayt olanlar, şu an Mehdiyet’in üslubunun içine girdiler. Dikkat ediyor musunuz? Hep Mehdiyet ağzı. Mehdiyet dili kullanmaya başladılar. Mehdiyet’e karşı olanda birebir Mehdiyet’in aynısını uygulamaya başladı. Mehdiye karşıyım diyor, ama kılık, kıyafet, üslup, dil, yöntem tıpa tıp aynı. Tıpa tıp aynı olunca sen istediğin kadar karşıyım de. Konu bitmiş oluyor yani. Sen, Hz. Mehdi (a.s)’ın ruh alanına, nüfuz alanına girmiş oluyorsun. Mehdiyet seni kaplamış oluyor artık ve Hz. Mehdi (a.s)’ın talebesi olmuş oluyorsun, istesen de istemesen de, inşaAllah.

DİDEM ÜRER: İran devrim muhafızları komutanı Ali Caferi; “Suriye’ye olası bir saldırıda Amerika’nın yanında yer alacak ülkelerin ulusal güvenlik bakımından buhranla karşılaşacaklarını” iddia etti.

ADNAN OKTAR: Allah Allah, herhalde bayağı bir kabadayılık yapacak anladığım kadarıyla. Yalnız ben söyleyeyim, bir aksilik yaparlarsa İran’ı yerle bir ederler. İran kendine çok güveniyor ama zannettiği gibi olmaz. Hiçbir uçağı kalkamaz, hiçbir roketi kalkamaz. Bütün santrallerini falan hepsini vururlar, yerle bir ederler. Ve halk ayaklanır onun arkasından, rejimi devirirler çok büyük felaket olur. İran, kabadayılık yapacak bir durumda değil, aklını başına alması lazım. Zor dengede duruyor İran. İran’ın yapacağı; şu hayalet Mehdi anlayışını kaldırıp, müşrikçe olan Mehdi anlayışını kaldırıp, Kuran-i Mehdi anlayışını, doğru Mehdi anlayışını kabul edip, İslam ülkelerine kardeş olmasıdır. Enaniyeti, taassubu da bırakması gerekiyor İran’ın. Bu gurur politikasını, bu bilmişlik kafatasını inanmadığı halde inanıyorum mantığını kaldırması lazım. Çünkü haşa Allah gibi göstertiyorlar Hz. Mehdi (a.s)’ı. Hangi Müslüman bunu kabul eder? Hiçbir Müslüman kabul etmez. Allah’ın vasıflarını Hz. Mehdi (a.s)’a veriyorlar. Kuran’a göre bu haramdır. Ve inanmadıkları bir Mehdiyet anlayışı içerisindeler. Bunu zorla insanlara enjekte ettiklerini zannediyorlar. Bütün insanlar bunlarla alay ediyorlar. İran’da bir tane bunların tarzında inanan kimse yoktur. Herkes herkesin yalan söylediğini biliyor, fakat hiç utanmadan, bir kısmı için söylüyorum, bunu birbirinin yüzüne diri diri bakarak, bu yalanı söylemeye devam ediyorlar. “Bir Mehdi varmış, her yerdeymiş. Hem zahiri biliyormuş, hem batını biliyormuş. Her yerde görüntü halinde geliyormuş. Her yerde cisim halinde gelebiliyormuş. İnsanlara yiyecek veriyor, insanların kalbinden geçeni biliyor. Girmediği hiçbir ev yok, girmediği hiçbir bina yok.” Haşa Allah’tan bahsediyorlar. Yani çok anormal üslup bu, deccaliyetin pençesine düşmüşler haberleri yok. Halbuki Hz. Mehdi (a.s) insan Allah’ın herhangi bir kuludur. Allah onun vesilesiyle insanları ıslah ediyor. Hz. Mehdi (a.s)’da yer, içer, uyur. Allah’ın zavallı bir kulu. Sen orada Allah gibi gösteriyorsun. Niye? Hristiyanlığa rekabet etmek için. Bu çocukça, çok akılsızca bir hareket olmuş olur.

Evet, Didem Hocam.

DİDEM ÜRER: Başbakan Erdoğan’ın Siyasi Başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Suriye’ye yapılacak olan operasyonun ardından Türkiye’nin hedef olabileceği endişeleriyle ilgili sorunları yanıtladı.  

ADNAN OKTAR: Nasıl yanıtlıyor? “Türkiye’ye saldırmak Esad için İntihar olur.” Onlarda diyor ki “Türkiye’nin saldırması, Türkiye için intihar olur” diyor. “Onların saldırması intihar” olur. Herkes intihardan bahsediyor. İşin doğrusu, herkes herkese saldıracak gibi görünüyor. Belli olmaz bu Mehdiyet’le çözülür, başka türlü çözülmez. Saldırmayla, asmayla, kesmeyle olmaz. Sevgiyle olur, dostlukla, kardeşlikle olur, muhabbetle olur, delice deccali düşüncelerle olmaz, çılgınlıkla olmaz.

Türkiye’nin kimseye saldırma niyeti yok. Ama dünyanın ateş topu olduğu gibi görülüyor. Mehdiyet’e inanmayanlar, şu an içten titremeye başladılar. Her ne kadar sezdirmemeye çalışsalar da, belanın kapıya dayandığını görüyor, bütün dünya görüyor, herkes görüyor ve Mehdiyet’in bir gerçek olduğunu çok acı bir şekilde fark ettiler. Halbuki ben zamanında anlattım, o zaman dinlemediler. Ben dedim ki bak “Allah, Cabbar ismine size kabul ettirecek” dedim. Şu an Allah’ın, Cabbar isminin tecelli etmekte olduğunu görüyoruz. Bir süre sonra Allah, Cabbar ismiyle tecelli edecek. O zaman yalvararak Mehdiyet’e tabi olacaklar, inşaAllah.

Didem Hocam ben gidiyorum, yarın görüşürüz, inşaAllah.

Masaüstü Görünümü